A.Esra YALAZAN



Bookmark and Share

Aşk Coğrafya Tanımaz


18.07.2013 - Bu Yazı 2914 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 

Görsel

Nerede okuduğumu tam hatırlayamıyorum ama hayatla edebiyatı ironik bir önermeyle ayırıyordu; “Hayatımızda sekizinci bölüm bittiği zaman sayfaya dokuzuncu bölüm yazacak kimse yoktur.” Bunu söyleyen yazarın muradı, hikâyenin ileriye doğru sürüklendiği ancak hayat gibi geriye doğru anladığımız gerçeğini hatırlatmaktı sanırım. Belki bu noktada durup önce şunu sormalıyız; romanlardaki bölümler arasındaki geçişler gerçekten hayattaki kadar keskin veya muğlak olabilir mi ya da çok katmanlı, uzun bir zamana yayılmış ‘hayat hikâyeleri’ içeren romanların  ‘gerçekliği’ okurun edebiyat algısına nasıl yansır?

Kahire’li yazar Ahdaf Souef’in yirmiden fazla dile çevrilmiş olan Aşkın Coğrafyası’nı okurken zihnim buna benzer sorularla meşguldü. Roman esas itibarıyla 1900’lü yılların başında İngiltere’den Mısır’a giden Lady Anna Winterbourne’la neredeyse yüzyıl sonra gazeteci Isabel Parkman adında bir gazetecinin ‘yollarının’ bir sandıkla kesişmesinin hikayesi. Sandıkta keşfettiği günlükler, defterler, mektuplar daha sonra çağdaşı olan ve Kahire’de yaşayan başka bir kadına götürecektir onu. Evet, kabaca böyle özetlenebilir ancak ben böyle ‘çok katmanlı’ romanların bu türden özetlerle anlatılmasını çok doğru bulmuyorum. Yazarın okuru daima bilinmez ve sürprizli bir geleceğe davet eden heyecanlı çağrısını da biraz perdeliyor sanki. Ve hikaye tam da özetin bittiği yerde başlıyor aslında.

Kitabın kapak tanıtımında, bu romanın biçim itibarıyla tanınmış Latin Amerikalı yazarlardan Marquez ve Allende’i hatırlattığı yazıyor. Kısmen doğru ancak Soueif’in daha ilk sayfadan itibaren kullandığı dil ve kurduğu atmosfer onlardan epey farklı. Bu roman, içinde bulunduğumuz yüzyıla kimi güçlü yazarlarla damgasını vuracak olan ‘neoklasik’ türün iyi örneklerinden biri olarak kalacak bana kalırsa. Kitabın hemen başına konmuş yüzyıllık aile soyağacı şeması, bize aşina olduğumuz klasik eserleri veya Marquez’in romanlarını hatırlatıyor belki ama anlatım teknikleri, üslubu ve tarihe ‘devrimci’ bakışı itibarıyla onlardan ayrılıyor.

Öncelikle şunu hatırlatmakta fayda var; roman isminin çağrıştırdığı gibi sadece aynı yüzyılın başında ve sonunda başlayan aşk hikayelerinin buluşmasından ibaret değil. Daha çok farklı dönemlerin siyasi çalkantılarının, bilinmeyen gerçeklerin, muhteşem coğrafya tasvirlerinin, puslu hayallerin, toplumlun kadim geleneği anlatan satırların, tarihi dokunun, duyguları gün ışığına çıkaran içseslerin arasında makul ve sağlam bir yerde duruyor. Bu dengeli kurguda yazarın İngiltere’de edebiyat okumasının, doktorasını dilbilim üzerine yapmasının, hali hazırda The Guardian’da güncel politika ve kültür yazıları yazmasının da katkısı vardır mutlaka diye düşünüyorum.

Beni romana çeken bu saydığım unsurlardan çok sadeliğiyle derinleşen anlatımı oldu. Hikayenin anlatıcısı Kahireli Emel, Isabel’in kendisine getirdiği mektup ve günlükleri bir romanda anlatmaya karar verdiği andan itibaren şahit olduğu gerçekliği yeniden kurgulamaya karar veriyor. Bir anlamda kendi gerçekliğini edebiyatın imkanlarıyla yeniden üreten bugünkü roman anlayışına zarif bir selam da gönderiyor.

imagesBütün hayatı önünde duran bir kadını anlatmak için yazdıklarını düzenleyen, değer verdiği nesnelere dokunan anlatıcı-yazar, onu her daim yanı başında hissediyor. Anna’nın etrafından gizlediği keder bulutlarına, küçük sevinçlerine, düşlerine, çaresizliğine, bazen kötücül düşüncelerine şahit oluyor ve bu esnada kendi benliğiyle buluşuyor. Anna’yı penceresinden dışarı bakarken görüyor. “Vakit gece, gece olduğunda ısrar ediyorum. Kalenin ışıkları ile kentin ışıkları arasında siyah, boş bir alan uzanıyor önünde. Fırçalanmış yumuşak saçları boynuna ve omuzlarına doğru iniyor”. Böyle anlatıyor anlatıcı romanın içindeki roman kahramanını. Onu ve bir asırlık hikayenin içinde dolaşan herkesi görüyor, onlarla konuşuyor, anlattıklarını kendi çağının ve hayatının diline tercüme ediyor.

Siyasi, kültürel tarihin, hakikatin farklı veçheleri arasında dolaşırken, yeni Mısır’ın devraldığı arkeolojik mirası, camileri, kiliseleri, kutsal tapınakları değişen özellikleriyle tarif ettiği, farklı inançlara sahip bir toplumun birbirlerine inançla sarılmasını, yabancılaşmasını anlattığı bölümlerde, roman sanatını sadece diliyle değil, hikayeye iyi yedirilmiş, sıkmayan bilgilerle zenginleştirdiğini de fark ettim ve doğrusu hoşuma gitti. ‘İnsanı’ bütün duygularıyla sıkmadan anlatan ve bunu toplumun panoramasını incelikle çizerek yapabilen fazla yazar kalmadı korkarım.

Üst üste yığılmış hikayelerle ve farklı roman teknikleriyle inşa edilmiş romanı anlatmak için bu alan yetmez, yazıyı çarpıcı bölümlerden biriyle bitirelim. Anna’nın hikayesini yazan Emel, kendisine sandığı getiren Isabel’e Arapça kelimeleri ve dilin yapısını anlatıyordu: “Kalb: Kalp, çarpan kalp, şeylerin merkezindeki kalp. Tamam mı?…Sonra her kökün alabileceği belirli sayıda biçim vardır, neredeyse bir şablon gibi. Bu durumda ‘kalb’ köküyle ‘kalab’ yapabilirsin; Yenileme, yıkılma, baş aşağı olma, zıttın yapma; buradan ‘maklab’..Baş aşağı; ‘Mutakallib’: Değişebilir ve ‘inkilap’; devrim..Yani her şeyin kalbinde yenilgilerin başlangıcı var; kalbe ne kadar yakınsanız yenilgiye o kadar yakınsınız. Aşağıdan başka gidecek yer yoktur: Öze ulaştığınızda mahvolursunuz”.

Edebiyat  bir anlamda aynı kökten gelen bütün kelimelerin ‘uzaktan kardeş’ olması gibi… Kökü her zaman iyi anlatılmış hikayeler ve ‘insanla’ besleniyor.

http://aesrayalazan.wordpress.com/

.

Facebook Yorumları

Emlak8
10.06.2019
'Çernobil Duası' ve kurgusal gerçekliğin öteki yüzü
4.06.2019
Marcel Proust’un 'gizli' yaşamı ve Edmund White
27.05.2019
'Karanlıktaki Umut' ve Rebecca Solnit
20.05.2019
Cezayir’de bir kitapçının-yayıncının hikayesi: 'Zenginliklerimiz'
13.05.2019
John Berger ile 'Manzaralar'a bakmak
22.4.2019
Zabel Yesayan’la ‘Yıkıntılar Arasında’ dolaşmak
15.4.2019
Devran: İnatçı bir umut ve Selahattin Demirtaş
8.4.2019
Savaş çocuklarının öyküleri: 'Son Tanıklar'
31.3.2019
'Kendiyle Dost Olmak' ve Hikayenin aslı
24.2.2019
Ret yazarlarının hikâyeleri ve Enrique Vila-Matas
11.2.2019
Yazarların takıntıları ve tuhaf alışkanlıkları
21.1.2019
Hermann Hesse'nin 'Ağaçlar'ı ve hafıza
24.12.2018
Steinbeck ve ‘Mektuplarda Bir Yaşam’
17.12.2018
Bir özgürleşme ihtimali olarak aşk ve Zabel Yesayan
26.11.2018
Yazarlarla 'Okuma Üzerine Yakın Okumalar'
12.11.2018
John Berger ve Jean Mohr’la göçmen işçilere bakmak
28.10.2018
Ishiguro'nun 'küçük ve mahrem' keşifleriyle Nobel yolculuğu
22.10.2018
Robert Musil’le ‘Aptallık Üzerine’ düşünmek
16.10.2018
'Şehirde Yürüyen Kadınlar' ve yazının flanözleri
8.10.2018
Patti Smith ‘Adanmışlık’la soruyor: Neden yazarız?
17.9.2018
George Orwell’le ‘Edebiyat Üzerine’
26.8.2018
Gorki’nin Tolstoy anıları ve hafıza
22.8.2018
Herman Hesse’nin ‘Görkemli Dünya’sı ve Yazı
6.8.2018
'Edebiyatın Kısa Tarihi’nde eğlenceli bir yolculuk
30.7.2018
'Denize Gömülenler' ve Umut
23.7.2018
‘Duygular Sözlüğü’nün efsunlu geçitlerinde dolaşmak
16.7.2018
‘Bildiğimiz Dünyanın Sonu’nda kimlikler ve sınırlar
1.7.2018
Patikalar ve Hikayeler üzerine bir keşif
24.6.2018
Skarmeta, Neruda ve Galeano’yla 'Biz Hayır diyoruz'
3.6.2018
Zweig’la Faşizm rüzgarının değiştirdiği Avrupa yolculukları
29.4.2018
Yusuf Atılgan'ın yaktığı romanları
21.6.2015
Ramazan vakit ve sükûnet
7.6.2015
‘Söz’ yasakları Sokrat’ın savunması ve medya
24.5.2015
Ortadoğu’da medeniyet yangınları
3.5.2015
Göçmenlerin bitmeyen trajik yolculuğu
19.4.2015
Sinan Çağı’nın mimarî adabı nasıl değişti?
12.4.2015
Sevdiğimiz romanları ‘sırlarıyla’ anlatan bir kılavuz ve Selim İleri
06.04.2015
Yüzleşmenin ınsanı katmanları
05.04.2015
Refik Halit Karay’ın ‘Memleket Yazıları’yla iyileşmek
23.03.2015
Bahar bayramları ve barışın dili
22.03.2015
‘Kalp Zamanı’nın mektupları: Bachmann-Celan
15.03.2015
Duyguların anatomisi, eksik hayatlar ve Ahmet Altan
08.03.2015
Kadın tabiatının özü ve dilinin tılsımlı sesi
02.03.2015
Medeniyet yangınları ve ‘Körleşme’
22.02.2015
Yürüyüşün mucizevî gücü ve Selma
15.02.2015
Suç, bağışlama ve yüzleşme
08.02.2015
Şehir ve yaşam kültürü kaybolurken
01.02.2015
Yaşlanmak mı sükunet mi?
25.01.2015
Skarmetá’nın kelimeleriyle diktatörlüğe ‘HAYIR’ !
04.01.2015
Stephen Hawking'le zamanda 'sonsuzluğa' yolculuk
28.12.2014
Roboski ve 'İstenmeyen Çocuklar'
21.12.2014
Net ve dikenli bir yazarla uzun bir söyleşi: Marguerite Duras
14.12.2014
Sempozyumda 'Mavi bir kelebek': Didem Madak
07.12.2014
Aşk, tarihi ve sırlarıyla neden hâlâ yasak bölge?
25.11.2014
Ulusal kimlikler nasıl oluşturuldu?
16.11.2014
Yazı yalnızlığı ve Hasan Ali Toptaş
02.11.2014
'Ağaç Diken Adam' ve umut
26.10.2014
Efes ve zamanın tozları
19.10.2014
Nabokov ve yazarların gizli tarihi
05.10.2014
Kelime avcıları ve defterler
28.09.2014
Yersiz yurtsuz Edward Said, Sürgünler, Mülteciler
21.09.2014
Kendini arayan insan ve 3. Mardin Bienali
07.09.2014
Platonov'un muhteşem dünyası
31.08.2014
Bir roman kahramanı olarak Colette
24.08.2014
Yazının acı iklimi
17.08.2014
İnsanı iyileştiren edebiyat
10.08.2014
Zeytin bütün ağaçların ilkidir, ilk aşk, ilk acı gibi
13.04.2014
Sahte ‘Gündüz Güzelleri’ ve Joseph Kessel
26.01.2014
Kötülüğün edebiyattaki zaferi; Doktor Faustus ve Thomas Mann
15.01.2014
Zamanın tozlarına karışan bir yönetmen: Theo Angelopoulos
23.12.2013
Bu roman Gide’in hikayesidir
14.08.2013
Dünyası kayboldu ama şiiri hala yaşıyor
03.08.2013
Aşklarını ‘Tanrılaştıran’ Bir Büyücü: Alma Mahler
18.07.2013
Aşk Coğrafya Tanımaz
02.07.2013
Savaşın Uğultusunda ‘Bölük Pörçük Yaşamlar’
15.06.2013
Karanlıkta ışıldayan bir söz kuyumcusu
08.05.2013
Ahlar Ağacı’nın Dili
25.04.2013
Tam o an, ‘Saatler’ ve ‘Mrs. Dalloway’…
09.12.2012
Bütün insanlar yalancıdır
25.11.2012
‘Yara İzleri’nin gizli hikâyeleri
18.11.2012
Bangır bangır ‘yazı’ çalıyor evde!
11.11.2012
Eskiz defterleri ve John Berger
04.11.2012
‘Ah’lar Ağacı’nın dili
28.10.2012
İskenderiye rüyası
21.10.2012
Sait Faik’le hep yeniden...
15.10.2012
Genç Pessoa’yı gördüm
15.10.2012
Savaşın kıyısında bekleyenler
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Emlak8
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları



Emlak8
Emlak8.Net