Ali AYDIN

Milat GAZETESİ



Bookmark and Share

Ziya Selçuk dikensiz gül bahçesine girmiyor!


11.7.2018 - Bu Yazı 457 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi ya da daha yaygın bir isimlendirmeyle Başkanlık Sistemi Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın yemin etmesi ile başladı. Akabinde bizzat Cumhurbaşkanı tarafından yeni sistemin ilk kabinesi açıklandı. Açıklanan yeni kabinede Prof. Dr. Ziya Selçuk Milli Eğitim Bakanı oldu. Eğitim camiasının “Eğitimci bakan istiyoruz!” talebi nihayet karşılık buldu.

Prof. Dr. Ziya Selçuk’un müktesebatı göz önüne alındığında kuşkusuz tüm kamuoyu ve eğitim camiası şimdi ümitli bir bekleyiş içerisinde. Sayın Ziya Selçuk; yasal dayanağı, cari mevzuatı, işleyişi, örgütlenmesi hem öğretmen - öğrenci hem de veli düzeyinde yarattığı memnuniyetsizlik ile acilen ciddi müdahalelerin yapılması gereken bir bakanlığın başına getirildi. Dolayısıyla Ziya Selçuk Milli Eğitim Bakanı olarak dikensiz bir gül bahçesine girmiyor. Bunun en çok farkında olanın yine kendisi olduğunu düşünüyorum.

Başlangıçlar en umutlu olunan anlardır. Bu anlar biriken sorunlarımızın çözüme kavuşacağına dair güçlü beklenti ve inanç ile dolu olduğumuz zamanlardır. Bir de Prof. Dr. Ziya Selçuk gibi alanında yetkin bir ismin işin başına getirilmiş olması dikkate alındığında beklentinin neredeyse mucizeye eşdeğer bir şeyin gerçekleşeceğini ummak gibi bir noktaya varacağı bile söylenebilir. Ne var ki eğitim söz konusu olduğunda iki asra varan arayışlarımız, krizlerimiz göz önüne alınmalıdır. Bilinmelidir ki eğitim sistemimiz yahut maarif davamız bir toplumsal duyarlılık gelişmeden, mesele kabul edilip konu edilmeden, tartışılmadan Sayın Ziya Selçuk’un cebinden çıkaracağı sihirli bir formülle çözülecek değil. Bunu Sayın Selçuk’tan istemek en başta ona haksızlık olur.

Bunu akılda tutarak MEB’de birtakım konu başlıklarının ne türden bir aciliyete karşılık geldiğini bu vesile ile sıralamak isterim. Bu maddeler eğitim politikalarından ziyade MEB ile ilgili temel yaşamsal gerçekler ile ilgili.

1- MEB’in personel rejimi: Behemehâl ele alınmayı, elden geçirilmeyi bekliyor. Maalesef kangren olması hasebiyle önceliğin buraya verilmesi elzem gözüküyor. Bakanlığın kendi personeline yönelik geliştirdiği söylemler, onlarla muhatap olma biçimi sorunlu. Sonuçları itibarıyla yaralayıcı. Mali ve özlük hakları söz konu olduğunda sahipsiz; performans gibi amacı, kapsamı, işleyişi problemli uygulamalar ile ise tedirgin bir personel profili var. Diğer taraftan bakanlığın yeni personel alımlarında ve atamalarda başvurduğu mülakat ve sözleşmeli istihdam gibi yöntemler alenen kayırmacılık ve iltimasa yol veren uygulamalara dönüşmüş vaziyette.

2- MEB’in sivil kuruluşlarla ilişkisi: Birtakım sendikaların ve STK’ların MEB ile girmiş oldukları sınırları belli olmayan mahrem ve karanlık ilişki, işi “Tuz koktu!”noktasına getirmiştir. Bu ilişki üzerinden öğretmenlerin tercihleri yönlendirilmekte ve onları “ikiyüzlü” ve “kişiliksiz” tutum almaya itecek bir manzara ortaya çıkmaktadır. Böyle devam ederse MEB, kendine saygısı kalmayacak insanların saygınlığını nasıl muhafaza edecektir? Öğretmene itibar tartışmasını hükümsüz kılmaya namzet bu durum acilen müdahaleyi gerektirmektedir.

3- MEB ve hukuk: Eğitimi sürekli mesele edinmiş insanlar olarak sık sık mevzuat eleştirisi yapardık. Ne var ki son yıllarda eleştirdiğimiz mevzuata rahmet okuyacak duruma geldik. En kötü mevzuattan daha kötü olan şey mevzuatın askıya alınmasıymış. Bunu öğrendik. Mevzuata aykırı iş ve işlem tesis ediliyor. Mahkeme bunu tespit ediyor, yürütmeyi durduruyor. MEB kararı uyguluyor, iki gün sonra sanki böyle bir hüküm yokmuş gibi yine eski uygulamayı tekrarlıyor. MEB, devletin bir kurumu, kimsenin özel hobi bahçesi değil. Dolayısıyla ele alınmayı bekleyen en acil hususların başında bakanlık uygulamaları ile bakanlığın kendi mevzuatı arasında ahengin sağlanması geliyor.

4- MEB’in yasal dayanakları: Tevhid-i Tedrisat başta olmak üzere henüz kamuoyunun gündemine giremeyen ne var ki tekçi ve tek tip eğitim sisteminin sigortası olan ve  çeşitliliğe dolayısıyla zenginliğe imkân bırakmayan yasalar tartışılmalı. Kimse yapmasa bile MEB’de birilerinin böyle bir derdi, meselesi olmalı.

5-Uzatmalı sorunumuz kademeler arası geçiş: TEOG’tan sonra getirilen LGS’nin nasıl bir kaotik ortama bizleri sürüklediği görülüyor. Bu tür değişikliklerde MEB’in yeni bir kâşif olma arzusuyla gayret ve çaba sarf etmesine gerek yok. Kendi hafızasını yok saymayacak uygulamaları hayata geçirmesi yeterli olacak. Pek çok haksızlığın doğmasına da böylece imkân verilmeyecek.

*

Sorumluluk sadece yöneticilerde değil. Yönetilenler olarak bizlerin de sorumlulukları var kuşkusuz. Bizim neyi takip ettiğimiz, neyi mesele edip öne çıkarttığımız, neyi konu edip vakit ayırdığımız memleket olarak alacağımız mesafeyi tayin edecek. Bu vesileyle yeni kabinenin milletimize ve memleketimize hayırlı olmasını diliyorum.

.

Facebook Yorumları

Kod8
16.12.2018
Milli Eğitim Bakanı popstar değil ki!
9.12.2018
Toplumun ekosistemini korumak
6.12.2018
Sahteliğin gerçekliğe dönüşmesi
17.11.2018
Kürşat Bumin’in ardından
2.11.2018
Teoman Duralı ve İlber Ortaylı ne dediler?
30.10.2018
Öğrenci andı ya da hani bilimsellik, nerede pedagoji?
11.10.2018
Yüzüklerin Efendisi sendromu ve Türkiye’de eğitim
5.10.2018
Godo’yu beklemek ya da 15 Ekim’i beklemek
3.10.2018
MEB’in ve YÖK’ün öğretmen yetiştirme sevdasına bir derkenar
20.9.2018
Ne o Maduro’yu da mı ayıplayamıyoruz!
20.9.2018
Eğitime yaklaşımımız: “Muz yiyim ama çilek tadı gelsin!”
12.9.2018
O zaman kopsun kıyamet!
11.9.2018
MEB’in en zor günü: 18 Ocak Cuma
29.8.2018
İnsanlar çocuklarına nasıl ihanet ederler?
22.8.2018
Mel Gibson, Malik Bin Nebi ve bayramlık sorular
15.8.2018
Kriz sıra dışı değil, sıra dışı olan…
8.8.2018
MEB’in eylem planı
1.8.2018
Ya inşa ederiz ya da sürükleniriz!
25.7.2018
Eğitimde çözüm mesele edildiği kadardır
18.7.2018
Yeni papaz eski rahipmiş
11.7.2018
Ziya Selçuk dikensiz gül bahçesine girmiyor!
4.7.2018
Olay gerçekleştikten sonra bilgeleşmek!
27.6.2018
24 Haziran sonrasını düşünmek
22.6.2018
Büyük çoraklık, seçimler ve esas kaybeden
20.6.2018
Bu çoraklığa siyaset ne yapsın seçim ne yapsın!
13.6.2018
Sivil toplum, seçimler ve ördek tüyü
6.6.2018
Dünya Kupası, istavroz ve yeni tip sekülerleşme
16.5.2018
Kudüs elbette Selahaddin’ine kavuşacak!
9.5.2018
Endüstri 4.0 peki teknomania kaç sıfır?
2.5.2018
Gökyüzüne bakamayan çocuklarımız var
25.4.2018
996 bin başvuru bize ne söylüyor?
18.4.2018
Beyaz Türk olsam MEB’e teşekkür ederdim!
11.4.2018
Öğretmenin performansı değil prekarizasyonu
5.4.2018
'Ev zencisi', 'tarla zencisi' ve öğretmenler
28.3.2018
O bıçak aslında bana saplanmıştır!
21.3.2018
Finlandiya’yı yedirtmeyiz!
14.3.2018
Modern hurafeler: Finlandiya eğitim sistemi filan!
8.3.2018
MEB’in “marka değeri”
28.2.2018
Cemaatle kitap okumanın hükmü nedir?
21.2.2018
Okulda katliam var!
7.2.2018
Cemaatleri kapatalım mı ya da köyün delisine sormayalım mı?
31.1.2018
Savaş karşıtı değilsiniz!
24.1.2018
Savaşa hayır mı? Hayırdır inşallah!
10.1.2018
Zorunlu eğitimin alternatifi ne?
3.1.2018
%3, zorunlu eğitim ve kutsanan 'süreç'
27.12.2017
Nereye gitti bu muhafazakâr anne babalar?
20.12.2017
Zorunlu eğitime hayır çünkü o bizi öldürüyor!
13.12.2017
Kudüs, Yılmaz Özdil ve Westminister Katedrali'nin çanları
6.12.2017
Tandoğan’dan farklı olmak da mümkün
29.11.2017
Nevzat Tandoğan ölmedi muhtelif illerimizde yaşıyor!
26.11.2017
Robot yapan Ali kodlama yapan Ayşe yerine Âşık direnişçi
22.11.2017
Etkinlik ile reform arasındaki 6 fark
15.11.2017
Geç dönem eleştirelliğin hazin hali
8.11.2017
Mahalli Yerleştirme Sistemi ve kışkırttığı sorular
1.11.2017
Amerika’nın maarif davası
18.10.2017
Eğitimin krizi, din eğitimi ve İmam Hatipler (II)
11.10.2017
Eğitimin krizi, din eğitimi ve İmam Hatipler (I)
4.10.2017
Beyazperde Karatahta
27.9.2017
Bürokratı, yazarı, yorumcusu tekmili birden!
21.9.2017
TEOG sonrası senaryolar
13.9.2017
Yeni müfredat demeyin 'yeni' sanacaklar
6.9.2017
Bir haberin anatomisi: Tıp fakültesini kazanan meslek liseli
30.8.2017
Bir arzu nesnesine dönüşen eğitimi sorgulamak
23.8.2017
Süpermen’i beklerken
16.8.2017
Milletin irfanı tükenmez bir doğal kaynak mıdır?
10.8.2017
Toplu sözleşme görüşmeleri ve konfederasyonlara çağrı
2.8.2017
Gözyaşı vadisinden çıkmak
26.7.2017
Eğitim meselesi, yanlış sorular ve uzaklaşan cevaplar
19.7.2017
Birisi ÖSYM’ye 15 Temmuz’u anlatsın
12.7.2017
15 Temmuz’u unutmamanın tek bir yolu var
5.7.2017
Pedagojik Cinayeti Ben Anlatayım Size!
29.6.2017
Milyonlarca öğrenci hiçbir şey öğrenemiyor!
21.6.2017
UNICEF’in eğitim raporuna farklı bakmak
14.6.2017
Böyle Öğretmen Strateji Belgesi olmaz!
7.6.2017
Zorunlu eğitim 13 yıla çıkarken
31.5.2017
Din, ekran ve tele-ramazan
24.5.2017
Bilim ve Sanat Merkezleri Festivali
17.5.2017
Nasıl bir gençlik ya da dala bakan oğlak
10.5.2017
“Evraka!” demedim bir sor niye demedim?
3.5.2017
Öğretmenler de mutsuz!
26.4.2017
Öğrenciler mazoşist mi niye memnun olsunlar?
19.4.2017
Referandum sonucunu nasıl okumalı?
12.4.2017
Yaşam boyu öğrenme ama nasıl?
5.4.2017
Bitişik eğik - dik temel ya da zokayı yutmak!
29.3.2017
Yeni ruhbanlar: kişisel gelişimciler
22.3.2017
Avrupa’nın akıbetinden iyilik umabilir miyiz?
15.3.2017
Sevgili ÖSYM
8.3.2017
Milli Kültür Şûrası ve düşündürdükleri
19.8.2015
Toplu sözleşmenin tek ilacı Özgür Eğitim-Sen’in çağrısı
12.8.2015
Kürt siyasetinin patolojisi: arkaik, anakronik, nostaljik
5.8.2015
İş işten geçmeden
29.7.2015
Tarihi fırsat kaçtı
22.7.2015
Toplum olma irademiz saldırı altında
24.6.2015
MHP’ye niye kızıyorlar?
17.6.2015
Eşik bu, aşacak mıyız?
10.6.2015
Hesabı sadece Ak parti mi verecek?
3.6.2015
Demirtaş’ın yolu: Post-siyasal patinaj
27.5.2015
“Konuşma lan! ”
20.5.2015
Yoldaki işaretler silinmez zulüm devam etmez
13.5.2015
Kenan Evren’in kızı ve canımı yakan düşünceler
6.5.2015
Yeni bir dünya talebi
30.4.2015
Tribüne koşanlar ve oyun kuranlar
22.4.2015
Yeni bir din doğuyor
15.4.2015
Mevcut ile ufuk arasında siyaset ve AK Parti
8.4.2015
#Yalovavalisigörevdenalınsın
01.04.2015
Vali’den yeni türkiye’ye sabotaj
25.03.2015
Kırılma mı tıkanma mı? : Kulis dedikodusundan fazlasına muhtacız
18.03.2015
Öğretmenin itibarını retorik kurtarır mı?
11.03.2015
Siyaset, ahir zaman ve biz
04.03.2015
Gerçekçi ol, barışı iste!
25.02.2015
Şah Fırat bahane ufka vurmak şahane
18.02.2015
Kadın yakan tecavüzcü için fetva bekleyen yazar
11.02.2015
Yeni anayasaya yeni bir eğitim ufku ile bakmak
04.02.2015
Tsipras’a kimler beddua ediyor?
28.01.2015
Değerler eğitiminin şansı var mı?
21.01.2015
Hrant İçin Kendimiz İçin 19 Ocak 2007…
14.01.2015
Sartre olsa yüzlerine tükürürdü!
07.01.2015
Niçin Eğitim?
31.12.2014
“Nasıl”dan Önce “Niçin” Sorusu
24.12.2014
14 Aralık, kervan ve hafıza
17.12.2014
Şûranın ardından tespit, tenkit, teklif (2)
10.12.2014
Şûranın ardından tespit, tenkit, teklif (1)
04.12.2014
Cumhuriyet 91 Eğitim Kongresi 1 yaşında
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Kod8



Kod8