Ali AYDIN

Milat GAZETESİ



Bookmark and Share

MEB’in eylem planı


8.8.2018 - Bu Yazı 434 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Hükümetin "100 Günlük Eylem Planı" Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından açıklandı. Bu vesileyle Milli Eğitim Bakanlığının 100 günlük eylem planını da öğrenmiş olduk. Kuşkusuz MEB’in planı Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından bizzat yazılmadı. Böyle bir şey olmaz zaten. Muhtemeldir ki Milli Eğitim Bakanlığından istendi. Bakanlık bürokratları da oturup bu planı hazırlayıp Beştepe’ye ilettiler.

12 maddeden müteşekkil bu planı okuduğumuzda bu planı hazırlayıp metinleştiren ve bizzat Cumhurbaşkanının önüne koyup tüm millete deklare edilmesini sağlayan ilgililere planın deklare edildiği kamuoyu olarak bizlerin bir mukabelede bulunma hakkı doğdu.

Öncelikle bir planın adı “eylem planı” olarak konulup 100 günlük bir süre ile sınırlanıyorsa planda yer alan hususların gözlemlenebilir, takibi yapılabilir olması gerekir. Soyut, ucu açık, uçucu ifadeler “eylem planı” olarak açıklanan bir metinde yer almaz.

Misal; Büyükşehir Belediyesi 100 günlük bir plan hazırladığında şöyle bir cümleye yer verebilir: Belediyemiz 100 gün içerisinde Ankara—Çubuk karayolunda 30 km’lik yolun asfaltlamasını tamamlayacaktır.

Herkes bu 100 gün içerisinde neye bakacağını neyin takibini yapacağını bilir. Yapıldı mı yapılmadı mı görür.

MEB’in 100 günlük planına baktığımızda planı hazırlayanların bir şeyin yapılmayacağının nasıl söylenebileceği üzerinde kafa yordukları anlaşılıyor. Hem bir şeyin yapılmayacağı söylenecek hem de işitildiği zaman sanki bir şeyin yapılacağı varsayılacak.

Planın alt metni bu!

Neden böyle olduğunu sıralayalım:

Birincisi; MEB’in 100 günlük eylem planı daha önce MEB tarafından bize söylenmemiş olan neyi söylüyor? Hüseyin Çelik, Nimet Çubukçu, Ömer Dinçer, Nabi Avcı, İsmet Sezgin… Bu isimlerin Bakanlıkları döneminde dile getirilmemiş, söylenmemiş bir şeyi mi söylüyor bu plan? Hayır… Yıllardır eğitim konu edildiğinde konuyu bir yere, esasa bağlamadan konuşmanın imkânını cömertçe size sunan cümleleri sıralıyor.

İkincisi; Öyle bir plan hazırlanmış ki bu planı 2018’de değil de 2050 yılında da kamuoyu ile paylaşabilirsiniz. Ucu açık, nerede başlayıp nerede biteceği belli değil ve deklare edildiği kitle tarafından takibi gayri kabil olan bir plan bu.

Mesela şöyle bir cümle var planda; Okul öncesi eğitiminden üniversiteye kadar her aşamada öğrencilerin ilgi, yetenek ve becerilerinin gelişimini izlemek ve yönlendirmek için yeni bir sistem kurulacak.

Eylem planında 8. madde olarak yer alıyor. Böyle bir hedefi olmayan bir eğitim sistemi var mı yeryüzünde? Bunu bir hedef olarak önüne koymamış olsun. Osmanlı’dan başlayan modern eğitim maceramız, 100 yıllık Cumhuriyet tecrübemiz ortada. Bizden öncekilerin hedefleyip yapamadıklarını bugün hangi sihirli formülle yapacağımızı düşünüyoruz? Eğer bu sürekli hedeflenip sürekli yapılamıyorsa bu işte bir terslik olduğunu kavramamız için daha ne kadar beklememiz gerekiyor? Bir 100 sene daha mı uğraşalım?

Mesela diğer bir maddeye bakalım: Ölçme ve değerlendirme sistemini uluslararası sıralamalarda yükseltmek için gerekli adımlar atılacak.

Uluslararası sıralamayı bugüne kadar kim hafife almış? Kim istememiş ki uluslararası sıralamada ülkece üst sıralarda yer almayı? Kim bu doğrultuda sistemin altını üstüne getirmemiş ki? Eğitim tarihine göz ucuyla bakanlar bile geçmişten günümüze yapılmaya çalışanları görür. Peki, ne oldu da olmadı? Onlar bizden daha mı az şey biliyorlardı, daha mı az inanıyorlardı yaptıkları işe?

Şimdi MEB aynı zihniyet ve paradigma, aynı bürokratik nitelik ve aynı kanun ve yasalarla farklı bir sonuç mu elde edecek? Böyle bir şey olur mu?

Üçüncüsü; doğru yapmak kadar önemli olan bir şey varsa eğer o da yanlış yapmamaktır. Yapılması gereken doğrular var, iyi de bir de hâlihazırda yapılagelen yanlışlar var. Bu yanlışların yapılmayacağını taahhüt eden eylemler yer alıyor mu bu planda? Bugün eğitim sahasında yükselen hangi feryadın dindirilmesini, hangi acil ihtiyacın giderilmesini 100 günlük eylemler arasında saymış bu plan?

Dördüncüsü; yaşadıklarımız Aynştayn’ın “Karşılaştığınız sorunları, o sorunları yarattığınız düşünce düzleminde kalarak çözemezsiniz!” sözünü doğrular nitelikte.

Sayın Cumhurbaşkanı, eğitim ve kültür bahsi söz konusu edildiğinde dertli birisi. Bunu defalarca dile getirdi. Bu dert nicelik ile ilgili değil. Bu dert nitelik ile ilgili bir dert. Bu derdin sahibinin esasında bu milletin her bir ferdi olması lazım. Eğitim meselesi ne birkaç şahsın ne de birkaç kurumun meselesi. Eğitim esasında bir memleket meselesi. Fakat söylendiğinde çok kolay biçimde dile gelen bu hakikat maalesef söylendiğindeki kolaylıkta anlaşılmıyor. Türkiye’de şöyle bir varsayım var: Milli Eğitim Bakanlığı var. Orada birkaç uzman var. Onların önünde birkaç seçenek var. Tüm mesele o seçeneklerden doğru olanı isabetle seçip uygulamak. Böyle olursa her şey hal yoluna girecek.

İşte maarif davamıza ilişkin bu yüzeyselliğimize tas tamam hitap eden bir dili ve edebiyatı var bu planın. Sanki bu plan maarif davamıza karşı kamusal ilgisizliğe, medyatik hokkabazlığa, dertsiz başlara, ufuksuz hedeflere, teknik körlüğe karşı alttan alta ama yüksek sesle “Alın size işte plan!”  demektedir.

.

Facebook Yorumları

Kod8
16.12.2018
Milli Eğitim Bakanı popstar değil ki!
9.12.2018
Toplumun ekosistemini korumak
6.12.2018
Sahteliğin gerçekliğe dönüşmesi
17.11.2018
Kürşat Bumin’in ardından
2.11.2018
Teoman Duralı ve İlber Ortaylı ne dediler?
30.10.2018
Öğrenci andı ya da hani bilimsellik, nerede pedagoji?
11.10.2018
Yüzüklerin Efendisi sendromu ve Türkiye’de eğitim
5.10.2018
Godo’yu beklemek ya da 15 Ekim’i beklemek
3.10.2018
MEB’in ve YÖK’ün öğretmen yetiştirme sevdasına bir derkenar
20.9.2018
Ne o Maduro’yu da mı ayıplayamıyoruz!
20.9.2018
Eğitime yaklaşımımız: “Muz yiyim ama çilek tadı gelsin!”
12.9.2018
O zaman kopsun kıyamet!
11.9.2018
MEB’in en zor günü: 18 Ocak Cuma
29.8.2018
İnsanlar çocuklarına nasıl ihanet ederler?
22.8.2018
Mel Gibson, Malik Bin Nebi ve bayramlık sorular
15.8.2018
Kriz sıra dışı değil, sıra dışı olan…
8.8.2018
MEB’in eylem planı
1.8.2018
Ya inşa ederiz ya da sürükleniriz!
25.7.2018
Eğitimde çözüm mesele edildiği kadardır
18.7.2018
Yeni papaz eski rahipmiş
11.7.2018
Ziya Selçuk dikensiz gül bahçesine girmiyor!
4.7.2018
Olay gerçekleştikten sonra bilgeleşmek!
27.6.2018
24 Haziran sonrasını düşünmek
22.6.2018
Büyük çoraklık, seçimler ve esas kaybeden
20.6.2018
Bu çoraklığa siyaset ne yapsın seçim ne yapsın!
13.6.2018
Sivil toplum, seçimler ve ördek tüyü
6.6.2018
Dünya Kupası, istavroz ve yeni tip sekülerleşme
16.5.2018
Kudüs elbette Selahaddin’ine kavuşacak!
9.5.2018
Endüstri 4.0 peki teknomania kaç sıfır?
2.5.2018
Gökyüzüne bakamayan çocuklarımız var
25.4.2018
996 bin başvuru bize ne söylüyor?
18.4.2018
Beyaz Türk olsam MEB’e teşekkür ederdim!
11.4.2018
Öğretmenin performansı değil prekarizasyonu
5.4.2018
'Ev zencisi', 'tarla zencisi' ve öğretmenler
28.3.2018
O bıçak aslında bana saplanmıştır!
21.3.2018
Finlandiya’yı yedirtmeyiz!
14.3.2018
Modern hurafeler: Finlandiya eğitim sistemi filan!
8.3.2018
MEB’in “marka değeri”
28.2.2018
Cemaatle kitap okumanın hükmü nedir?
21.2.2018
Okulda katliam var!
7.2.2018
Cemaatleri kapatalım mı ya da köyün delisine sormayalım mı?
31.1.2018
Savaş karşıtı değilsiniz!
24.1.2018
Savaşa hayır mı? Hayırdır inşallah!
10.1.2018
Zorunlu eğitimin alternatifi ne?
3.1.2018
%3, zorunlu eğitim ve kutsanan 'süreç'
27.12.2017
Nereye gitti bu muhafazakâr anne babalar?
20.12.2017
Zorunlu eğitime hayır çünkü o bizi öldürüyor!
13.12.2017
Kudüs, Yılmaz Özdil ve Westminister Katedrali'nin çanları
6.12.2017
Tandoğan’dan farklı olmak da mümkün
29.11.2017
Nevzat Tandoğan ölmedi muhtelif illerimizde yaşıyor!
26.11.2017
Robot yapan Ali kodlama yapan Ayşe yerine Âşık direnişçi
22.11.2017
Etkinlik ile reform arasındaki 6 fark
15.11.2017
Geç dönem eleştirelliğin hazin hali
8.11.2017
Mahalli Yerleştirme Sistemi ve kışkırttığı sorular
1.11.2017
Amerika’nın maarif davası
18.10.2017
Eğitimin krizi, din eğitimi ve İmam Hatipler (II)
11.10.2017
Eğitimin krizi, din eğitimi ve İmam Hatipler (I)
4.10.2017
Beyazperde Karatahta
27.9.2017
Bürokratı, yazarı, yorumcusu tekmili birden!
21.9.2017
TEOG sonrası senaryolar
13.9.2017
Yeni müfredat demeyin 'yeni' sanacaklar
6.9.2017
Bir haberin anatomisi: Tıp fakültesini kazanan meslek liseli
30.8.2017
Bir arzu nesnesine dönüşen eğitimi sorgulamak
23.8.2017
Süpermen’i beklerken
16.8.2017
Milletin irfanı tükenmez bir doğal kaynak mıdır?
10.8.2017
Toplu sözleşme görüşmeleri ve konfederasyonlara çağrı
2.8.2017
Gözyaşı vadisinden çıkmak
26.7.2017
Eğitim meselesi, yanlış sorular ve uzaklaşan cevaplar
19.7.2017
Birisi ÖSYM’ye 15 Temmuz’u anlatsın
12.7.2017
15 Temmuz’u unutmamanın tek bir yolu var
5.7.2017
Pedagojik Cinayeti Ben Anlatayım Size!
29.6.2017
Milyonlarca öğrenci hiçbir şey öğrenemiyor!
21.6.2017
UNICEF’in eğitim raporuna farklı bakmak
14.6.2017
Böyle Öğretmen Strateji Belgesi olmaz!
7.6.2017
Zorunlu eğitim 13 yıla çıkarken
31.5.2017
Din, ekran ve tele-ramazan
24.5.2017
Bilim ve Sanat Merkezleri Festivali
17.5.2017
Nasıl bir gençlik ya da dala bakan oğlak
10.5.2017
“Evraka!” demedim bir sor niye demedim?
3.5.2017
Öğretmenler de mutsuz!
26.4.2017
Öğrenciler mazoşist mi niye memnun olsunlar?
19.4.2017
Referandum sonucunu nasıl okumalı?
12.4.2017
Yaşam boyu öğrenme ama nasıl?
5.4.2017
Bitişik eğik - dik temel ya da zokayı yutmak!
29.3.2017
Yeni ruhbanlar: kişisel gelişimciler
22.3.2017
Avrupa’nın akıbetinden iyilik umabilir miyiz?
15.3.2017
Sevgili ÖSYM
8.3.2017
Milli Kültür Şûrası ve düşündürdükleri
19.8.2015
Toplu sözleşmenin tek ilacı Özgür Eğitim-Sen’in çağrısı
12.8.2015
Kürt siyasetinin patolojisi: arkaik, anakronik, nostaljik
5.8.2015
İş işten geçmeden
29.7.2015
Tarihi fırsat kaçtı
22.7.2015
Toplum olma irademiz saldırı altında
24.6.2015
MHP’ye niye kızıyorlar?
17.6.2015
Eşik bu, aşacak mıyız?
10.6.2015
Hesabı sadece Ak parti mi verecek?
3.6.2015
Demirtaş’ın yolu: Post-siyasal patinaj
27.5.2015
“Konuşma lan! ”
20.5.2015
Yoldaki işaretler silinmez zulüm devam etmez
13.5.2015
Kenan Evren’in kızı ve canımı yakan düşünceler
6.5.2015
Yeni bir dünya talebi
30.4.2015
Tribüne koşanlar ve oyun kuranlar
22.4.2015
Yeni bir din doğuyor
15.4.2015
Mevcut ile ufuk arasında siyaset ve AK Parti
8.4.2015
#Yalovavalisigörevdenalınsın
01.04.2015
Vali’den yeni türkiye’ye sabotaj
25.03.2015
Kırılma mı tıkanma mı? : Kulis dedikodusundan fazlasına muhtacız
18.03.2015
Öğretmenin itibarını retorik kurtarır mı?
11.03.2015
Siyaset, ahir zaman ve biz
04.03.2015
Gerçekçi ol, barışı iste!
25.02.2015
Şah Fırat bahane ufka vurmak şahane
18.02.2015
Kadın yakan tecavüzcü için fetva bekleyen yazar
11.02.2015
Yeni anayasaya yeni bir eğitim ufku ile bakmak
04.02.2015
Tsipras’a kimler beddua ediyor?
28.01.2015
Değerler eğitiminin şansı var mı?
21.01.2015
Hrant İçin Kendimiz İçin 19 Ocak 2007…
14.01.2015
Sartre olsa yüzlerine tükürürdü!
07.01.2015
Niçin Eğitim?
31.12.2014
“Nasıl”dan Önce “Niçin” Sorusu
24.12.2014
14 Aralık, kervan ve hafıza
17.12.2014
Şûranın ardından tespit, tenkit, teklif (2)
10.12.2014
Şûranın ardından tespit, tenkit, teklif (1)
04.12.2014
Cumhuriyet 91 Eğitim Kongresi 1 yaşında
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Kod8
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları



Kod8