Ali AYDIN

Milat GAZETESİ



Bookmark and Share

Cumhuriyet 91 Eğitim Kongresi 1 yaşında


04.12.2014 - Bu Yazı 1626 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Eğitimin birtakım tekerlemeler, şablonlar üzerinden yüzeysel bir meşguliyet alanı olarak belirlenip bir türlü hak ettiği biçimde bir tartışma gündemi haline gelememesi bu sütunda bazı zamanlar hayıflanma nedenim olmuştu.

Milli Eğitim Bakanlığının iki önemli organizasyonu ile alışık olmadığımız bir biçimde eğitim meselesi gündemi zorluyor. İlki 27-28 Kasım tarihlerinde Antalya’da bu yıl ilki düzenlenen 1.Eğitim Kongresi. İkincisi ise yazı için masaya oturduğum sıralarda başlayan 19. Milli Eğitim Şûrası.

Gündemi zorluyor diyorum; çünkü eğitim konusu hâlâ toplumun sivil unsurlarının ilgisine muhtaç. Dolayısıyla Türkiye’de eğitim bizatihi kendisi mesele edilerek gündeme gelebilmiş değil. Kuşkusuz bu durum trajik. ‘Yaşam kurucu’ bir rol ile toplumun kılcallarına kadar ulaşmış, bunu toplumsal hassasiyetleri ve içine kattığı insanları ‘yok sayarak’ gerçekleştirmiş, devasa örgütlenmesi ile her gün yeniden deneyimlenen ve her birimizin günlük rutininde  ‘Buradayım! ‘ diye haykıran eğitim-öğretim sistemi gerçeğine rağmen eğitimin, tam da bu konumlanışı ile gündeme gelemeyişi bir trajedidir. Öte yandan 21. Yüzyıla ilişkin iddiaların, tarih ve felsefe üzerinden oluşturulmak istenen ve bir yanıyla heyecan uyandıran ufukların telafisi olmayan parçası olması bakımından taşıdığı önem aşikâr. Bu yönüyle de eğitim, yapılacak yeni okumalara karşı son derece davetkâr ve bakir bir konumda.   

1.Eğitim Kongresi’nde ülkemizdeki bazı sendikaların temsilcilerinin yanı sıra önemli akademisyenler ve gazeteciler katılarak belirlenen konularla ilgili görüşlerini paylaştılar. Öncelikle bakanlığın kongrede seçmiş olduğu konu başlıklarının önemli olduğunu belirtmeliyim. Eğitime ilişkin yapısal tartışmalara ve sorgulamalara muhtaç olduğumuz bir dönemde bu konuların gündeme alınması daha doğrusu bakanlığın böyle bir gündeminin de olduğunu bilmek kuşkusuz sevindirici. Zira malumunuz olduğu üzere Milli Eğitim Bakanlığı’nın son günlerde kamuoyuna yansıması yönetici atamalarında göze çarpan liyakat-ehliyet ilkelerini gözetmeyen uygulamaları olmuştu.

PRATİĞİN KARANLIĞIYLA UFKU KARARTMAYIN

Kongrenin gündem başlıkları içerisinde dikkat çeken medeniyet, Yeni Türkiye’nin inşası, ahlak, yeni eğitim felsefesi gibi konular göstermektedir ki eğitime ilişkin ciddi bir kafa karışıklığı içerisindeyiz.  Bir taraftan en basit hak ve adalet ilkelerinin gözetilmediği devasa pratik karşımızda dururken diğer taraftan yüksek kalibrede konular-kavramlar konuşuluyor.

Eğitim pratiğimizin rutin uygulamasında karşımıza çıkan temel hak ihlalleri dikkat edilirse yüksek düzeyli konuların konuşulmasını, tartışılmasını imkânsızlaştırmakta, önemsizleştirmekte ve bahsi geçen konuların içeriğini boşaltmaktadır. Çünkü basit ahlaki ilklerin gözetilmediği bir düzlemde üst soyutlamalarda fikir yürütmenin, konuşmanın anlamı kalmamaktadır. Bu durum aslında ilkesiz, ahlaksız birisinin ahlak, adalet nasihatleri ile karşınızda boy göstermesine benzemektedir. Bu ise hem medeniyet iddiasının hem Yeni Türkiye inşasının, hem de ahlak ve felsefe gibi yüksek soyutlamaların altının oyulması anlamına gelmektedir.

Maslow’un ihtiyaçlar hiyerarşisindeki gibi bir durumdur bu. Belirli bir kategorideki gereksinimler tam olarak karşılanmadan kişi bir üst düzeydeki kategorinin gereksinimlerini algılamaz. Temel ihtiyaçların karşılanmadığı bir düzlemde üst ihtiyaçları gidermeye dönük çabaların olması mümkün değildir. Aç, uykusuz, güvenlik endişesi taşıyan birisinin kendisini gerçekleştirmesinden bahsedilemez bile. O nedenle bakanlığın yürüttüğü tartışmaya bu açıdan bakmak, değerlendirmek bir zorunluluktur. Çalışanların hak ve hukukunun gözetilmediği bir düzlemde yapılacak üst düzeyli tartışmanın heba olacağı bilinmelidir. Bütün dikkat ve eforun mevcut hak ve ihlallerinin ortadan kaldırıldığı ve doğrudan eğitimin yapısal sorunlarına odaklanıldığı uzun soluklu ve esaslı bir tartışma ‘Yeni Türkiye’ ve medeniyet inşası iddiasında olanları bekliyor. Zorunlu eğitimin kendisinden başlamak üzere mimariden ilişki biçimine, yeni teknolojilerden yeni toplumsal yapıya, üretim biçiminden değer aktarımına uzanan geniş kapsamlı bir tartışma bizi beklemektedir.

1 YAŞIN TOYLUĞU VE YOLUN BAŞI

Esasında yapılan kongrenin 1. Kongre olması zaten konu başlıklarının ne dereceye kadar iddialı olduğunun, başta bakanlık olmak üzere eğitim camiasının ne kadar hazırlıksız ve başlangıç aşamasında bulunduğunun göstergesidir. Eğitim gibi hayati bir alanda büyük çaplı dönüşümler iddiasında olanların hazırlıkları, birikimleri, nihayetinde ancak 1.Eğitim Kongresinin adının başındaki koskocaman 1’de görülebilir. Bütün bu konu başlıklarının gündeme geldiği, konuşulduğu bir düzlemde esasında onları hatta yüzleri bulan kongrelerin yapılmış olması, ilgili çevreler ve kamuoyunda konuya ilişkin derin tartışmaların gündemlerin olması gerekirdi.

Oysa yukarıda belirttiğim gibi maalesef gündem basit hak ihlalleridir. Eğitim camiasında ve kamuoyunda ciddi, derinlikli yapısal bir eğitim gündemi de arayışı da bulunmamaktadır.

Medeniyet ve Yeni Türkiye iddialarının yüksek sesle dillendirildiği bu zaman kesitinde kavranılması gereken en önemli şey şudur: Biz bugün eski Türkiye’nin mevcut eğitim sisteminin işleyemez, bizi geleceğe taşıyamaz bir noktada olduğunu tespit ettik bunu kabul ettik ya da farkına vardık. İş şimdi başlıyor.Mevcudun ya da eskinin yetersiz olduğunu kabullenmek başka bir şey yeniyi inşa etmek bambaşka bir şeydir. Bir şeyi inkâr bizatihi yeni olanın ne olacağını garanti etmez.

Önümüzde olumludan olumsuza uzanan sayısız seçenek mevcut. Dolayısıyla bu eğitim kongresinde dile gelen konu başlıklarını Türkiye’nin tüm bileşenlerini kapsayacak bir şekilde uzun soluklu ve ciddiyetle ele almalıyız. Bu açıdan kongre sevindiricidir. Ancak unutmayalım ki daha yolun başındayız.  

aliaydin505@gmail.com

Twitter.com/_aydinali

.

Facebook Yorumları

Kod8
16.12.2018
Milli Eğitim Bakanı popstar değil ki!
9.12.2018
Toplumun ekosistemini korumak
6.12.2018
Sahteliğin gerçekliğe dönüşmesi
17.11.2018
Kürşat Bumin’in ardından
2.11.2018
Teoman Duralı ve İlber Ortaylı ne dediler?
30.10.2018
Öğrenci andı ya da hani bilimsellik, nerede pedagoji?
11.10.2018
Yüzüklerin Efendisi sendromu ve Türkiye’de eğitim
5.10.2018
Godo’yu beklemek ya da 15 Ekim’i beklemek
3.10.2018
MEB’in ve YÖK’ün öğretmen yetiştirme sevdasına bir derkenar
20.9.2018
Ne o Maduro’yu da mı ayıplayamıyoruz!
20.9.2018
Eğitime yaklaşımımız: “Muz yiyim ama çilek tadı gelsin!”
12.9.2018
O zaman kopsun kıyamet!
11.9.2018
MEB’in en zor günü: 18 Ocak Cuma
29.8.2018
İnsanlar çocuklarına nasıl ihanet ederler?
22.8.2018
Mel Gibson, Malik Bin Nebi ve bayramlık sorular
15.8.2018
Kriz sıra dışı değil, sıra dışı olan…
8.8.2018
MEB’in eylem planı
1.8.2018
Ya inşa ederiz ya da sürükleniriz!
25.7.2018
Eğitimde çözüm mesele edildiği kadardır
18.7.2018
Yeni papaz eski rahipmiş
11.7.2018
Ziya Selçuk dikensiz gül bahçesine girmiyor!
4.7.2018
Olay gerçekleştikten sonra bilgeleşmek!
27.6.2018
24 Haziran sonrasını düşünmek
22.6.2018
Büyük çoraklık, seçimler ve esas kaybeden
20.6.2018
Bu çoraklığa siyaset ne yapsın seçim ne yapsın!
13.6.2018
Sivil toplum, seçimler ve ördek tüyü
6.6.2018
Dünya Kupası, istavroz ve yeni tip sekülerleşme
16.5.2018
Kudüs elbette Selahaddin’ine kavuşacak!
9.5.2018
Endüstri 4.0 peki teknomania kaç sıfır?
2.5.2018
Gökyüzüne bakamayan çocuklarımız var
25.4.2018
996 bin başvuru bize ne söylüyor?
18.4.2018
Beyaz Türk olsam MEB’e teşekkür ederdim!
11.4.2018
Öğretmenin performansı değil prekarizasyonu
5.4.2018
'Ev zencisi', 'tarla zencisi' ve öğretmenler
28.3.2018
O bıçak aslında bana saplanmıştır!
21.3.2018
Finlandiya’yı yedirtmeyiz!
14.3.2018
Modern hurafeler: Finlandiya eğitim sistemi filan!
8.3.2018
MEB’in “marka değeri”
28.2.2018
Cemaatle kitap okumanın hükmü nedir?
21.2.2018
Okulda katliam var!
7.2.2018
Cemaatleri kapatalım mı ya da köyün delisine sormayalım mı?
31.1.2018
Savaş karşıtı değilsiniz!
24.1.2018
Savaşa hayır mı? Hayırdır inşallah!
10.1.2018
Zorunlu eğitimin alternatifi ne?
3.1.2018
%3, zorunlu eğitim ve kutsanan 'süreç'
27.12.2017
Nereye gitti bu muhafazakâr anne babalar?
20.12.2017
Zorunlu eğitime hayır çünkü o bizi öldürüyor!
13.12.2017
Kudüs, Yılmaz Özdil ve Westminister Katedrali'nin çanları
6.12.2017
Tandoğan’dan farklı olmak da mümkün
29.11.2017
Nevzat Tandoğan ölmedi muhtelif illerimizde yaşıyor!
26.11.2017
Robot yapan Ali kodlama yapan Ayşe yerine Âşık direnişçi
22.11.2017
Etkinlik ile reform arasındaki 6 fark
15.11.2017
Geç dönem eleştirelliğin hazin hali
8.11.2017
Mahalli Yerleştirme Sistemi ve kışkırttığı sorular
1.11.2017
Amerika’nın maarif davası
18.10.2017
Eğitimin krizi, din eğitimi ve İmam Hatipler (II)
11.10.2017
Eğitimin krizi, din eğitimi ve İmam Hatipler (I)
4.10.2017
Beyazperde Karatahta
27.9.2017
Bürokratı, yazarı, yorumcusu tekmili birden!
21.9.2017
TEOG sonrası senaryolar
13.9.2017
Yeni müfredat demeyin 'yeni' sanacaklar
6.9.2017
Bir haberin anatomisi: Tıp fakültesini kazanan meslek liseli
30.8.2017
Bir arzu nesnesine dönüşen eğitimi sorgulamak
23.8.2017
Süpermen’i beklerken
16.8.2017
Milletin irfanı tükenmez bir doğal kaynak mıdır?
10.8.2017
Toplu sözleşme görüşmeleri ve konfederasyonlara çağrı
2.8.2017
Gözyaşı vadisinden çıkmak
26.7.2017
Eğitim meselesi, yanlış sorular ve uzaklaşan cevaplar
19.7.2017
Birisi ÖSYM’ye 15 Temmuz’u anlatsın
12.7.2017
15 Temmuz’u unutmamanın tek bir yolu var
5.7.2017
Pedagojik Cinayeti Ben Anlatayım Size!
29.6.2017
Milyonlarca öğrenci hiçbir şey öğrenemiyor!
21.6.2017
UNICEF’in eğitim raporuna farklı bakmak
14.6.2017
Böyle Öğretmen Strateji Belgesi olmaz!
7.6.2017
Zorunlu eğitim 13 yıla çıkarken
31.5.2017
Din, ekran ve tele-ramazan
24.5.2017
Bilim ve Sanat Merkezleri Festivali
17.5.2017
Nasıl bir gençlik ya da dala bakan oğlak
10.5.2017
“Evraka!” demedim bir sor niye demedim?
3.5.2017
Öğretmenler de mutsuz!
26.4.2017
Öğrenciler mazoşist mi niye memnun olsunlar?
19.4.2017
Referandum sonucunu nasıl okumalı?
12.4.2017
Yaşam boyu öğrenme ama nasıl?
5.4.2017
Bitişik eğik - dik temel ya da zokayı yutmak!
29.3.2017
Yeni ruhbanlar: kişisel gelişimciler
22.3.2017
Avrupa’nın akıbetinden iyilik umabilir miyiz?
15.3.2017
Sevgili ÖSYM
8.3.2017
Milli Kültür Şûrası ve düşündürdükleri
19.8.2015
Toplu sözleşmenin tek ilacı Özgür Eğitim-Sen’in çağrısı
12.8.2015
Kürt siyasetinin patolojisi: arkaik, anakronik, nostaljik
5.8.2015
İş işten geçmeden
29.7.2015
Tarihi fırsat kaçtı
22.7.2015
Toplum olma irademiz saldırı altında
24.6.2015
MHP’ye niye kızıyorlar?
17.6.2015
Eşik bu, aşacak mıyız?
10.6.2015
Hesabı sadece Ak parti mi verecek?
3.6.2015
Demirtaş’ın yolu: Post-siyasal patinaj
27.5.2015
“Konuşma lan! ”
20.5.2015
Yoldaki işaretler silinmez zulüm devam etmez
13.5.2015
Kenan Evren’in kızı ve canımı yakan düşünceler
6.5.2015
Yeni bir dünya talebi
30.4.2015
Tribüne koşanlar ve oyun kuranlar
22.4.2015
Yeni bir din doğuyor
15.4.2015
Mevcut ile ufuk arasında siyaset ve AK Parti
8.4.2015
#Yalovavalisigörevdenalınsın
01.04.2015
Vali’den yeni türkiye’ye sabotaj
25.03.2015
Kırılma mı tıkanma mı? : Kulis dedikodusundan fazlasına muhtacız
18.03.2015
Öğretmenin itibarını retorik kurtarır mı?
11.03.2015
Siyaset, ahir zaman ve biz
04.03.2015
Gerçekçi ol, barışı iste!
25.02.2015
Şah Fırat bahane ufka vurmak şahane
18.02.2015
Kadın yakan tecavüzcü için fetva bekleyen yazar
11.02.2015
Yeni anayasaya yeni bir eğitim ufku ile bakmak
04.02.2015
Tsipras’a kimler beddua ediyor?
28.01.2015
Değerler eğitiminin şansı var mı?
21.01.2015
Hrant İçin Kendimiz İçin 19 Ocak 2007…
14.01.2015
Sartre olsa yüzlerine tükürürdü!
07.01.2015
Niçin Eğitim?
31.12.2014
“Nasıl”dan Önce “Niçin” Sorusu
24.12.2014
14 Aralık, kervan ve hafıza
17.12.2014
Şûranın ardından tespit, tenkit, teklif (2)
10.12.2014
Şûranın ardından tespit, tenkit, teklif (1)
04.12.2014
Cumhuriyet 91 Eğitim Kongresi 1 yaşında
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Kod8
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları



Kod8