Ahmet İnsel

Cumhuriyet



Bookmark and Share

Kürt’e ‘ağır yaptırım’ makbul mü?


24.10.2017 - Bu Yazı 343 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Seçimle gelenin, kendi isteğiyle görevi bırakmadığı sürece, seçimle gitmesi ilkesi demokrasinin temel kuralıdır. Aksi takdirde zor yöntemlerine başvurup, darbe yapıp başbakan devirmek, belediyeyi basıp belediye başkanını alaşağı etmek veya benzer zor yöntemlerini idari kararlarla uygulamak (bakanlık emriyle kayyım atamak gibi), seçilmiş yöneticileri değiştirmenin “demokratik” yöntemleri arasında kabul edilirdi. Yüz kızartıcı suç işleyen seçilmişlerin yargı karşısında sıradan yurttaştan zaten farkı olmamak gerekir. Otoriter yönetimlerde ise bu keyfi zor kullanımı olağandır ve zaman içinde iktidarın yandaşlarını da kapsar. Nitekim iktidar partisi mensuplarının keyfi yönetim ve tek şahıs sultasının mağduru olduğu evreye geldik. Bu açıdan Yeni Türkiye liderliğinin tutarlı bir davranış sergilediği söylenebilir.

Tutarsızlık, yüze yakın belediyeye kayyım atanmışken buna ses çıkarmayıp, AKP lideri Cumhurbaşkanı’nın birkaç AKP’li belediye başkanını istifaya zorlaması ve aksi takdirde “gereğini yapmakla” tehdit etmesini, ağır yaptırım olarak nitelemektir. Kemal Kılıçdaroğlu, istifa etmemekte direnen AKP’li belediye başkanları konusunda, haklı olarak, “Seçimle gelen birine bu kadar ağır yaptırımlar doğru değil. Çocuğuna nasıl hesap verecek” diye soruyor. Bir yıldan beri görevden alınan, tutuklanan Türkiyeli Kürt belediye başkanları hakkında benzer bir söz söylediğini, aynı empatiyi kurmaya çalıştığını hatırlamıyorum. Belki birkaç kez mızırdanmıştır.

Halen Türkiye’de HDP veya DBP adayının seçimi kazandığı 92 belediyede başkanlar “gereği yapılarak” görevden alınmış ve yerlerine kayyım atanmış durumda. Seçmenlerin özgür iradesiyle seçilmiş 84 belediye eşbaşkanı “gereği yapılarak” cezaevinde. Bir kısmı bir yıldan fazla bir süredir mahkemeye çıkmayı bekliyor. Başta Selahattin Demirtaş olmak üzere, HDP’li milletvekillerinin de “gereği yapılıp”, tutuklanmaları yakında birinci yılını dolduracak. Söz konusu olan HDP ve DBP’li seçilmişler ve yöneticiler olduğunda, “bu kadar ağır yaptırımlar doğru değil” türünden bir cümle kuramamak, kulakları tırmalayan bir sessizliktir. Dokunulmazlıkların kaldırılması konusunda alınan son derece vahim tavrı tamamlar.

Muhtemelen CHP’nin seçmen tabanının önemli bir kısmı, belki çoğunluğu da bu tavrı paylaşıyordur. Belki bu nedenle Kılıçdaroğlu, HDP’li seçilmişlere bu kadar ağır yaptırım uygulanmasını en fazla mızırdanarak geçiştiriyor ama reislerinin hışmına uğrayan AKP’li belediye başkanlarıyla empati kurmakta çok daha cesur ve rahat davranıyordur.

Türkiye’de Kürt kimliğini sahiplenerek kamusal alanda var olmanın yeterli bir suç karinesi haline geldiği, Batı bölgelerinde ırkçı, faşist nefretin gündelik saldırı hedefine dönüştüğü bir dönemdeyiz. Futbolseverler, futbol sadece futbol değildir derler. Toplumun kapkaranlık yüzüne birçok yerde ışık tuttuğu da tecrübe ile sabit. Amedspor’un oynadığı deplasman maçlarında rakip takımların seyircilerinin içlerindeki nefreti kustukları sözlü ve fiziki saldırıların yanında, rakip takım oyuncuları da artık meslektaşlarına düşman muamelesi yapmaya başladı. Geçmişte ırk ayrımcılığının egemen olduğu ülkeleri akla getiriyor. Amedspor’a yapılanlarla HDP’li ve DBP’lilere, sendikacı Kürtlere, Kürt sorunu ağırlıklı medya çalışanlarına, Kürt kökenli avukatlara yapılanlar bir bütün oluşturuyor.

Bir otokratın mağduru olanla empati kurulmasında elbette sakınca yoktur ama insan bu iki farklı empati tezahürünü, “duruma göre” değişen, yerine göre hafif, yerine göre ağır çeken demokratik ilkeler terazisinin nedenlerini sorgulamamazlık edemiyor. Unutmayalım, dil beynin aynasıdır!

.

Facebook Yorumları

reklam
21.11.2017
2019’da nereden tam kopuş?
18.11.2017
Diktatörlük, demokrasi, gazetecilik
15.11.2017
Joseph Goebbels’in tavsiyeleri
12.11.2017
Silahlı terör örgütü üyeliği suçu
8.11.2017
Diktatör kime denir?
6.11.2017
Devlet terörü ve adli cinayet
31.10.2017
FETÖ suçlaması
29.10.2017
İktidarın ‘beka sorunu’
24.10.2017
Kürt’e ‘ağır yaptırım’ makbul mü?
21.10.2017
Bir demokrasi kültürü ‘kolaylaştırıcısı’
17.10.2017
Zengin dostu elit tahakkümü
15.10.2017
İşkenceye geniş tolerans zamanı
11.10.2017
‘Kokteyl terör’ terörü işbaşında
8.10.2017
Dinci milliyetçilik
4.10.2017
Yalanın egemenliği
1.10.2017
Türkiye’de ‘laiklik’ laik midir?
27.9.2017
Kürd referandumu, bir turnusol kâğıdı
19.9.2017
İki turlu seçime hazırlanmak
17.9.2017
Yerli ve milli kindarlık, faşizm
13.9.2017
Bütünüyle çökmüş bir dava
9.9.2017
Devlet terörü
6.9.2017
Portekiz’de sol ittifakın başarısı
3.9.2017
Reaksiyoner hınç
1.9.2017
Mevcut Rejim, İktidar veya Devlet Faşist midir?
30.8.2017
Otokrasi: Seçimli mi seçimsiz mi?
27.8.2017
Türkiye cumhurreisliği polis devleti
23.8.2017
İnsan hakları savunucuları hâlâ tutuklu
29.7.2017
Otokratlar bağımsız medya olabileceğine inanmazlar
26.7.2017
Rehin alınan Cumhuriyet çalışanları
22.7.2017
İktidarın rehin alma politikası
18.7.2017
Fransa’da OHAL’den ‘yumuşak despotizme’ geçiş mi?
15.7.2017
Endişeli bir AKP’li portresi
12.7.2017
Bu şiddet rejimi sürekli el yükseltmek zorundadır
8.7.2017
Şimdi yakın tehlike hak savunucuları mı?
4.7.2017
Adalet için açlık grevi
1.7.2017
Barışçı, etkili ve medeni bir yürüyüş
30.6.2017
Uzak Bir Diyardan Terör Gerekçeli İstibdat Manzarası
27.6.2017
Laik zımmi statüsü
24.6.2017
Sadece darbe yaparak anayasa ihlal edilmez
20.6.2017
En büyük parti sandığa gitmeyenler olunca?
17.6.2017
İstibdat idaresi ve Adalet Yürüyüşü
13.6.2017
Aşırı merkezin siyasette vakum etkisi
11.6.2017
Theresa May’in ters tepen hesabı
7.6.2017
Suriye’de bitmeyen kimyasal silah kullanımı
3.6.2017
Tayyip Erdoğan’ın kültür savaşı
31.5.2017
Hem suçlu hem güçlü
27.5.2017
Donald Trump azledilecek mi?
23.5.2017
Parti-devlet başkanını eleştirmek?
21.5.2017
Sivil itaatsizlik hem hak hem görevdir
17.5.2017
Basın ve ifade özgürlüğünde ileri aşama
13.5.2017
Çoğunlukçu tahakküm üzerine
10.5.2017
Fransa’da aşırı merkez zamanı
7.5.2017
‘Ben devletim!’: Bürlesk ve despotik otoriterizm
3.5.2017
Milli Reis dönemi başlarken
26.4.2017
Fransa’da Neoliberal İlericilik Kazanacak mı?
25.4.2017
Sağın ve solun kaybettiği bir seçim
22.4.2017
16 Nisan çöküşün miladı mı?
19.4.2017
Atı alan Üsküdar’dan öteye geçebilecek mi?
16.4.2017
Dayatılan badireye hayır!
13.4.2017
Köprü Çağdaşlığı ve Tarafsızlığın Daniskası
11.4.2017
Tek Adam ve Tek Parti güzellemesinde saflar değişti
9.4.2017
‘Hayır’ herkesin geleceğinin güvencesidir
5.4.2017
Gerçeklik çatışması
1.4.2017
Hayır diyenler terörist değilse, zimmî!
28.3.2017
Günümüzde otokrasi üzerine
27.3.2017
Hapse atmasa da toplumdan tecrit ediyor!
22.3.2017
Demokrasi sonrası mahşerin üç atlısı
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Seraby Interactive |Reklam Ajansı
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları


Seraby Interactive |Reklam Ajansı