Ali AYDIN

Milat GAZETESİ



Bookmark and Share

Milli Kültür Şûrası ve düşündürdükleri


8.3.2017 - Bu Yazı 1407 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 1982 ve 1989 yıllarında toplanan Milli Kültür Şûrası'ndan 28 yıl sonra üçüncüsü 3-5 Mart'ta İstanbul'da toplandı. Bugüne kadar her fırsatta Cumhurbaşkanı tarafından eğitim ve kültür alanında başarısız olunduğu yönünde dile getirilen yakıcı tespitler, anlaşılan Kültür ve Turizm Bakanlığı'nı bir şeyler yapma hususunda harekete geçirmiş.

Bu şûra bir sancının varlığına delil olarak kabul edilebilir. Kuşkusuz sahici ve samimi bir arayışla birlikte bu sancının anlamlı olduğu da söylenebilir. Ancak rutinde gözümüze çarpmaması artık gayri kabil hale gelen ikaz ışıklarını fark etmek sadece başlangıç safhasında olduğumuzu gösterir. Esas mesele kendimizi kayıtsız kalamayacağımız noktada hissetmemize neden olan durumu, nedenleri ve sonuçları ile doğru anlamak ve gereğini yapabilmek.

Peki, gereğini kim yapacak?

Bu soru sanıldığının aksine cevabı kolay bir soru değil. Yüz yıl önce bu soruya bir çırpıda verilen cevap tekti. Ve bir o kadar da net. Dönemin aydın ve devlet adamlarının çoğu bu soruya, devlet, diyerek cevap veriyorlardı. Özelikle Batı-dışı toplumlarda iş başındaki yöneticiler yukarıdan aşağıya devlet eliyle gerekirse zor kullanarak arzu ettikleri kültürü topluma kabul ettirebileceklerine dair bir inanç taşıyorlardı. Erken Cumhuriyet yıllarında, şimdi geriye baktığımızda trajik bulduğumuz pek çok uygulama böyle bir inancın dışavurumuydu. Toplum mühendisliği topluma, bir seraya bakar gibi bakıyor ve arzu ettiği her şeyin o seradan mahsul olarak alınabileceğini varsayıyordu. Bu sebeple modern tarih içerisinde devlet ve kültürün yan yana geldiği günlerin hatırası toplumun belleğinde nahoş bir hatıra olagelmiştir.

Şimdilerde ise toplumlar, bir taraftan küreselleşme ile zincirlerinden boşanan kontrolsüz bir durumun yarattığı her türlü fırsata büyük bir iştahla talip; lakin diğer taraftan doyurulacak bu iştahın maliyeti olarak beliren başta eğitim ve kültür olmak üzere sosyal-siyasal düzlemde beliren krizlere muhatap vaziyetteler. Küreselleşmenin acı meyvelerini tadan toplumlar için önümüzdeki süreç bir varoluş meselesi haline gelmiş durumda. “Beka sorunu” salt jeopolitik bir okumanın idrak edebileceğinin çok ötesinde.

Bugün ülkeler birer ekonomi olarak sınıflandırılıyorlar. Akabinde kendilerinden çok daha büyük ekonomilerin proletaryası olmaya icbar ediliyorlar. Ekonomi olarak bir ülkeyi tasavvur etmenin böylece spesifik bir “gelişmişlik, kalkınma” tanımına demir atarak bir dizi politikayı hayata geçirmenin “kaçınılmaz” hale geldiği bir döngü başlıyor. Ne var ki toplumlar hayatiyetlerini bir kültür olarak kalabilmeleri ve bunu sonraki kuşaklara aktarabilmelerine borçludurlar. Toplumlar süpermarketteki yazar kasa değildirler. Bugün kültüre dair ikaz ışıklarının yanması ya da gözümüzü alacak kadar onların belirgin hale gelmeleri birçok açıdan “kaçınılmaz” görerek kendi ellerimiz ile hayata geçirdiğimiz politikaların doğal sonucu.

Bu noktada samimiyet ve ciddiyet belki de her şeyden evvel yanımıza almamız gereken refakatçiler olmalı. Çünkü fark ettiğimiz, kaygı duyduğumuz bize elimizin altından bazı şeylerin kayıp gittiği hissini yaşatan bu mesele de bir tarihsel arka plan ve faal bir küresel bağlam var. Ve hiçbir klişe ve ezber onlara rakip olamaz.

Mesela, şûrada bir komisyon çalışmasına başlık olan “Aile” konusuna bakalım. Aile, bilhassa çekirdek aile sanayileşmenin bir sonucu olarak ortaya çıktı. Kentleşme ve endüstriyelleşme ile birlikte sosyal dokuda büyük bir başkalaşım meydana geldi. Şimdi biz bu 200 yıllık hikâyenin sonunda aileyi konuşacak, teklif ve öneriler ile komisyon tartışmalarının gündemi haline getireceksek bu 200 yılık maziyi de göz önüne aldığımızda kimden ne çare üretmesini talep edeceğiz? Bu konular bir ülkenin Kültür Bakanlığı'nın boyunu fazlasıyla aşmaz mı? Ya da eğitim ve kültür dediğimizde 1-2 bakanlıkta görevlendirilen memurlar eliyle işlerin hal yoluna koyulabileceğini düşünürsek karşı karşıya olduğumuz meseleyi ne ölçüde idrak etmiş oluruz?

Kültür Bakanlığı Yeşilay değil. “Sigara sağlığa zararlıdır” gibi bir çıkış yapıp bir dizi etkinlikler ile amaçlarına ulaşacak da değil. Kültür, toplama gönderme yapan bir kavram.

Kültür Bakanlığı'nın dışında diğer bakanlıklar ne yapacaklar? Aralarında bir eşgüdüm olacak mı? Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, TOKİ'nin varsaydığı aile modelini kültürel müktesebatımızla ilişkilendirmeyi düşünüp ona göre bir konut projesini hayata geçirecek mi mesela? Mimarinin sadece çimento ve demir olmadığını bir yaşam biçimi ve ilişki modeli ortaya koyduğunu biliyoruz. En azından bundan sonra ilgili bakanlık, Kültür Bakanlığı ile bir eşgüdüm içerisine girecek mi?

Bugün küresel ekonomin vaizleri güvencesiz işi vazediyor. Oysaki değerlerin muhafazasını ciddiye alan bir toplum olarak güvencesiz çalışma hayatının aynı zamanda değerleri de güvencesiz kıldığını görüyoruz. Değerlerin güvencesiz bırakıldığı ve bunun gönüllü politikalar eliyle hayata geçirildiği bir vasatta bunun ortaya çıkaracağı kültürel açıkla ilgili bir tefekkürümüz var mı? Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı da kültür hamlemize bir katkı sunamaz mı bu konuda?

Değerlerimizi idrak etmek, gereğini tefekkür etmek; ama en önemlisi onlara yakışır çalışmalar yapmak elzem gözüküyor. Lakin bunu yapmayıp onları bir retoriğin malzemesi kılarak çabucak elden çıkarır ve değerlerin değersizleştirilmesi diyebileceğimiz bir durumu da yaratabiliriz. Cumhurbaşkanı şûrada yaptığı konuşmada şûra kararlarının takipçisi olacağını söylemişti. Eğer fert olarak her birimiz eğitim ve kültür davamızın takipçisi olmazsak hiçbir bakanlık bizim meselemizi çözecek değil. Bu devredilemez bir görev olmasının yanında Sosyoloji ilminin de gereğidir.  

.

Facebook Yorumları

Emlak8
1.06.2019
Kapılar ardında değil, kamusal alanda!
22.05.2019
Yeni ortaöğretim modeli hakkında ilk izlenimler
19.05.2019
Bir savaş terimi olarak eğitim
14.05.2019
Belgeselde izleseniz ağlardınız, ne bu gaddarlığınız?
26.4.2019
Özgür eğitim sohbetleri
11.4.2019
Eğitim hepsine papatya çizdirmek için var zaten!
31.3.2019
Eğitimde sorunu bilmeden çözümü bulmak!
22.3.2019
arrant ile vurdular! biz Egg Boy ile dayanışacağız!
14.3.2019
Eğitimi kavrayışımız yüz yıl öncesinin gerisinde!
7.3.2019
8 Mart Dünya Kadınlar Günü
21.2.2019
Çünkü herkes kendinden firardadır
18.2.2019
Gençlik ve Spor Bakanlığı’nın STK raporu
26.1.2019
’12 yıl zorunlu eğitim çok fazla’ ya da bir manşetin analizi
23.1.2019
Ziya Selçuk ve Süpermen’in pelerini
31.12.2018
Öztürk, Bauman, Rorty: Özgürlüğü korumak
25.12.2018
Katı olan her şey buharlaşıyor
16.12.2018
Milli Eğitim Bakanı popstar değil ki!
9.12.2018
Toplumun ekosistemini korumak
6.12.2018
Sahteliğin gerçekliğe dönüşmesi
17.11.2018
Kürşat Bumin’in ardından
2.11.2018
Teoman Duralı ve İlber Ortaylı ne dediler?
30.10.2018
Öğrenci andı ya da hani bilimsellik, nerede pedagoji?
11.10.2018
Yüzüklerin Efendisi sendromu ve Türkiye’de eğitim
5.10.2018
Godo’yu beklemek ya da 15 Ekim’i beklemek
3.10.2018
MEB’in ve YÖK’ün öğretmen yetiştirme sevdasına bir derkenar
20.9.2018
Ne o Maduro’yu da mı ayıplayamıyoruz!
20.9.2018
Eğitime yaklaşımımız: “Muz yiyim ama çilek tadı gelsin!”
12.9.2018
O zaman kopsun kıyamet!
11.9.2018
MEB’in en zor günü: 18 Ocak Cuma
29.8.2018
İnsanlar çocuklarına nasıl ihanet ederler?
22.8.2018
Mel Gibson, Malik Bin Nebi ve bayramlık sorular
15.8.2018
Kriz sıra dışı değil, sıra dışı olan…
8.8.2018
MEB’in eylem planı
1.8.2018
Ya inşa ederiz ya da sürükleniriz!
25.7.2018
Eğitimde çözüm mesele edildiği kadardır
18.7.2018
Yeni papaz eski rahipmiş
11.7.2018
Ziya Selçuk dikensiz gül bahçesine girmiyor!
4.7.2018
Olay gerçekleştikten sonra bilgeleşmek!
27.6.2018
24 Haziran sonrasını düşünmek
22.6.2018
Büyük çoraklık, seçimler ve esas kaybeden
20.6.2018
Bu çoraklığa siyaset ne yapsın seçim ne yapsın!
13.6.2018
Sivil toplum, seçimler ve ördek tüyü
6.6.2018
Dünya Kupası, istavroz ve yeni tip sekülerleşme
16.5.2018
Kudüs elbette Selahaddin’ine kavuşacak!
9.5.2018
Endüstri 4.0 peki teknomania kaç sıfır?
2.5.2018
Gökyüzüne bakamayan çocuklarımız var
25.4.2018
996 bin başvuru bize ne söylüyor?
18.4.2018
Beyaz Türk olsam MEB’e teşekkür ederdim!
11.4.2018
Öğretmenin performansı değil prekarizasyonu
5.4.2018
'Ev zencisi', 'tarla zencisi' ve öğretmenler
28.3.2018
O bıçak aslında bana saplanmıştır!
21.3.2018
Finlandiya’yı yedirtmeyiz!
14.3.2018
Modern hurafeler: Finlandiya eğitim sistemi filan!
8.3.2018
MEB’in “marka değeri”
28.2.2018
Cemaatle kitap okumanın hükmü nedir?
21.2.2018
Okulda katliam var!
7.2.2018
Cemaatleri kapatalım mı ya da köyün delisine sormayalım mı?
31.1.2018
Savaş karşıtı değilsiniz!
24.1.2018
Savaşa hayır mı? Hayırdır inşallah!
10.1.2018
Zorunlu eğitimin alternatifi ne?
3.1.2018
%3, zorunlu eğitim ve kutsanan 'süreç'
27.12.2017
Nereye gitti bu muhafazakâr anne babalar?
20.12.2017
Zorunlu eğitime hayır çünkü o bizi öldürüyor!
13.12.2017
Kudüs, Yılmaz Özdil ve Westminister Katedrali'nin çanları
6.12.2017
Tandoğan’dan farklı olmak da mümkün
29.11.2017
Nevzat Tandoğan ölmedi muhtelif illerimizde yaşıyor!
26.11.2017
Robot yapan Ali kodlama yapan Ayşe yerine Âşık direnişçi
22.11.2017
Etkinlik ile reform arasındaki 6 fark
15.11.2017
Geç dönem eleştirelliğin hazin hali
8.11.2017
Mahalli Yerleştirme Sistemi ve kışkırttığı sorular
1.11.2017
Amerika’nın maarif davası
18.10.2017
Eğitimin krizi, din eğitimi ve İmam Hatipler (II)
11.10.2017
Eğitimin krizi, din eğitimi ve İmam Hatipler (I)
4.10.2017
Beyazperde Karatahta
27.9.2017
Bürokratı, yazarı, yorumcusu tekmili birden!
21.9.2017
TEOG sonrası senaryolar
13.9.2017
Yeni müfredat demeyin 'yeni' sanacaklar
6.9.2017
Bir haberin anatomisi: Tıp fakültesini kazanan meslek liseli
30.8.2017
Bir arzu nesnesine dönüşen eğitimi sorgulamak
23.8.2017
Süpermen’i beklerken
16.8.2017
Milletin irfanı tükenmez bir doğal kaynak mıdır?
10.8.2017
Toplu sözleşme görüşmeleri ve konfederasyonlara çağrı
2.8.2017
Gözyaşı vadisinden çıkmak
26.7.2017
Eğitim meselesi, yanlış sorular ve uzaklaşan cevaplar
19.7.2017
Birisi ÖSYM’ye 15 Temmuz’u anlatsın
12.7.2017
15 Temmuz’u unutmamanın tek bir yolu var
5.7.2017
Pedagojik Cinayeti Ben Anlatayım Size!
29.6.2017
Milyonlarca öğrenci hiçbir şey öğrenemiyor!
21.6.2017
UNICEF’in eğitim raporuna farklı bakmak
14.6.2017
Böyle Öğretmen Strateji Belgesi olmaz!
7.6.2017
Zorunlu eğitim 13 yıla çıkarken
31.5.2017
Din, ekran ve tele-ramazan
24.5.2017
Bilim ve Sanat Merkezleri Festivali
17.5.2017
Nasıl bir gençlik ya da dala bakan oğlak
10.5.2017
“Evraka!” demedim bir sor niye demedim?
3.5.2017
Öğretmenler de mutsuz!
26.4.2017
Öğrenciler mazoşist mi niye memnun olsunlar?
19.4.2017
Referandum sonucunu nasıl okumalı?
12.4.2017
Yaşam boyu öğrenme ama nasıl?
5.4.2017
Bitişik eğik - dik temel ya da zokayı yutmak!
29.3.2017
Yeni ruhbanlar: kişisel gelişimciler
22.3.2017
Avrupa’nın akıbetinden iyilik umabilir miyiz?
15.3.2017
Sevgili ÖSYM
8.3.2017
Milli Kültür Şûrası ve düşündürdükleri
19.8.2015
Toplu sözleşmenin tek ilacı Özgür Eğitim-Sen’in çağrısı
12.8.2015
Kürt siyasetinin patolojisi: arkaik, anakronik, nostaljik
5.8.2015
İş işten geçmeden
29.7.2015
Tarihi fırsat kaçtı
22.7.2015
Toplum olma irademiz saldırı altında
24.6.2015
MHP’ye niye kızıyorlar?
17.6.2015
Eşik bu, aşacak mıyız?
10.6.2015
Hesabı sadece Ak parti mi verecek?
3.6.2015
Demirtaş’ın yolu: Post-siyasal patinaj
27.5.2015
“Konuşma lan! ”
20.5.2015
Yoldaki işaretler silinmez zulüm devam etmez
13.5.2015
Kenan Evren’in kızı ve canımı yakan düşünceler
6.5.2015
Yeni bir dünya talebi
30.4.2015
Tribüne koşanlar ve oyun kuranlar
22.4.2015
Yeni bir din doğuyor
15.4.2015
Mevcut ile ufuk arasında siyaset ve AK Parti
8.4.2015
#Yalovavalisigörevdenalınsın
01.04.2015
Vali’den yeni türkiye’ye sabotaj
25.03.2015
Kırılma mı tıkanma mı? : Kulis dedikodusundan fazlasına muhtacız
18.03.2015
Öğretmenin itibarını retorik kurtarır mı?
11.03.2015
Siyaset, ahir zaman ve biz
04.03.2015
Gerçekçi ol, barışı iste!
25.02.2015
Şah Fırat bahane ufka vurmak şahane
18.02.2015
Kadın yakan tecavüzcü için fetva bekleyen yazar
11.02.2015
Yeni anayasaya yeni bir eğitim ufku ile bakmak
04.02.2015
Tsipras’a kimler beddua ediyor?
28.01.2015
Değerler eğitiminin şansı var mı?
21.01.2015
Hrant İçin Kendimiz İçin 19 Ocak 2007…
14.01.2015
Sartre olsa yüzlerine tükürürdü!
07.01.2015
Niçin Eğitim?
31.12.2014
“Nasıl”dan Önce “Niçin” Sorusu
24.12.2014
14 Aralık, kervan ve hafıza
17.12.2014
Şûranın ardından tespit, tenkit, teklif (2)
10.12.2014
Şûranın ardından tespit, tenkit, teklif (1)
04.12.2014
Cumhuriyet 91 Eğitim Kongresi 1 yaşında
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Aradığın Evi Bul. Emlak8.Net

Dijital Reklam Ajansı Serbay Interactive