Ahmet TAŞGETİREN

Karar



Bookmark and Share

100 yıl önce 100 yıl sonra


13.11.2018 - Bu Yazı 154 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Ümmet Nasıl Ayağa Kalkar?” başlıklı bir dizi konferansım oldu.

Kim ne derse desin “Ümmet” diye bir aidiyeti var Müslümanların. İster “Tarihi, kültürel bağlar” diye görün, ister BM’de destek aradığınızda varlığını önemsediğiniz bir aidiyet olarak bakın, ister “Gönül coğrafyası” ya da “stratejik derinlik” gibi umutlu değerlendirmelere yönelin, hatta ister Batı ile ilişkileri “stratejik hedef” olarak belirleyin, “İslam dünyası” diye bir vakıa ve onun manevi zemini olarak “Ümmet” diye bir olgu var.

Bu konferanslarım, Osmanlı’nın tarih oluşuna tanıklık eden 100 yılın muhasebesi ile başlar.

Paris’te yapılan Birinci Dünya Savaşı’nın sona erişi ile ilgili 100’üncü yıl törenlerini verirken BBC’nin koyduğu alt yazı ne oldu bakın: 

“100th anniversary of dissected Ottoman Empire - Osmanlı imparatorluğunun parçalanışının 100’üncü yıl dönümü.”

Bu kadar açık, net.

Bizim dünyamıza format atıldı 100 yıl evvel.

Bu format, bizim kutlayacağımız bir format değildi. Aksine “Ne yapıldı bize, şimdi üzerinden 100 yıl geçtikten sonra ne haldeyiz, o formatı değiştirebildik mi, yer yüzünde kendi dünyamızın oyununu oynayabiliyor muyuz?” sorusunu sormamız gerekirdi.

Biz, İslam dünyasının en gelişmiş ülkesi Türkiye “Beka sorunu” gündemi ile yatıp kalkıyoruz. “Beka sorunu” nedir? Var olup olmama sorunudur. Acaba Osmanlı’nın son aydınlarının gündemi farklı mıydı? Zaman zaman “Osmanlı’nın yıkılışı devam mı ediyor?” gibi sorular da soruluyor.

Zaman zaman siyasetçilerimiz “Bölgede yeni bir Sykes-Picot mu?” diye soruyor ya... Sykes – Picot da, Birinci Dünya Savaşı öncesi İslam coğrafyasını dizayn etme projesi idi.

Zaman zaman Cumhurbaşkanı Erdoğan “Dünya 5’ten büyük” diyor ya, “İslam dünyasının neden BM Güvenlik Konseyi daimi üyeleri arasında bir temsilcisi yok?” isyanını seslendiriyor ya, o da Birinci Dünya Savaşı sonrasının İslam dünyasına ödettiği bedeli hâlâ geri çevirememiş olmamızla ilgilidir.

100 yılın muhasebesi evet.

***

Birinci Dünya Savaşı öncesinde de Osmanlı’da pek çok alanda tükeniş yaşanıyordu. Maalesef “Hasta Adam” olarak görülüyorduk ve mirasımızın nasıl paylaşılacağı üzerine masalar kuruluyordu.

Anlamalıyız ki, Birinci Dünya Savaşı’nın en büyük yıkımını İslam dünyası yaşadı.

Bugüne geldiğimizde 100 yıl öncenin yaraları sarıldı mı, neredeyiz, İslam dünyası İslam üzerinden insanlığa yönelik bir misyon taşıyorsa, bunu ifa edebilecek donanıma kavuştu mu?, sorularını sormak gerekiyor.

Sistemlerimiz, yönetim kadrolarımız, sınırlarımız, birbirimizle ilişkilerimiz, hem bilgi birikimi bakımından hem maddi hem manevi bakımdan insan sermayemiz dünyadaki meydan okumaya cevap verebilecek kıvamda mı?

Belli ki “İslam dünyası”nın adını koymak yetmiyor, içinin doldurulması lâzım.

Türkiye, Osmanlı’dan kalan mirasla da İslam dünyasının en gelişmiş ülkeleri arasında, ama orada da “Sistem sancısı”nı aşmak ve hukuk devletinin içini doldurmak için on yıllardır mücadele sürüyor, fay hatlarındaki kırılma riskini ortadan kaldırmak ve toplumsal barışı tahkim etmek için epey yol almamız gerekiyor, insan sermayesinin besleneceği eğitim hayatı pek çok emek istiyor vs...

Mazlum coğrafya İslam coğrafyası.

Sancılı coğrafya İslam coğrafyası.

Hukuk gibi, insan hakları gibi, adalet gibi temel insani standartların en çok tartışıldığı coğrafya İslam coğrafyası.

Bir yanda insani değerlerin zirvesini ihtiva eden İslam var, bir yanda İslam’la ilişkiyi İslam’ın istediği nitelikte kurumayan kitleler. 

Mazlumiyet içinde erdemi anıtlaştırabilirdik, ama hukuksuzluk bizim coğrafyamızda sistem haline geliyorsa orada sorun çok derinde demektir.

100 yıl içinde emperyalistin emperyalistliği değişmedi. Bizim zaaflarımız giderilebilseydi dünya başka bir dünya olabilirdi. Buna kafa yormalıyız. 

.

Facebook Yorumları

Kod8
16.12.2018
Amerika ile hesaplaşırken...
14.12.2018
Gülen ve Özel Harp Dairesi
13.12.2018
Bölgede alt-üst yuvarlanma
11.12.2018
Çiçek: Adalette asıl sorun insan sorunu
9.12.2018
Türkiye’den bakınca Fransa...
8.12.2018
Yargı herkesin derdi ama...
6.12.2018
Putin-Trump cinayeti örtemiyor
4.12.2018
Engellilerden engelsizlere...
3.12.2018
‘Pardon, çok pardon!’
1.12.2018
Hangi dil?
29.11.2018
Sarsıcı özeleştiri
27.11.2018
Geç kalmışlık sendromu
26.11.2018
Yüz yıl muhasebesinde eğitim
24.11.2018
Kürt seçmenin duygu dünyası
22.11.2018
Cumhur İttifakı gerekçesiyle...
20.11.2018
O ve Biz
19.11.2018
Kavala işinde iktidarın payı var mı?
16.11.2018
Medya sorunu
15.11.2018
Kabe minberini kurtarmak
13.11.2018
100 yıl önce 100 yıl sonra
11.11.2018
Vatikan adam öldürtseydi...
9.11.2018
ABD’nin oyun planı sürdürülebilir mi?
8.11.2018
Selâm ile...
24.9.2017
Şebekeye iki isim daha
21.9.2017
Türkler... Kürtler... Duygular...
20.9.2017
TEOG muamması
19.9.2017
Kürtler
18.9.2017
Kafa karıştırmayacak bir yazı
15.9.2017
Lale soğanı - Beyin göçü
14.9.2017
Kral var mı Kral kim?
13.9.2017
Kol saati - milli dava ayrımı
12.9.2017
Hep eğitim utancını konuşmak
11.9.2017
Zarrab, Atilla, Çağlayan... Pis kokular
8.9.2017
FETÖ ders olacaksa...
7.9.2017
Erdoğan’dan Arakan için çözüm dili
6.9.2017
Yargı, Adalet, Ak Parti’ye maliyet
5.9.2017
Arakan’a yanarken TİKA ikazı!
4.9.2017
Batı ile 2019 hesaplaşması mı?
1.9.2017
Bayram: Bir evrensel barış projemiz olmalı
31.8.2017
Myanmar muhasebesi
30.8.2017
Kürtlerle büyümek-küçülmek
29.8.2017
Lekelenmeme hakkı önemseniyorsa...
28.8.2017
Bir çığlığın yankısı
26.8.2017
Akşener ne yapar?
24.8.2017
Nuh Albayrak'ın yazısı üzerine...
23.8.2017
Racon
22.8.2017
2019’a doğru en keskin eksen
21.8.2017
Batı ile gerilimin analizi
19.8.2017
Tehdidi anlamak - göğüslemek
17.8.2017
“İki Türkiye Tek Türkiye”
16.8.2017
'Sosyal tutuşma'
15.8.2017
Yeniden 'Erdemliler Hareketi'
31.7.2017
Hizbullah – FETÖ
28.7.2017
Yangının bu safhasında...
27.7.2017
Kaygı mı motivasyon mu?
26.7.2017
Güzel ölüm
25.7.2017
Piyonlardan Şaha...
24.7.2017
Mescid-i Aksa-Ayasofya Buluşması
21.7.2017
İdrak çağrısı - 3
20.7.2017
Metal yorgunluğunu aşma yolunda
19.7.2017
İdrak çağrısı-2
18.7.2017
İdrak çağrısı - 1
17.7.2017
Şehitler...
14.7.2017
Darbe girişimi ve FETÖ
13.7.2017
Türkiye’ye karşı operasyon rolü
12.7.2017
Cemaat - Paralel Devlet - FETÖ
11.7.2017
Yürüyüş: Kılıçdaroğlu'nun bagajları
9.7.2017
Üçüncü sayfa yüzümüz
7.7.2017
Zayıf mı görülüyoruz da üzerimize geliniyor?
6.7.2017
15 Temmuz’dan sonra askeri alan
5.7.2017
Ak Parti mutfağında Yürüyüş
4.7.2017
Ortadoğu'nun dizaynı meselesi
2.7.2017
Yüzde kaçımız Müslüman?
30.6.2017
Hukukçu uyarıları
29.6.2017
Yürütme, Yargı, Adalet
27.6.2017
Yüreklerin ağza geldiği o anlar
26.6.2017
Zor bayram yazısı
24.6.2017
2019 hesapları ve medya dili
22.6.2017
Musa - Firavun
21.6.2017
El ele eyleminden bugüne
20.6.2017
Yargı ve adalet
19.6.2017
Yürüyüş
17.6.2017
Berberoğlu kararı provokasyon mu?
15.6.2017
Dış politikada serzenişlerimiz
14.6.2017
Hukukçu diyor ki...
13.6.2017
İran'da jeton düşüyor mu?
12.6.2017
Kimsesi olanlar - olmayanlar
9.6.2017
Terör yaftasının araçsallaştırılması
8.6.2017
Katar operasyonunun mesajı
7.6.2017
Operasyon Katar'la sınırlı değil
6.6.2017
YPG babasının hayrına mı?
5.6.2017
Rusya’nın PYD politikası
2.6.2017
Cumhurbaşkanı, eğitim, kültür
1.6.2017
Cumhurbaşkanı’nın haberi olsaydı...
31.5.2017
Metal yorgunluğunu aşmak
30.5.2017
Şüpheden kim yararlanır?
29.5.2017
Allah için... Oruç ve başka şeyler
26.5.2017
Kalkışmanın anatomisini tam okuyan var mı?
25.5.2017
Kutlu Doğum alanındaki hesaplaşma!
24.5.2017
Ah İslam Dünyası!
23.5.2017
Sihirli rakam: Yüzde 50 artı 1
22.5.2017
2019 yolculuğunda bugün
19.5.2017
'Kuşak oluşumu' nasıl önlenecek?
18.5.2017
İlişkiler kopmadı ama...
17.5.2017
Kalb gündemi
8.5.2017
Gül konusu Erdoğan formatı
5.5.2017
2019 hesapları
4.5.2017
‘Sırat-ı Müstakim’
3.5.2017
‘Vuslat’la gelen sınav
2.5.2017
2019’a doğru: Hayırları anlamak lazım mı?
1.5.2017
Ne oldu?
28.4.2017
İktidar da muhalefet de okumalı
27.4.2017
Erdoğan’a en büyük kumpas
26.4.2017
Cinnet tırmanışına karşı
25.4.2017
Namazı - Kur’an’ı ne yapsak?
24.4.2017
Gelin Gül’ü - Davutoğlu’nu biçelim!
21.4.2017
Şu anda referandum olsa...
20.4.2017
80 milyonun Cumhurbaşkanı
19.4.2017
80 milyonun Cumhurbaşkanı
18.4.2017
Evet'in yorumu Hayır'ın yorumu
16.4.2017
Karar günü
14.4.2017
'Mustafa Kemal de...' argümanı
13.4.2017
'Türkiye tecrübesi'
12.4.2017
Stratejiler savaşında son durum
11.4.2017
2023 - 2053 - 2071
10.4.2017
Suriye daha çok su götürür
7.4.2017
Evet – Hayır rakamları ne durumda?
6.4.2017
Ah benim dünyam!
5.4.2017
Gizemli dosya fiyaskosu
4.4.2017
Bölge için gelecek tasarımı
2.4.2017
Akıl tutulması mı?
31.3.2017
Acaip işler
30.3.2017
Herkes bütün kartlarını açtı mı?
29.3.2017
Cinnetin adı Avrupa mı oldu?
28.3.2017
Cinnetin adı Avrupa mı oldu?
27.3.2017
Bir iletişim değerlendirmesi
24.3.2017
‘Savaş’ın yeni boyutları
23.3.2017
Beka meselesi
22.3.2017
Mağduriyet gündemi – Bahar söylemi
21.3.2017
Almanya’nın FETÖ çıkışına ilişkin sorular
19.3.2017
Çanakkale’den çağımıza ruh nakli
17.3.2017
Oradakiler
16.3.2017
Bizdeki algı Avrupa'daki algı 16 Mart 2017 Perşembe
15.3.2017
Gerilimden rasyonaliteye geçilebilecek mi?
14.3.2017
Avrupa: Akıl tutulması değilse...
13.3.2017
Başkanlık ve muhalefetin aday sıkıntısı
10.3.2017
Suriye'nin geleceği Türkiye'nin kaygıları
9.3.2017
'Hayır' ihtimali var mı?
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Kod8



Kod8