Yaşasın ölüm, kahrolsun zeka*


5.3.2018 - Bu Yazı 607 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Sağduyu, uzgörü, soğukkanlılık iyi hariciyecinin aranan özellikleri. Yahut bize öyle öğretildiydi. Hariciyeci, dosyasının tüm veçhelerini somut biçimde siyasi karar alıcıya aktarır. Sürekli bir çıkış kapısı bırakmaya özen gösterir. İşinin doğası gereği de durmaktan yanadır.

Yalın gerçeği yinelemek: Yerkürenin bir yerlerinde bir şeyler oluyorken, aynı dönemde başka yerlerinde de başka bir şeyler oluyordur. Olan bitenin önemi, tarihin akışına etkisi, küresel güçlerin karar alma düzeneklerindeki önceliği sonradan, geri dönüp bakıldığında anlaşılır. Tüm bu olaylar dizgesi, o verili anda aralarında bir bağlantı yokmuş gibi gözükse de, bir bütün oluşturur.

Yalın gerçeği yinelemek: Bir insan öldüğünde, daha kötüsü hangi koşullarda ve gerekçeyle olursa olsun, başka bir insan yahut insanlarca öldürüldüğünde insanlık eksilir, biz insanlığımızdan eksiliriz. Ölümün telafisi yoktur, giden geri gelmez. Dindar biri sayılmam ama “öldürmeyeceksin” üç semavi dinin de öğretisidir. Bugün belki bunu söylemek, burada, artık sayıklamaktır.

Örnekse, biz burada Bosna ve (I.Körfez Savaşı bağlamında) Kuzey Irak’la ilgiliyken, Kuzey Kore’nin nükleer silah yapabilme kapasitesine eriştiği ortaya çıkmış, Vaşington’un eli tetiğe gitmiş durumdaydı. Moskova’da ise, düşünebiliyor musunuz, Devlet Başkanı Yeltsin Duma (meclis) binasını tanklarla topa tutturuyordu. Yine örnekse 1956’da hem SSCB Macaristan’ı işgal etti, hem Britanya-Fransa-İsrail Süveyş Kanalı’nı işgale kalkıştı. Biz de Suriye’ye girmek üzereyken durmuştuk.

Cennetmekan lise hocam Mişel Tagan sağ olup okuyaydı, bu paragrafların yanına “banalité” yazardı muhtemelen. Yalın gerçekleri yinelemek. Bir önceki yazımdaki “bu pozisyon kaçmaz” diye öten papağan canlanıyor gözümde. Sözü zorlayalım yine de. Konuşanlar dövüşmez veya daha zor dövüşür diye iman tazeleyelim.

Öğrenmek için önce merak etmek gerek, sonra o merakı ömür boyu canlı tutmak. Karar alıp, yönetmek için ise odaklanmak. Alın size bir “banalité” daha. “Dış siyasette etkinlikle, işgüzarlığı birbirlerine karıştırmamak önemlidir” demişti eski hariciye müsteşarlarından Büyükelçi Uğur Ziyal. Zihninde belirli bir sima vardı sanırım o devirde. Sizin zihninizde de bir profil belirdi mi?

Şimdilerde görüşmediğim bir arkadaşım ise Mülkiye’deyken etkilendiği bir hocasını “don lastiği gibi adamdır” diye överek betimlemişti: “Hangi konuyu sorsan, o konuda derinleşebilir.” Devlet idaresinde de birikim, deneyim denli “panoramik” tarih anlayışı fark yaratır diyebiliriz. Ancak tarih bilincinin “derinliği” de öyle. Olmasa, DeGaulle rahmetli, ne Cezayir’in bağımsızlığını tanıyabilirdi, ne Fransa nükleer güç (“bombinette”) olabilirdi. Ne 1969’da istifa edip, yeni Fransa’nın önünün açabilirdi diye ekleyebilir miyiz?

Yön değiştirebilmek de bir liderlik hatta iyi siyasetçi meziyeti. “Churchill & Orwell” kitabının da yazarı olan kıdemli ABD’li gazeteci Tom Ricks, Churchill için geçenlerde “her zaman kafamı kurcalamıştır, tüm hayatı bir başarısızlıklar zinciri, yalnızca 1940’da olağanüstü bir yıl geçirdi, onda da Batı’yı (yok olmaktan) kurtardı” paylaşımında bulundu**. Boer Savaşı’nda esir düşmekten, Çanakkale hezimetine, siyasi bitkisel hayattan II’nci Dünya Savaşı’nın muzaffer başbakanlığına, anılarını yazarak 1953’te Nobel Edebiyat Ödülü’nü almaya uzanan uzun bir hayat onunki.

Pek çok kez yazdım burada: Sağduyu, uzgörü, soğukkanlılık iyi hariciyecinin aranan özellikleri. Yahut bize öyle öğretildiydi. Hariciyeci, dosyasının tüm veçhelerini somut biçimde siyasi karar alıcıya aktarır. Sürekli bir çıkış kapısı bırakmaya özen gösterir. İşinin doğası gereği de durmaktan yanadır. Asker ise siyasi talimatı aldıktan sonra sadece ileri gider. Mesela Patton’a kalsaydı, Jukov’dan önce Berlin’e girecek, belki Avrupa’ya Demir Perde inmeyecekti. Ancak o dönemin “yeni dünya düzeni” gereği Patton’un yakıtı kesildi. Aslolan siyasettir.

Başlığın İspanyolca aslı ise “Viva la muerte, abajo la inteligencia!”: 12 Ekim 1936 tarihinde, Salamanca Üniversitesi amfisinde yazar Miguel de Unamuno’ya diktatör Franco’nun generallerinden Millan-Astray böyle bağırmıştı. Bu defa yine bir önceki yazımdaki hindiyi anımsıyorum, hani şu konuşmayıp düşündüğü için papağanlardan değerli olanı. Zira Franco da 1975’te yatağında öldü 82 yaşındayken.

“Quietism” deniyor, “sessizcilik” diye mi tercüme etmeli? Uzma Ayetullah Sistani böyle mesela. Edebiyatçılardan Samuel Beckett için öngörülebilir belki bu tercih. Aydının susması anlamlı bir eylem midir? Aydın var mı, kaldı mı? Aydınların, aydınlanmanın devri doldu mu? Çocuklarımıza düştükleri yerden kalkmanın, asla pes etmemenin, skor ne olursa olsun oyunun içinde kalmanın yaşamsal önemini öğretmiyor muyuz?

Tüm futbol hayatını Barcelona’da geçiren efsane kaptan Carles Puyol’u arkadaşları “4-0 önde olsak da takımın dikkatinin dağılmaması için sürekli uyarır. 4-0 yenikken de son düdüğe dek sanki maçı çevirebilecekmişiz gibi bizi cesaretlendirir. Bu yönleriyle aslında tam bir baş belasıdır. Ama böyle baş belalarına her takımda ihtiyaç vardır” diye anlatıyorlar. Puyol da tevazuyla kendini “ben yetenekli olmayan ama açığını fazladan çalışarak kapatan öğrenci oldum her zaman” diye tanımlıyor.

Bize Churchill’in 1940 performansını yaşatacak bir Puyol lazım belki. Minnetle andığım o lise hocam Mişel Tagan, bir de “conclusion bâclé” yazardı kompozisyon kağıtlarımızın sonuna: “şişirme sonuç”. Umarım meramımı anlatabilmişimdir.

*Yüreği kaldırabilecek olanlara İsrailli yönetmen Samuel Maoz’un 2009 yapımı, Berlin ve Cannes film festivallerine katılımı reddedilip, Venedik’ten Altın Aslan ödülünü alan “Lebanon” filmini izlemelerini öneririm. Askerleşen sivil, siviller ve savaş gibi temalar üzerine düşünmek isteyenlerin ilgisini çekecektir sanırım.

**Churchill’in o dönemi için bizde gösterilen Joe Wright’ın 2017 yapımı “The Darkest Hour” filmini özellikle öneririm.

 
.

Facebook Yorumları

Kod8
22.10.2018
İstanbul'da ölüm
18.10.2018
Kutupsuz dünyanın kuralsızlığı
15.10.2018
Papaz kaçtı, Osman kaldı
11.10.2018
Kürtler, terörle mücadele, isyan bastırma
7.10.2018
Türkiye-ABD ilişkileri zorda
4.10.2018
Bakalım neymiş şu Irak Kürdistanı?
30.9.2018
Erdoğanland
26.9.2018
Erdoğan'ın Çin modeli
23.9.2018
Idlip'te Türk-Rus mutabakatı
19.9.2018
Irak'ta ABD-İran mücadelesi
17.9.2018
Idlip, saha ve masa
12.9.2018
Tahran vodvili ve sonrası
10.9.2018
Idlip'in galat-ı meşhuru
6.9.2018
Idlip'in isimsiz şehidi
3.9.2018
Al Idlip'i ver Tel Rifat'ı
29.8.2018
Irak Türkmenleri dosyası
27.8.2018
Memleketin birinde Kürtler yaşarmış
22.8.2018
Diplomata çelebilik yaraşır
19.8.2018
Dışişleri işini yapabilmeli
15.8.2018
Akbaş'ın sol bacağı ve diplomasi
12.8.2018
Hülooğğ devrinin sonu
8.8.2018
İran yaptırımlarının anlamı
5.8.2018
Ver bankeri, al papazı
1.8.2018
Putin'le geleni Putin yolcular
29.7.2018
Brunson, İdlip ve köşeden çıkmak
25.7.2018
Trump ile Putin arasında
22.7.2018
Muhalefetten beklenen
18.7.2018
Fransa harmanı ve Hırvatistan butiği
15.7.2018
Butik Hırvatistan ile büyük Türkiye
11.7.2018
İyi geceler Türkiye'm
9.7.2018
İkinci Cumhuriyet
4.7.2018
Susun, deli konuşacak
1.7.2018
Yerel seçimler: Dün değil şimdi
27.6.2018
Başkanistana hoşgeldiniz
24.6.2018
Yasaklara uygun yazı
20.6.2018
Çıldırtmaksa maksadın
18.6.2018
Gerçek seçim, fason demokrasi
13.6.2018
Dışişlerinde reformu düşünmek
10.6.2018
Kandil, Demirtaş, seçimler
6.6.2018
Münbiç yol haritası
4.6.2018
Çavuşoğlu'nun Vaşington seferi
30.5.2018
İslamcılığın tıkanışı ve tükenişi
28.5.2018
Biraz da kalkınmasak?
23.5.2018
Irak 2003-Irak 2018
21.5.2018
Seçim kampanyaları üzerine
18.5.2018
Filistin milli dava
16.5.2018
Malezya, Ermenistan, 24 Haziran filan
14.5.2018
Kürt meselesi: Sıkıldık
9.5.2018
(250+250) + 100 = 'IRAK'?
6.5.2018
Sizi cumhurbaşkanı yaptım
2.5.2018
Seçim sürecinde yine Suriye
29.4.2018
Yok baraj-Çok aday
25.4.2018
Son düzlük için Gül-Tekin kuponu
23.4.2018
Baskın seçim ve dış politika riskleri
18.4.2018
Mariano'nun sol ayağı
15.4.2018
Facebook ve bizim seçimler
12.4.2018
Açık ve yakın tehlike
8.4.2018
Çare fotoğraf diplomasisi
5.4.2018
Paketleyen, dövüşken devlet
2.4.2018
Macron, Trump, Erdoğan
29.3.2018
Avrupa: Olmadı yar...
26.3.2018
Kürtlerle hangi ortak yarınlar?
20.3.2018
Afrin'den Diyarbakır'a
19.3.2018
Alman koalisyonu, sosyal demokrasi, geleceğimiz
16.3.2018
Giden Tillerson, gelen Pompeo
15.3.2018
Lefkoşa'da bir nefes özgürlük
12.3.2018
Bir heyula dolaşıyor
8.3.2018
Irak Kürdistanı diye bir yerde
5.3.2018
Yaşasın ölüm, kahrolsun zeka*
1.3.2018
Ateşkes ve Afrin'in fethi
26.2.2018
Kürt meselesinin dışı, içi
22.2.2018
Suriye, Türkiye, ABD
19.2.2018
Suriye: Asker, sivil, savaş
15.2.2018
Savaş karşıtlığı aymazlıktır
12.2.2018
Büyükelçinin ölümü*
9.2.2018
Suriye'de resim belirginleşiyor
8.2.2018
Suriye oyun planımız
5.2.2018
Suriye: Veriler ve öngörüler
1.2.2018
Afrin, niyet ve akıbet
23.1.2018
Afrin ve sonrası
22.1.2018
Savaşa alternatif Suriye stratejisi
178.1.2018
Afrin'e müdahale yerine etkin diplomasi
14.1.2018
Demokratik cumhuriyet, halkın başkanı
10.1.2018
Ortadoğu'da sürdürülemez çelişkiler
8.1.2018
Trump, radikal İslamcılık, bölgemiz ve biz
4.1.2018
2018-Olası yangın yerleri
27.12.2017
Cumhuriyetimizin sonu
24.12.2017
Irak Kürtleri ayaklandı
22.12.2017
Dış siyaset 2018 atlası - II
20.12.2017
Dış siyaset 2018 atlası
18.12.2017
Uçurumun kıyısında
13.12.2017
Suriye'den çekilmek zamanı
10.12.2017
Kudüs ve Lozan
7.12.2017
Ortadoğu'da kartlar yeniden...
3.12.2017
Gemiyi bırak, tersaneye gel
29.11.2017
Suriye ve Kürtler
22.11.2017
Suriye'de son durum
19.11.2017
Barış çölü, akademik çöl
15.11.2017
'Slimfit' devlet
12.11.2017
Atatürk, Kürtler, Erdoğan
8.11.2017
Riyad, Tahran, Ankara
5.11.2017
Laik, çoğulcu, katılımcı cumhuriyet
1.11.2017
Mesut Barzani'den sonra
29.10.2017
Devletin fazlası, kuralın azlığı
25.10.2017
Irak Kürdistanı'nın sonu mu?
22.10.2017
Kürtler ve Türkiye
18.10.2017
Kerkük
15.10.2017
Sorun ABD vizesinden derin
11.10.2017
Idlip: 'İyi, Kötü ve Çirkin'
8.10.2017
Mam Celal'in ardından
4.10.2017
Katalunya dersleri
1.10.2017
Ovaköy/Körava ve 'İslamcı Kemalizm'
27.9.2017
Referandumdan sonra
24.9.2017
MGK bildirisi üzerine
20.9.2017
Şok, seferberlik, savaş
13.9.2017
Cumhuriyet'in tosladığı mahkeme duvarı
6.9.2017
Menzil, Kürtler, Selefilik
3.9.2017
Irak Kürdistanı’nda referandum
30.8.2017
Mezbaha 694
28.8.2017
Diplomaside büyücü yamaklığı*
23.8.2017
Dış politikamız değişiyor mu?
20.8.2017
İki Türkiye boğazlaşır mı?
16.8.2017
Komşu Kürtlerin bağımsızlığı
13.8.2017
Gülümseyin, yarın artık yakın
8.8.2017
İkinci yeni Türkiye
6.8.2017
Muhabiriniz Yoğurtçu Parkı’ndan bildiriyor
2.8.2017
Dış politikada gelecekten geçmişe
30.7.2017
Cumhuriyet Davası izlenimleri
26.7.2017
Almanya'yla krizden Cumhuriyet'e
24.7.2017
Başkanlık yarışı nasıl kazanılır?
19.7.2017
Başkanlık yarışı kazanılabilir
9.7.2017
Büyükada casuslar yuvası
5.7.2017
Adalet Yürüyüşü
26.6.2017
Suriye/Irak: IŞİD'den sonrası
21.6.2017
Irak/Suriye: Maç sonu kavgası
18.6.2017
Irak Kürdistanı’nın bağımsızlığı
14.6.2017
Macron, TINA, OHAL - Vay vay vay...
10.6.2017
İran, Katar, SA: Kalıcı sakatlığa yol açabilecek pozisyonlar
7.6.2017
Katar, Suriye, Türkiye, vs...
31.5.2017
Kadri Gürsel hapisteyken hangi dış politika?
24.5.2017
'Geleceğe kaçış' - Bis
17.5.2017
Başlamadan biten görüşme
14.5.2017
Kendi Ermeni meselem: Cemal Azmi Bey
8.5.2017
Astana sonrası Suriye
3.5.2017
Dış siyasette anlam deryası
30.4.2017
Suriye, bize Afganistan olmasın
26.4.2017
Macron: Yeni siyasetin bir filizi
23.4.2017
Sıfırlanan ana muhalefet ve yeni siyaset
19.4.2017
Hınçla ters takla?
16.4.2017
Efsaneler, gözyaşları, hariciye...
9.4.2017
Ortadoğu için bir diplomasi kılavuzu
7.4.2017
Temiz kırık mı, direnç hattı mı?
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Kod8
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları



Kod8