Ali AYDIN

Milat GAZETESİ



Bookmark and Share

Kudüs, Yılmaz Özdil ve Westminister Katedrali'nin çanları


13.12.2017 - Bu Yazı 699 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 ABD Başkanı Donald Trump Kudüs'ü İsrail'in başkenti olarak tanıdığını ve Tel Aviv'deki Amerikan Büyükelçiliğinin Kudüs'e taşınması hazırlıkları için talimat verdiğini açıkladı.

ABD’nin Kudüs kararının ardından tüm dünyada karara ilişkin tepkiler yükseldi.

Bu tepkiler çeşitlilik arz ediyor.

Bizler de Türkiye’de ABD’nin Kudüs kararı sonrasında birbirinden farklı tepkilere muhatap oluyoruz. Bir tarafta protestolar, mitingler, gösteriler var. Diğer tarafta ise tepki vermekte harcayacakları enerjiyi özellikle iki noktada yoğunlaştırarak sarf edenler var. Onlar da bir tepki veriyorlar; lakin tepkililere tepkili olmak gibi garip bir tutum içindeler. Onların tepkileri; ABD’nin Kudüs kararına, İsrail’in insanlık-dışı tasarruflarına tepki gösterenlere tepki göstermek biçiminde özetlenebilir. Enerjilerini ilk olarak sarf ettikleri nokta burası.

İkinci nokta ise bu vesileyle aşinası olduğumuz bildik bir Sol-Kemalist tekerlemeyi tekrarlamak: Hain Araplar, Ortadoğu bataklığı vb.

Özellikle Odatv ve Sözcü yazarları, irili ufaklı sol-kemalist tandanslı isim, Kudüs meselesinde pozisyonunu tam da yukarıda özetlediğimiz biçimde belirlemiş durumda. Kendi mahfillerinde pek çok yazı yayımladılar. Örnek çok anlayacağınız. Ne var ki benim en çok dikkatimi çeken Yılmaz Özdil’in 8 Aralık 2017 tarihli “Kudüs” başlıklı yazısı oldu.

Yazıyı ilginç kılan özelliklerinden birisi şaşırtıcı biçimde iyi başlaması. Çok değerli bilgilerle iyi devam etmesi. Ne var ki Özdil, bu iyi başlangıca rağmen sol-kemalist tekerlemeyi tekrar etmek gayreti ile çok kötü bitiriyor yazısını.

Kudüs’ü kaybedişimizin 100. yılını hatırlatarak başlıyor yazı.

9 Aralık 1917

“Kaybedişimiz”, bu ifadedeki “biz” vurgusuna dikkat. İsabetli bir hatırlatma çünkü.

Yazar Kanuni Sultan Süleyman’ın yaptırdığı Yafa kapısından İngiliz kuvvetleri komutanı Allenby’nin şehre girişini aktarıyor sonra.

Alenby Kudüs’e girince şöyle diyor: “Haçlı seferleri sona erdi.”.

Özdil’in bu detayı da aktarmış olması çok önemli. Sadece bu da değil. Diyor ki Özdil; “Londra'da Westminister Katedrali'nin çanları çalıyordu, Paris'te Notre Dame Katedrali'nde özel ayin düzenleniyordu, Papa tüm dünyaya mesaj gönderiyor, “Türklere yardım eden herhangi bir Hıristiyan devlet olursa, derhal aforoz edileceğini” duyuruyordu.”

Sonra yazar yazının sonuna hazırlık yapmaya başlıyor. Kudüs'ü kaybetmemize en çok Araplar sevinmişti, diyor. İngiliz casus Lawrence tarafından organize edilen Araplar, Türkler gittiği için, İngilizler geldiği için “dua” ediyordu, diye ekliyor.

Yazısının sonunda ise vardığı yargının sürprizi yok: Kudüs’te bugün yaşananlar Arap ihanetinin sonucudur…

Yüreğimizi titreten onca hatıraya tek tek uğrayıp, sol-kemalist söylemin bildik limanına demir atıyor anlayacağınız.

Bugün yaşananlara dair Özdil’in sözcüklere dökmeyip yazı biter bitmez okuyucuya otomatik olarak armağan ettiği mesajı ise net: Oh olsun!

Yani tüm o geçmiş hatırlatması bunun için miydi?

Tüm o göndermeler, bugün yaşanan işgale, zulme, kıyıma, ihlale bir “Oh olsun!” çekebilmek için miydi?

Oysaki bizzat kendi aktardıklarını tefekkür etse, Kudüs’ü yitirişimizin tek başına bir iki bedevi kabilesi ile ilgili olmadığını görecek.

Kendi aktardıklarını tefekkür etse bugün bizi oraya rapt eden şeyin ne olduğunu bilecek.

Kendi aktardıklarını biraz tefekkür etse Türkiye dediğimiz varlığımızın hangi misyonla mukayyet olduğunu anlayacak.

Alenby niçin “Haçlı savaşları bugün bitti.”, dedi?

Biz Kudüs’te ölürken Westminister Katedrali'nin çanları niçin çalıyordu?

Biz kimdik?

Bu sorular kuşkusuz Müslümanların hatalarını, yanlışlarını, gafletlerini görmemize engel değil. Hatta kendimizi acımasızca eleştirebilmeliyiz de!

Bu soruların önemi şu: Bilgi, aktarmaktan öte idrak edilebilirse en azından bir Yılmaz Özdil olmamayı garanti eder.

.

Facebook Yorumları

Kod8
11.10.2018
Yüzüklerin Efendisi sendromu ve Türkiye’de eğitim
5.10.2018
Godo’yu beklemek ya da 15 Ekim’i beklemek
3.10.2018
MEB’in ve YÖK’ün öğretmen yetiştirme sevdasına bir derkenar
20.9.2018
Ne o Maduro’yu da mı ayıplayamıyoruz!
20.9.2018
Eğitime yaklaşımımız: “Muz yiyim ama çilek tadı gelsin!”
12.9.2018
O zaman kopsun kıyamet!
11.9.2018
MEB’in en zor günü: 18 Ocak Cuma
29.8.2018
İnsanlar çocuklarına nasıl ihanet ederler?
22.8.2018
Mel Gibson, Malik Bin Nebi ve bayramlık sorular
15.8.2018
Kriz sıra dışı değil, sıra dışı olan…
8.8.2018
MEB’in eylem planı
1.8.2018
Ya inşa ederiz ya da sürükleniriz!
25.7.2018
Eğitimde çözüm mesele edildiği kadardır
18.7.2018
Yeni papaz eski rahipmiş
11.7.2018
Ziya Selçuk dikensiz gül bahçesine girmiyor!
4.7.2018
Olay gerçekleştikten sonra bilgeleşmek!
27.6.2018
24 Haziran sonrasını düşünmek
22.6.2018
Büyük çoraklık, seçimler ve esas kaybeden
20.6.2018
Bu çoraklığa siyaset ne yapsın seçim ne yapsın!
13.6.2018
Sivil toplum, seçimler ve ördek tüyü
6.6.2018
Dünya Kupası, istavroz ve yeni tip sekülerleşme
16.5.2018
Kudüs elbette Selahaddin’ine kavuşacak!
9.5.2018
Endüstri 4.0 peki teknomania kaç sıfır?
2.5.2018
Gökyüzüne bakamayan çocuklarımız var
25.4.2018
996 bin başvuru bize ne söylüyor?
18.4.2018
Beyaz Türk olsam MEB’e teşekkür ederdim!
11.4.2018
Öğretmenin performansı değil prekarizasyonu
5.4.2018
'Ev zencisi', 'tarla zencisi' ve öğretmenler
28.3.2018
O bıçak aslında bana saplanmıştır!
21.3.2018
Finlandiya’yı yedirtmeyiz!
14.3.2018
Modern hurafeler: Finlandiya eğitim sistemi filan!
8.3.2018
MEB’in “marka değeri”
28.2.2018
Cemaatle kitap okumanın hükmü nedir?
21.2.2018
Okulda katliam var!
7.2.2018
Cemaatleri kapatalım mı ya da köyün delisine sormayalım mı?
31.1.2018
Savaş karşıtı değilsiniz!
24.1.2018
Savaşa hayır mı? Hayırdır inşallah!
10.1.2018
Zorunlu eğitimin alternatifi ne?
3.1.2018
%3, zorunlu eğitim ve kutsanan 'süreç'
27.12.2017
Nereye gitti bu muhafazakâr anne babalar?
20.12.2017
Zorunlu eğitime hayır çünkü o bizi öldürüyor!
13.12.2017
Kudüs, Yılmaz Özdil ve Westminister Katedrali'nin çanları
6.12.2017
Tandoğan’dan farklı olmak da mümkün
29.11.2017
Nevzat Tandoğan ölmedi muhtelif illerimizde yaşıyor!
26.11.2017
Robot yapan Ali kodlama yapan Ayşe yerine Âşık direnişçi
22.11.2017
Etkinlik ile reform arasındaki 6 fark
15.11.2017
Geç dönem eleştirelliğin hazin hali
8.11.2017
Mahalli Yerleştirme Sistemi ve kışkırttığı sorular
1.11.2017
Amerika’nın maarif davası
18.10.2017
Eğitimin krizi, din eğitimi ve İmam Hatipler (II)
11.10.2017
Eğitimin krizi, din eğitimi ve İmam Hatipler (I)
4.10.2017
Beyazperde Karatahta
27.9.2017
Bürokratı, yazarı, yorumcusu tekmili birden!
21.9.2017
TEOG sonrası senaryolar
13.9.2017
Yeni müfredat demeyin 'yeni' sanacaklar
6.9.2017
Bir haberin anatomisi: Tıp fakültesini kazanan meslek liseli
30.8.2017
Bir arzu nesnesine dönüşen eğitimi sorgulamak
23.8.2017
Süpermen’i beklerken
16.8.2017
Milletin irfanı tükenmez bir doğal kaynak mıdır?
10.8.2017
Toplu sözleşme görüşmeleri ve konfederasyonlara çağrı
2.8.2017
Gözyaşı vadisinden çıkmak
26.7.2017
Eğitim meselesi, yanlış sorular ve uzaklaşan cevaplar
19.7.2017
Birisi ÖSYM’ye 15 Temmuz’u anlatsın
12.7.2017
15 Temmuz’u unutmamanın tek bir yolu var
5.7.2017
Pedagojik Cinayeti Ben Anlatayım Size!
29.6.2017
Milyonlarca öğrenci hiçbir şey öğrenemiyor!
21.6.2017
UNICEF’in eğitim raporuna farklı bakmak
14.6.2017
Böyle Öğretmen Strateji Belgesi olmaz!
7.6.2017
Zorunlu eğitim 13 yıla çıkarken
31.5.2017
Din, ekran ve tele-ramazan
24.5.2017
Bilim ve Sanat Merkezleri Festivali
17.5.2017
Nasıl bir gençlik ya da dala bakan oğlak
10.5.2017
“Evraka!” demedim bir sor niye demedim?
3.5.2017
Öğretmenler de mutsuz!
26.4.2017
Öğrenciler mazoşist mi niye memnun olsunlar?
19.4.2017
Referandum sonucunu nasıl okumalı?
12.4.2017
Yaşam boyu öğrenme ama nasıl?
5.4.2017
Bitişik eğik - dik temel ya da zokayı yutmak!
29.3.2017
Yeni ruhbanlar: kişisel gelişimciler
22.3.2017
Avrupa’nın akıbetinden iyilik umabilir miyiz?
15.3.2017
Sevgili ÖSYM
8.3.2017
Milli Kültür Şûrası ve düşündürdükleri
19.8.2015
Toplu sözleşmenin tek ilacı Özgür Eğitim-Sen’in çağrısı
12.8.2015
Kürt siyasetinin patolojisi: arkaik, anakronik, nostaljik
5.8.2015
İş işten geçmeden
29.7.2015
Tarihi fırsat kaçtı
22.7.2015
Toplum olma irademiz saldırı altında
24.6.2015
MHP’ye niye kızıyorlar?
17.6.2015
Eşik bu, aşacak mıyız?
10.6.2015
Hesabı sadece Ak parti mi verecek?
3.6.2015
Demirtaş’ın yolu: Post-siyasal patinaj
27.5.2015
“Konuşma lan! ”
20.5.2015
Yoldaki işaretler silinmez zulüm devam etmez
13.5.2015
Kenan Evren’in kızı ve canımı yakan düşünceler
6.5.2015
Yeni bir dünya talebi
30.4.2015
Tribüne koşanlar ve oyun kuranlar
22.4.2015
Yeni bir din doğuyor
15.4.2015
Mevcut ile ufuk arasında siyaset ve AK Parti
8.4.2015
#Yalovavalisigörevdenalınsın
01.04.2015
Vali’den yeni türkiye’ye sabotaj
25.03.2015
Kırılma mı tıkanma mı? : Kulis dedikodusundan fazlasına muhtacız
18.03.2015
Öğretmenin itibarını retorik kurtarır mı?
11.03.2015
Siyaset, ahir zaman ve biz
04.03.2015
Gerçekçi ol, barışı iste!
25.02.2015
Şah Fırat bahane ufka vurmak şahane
18.02.2015
Kadın yakan tecavüzcü için fetva bekleyen yazar
11.02.2015
Yeni anayasaya yeni bir eğitim ufku ile bakmak
04.02.2015
Tsipras’a kimler beddua ediyor?
28.01.2015
Değerler eğitiminin şansı var mı?
21.01.2015
Hrant İçin Kendimiz İçin 19 Ocak 2007…
14.01.2015
Sartre olsa yüzlerine tükürürdü!
07.01.2015
Niçin Eğitim?
31.12.2014
“Nasıl”dan Önce “Niçin” Sorusu
24.12.2014
14 Aralık, kervan ve hafıza
17.12.2014
Şûranın ardından tespit, tenkit, teklif (2)
10.12.2014
Şûranın ardından tespit, tenkit, teklif (1)
04.12.2014
Cumhuriyet 91 Eğitim Kongresi 1 yaşında
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Kod8
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları



Kod8