Ali AYDIN

Milat GAZETESİ



Bookmark and Share

TEOG sonrası senaryolar


21.9.2017 - Bu Yazı 890 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, katıldığı bir televizyon programında, TEOG sınavına ilişkin, "Ben TEOG olayını istemiyorum ve bunu da artık yanlış buluyorum. TEOG'un kaldırılması lazım. Biz TEOG'la mı geldik?", dedi. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın açıklamasından sonra TEOG ana gündemimiz haline geldi. Cumhurbaşkanı daha sonra yaptığı açıklamada Başbakan ile görüştüklerini ve mutabakata vardıklarını söyledi.  Gözlerimiz bu süreçte Milli Eğitim Bakanı İsmet Yılmaz’ı aradı. O da dün yaptığı açıklama ile TEOG’un kaldırıldığını bu sene uygulanmayacağını ilan etti.

Şimdi soru şu: TEOG artık yoksa; Milli Eğitim Bakanlığı, ortaokuldan liseye geçiş yapacak 1 milyon 300 bin öğrenciyi farklı türde ve farklı başarı düzeyinde olan orta öğretim kurumlarına nasıl yerleştirecek?

Mesele TEOG’un olup olmaması değil. Mesele türleri ve başarı düzeyleri farklı ortaöğretim kurumları barındıran bir kademeye öğrencilere hangi kriterlere göre yerleştireceğinizdir. TEOG sınavının da anlamı buradan geliyor. Kaldırdığınızda da yerine bir şey koymanız gerekiyor. Bunun adı dün SBS idi, OKS, idi, TEOG oldu, yarın MEOG olur, başka bir şey olur. Ama her halükarda bir ölçüt koymanız gerekiyor.

Başbakan Yıldırım “Herkes istediği liseye gidebilecek”, diyor. Bu yıl TEOG yapılmayacaksa, TEOG’a girmek için gün sayan 1 milyon 300 bin öğrenci istedikleri liseye kayıt yaptırabilecekler mi? Başbakan’ın açıklaması bunun mümkün olabileceği müjdesini veriyor. İyi de nasıl? Bu okulların tür ve başarı düzeyleri birbirinden farklı olduğuna göre ve her okulun alabileceği öğrenci sayısı sınırlı olacağından ötürü tek başına öğrenci ya da velinin isteği bir okula yerleşmek için yeterli olur mu?

İşte Milli Eğitim Bakanlığı bunu formüle edecek.

Peki, ne yapacak? Muhtemelen yeni bir ölçüt getirecek. TEOG da bir ölçüttü. Ancak istenmedi, kaldırıldı. Evet, belki mükemmel değildi ama şu ana kadar ortaokuldan ortaöğretim kurumlarına geçişi gürültüsüz patırtısız hallediyordu. Şimdi bir belirsizliğin yaşanacağı aşikâr. Mili Eğitim Bakanlığı kendisi için de sürpriz olduğu anlaşılan bu kararla, çok kısa bir süre içerisinde mağduriyet oluşturmayacak bir çözüm bulmak zorunda.  Ne var ki koşullar belli. Türkiye’de, öğretim kademeleri arası geçiş iki önemli sınavla yapılıyor. Birisi, kaldırıldığını öğrendiğimiz TEOG diğeri ise YGS/LYS … 

Sistem bu iki büyük sınav üzerine kurulu adeta. Bu sınavları eleştirmek, eksikliklerini ve yanlışlıklarını dile getirmek ayrı şu an hâlihazırda görmüş oldukları işlevleri ayrı bir bahis. TEOG’un gerekçesi ne ise üniversiteye geçiş sınavlarının da varlık gerekçesi o. Her okulun alabileceği öğrenci sayısı kontenjan ile sınırlı olduğuna göre her isteyenin istediği yere gidebilmesi mümkün değil. Bu işin içinden bir ölçüt getirilerek çıkılabilir. Nitekim TEOG ya da YGS/LYS  işte o ölçütler oluyor.

TEOG sonrası dönem için birkaç formül dilendiriliyor. Dile getirilen bu formüler büyük mağduriyetler oluşturacak cinsten. Eğer hayata geçerlerse TEOG’u mumla arayabiliriz. Öte yandan öfkeli bir öğrenci-veli kitlesiyle de hesaplaşılmak zorunda kalınabilir.

Formüllerden birisi okulların kendi sınavlarını yapması. Merkezi sınavlarda bile şaibeden sıyrılamamış bizim gibi bir ülkede böyle bir uygulamanın objektif, nesnel ölçütler ile yapılabileceğine kimseyi inandıramazsınız. Kayırmaların önüne geçebilecek bir düzenek eğer olsaydı onu zaten başka sahalarda da tecrübe etmiş olurduk. Hükümetin ve Bakanlığın kamuoyu ile ilişkisi bakımından kendisi için maliyet oluşturacak ve hiç yoktan türlü tartışmaların içine kendisini çekecek böyle bir yöntemden uzak durmasını diliyorum.

Sözü edilen ikinci formül ise, adrese dayalı kayıt sistemi. Ancak böyle bir formül  TEOG’un kaldırılma gerekçesini de geçersiz kılıyor. O zaman sormazlar mı;  “Hani istediğimiz liseye gidebiliyorduk?”, diye. Kaldı ki adrese kayıt sistemi tam anlamıyla “İşçisin sen işçi kal!” mantığının dışavurumu. Adam kıt imkânlarda varoşta oturuyordur belki; lakin çocuğunu şehirde en iyi okula göndermek istiyordur. Onun bu meşru talebine kim karşı çıkabilir?

Bir başka sözü edilen şey ise öğrencilerin bilgi, beceri ve istidatlarına göre istedikleri liseye kayıt yaptırabilmelerini sağlamak. Türk Milli Eğitim sistemi olarak düşünelim. Eğitim sistemimiz içerisinde böyle bir düzeneğimiz var mı? Eğitim sistemimiz bugüne kadar öğrencilerin bilgi, beceri ve istidatlarını ölçebilmeyi başarabilmiş mi hiç? Bu soruya vereceğiniz cevap formülün gerçekçi olup olmadığını size söyleyecektir. 

‘Her derde deva bir çözümümüz’ yok maalesef. Hele hele kamusal alanda konuşulmamış, tartışılmamış, belirli bir seviyeye getirilmemiş bir konuda MEB’den çözüm üretmesini beklemek gerçekçi değil bence adil de değil.

NOT: Eğitim uzmanları diye birileri varmış ve bunlar TEOG tartışması vesilesiyle görüşlerini açıklamışlar. Açıklamalarından benim anladığım, soruyu da konuyu da anlamamışlar. TEOG kaldırılıyor ne diyorsunuz?, sorusuna arkadaşlar hayallerindeki eğitim sistemini anlatarak cevap vermişler. İyi de konu o değil ki kardeşim!

.

Facebook Yorumları

Kod8
9.12.2018
Toplumun ekosistemini korumak
6.12.2018
Sahteliğin gerçekliğe dönüşmesi
17.11.2018
Kürşat Bumin’in ardından
2.11.2018
Teoman Duralı ve İlber Ortaylı ne dediler?
30.10.2018
Öğrenci andı ya da hani bilimsellik, nerede pedagoji?
11.10.2018
Yüzüklerin Efendisi sendromu ve Türkiye’de eğitim
5.10.2018
Godo’yu beklemek ya da 15 Ekim’i beklemek
3.10.2018
MEB’in ve YÖK’ün öğretmen yetiştirme sevdasına bir derkenar
20.9.2018
Ne o Maduro’yu da mı ayıplayamıyoruz!
20.9.2018
Eğitime yaklaşımımız: “Muz yiyim ama çilek tadı gelsin!”
12.9.2018
O zaman kopsun kıyamet!
11.9.2018
MEB’in en zor günü: 18 Ocak Cuma
29.8.2018
İnsanlar çocuklarına nasıl ihanet ederler?
22.8.2018
Mel Gibson, Malik Bin Nebi ve bayramlık sorular
15.8.2018
Kriz sıra dışı değil, sıra dışı olan…
8.8.2018
MEB’in eylem planı
1.8.2018
Ya inşa ederiz ya da sürükleniriz!
25.7.2018
Eğitimde çözüm mesele edildiği kadardır
18.7.2018
Yeni papaz eski rahipmiş
11.7.2018
Ziya Selçuk dikensiz gül bahçesine girmiyor!
4.7.2018
Olay gerçekleştikten sonra bilgeleşmek!
27.6.2018
24 Haziran sonrasını düşünmek
22.6.2018
Büyük çoraklık, seçimler ve esas kaybeden
20.6.2018
Bu çoraklığa siyaset ne yapsın seçim ne yapsın!
13.6.2018
Sivil toplum, seçimler ve ördek tüyü
6.6.2018
Dünya Kupası, istavroz ve yeni tip sekülerleşme
16.5.2018
Kudüs elbette Selahaddin’ine kavuşacak!
9.5.2018
Endüstri 4.0 peki teknomania kaç sıfır?
2.5.2018
Gökyüzüne bakamayan çocuklarımız var
25.4.2018
996 bin başvuru bize ne söylüyor?
18.4.2018
Beyaz Türk olsam MEB’e teşekkür ederdim!
11.4.2018
Öğretmenin performansı değil prekarizasyonu
5.4.2018
'Ev zencisi', 'tarla zencisi' ve öğretmenler
28.3.2018
O bıçak aslında bana saplanmıştır!
21.3.2018
Finlandiya’yı yedirtmeyiz!
14.3.2018
Modern hurafeler: Finlandiya eğitim sistemi filan!
8.3.2018
MEB’in “marka değeri”
28.2.2018
Cemaatle kitap okumanın hükmü nedir?
21.2.2018
Okulda katliam var!
7.2.2018
Cemaatleri kapatalım mı ya da köyün delisine sormayalım mı?
31.1.2018
Savaş karşıtı değilsiniz!
24.1.2018
Savaşa hayır mı? Hayırdır inşallah!
10.1.2018
Zorunlu eğitimin alternatifi ne?
3.1.2018
%3, zorunlu eğitim ve kutsanan 'süreç'
27.12.2017
Nereye gitti bu muhafazakâr anne babalar?
20.12.2017
Zorunlu eğitime hayır çünkü o bizi öldürüyor!
13.12.2017
Kudüs, Yılmaz Özdil ve Westminister Katedrali'nin çanları
6.12.2017
Tandoğan’dan farklı olmak da mümkün
29.11.2017
Nevzat Tandoğan ölmedi muhtelif illerimizde yaşıyor!
26.11.2017
Robot yapan Ali kodlama yapan Ayşe yerine Âşık direnişçi
22.11.2017
Etkinlik ile reform arasındaki 6 fark
15.11.2017
Geç dönem eleştirelliğin hazin hali
8.11.2017
Mahalli Yerleştirme Sistemi ve kışkırttığı sorular
1.11.2017
Amerika’nın maarif davası
18.10.2017
Eğitimin krizi, din eğitimi ve İmam Hatipler (II)
11.10.2017
Eğitimin krizi, din eğitimi ve İmam Hatipler (I)
4.10.2017
Beyazperde Karatahta
27.9.2017
Bürokratı, yazarı, yorumcusu tekmili birden!
21.9.2017
TEOG sonrası senaryolar
13.9.2017
Yeni müfredat demeyin 'yeni' sanacaklar
6.9.2017
Bir haberin anatomisi: Tıp fakültesini kazanan meslek liseli
30.8.2017
Bir arzu nesnesine dönüşen eğitimi sorgulamak
23.8.2017
Süpermen’i beklerken
16.8.2017
Milletin irfanı tükenmez bir doğal kaynak mıdır?
10.8.2017
Toplu sözleşme görüşmeleri ve konfederasyonlara çağrı
2.8.2017
Gözyaşı vadisinden çıkmak
26.7.2017
Eğitim meselesi, yanlış sorular ve uzaklaşan cevaplar
19.7.2017
Birisi ÖSYM’ye 15 Temmuz’u anlatsın
12.7.2017
15 Temmuz’u unutmamanın tek bir yolu var
5.7.2017
Pedagojik Cinayeti Ben Anlatayım Size!
29.6.2017
Milyonlarca öğrenci hiçbir şey öğrenemiyor!
21.6.2017
UNICEF’in eğitim raporuna farklı bakmak
14.6.2017
Böyle Öğretmen Strateji Belgesi olmaz!
7.6.2017
Zorunlu eğitim 13 yıla çıkarken
31.5.2017
Din, ekran ve tele-ramazan
24.5.2017
Bilim ve Sanat Merkezleri Festivali
17.5.2017
Nasıl bir gençlik ya da dala bakan oğlak
10.5.2017
“Evraka!” demedim bir sor niye demedim?
3.5.2017
Öğretmenler de mutsuz!
26.4.2017
Öğrenciler mazoşist mi niye memnun olsunlar?
19.4.2017
Referandum sonucunu nasıl okumalı?
12.4.2017
Yaşam boyu öğrenme ama nasıl?
5.4.2017
Bitişik eğik - dik temel ya da zokayı yutmak!
29.3.2017
Yeni ruhbanlar: kişisel gelişimciler
22.3.2017
Avrupa’nın akıbetinden iyilik umabilir miyiz?
15.3.2017
Sevgili ÖSYM
8.3.2017
Milli Kültür Şûrası ve düşündürdükleri
19.8.2015
Toplu sözleşmenin tek ilacı Özgür Eğitim-Sen’in çağrısı
12.8.2015
Kürt siyasetinin patolojisi: arkaik, anakronik, nostaljik
5.8.2015
İş işten geçmeden
29.7.2015
Tarihi fırsat kaçtı
22.7.2015
Toplum olma irademiz saldırı altında
24.6.2015
MHP’ye niye kızıyorlar?
17.6.2015
Eşik bu, aşacak mıyız?
10.6.2015
Hesabı sadece Ak parti mi verecek?
3.6.2015
Demirtaş’ın yolu: Post-siyasal patinaj
27.5.2015
“Konuşma lan! ”
20.5.2015
Yoldaki işaretler silinmez zulüm devam etmez
13.5.2015
Kenan Evren’in kızı ve canımı yakan düşünceler
6.5.2015
Yeni bir dünya talebi
30.4.2015
Tribüne koşanlar ve oyun kuranlar
22.4.2015
Yeni bir din doğuyor
15.4.2015
Mevcut ile ufuk arasında siyaset ve AK Parti
8.4.2015
#Yalovavalisigörevdenalınsın
01.04.2015
Vali’den yeni türkiye’ye sabotaj
25.03.2015
Kırılma mı tıkanma mı? : Kulis dedikodusundan fazlasına muhtacız
18.03.2015
Öğretmenin itibarını retorik kurtarır mı?
11.03.2015
Siyaset, ahir zaman ve biz
04.03.2015
Gerçekçi ol, barışı iste!
25.02.2015
Şah Fırat bahane ufka vurmak şahane
18.02.2015
Kadın yakan tecavüzcü için fetva bekleyen yazar
11.02.2015
Yeni anayasaya yeni bir eğitim ufku ile bakmak
04.02.2015
Tsipras’a kimler beddua ediyor?
28.01.2015
Değerler eğitiminin şansı var mı?
21.01.2015
Hrant İçin Kendimiz İçin 19 Ocak 2007…
14.01.2015
Sartre olsa yüzlerine tükürürdü!
07.01.2015
Niçin Eğitim?
31.12.2014
“Nasıl”dan Önce “Niçin” Sorusu
24.12.2014
14 Aralık, kervan ve hafıza
17.12.2014
Şûranın ardından tespit, tenkit, teklif (2)
10.12.2014
Şûranın ardından tespit, tenkit, teklif (1)
04.12.2014
Cumhuriyet 91 Eğitim Kongresi 1 yaşında
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Kod8
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları



Kod8