Ali AYDIN

Milat GAZETESİ



Bookmark and Share

Yeni ruhbanlar: kişisel gelişimciler


29.3.2017 - Bu Yazı 924 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Bugünlerde eğitim ve kültür krizimiz her ailenin neredeyse birebir tecrübe edecekleri kadar yakına gelmiş bir vaziyette. Eskiden kuşak çatışması denilerek geçiştirilenin çok daha fazlası ile karşı karşıyayız. Eskiden olmadığı kadar teknoloji merkezli bir hayatımız var. Toplumlar büyük ölçüde sanayi-sonrasına sarkmış vaziyetteler. Ya da tek dertleri bu sarkma artık!  Hedef, ülkü, Kızılelma bu!  ‘Anındalık çağı', ‘hız' ve ‘haz' gibi iki amansız düşman çıkardı karşımıza.  Kültür gibi oturaklı bir şeyden adeta damıtılarak ince işçilik, hüner ve sabır ile vücut bulacak olanı, aramızdaki mesafeyi kontrolden yoksun olduğumuz bir kuşağa taşımak istiyoruz. Ne var ki bunun yerine ‘sosyolojik patinaj' ile iktifa etmek zorunda kalıyoruz.

Geçenlerde, bir aile toplantısında filanca kişiyi tanıyıp tanımadığım soruldu. Bana söylenen ismi ilk kez duyduğumu söyledim. Sonrasında bahsi geçen kişinin eğitimci olduğu ve şu sıralar aile, bilinçli aile, gençler ve çocuklar üzerine Türkiye çapında seminerler verdiği ve popüler olduğu söylendi. Sonra bu şahsın Youtube'da yüzbinlerce kez izlenmiş videolarından birisini izledim. Biraz izleyince, bahsi geçen kişinin, ailelerin gündelik olarak tecrübe ettikleri, çağa özgü küresel sorunları yarı stand up yarı nasihat ile harmanlayarak bir sahne gösterisine dönüştüren ‘kişisel gelişim uzmanı (!)' olduğunu anladım. Aslında şaşırtıcı değildi. Benzer işi yapan onlarca kişi vardı. Sorun onların varlığından ziyade, meselelerimizin ait oldukları kaynaktan uzaklaştırılıp kitlesel bir rehabilitasyon ile sahne gösterisinden medet umuluyor olunmasıydı.

Sistemik sorunlarımıza karşı ‘biyografik çözüm' önerileri ile karşımıza çıkan kişisel gelişimciler, yeni ruhban sınıfını oluşturmaya aday gibi görünüyorlar. Oysaki nasıl yaşanılacağının bilgisi sahne gösterileri ile aktarılamaz. Kaldı ki nasıl yaşamamız gerektiğinin bir bilgisinin olup olmadığı da son derece tartışmalıdır. Tecrübelerimizi anlatıya dönüştürebiliriz; ama o kadar. Hiçbir tecrübe aktarılabilir değil maalesef.

Eğitime ve kültüre dair sıkıntıları, bir kişisel gelişim meselesine indirgeyip bir tarafı ile küresel bir tarafı ile bize özgü yapısal nedenleri görünmez kıldığımızda, sorunlarımızı ‘sihirli bir dokunuşla' çözüm reçeteleri ile takas edebileceğimizi düşünüyoruz. Neticede böyle bir talebi karşılıksız bırakmayacak bir sektör, yoksa bile oluşmakta gecikmiyor.

Batı toplumlarında da modadan ev dekorasyonuna, giyimden yemeğe, eğitimden sağlığa, aile saadetinden ruhsal uyuma kadar bir dizi başlıkta, pratik çözümleri (!) ile  ‘yaşam guruları' epey bir zamandır arz-ı endam ediyorlar. Dikkat edilirse bu cangılda medyatik din adamlarının da bir kişisel gelişimci haline dönüştükleri görülecektir. Bu piyasanın –tam olarak doğru ifade bu: piyasa-, talepkâr kitlelere nerede, ne zaman, ne yapmalı türünden telkin ve önerileri her zaman için var. Olmayan ise kaynağı bireysel olmayan sorunlara bireysel çözümler getirilebileceğine dair inançlarının temelindeki gerçeklik payı.  

Yaşadığımız dünyada kendisini en rahat hissedenler, teknik ilerlemenin insanlığın en büyük başarısı olduğuna sarsılmaz biçimde inanan, karşılaşılan her sorunun teknik bir çözümünün mutlaka bulunduğu/bulunacağı ön kabulüyle yaşayanlardır. Yaşam guruları kitlelerin çaresizliğinden istifade ettikleri kadar bu tür modern hurafelere de çok şey borçlular.

Salahiyetin teknolojide arandığı, kültürün onun boyunduruğuna girdiği, neredeyse sayılamayan, ölçülemeyen hiçbir şeyin bir değer olarak kabul görmediği bir vasatta sosyal düzenin kendisini kalıcı ve sürekli kılacak her türlü direnç noktası her geçen gün güçten düşer. Görülmekte, deneyimlenmekte olunan da tam olarak bu zaten!

Kitle iletişim araçları ve internet başta olmak üzere etrafa saçılan enformasyonu gerekli/gereksiz, faydalı/zararlı, iyi/kötü ayrımına tabi tutarak, istenileni alıkoyup istenilmeyeni kapıdan geri çevirme imkânı herkesin elinin altında bulunabilseydi keşke. Ne var ki enformasyonu ‘patlayan bir bomba' ile anlatan metaforun da ima ettiği şey, onun etkilerine günümüzde yalnızca maruz kalınacağıdır. Sosyal düzeni, gelenekleri, davranış kalıplarını, dil ve kültürü kökünden sarsan bu durum, toplumun bağışıklık sistemine ve savunma mekanizmalarına etkili darbeler indirerek onu çökerten bir sonuçlar listesini karşımıza çıkartıyor.

Kültürler mevcudiyetlerini, püskürtülen enformasyonu çer çöp ayırmadan obez bir iştahla vakumlamalarına değil arzu etmediklerini dışta tutabilme kabiliyetlerine borçludurlar.

Günümüzde ise kısa devre yapan nokta budur!

Kültürleri kendilerini muhafaza ederek aktarma kabiliyetinden mahrum bırakan süreç, teknoloji üzerinden viral bir etki yapmakta, ‘kontrol' ise imkânsız bir ödev haline gelmektedir. Kontrolün kendilerinde olmadığını tecrübe eden anne - babalar, küçük sosyal gruplar, dini cemaatler hatta bizzat devlet; elden çıkanı kaçırmamanın sihirli çözümüne odaklanmış vaziyetteler.

Günümüzde kısa devre yapan çözümlerin hepsi de işte bize satılan bu sihirli çözümlerdir!

.

Facebook Yorumları

Kod8
17.11.2018
Kürşat Bumin’in ardından
2.11.2018
Teoman Duralı ve İlber Ortaylı ne dediler?
30.10.2018
Öğrenci andı ya da hani bilimsellik, nerede pedagoji?
11.10.2018
Yüzüklerin Efendisi sendromu ve Türkiye’de eğitim
5.10.2018
Godo’yu beklemek ya da 15 Ekim’i beklemek
3.10.2018
MEB’in ve YÖK’ün öğretmen yetiştirme sevdasına bir derkenar
20.9.2018
Ne o Maduro’yu da mı ayıplayamıyoruz!
20.9.2018
Eğitime yaklaşımımız: “Muz yiyim ama çilek tadı gelsin!”
12.9.2018
O zaman kopsun kıyamet!
11.9.2018
MEB’in en zor günü: 18 Ocak Cuma
29.8.2018
İnsanlar çocuklarına nasıl ihanet ederler?
22.8.2018
Mel Gibson, Malik Bin Nebi ve bayramlık sorular
15.8.2018
Kriz sıra dışı değil, sıra dışı olan…
8.8.2018
MEB’in eylem planı
1.8.2018
Ya inşa ederiz ya da sürükleniriz!
25.7.2018
Eğitimde çözüm mesele edildiği kadardır
18.7.2018
Yeni papaz eski rahipmiş
11.7.2018
Ziya Selçuk dikensiz gül bahçesine girmiyor!
4.7.2018
Olay gerçekleştikten sonra bilgeleşmek!
27.6.2018
24 Haziran sonrasını düşünmek
22.6.2018
Büyük çoraklık, seçimler ve esas kaybeden
20.6.2018
Bu çoraklığa siyaset ne yapsın seçim ne yapsın!
13.6.2018
Sivil toplum, seçimler ve ördek tüyü
6.6.2018
Dünya Kupası, istavroz ve yeni tip sekülerleşme
16.5.2018
Kudüs elbette Selahaddin’ine kavuşacak!
9.5.2018
Endüstri 4.0 peki teknomania kaç sıfır?
2.5.2018
Gökyüzüne bakamayan çocuklarımız var
25.4.2018
996 bin başvuru bize ne söylüyor?
18.4.2018
Beyaz Türk olsam MEB’e teşekkür ederdim!
11.4.2018
Öğretmenin performansı değil prekarizasyonu
5.4.2018
'Ev zencisi', 'tarla zencisi' ve öğretmenler
28.3.2018
O bıçak aslında bana saplanmıştır!
21.3.2018
Finlandiya’yı yedirtmeyiz!
14.3.2018
Modern hurafeler: Finlandiya eğitim sistemi filan!
8.3.2018
MEB’in “marka değeri”
28.2.2018
Cemaatle kitap okumanın hükmü nedir?
21.2.2018
Okulda katliam var!
7.2.2018
Cemaatleri kapatalım mı ya da köyün delisine sormayalım mı?
31.1.2018
Savaş karşıtı değilsiniz!
24.1.2018
Savaşa hayır mı? Hayırdır inşallah!
10.1.2018
Zorunlu eğitimin alternatifi ne?
3.1.2018
%3, zorunlu eğitim ve kutsanan 'süreç'
27.12.2017
Nereye gitti bu muhafazakâr anne babalar?
20.12.2017
Zorunlu eğitime hayır çünkü o bizi öldürüyor!
13.12.2017
Kudüs, Yılmaz Özdil ve Westminister Katedrali'nin çanları
6.12.2017
Tandoğan’dan farklı olmak da mümkün
29.11.2017
Nevzat Tandoğan ölmedi muhtelif illerimizde yaşıyor!
26.11.2017
Robot yapan Ali kodlama yapan Ayşe yerine Âşık direnişçi
22.11.2017
Etkinlik ile reform arasındaki 6 fark
15.11.2017
Geç dönem eleştirelliğin hazin hali
8.11.2017
Mahalli Yerleştirme Sistemi ve kışkırttığı sorular
1.11.2017
Amerika’nın maarif davası
18.10.2017
Eğitimin krizi, din eğitimi ve İmam Hatipler (II)
11.10.2017
Eğitimin krizi, din eğitimi ve İmam Hatipler (I)
4.10.2017
Beyazperde Karatahta
27.9.2017
Bürokratı, yazarı, yorumcusu tekmili birden!
21.9.2017
TEOG sonrası senaryolar
13.9.2017
Yeni müfredat demeyin 'yeni' sanacaklar
6.9.2017
Bir haberin anatomisi: Tıp fakültesini kazanan meslek liseli
30.8.2017
Bir arzu nesnesine dönüşen eğitimi sorgulamak
23.8.2017
Süpermen’i beklerken
16.8.2017
Milletin irfanı tükenmez bir doğal kaynak mıdır?
10.8.2017
Toplu sözleşme görüşmeleri ve konfederasyonlara çağrı
2.8.2017
Gözyaşı vadisinden çıkmak
26.7.2017
Eğitim meselesi, yanlış sorular ve uzaklaşan cevaplar
19.7.2017
Birisi ÖSYM’ye 15 Temmuz’u anlatsın
12.7.2017
15 Temmuz’u unutmamanın tek bir yolu var
5.7.2017
Pedagojik Cinayeti Ben Anlatayım Size!
29.6.2017
Milyonlarca öğrenci hiçbir şey öğrenemiyor!
21.6.2017
UNICEF’in eğitim raporuna farklı bakmak
14.6.2017
Böyle Öğretmen Strateji Belgesi olmaz!
7.6.2017
Zorunlu eğitim 13 yıla çıkarken
31.5.2017
Din, ekran ve tele-ramazan
24.5.2017
Bilim ve Sanat Merkezleri Festivali
17.5.2017
Nasıl bir gençlik ya da dala bakan oğlak
10.5.2017
“Evraka!” demedim bir sor niye demedim?
3.5.2017
Öğretmenler de mutsuz!
26.4.2017
Öğrenciler mazoşist mi niye memnun olsunlar?
19.4.2017
Referandum sonucunu nasıl okumalı?
12.4.2017
Yaşam boyu öğrenme ama nasıl?
5.4.2017
Bitişik eğik - dik temel ya da zokayı yutmak!
29.3.2017
Yeni ruhbanlar: kişisel gelişimciler
22.3.2017
Avrupa’nın akıbetinden iyilik umabilir miyiz?
15.3.2017
Sevgili ÖSYM
8.3.2017
Milli Kültür Şûrası ve düşündürdükleri
19.8.2015
Toplu sözleşmenin tek ilacı Özgür Eğitim-Sen’in çağrısı
12.8.2015
Kürt siyasetinin patolojisi: arkaik, anakronik, nostaljik
5.8.2015
İş işten geçmeden
29.7.2015
Tarihi fırsat kaçtı
22.7.2015
Toplum olma irademiz saldırı altında
24.6.2015
MHP’ye niye kızıyorlar?
17.6.2015
Eşik bu, aşacak mıyız?
10.6.2015
Hesabı sadece Ak parti mi verecek?
3.6.2015
Demirtaş’ın yolu: Post-siyasal patinaj
27.5.2015
“Konuşma lan! ”
20.5.2015
Yoldaki işaretler silinmez zulüm devam etmez
13.5.2015
Kenan Evren’in kızı ve canımı yakan düşünceler
6.5.2015
Yeni bir dünya talebi
30.4.2015
Tribüne koşanlar ve oyun kuranlar
22.4.2015
Yeni bir din doğuyor
15.4.2015
Mevcut ile ufuk arasında siyaset ve AK Parti
8.4.2015
#Yalovavalisigörevdenalınsın
01.04.2015
Vali’den yeni türkiye’ye sabotaj
25.03.2015
Kırılma mı tıkanma mı? : Kulis dedikodusundan fazlasına muhtacız
18.03.2015
Öğretmenin itibarını retorik kurtarır mı?
11.03.2015
Siyaset, ahir zaman ve biz
04.03.2015
Gerçekçi ol, barışı iste!
25.02.2015
Şah Fırat bahane ufka vurmak şahane
18.02.2015
Kadın yakan tecavüzcü için fetva bekleyen yazar
11.02.2015
Yeni anayasaya yeni bir eğitim ufku ile bakmak
04.02.2015
Tsipras’a kimler beddua ediyor?
28.01.2015
Değerler eğitiminin şansı var mı?
21.01.2015
Hrant İçin Kendimiz İçin 19 Ocak 2007…
14.01.2015
Sartre olsa yüzlerine tükürürdü!
07.01.2015
Niçin Eğitim?
31.12.2014
“Nasıl”dan Önce “Niçin” Sorusu
24.12.2014
14 Aralık, kervan ve hafıza
17.12.2014
Şûranın ardından tespit, tenkit, teklif (2)
10.12.2014
Şûranın ardından tespit, tenkit, teklif (1)
04.12.2014
Cumhuriyet 91 Eğitim Kongresi 1 yaşında
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Kod8
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları



Kod8