Ali AYDIN

Milat GAZETESİ



Bookmark and Share

Mahalli Yerleştirme Sistemi ve kışkırttığı sorular


8.11.2017 - Bu Yazı 899 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 TEOG yerine hazırlanan yeni sınav sistemi belli oldu. Yeni sistem olarak adlandırılan Mahalli Yerleştirme Sistemi’nin detayları bizzat Milli Eğitim Bakanı tarafından kamuoyuna duyuruldu. Milli Eğitim Bakanı İsmet Yılmaz, canlı yayında liseye geçiş sistemine ilişkin detayları tek tek açıkladı. Bakan konuşmasında; “Yeni sistem tamamlandı. Yeni sistemde sınava girmek isteğe bağlı. Sınav mecburiyeti kaldırıldı. Mevcut sistem TEOG bugüne kadar gelenler arasında en iyi sistemdi. Neden değişti? Bu bir ihtiyaçtan kaynaklandı. Bu sınavın okul dışı kaynaklara öğrencileri yönlendirdiği şeklinde algı vardı. Demek ki sistem okul dışı kaynaklara yönelmeyi artırmış olabilir. Bu algıyı düzeltmemiz gerekiyordu.“, dedi.  

Sayın Bakan açıklamasında katkı ve önerilere açık olduklarını da söyledi. Böylece eğitim meselesi ile dertlenen bizim gibi insanların da sırtına bir yük yükledi. Bu çağrıya icabet etmek aslî bir sorumluluktur. Dolayısıyla yeni açıklanan MYS ile ilgili öne çıkan bazı hususları dile getirmeyi, olası sıkıntıların şimdiden bertaraf edilmesine imkân sunmak açısından önemli görüyorum.

Gerçekten de liseye geçişte TEOG tüm öğrencilerin girdiği bir sınavken yeni sistemde sadece isteyenler sınava girecek. Sınava ilişkin kaygı ve beklentisi olmayan veli-öğrenci topluluğu için kuşkusuz sevindirici bir haber.  Ne var ki eğitim-öğretim faaliyetlerini aralıksız sürdüren birisi olarak bu topluluğun sayıca sanılanın çok altında olduğunu belirtmeliyim. Genel eğilim; “Belki çocuğum Ankara Fen Lisesi’ne gidemez; evet ama gidebileceğinin bir tık üzerindeki bir okula gitmesi için elimden geleni yaparım.”, cümlesi ile özetlenebilir. Dolayısıyla 8.sınıfta yapılacağı duyurulan tek sınavın talibi çok olacaktır.

Liseye geçiş sisteminin doğal olarak bir sınav içeriyor olması, esas gaye olarak hedeflenen sınavsız liselere geçişin şimdilik ötelendiği anlamına geliyor. Dolayısıyla değişiklik bir sınav sisteminden başka bir sınav sistemine geçtiğimizi gösteriyor.

Yeni sistem açıklanmadan önce merak edilen en önemli hususlardan birisi iddia edildiği gibi yeni sistemin destek eğitimi ihtiyacını sona erdirip erdiremeyeceği meselesiydi. TEOG’un kaldırılma gerekçesi neredeyse sadece buydu. Nitekim Milli Eğitim Bakanı yeni sistemi açıklarken;  “Bu sınavın okul dışı kaynaklara öğrencileri yönlendirdiği şeklinde algı vardı. Demek ki sistem okul dışı kaynaklara yönelmeyi artırmış olabilir. Bu algıyı düzeltmemiz gerekiyordu.”, dedi. İster istemez yeni sistemin öğrencileri destek eğitimi almaktan nasıl kurtardığını merak ediyorsunuz. Bu merakı körükleyen kuşkusuz Bakanlık; çünkü bir önceki sınav sisteminin böyle bir durum ortaya çıkardığı kanaatinde.

MYS ile tek sınav yapılacak. 8’inci sınıf ağırlıkta olmak üzere, 6, 7 ve 8’inci sınıftaki ders kitaplarının müfredatı ve kazanımları çerçevesinde sorular sorulacak. Soru sayısı 60 olacak. Soru sayısının 60 ile sınırlandırılması sınavın zor olacağının habercisi. Öte yandan TEOG’da olmayan bir yenilikle ile işin içine 6. ve 7. Sınıf müfredatları da giriyor. Sadece 8.sınıf konuları üzerinden yapılan sınavlar ile yapılandırılan TEOG’un yerine 6, 7 ve 8. sınıf müfredatları ile hazırlanan tek bir sınava girecek olan öğrenciler destek eğitimi alma ihtiyacından nasıl kurtulmuş oluyorlar? Belli ki sınavın zorluk derecesi artırıyor, sorumlu olunan müfredat genişliyor. Bu durum destek eğitimine talebi azaltır mı arttırır mı?

Yeni sistem MYS’nin en çok soruları kışkırtan yönü ise mahalli yerleştirme mantığı. Sınava girmeyen veya ‘nitelikli okul’ kazanamayan öğrencilerin yerleştirileceği semt okullarının aynı nitelik ve kalitede olduğu ön kabulünden yola çıkılmış fakat nitelikli okulların dışındaki tüm okullar aynı kalite ve yeterlilikte değil. Bu da yeni sistemin sınıfsal farklılığı derinleştireceği, toplumsal çeşitliği ve bireysel farklılıkları öldüreceği endişesini körüklüyor maalesef. TEOG’la çocuk belki çok prestijli bir okul kazanamıyordu; ama en azından mahallesindeki okullardan çok daha iyi okullarda okuma imkânına kavuşuyordu. Bu uygulama ile daha iyi bir okulda okuma imkânı adrese dayalı sistemle öğrencinin elinden alınarak öğrenci, mahallesindeki lisenin niteliğine / niteliksizliğine mahkûm edilmiş olmuyor mu?

Bizzat Milli Eğitim Bakanlığı tarafından isimlendirilen ve sınavla öğrenci alacak olan “nitelikli okul” düzenlemesi MYS’nin en çok tartışılan yönlerinden birisi. Okulların % 10’luk bir öğrenci kitlesinin ‘nitelikli okullarda’okuyacak olması geri kalan % 90’lık çoğunluğun ‘niteliksiz okullarda’okuyacağı anlamına gelmiyor mu? Bakanlık düzeyinde böyle bir ayrımın dile getirilmesi eğitim sistemimiz adına üzüntü ve kaygı vericidir. Bu ayrım, sayılarının 600 olduğu belirtilen “nitelikli okul” dışında eğitim sistemimiz içindeki binlerce okulun niteliğine dair acı bir itiraf olarak değerlendirilmiştir.

Milli Eğitim Bakanı İsmet Yılmaz’ın çağrısı son derece yerindedir. Katkı ve önerilere muhtaç bir eğitim sistemimizin olduğu su götürmez. Öte yandan üstünkörü bir değerlendirmede bile yeni sistem MYS’nin elden geçmeye, revize edilmeye müsait olduğu aşikâr. Dolayısıyla sadece liseye geçiş sistemi ile ilgili olarak değil eğitim sisteminin bütününe dair tartışmayı sürdürmek, öneri ve teklifler ile derinleştirmek durumundayız.

.

Facebook Yorumları

Kod8
16.12.2018
Milli Eğitim Bakanı popstar değil ki!
9.12.2018
Toplumun ekosistemini korumak
6.12.2018
Sahteliğin gerçekliğe dönüşmesi
17.11.2018
Kürşat Bumin’in ardından
2.11.2018
Teoman Duralı ve İlber Ortaylı ne dediler?
30.10.2018
Öğrenci andı ya da hani bilimsellik, nerede pedagoji?
11.10.2018
Yüzüklerin Efendisi sendromu ve Türkiye’de eğitim
5.10.2018
Godo’yu beklemek ya da 15 Ekim’i beklemek
3.10.2018
MEB’in ve YÖK’ün öğretmen yetiştirme sevdasına bir derkenar
20.9.2018
Ne o Maduro’yu da mı ayıplayamıyoruz!
20.9.2018
Eğitime yaklaşımımız: “Muz yiyim ama çilek tadı gelsin!”
12.9.2018
O zaman kopsun kıyamet!
11.9.2018
MEB’in en zor günü: 18 Ocak Cuma
29.8.2018
İnsanlar çocuklarına nasıl ihanet ederler?
22.8.2018
Mel Gibson, Malik Bin Nebi ve bayramlık sorular
15.8.2018
Kriz sıra dışı değil, sıra dışı olan…
8.8.2018
MEB’in eylem planı
1.8.2018
Ya inşa ederiz ya da sürükleniriz!
25.7.2018
Eğitimde çözüm mesele edildiği kadardır
18.7.2018
Yeni papaz eski rahipmiş
11.7.2018
Ziya Selçuk dikensiz gül bahçesine girmiyor!
4.7.2018
Olay gerçekleştikten sonra bilgeleşmek!
27.6.2018
24 Haziran sonrasını düşünmek
22.6.2018
Büyük çoraklık, seçimler ve esas kaybeden
20.6.2018
Bu çoraklığa siyaset ne yapsın seçim ne yapsın!
13.6.2018
Sivil toplum, seçimler ve ördek tüyü
6.6.2018
Dünya Kupası, istavroz ve yeni tip sekülerleşme
16.5.2018
Kudüs elbette Selahaddin’ine kavuşacak!
9.5.2018
Endüstri 4.0 peki teknomania kaç sıfır?
2.5.2018
Gökyüzüne bakamayan çocuklarımız var
25.4.2018
996 bin başvuru bize ne söylüyor?
18.4.2018
Beyaz Türk olsam MEB’e teşekkür ederdim!
11.4.2018
Öğretmenin performansı değil prekarizasyonu
5.4.2018
'Ev zencisi', 'tarla zencisi' ve öğretmenler
28.3.2018
O bıçak aslında bana saplanmıştır!
21.3.2018
Finlandiya’yı yedirtmeyiz!
14.3.2018
Modern hurafeler: Finlandiya eğitim sistemi filan!
8.3.2018
MEB’in “marka değeri”
28.2.2018
Cemaatle kitap okumanın hükmü nedir?
21.2.2018
Okulda katliam var!
7.2.2018
Cemaatleri kapatalım mı ya da köyün delisine sormayalım mı?
31.1.2018
Savaş karşıtı değilsiniz!
24.1.2018
Savaşa hayır mı? Hayırdır inşallah!
10.1.2018
Zorunlu eğitimin alternatifi ne?
3.1.2018
%3, zorunlu eğitim ve kutsanan 'süreç'
27.12.2017
Nereye gitti bu muhafazakâr anne babalar?
20.12.2017
Zorunlu eğitime hayır çünkü o bizi öldürüyor!
13.12.2017
Kudüs, Yılmaz Özdil ve Westminister Katedrali'nin çanları
6.12.2017
Tandoğan’dan farklı olmak da mümkün
29.11.2017
Nevzat Tandoğan ölmedi muhtelif illerimizde yaşıyor!
26.11.2017
Robot yapan Ali kodlama yapan Ayşe yerine Âşık direnişçi
22.11.2017
Etkinlik ile reform arasındaki 6 fark
15.11.2017
Geç dönem eleştirelliğin hazin hali
8.11.2017
Mahalli Yerleştirme Sistemi ve kışkırttığı sorular
1.11.2017
Amerika’nın maarif davası
18.10.2017
Eğitimin krizi, din eğitimi ve İmam Hatipler (II)
11.10.2017
Eğitimin krizi, din eğitimi ve İmam Hatipler (I)
4.10.2017
Beyazperde Karatahta
27.9.2017
Bürokratı, yazarı, yorumcusu tekmili birden!
21.9.2017
TEOG sonrası senaryolar
13.9.2017
Yeni müfredat demeyin 'yeni' sanacaklar
6.9.2017
Bir haberin anatomisi: Tıp fakültesini kazanan meslek liseli
30.8.2017
Bir arzu nesnesine dönüşen eğitimi sorgulamak
23.8.2017
Süpermen’i beklerken
16.8.2017
Milletin irfanı tükenmez bir doğal kaynak mıdır?
10.8.2017
Toplu sözleşme görüşmeleri ve konfederasyonlara çağrı
2.8.2017
Gözyaşı vadisinden çıkmak
26.7.2017
Eğitim meselesi, yanlış sorular ve uzaklaşan cevaplar
19.7.2017
Birisi ÖSYM’ye 15 Temmuz’u anlatsın
12.7.2017
15 Temmuz’u unutmamanın tek bir yolu var
5.7.2017
Pedagojik Cinayeti Ben Anlatayım Size!
29.6.2017
Milyonlarca öğrenci hiçbir şey öğrenemiyor!
21.6.2017
UNICEF’in eğitim raporuna farklı bakmak
14.6.2017
Böyle Öğretmen Strateji Belgesi olmaz!
7.6.2017
Zorunlu eğitim 13 yıla çıkarken
31.5.2017
Din, ekran ve tele-ramazan
24.5.2017
Bilim ve Sanat Merkezleri Festivali
17.5.2017
Nasıl bir gençlik ya da dala bakan oğlak
10.5.2017
“Evraka!” demedim bir sor niye demedim?
3.5.2017
Öğretmenler de mutsuz!
26.4.2017
Öğrenciler mazoşist mi niye memnun olsunlar?
19.4.2017
Referandum sonucunu nasıl okumalı?
12.4.2017
Yaşam boyu öğrenme ama nasıl?
5.4.2017
Bitişik eğik - dik temel ya da zokayı yutmak!
29.3.2017
Yeni ruhbanlar: kişisel gelişimciler
22.3.2017
Avrupa’nın akıbetinden iyilik umabilir miyiz?
15.3.2017
Sevgili ÖSYM
8.3.2017
Milli Kültür Şûrası ve düşündürdükleri
19.8.2015
Toplu sözleşmenin tek ilacı Özgür Eğitim-Sen’in çağrısı
12.8.2015
Kürt siyasetinin patolojisi: arkaik, anakronik, nostaljik
5.8.2015
İş işten geçmeden
29.7.2015
Tarihi fırsat kaçtı
22.7.2015
Toplum olma irademiz saldırı altında
24.6.2015
MHP’ye niye kızıyorlar?
17.6.2015
Eşik bu, aşacak mıyız?
10.6.2015
Hesabı sadece Ak parti mi verecek?
3.6.2015
Demirtaş’ın yolu: Post-siyasal patinaj
27.5.2015
“Konuşma lan! ”
20.5.2015
Yoldaki işaretler silinmez zulüm devam etmez
13.5.2015
Kenan Evren’in kızı ve canımı yakan düşünceler
6.5.2015
Yeni bir dünya talebi
30.4.2015
Tribüne koşanlar ve oyun kuranlar
22.4.2015
Yeni bir din doğuyor
15.4.2015
Mevcut ile ufuk arasında siyaset ve AK Parti
8.4.2015
#Yalovavalisigörevdenalınsın
01.04.2015
Vali’den yeni türkiye’ye sabotaj
25.03.2015
Kırılma mı tıkanma mı? : Kulis dedikodusundan fazlasına muhtacız
18.03.2015
Öğretmenin itibarını retorik kurtarır mı?
11.03.2015
Siyaset, ahir zaman ve biz
04.03.2015
Gerçekçi ol, barışı iste!
25.02.2015
Şah Fırat bahane ufka vurmak şahane
18.02.2015
Kadın yakan tecavüzcü için fetva bekleyen yazar
11.02.2015
Yeni anayasaya yeni bir eğitim ufku ile bakmak
04.02.2015
Tsipras’a kimler beddua ediyor?
28.01.2015
Değerler eğitiminin şansı var mı?
21.01.2015
Hrant İçin Kendimiz İçin 19 Ocak 2007…
14.01.2015
Sartre olsa yüzlerine tükürürdü!
07.01.2015
Niçin Eğitim?
31.12.2014
“Nasıl”dan Önce “Niçin” Sorusu
24.12.2014
14 Aralık, kervan ve hafıza
17.12.2014
Şûranın ardından tespit, tenkit, teklif (2)
10.12.2014
Şûranın ardından tespit, tenkit, teklif (1)
04.12.2014
Cumhuriyet 91 Eğitim Kongresi 1 yaşında
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Kod8
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları



Kod8