Demokratik cumhuriyet, halkın başkanı


14.1.2018 - Bu Yazı 513 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Yeni baştan, hep birlikte ileriye, "sen de katıl bize" diyecek bir bağımsız adayın muhataplık kararını alması, yeni bir cumhuriyet iddiasını ortaya koyması ve hamlesini yapması için zemin var, zaman çok dar. Rafine toplumsal analizler, ayrıntılı programlar, çeyrek yüzyıl vadeli alternatif siyaset arayışları, hiçbirinin önemini, hiçbir emeği küçümsemeden söylüyorum, şu an için akılcı değil. Ne mehdi bekliyorum ne kurtarıcı arıyorum.

Kendimizi kandırmayalım: Yerel mahkemenin, Anayasa Mahkemesi (AYM) kararlarını tanımadığı, demokrasi iddiamız varsa AYM’nin denetimine tabi olması gereken hükümetin (AYM’nin zaten o da muhtemelen AİHM çekincesiyle) aldığı kararı beğenmeyip, yerden yere vurduğu bir ülkede yaşıyoruz. TBMM’de temsil edilen üçüncü partinin eşbaşkanı Sayın Selahattin Demirtaş’ın cezaevine konulup, yargıç karşısına ancak dört yüz küsur gün sonra çıkabildiği bir ülkede yaşıyoruz. Yetiştirebildiğimiz en parlak anayasa hukukçularımızın, toplum ve siyaset bilimcilerimizin pasaportlarına keyfi biçimde el koyarak, üniversitelerinden kopararak, geleceğimize ihanet ettiğimiz bir ülkede yaşıyoruz.

Adını koyalım: Bu OHAL’de, bu parti-devletleşme yolundaki korporatist otoriter rejimde, ne adaletten, ne eğitimden, ne meclisten hayır gelir. Muhalefet adı altında ağızlarda şeker varmış gibi, akşamdan kalmaymış gibi biteviye mırıldanılan zevzekliklerden hiç mi hiç hayır gelmez. Muhalefetten beklenen iktidarla milliyetçilik yarışına girmesi değil, milliyetçiliğin karşısına halkçılığı, mukaddesatçılığın karşısına aydınlanmacılığı koyması. Mevcut düzende hiçbir yurttaşın ne hürriyeti, ne mülkiyeti, ne mesleği güvencededir. Prekarya denilen düzense bu, prekarya sınıfına doktora seviyesinde dahil olduk demektir hepimiz. Esasen anayasal yurttaşlıktan söz edemeyiz, biz tebayız artık. Buradan bir basamak aşağısı, “kimin gücü kime yeterse”, devletsizlik, hukuksuzluk, mutlak “doğa” ortamı.

Muktedir yönetmekle, hükmetmenin farkını ya bilmiyor, ya umursamıyor. Bağımsız medya neredeyse yok, kalmadı. Bağımsızlıkta inat eden medya da her gün ölüm kalım savaşı veriyor. Güdümlü medyadan günbegün pompalanan dehşet kampanyasının mottosu ise “muktedir giderse, Türkiye biter.” Sayın Cumhurbaşkanı’nın zamanında yapılırsa Kasım 2019’da, ancak gelişmelerin bize gösterdiğine bakılırsa 15 Temmuz 2018 gibi çok daha erken bir tarihte yapılacak, KHK’ler düzeniyle fiilen içinde bulunduğumuz başkanlık rejimine hukuksal kisve kazandırarak geçiş seçimlerinde aday olduğunu biliyoruz. Demek ki baştan zaten OHAL cenderesinde gittiğimiz seçimlerde Sayın Cumhurbaşkanı’nın seçim yenilgisi alması olasılığının belirmesi dahi, bizlere ortak evimiz olan cumhuriyetimizin sonu olarak tanımlanıyor.

Oysa biz halkız. Cumhuriyetimizin kuruluşu halk egemenliğine dayanır. Halkından korkan, halksız cumhuriyet olamaz. Ne öneriyorum? İlericilerle, yoksulları buluşturacak bir siyasal dönüşüm hareketi. Aydınlanmacı sekülerler ile muhafazakar ihyacıların, Kürtlerle Türklerin kuruluş çelişkisini çözecek bir demokratik cumhuriyet. İktidarın belki yine izleyen savaş, soykırım gibi felaketlere dek varabilecek “Payitaht Abdülhamit” ters taklasına karşılık, cumhuriyetimizin birinci kuruluşu olan 1921’i, kurucu meclis ve onu önceleyen şuraların dinamizmini arayış. İhyaysa, dinamik cumhuriyeti ihya etmek. Eşit anayasal yurttaşlar olarak huzur ve barış içinde yaşayacağımız bir ülke.

Devam edelim: Minnet bağımlılığının yerine toplumsal dayanışma, çağdaş sosyal hak ve güvenceler örgüsü. Davetiyeyle ihale yağmacılığı yerine kuralları belli yarışma usulü. Toplumsal sınıf atlatma asansörü niteliğini yeniden kazanacak, bilim temelli eğitim. Bölgesinde itibarı barışı kurmakta arayan, AB üyeliği hedefini pusulasının kutbuna yerleştirecek dış siyaset. Zararları hazinenin yani vergi mükellefleri olan bizlerin sırtına bindirmeyecek, girişimciliğin önünü açacak ekonomik yapı. Laik, çoğulcu, katılımcı demokrasi. Hukuk devleti. Devlet aygıtını daraltacak, yönetişimi etkinleştirecek ademimerkeziyetçi idare reformu. Örtülü ödeneklerin tamamının kaldırıldığı, savunma harcamalarının son kuruşuna dek hesabının verildiği şeffaf bütçe.

15 Temmuz 2016’da kanlı FETÖ darbe girişimi oldu. 20 Temmuz 2016’da OHAL ilanıyla hukuk devleti askıya alındı. AYM, OHAL’de çıkan KHK’leri denetleme görevinden vazgeçti. 24 Aralık 2017’de devletin şiddet tekelini dolayısıyla akademik anlamda kendini feshettiği 696 sayılı KHK çıktı. 12 Ocak 2018’de yerel mahkemenin Alpay-Altan’a dair AYM kararını tanımamasıyla mutlak hukuk boşluğu ortamına geçtik. Bu tepetaklak, sonu karanlık gidişe muhatap olacak bir siyasi çıkış iki turlu başkanlık seçimleri yarışına dahil olmakla, iktidarın bir kulpuna yapışmayı amaç edinmekle mümkün.

Yeni baştan, hep birlikte ileriye, “sen de katıl bize” diyecek bir bağımsız adayın muhataplık kararını alması, yeni bir cumhuriyet iddiasını ortaya koyması ve hamlesini yapması için zemin var, zaman çok dar. Rafine toplumsal analizler, ayrıntılı programlar, çeyrek yüzyıl vadeli alternatif siyaset arayışları, hiçbirinin önemini, hiçbir emeği küçümsemeden söylüyorum, şu an için akılcı değil. Ne mehdi bekliyorum ne kurtarıcı arıyorum. Sözünü ettiğim, Kürt-Türk, Alevi-Sünni, aydınlanmacı-muhafazakar kendimizi hapsettiğimiz mahallelerin duvarlarını yıkacak, Levent Gültekin’in deyişiyle bir “ONURLU ÇIKIŞ”. Beylik sözler olacak ama anımsatmakta herhalde yarar var: Her gecenin bir gündüzü vardır ve güneş mutlaka doğar. Gecenin en karanlık anı da güneşin doğmasına en yakın olandır. Çünkü biz varız, biz halkız.

.

Facebook Yorumları

Kod8
12.8.2018
Hülooğğ devrinin sonu
8.8.2018
İran yaptırımlarının anlamı
5.8.2018
Ver bankeri, al papazı
1.8.2018
Putin'le geleni Putin yolcular
29.7.2018
Brunson, İdlip ve köşeden çıkmak
25.7.2018
Trump ile Putin arasında
22.7.2018
Muhalefetten beklenen
18.7.2018
Fransa harmanı ve Hırvatistan butiği
15.7.2018
Butik Hırvatistan ile büyük Türkiye
11.7.2018
İyi geceler Türkiye'm
9.7.2018
İkinci Cumhuriyet
4.7.2018
Susun, deli konuşacak
1.7.2018
Yerel seçimler: Dün değil şimdi
27.6.2018
Başkanistana hoşgeldiniz
24.6.2018
Yasaklara uygun yazı
20.6.2018
Çıldırtmaksa maksadın
18.6.2018
Gerçek seçim, fason demokrasi
13.6.2018
Dışişlerinde reformu düşünmek
10.6.2018
Kandil, Demirtaş, seçimler
6.6.2018
Münbiç yol haritası
4.6.2018
Çavuşoğlu'nun Vaşington seferi
30.5.2018
İslamcılığın tıkanışı ve tükenişi
28.5.2018
Biraz da kalkınmasak?
23.5.2018
Irak 2003-Irak 2018
21.5.2018
Seçim kampanyaları üzerine
18.5.2018
Filistin milli dava
16.5.2018
Malezya, Ermenistan, 24 Haziran filan
14.5.2018
Kürt meselesi: Sıkıldık
9.5.2018
(250+250) + 100 = 'IRAK'?
6.5.2018
Sizi cumhurbaşkanı yaptım
2.5.2018
Seçim sürecinde yine Suriye
29.4.2018
Yok baraj-Çok aday
25.4.2018
Son düzlük için Gül-Tekin kuponu
23.4.2018
Baskın seçim ve dış politika riskleri
18.4.2018
Mariano'nun sol ayağı
15.4.2018
Facebook ve bizim seçimler
12.4.2018
Açık ve yakın tehlike
8.4.2018
Çare fotoğraf diplomasisi
5.4.2018
Paketleyen, dövüşken devlet
2.4.2018
Macron, Trump, Erdoğan
29.3.2018
Avrupa: Olmadı yar...
26.3.2018
Kürtlerle hangi ortak yarınlar?
20.3.2018
Afrin'den Diyarbakır'a
19.3.2018
Alman koalisyonu, sosyal demokrasi, geleceğimiz
16.3.2018
Giden Tillerson, gelen Pompeo
15.3.2018
Lefkoşa'da bir nefes özgürlük
12.3.2018
Bir heyula dolaşıyor
8.3.2018
Irak Kürdistanı diye bir yerde
5.3.2018
Yaşasın ölüm, kahrolsun zeka*
1.3.2018
Ateşkes ve Afrin'in fethi
26.2.2018
Kürt meselesinin dışı, içi
22.2.2018
Suriye, Türkiye, ABD
19.2.2018
Suriye: Asker, sivil, savaş
15.2.2018
Savaş karşıtlığı aymazlıktır
12.2.2018
Büyükelçinin ölümü*
9.2.2018
Suriye'de resim belirginleşiyor
8.2.2018
Suriye oyun planımız
5.2.2018
Suriye: Veriler ve öngörüler
1.2.2018
Afrin, niyet ve akıbet
23.1.2018
Afrin ve sonrası
22.1.2018
Savaşa alternatif Suriye stratejisi
178.1.2018
Afrin'e müdahale yerine etkin diplomasi
14.1.2018
Demokratik cumhuriyet, halkın başkanı
10.1.2018
Ortadoğu'da sürdürülemez çelişkiler
8.1.2018
Trump, radikal İslamcılık, bölgemiz ve biz
4.1.2018
2018-Olası yangın yerleri
27.12.2017
Cumhuriyetimizin sonu
24.12.2017
Irak Kürtleri ayaklandı
22.12.2017
Dış siyaset 2018 atlası - II
20.12.2017
Dış siyaset 2018 atlası
18.12.2017
Uçurumun kıyısında
13.12.2017
Suriye'den çekilmek zamanı
10.12.2017
Kudüs ve Lozan
7.12.2017
Ortadoğu'da kartlar yeniden...
3.12.2017
Gemiyi bırak, tersaneye gel
29.11.2017
Suriye ve Kürtler
22.11.2017
Suriye'de son durum
19.11.2017
Barış çölü, akademik çöl
15.11.2017
'Slimfit' devlet
12.11.2017
Atatürk, Kürtler, Erdoğan
8.11.2017
Riyad, Tahran, Ankara
5.11.2017
Laik, çoğulcu, katılımcı cumhuriyet
1.11.2017
Mesut Barzani'den sonra
29.10.2017
Devletin fazlası, kuralın azlığı
25.10.2017
Irak Kürdistanı'nın sonu mu?
22.10.2017
Kürtler ve Türkiye
18.10.2017
Kerkük
15.10.2017
Sorun ABD vizesinden derin
11.10.2017
Idlip: 'İyi, Kötü ve Çirkin'
8.10.2017
Mam Celal'in ardından
4.10.2017
Katalunya dersleri
1.10.2017
Ovaköy/Körava ve 'İslamcı Kemalizm'
27.9.2017
Referandumdan sonra
24.9.2017
MGK bildirisi üzerine
20.9.2017
Şok, seferberlik, savaş
13.9.2017
Cumhuriyet'in tosladığı mahkeme duvarı
6.9.2017
Menzil, Kürtler, Selefilik
3.9.2017
Irak Kürdistanı’nda referandum
30.8.2017
Mezbaha 694
28.8.2017
Diplomaside büyücü yamaklığı*
23.8.2017
Dış politikamız değişiyor mu?
20.8.2017
İki Türkiye boğazlaşır mı?
16.8.2017
Komşu Kürtlerin bağımsızlığı
13.8.2017
Gülümseyin, yarın artık yakın
8.8.2017
İkinci yeni Türkiye
6.8.2017
Muhabiriniz Yoğurtçu Parkı’ndan bildiriyor
2.8.2017
Dış politikada gelecekten geçmişe
30.7.2017
Cumhuriyet Davası izlenimleri
26.7.2017
Almanya'yla krizden Cumhuriyet'e
24.7.2017
Başkanlık yarışı nasıl kazanılır?
19.7.2017
Başkanlık yarışı kazanılabilir
9.7.2017
Büyükada casuslar yuvası
5.7.2017
Adalet Yürüyüşü
26.6.2017
Suriye/Irak: IŞİD'den sonrası
21.6.2017
Irak/Suriye: Maç sonu kavgası
18.6.2017
Irak Kürdistanı’nın bağımsızlığı
14.6.2017
Macron, TINA, OHAL - Vay vay vay...
10.6.2017
İran, Katar, SA: Kalıcı sakatlığa yol açabilecek pozisyonlar
7.6.2017
Katar, Suriye, Türkiye, vs...
31.5.2017
Kadri Gürsel hapisteyken hangi dış politika?
24.5.2017
'Geleceğe kaçış' - Bis
17.5.2017
Başlamadan biten görüşme
14.5.2017
Kendi Ermeni meselem: Cemal Azmi Bey
8.5.2017
Astana sonrası Suriye
3.5.2017
Dış siyasette anlam deryası
30.4.2017
Suriye, bize Afganistan olmasın
26.4.2017
Macron: Yeni siyasetin bir filizi
23.4.2017
Sıfırlanan ana muhalefet ve yeni siyaset
19.4.2017
Hınçla ters takla?
16.4.2017
Efsaneler, gözyaşları, hariciye...
9.4.2017
Ortadoğu için bir diplomasi kılavuzu
7.4.2017
Temiz kırık mı, direnç hattı mı?
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Kod8
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları



Kod8