Ebedi çatışma hali


20.11.2018 - Bu Yazı 190 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Denebilir ki “Efendi, Korsika’nın kentlerinde, kasabalarında hendekler kazılsa Fransa ne yapardı?” Pirene dağlarından her gün çatışma, askeri harekat haberleri gelse ne olurdu? Brötonlar anadilde eğitim diye tuttursa Paris ne derdi? Ama aşağı yukarı tüm bunlar oldu zaten.

Fransa Cumhurbaşkanı Macron, 11 Kasım 2018 tarihinde I’inci Dünya Savaşı’nı sona erdiren ateşkesin yüzüncü yıl anma törenini başrolünde kendi olduğu büyük bir kamu diplomasisi etkinliğine dönüştürdü. Aynı Macron, iki gün sonraki, 13 Kasım 2015’teki Paris ve St. Denis terör saldırılarının anma törenine ise “ebedi bir anma halinde” bulunmayı arzu etmediğini beyanla katılmadı. (Yerine Başbakan Philippe orada bulundu.)

Macron’un her iki tercihinde de toplumsal olgunlaşma, ilerleme kaygısının başat etmen olduğu belirtilebilir. İlkinde bir yüzleşme, ders çıkararak olgunlaşma; ikincisinde ise biteviye matemden kaçınma, travmayı geride bırakarak olgunlaşma. Her iki olayda da yaraları birlikte sarma, birleşme arayışı var. Her iki olayı da Macron’un ele alış biçimi politik.

Aynı Fransa’da o görkemli ateşkes anmasından henüz bir hafta önce 4 Kasım’da Yeni Kaledonya’da (YK) bağımsızlık referandumu yapıldı. Yüzde 56,4 oy oranıyla Fransa’ya bağlı kalma kararı çıktı. Bu defa Macron, sonuçtan gururlandığını kaydettiği açıklamasında, “tek kazanan YK’da otuz yıldır devam eden barış süreci ve artık hiçbir şeyin aksatamayacağı diyalog ruhu” dedi.

Bir hafta sonra, (bu yazının yazıldığı gün) 17 Kasım’daysa tüm Fransa’yı felç etmesi beklenen sıra dışı “Sarı Yelekliler” eylemi gerçekleşiyor. Sosyal medyadan türeyen eylem benzin fiyatlarına yapılan zamları protesto amaçlı. Sıra dışı çünkü hiçbir örgüt, sendika, parti tarafından organize edilmiyor, lideri, sözcüsü yok. Şu inşaatlarda giyilen sarı fosforlu emniyet yeleklerinden edinip, giyip, sosyal medya üzerinden sözleşilen yere gidip, trafiği aksatarak bildiri dağıtıyor, farkındalık yaratıyorsunuz.

Fransa’yla tarihsel ve yönetsel benzerliklerimiz yadsınamaz. Osmanlı’nın son ve Cumhuriyet’in ilk dönemlerinde yöneticilerin, aydınların Fransızcaya meylettikleri; aydınlanma, idari reform esinlerini Fransa’da aradıkları da bilinir. Hatta “aydın” tanımı dahi Fransa’ya öykünür. O zaman yukarıda sıraladığım üç haftaya sıkışan şu dört olayın Türkiye’ye uyarlandığını düşünelim. KKTC’den TSK’nın çekilmesine dair bir referandum, bir hafta sonra iki gün arayla Çanakkale Zaferi ve 10 Ekim Ankara Garı Katliamı anmaları, bir hafta sonra Gezi patlak vermiş olsun örnekse. Ne, nasıl olurdu?

Ben söyleyeyim: KKTC seçmenine asla gaflet ve delalet içine girmemeleri bildirilir, TSK teyakkuza geçerdi. KKTC’yi geçtim, Irak Kürdistan Bölgesi 25 Eylül 2017’de Irak’tan bağımsızlık referandumu yaptı, ne olduydu anımsayalım. Çanakkale’de zaten yedi düveli önümüze katıp, kovaladığımızı ezber ediyoruz her sene. 10 Ekim’in üzerini ise nasıl örteceğimizi şaşırdık, mütevazı bir anıta dahi tahammülümüz yok. Haziran 2013’ten kalma Gezi ise, beş yıldır nasıl bir korku saldıysa halkına hesap verme alışkanlığı olmayan devletimize, Osman Kavala yetmez, Anadolu Kültür’le bir dönem bağlantılı kim varsa içeri tıkıyoruz.

Bizde, 14 bin kişinin 1990’ların köy yakmalarından bu yana barındığı Erbil’in banliyösü görünümündeki Mahmur dağıtılır. 2010’ların IŞİD’in soykırım yaptığı Ezidi yurdu Sincar yerle bir edilir. 500’ün üzerinde köyün bulunduğu Kandil PKK’nin başına yıkılır. Afrin’in yerel halkı tehcir edilir. Fırat’ın doğusu temizlenir. Mart 2019 yerel seçimlerinde halk HDP’ye yeniden teveccüh cüreti gösterirse yeniden kayyum atanacağı şimdiden açıklanır. Pekiyi, varılmak istenilen nihai düzlem acaba nedir? Hangi vadede ve hangi maliyetle o düzleme varılması öngörülmektedir?

Denebilir ki “efendi, Korsika’nın kentlerinde, kasabalarında hendekler kazılsa Fransa ne yapardı?” Pirene dağlarından her gün çatışma, askeri harekat haberleri gelse ne olurdu? Brötonlar anadilde eğitim diye tuttursa Paris ne derdi? Ama aşağı yukarı tüm bunlar oldu zaten. 1789 devrimine, Bonaparte’a filan gitmeyelim. I’inci Dünya Savaşı’ndan alalım, 1946-54 Vietnam Savaşı, 1954-62 Cezayir Savaşı ve darbe girişimi, De Gaulle ve bu yıl 60 yaşına basan V. Cumhuriyet, Mayıs ’68, 1970’lerin “kurşunlu yılları”, Mitterand ve derin devlet, 1982 ve 1991 Korsika Kanunları, Avrupa Birliği üyeliğinin getirdiği bölgelerin vilayetlere eklenmesi, bölgeleşmeye yönelik idari reformlar…

Durun küfür etmeyin: Peşinen kabul ediyorum ben cahil ve safım. Biz bize benzeriz. Bizim dünya haritasındaki konumumuz da, dünya tarihindeki yerimiz de biriciktir, başkasına benzemez. Tek başımıza da kalsak, “olsun be, bizim de Allah’ımız var” der, tevekkül ederiz. Şehitlik, peygamber makamıdır. Ne tuhaf memleket ki, şehadete susamış tertemiz alınlarından öpülesi vatan evlatları kadar hain, gafil, sütü bozuk da türüyor şu güzide milletin içinden. Onun için milletin, bu içinden türeyen illetle mücadelesi adeta ebedi. Emperyalistlerle savaşı da ezeli. Kafa yormaya ne hacet? Mutluluğun formülü çok açık: “Tek bayrak, tek millet, tek vatan!”

.

Facebook Yorumları

Kod8
17.12.2018
Fırat'ın doğusuna harekat
13.12.2018
Siyasetin sonu
10.12.2018
Irak Kürdistanı'nda yeni dönem
5.12.2018
Sözün bittiği belde
3.12.2018
İsyan günlerinde G-20
29.11.2018
Kaotik dış politika
26.11.2018
Fındık, Boğazkere, soğan, Erdoğan
22.11.2018
Buralarda bitmeyen I. Dünya Savaşı
20.11.2018
Ebedi çatışma hali
17.11.2018
Arkadaşım Betül Tanbay
14.11.2018
Erdoğan'ın diplomasi oyunu
12.11.2018
Suriye'de müdahalenin takvimi ve bağlamı
7.11.2018
Barış değil kış geliyor
5.11.2018
Türkiye, Kürtler, Suriye
31.10.2018
Yetmez ama evet
29.10.2018
Kaşıkçı öldü, takkeler düştü
25.10.2018
Dış politikada hafıza
22.10.2018
İstanbul'da ölüm
18.10.2018
Kutupsuz dünyanın kuralsızlığı
15.10.2018
Papaz kaçtı, Osman kaldı
11.10.2018
Kürtler, terörle mücadele, isyan bastırma
7.10.2018
Türkiye-ABD ilişkileri zorda
4.10.2018
Bakalım neymiş şu Irak Kürdistanı?
30.9.2018
Erdoğanland
26.9.2018
Erdoğan'ın Çin modeli
23.9.2018
Idlip'te Türk-Rus mutabakatı
19.9.2018
Irak'ta ABD-İran mücadelesi
17.9.2018
Idlip, saha ve masa
12.9.2018
Tahran vodvili ve sonrası
10.9.2018
Idlip'in galat-ı meşhuru
6.9.2018
Idlip'in isimsiz şehidi
3.9.2018
Al Idlip'i ver Tel Rifat'ı
29.8.2018
Irak Türkmenleri dosyası
27.8.2018
Memleketin birinde Kürtler yaşarmış
22.8.2018
Diplomata çelebilik yaraşır
19.8.2018
Dışişleri işini yapabilmeli
15.8.2018
Akbaş'ın sol bacağı ve diplomasi
12.8.2018
Hülooğğ devrinin sonu
8.8.2018
İran yaptırımlarının anlamı
5.8.2018
Ver bankeri, al papazı
1.8.2018
Putin'le geleni Putin yolcular
29.7.2018
Brunson, İdlip ve köşeden çıkmak
25.7.2018
Trump ile Putin arasında
22.7.2018
Muhalefetten beklenen
18.7.2018
Fransa harmanı ve Hırvatistan butiği
15.7.2018
Butik Hırvatistan ile büyük Türkiye
11.7.2018
İyi geceler Türkiye'm
9.7.2018
İkinci Cumhuriyet
4.7.2018
Susun, deli konuşacak
1.7.2018
Yerel seçimler: Dün değil şimdi
27.6.2018
Başkanistana hoşgeldiniz
24.6.2018
Yasaklara uygun yazı
20.6.2018
Çıldırtmaksa maksadın
18.6.2018
Gerçek seçim, fason demokrasi
13.6.2018
Dışişlerinde reformu düşünmek
10.6.2018
Kandil, Demirtaş, seçimler
6.6.2018
Münbiç yol haritası
4.6.2018
Çavuşoğlu'nun Vaşington seferi
30.5.2018
İslamcılığın tıkanışı ve tükenişi
28.5.2018
Biraz da kalkınmasak?
23.5.2018
Irak 2003-Irak 2018
21.5.2018
Seçim kampanyaları üzerine
18.5.2018
Filistin milli dava
16.5.2018
Malezya, Ermenistan, 24 Haziran filan
14.5.2018
Kürt meselesi: Sıkıldık
9.5.2018
(250+250) + 100 = 'IRAK'?
6.5.2018
Sizi cumhurbaşkanı yaptım
2.5.2018
Seçim sürecinde yine Suriye
29.4.2018
Yok baraj-Çok aday
25.4.2018
Son düzlük için Gül-Tekin kuponu
23.4.2018
Baskın seçim ve dış politika riskleri
18.4.2018
Mariano'nun sol ayağı
15.4.2018
Facebook ve bizim seçimler
12.4.2018
Açık ve yakın tehlike
8.4.2018
Çare fotoğraf diplomasisi
5.4.2018
Paketleyen, dövüşken devlet
2.4.2018
Macron, Trump, Erdoğan
29.3.2018
Avrupa: Olmadı yar...
26.3.2018
Kürtlerle hangi ortak yarınlar?
20.3.2018
Afrin'den Diyarbakır'a
19.3.2018
Alman koalisyonu, sosyal demokrasi, geleceğimiz
16.3.2018
Giden Tillerson, gelen Pompeo
15.3.2018
Lefkoşa'da bir nefes özgürlük
12.3.2018
Bir heyula dolaşıyor
8.3.2018
Irak Kürdistanı diye bir yerde
5.3.2018
Yaşasın ölüm, kahrolsun zeka*
1.3.2018
Ateşkes ve Afrin'in fethi
26.2.2018
Kürt meselesinin dışı, içi
22.2.2018
Suriye, Türkiye, ABD
19.2.2018
Suriye: Asker, sivil, savaş
15.2.2018
Savaş karşıtlığı aymazlıktır
12.2.2018
Büyükelçinin ölümü*
9.2.2018
Suriye'de resim belirginleşiyor
8.2.2018
Suriye oyun planımız
5.2.2018
Suriye: Veriler ve öngörüler
1.2.2018
Afrin, niyet ve akıbet
23.1.2018
Afrin ve sonrası
22.1.2018
Savaşa alternatif Suriye stratejisi
178.1.2018
Afrin'e müdahale yerine etkin diplomasi
14.1.2018
Demokratik cumhuriyet, halkın başkanı
10.1.2018
Ortadoğu'da sürdürülemez çelişkiler
8.1.2018
Trump, radikal İslamcılık, bölgemiz ve biz
4.1.2018
2018-Olası yangın yerleri
27.12.2017
Cumhuriyetimizin sonu
24.12.2017
Irak Kürtleri ayaklandı
22.12.2017
Dış siyaset 2018 atlası - II
20.12.2017
Dış siyaset 2018 atlası
18.12.2017
Uçurumun kıyısında
13.12.2017
Suriye'den çekilmek zamanı
10.12.2017
Kudüs ve Lozan
7.12.2017
Ortadoğu'da kartlar yeniden...
3.12.2017
Gemiyi bırak, tersaneye gel
29.11.2017
Suriye ve Kürtler
22.11.2017
Suriye'de son durum
19.11.2017
Barış çölü, akademik çöl
15.11.2017
'Slimfit' devlet
12.11.2017
Atatürk, Kürtler, Erdoğan
8.11.2017
Riyad, Tahran, Ankara
5.11.2017
Laik, çoğulcu, katılımcı cumhuriyet
1.11.2017
Mesut Barzani'den sonra
29.10.2017
Devletin fazlası, kuralın azlığı
25.10.2017
Irak Kürdistanı'nın sonu mu?
22.10.2017
Kürtler ve Türkiye
18.10.2017
Kerkük
15.10.2017
Sorun ABD vizesinden derin
11.10.2017
Idlip: 'İyi, Kötü ve Çirkin'
8.10.2017
Mam Celal'in ardından
4.10.2017
Katalunya dersleri
1.10.2017
Ovaköy/Körava ve 'İslamcı Kemalizm'
27.9.2017
Referandumdan sonra
24.9.2017
MGK bildirisi üzerine
20.9.2017
Şok, seferberlik, savaş
13.9.2017
Cumhuriyet'in tosladığı mahkeme duvarı
6.9.2017
Menzil, Kürtler, Selefilik
3.9.2017
Irak Kürdistanı’nda referandum
30.8.2017
Mezbaha 694
28.8.2017
Diplomaside büyücü yamaklığı*
23.8.2017
Dış politikamız değişiyor mu?
20.8.2017
İki Türkiye boğazlaşır mı?
16.8.2017
Komşu Kürtlerin bağımsızlığı
13.8.2017
Gülümseyin, yarın artık yakın
8.8.2017
İkinci yeni Türkiye
6.8.2017
Muhabiriniz Yoğurtçu Parkı’ndan bildiriyor
2.8.2017
Dış politikada gelecekten geçmişe
30.7.2017
Cumhuriyet Davası izlenimleri
26.7.2017
Almanya'yla krizden Cumhuriyet'e
24.7.2017
Başkanlık yarışı nasıl kazanılır?
19.7.2017
Başkanlık yarışı kazanılabilir
9.7.2017
Büyükada casuslar yuvası
5.7.2017
Adalet Yürüyüşü
26.6.2017
Suriye/Irak: IŞİD'den sonrası
21.6.2017
Irak/Suriye: Maç sonu kavgası
18.6.2017
Irak Kürdistanı’nın bağımsızlığı
14.6.2017
Macron, TINA, OHAL - Vay vay vay...
10.6.2017
İran, Katar, SA: Kalıcı sakatlığa yol açabilecek pozisyonlar
7.6.2017
Katar, Suriye, Türkiye, vs...
31.5.2017
Kadri Gürsel hapisteyken hangi dış politika?
24.5.2017
'Geleceğe kaçış' - Bis
17.5.2017
Başlamadan biten görüşme
14.5.2017
Kendi Ermeni meselem: Cemal Azmi Bey
8.5.2017
Astana sonrası Suriye
3.5.2017
Dış siyasette anlam deryası
30.4.2017
Suriye, bize Afganistan olmasın
26.4.2017
Macron: Yeni siyasetin bir filizi
23.4.2017
Sıfırlanan ana muhalefet ve yeni siyaset
19.4.2017
Hınçla ters takla?
16.4.2017
Efsaneler, gözyaşları, hariciye...
9.4.2017
Ortadoğu için bir diplomasi kılavuzu
7.4.2017
Temiz kırık mı, direnç hattı mı?
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Kod8
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları



Kod8