Ali AYDIN

Milat GAZETESİ



Bookmark and Share

Geç dönem eleştirelliğin hazin hali


15.11.2017 - Bu Yazı 695 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Nuri Bilge Ceylan’ın “Bir zamanlar Anadolu’da” filminde hikâye; dekoru kurak, kıraç, uçsuz bucaksız bozkır manzarası olan Anadolu’nun bir yerinde geçer. Bir savcı, bir doktor ve bir komiser tarafından film boyunca aranan cesedin kasabanın devlet hastanesinde otopsiye alınmasıyla sona erer hikâye. Bakımsız binaları, sıralı dükkânları ve devlet hastanesiyle Anadolu’da yüzlerce benzerinden farksız bir ilçe merkezi olan kasaba ise bir yer olmaktan çok asıl merkezin çok uzağında hiçbir yer gibidir.

Filmde Komiser Naci karakterini canlandıran Yılmaz Erdoğan’ın filmin çekimleri devam ederken sette verdiği kısa bir röportajda sarf ettiği sözler ise tam da filmin mekânla ilgili izleyiciye hatırlattığı Anadolu’da bir yerin bu konumsuzluğu / yersizliği ile ilgilidir.

“Anadolu’nun hiçbir yerinde, bir avuç hiç kimsenin hikâyesi, okuduğum zamanda beni çok çekmişti gerçekten de… Bir de bu bozkırı, Anadolu’nun bu hiçbir yerini iyi bilenlerden biriyim. Çok bulundum Anadolu’nun bir sürü hiçbir yerinde.”

*

Türkiye’de STK adı verilen oluşumların ülkenin gündemine taşıyacak neredeyse tek kelime sözlerinin kalmayışı, inandırıcılık ve güvenilirlik testlerinde her seferinde çarpışma testlerinden yamularak çıkan araçlara dönen halleri,  Yılmaz Erdoğan’ın bahsettiği Anadolu bozkırının bu hiçbir yerdeliğini hatırlatıyor bana.

Tıpkı Anadolu’nun kurak bozkırının Anadolu’nun hiçbir yeri olması gibi kendi hükmü şahsiyetlerini kendi elleri ile yitiren bu STK’lar da böyle bir hiçbir yerdelik ile hiç kimse haline geldiler.

*

Eleştiri; tutarlık ve dürüstlük ile ifa edildiğinde anlamlıdır. Katkı verir, ufuk açar.

Son birkaç yıldır şu ana kadar her söyleneni onaylayan, her yapılanı destekleyen;  sorgusuz sualsiz,  kayıtsız şartsız kendilerini siyasetin kollarına bırakan kimi STK’lar da bir eleştirellik hali ortaya çıktı?

Bu nasıl oldu?

Bir anda bir iç aydınlanma yaşayıp birden her şeyi sorgular hale mi geldiler?

Eleştirdikleri konu da velev ki isabet bile kaydetmiş olsalar onların bu geç kalmışlıklarını masaya yatırmamız elzem gözüküyor.

Dün iktidardan her türlü nimet için kendilerine pay isteyenler bugün bir numaralı ahlak abideleri olarak kenara çekilip rahat rahat konuşuyorlar.

Bu ikiyüzlü tavrı kayıt altına almamız gerekiyor.

Misal filanca İslami hassasiyet sahibi olduğu varsayılan kimi gruplar bugün Ak Parti’de bir yozlaşmadan şikâyetçi görünüyorlar. Yozlaşma her zaman her yerde vardır, olabilir. Teyakkuz halinde olmak gerekir. Nerede, ne zaman ortaya çıkarsa bir maslahat gözetmeksizin başı ezilmelidir. O ayrı bir konu. Ne var ki isimi yozlaşma ile anılan başka bir STK’nın içine akın akın dahil olmakta bir beis görmüyor bu filanca gruplar.

Diyelim ki bir başkası söylemi sorun ediyor. Ne var ki bugüne kadar her söylenenin şakşakçılığı dışında hiçbir katkısı yok.

Gündeminden düşürmediği eğitim konuları mı varmış?

-Hayır!

Bugüne kadar rantı mı sorun etmiş, ihaleyi mi?

-Hayır!

Kamu personel rejimini mi tartışmış, liyakati kendi mensuplarına dokunulmadan akıl mı etmiş?

-Hayır!

İki satır olsa da sosyal adalet mi demiş?

-Hayır!

Medyada nitelik mi demiş, kalite mi demiş?

-Hayır!

Bugün tüm toplum kesimlerinin kamusal alanda göğüslerini gere gere diğerlerini ikna etmeye değerde ve kalitede söyleyecekleri bir sözlerinin kalmaması biraz da bu ifsat edici sivil toplumculuğun eseri. Şimdi bir tıkanıklık, bir söylem daralması baş gösterdiğinde dün yaptıkları gibi sorumluluğu hızla bir başkasına yükleyerek aradan sıvışmak istiyorlar. Evet, bir söylem krizinin içindeyiz. Ne var ki bu ne sadece bir partinin ne de sadece bir kişinin üzerine yıkılabilir.

Öyle yağma yok!

Eğitimse eğitim, sanatsa sanat, kültürse kültür, inşaatsa inşaat, insan hakları ise insan hakları, dayanışma yardımlaşmaysa dayanışma yardımlaşma;  artık alanın, ilgin, meşguliyetin her ne ise… Nasıl tanımlıyorlarsa…

Şimdi onlar; bu alanlarda bulunuyoruz deyip hiçbir şey üretmeden geçirdikleri yılları düşünüp, söylem krizinin müsebbibi olanların cepheden suretlerini görmek için aynaya baksınlar!

.

Facebook Yorumları

Kod8
12.9.2018
O zaman kopsun kıyamet!
11.9.2018
MEB’in en zor günü: 18 Ocak Cuma
29.8.2018
İnsanlar çocuklarına nasıl ihanet ederler?
22.8.2018
Mel Gibson, Malik Bin Nebi ve bayramlık sorular
15.8.2018
Kriz sıra dışı değil, sıra dışı olan…
8.8.2018
MEB’in eylem planı
1.8.2018
Ya inşa ederiz ya da sürükleniriz!
25.7.2018
Eğitimde çözüm mesele edildiği kadardır
18.7.2018
Yeni papaz eski rahipmiş
11.7.2018
Ziya Selçuk dikensiz gül bahçesine girmiyor!
4.7.2018
Olay gerçekleştikten sonra bilgeleşmek!
27.6.2018
24 Haziran sonrasını düşünmek
22.6.2018
Büyük çoraklık, seçimler ve esas kaybeden
20.6.2018
Bu çoraklığa siyaset ne yapsın seçim ne yapsın!
13.6.2018
Sivil toplum, seçimler ve ördek tüyü
6.6.2018
Dünya Kupası, istavroz ve yeni tip sekülerleşme
16.5.2018
Kudüs elbette Selahaddin’ine kavuşacak!
9.5.2018
Endüstri 4.0 peki teknomania kaç sıfır?
2.5.2018
Gökyüzüne bakamayan çocuklarımız var
25.4.2018
996 bin başvuru bize ne söylüyor?
18.4.2018
Beyaz Türk olsam MEB’e teşekkür ederdim!
11.4.2018
Öğretmenin performansı değil prekarizasyonu
5.4.2018
'Ev zencisi', 'tarla zencisi' ve öğretmenler
28.3.2018
O bıçak aslında bana saplanmıştır!
21.3.2018
Finlandiya’yı yedirtmeyiz!
14.3.2018
Modern hurafeler: Finlandiya eğitim sistemi filan!
8.3.2018
MEB’in “marka değeri”
28.2.2018
Cemaatle kitap okumanın hükmü nedir?
21.2.2018
Okulda katliam var!
7.2.2018
Cemaatleri kapatalım mı ya da köyün delisine sormayalım mı?
31.1.2018
Savaş karşıtı değilsiniz!
24.1.2018
Savaşa hayır mı? Hayırdır inşallah!
10.1.2018
Zorunlu eğitimin alternatifi ne?
3.1.2018
%3, zorunlu eğitim ve kutsanan 'süreç'
27.12.2017
Nereye gitti bu muhafazakâr anne babalar?
20.12.2017
Zorunlu eğitime hayır çünkü o bizi öldürüyor!
13.12.2017
Kudüs, Yılmaz Özdil ve Westminister Katedrali'nin çanları
6.12.2017
Tandoğan’dan farklı olmak da mümkün
29.11.2017
Nevzat Tandoğan ölmedi muhtelif illerimizde yaşıyor!
26.11.2017
Robot yapan Ali kodlama yapan Ayşe yerine Âşık direnişçi
22.11.2017
Etkinlik ile reform arasındaki 6 fark
15.11.2017
Geç dönem eleştirelliğin hazin hali
8.11.2017
Mahalli Yerleştirme Sistemi ve kışkırttığı sorular
1.11.2017
Amerika’nın maarif davası
18.10.2017
Eğitimin krizi, din eğitimi ve İmam Hatipler (II)
11.10.2017
Eğitimin krizi, din eğitimi ve İmam Hatipler (I)
4.10.2017
Beyazperde Karatahta
27.9.2017
Bürokratı, yazarı, yorumcusu tekmili birden!
21.9.2017
TEOG sonrası senaryolar
13.9.2017
Yeni müfredat demeyin 'yeni' sanacaklar
6.9.2017
Bir haberin anatomisi: Tıp fakültesini kazanan meslek liseli
30.8.2017
Bir arzu nesnesine dönüşen eğitimi sorgulamak
23.8.2017
Süpermen’i beklerken
16.8.2017
Milletin irfanı tükenmez bir doğal kaynak mıdır?
10.8.2017
Toplu sözleşme görüşmeleri ve konfederasyonlara çağrı
2.8.2017
Gözyaşı vadisinden çıkmak
26.7.2017
Eğitim meselesi, yanlış sorular ve uzaklaşan cevaplar
19.7.2017
Birisi ÖSYM’ye 15 Temmuz’u anlatsın
12.7.2017
15 Temmuz’u unutmamanın tek bir yolu var
5.7.2017
Pedagojik Cinayeti Ben Anlatayım Size!
29.6.2017
Milyonlarca öğrenci hiçbir şey öğrenemiyor!
21.6.2017
UNICEF’in eğitim raporuna farklı bakmak
14.6.2017
Böyle Öğretmen Strateji Belgesi olmaz!
7.6.2017
Zorunlu eğitim 13 yıla çıkarken
31.5.2017
Din, ekran ve tele-ramazan
24.5.2017
Bilim ve Sanat Merkezleri Festivali
17.5.2017
Nasıl bir gençlik ya da dala bakan oğlak
10.5.2017
“Evraka!” demedim bir sor niye demedim?
3.5.2017
Öğretmenler de mutsuz!
26.4.2017
Öğrenciler mazoşist mi niye memnun olsunlar?
19.4.2017
Referandum sonucunu nasıl okumalı?
12.4.2017
Yaşam boyu öğrenme ama nasıl?
5.4.2017
Bitişik eğik - dik temel ya da zokayı yutmak!
29.3.2017
Yeni ruhbanlar: kişisel gelişimciler
22.3.2017
Avrupa’nın akıbetinden iyilik umabilir miyiz?
15.3.2017
Sevgili ÖSYM
8.3.2017
Milli Kültür Şûrası ve düşündürdükleri
19.8.2015
Toplu sözleşmenin tek ilacı Özgür Eğitim-Sen’in çağrısı
12.8.2015
Kürt siyasetinin patolojisi: arkaik, anakronik, nostaljik
5.8.2015
İş işten geçmeden
29.7.2015
Tarihi fırsat kaçtı
22.7.2015
Toplum olma irademiz saldırı altında
24.6.2015
MHP’ye niye kızıyorlar?
17.6.2015
Eşik bu, aşacak mıyız?
10.6.2015
Hesabı sadece Ak parti mi verecek?
3.6.2015
Demirtaş’ın yolu: Post-siyasal patinaj
27.5.2015
“Konuşma lan! ”
20.5.2015
Yoldaki işaretler silinmez zulüm devam etmez
13.5.2015
Kenan Evren’in kızı ve canımı yakan düşünceler
6.5.2015
Yeni bir dünya talebi
30.4.2015
Tribüne koşanlar ve oyun kuranlar
22.4.2015
Yeni bir din doğuyor
15.4.2015
Mevcut ile ufuk arasında siyaset ve AK Parti
8.4.2015
#Yalovavalisigörevdenalınsın
01.04.2015
Vali’den yeni türkiye’ye sabotaj
25.03.2015
Kırılma mı tıkanma mı? : Kulis dedikodusundan fazlasına muhtacız
18.03.2015
Öğretmenin itibarını retorik kurtarır mı?
11.03.2015
Siyaset, ahir zaman ve biz
04.03.2015
Gerçekçi ol, barışı iste!
25.02.2015
Şah Fırat bahane ufka vurmak şahane
18.02.2015
Kadın yakan tecavüzcü için fetva bekleyen yazar
11.02.2015
Yeni anayasaya yeni bir eğitim ufku ile bakmak
04.02.2015
Tsipras’a kimler beddua ediyor?
28.01.2015
Değerler eğitiminin şansı var mı?
21.01.2015
Hrant İçin Kendimiz İçin 19 Ocak 2007…
14.01.2015
Sartre olsa yüzlerine tükürürdü!
07.01.2015
Niçin Eğitim?
31.12.2014
“Nasıl”dan Önce “Niçin” Sorusu
24.12.2014
14 Aralık, kervan ve hafıza
17.12.2014
Şûranın ardından tespit, tenkit, teklif (2)
10.12.2014
Şûranın ardından tespit, tenkit, teklif (1)
04.12.2014
Cumhuriyet 91 Eğitim Kongresi 1 yaşında
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Kod8



Kod8