Başlamadan biten görüşme


17.5.2017 - Bu Yazı 1039 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 ABD Başkanı, Pentagon’un (Savunma Bakanlığı) açıklamasını temel alırsak, “Suriye Demokratik Güçleri’nin (SDG) Kürt unsurlarının IŞİD karşısında Rakka’da kesin bir zafer için gereken biçimde donatılmasına” ziyaretten önce izin verdi. Cumhurbaşkanı Erdoğan da, ziyareti iptal etmeyerek (veya ötelemeyerek) Beyaz Ev’de Trump’la verilecek fotoğrafın görüşmenin tek, en önemli ve yegane amacı olduğunu ikrar etmiş oldu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ABD Başkanı Trump’la 16 Mayıs günü Beyaz Ev’de yapması öngörülen görüşme bu yazı Salı sabahı gönderildiği sırada henüz başlamamıştı. Ancak söz konusu görüşme başlamadan bitti denilebilir. Zira ABD Başkanı, Pentagon’un (Savunma Bakanlığı) açıklamasını temel alırsak, “Suriye Demokratik Güçleri’nin (SDG) Kürt unsurlarının IŞİD karşısında Rakka’da kesin bir zafer için gereken biçimde donatılmasına” ziyaretten önce izin verdi. Cumhurbaşkanı Erdoğan da, ziyareti iptal etmeyerek (veya ötelemeyerek) Beyaz Ev’de Trump’la verilecek fotoğrafın görüşmenin tek, en önemli ve yegane amacı olduğunu ikrar etmiş oldu.

Oysa ABD bu açıklamayı, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Beyaz Ev’de ağırlanacağını resmen duyurmasından önce yaparak Türkiye’ye ziyareti öteleme, “şimdilik uygun değil, yakın gelecekte yeniden planlayalım” gibi bir formülle iptal değil öteleme kapısını açık bırakmıştı. Diplomaside, “bazen az iş, çok iştir” (“sometimes to do less is to do more”) denilir. Ankara bunu yapsa ve içine kapansa, yaratacağı gizem haresi, deyim yerindeyse “ekmeği yenecek”, hiçbir somut getirisi olmasa da, Vaşington’u “acaba Türkler neyin peşinde” diye düşündürtecek, belki birkaç aylık bir süre kazanılmış olurdu. Bu tercih edilmedi, “öyle yapılsaydı keşke” de demiyorum, söylem-eylem tutarlılığı bakımından bu yola gidilebilirdi, o zaman seçenekler daha fazla olurdu diyorum. Tercih siyasidir, öyle olması da tabiidir.

Ayrıca, keza söz konusu görüşmenin hemen öncesinde, Rusya Federasyonu (RF) Devlet Başkanı Putin, hem de diğer bir Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi (BMGK) üyesi ülke Çinli mevkidaşı Xi ile görüşmesinin akabinde “YPG ile çalışmayı sürdüreceklerini Erdoğan’a da söylemiş olduğunu” açıkladı. RF Dışişleri Bakanı Lavrov da ziyaret öncesi Trump tarafından Beyaz Ev’de kabul edildi. O da görüşme sonrasında Vaşington’daki RF Büyükelçiliği’nde yaptığı basın toplantısında*, ABD ile en azından IŞİD ile mücadelenin öncelik olduğu hususunda uzlaştıklarının altını çizdi.

Salonda gelişmeler böyleyken sahada, Erdoğan’ın “Fars milliyetçisi” ve zımnen İran uzantısı olarak nitelediği ancak resmen Irak silahlı kuvvetleri içinde faaliyet gösteren Haşd-ı Şabi milisleri Şengal’in (Sincar) hemen güneyindeki Irak-Suriye sınır geçiş noktalarından lojistik bakımından kritik önemi haiz Baaj’ı IŞİD’den almaya yönelik hamle hazırlığında. Buranın yine Ankara’nın PKK uzantısı olarak nitelediği Ezidi özsavunma gücü YBS mevkilerinin yaklaşık 30 kilometre güneyinde bulunduğunu da belirtelim. Irak ordusu da o arada Musul’dan Telafer’e yeni bir yol açma/yapma çalışmalarına girişti. Sahadan gelen bilgiler, Haşd ve Bağdat’taki (doğru veya yanlış) izlenimin, nüfusunun tamamı Türkmen olan Telafer’deki IŞİD mevcudiyetinin Türkiye destekli olduğu yönünde olduğunu da ekleyelim.

Böylece Ankara, izleyegeldiği Kürt takıntılı ve mezhepçi renk veren Suriye-Irak siyasetiyle, bir yandan Moskova-Vaşington arasında kendine diplomatik alan açmak bir yana, bunları birbirine yapıştırdı. Öte yandan, Şam-Bağdat-Tahran’ı hizalayarak bunları ortak bir eksende buluşturdu. İlaveten, İran’ı Tahran’dan Lübnan’daki Hizbullah’a dek açık tutmayı hayati değerde gördüğü kara köprüsünü kurmak yönünde aceleye sevk etti. Hatta, Amerikalıların deyimiyle “hareket eden parçaların” (“moving parts”) ne denli çok olduğunu göstermek adına, buraya ABD Dışişleri Bakanı Tillerson’un İran nükleer anlaşmaya uyduğu takdirde yaptırımların kalkabileceği açıklamasının da Erdoğan’ın ziyareti öncesine denk geldiğini ekleyelim.

Vaşington ziyaretine geri dönersek, Erdoğan G-20 Zirvesi’ne katılmak üzere Çin’e giderken Trump görüşmesinin “nokta mesabesinde” olacağını söyledi. Çin dönüşünde de soruya cevaben yaklaşımını açarak “Bu iş çok uzadı. Artık daha fazla uzatmaya tahammülümüz yok. (…) Şimdi de nihai görüşmeyi biz yapacağız. Sonra da nihai kararımızı vereceğiz.” dedi. Cumhurbaşkanı’nın söz konusu ifadelerinden anlayacağımız Ankara’nın, “Fırat Kalkanı 2.0” ve/veya Şengal/Karaçok hava bombardımanları benzeri tek yanlı askeri girişimlerde bulunma inisiyatifini, Moskova ve Vaşington IŞİD’le mücadele önceliğinde anlaşsa da, senaryoya uymayı reddederek masada tutmak istediği. Diplomatik açıdan bu siyasetini de Suriye/Irak’ta coğrafi konumu ve (İncirlik dahil, belki başta) NATO müttefikliği ile İran’a karşı bölgesel denge unsuru oluşturma potansiyelinin vazgeçilmezliğine dayandırdığını varsaymak mümkün. Biz görmek istemesek de, o NATO müttefikliğinin içeriğini de herhalde hem Demokratik hem Cumhuriyetçi kanatlardan (şimdilik) 62 Kongre üyesinin imzasıyla Başkan Trump’a sunulan ve ülkemizin demokrasi açığını ağır ifadelerle anımsatan mektup dolduruyor.

Ancak beldeki silah bir kere çekilir. Sürekli el bele gidip, masada oturulmaya devam ettikçe öngörülebilirlik dolayısıyla itibar yitimi kaçınılmazdır. Hele tek atımlık barutunuz varsa. Ne ki, Tillerson’un yukarıda kısaca değindiğim açıklaması, Vaşington’un İran’daki Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde, “ılımlı” ya da “birlikte çalışılabilir” diyelim, Ruhani’ye yatırım yaptığını düşündürüyor. Sahada ise, biz Kürt saplantımız merceğinden yakın çevremize bakaduralım, ABD Ortadoğu stratejisi, (Robert Kaplan’ın naçizane okunmasını önerdiğim son denemesinde ifade ettiği gibi) alan denetiminden (“domain control”), hasım güçleri alana sokmamaya (“domain denial”) evriliyor. Suriye haritasına bakarsak Mümbiç’e ilaveten Fırat’ı takip ederek Irak-Suriye sınırına dayandığımız hatla, Suriye-Türkiye sınırı arasında kalan alanın değeri bu.

Hariciye katipliğinden gelmek, üslubu hantallaştırıyor farkındayım. Hariciyede yoğrulduğumuz sansasyondan uzak durmak kültürü, bizde anlaşılan biçimiyle medya yorumculuğuyla da belki çelişiyor. O zaman buraya kadar okuduysanız sonucu renklendirmek adına dilerseniz sözü yine futbol analojisine bağlayalım. Oyuncu havuzu kısıtlı takım, büyük takıma karşı adam adama oynayabilir. Bunun için çok koşmak, çok koşmaya da hazır ve istekli olmak zorunda. Elinizde bir Griezmann bir de Godin gibi bir altın kafa varsa hele, golü bulmayı da düşünebilirsiniz. Ama Şampiyonlar Ligi’nde Atletico, Real’e üçüncü kez kaybetti. Diğer bir deyişle, sıklet farkı yine sırıttı. Kaldı ki bırakın Godin gibi kafa vuracak stoperi, sizin takımda çalım çalım gidip taça çıkan bal yapmayan arı modeli şark topçusu profili hakim. Futboldan farklı olarak ise diplomaside, maça çıkmak zorunluluğunu ortadan kaldıracak zemini yaratmak ve bunu sürdürülebilir tutmak da bir seçenek hatta belki başlıca erdem. Şimdi burun kıvırılan Cumhuriyet hariciyesi geleneği de esasen bize bunu öğretiyor.

*Ülkesinde hür medya baskısı olduğu iddia edilemeyecek Rusya Dışişleri Bakanı’nın “bile” Vaşington’daki temaslarının ardından oradaki Büyükelçiliklerinde geniş katılımlı bir basın toplantısı yaptığını ve Büyükelçilik binasındaki salonun büyüklüğünü dikkatinize getirmek istedim.

.

Facebook Yorumları

Kod8
12.8.2018
Hülooğğ devrinin sonu
8.8.2018
İran yaptırımlarının anlamı
5.8.2018
Ver bankeri, al papazı
1.8.2018
Putin'le geleni Putin yolcular
29.7.2018
Brunson, İdlip ve köşeden çıkmak
25.7.2018
Trump ile Putin arasında
22.7.2018
Muhalefetten beklenen
18.7.2018
Fransa harmanı ve Hırvatistan butiği
15.7.2018
Butik Hırvatistan ile büyük Türkiye
11.7.2018
İyi geceler Türkiye'm
9.7.2018
İkinci Cumhuriyet
4.7.2018
Susun, deli konuşacak
1.7.2018
Yerel seçimler: Dün değil şimdi
27.6.2018
Başkanistana hoşgeldiniz
24.6.2018
Yasaklara uygun yazı
20.6.2018
Çıldırtmaksa maksadın
18.6.2018
Gerçek seçim, fason demokrasi
13.6.2018
Dışişlerinde reformu düşünmek
10.6.2018
Kandil, Demirtaş, seçimler
6.6.2018
Münbiç yol haritası
4.6.2018
Çavuşoğlu'nun Vaşington seferi
30.5.2018
İslamcılığın tıkanışı ve tükenişi
28.5.2018
Biraz da kalkınmasak?
23.5.2018
Irak 2003-Irak 2018
21.5.2018
Seçim kampanyaları üzerine
18.5.2018
Filistin milli dava
16.5.2018
Malezya, Ermenistan, 24 Haziran filan
14.5.2018
Kürt meselesi: Sıkıldık
9.5.2018
(250+250) + 100 = 'IRAK'?
6.5.2018
Sizi cumhurbaşkanı yaptım
2.5.2018
Seçim sürecinde yine Suriye
29.4.2018
Yok baraj-Çok aday
25.4.2018
Son düzlük için Gül-Tekin kuponu
23.4.2018
Baskın seçim ve dış politika riskleri
18.4.2018
Mariano'nun sol ayağı
15.4.2018
Facebook ve bizim seçimler
12.4.2018
Açık ve yakın tehlike
8.4.2018
Çare fotoğraf diplomasisi
5.4.2018
Paketleyen, dövüşken devlet
2.4.2018
Macron, Trump, Erdoğan
29.3.2018
Avrupa: Olmadı yar...
26.3.2018
Kürtlerle hangi ortak yarınlar?
20.3.2018
Afrin'den Diyarbakır'a
19.3.2018
Alman koalisyonu, sosyal demokrasi, geleceğimiz
16.3.2018
Giden Tillerson, gelen Pompeo
15.3.2018
Lefkoşa'da bir nefes özgürlük
12.3.2018
Bir heyula dolaşıyor
8.3.2018
Irak Kürdistanı diye bir yerde
5.3.2018
Yaşasın ölüm, kahrolsun zeka*
1.3.2018
Ateşkes ve Afrin'in fethi
26.2.2018
Kürt meselesinin dışı, içi
22.2.2018
Suriye, Türkiye, ABD
19.2.2018
Suriye: Asker, sivil, savaş
15.2.2018
Savaş karşıtlığı aymazlıktır
12.2.2018
Büyükelçinin ölümü*
9.2.2018
Suriye'de resim belirginleşiyor
8.2.2018
Suriye oyun planımız
5.2.2018
Suriye: Veriler ve öngörüler
1.2.2018
Afrin, niyet ve akıbet
23.1.2018
Afrin ve sonrası
22.1.2018
Savaşa alternatif Suriye stratejisi
178.1.2018
Afrin'e müdahale yerine etkin diplomasi
14.1.2018
Demokratik cumhuriyet, halkın başkanı
10.1.2018
Ortadoğu'da sürdürülemez çelişkiler
8.1.2018
Trump, radikal İslamcılık, bölgemiz ve biz
4.1.2018
2018-Olası yangın yerleri
27.12.2017
Cumhuriyetimizin sonu
24.12.2017
Irak Kürtleri ayaklandı
22.12.2017
Dış siyaset 2018 atlası - II
20.12.2017
Dış siyaset 2018 atlası
18.12.2017
Uçurumun kıyısında
13.12.2017
Suriye'den çekilmek zamanı
10.12.2017
Kudüs ve Lozan
7.12.2017
Ortadoğu'da kartlar yeniden...
3.12.2017
Gemiyi bırak, tersaneye gel
29.11.2017
Suriye ve Kürtler
22.11.2017
Suriye'de son durum
19.11.2017
Barış çölü, akademik çöl
15.11.2017
'Slimfit' devlet
12.11.2017
Atatürk, Kürtler, Erdoğan
8.11.2017
Riyad, Tahran, Ankara
5.11.2017
Laik, çoğulcu, katılımcı cumhuriyet
1.11.2017
Mesut Barzani'den sonra
29.10.2017
Devletin fazlası, kuralın azlığı
25.10.2017
Irak Kürdistanı'nın sonu mu?
22.10.2017
Kürtler ve Türkiye
18.10.2017
Kerkük
15.10.2017
Sorun ABD vizesinden derin
11.10.2017
Idlip: 'İyi, Kötü ve Çirkin'
8.10.2017
Mam Celal'in ardından
4.10.2017
Katalunya dersleri
1.10.2017
Ovaköy/Körava ve 'İslamcı Kemalizm'
27.9.2017
Referandumdan sonra
24.9.2017
MGK bildirisi üzerine
20.9.2017
Şok, seferberlik, savaş
13.9.2017
Cumhuriyet'in tosladığı mahkeme duvarı
6.9.2017
Menzil, Kürtler, Selefilik
3.9.2017
Irak Kürdistanı’nda referandum
30.8.2017
Mezbaha 694
28.8.2017
Diplomaside büyücü yamaklığı*
23.8.2017
Dış politikamız değişiyor mu?
20.8.2017
İki Türkiye boğazlaşır mı?
16.8.2017
Komşu Kürtlerin bağımsızlığı
13.8.2017
Gülümseyin, yarın artık yakın
8.8.2017
İkinci yeni Türkiye
6.8.2017
Muhabiriniz Yoğurtçu Parkı’ndan bildiriyor
2.8.2017
Dış politikada gelecekten geçmişe
30.7.2017
Cumhuriyet Davası izlenimleri
26.7.2017
Almanya'yla krizden Cumhuriyet'e
24.7.2017
Başkanlık yarışı nasıl kazanılır?
19.7.2017
Başkanlık yarışı kazanılabilir
9.7.2017
Büyükada casuslar yuvası
5.7.2017
Adalet Yürüyüşü
26.6.2017
Suriye/Irak: IŞİD'den sonrası
21.6.2017
Irak/Suriye: Maç sonu kavgası
18.6.2017
Irak Kürdistanı’nın bağımsızlığı
14.6.2017
Macron, TINA, OHAL - Vay vay vay...
10.6.2017
İran, Katar, SA: Kalıcı sakatlığa yol açabilecek pozisyonlar
7.6.2017
Katar, Suriye, Türkiye, vs...
31.5.2017
Kadri Gürsel hapisteyken hangi dış politika?
24.5.2017
'Geleceğe kaçış' - Bis
17.5.2017
Başlamadan biten görüşme
14.5.2017
Kendi Ermeni meselem: Cemal Azmi Bey
8.5.2017
Astana sonrası Suriye
3.5.2017
Dış siyasette anlam deryası
30.4.2017
Suriye, bize Afganistan olmasın
26.4.2017
Macron: Yeni siyasetin bir filizi
23.4.2017
Sıfırlanan ana muhalefet ve yeni siyaset
19.4.2017
Hınçla ters takla?
16.4.2017
Efsaneler, gözyaşları, hariciye...
9.4.2017
Ortadoğu için bir diplomasi kılavuzu
7.4.2017
Temiz kırık mı, direnç hattı mı?
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Kod8
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları



Kod8