Ali AYDIN

Milat GAZETESİ



Bookmark and Share

Eğitimin krizi, din eğitimi ve İmam Hatipler (I)


11.10.2017 - Bu Yazı 829 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 İmam Hatiplerin tarihi bir yönüyle yakın tarihimizi, devletin din ve toplum ile yaşadığı sancılı ilişkiyi, darbelerle savrulan siyasi iklimde teneffüs edilen yürek yakan havayı da akla getiriyor. Şimdinin en meşru kurumları olarak taltif edilen İmam Hatip Okulları, dünün sakıncalılar listesinin başına yazılıyordu. Şimdilerde bu okulların bir meşruiyet sorunu olmasa da dünyanın genel seyri içerisinde eğitimin yaşadığı kriz din eğitimi için de kırmızı alarm veriyor. Sistem nezdinde meşruiyet sorunu siyasi iradenin tasarrufları ile çözülmüş olabilir. Ne var ki toplumsal dönüşüm ile ortaya çıkan sorunlar çok daha derin çabalara davetiye çıkarıyor. Bu dönüşümleri tetikleyen siyasi, sosyolojik, teknolojik dinamikler yeni okumalar yapılmasını zorunlu kılıyor. Hiç sakınmadan, çekinmeden bunun Türkiye’de henüz fark edilmiş bir mesele olarak görülmediğini rahatlıkla söyleyebiliriz. Rahatlık söyleyişte, yoksa bu durum maalesef çok dramatik.   

Bir İmam Hatipli olarak bu okullara ilişkin her gelişmeyi yakından takip etmeye çalışıyorum. Bununla birlikte maarif meselemize ilişkin sıkıntıların giderilmesini, bu okulların da içinde yer aldığı eğitim sisteminin genel durumuna, niteliğine ilişkin dikkatimiz ile mukayyet olduğunu düşünüyorum. Dolayısıyla yasal mevzuatı, felsefesi, örgütlenmesi ve personel sayısıyla devasa bir sistemin içerisinde yer alan bu okullar, sistemin hem kendisinden kaynaklı sorunlardan hem de dünyanın genel seyri içerisinde eğitimin karşı karşıya kaldığı sorunlardan muaf değiller. 

İşte böyle bir vasatta 14. İmam Hatipliler Kurultayı, İmam Hatipliler Derneği ÖNDER tarafından bu yıl İzmir Çeşme’de yapıldı. Misyonunu bu okulları yaşatmak, geliştirmek olarak belirlemiş bir STK olan ÖNDER takdir edilecek faaliyetler yapıyor. Bu kurultay ortaya konan çaba ve emeklerin bir neticesi olarak vücut buluyor kuşkusuz. Hayırlı olsun. Allah bunca çabayı emeği zayi etmesin. Tarihi tecrübemiz ile sabittir ki bir şey yapacaksak işte bu tür kurum ve kuruluşların çabası, emeği ile yapacağız. Hiçbir yerden sihirli bir formül önümüze düşmeyecek, tek dokunuşla hiçbir hastalığımız sıhhat bulmayacak. Bizzat toplumun içinden çıkan kurumlar eliyle sürdürülen bir sıhhat arayışı, meselesinin ne olduğunun bilinciyle hareket ederek aksayan yanlarına, eksikliklerine ve sorunlarına şifayı bulmakta gecikmeyecektir. Yeter ki arayışımız, derdimiz olsun. Hakikat yolu uzundur, kestirmesi yoktur; yeter ki yolculuğumuz daim olsun.

Bu vesileyle ÖNDER’in düzenlemiş olduğu kurultaya ve kurtulayın sonuç bildirgesine ilişkin bazı kanaatlerimi paylaşmak istiyorum.

Birincisi; Bu tür kurultaylar sorgulamaların, derin okumaların yapıldığı; gözlerin oraya çevrildiği, söylenen ve söyleneceklerin merak konusu olduğu organizasyonlar olmalı.  14. İmam Hatipliler Kurultayı’nın 7 maddelik sonuç bildirgesi ise son derece genel kavramlar ile hiçbir meraka ve ilgiye talip olmadığını haykırıyor. Genel ifadeler ile yazılan sonuç bildirgesi bir şey söylendiği hissi yaratmakla birlikte hiçbir şey söylemiyor. Herkesin katılmakta, onaylamakta sakınca görmeyeceği böyle bir sonuç metni esasında hiçbir şey söylemiş oluyor. 2017 yılındayız. 2090 yılında da kurultayın sonuç bildirgesini aynen kullansanız kimse yadırgamaz. İşte öyle bir sonuç bildirgesi var elimizde.

Ne mevcuda ilişkin bir teklif, ne takibi yapılacak bir süreç, ne kısa, orta, uzun vadeli bir hedef…. Hiçbiri yok! Sadece kurultayın beklenti ile sona erdiği sonuç bildirgesinin son maddesinde yer alan şu cümle ile ilan ediliyor : “Çocuklarımızın özgüvenini sarsacak ve geleceğe dair umutlarına engel olacak her türlü belirsizliğin ortadan kaldırılması ve uygulanacak eğitim modellerinin bir an önce kararlaştırılmasına dair güçlü beklentimizi ifade ediyoruz.” Beklenti ifadesinden fazlasını beklerdim şahsen.

İkincisi; Bizler birbirimizi sürekli methetmek, birbirimize karşı varlığımızın ne kadar da önemli olduğunu sürekli tekrarlamak yerine birbirimize ufuk katacak bir eleştirelliği kuşanmalıyız artık. Eğer bir mesafe alacaksak mevcutla iktifa edemeyiz. Dünün zor koşullarını gözümüzün önünden hiç ayırmayarak bugünün meselelerini doğru düzgün anlayamayız.

Üçüncüsü; Görülüyor ki devlet erkânının kurultaya ilgisi yoğun olmuş. Muhtemelen Sayın Cumhurbaşkanı da programı uygun olsa katılabilirdi. Ne var ki bu tür toplantılarda konuklar toplanmaya sebep olan gündemin önüne geçmemeli.

Kurultay ile ilgili haberler, davet edilen bürokratların kurultayda nezaketen kendilerine verilen söz hakkı esnasında sarf ettikleri sözlerden ibaret. Oysaki devlet erkânı konuşacaksa konuşsun; ama önemli olan o organizasyonu gerçekleştiren, tenkit ve teklifleri olması gerekenlerin konuşması. Devlet erkânı orada onların tenkit ve tekliflerini dinlemek için bulunmalı.

Dördüncüsü; 14 tane kurultay gerçekleştirilmiş. Neden bir Özel İmam-Hatip Okulu talebi dillendirilmiyor hâlâ. Şu anki mevzuatla Özel İmam-Hatip Okulu açılamıyor? Neden? Bu bir mesele değil mi STK’lar için? Öte yandan müfredat tartışması kıyameti kopardı. Kurultayda ne konuşuldu bununla ilgili? Ya da konuşuldu mu?

Haftaya devam edelim…

.

Facebook Yorumları

Kod8
16.12.2018
Milli Eğitim Bakanı popstar değil ki!
9.12.2018
Toplumun ekosistemini korumak
6.12.2018
Sahteliğin gerçekliğe dönüşmesi
17.11.2018
Kürşat Bumin’in ardından
2.11.2018
Teoman Duralı ve İlber Ortaylı ne dediler?
30.10.2018
Öğrenci andı ya da hani bilimsellik, nerede pedagoji?
11.10.2018
Yüzüklerin Efendisi sendromu ve Türkiye’de eğitim
5.10.2018
Godo’yu beklemek ya da 15 Ekim’i beklemek
3.10.2018
MEB’in ve YÖK’ün öğretmen yetiştirme sevdasına bir derkenar
20.9.2018
Ne o Maduro’yu da mı ayıplayamıyoruz!
20.9.2018
Eğitime yaklaşımımız: “Muz yiyim ama çilek tadı gelsin!”
12.9.2018
O zaman kopsun kıyamet!
11.9.2018
MEB’in en zor günü: 18 Ocak Cuma
29.8.2018
İnsanlar çocuklarına nasıl ihanet ederler?
22.8.2018
Mel Gibson, Malik Bin Nebi ve bayramlık sorular
15.8.2018
Kriz sıra dışı değil, sıra dışı olan…
8.8.2018
MEB’in eylem planı
1.8.2018
Ya inşa ederiz ya da sürükleniriz!
25.7.2018
Eğitimde çözüm mesele edildiği kadardır
18.7.2018
Yeni papaz eski rahipmiş
11.7.2018
Ziya Selçuk dikensiz gül bahçesine girmiyor!
4.7.2018
Olay gerçekleştikten sonra bilgeleşmek!
27.6.2018
24 Haziran sonrasını düşünmek
22.6.2018
Büyük çoraklık, seçimler ve esas kaybeden
20.6.2018
Bu çoraklığa siyaset ne yapsın seçim ne yapsın!
13.6.2018
Sivil toplum, seçimler ve ördek tüyü
6.6.2018
Dünya Kupası, istavroz ve yeni tip sekülerleşme
16.5.2018
Kudüs elbette Selahaddin’ine kavuşacak!
9.5.2018
Endüstri 4.0 peki teknomania kaç sıfır?
2.5.2018
Gökyüzüne bakamayan çocuklarımız var
25.4.2018
996 bin başvuru bize ne söylüyor?
18.4.2018
Beyaz Türk olsam MEB’e teşekkür ederdim!
11.4.2018
Öğretmenin performansı değil prekarizasyonu
5.4.2018
'Ev zencisi', 'tarla zencisi' ve öğretmenler
28.3.2018
O bıçak aslında bana saplanmıştır!
21.3.2018
Finlandiya’yı yedirtmeyiz!
14.3.2018
Modern hurafeler: Finlandiya eğitim sistemi filan!
8.3.2018
MEB’in “marka değeri”
28.2.2018
Cemaatle kitap okumanın hükmü nedir?
21.2.2018
Okulda katliam var!
7.2.2018
Cemaatleri kapatalım mı ya da köyün delisine sormayalım mı?
31.1.2018
Savaş karşıtı değilsiniz!
24.1.2018
Savaşa hayır mı? Hayırdır inşallah!
10.1.2018
Zorunlu eğitimin alternatifi ne?
3.1.2018
%3, zorunlu eğitim ve kutsanan 'süreç'
27.12.2017
Nereye gitti bu muhafazakâr anne babalar?
20.12.2017
Zorunlu eğitime hayır çünkü o bizi öldürüyor!
13.12.2017
Kudüs, Yılmaz Özdil ve Westminister Katedrali'nin çanları
6.12.2017
Tandoğan’dan farklı olmak da mümkün
29.11.2017
Nevzat Tandoğan ölmedi muhtelif illerimizde yaşıyor!
26.11.2017
Robot yapan Ali kodlama yapan Ayşe yerine Âşık direnişçi
22.11.2017
Etkinlik ile reform arasındaki 6 fark
15.11.2017
Geç dönem eleştirelliğin hazin hali
8.11.2017
Mahalli Yerleştirme Sistemi ve kışkırttığı sorular
1.11.2017
Amerika’nın maarif davası
18.10.2017
Eğitimin krizi, din eğitimi ve İmam Hatipler (II)
11.10.2017
Eğitimin krizi, din eğitimi ve İmam Hatipler (I)
4.10.2017
Beyazperde Karatahta
27.9.2017
Bürokratı, yazarı, yorumcusu tekmili birden!
21.9.2017
TEOG sonrası senaryolar
13.9.2017
Yeni müfredat demeyin 'yeni' sanacaklar
6.9.2017
Bir haberin anatomisi: Tıp fakültesini kazanan meslek liseli
30.8.2017
Bir arzu nesnesine dönüşen eğitimi sorgulamak
23.8.2017
Süpermen’i beklerken
16.8.2017
Milletin irfanı tükenmez bir doğal kaynak mıdır?
10.8.2017
Toplu sözleşme görüşmeleri ve konfederasyonlara çağrı
2.8.2017
Gözyaşı vadisinden çıkmak
26.7.2017
Eğitim meselesi, yanlış sorular ve uzaklaşan cevaplar
19.7.2017
Birisi ÖSYM’ye 15 Temmuz’u anlatsın
12.7.2017
15 Temmuz’u unutmamanın tek bir yolu var
5.7.2017
Pedagojik Cinayeti Ben Anlatayım Size!
29.6.2017
Milyonlarca öğrenci hiçbir şey öğrenemiyor!
21.6.2017
UNICEF’in eğitim raporuna farklı bakmak
14.6.2017
Böyle Öğretmen Strateji Belgesi olmaz!
7.6.2017
Zorunlu eğitim 13 yıla çıkarken
31.5.2017
Din, ekran ve tele-ramazan
24.5.2017
Bilim ve Sanat Merkezleri Festivali
17.5.2017
Nasıl bir gençlik ya da dala bakan oğlak
10.5.2017
“Evraka!” demedim bir sor niye demedim?
3.5.2017
Öğretmenler de mutsuz!
26.4.2017
Öğrenciler mazoşist mi niye memnun olsunlar?
19.4.2017
Referandum sonucunu nasıl okumalı?
12.4.2017
Yaşam boyu öğrenme ama nasıl?
5.4.2017
Bitişik eğik - dik temel ya da zokayı yutmak!
29.3.2017
Yeni ruhbanlar: kişisel gelişimciler
22.3.2017
Avrupa’nın akıbetinden iyilik umabilir miyiz?
15.3.2017
Sevgili ÖSYM
8.3.2017
Milli Kültür Şûrası ve düşündürdükleri
19.8.2015
Toplu sözleşmenin tek ilacı Özgür Eğitim-Sen’in çağrısı
12.8.2015
Kürt siyasetinin patolojisi: arkaik, anakronik, nostaljik
5.8.2015
İş işten geçmeden
29.7.2015
Tarihi fırsat kaçtı
22.7.2015
Toplum olma irademiz saldırı altında
24.6.2015
MHP’ye niye kızıyorlar?
17.6.2015
Eşik bu, aşacak mıyız?
10.6.2015
Hesabı sadece Ak parti mi verecek?
3.6.2015
Demirtaş’ın yolu: Post-siyasal patinaj
27.5.2015
“Konuşma lan! ”
20.5.2015
Yoldaki işaretler silinmez zulüm devam etmez
13.5.2015
Kenan Evren’in kızı ve canımı yakan düşünceler
6.5.2015
Yeni bir dünya talebi
30.4.2015
Tribüne koşanlar ve oyun kuranlar
22.4.2015
Yeni bir din doğuyor
15.4.2015
Mevcut ile ufuk arasında siyaset ve AK Parti
8.4.2015
#Yalovavalisigörevdenalınsın
01.04.2015
Vali’den yeni türkiye’ye sabotaj
25.03.2015
Kırılma mı tıkanma mı? : Kulis dedikodusundan fazlasına muhtacız
18.03.2015
Öğretmenin itibarını retorik kurtarır mı?
11.03.2015
Siyaset, ahir zaman ve biz
04.03.2015
Gerçekçi ol, barışı iste!
25.02.2015
Şah Fırat bahane ufka vurmak şahane
18.02.2015
Kadın yakan tecavüzcü için fetva bekleyen yazar
11.02.2015
Yeni anayasaya yeni bir eğitim ufku ile bakmak
04.02.2015
Tsipras’a kimler beddua ediyor?
28.01.2015
Değerler eğitiminin şansı var mı?
21.01.2015
Hrant İçin Kendimiz İçin 19 Ocak 2007…
14.01.2015
Sartre olsa yüzlerine tükürürdü!
07.01.2015
Niçin Eğitim?
31.12.2014
“Nasıl”dan Önce “Niçin” Sorusu
24.12.2014
14 Aralık, kervan ve hafıza
17.12.2014
Şûranın ardından tespit, tenkit, teklif (2)
10.12.2014
Şûranın ardından tespit, tenkit, teklif (1)
04.12.2014
Cumhuriyet 91 Eğitim Kongresi 1 yaşında
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Kod8
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları



Kod8