Atilla Aytemur

Serbestiyet



Bookmark and Share

İstanbul Belediyesi meğer kimleri finanse etmiş!


8.09.2019 - Bu Yazı 745 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Belediyelerimizin tarihi de, sistemdeki konumlarını tanımlayan, yetki ve çalışmalarının sınırını belirleyen yasası da, birçok ülkeyle kıyaslayınca epey eskiye dayanıyor.

Bunca yıllık birikime bakınca, bölgenin ve insanımızın özellik ve ihtiyaçlarına uygun, evrensel yönetim ilkeleriyle tıkır tıkır işleyen yönetimlerimizin olması beklenir. 

Böyle olmadığını biliyoruz.

Son günlerde açığa çıkan bazı olaylar, daha çok fırın ekmek yememiz gerektiğini hepimize gösterdi.

“Ele verir talkını, kendi yutar salkımı”

İktidar sözcüleri ve medyası, Ekrem İmamoğlu’nun o yağmur felâketinin yaşandığı gün İstanbul’da olmayıp Bodrum’da tatil yapıyor olmasını ve görevden alınan HDP’li başkanların Kandil’e nasıl kaynak aktardığı iddiasını dillerine dolamanın keyfini çıkarıyordu.

Hava birden tersine döndü. Kayyımlar döneminde “kente gelen konuklara hediye veriyoruz” denilerek belediye kasasından yüz binlerce liranın kuyumcu kasalarına gittiğinin ortaya çıkması; lüks ve şatafat nedeniyle oluşan olağanüstü borçlanmalar, bir anda gündemde öne geçti.

Yurttaşlar, hediyelerin kabarık faturasını inceleyemeden, bu kez İstanbul Belediyesi’nin kaynaklarının iktidar yanlısı cemaat ve tarikat vakıflarınca nasıl söğüşlendiğini Ekrem İmamoğlu açıklayıverdi.

“Elletmeyiz”

Bazı meseleler aydınlanmaya başladı.

Hatırlanırsa, 31 Mart 2019’da seçimi kazanan İmamoğlu mazbatasını alıp belediyenin kayıtlarını geriye doğru incelemek istemiş ama iktidar cenahı “elletmeyiz” diye kıyamet koparmıştı.

AK Parti konuyu milli bir mesele, belediye hesaplarını da devlet sırrı haline getirip, idari mahkeme kararıyla işlemi durdurmuştu.

Halk arasında “takke düştü kel göründü” derler ya; iktidarın o zamanki telaş ve tedirginliğinin nedeni şimdi daha iyi anlaşılıyor. Meğer asıl amaç belediye sırlarını “niyeti bozuk olanlardan” korumak değil, iktidar yanlısı bazı vakıf ve derneklerin belediye yönetimiyle kurdukları cılkı çıkmış akçeli ilişkilerin açığa çıkmasını önleyerek, İstanbul seçmenini bir süre daha uyutma çabasıymış.

Ama korkunun ecele faydasının olmadığı ortaya çıktı.

Akla ziyan savunmalar…

Ekrem İmamoğlu, Ensar Vakfı, Önder Vakfı, Okçular Vakfı, Türgev ve Tügva, Daru’l Fünun İlahiyat Vakfı, Aziz Mahmud Hüdayi Vakfı, Hoca Ahmet Yesevi Vakfı isimli vakıflara belediye bütçesinden yapılan yardımların artık kesildiğini ve sözleşmelerin tamamen iptal edildiğini açıkladı.

İmamoğlu’nun açıklamasına göre belediye musluğundan bu iktidar yanlısı vakıflara muhtelif gerekçelerle 357 milyon TL akmış.

Bu açıklamaya ilk itiraz, adı başka tatsız olaylara da karışan Ensar Vakfı’ndan geldi. 27 Ağustos 2019 tarihli basın açıklamasında, “Ülkenin yerli ve milli vakıflarına karşı amansız bir mücadele başlatılarak, algı süreçleri yönetilerek ve insanların gönül dünyalarında şüphe bırakarak güven duygularının istismar edildiği ve edilmeye devam edildiği” ileri sürüldü.

Bariz bir suistimale ideolojik çehre kazandırma çabası dikkat çekti. Bu doğrultuda, bu işi açığa çıkaranların arkasında FETÖ’nün olduğunu dahi ima ettiler.  Asla “nakdi bir destek almadıklarını” vurgulamaları ise, başka kimsenin belediye yasasını bilmediği varsayımını yansıttı.

İş nasıl kitabına uydurulmuş?

Bir kere, uzun zamandır belediyeler yasa gereği hiçbir kuruluşa nakdi yardım ve destek veremiyor. Vermemeleri gerekiyor.

Bu nedenle, belediye adına bina yaptırıp onlarca yıllığına tahsis etmek; mevcut belediye mekânlarını bedelsiz veya düşük meblağla kiralamak; mekânların mefruşatını yaptırmak; ulaşım, konaklama ve yeme-içme faturalarının bizzat belediye tarafından ödenmesi; bedava bakım ve onarım hizmeti almak; araç ve gereç temin etmek gibi “yasaya uygun” yollar bulunmuş.

Belediye bir vakfa herhangi bir alanda destek verecekse ihale açıyor, işler belediye adına satın alınıyor veya yaptırılıyor; mekân veya hizmet desteği yine usulüne uygun olarak söz konusu vakfın emrine sunuluyor.

Yani her şey kitabına uygun yapılmış, yapılıyor.

Peki bunlar adalete, İstanbul seçmenlerinin hak ve hukukuna, eşitliğe ve siyasi ahlâka uygun mu diye soracak olursanız, olumlu bir cevap verebilmek maalesef imkânsız.

Sivil toplum örgütleri ve demokrasi

Sivil kuruluşlar demokrasinin olmazsa olmazıdır. Dil, bölge, inanç, sınıf, cinsiyet vb ayrımı yapılmadan, yurttaşlar kendilerini ifade edebilmek için özgürce örgütlenebilmelidir.

Belediyelerin bu yapılarla ilişki içinde olması; imkânlarını ayrım yapmaksızın, hakkaniyetli bir şekilde kullanıma sunması, katılımcı ve paylaşımcı bir demokrasi bakımından olağan bir beklentidir.

Ne var ki belediyelerin bu tür yapılara hem eşit mesafede bulunması, hem onları saydamlık içinde desteklemesi icap eder. Kent halkının vergileriyle oluşan kaynakların başka amaçlar için kullanılmaması gerekir.

Suistimali önlemek için bu ilişkinin saydam olması ve kurumsal düzeyde denetlenmesi zorunludur. Hele akçeli işler söz konusuysa, yargısal ve toplumsal denetim mutlak gereklidir.

Ne zaman ders çıkaracağız?

Yazıyı bitirirken, günümüz sivil toplum anlayışından hareketle bu tür yapıların (dernek, vakıf, platform, enstitü vb) iktidar, sermaye, ya da sair güç odakları karşısında bağımsızlığını ve özgürlüğünü muhafaza etmesi gerektiğini söylemek isterim. Bunun sınırlarının çizilmesinin her zaman kolay olmadığının da farkındayım.

Ama bu yazıya konu olan vakıfların, açık söylemek gerekirse, sırtlarını devlete, iktidara ve belediyeye dayamaları nedeniyle sivil toplum kuruluşu olma vasıflarını çoktan yitirdiği anlaşılıyor. Belki başlangıçta da bu anlamda sivil değillerdi. Bilemiyorum.

Devletin, kendi asli görevi olan gençlerin yurt ve barınma ihtiyaçlarını bu tür rotasını kaybetmiş, hattâ yazılanlara göre bazıları New York’ta emlakçılığa soyunmuş yoz kurumlara devretmesi; belediyelerin kıt kaynaklarıyla onları sorumsuzca beslemesi; iktidarın onlarla elele toplum mühendisliği çabalarına girişmesi, sonu hep hüsranla biten ve bitecek maceralardır.

.

Facebook Yorumları

Emlak8
2.07.2020
AK Parti’nin ‘ince’ hesapları
22.06.2020
Türkiye Kürt sorununu kiminle çözecek?
16.06.2020
HDP’yi kapattırma sevdası
7.06.2020
Yine neler oluyor?
2.06.2020
Siyasette iki tıkanma
16.05.2020
Hayır, cüretleri cehaletlerinden değil!
8.05.2020
Kullanım süresi geçmiş suçlama
17.04.2020
Vebadan sonra Avrupa’da ne oldu?
4.04.2020
Salgınla mücadelenin üzerine düşen gölge
19.03.2020
Korona ve siyaset
4.03.2020
Ömer Faruk’tan Aşk ve Ereksiyon “Aşk”ı
21.02.2020
Vesayet ve darbe tehlikesi hortladı mı?
3.01.2020
Kanal İstanbul (1) Hakiki bir ihtiyaç mı? (*)
28.12.2019
Okuyucuya not: Kanal İstanbul ısrarı ve gerçekler
13.12.2019
Kamu yetkililerinin sorunlu zihniyeti
4.12.2019
Bunu da gördük: Üniversiteye haciz!
23.11.2019
Dipsiz Göl’ün ölümü
15.11.2019
Otizmli çocuklara ayrımcılık
9.11.2019
Zor denklem!
15.10.2019
Yargı ve adalet krizi
4.10.2019
Bütün anneler birleşin!
10.09.2019
Reşat Çalışlar'dan sosyal medya ve Gariplikler (*)
8.09.2019
İstanbul Belediyesi meğer kimleri finanse etmiş!
26.08.2019
Yine mi kayyım!
14.08.2019
Kaz Dağları’nda itiraz ve isyan!
5.08.2019
HDP’nin Diyarbakır mitinginin düşündürdükleri
24.07.2019
Hedefteki adalet!
11.07.2019
Başkanlık tartışmasının ardında dış güçler mi var?
29.06.2019
AK Parti’nin metamorfozu ve 23 Haziran seçimi
27.05.2019
Türkiye Gemisi
18.05.2019
#sanatçıyadokunma!
12.05.2019
İktidar, YSK kararı ve muhalefet
4.05.2019
Ortada kalan ittifak
30.04.2019
23 Nisan ve linç girişimi
21.4.2019
HDP seçimlerde ne yaptı?
15.4.2019
AK Parti ülkeyi nereye sürüklediğinin farkında mı?
8.4.2019
Adresini arayan uyarı!
4.4.2019
Sıradaki kriz: S-400’ler
22.3.2019
Başkası Adına Konuşmanın Haysiyetsizliği (*)
10.3.2019
Zorlamayalım, “beka” seçimlere sığmaz!
5.3.2019
CHP manifestosu neler vaat ediyor?
20.2.2019
AK Parti manifestoda ne diyor, ne demiyor?
11.2.2019
Seçilmişlerin meşruiyeti ve Venezuela
30.1.2019
Trump’ın açtığı kapıdan giren mevzular
11.1.2019
Parti kapattırma sevdası
3.1.2019
“Alışamadık”
21.12.2018
Böyle gider mi?
14.12.2018
Oslo toplantısı AK Parti’nin oyunu mu?
9.12.2018
Siyasetin güçlü babaları ve etkisiz oğulları
30.11.2018
Seçimler ve iktidar koalisyonunun menüsü
27.11.2018
Osman Kavala’dan gizli örgüt lideri çıkmaz!
8.11.2018
Cumhur İttifakı çöker mi?
18.9.2018
Tekrar AB yoluna giriyor muyuz?
30.8.2018
Biraz vicdan…biraz adalet…hepsi bu!
22.8.2018
Kanal (3) Risk bombası!
17.8.2018
Kanal (2) Türkiye, ücretli geçişe zorlayabilir mi?
8.8.2018
Kanal İstanbul hakiki bir ihtiyaç mı?
29.7.2018
N’olacak bu CHP’nin hali!
21.7.2018
Gitti OHAL, geldi “bu hal”!
6.7.2018
Seçimler ve başkanlık sistemi
7.6.2018
Aldatılmalara doyamıyoruz!
1.6.2018
Ahmet Maranki vakası
24.5.2018
HDP’nin konumu ve Millet İttifakı
28.4.2018
CHP’nin hamlesi
16.4.2018
“Siyasi ayak” Erdoğan iddiası...
26.3.2018
Boykot muhalefete yaramaz!
22.3.2018
Ötesini görmek
5.3.2018
İttifak yasasını anlama rehberi/ Sandık devletin “güvenli” kolları arasında
23.2.2018
HDP’de yeni dönem
12.2.2018
Olaylar, partiler ve yaklaşan seçimler
29.1.2018
Canan Kaftancıoğlu
3.1.2018
Ne zulüm ne merhamet; yalnızca adalet!
22.12.2017
Trump, ne yaptın sen!..
12.12.2017
Yeni Suudi veliaht (3) ABD bu işin neresinde?
24.11.2017
Yeni Suudi veliaht ne yapmak istiyor? (1)
3.11.2017
Gezi olayları ve Kavala hakkında bir tanıklık
27.10.2017
HDP’den özeleştirel çıkışlar
16.10.2017
AK Parti geç mi kaldı?
2.10.2017
Sosyalistler Kürt referandumuna nasıl baktı?
27.9.2017
Hamas: Meşruiyet arayışında bir adım daha
18.9.2017
Siyasal nebbaşlara geçit vermeyelim!
11.9.2017
Referanduma itirazlar ve PKK’nın tavrı
31.8.2017
Bülent Uluer’i uğurlarken
15.8.2017
Şu halimize bakın!
8.8.2017
Diyanetin FETÖ raporu: Niçin geç kaldım!
31.7.2017
Cumhuriyet gazetesi dâvâsı ve metal yorgunluğu
25.7.2017
Meclis’teki içtüzük bombası
18.7.2017
Kaçan fırsat
14.7.2017
Bazen bir yürüyüş, bir yürüyüşten fazlası olabilir
22.6.2017
Muhalefetinizi nasıl istersiniz?
17.6.2017
Dindarlar ve laikler arasındaki ilişkiler
10.6.2017
“Yan yana ve birarada olanlar”ın çağrısı
1.6.2017
İki kongre
26.5.2017
Hamas’ın meşruiyet arayışı
23.5.2017
CHP’de neler oluyor?
30.4.2017
Bu sonuçlar huzur verir mi?
10.4.2017
Son hafta için özet ve birkaç soru
29.3.2017
Referanduma giderken “Hak ve Adalet”
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Emlak8



Emlak8

Aradığın Evi Bul. Emlak8.Net

Dijital Reklam Ajansı Serbay Interactive