Saniye İçinde Yönlendiriliceksiniz


Atilla Aytemur

Serbestiyet



Bookmark and Share

Başkası Adına Konuşmanın Haysiyetsizliği (*)


22.3.2019 - Bu Yazı 362 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Ayrıntı Yayınları’nın eski genel yayın yönetmeni Ömer Faruk’un yeni deneme kitabı, geçtiğimiz Şubat ayında 6:45 Yayınları’ndan Başkası Adına Konuşmanın Haysiyetsizliğibaşlığıyla çıktı.

Ömer Faruk’un 2014 yılında İthaki Yayınları’ndan çıkan ve Melih Cevdet Anday Deneme Ödülü yarışmasında teşekkür alan  Yarabıçak - Banka Soymuş Bir Devrimcinin Samimi İtirafları ile yayın aşamasındaki Aşk ve Ereksiyon isimli kitapları da bulunuyor.

Cemal Yardımcı’nın kitabın girişinde yer alan kapsamlı değerlendirmesi, Ömer Faruk’un ele aldığı düşünceye ve başkası adına konuşma sorunsalına nüfuz etmemizi kolaylaştırıyor.

Başkası Adına Konuşmanın Haysiyetsizliği’nin dikkat çeken özellikleri arasında, yazarın özlü değinmeler şeklinde ve numaralandırılmış olarak sunduğu “Fısıltılar” ile, konu devamlılığı bakımından birbirine zincirlenmiş ve kapsadıkları hacim neredeyse kitabın asıl  metnine yaklaşan alıntıları sayabiliriz. Yazarın görüşlerinin anlamlı bir bölümünü bu alıntılar arasında dolaşırken temellendirdiğini söylemek hatalı olmayacaktır.

Ömer Faruk düşüncelerini ifade ederken, ağırlığını çağdaş olanlar teşkil etmek üzere çok sayıda Batılı düşünür ve akademisyeni referans alıyor. Görüş, öneri ve tartışmalarına sık başvurulanlar arasında Friedrich Nietzsche, Gilles Deleuze, Yual Noah Harari, Umberto Eco, Saul Newmann, Etienne Balibar,  Eduardo Galeano, Ulus Baker, Mary Douglas, Alain Badiou, Joel Kovel, Brian Massumi, Claude Levi-Strauss ve Abdulgaffar el-Hayati’yi sayabiliriz.

Düşünceye; düşüncenin oluşum sürecine, düşüncenin mahiyet değiştirerek diktatörlüğün aracı haline gelmesine dair yaklaşımlarını açıklarken Emre Sünter, Orhan Koçak, Ahmet İnsel, Çetin Balanuye, Şükrü Argın, İlke Karadağ ve Bedia Akarsu gibi yazar, akademisyen ve düşünürlerden de yararlanıyor.

Konu düşünce ve onun etrafında yaşanan kriz olunca, kutsal kitapların değerlendirme dışı kalması beklenemez. Ömer Faruk da tek tanrılı dinlerin, Yahudilik, Hıristiyanlık ve İslamiyetin kutsal kitaplarını, düşünceye yaklaşımları bağlamında yorumlarına dahil ediyor.

Kendini muhalif Sol mecrada tanımlayan Ömer Faruk, ilk işaretlerini önceki denemesinde verdiği gibi, “hayatın her alanına nüfuz etmiş çok ciddi bir düşünce krizi” yaşandığını ileri sürüyor.  Kitabında verdiği bazı örneklerle bu krizin ulaştığı boyutlara dikkat çekiyor.

Devleti, mevcut temsiliyet modellerini, muhalif yapılanmaları (eylemlerinin muhtevasını ve halihazırdaki çerçevenin dışına çıkamayan ütopyalarını) “düşüncenin düşünene hükmettiği” tesbitinden hareketle köklü bir şekilde eleştirerek, buradan yeni, özgür ve bağımsız bir hikâye çıkamayacağını ve yeni bir dünya kurulamayacağını ileri sürüyor.

Ömer Faruk kapitalizme, devlete, rejime, mevcut ahlâka, giderek ortak kaderimizi tek kişinin eline teslim eden düzene oldukça köşeli, neredeyse sınır tanımaz eleştiriler getiriyor. Bu bağlama Solda yıllardır sürmekte olan düşünsel çıkmazı da dahil ediyor. Solun fikri müktesebatını, örgütsel modellerini ve (kendi ifadesiyle) küçük iktidarlar ve devletler oluşturma peşinde tükenen siyasal pratiğini de eleştiriye tâbi tutuyor.

Bu noktadan hareketle, Marx’ın ardıllarının onun düşünsel yaratıcılığını pratiğe taşıyamayarak seçilmiş tek adamlara zemin hazırladıklarını ileri sürüyor. Memleket Solunun da kendi üzerine düşünmektense, kendini “üretim aracı olarak toprak”la sınırlayan bir siyaset tarzıyla sürekli irtifa kaybetmeye devam ettiğini belirtiyor. 

Bu durumun bizi bir yol ayrımına getirdiğini; ya “dünyanın güzelliklerine lâyık olarak yaşamı sevmeyi, olumlamayı, bir hikâye edinmeyi” ya da “dünyanın güzelliklerini görmezden gelerek yaşamaya hınç duymayı, acı çekme ve çektirmeden haz duymayı” (s. 45-46) seçmekle karşı karşıya kaldığımızı ifade ediyor.

“Düşünce kendisi üzerine düşünmediği sürece düşünmüş sayılmaz” diyen Ömer Faruk, düşüncenin düşünene hükmetmesi sürecinin noktalanması, düşünenin düşünceye hükmetmesi çağrısında bulunuyor. Bizi kuşatan zihniyet ve kurumların dışına çıkıp, yeni bir hikâye oluşturmanın, böyle bir başlangıca bağlı olduğuna işaret ediyor.

Söz özneye, bireye geldiğinde, alışkın olduğumuz “devrimci” nitelemesi yerine “çok kalpli asi”yi kullanmayı tercih eden Ömer Faruk, daha ilk sayfalarda bu kavramı açıklamaya çalışırken, denemesinde bizi nerelere sürükleyeceğinin ipuçlarını da veriyor.

(*) Ömer Faruk, Başkası Adına Konuşmanın Haysiyetsizliği, 6:45 Yayınları, İstanbul, Şubat 2019.

.

Facebook Yorumları

Kod8
21.4.2019
HDP seçimlerde ne yaptı?
15.4.2019
AK Parti ülkeyi nereye sürüklediğinin farkında mı?
8.4.2019
Adresini arayan uyarı!
4.4.2019
Sıradaki kriz: S-400’ler
22.3.2019
Başkası Adına Konuşmanın Haysiyetsizliği (*)
10.3.2019
Zorlamayalım, “beka” seçimlere sığmaz!
5.3.2019
CHP manifestosu neler vaat ediyor?
20.2.2019
AK Parti manifestoda ne diyor, ne demiyor?
11.2.2019
Seçilmişlerin meşruiyeti ve Venezuela
30.1.2019
Trump’ın açtığı kapıdan giren mevzular
11.1.2019
Parti kapattırma sevdası
3.1.2019
“Alışamadık”
21.12.2018
Böyle gider mi?
14.12.2018
Oslo toplantısı AK Parti’nin oyunu mu?
9.12.2018
Siyasetin güçlü babaları ve etkisiz oğulları
30.11.2018
Seçimler ve iktidar koalisyonunun menüsü
27.11.2018
Osman Kavala’dan gizli örgüt lideri çıkmaz!
8.11.2018
Cumhur İttifakı çöker mi?
18.9.2018
Tekrar AB yoluna giriyor muyuz?
30.8.2018
Biraz vicdan…biraz adalet…hepsi bu!
22.8.2018
Kanal (3) Risk bombası!
17.8.2018
Kanal (2) Türkiye, ücretli geçişe zorlayabilir mi?
8.8.2018
Kanal İstanbul hakiki bir ihtiyaç mı?
29.7.2018
N’olacak bu CHP’nin hali!
21.7.2018
Gitti OHAL, geldi “bu hal”!
6.7.2018
Seçimler ve başkanlık sistemi
7.6.2018
Aldatılmalara doyamıyoruz!
1.6.2018
Ahmet Maranki vakası
24.5.2018
HDP’nin konumu ve Millet İttifakı
28.4.2018
CHP’nin hamlesi
16.4.2018
“Siyasi ayak” Erdoğan iddiası...
26.3.2018
Boykot muhalefete yaramaz!
22.3.2018
Ötesini görmek
5.3.2018
İttifak yasasını anlama rehberi/ Sandık devletin “güvenli” kolları arasında
23.2.2018
HDP’de yeni dönem
12.2.2018
Olaylar, partiler ve yaklaşan seçimler
29.1.2018
Canan Kaftancıoğlu
3.1.2018
Ne zulüm ne merhamet; yalnızca adalet!
22.12.2017
Trump, ne yaptın sen!..
12.12.2017
Yeni Suudi veliaht (3) ABD bu işin neresinde?
24.11.2017
Yeni Suudi veliaht ne yapmak istiyor? (1)
3.11.2017
Gezi olayları ve Kavala hakkında bir tanıklık
27.10.2017
HDP’den özeleştirel çıkışlar
16.10.2017
AK Parti geç mi kaldı?
2.10.2017
Sosyalistler Kürt referandumuna nasıl baktı?
27.9.2017
Hamas: Meşruiyet arayışında bir adım daha
18.9.2017
Siyasal nebbaşlara geçit vermeyelim!
11.9.2017
Referanduma itirazlar ve PKK’nın tavrı
31.8.2017
Bülent Uluer’i uğurlarken
15.8.2017
Şu halimize bakın!
8.8.2017
Diyanetin FETÖ raporu: Niçin geç kaldım!
31.7.2017
Cumhuriyet gazetesi dâvâsı ve metal yorgunluğu
25.7.2017
Meclis’teki içtüzük bombası
18.7.2017
Kaçan fırsat
14.7.2017
Bazen bir yürüyüş, bir yürüyüşten fazlası olabilir
22.6.2017
Muhalefetinizi nasıl istersiniz?
17.6.2017
Dindarlar ve laikler arasındaki ilişkiler
10.6.2017
“Yan yana ve birarada olanlar”ın çağrısı
1.6.2017
İki kongre
26.5.2017
Hamas’ın meşruiyet arayışı
23.5.2017
CHP’de neler oluyor?
30.4.2017
Bu sonuçlar huzur verir mi?
10.4.2017
Son hafta için özet ve birkaç soru
29.3.2017
Referanduma giderken “Hak ve Adalet”
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Kod8
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları



Kod8
Emlak8.Net