Ahmet İnsel



Bookmark and Share

Erdoğanizm ve İki Türkiye


1.7.2018 - Bu Yazı 1108 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 24 Haziran seçimlerinin ortaya çıkardığı tablo, Türkiye’de üç siyasal kimliğe, muhafazakâr, milliyetçi ve dinî kimliğe farklı oranlarda ama üçüne birden sahip bir büyük kitlenin kıpırdamadan yerinde durduğunu gösterdi. AKP’nin beklenen gerilemesini, Tayyip Erdoğan’ın MHP seçmeni desteği olmadan birinci turda yüzde 45’in altında kalacak olmasının sonuçlarını engelleyen etmen, MHP ile kurduğu ittifak oldu. 7 Haziran 2015 seçimini izleyen günlerde başlayan bu zımni ittifak, 15 Temmuz darbe girişimi ertesinde açık bir ittifaka dönüşmüştü. 7 Haziran 2015 akşamı MHP’nin HDP’den üç puan fazla oy almasına rağmen, mecliste HDP’nin arkasında dördüncü olmasının Türk milliyetçi tahayyülünde yarattığı şokun artçı sarsıntıları, AKP-MHP ittifakının Erdoğanizm çatısı altında kurulmasıyla sonuçlandı.

24 Haziran seçim sonuçları, kendisinin AKP için dile getirdiği ve kendini de kapsadığı seçim kampanyasında görülen “metal yorgunluğu” nedeniyle Tayyip Erdoğan’ın seçilmek için MHP’nin milliyetçi-mukaddesatçı seçmenine bütünüyle muhtaç olduğunu gösterdi. Nitekim MHP seçmenini ayırdığımızda Erdoğan’ın birinci turdaki oyu takriben yüzde 42-43’e düşüyor. Ama artık yürürlüğe giren “Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi” içinde, bu ihtiyaç ortadan kalktı. “Seçimin kaybedeni Erdoğan oldu”, “topal ördek” , “MHP denge ve denetleme gücü oldu” vb. safsataları bir kenara bırakalım, bu meclis tablosuyla yeni rejim Erdoğan’a Türkiye içinde hiçbir kurumsal karşı güçle karşılaşmadan ülkeyi yönetme, toplumu istediği yönde biçimlendirmeye devam etme imkânı veriyor. Meclisteki AKP “azınlığı” karşısında bir çoğunluk yok ve MHP muhalefete geçse de olmayacak. Ya da HDP ve MHP’nin birlikte davranabilecekleri bir durum hayal etmek gerekiyor. Bu nedenle Tayyip Erdoğan artık Devlet Bahçeli’nin de denetiminde değildir. Eksiksiz bir Tek Adam’dır. Yeni Tek Adam’dır! Başında bir seçimli otokratın olduğu milliyetçi-mukaddesatçı ve fırsatçı Yeni Türkiye Cumhuriyeti resmen yürürlüğe girdi.

***

Erdoğan, Tek Adam’dır ama seçim meşruiyetine bağlı bir Tek Adam olduğunu unutmamalıyız. En azından şimdilik böyle. 24 Haziran’da AKP ve MHP’nin milletvekili seçiminde aldıkları toplam oyla (%53,7), Tayyip Erdoğan’ın aldığı oy (%52,6) arasındaki yarım milyon seçmen farkının pek bir anlamı yok. Belli ki bu iki partiye oy verenler, çok az fire vererek ittifakın tek adayına oy verdiler. AKP’ye küsen seçmenin çok büyük oranda MHP’ye döndüğünü ama ortak reislerine de oy vermekten geri kalmadığı görülüyor. Özellikle milletvekili seçimi sonuçlarının yeni rejimde asgari bir karşı güç odağı oluşması beklentisini boşa çıkaran, HDP’nin barajı geçmesinin sonuçlarını bu açıdan etkisizleştiren, AKP ve MHP seçmen grubu arasında, bileşik kaplar gibi çalışan bu hareket oldu. 

2017 referandumunda kendini gösteren, Tek Adam rejimine karşı çıkmayan, bundan endişe duymayan veya bunu bilinçli biçimde isteyen seçmenlerden oluşan blok kıpırdamadı. Bu blokta çatlaklar oluşur mu? Yerinden oynatılabilir mi?

Türkiye’de siyasal sonuçları çok büyük olacak olan, bir devri artık resmen kapatıp, yeni bir devir başlatan otokrasi rejiminin ve onun siyasal ifadesi olan Erdoğanizm’in toplumsal tabanının bu direnci, bu istikrarı sadece menfaat ilişkisiyle açıklanamaz. Burada ciddi bir etnik-dinî aidiyet boyutu olduğu kadar, “ötekiler gelirse halimiz nice olur” korkusunun etkisi de rol oynuyor. Siyasi tercihlerin sadece akılcı seçmen davranışlarıyla değil, duygu, tutku, heyecan, öfke ve korkularla oluştuğunu, sınıf kimliği dediğimiz olgunun da büyük ölçüde böyle bir şey olduğunu dikkate almadan, Erdoğanizm’in toplumsal tabanını çözümlemek mümkün değildir. Aynı şey elbette Erdoğanizm karşıtı seçmen topluluğu için de geçerlidir.   

Seçimli otokrasi cumhuriyeti kuruldu ama Tek Adam rejimini kabullenme ve buna karşı çıkma konusunda neredeyse eşit büyüklükte iki Türkiye olduğu olgusu da ortadan kalkmadı. Bugün Türkiye’de otokratik rejime karşı çıkan ve Erdoğanizm’e muhalif seçmen kitlesiyle, Erdoğanizm destekçisi kitle arasındaki fark, geçerli oy sayısı temelinde epi topu bir buçuk milyon oydur. Elli milyon geçerli oy içinde, Erdoğanizm’in avdetini muştulamaya yol açan oy farkı bu kadardır. Bu olgu, bugünden sonra Erdoğanizm’e karşı yürütülecek demokratik mücadelenin, toplumsal direnişin unutmaması gereken bir öneme sahip. Önümüzdeki yerel seçimlerde Erdoğanizm karşıtı cephenin ancak birlikte hareket etmesi koşuluyla, hiç olmazsa birçok yerel yönetimin, zor da olsa İstanbul ve Ankara’nın Erdoğanizm’in tekelinden çıkarılması mümkün olabilir.

Asgari müşterekte, Tek Adam rejimine karşıtlık ve parlamenter rejime dönüş müşterekinde yan yana gelebilen farklı siyasal eğilimlerin, kimliklerin, bundan sonra sadece karşıtlığa dayanmayan, asgari demokratik bir cephede temaslarını, beraberliklerini sürdürmeleri için uygun bir toplumsal zemin ilk elde var gibi görünüyor. Ama Meral Akşener ve partisinin, MHP’nin İslâmcılığa tepkili, seküler milliyetçi kesimini esas olarak kendine çektiği dikkate alınırsa, Türkiye’de milliyetçiliğin, Tek Adamcılıktan daha büyük bir kitleyi kucaklamaya devam ettiği görülür. Buna CHP tabanında var olan Türk milliyetçisi eğilimi, HDP’nin seçmen tabanında kısmen var olan Kürt milliyetçiliğini de ilave etmek gerekir. Erdoğanizm’e karşı çıkan siyasal kümenin Erdoğanizm karşısındaki zayıf karnı tam da burasıdır. Erdoğanizm karşıtı küme, kendi milliyetçiliğini, esas olarak Kürt sorunu konusunda ama sadece bu konuda değil, daha genel olarak sorgulaması koşuluyla seçim öncesi oluşan ve HDP’nin kapı önünde tutulduğu ittifakın kuvveden fiile dönüşmesi mümkün olacaktır. Ne var ki bunun gerçekleşmesi, Erdoğan’ın Yeni Türkiye’sinin vaat ettiği kültürel dönüşüm kadar önemli bir kültürel dönüşümün Erdoğanizm karşıtı kesimde gerçekleşmesini gerektiriyor. Bunun kısa vadede gerçekleşebileceğinden ümitli olmak pek kolay değil.

Erdoğanizm’in gerilemesi için iktisadi kriz bekleyerek oyalanmaktan öteye, dinî milliyetçiliğin ve onu tamamlayan önder kültünün Türkiye’deki bu güçlü terkibini kıracak yeni bir birliktelik söylemine, tasavvuruna ihtiyacımız var. İşe önce kendi sorgulanamaz doğrularımızı, saplantılarımızı, korku ve nefretlerimizi sorgulayarak başlayabiliriz.

BİRİKİM

.

Facebook Yorumları

Emlak8
8.07.2020
Erdoğanizm: El Arttıran Keyfilik Yönetimi
1.04.2020
Coronavirüs Bazı Ezberleri Bozarken...
4.02.2020
Komplo Anlatısının Dayanılmaz Hafifliği
12.12.2019
Yerli ve Milli Nomenklatura
28.11.2019
Bolivya’da Özeleştiri Zamanı: “Evo Olmazsa Her Şeyin Çökeceğine İnanıyorduk!”
1.11.2019
“Yeter Artık!” İsyanları
27.09.2019
Kadınkırım
16.07.2019
Çin Devletinin
4.07.2019
Tökezledi Ama Halen Ayakta…
11.06.2019
Diktatörlerin Servetleri
29.05.2019
Atın Üsküdar’ı Geçmemesi İçin
11.4.2019
Erdoğanizm Rubicon’u Geçiyor mu?
30.3.2019
31 Mart’ta Oy Vermemenin Anlamı
6.2.2019
“Saldırgan Kimlikler” ve Çoğunlukçu Müslüman-Türklük
13.12.2018
Seçimli Otokrasilerde Seçimler Tuzak mıdır?
6.12.2018
Sarı Yelekle İfade Edilen Hınç ve Öfke
22.11.2018
Milliyetçilik Yurtseverliğe İhanet midir?
7.11.2018
Popülizm Demek Yeterli mi?
30.10.2018
Büyük Gözaltında İlerlerken
24.10.2018
Doğru ve Yanlışın Önemsizleşmesi
13.10.2018
İsrail’de ulus-devlet temel yasası
10.9.2018
Cumhuriyet Gazetesinden Ayrılmama İlişkin Kısa Bilgi
5.9.2018
Hınç politikaları ve nihilizm
2.9.2018
Bir otokrat prototipi
30.8.2018
Trump'tan Önce Berlusconi Vardı
26.8.2018
Üzerine suç atmanın dayanılmaz hafifliği
22.8.2018
Trump ve yeni otoriterizm
15.8.2018
Büyük kriz gözüktü
12.8.2018
İş Allah’a kalınca....
8.8.2018
Anti-konformist gericilik ve yavaşlayan küreselleşme
5.8.2018
Yeni-patrimonyalizm üzerine
15.7.2018
Liberalizmden doğan otoriter kapitalizm
11.7.2018
Erdoğanizm Türkiyesi
8.7.2018
Post-komünist otoriter kapitalizm
4.7.2018
Otoriter kapitalizmin geleceği
1.7.2018
Erdoğanizm ve İki Türkiye
30.6.2018
Kindar nesil böyle yetiştirilir
27.6.2018
Durum budur…
24.6.2018
Yarın ve ötesi
22.6.2018
Bu Badireden Sükûnetle, Demokratik Yollarla Kurtulmak…
20.6.2018
Paçalardan akan ne?
17.6.2018
Kibrin otokrat hali
13.6.2018
Siyasette yalan ve yanlış
6.6.2018
Tayyip Erdoğan pişman mıdır?
3.6.2018
Gazeteci istihbaratçıyla işbirliği yapınca...
30.5.2018
Dindaş/ırktaş demokrasisi
27.5.2018
Cumhurbaşkanı koruması PÖH’e teslim
23.5.2018
Üfürükçü hoca analizleriyle ekonomiyi yönetmek
20.5.2018
HDP’nin alacağı oyun önemi
16.5.2018
AB Sayıştayı’ndan YİP uyarısı
13.5.2018
Enkaza işaret etmek yeterli değil
9.5.2018
Diktatörler seçimle gider mi?
6.5.2018
HDP kilit parti olabilir
1.5.2018
Seçim öncesi 1 Mayıs
25.4.2018
Uzatmalı iktidar Ermenistan’da beş gün sürdü
22.4.2018
Ahlak düşkünlüğü siyaseti ve huzur ihtiyacı
18.4.2018
Başkanlığı bir türlü bırakamayanlar
16.4.2018
Trump’ın kuyruğundaki Macron
14.4.2018
Fransa’da yeniden laiklik tartışması
11.4.2018
Satranççıya karşı tavlacı
8.4.2018
Seçimli tek adam olmanın bazı zorlukları
4.4.2018
Sessiz devrimden kültürel karşıdevrime
1.4.2018
Macron SDG’ye hangi vaatte bulundu?
28.3.2018
Irkçılığı besleyen yalan haberler
25.3.2018
Kürt halkının başına gelenler
24.3.2018
Rusya'da Boykot da Kaybetti
22.3.2018
Putin kazandı boykot kaybetti
19.3.2018
Düşük katılım oranı iktidarları yıpratmaz
13.3.2018
Yerli ve milli haset patlaması
11.3.2018
Muktedirler iktidarı kaybetmekten çok korkunca
7.3.2018
Faili meçhul suç şüphelisi!
25.2.2018
Seçim güvenliğini yitirmek
23.2.2018
“Devlet Benim”den “Ben Devletim”e!
21.2.2018
Hasetten beslenen kin
18.2.2018
Mısır’da El Sisi, Türkiye’de Erdoğan
13.2.2018
Eşitsizlikler dünyası
11.2.2018
‘Türk halkında savaşa karşı bir hissiyat vardır’!
4.2.2018
Seçimli otokrasiler
31.1.2018
İsrail gibi olmak?
28.1.2018
Savaş ve medeniyet kaybı
21.1.2018
Üç seçim türü karmaşası
17.1.2018
Tiranlık üzerine
14.1.2018
AYM kararı ve istibdat idaresi
11.1.2018
“Ah, Sersemler! Bir Bilseler…”
10.1.2018
Anlamak İstenmeyen durum berrak
7.1.2018
Diktatörlük el kitabı
24.12.2017
Demirtaş kararı ve düşman ceza hukuku
20.12.2017
Milliyetçi, muhafazakâr ve neoliberal Avrupa
18.12.2017
İstibdat rejimi manzarası
13.12.2017
Suriye’de kirli çamaşırlar ortaya çıkıyor
10.12.2017
AB Parlamentosu’nda Türkiye
5.12.2017
‘Tak şak’ davalarında yeni perde açıldı
3.12.2017
İktidar blokunun çimentosu ‘FETÖ’ silahı mı?
28.11.2017
İktidarın şüphelileri
26.11.2017
Çatışmaların Önlenmesi Ödülü Hrant Dink Vakfı’na
21.11.2017
2019’da nereden tam kopuş?
18.11.2017
Diktatörlük, demokrasi, gazetecilik
15.11.2017
Joseph Goebbels’in tavsiyeleri
12.11.2017
Silahlı terör örgütü üyeliği suçu
8.11.2017
Diktatör kime denir?
6.11.2017
Devlet terörü ve adli cinayet
31.10.2017
FETÖ suçlaması
29.10.2017
İktidarın ‘beka sorunu’
24.10.2017
Kürt’e ‘ağır yaptırım’ makbul mü?
21.10.2017
Bir demokrasi kültürü ‘kolaylaştırıcısı’
17.10.2017
Zengin dostu elit tahakkümü
15.10.2017
İşkenceye geniş tolerans zamanı
11.10.2017
‘Kokteyl terör’ terörü işbaşında
8.10.2017
Dinci milliyetçilik
4.10.2017
Yalanın egemenliği
1.10.2017
Türkiye’de ‘laiklik’ laik midir?
27.9.2017
Kürd referandumu, bir turnusol kâğıdı
19.9.2017
İki turlu seçime hazırlanmak
17.9.2017
Yerli ve milli kindarlık, faşizm
13.9.2017
Bütünüyle çökmüş bir dava
9.9.2017
Devlet terörü
6.9.2017
Portekiz’de sol ittifakın başarısı
3.9.2017
Reaksiyoner hınç
1.9.2017
Mevcut Rejim, İktidar veya Devlet Faşist midir?
30.8.2017
Otokrasi: Seçimli mi seçimsiz mi?
27.8.2017
Türkiye cumhurreisliği polis devleti
23.8.2017
İnsan hakları savunucuları hâlâ tutuklu
29.7.2017
Otokratlar bağımsız medya olabileceğine inanmazlar
26.7.2017
Rehin alınan Cumhuriyet çalışanları
22.7.2017
İktidarın rehin alma politikası
18.7.2017
Fransa’da OHAL’den ‘yumuşak despotizme’ geçiş mi?
15.7.2017
Endişeli bir AKP’li portresi
12.7.2017
Bu şiddet rejimi sürekli el yükseltmek zorundadır
8.7.2017
Şimdi yakın tehlike hak savunucuları mı?
4.7.2017
Adalet için açlık grevi
1.7.2017
Barışçı, etkili ve medeni bir yürüyüş
30.6.2017
Uzak Bir Diyardan Terör Gerekçeli İstibdat Manzarası
27.6.2017
Laik zımmi statüsü
24.6.2017
Sadece darbe yaparak anayasa ihlal edilmez
20.6.2017
En büyük parti sandığa gitmeyenler olunca?
17.6.2017
İstibdat idaresi ve Adalet Yürüyüşü
13.6.2017
Aşırı merkezin siyasette vakum etkisi
11.6.2017
Theresa May’in ters tepen hesabı
7.6.2017
Suriye’de bitmeyen kimyasal silah kullanımı
3.6.2017
Tayyip Erdoğan’ın kültür savaşı
31.5.2017
Hem suçlu hem güçlü
27.5.2017
Donald Trump azledilecek mi?
23.5.2017
Parti-devlet başkanını eleştirmek?
21.5.2017
Sivil itaatsizlik hem hak hem görevdir
17.5.2017
Basın ve ifade özgürlüğünde ileri aşama
13.5.2017
Çoğunlukçu tahakküm üzerine
10.5.2017
Fransa’da aşırı merkez zamanı
7.5.2017
‘Ben devletim!’: Bürlesk ve despotik otoriterizm
3.5.2017
Milli Reis dönemi başlarken
26.4.2017
Fransa’da Neoliberal İlericilik Kazanacak mı?
25.4.2017
Sağın ve solun kaybettiği bir seçim
22.4.2017
16 Nisan çöküşün miladı mı?
19.4.2017
Atı alan Üsküdar’dan öteye geçebilecek mi?
16.4.2017
Dayatılan badireye hayır!
13.4.2017
Köprü Çağdaşlığı ve Tarafsızlığın Daniskası
11.4.2017
Tek Adam ve Tek Parti güzellemesinde saflar değişti
9.4.2017
‘Hayır’ herkesin geleceğinin güvencesidir
5.4.2017
Gerçeklik çatışması
1.4.2017
Hayır diyenler terörist değilse, zimmî!
28.3.2017
Günümüzde otokrasi üzerine
27.3.2017
Hapse atmasa da toplumdan tecrit ediyor!
22.3.2017
Demokrasi sonrası mahşerin üç atlısı
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Emlak8



Emlak8

Aradığın Evi Bul. Emlak8.Net

Dijital Reklam Ajansı Serbay Interactive