Ali AYDIN

Milat GAZETESİ



Bookmark and Share

996 bin başvuru bize ne söylüyor?


25.4.2018 - Bu Yazı 468 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Temel Öğretimden Ortaöğretime geçiş sistemi değişti. TEOG kalktı yerine Liseye Geçiş Sistemi (LGS) geldi. TEOG’un kaldırılma gerekçesi bu sistemde tüm öğrencilerin sınava girmesi ve sınavın öğrenciler üzerinde strese neden olması olarak ilan edildi. Öte yandan çoğu öğrencinin TEOG ile yerleştiği okulun ikamet ettiği mahallede olmaması sebebiyle ailelerin servise mahkûm hale geldikleri dile getirildi. Türkiye’de kademeler arası geçiş hakkında çok da malumat sahibi olmadıkları anlaşılan kişiler ise MEB’in yeni açıklayacağı sistem ile herkesin istediği okula gidebileceğini duyurdu. Bu gerekçeler, dilek ve temenniler ile liseye geçiş sistemi değiştirildi.

MEB’in açıkladığı yeni sistemde dikkat çeken ilk nokta ise sistemin sınavsız bir sistem olmaması idi. MEB öğrencilerin sadece %10’unu sınavla öğrenci alan liselere yerleştireceğini duyurdu. Muhtemelen sınavla öğrenci alan okullara öğrencilerin %10’u için kontenjan ayırınca sınava da öğrencilerin %10’unun gireceği varsayıldı. Düzenleme, sınava girme zorunluluğunun ortadan kalkması ile sınava girmek için bekleyen öğrencilerin asla ortada görünmeyeceği kabulüne bel bağladığı

Ne var ki sınav sistemine dâhil edilen 1367 okulun 449 tanesi Meslek Lisesi297’si İmam Hatip Lisesi olarak belirlenmiş. Bu okulların kontenjanlarını doldurabilmeleri çok mümkün gözükmüyor. 89 tane Sosyal Bilimler Lisesiseçilmiş fakat bunlar da cazip okullar olarak görülmemekte ve tercih edilmemekte. TEOG sistemi içinde puanı düşük lise grupları arasında yer almaktaydı bu okullar zira Sosyal Bilimler Lisesi uygulaması başarısız olmuş bir projedir. Bu okulların dışında MEB’in sınavla öğrenci alacak okul listesinde yer alan okulların 303’ü Fen Lisesi, 228 tanesi Anadolu LisesiYani 1367 okulun aslında sadece 531 tanesi sınava girecek öğrencilerin asıl hedefledikleri okullar. Bu da sınava girecek öğrencilerin yüzde 10’u değil en fazla %3 ila %4’ünün sınavla iyi bir liseye yerleşebileceği anlamına geliyor.

1 milyon kişinin %3’e girmek için savaşacağı bir sınavın da ne kadar zor olacağı kolayca tahmin edilebilir. Adı geçen 531 lisenin her birinin puanı da 500 üzerinden muhtemelen 495 puan civarına yükselecektir. Bu yüzden stresli geçecek bir sınav sürecinin öğrencileri ve ailelerini beklediğini söylemek yanlış olmaz. Sınava girme zorunluluğu olmadığı için öğrencilerin çoğunun sınava girmeyeceği düşünülebilir. Dolayısıyla tüm öğrencileri sınava sokan bir sistemden kurtulmuş olduğumuzu iddia edilebilir. Ancak böyle bir düşünce ve iddia eğitim-öğretim alanımızdan bîhaber olmayı şart koşmakla birlikte Türkiye’de anne-babaların dişinden tırnağından arttırarak çocukları için ne tür fedakârlıklar yaptıklarının hiç gözlemlenmediğini gösterir.

Nitekim bunu sınamak için elimizde bir veri de var. 8. Sınıfta okuyan 1 milyon 175 bin öğrencinin 996 bini liseye geçiş sınavına girmek için başvuruda bulundu. Bu yüksek oran bize bir şey söylemeli. Daha önemlisi ise biz ne söylediğini duymalıyız. Düzenlemeye gerekçe kılınan sınav ve o sınava girecek öğrencilerin yaşayacağı stres, düzenlemeden sonra da varlığını devam ettiriyor.

Bu durumdan iki sonuç çıkmakta.

İlki; mesele sizin iddia ettiğiniz gibi değilmiş.

İkincisi; iddianızda haklısınız diyelim ne var ki demek ki çözüm bu düzenleme değilmiş.

Bir düzenlemeye girişirken olası sonuçları görmek kamu idaresi açısından elzemdir. Herhangi bir araziye baraj yaparken bile orada birikecek suyun neye mal olacağı hesap edilir. Eko-sistemi nasıl etkileyeceği, canlı türlerine ne tür bir tesiri olacağı düşünülür. Milyonlarca insanı ilgilendiren bu tür düzenlemelerde de benzer bir hassasiyet beklemek bu ülkenin insanı olarak hepimizin hakkı. Düzenlemelerin gerekçeleri ile sonuçları arasında bir kopukluk, alakasızlık görüp de bunu söylememek söz konusu memleket meselesi ise en başta bu ülkeye ihanet olur. Bu sebeple milyonlarca insanı ilgilendiren eğitim-öğretim sahası üzerinde bir tasarrufta bulunurken meselenin bu yönünü akıldan çıkarmamak gerekiyor. Yoksa her düzenleme, ölü doğmaya mahkûm.

.

Facebook Yorumları

Kod8
11.10.2018
Yüzüklerin Efendisi sendromu ve Türkiye’de eğitim
5.10.2018
Godo’yu beklemek ya da 15 Ekim’i beklemek
3.10.2018
MEB’in ve YÖK’ün öğretmen yetiştirme sevdasına bir derkenar
20.9.2018
Ne o Maduro’yu da mı ayıplayamıyoruz!
20.9.2018
Eğitime yaklaşımımız: “Muz yiyim ama çilek tadı gelsin!”
12.9.2018
O zaman kopsun kıyamet!
11.9.2018
MEB’in en zor günü: 18 Ocak Cuma
29.8.2018
İnsanlar çocuklarına nasıl ihanet ederler?
22.8.2018
Mel Gibson, Malik Bin Nebi ve bayramlık sorular
15.8.2018
Kriz sıra dışı değil, sıra dışı olan…
8.8.2018
MEB’in eylem planı
1.8.2018
Ya inşa ederiz ya da sürükleniriz!
25.7.2018
Eğitimde çözüm mesele edildiği kadardır
18.7.2018
Yeni papaz eski rahipmiş
11.7.2018
Ziya Selçuk dikensiz gül bahçesine girmiyor!
4.7.2018
Olay gerçekleştikten sonra bilgeleşmek!
27.6.2018
24 Haziran sonrasını düşünmek
22.6.2018
Büyük çoraklık, seçimler ve esas kaybeden
20.6.2018
Bu çoraklığa siyaset ne yapsın seçim ne yapsın!
13.6.2018
Sivil toplum, seçimler ve ördek tüyü
6.6.2018
Dünya Kupası, istavroz ve yeni tip sekülerleşme
16.5.2018
Kudüs elbette Selahaddin’ine kavuşacak!
9.5.2018
Endüstri 4.0 peki teknomania kaç sıfır?
2.5.2018
Gökyüzüne bakamayan çocuklarımız var
25.4.2018
996 bin başvuru bize ne söylüyor?
18.4.2018
Beyaz Türk olsam MEB’e teşekkür ederdim!
11.4.2018
Öğretmenin performansı değil prekarizasyonu
5.4.2018
'Ev zencisi', 'tarla zencisi' ve öğretmenler
28.3.2018
O bıçak aslında bana saplanmıştır!
21.3.2018
Finlandiya’yı yedirtmeyiz!
14.3.2018
Modern hurafeler: Finlandiya eğitim sistemi filan!
8.3.2018
MEB’in “marka değeri”
28.2.2018
Cemaatle kitap okumanın hükmü nedir?
21.2.2018
Okulda katliam var!
7.2.2018
Cemaatleri kapatalım mı ya da köyün delisine sormayalım mı?
31.1.2018
Savaş karşıtı değilsiniz!
24.1.2018
Savaşa hayır mı? Hayırdır inşallah!
10.1.2018
Zorunlu eğitimin alternatifi ne?
3.1.2018
%3, zorunlu eğitim ve kutsanan 'süreç'
27.12.2017
Nereye gitti bu muhafazakâr anne babalar?
20.12.2017
Zorunlu eğitime hayır çünkü o bizi öldürüyor!
13.12.2017
Kudüs, Yılmaz Özdil ve Westminister Katedrali'nin çanları
6.12.2017
Tandoğan’dan farklı olmak da mümkün
29.11.2017
Nevzat Tandoğan ölmedi muhtelif illerimizde yaşıyor!
26.11.2017
Robot yapan Ali kodlama yapan Ayşe yerine Âşık direnişçi
22.11.2017
Etkinlik ile reform arasındaki 6 fark
15.11.2017
Geç dönem eleştirelliğin hazin hali
8.11.2017
Mahalli Yerleştirme Sistemi ve kışkırttığı sorular
1.11.2017
Amerika’nın maarif davası
18.10.2017
Eğitimin krizi, din eğitimi ve İmam Hatipler (II)
11.10.2017
Eğitimin krizi, din eğitimi ve İmam Hatipler (I)
4.10.2017
Beyazperde Karatahta
27.9.2017
Bürokratı, yazarı, yorumcusu tekmili birden!
21.9.2017
TEOG sonrası senaryolar
13.9.2017
Yeni müfredat demeyin 'yeni' sanacaklar
6.9.2017
Bir haberin anatomisi: Tıp fakültesini kazanan meslek liseli
30.8.2017
Bir arzu nesnesine dönüşen eğitimi sorgulamak
23.8.2017
Süpermen’i beklerken
16.8.2017
Milletin irfanı tükenmez bir doğal kaynak mıdır?
10.8.2017
Toplu sözleşme görüşmeleri ve konfederasyonlara çağrı
2.8.2017
Gözyaşı vadisinden çıkmak
26.7.2017
Eğitim meselesi, yanlış sorular ve uzaklaşan cevaplar
19.7.2017
Birisi ÖSYM’ye 15 Temmuz’u anlatsın
12.7.2017
15 Temmuz’u unutmamanın tek bir yolu var
5.7.2017
Pedagojik Cinayeti Ben Anlatayım Size!
29.6.2017
Milyonlarca öğrenci hiçbir şey öğrenemiyor!
21.6.2017
UNICEF’in eğitim raporuna farklı bakmak
14.6.2017
Böyle Öğretmen Strateji Belgesi olmaz!
7.6.2017
Zorunlu eğitim 13 yıla çıkarken
31.5.2017
Din, ekran ve tele-ramazan
24.5.2017
Bilim ve Sanat Merkezleri Festivali
17.5.2017
Nasıl bir gençlik ya da dala bakan oğlak
10.5.2017
“Evraka!” demedim bir sor niye demedim?
3.5.2017
Öğretmenler de mutsuz!
26.4.2017
Öğrenciler mazoşist mi niye memnun olsunlar?
19.4.2017
Referandum sonucunu nasıl okumalı?
12.4.2017
Yaşam boyu öğrenme ama nasıl?
5.4.2017
Bitişik eğik - dik temel ya da zokayı yutmak!
29.3.2017
Yeni ruhbanlar: kişisel gelişimciler
22.3.2017
Avrupa’nın akıbetinden iyilik umabilir miyiz?
15.3.2017
Sevgili ÖSYM
8.3.2017
Milli Kültür Şûrası ve düşündürdükleri
19.8.2015
Toplu sözleşmenin tek ilacı Özgür Eğitim-Sen’in çağrısı
12.8.2015
Kürt siyasetinin patolojisi: arkaik, anakronik, nostaljik
5.8.2015
İş işten geçmeden
29.7.2015
Tarihi fırsat kaçtı
22.7.2015
Toplum olma irademiz saldırı altında
24.6.2015
MHP’ye niye kızıyorlar?
17.6.2015
Eşik bu, aşacak mıyız?
10.6.2015
Hesabı sadece Ak parti mi verecek?
3.6.2015
Demirtaş’ın yolu: Post-siyasal patinaj
27.5.2015
“Konuşma lan! ”
20.5.2015
Yoldaki işaretler silinmez zulüm devam etmez
13.5.2015
Kenan Evren’in kızı ve canımı yakan düşünceler
6.5.2015
Yeni bir dünya talebi
30.4.2015
Tribüne koşanlar ve oyun kuranlar
22.4.2015
Yeni bir din doğuyor
15.4.2015
Mevcut ile ufuk arasında siyaset ve AK Parti
8.4.2015
#Yalovavalisigörevdenalınsın
01.04.2015
Vali’den yeni türkiye’ye sabotaj
25.03.2015
Kırılma mı tıkanma mı? : Kulis dedikodusundan fazlasına muhtacız
18.03.2015
Öğretmenin itibarını retorik kurtarır mı?
11.03.2015
Siyaset, ahir zaman ve biz
04.03.2015
Gerçekçi ol, barışı iste!
25.02.2015
Şah Fırat bahane ufka vurmak şahane
18.02.2015
Kadın yakan tecavüzcü için fetva bekleyen yazar
11.02.2015
Yeni anayasaya yeni bir eğitim ufku ile bakmak
04.02.2015
Tsipras’a kimler beddua ediyor?
28.01.2015
Değerler eğitiminin şansı var mı?
21.01.2015
Hrant İçin Kendimiz İçin 19 Ocak 2007…
14.01.2015
Sartre olsa yüzlerine tükürürdü!
07.01.2015
Niçin Eğitim?
31.12.2014
“Nasıl”dan Önce “Niçin” Sorusu
24.12.2014
14 Aralık, kervan ve hafıza
17.12.2014
Şûranın ardından tespit, tenkit, teklif (2)
10.12.2014
Şûranın ardından tespit, tenkit, teklif (1)
04.12.2014
Cumhuriyet 91 Eğitim Kongresi 1 yaşında
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Kod8
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları



Kod8