Ali AYDIN

Milat GAZETESİ



Bookmark and Share

%3, zorunlu eğitim ve kutsanan 'süreç'


3.1.2018 - Bu Yazı 676 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Distopik bir gelecekte Dünya ikiye ayrılmıştır. Bir taraf modern, müreffeh, kalkınmış ve gelişmişlik düzeyi gayet yüksek durumdayken diğer taraf ise ekonomik açıdan oldukça kötü, yoksulluğun, sefaletin ve kederin kol gezdiği bir yıkım içerisindedir. İki taraflı bu dünyanın kötü tarafında yaşayıp daha iyi tarafına geçmek isteyen insanlara bir şans verilir; ancak bu şansı elde etmek hiç kolay değildir. Çünkü aday olan insanlardan sadece %3’ü daha iyi tarafa geçmeye hak kazanacaktır.

20 yaşındaki gençlerden oluşan adaylar, “süreç” adı verilen bir elemeden geçmek zorundadırlar. Mülakat aşaması ile başlayan süreç, mülakatı geçen adayların küçük gruplara ayrılıp birbirleriyle neredeyse ölümüne bir yarışa girişecekleri oyunlardan kuruludur. Adaylar birbirleriyle acımasız bir rekabete girişirler. Kaybetmenin telafisinin olmadığı bu “süreç”, yaşadıkları coğrafya ve yaşam koşulları itibariyle bir felaketin içinde doğan bu gençler için yegâne “kurtuluş” yolu olarak görülür.

Yıkılmış, paramparça olmuş ve sefalet içindeki Kara’dakiler; sağlıklı, zengin ve tasasız bir hayat süren Açıklar’daki insanların arasına katılmak için tek imkân olarak gördükleri süreci sahiplenirler. Meşruluğundan şüphe duymazlar. Öte yandan süreci yönetenlerin ideolojik-politik ajanları, Kara’dakilere sürecin nasıl bir nimet olduğunu anlatmaktadırlar. Anneler gözyaşlarıyla evlatlarına sarılıp %3’ün içinde yer almalarını umut ederek “süreç” adı verilen elemenin yapılacağı binaya onları gönderirler. Yine de Kara’da, süreci sorgulayan ve sürece karşı mücadele edenler vardır ve örgütlenmelerini “Dava” olarak tanımlamaktadırlar.

Distopik bir kurguya sahip olan %3, online film ve televizyon içeriği portalı Netflix’in yeni dizilerinden. Pedro Aguilera tarafından uyarlanan dizinin yönetmenliğini Cesar Charlone üstleniyor. Diziyi bizim açımızdan ilginç kılan özelliği ise kurgusu. Distopik karanlık bir kurgu bugünün dünyasına çok uzak durmuyor. Hatta bugünün modern dünyasına pek çok açıdan projeksiyon tutuyor. Benim aklıma ilk gelen ise modern zorunlu eğitim sistemi.

Tıpkı dünyanın diğer ülkelerindeki akranları gibi MEB bünyesindeki okullarımızda bulunan 20 milyon çocuğumuz, gencimiz amansız bir süreç içerisindeler. Daha iyi bir yaşamın, dolgun maaşlı bir işin, parlak bir kariyerin okuldan geçtiği küçük yaşlardan itibaren onlara vaaz ediliyor. Süreç’te kalmaları gerektiği, sürecin dışında başka bir alternatif olmadığı zihinlerine kazınıyor. Onlara yarışa katılmalarının, rekabete girmelerinin ve %97’yi arkada bırakıp en iyi okullara ulaşmalarının önemi anlatılıyor. İyi yaşamın, yaldızlı geleceğin o okullardan geçtiği anlatılıyor. Bu yapılırken yoğun bir ideolojik-politik yükleme de yapılıyor; çünkü endoktrinasyon sürecin vazgeçilmez katığı.

Öte yandan zorunlu eğitim sistemini, %3 dizisinden daha karanlık hale getiren noktalar var. Dizide süreci yönetenlerin, düzeneği kuranların buna sahip çıkma konusundaki çabalarını, gayretlerini ve sürecin aksamadan devam edebilmesi için gösterdikleri ihtimamı görüyorsunuz. Küresel bir kafese dönüşen modern zorunlu eğitim düzeneği için konuşacak olursak sistemi kuranların böyle bir çaba, gayret ya da ihtimam içinde olmalarını gerektirecek bir durum yok. Çünkü tıpkı ülkemizde olduğu gibi tüm dünyada bu düzeneğe en çok mağdurları sahip çıkıyor. Sistemi en çok kutsayanlar mağdurları oluyor. Modern zorunlu eğitimin fazladan bir muhafıza ihtiyacı yok anlayacağınız. “Süreç” tıkır tıkır işliyor!

Hoşnutsuzluklar olmuyor mu? Elbette oluyor. Bizdeki en ucuz klişe de buradan doğuyor mesela. Ne diyor o klişe: “Herkes eğitim sistemini eleştiriyor…” .

Şimdi, böyle başlayan bir cümle kesinlikle doğruyu söyleyerek başlamıyor. Evvela bunu bilelim!

Ben de eğitimi sistemini eleştirirken yalnız olmadığımı düşünürdüm. Farklı ideolojik-politik kesimlerin hepsi birden eğitim sistemi eleştirisi yaparken – ya da biz yaptıklarını sanıyorduk - hedefte olanın düzenek olduğunu düşünürdüm. Bu nedenle yıllarca mevcut eğitim sistemine karşı olduğunu düşündüğümüz insanların eleştirilerini, düzeneğe itiraz eden bir eleştiri zannettik. Ancak dikkatle bakınca ve gerçekleri görmeyi mümkün kılan bir berraklık ortaya çıkınca gördük ki onlarınki eleştiri filan değildi; düpedüz sistemi, düzeneği, süreci sahiplik iddiasıydı.

Onun için zorunlu eğitim sistemini temelden, esastan eleştiren bir eleştiri görünce; “Herkes eğitim sistemini eleştiriyor…”, diyerek saçmalamanın lüzumu yok!

Bize bugüne kadar TV’de 1000 tane eğitim tartışması izlettiler, kaçında zorunlu eğitimin tartışıldığını gördük?

Yapmadığımız, yürütmediğimiz, gündemimize almadığımız bir tartışmayı sanki gündemimize almışız da çoktan tüketmişiz, eskitmişiz muamelesine tabi tutarak hükümsüzleştirmeyelim. Konuya aklı ermeyenlerin sıklıkla düştükleri bu hataya düşmemek gerekiyor.

Yapmamız gereken tartışmayı henüz yapmadık! Henüz bu konuda ağzımızı hiç açmadık! Ağzını açıyor gibi yapanların ne gayeyle bunu yaptıklarını gördük, o kadar. Konuşmamız lazım; çünkü tartışmalarla derinleşecek bir mesele var önümüzde.

Doğru kitabı yazalım, doğru öğretmeni derse sokalım, doğru metotla ders anlatalım, sınav sistemi şöyle olsun, hayır böyle olsun vs. vs. …..

Bunların hiçbirisi süreci, zorunlu eğitim sistemini, düzeneğini karşısına alıp sorgulamıyor. Şunu anlamamız lazım artık: Şarampole doğru tam gaz giden bir yolcu otobüsünün noterden devrini aldık diye mutlu olmanın da bir âlemi yok!

.

Facebook Yorumları

Kod8
9.12.2018
Toplumun ekosistemini korumak
6.12.2018
Sahteliğin gerçekliğe dönüşmesi
17.11.2018
Kürşat Bumin’in ardından
2.11.2018
Teoman Duralı ve İlber Ortaylı ne dediler?
30.10.2018
Öğrenci andı ya da hani bilimsellik, nerede pedagoji?
11.10.2018
Yüzüklerin Efendisi sendromu ve Türkiye’de eğitim
5.10.2018
Godo’yu beklemek ya da 15 Ekim’i beklemek
3.10.2018
MEB’in ve YÖK’ün öğretmen yetiştirme sevdasına bir derkenar
20.9.2018
Ne o Maduro’yu da mı ayıplayamıyoruz!
20.9.2018
Eğitime yaklaşımımız: “Muz yiyim ama çilek tadı gelsin!”
12.9.2018
O zaman kopsun kıyamet!
11.9.2018
MEB’in en zor günü: 18 Ocak Cuma
29.8.2018
İnsanlar çocuklarına nasıl ihanet ederler?
22.8.2018
Mel Gibson, Malik Bin Nebi ve bayramlık sorular
15.8.2018
Kriz sıra dışı değil, sıra dışı olan…
8.8.2018
MEB’in eylem planı
1.8.2018
Ya inşa ederiz ya da sürükleniriz!
25.7.2018
Eğitimde çözüm mesele edildiği kadardır
18.7.2018
Yeni papaz eski rahipmiş
11.7.2018
Ziya Selçuk dikensiz gül bahçesine girmiyor!
4.7.2018
Olay gerçekleştikten sonra bilgeleşmek!
27.6.2018
24 Haziran sonrasını düşünmek
22.6.2018
Büyük çoraklık, seçimler ve esas kaybeden
20.6.2018
Bu çoraklığa siyaset ne yapsın seçim ne yapsın!
13.6.2018
Sivil toplum, seçimler ve ördek tüyü
6.6.2018
Dünya Kupası, istavroz ve yeni tip sekülerleşme
16.5.2018
Kudüs elbette Selahaddin’ine kavuşacak!
9.5.2018
Endüstri 4.0 peki teknomania kaç sıfır?
2.5.2018
Gökyüzüne bakamayan çocuklarımız var
25.4.2018
996 bin başvuru bize ne söylüyor?
18.4.2018
Beyaz Türk olsam MEB’e teşekkür ederdim!
11.4.2018
Öğretmenin performansı değil prekarizasyonu
5.4.2018
'Ev zencisi', 'tarla zencisi' ve öğretmenler
28.3.2018
O bıçak aslında bana saplanmıştır!
21.3.2018
Finlandiya’yı yedirtmeyiz!
14.3.2018
Modern hurafeler: Finlandiya eğitim sistemi filan!
8.3.2018
MEB’in “marka değeri”
28.2.2018
Cemaatle kitap okumanın hükmü nedir?
21.2.2018
Okulda katliam var!
7.2.2018
Cemaatleri kapatalım mı ya da köyün delisine sormayalım mı?
31.1.2018
Savaş karşıtı değilsiniz!
24.1.2018
Savaşa hayır mı? Hayırdır inşallah!
10.1.2018
Zorunlu eğitimin alternatifi ne?
3.1.2018
%3, zorunlu eğitim ve kutsanan 'süreç'
27.12.2017
Nereye gitti bu muhafazakâr anne babalar?
20.12.2017
Zorunlu eğitime hayır çünkü o bizi öldürüyor!
13.12.2017
Kudüs, Yılmaz Özdil ve Westminister Katedrali'nin çanları
6.12.2017
Tandoğan’dan farklı olmak da mümkün
29.11.2017
Nevzat Tandoğan ölmedi muhtelif illerimizde yaşıyor!
26.11.2017
Robot yapan Ali kodlama yapan Ayşe yerine Âşık direnişçi
22.11.2017
Etkinlik ile reform arasındaki 6 fark
15.11.2017
Geç dönem eleştirelliğin hazin hali
8.11.2017
Mahalli Yerleştirme Sistemi ve kışkırttığı sorular
1.11.2017
Amerika’nın maarif davası
18.10.2017
Eğitimin krizi, din eğitimi ve İmam Hatipler (II)
11.10.2017
Eğitimin krizi, din eğitimi ve İmam Hatipler (I)
4.10.2017
Beyazperde Karatahta
27.9.2017
Bürokratı, yazarı, yorumcusu tekmili birden!
21.9.2017
TEOG sonrası senaryolar
13.9.2017
Yeni müfredat demeyin 'yeni' sanacaklar
6.9.2017
Bir haberin anatomisi: Tıp fakültesini kazanan meslek liseli
30.8.2017
Bir arzu nesnesine dönüşen eğitimi sorgulamak
23.8.2017
Süpermen’i beklerken
16.8.2017
Milletin irfanı tükenmez bir doğal kaynak mıdır?
10.8.2017
Toplu sözleşme görüşmeleri ve konfederasyonlara çağrı
2.8.2017
Gözyaşı vadisinden çıkmak
26.7.2017
Eğitim meselesi, yanlış sorular ve uzaklaşan cevaplar
19.7.2017
Birisi ÖSYM’ye 15 Temmuz’u anlatsın
12.7.2017
15 Temmuz’u unutmamanın tek bir yolu var
5.7.2017
Pedagojik Cinayeti Ben Anlatayım Size!
29.6.2017
Milyonlarca öğrenci hiçbir şey öğrenemiyor!
21.6.2017
UNICEF’in eğitim raporuna farklı bakmak
14.6.2017
Böyle Öğretmen Strateji Belgesi olmaz!
7.6.2017
Zorunlu eğitim 13 yıla çıkarken
31.5.2017
Din, ekran ve tele-ramazan
24.5.2017
Bilim ve Sanat Merkezleri Festivali
17.5.2017
Nasıl bir gençlik ya da dala bakan oğlak
10.5.2017
“Evraka!” demedim bir sor niye demedim?
3.5.2017
Öğretmenler de mutsuz!
26.4.2017
Öğrenciler mazoşist mi niye memnun olsunlar?
19.4.2017
Referandum sonucunu nasıl okumalı?
12.4.2017
Yaşam boyu öğrenme ama nasıl?
5.4.2017
Bitişik eğik - dik temel ya da zokayı yutmak!
29.3.2017
Yeni ruhbanlar: kişisel gelişimciler
22.3.2017
Avrupa’nın akıbetinden iyilik umabilir miyiz?
15.3.2017
Sevgili ÖSYM
8.3.2017
Milli Kültür Şûrası ve düşündürdükleri
19.8.2015
Toplu sözleşmenin tek ilacı Özgür Eğitim-Sen’in çağrısı
12.8.2015
Kürt siyasetinin patolojisi: arkaik, anakronik, nostaljik
5.8.2015
İş işten geçmeden
29.7.2015
Tarihi fırsat kaçtı
22.7.2015
Toplum olma irademiz saldırı altında
24.6.2015
MHP’ye niye kızıyorlar?
17.6.2015
Eşik bu, aşacak mıyız?
10.6.2015
Hesabı sadece Ak parti mi verecek?
3.6.2015
Demirtaş’ın yolu: Post-siyasal patinaj
27.5.2015
“Konuşma lan! ”
20.5.2015
Yoldaki işaretler silinmez zulüm devam etmez
13.5.2015
Kenan Evren’in kızı ve canımı yakan düşünceler
6.5.2015
Yeni bir dünya talebi
30.4.2015
Tribüne koşanlar ve oyun kuranlar
22.4.2015
Yeni bir din doğuyor
15.4.2015
Mevcut ile ufuk arasında siyaset ve AK Parti
8.4.2015
#Yalovavalisigörevdenalınsın
01.04.2015
Vali’den yeni türkiye’ye sabotaj
25.03.2015
Kırılma mı tıkanma mı? : Kulis dedikodusundan fazlasına muhtacız
18.03.2015
Öğretmenin itibarını retorik kurtarır mı?
11.03.2015
Siyaset, ahir zaman ve biz
04.03.2015
Gerçekçi ol, barışı iste!
25.02.2015
Şah Fırat bahane ufka vurmak şahane
18.02.2015
Kadın yakan tecavüzcü için fetva bekleyen yazar
11.02.2015
Yeni anayasaya yeni bir eğitim ufku ile bakmak
04.02.2015
Tsipras’a kimler beddua ediyor?
28.01.2015
Değerler eğitiminin şansı var mı?
21.01.2015
Hrant İçin Kendimiz İçin 19 Ocak 2007…
14.01.2015
Sartre olsa yüzlerine tükürürdü!
07.01.2015
Niçin Eğitim?
31.12.2014
“Nasıl”dan Önce “Niçin” Sorusu
24.12.2014
14 Aralık, kervan ve hafıza
17.12.2014
Şûranın ardından tespit, tenkit, teklif (2)
10.12.2014
Şûranın ardından tespit, tenkit, teklif (1)
04.12.2014
Cumhuriyet 91 Eğitim Kongresi 1 yaşında
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Kod8
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları



Kod8