Irak Kürdistanı'nda yeni dönem


10.12.2018 - Bu Yazı 573 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Irak’ın cumhurbaşkanlığında Dr. Barham’ın, IKB başkanlığında Neçirvan’ın olması, Türkiye açısından parmağını kımıldatmadan hatta neredeyse kendine rağmen, olabilecek en iyi senaryo. Her iki lider Türkiye’ye karşı ekonomik işbirliğine, siyasi eşgüdüme açık tutumlarıyla tanınır. Ama hangi Türkiye’nin? Dönelim başa: Selahattinleri, Sırrıları içeri tıkan Türkiye’nin mi?

Dr. Barham Salih-Neçirvan Barzani (soldan sağa)

Sırrı Süreyya Önder’i iyi tanıdığımı sanıyorum. Pek çoklarınız da öyle biliyorum. Zira, Sırrı Süreyya Önder, tıpkı Selahattin Demirtaş gibi, yüz yüze gelindiğinde hatta suretini medyada gördüğünüzde, herkese tanış gelen biri. Oysa düşünüyorum, ömrümde onunla yanılmıyorsam yalnızca bir kere yüz yüze gelmişim: Yoğurtçu Parkı’nda “oturduklarında” ziyaretlerine gittiğimde.

O gün kendi mahallem saydığım Yoğurtçu’ya girebilmek için gördüğüm aşağılayıcı muameleyi yazmıştım burada. Çabuk parlamaya eğilimli olduğumdan oldukça öfkeli ve hayal kırıklığı içinde yanına gitmiştim. Mütebessim ama mahcup bir edayla buyur etmişti beni. Dertleşmiştik. “Halimizi görüyorsun işte” der gibiydi. Sanki tüm olan bitenle dalgasını geçiyordu.

Senli-benli olmaya hiç de teşne olmadığım halde, birbirimize iki eski arkadaş gibi “sen” diye hitap etmiştik. Olan bitende akıl, sağduyu aramaya çalışmıştık. O zaman ben kendimden utanmıştım. “Adam ne badireler atlatmış, yılmamış, yılmadığı gibi çelebiliğinden ödün vermemiş, şurada biraz itildin kakıldın diye yaptığın afra-tafraya bak” demiştim kendime. Müslüm Yücel’in dokunaklı yazısını okuduğumda bir kere daha utandım.

“Başlık Irak Kürdistanı, Sırrı Süreyya ne alaka” diyebilirsiniz. Alakası şu ki, Selahattinleri salmamak adına, apar topar Sırrıların içeri tıkıldığı bir ülkede, rafine, bilgiç dış politika analizleri yapmak gayreti yekten absürt bir çaba. Kime, neyi anlatacaksın? Meşhur meseldeki gibi “kadıyı kime şikayet edeceksin?” Ama geçen yazımın sonunda sözünü verdiğim üzere belki biraz daha iyi bilebildiğim konuda, yirmi yıllık meslek hayatımın hasbelkader ikinci yarısını vakfettiğim Irak hakkında konuşmayı deneyeceğim.

Suriye ve Irak’ı hatta belki bizim hariciye geleneğinin aksine İran’ı da birlikte bir bütün halinde ele almak gerektiği gibi, Irak ve Suriye Kürtlerini de birbirinden ayırmamak gerekli. Irak’ta Kürdistan (IKB) içindeki iki geleneksel parti KDP ve KYB ortak bir yönetim kurmayı başaramadı. IŞİD saldırısını bertaraf ederken yayılan sınırlar, Bağdat IŞİD’i toptan bertaraf ederken 2003’ün de gerisine düştü. Bağımsızlık referandumu da çuvallayınca, Mesut Barzani başkanlığı bıraktı.

Irak federasyon. Ülkede icracı başbakanlık, federe bölgede başkanlık sistemi geçerli. IKB meclisi 111 üyeli, KDP’nin 44 sandalyesi tek başına bölge başkanını seçmeye yetmiyor. Kabaca KDP’nin içinde çıkan KYB KDP’nin, Goran da içinden çıktığı KYB’nin yarısı kadar sandalyeye sahip. Müslüman Kardeşler eskisi İslami Komal/Cemaat, Bizutnava/Hareket ve Yekiti/Birlik partileri toplamda ancak 12 sandalye kazanarak sabık başbakan Davutoğlu’nu yine üzdüler son seçimde.

KDP ile KYB arasında kamuya içeriği açıklanmayan bir stratejik ortaklık belgesi var. Esasen diğerlerinden ayrı olarak IKB’yi coğrafi ve demografik ikiye bölük halde bu iki parti elde tutuyor. Gümrük kapıları, petrol kuyuları gibi ayrı gelir kaynaklarının ve mali idarelerinin yanı sıra ayrı milis (peşmerge) güçleri ve ayrı istihbarat teşkilatları var. IKB’de bu iki partinin bilgisi ve denetimi dışında kuş uçmaz yani. Ve başkanlık, başbakanlık seçimi işi ortaklaşa yürür.

Mesut Barzani IKB başkanlığını bırakınca, Bağdat’ta cumhurbaşkanlığının Kürtlerde ama KYB’de olacağına dair uzlaşının da kendiliğinden geçersiz kalacağını bekledi. Cumhurbaşkanlığına, hem de KYB-KDP arasında ön görüşme yapılmadan Dr. Barham Salih gelince öfkelendi, yalnız kaldı. Dr. Barham’ın başbakanlık görevine Kürtlere yakın Dr. Adil Abdülmehdi’yi ataması, onun da Mesut Barzani’nin başdanışmanı ve cumhurbaşkanı adayı kıdemli ve akil siyasetçi Dr. Fuat Hüseyin’i Maliye Bakanlığına getirmesi ortamı yumuşattı.

Kerkük’ten Ceyhan’a petrol akışının Bağdat denetimindeki kuzey kubbesi Hurmala’ya ilaveten Avane ve Baba Gürgür kubbelerinden üretimi de içerecek biçimde topluca yeniden başlaması için Erbil ile Bağdat’ın uzlaşması arayı iyice ısıttı. Mesut Barzani, uzun aradan sonra (Dr. Barham’ın uçağı Vatikan için tekerlek kestiği sırada) Bağdat’a geldi. IKB’yle savaşacak hale gelen Haşd-i Şabi milis gücü yöneticisi Hadi Amiri (komutanı Mehdi el Mühendis*) başta, ne kadar kanlı bıçaklı olduğu İran destekli önde gelen Şii lider varsa, hepsiyle sıcak görüntüler verdi.

Böylece Mesut Barzani hem başkanlığı bıraksa da IKB’nin doğal lideri niteliğiyle gereken ihtiramı görerek hem İran’ı yeniden dengelerin içine alarak kendini siyaseten rehabilite etti ve başarılı bir iç diplomatik girişim yapmış oldu. Dr. Barham’ın cumhurbaşkanlığını da Bahçeli ağzıyla ifade edersek “flu gördü”. Geri içeriye, yani IKB’ye döndüğünde, oğlu Mesrur ile ağabeyi efsanevi İdris Barzani’nin oğlu Neçirvan arasında alttan alta süregiden ama şimdi açığa çıkan iktidar mücadelesinin suhuletle halline yöneldi. Not edelim: Tüm bunlar olurken Kerkük’te Türkmenlerin Kayseri Çarşısı’nda 400 dükkan da yanıp, kül oluverdi.

IKB’de bulunan formül başkanlık makamının yeniden ihdas edilip Neçirvan’a verilmesi, başbakanlığa da Mesrur’un getirilmesi. Süleymaniye tarafında da merhum pederi Mam Celal’in İngiltere’ye sürgüne gönderdiği büyük oğlu Bafil ger dönmüş ve aileden Lahur ve Aras Cengi gibi isimlerle birlikte babasından kalan siyasi boşluğu dişli biçimde doldurmuştu. Bafil’in üçük kardeşi Kubat ise Neçirvan’ın yanında yer aldı. Ayrıca, Mesrur’un yanında kardeşi Mansur, Neçirvan’ın yanında da kardeşi Revan silahlı güçlerinin başında.

Aslında Irak’ın cumhurbaşkanlığında Dr. Barham’ın, IKB başkanlığında Neçirvan’ın olması, Türkiye açısından parmağını kımıldatmadan hatta neredeyse kendine rağmen, olabilecek en iyi senaryo. Her iki lider Türkiye’ye karşı ekonomik işbirliğine, siyasi eşgüdüme açık tutumlarıyla tanınır. Ama hangi Türkiye’nin? Dönelim başa: Selahattin’leri, Sırrı’ları içeri tıkan Türkiye’nin mi? Sincar’ı Ezidilerin başına yıkacak, Kandil’i yerle bir edecek ama Kerkük’ten Ceyhan’a petrol akışından nemalanacak Türkiye’nin mi?

Malum Fethullah Gülen ABD’de yahut ABD koruması altında. FETÖ’nün arkasında Vaşington’un olduğu sürekli vurgulanıyor. O FETÖ ki, zamanında Barış Süreci’ni baltalamak için elinden geleni ardına koymadığı gibi, 15 Temmuz Darbe Girişimi’ni tezgahladığı da biliniyor. AKP iktidarı, darbe girişiminin perde gerisinde ABD’nin ve Suudi Arabistan ile BAE’nin parmak izleri olduğunu da ileri sürüyor. Sonra dönüp, aynı ABD’nin Suriye’de PKK uzantılarını desteklediğini de en yetkili ağızlardan vurguluyor.

Son olarak, ABD’nin eski Ankara ve Bağdat Büyükelçisi şimdi Suriye Özel Temsilcisi Jeffrey’nin “Astana’nın fişinin çekilme zamanı geldi” açıklamasına, Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu ağzından “kendi görüşleri olduğunu sanmıyorum” yanıtı verildi. Demek bürokrat Jeffrey, yönetimin ağzıyla konuşuyor, yönetim kötü, Jeffrey iyi. Pekiyi, başdiplomat Erdoğan hep işi en tepeden, bir numaralar arasında bitirmek, bu bürokrat tayfasını küçümsemek eğiliminde değil miydi? “Bu ne yaman çelişki” desek yanılmış mı oluruz?

Kürt siyasi hareketinin seçilmiş temsilcilerine karşı AKP iktidarının reva gördüğü hukuku hiçe sayan muamele güvenlik bürokrasisine yuvalanmış FETÖ’nün hinliklerini doğrusu aratmıyor, ötesine geçiyor. Münbiç, Fırat’ın doğusu, Sincar, IKB derken, komşumuzda akrabamız olan Kürtlerin olduğu yerlerle ilişkide hangi sorun varsa hepsini “çivi” olarak görüp, elimizdeki çekiçle çözüm arıyoruz. İçeri tıkacak kimse kalmadığında, Mart 2019 yere seçimlerini Kürt nüfusun yoğun olduğu illerde yeniden HDP kazanıp, yerlerine yeniden kayyum atandığında, bir de Suriye ve Irak Kürtlerine karşı topyekun askeri harekata mı başlayacağız?

Tarih ve coğrafya, Türkler ve Kürtlerin göbeğinin birlikte kesildiğini anlatıyor. Nasıl Magrep’te Arap ve Berberiler birbirlerinden ayrıştırılamazsa, biraz öyle. “Kardeşlik” ve “hoşgörü” edebiyatı yapmaya gerek yok. Öyleyse yineleyelim: Çözüm, laik, çoğulcu katılımcı, tam demokratik parlamenter hukuk devleti karakterinde bir cumhuriyeti yeniden düşünebilmekte. Birlikte, yan yana değil iç içe yaşamayı sürdüreceksek bu böyle. Irak Kürdistanı’nın derebeyler çatışması gibi siyasi ortamına dudak büker, Suriye Kürtlerinin Vaşington ile Şam arasında beynamaz haline bakıp ellerimizi ovuştururken, aynayı kendimize tuttuğumuzda gördüğümüz manzara hiç iç acıcı değil maalesef.

*Adamcağızın “mühendisliği” İran’da aldığı patlayıcı uzmanlığı, araçlara, binalara patlayıcı yerleştirme uzmanlığından ileri geliyor. Kalın camlı gözlük takan köfteciye “doktor” denmesi gibi bir bakıma.

.

Facebook Yorumları

Emlak8
17.07.2019
Ergin Ataman'la dış politika öğreniyoruz
15.07.2019
Daimi OHAL, daimi seferberlik, sürekli darbe
10.07.2019
Türkiye, Suriye, Barış Süreci
7.07.2019
Hangi barış süreci?
3.07.2019
Osaka'nın ardından son düzlükte S-400
26.06.2019
23 Haziran üzerine üfürizmalar
24.06.2019
Öcalan, Neçirvan, Osman, filan...
19.06.2019
Suriye siyasetimiz ve ülkemizdeki Suriyeliler
17.06.2019
Altın vuruş olarak S-400 alımı
12.06.2019
Dış politikada uçmak ve konmak üzerine
10.06.2019
B planı: Kürtlerle birlik?
5.06.2019
Futbolda ve dış politikada başarı
3.06.2019
Bankocudan dış politika kuponu
29.05.2019
Diyarbakır'da barışı konuşmak
27.05.2019
Elliden görünen...
20.05.2019
Ateş çemberinde, fay hattında Türkiye
16.05.2019
Öcalan'ın çağrısı: Onurlu barış
13.05.2019
Karadeliğin olay ufkunda Türkiye
8.05.2019
Her şey çok güzel olacak
6.05.2019
İçeride, dışarıda, ekonomide karar mevsimi
2.05.2019
Bıkkınlık veren Irak ve Kürt ezberlerimiz
29.04.2019
Devlet bunalımda, diplomasi çıkmazda
24.4.2019
Notre Dame'dan Çubuk'a
22.4.2019
Kaftancıoğlu savundu, İmamoğlu kazandı
15.4.2019
Belediyeyi kazanıp cumhuriyeti yitirmemek
10.4.2019
Mazbata'dan öteye, gidelum yali yali...
8.4.2019
Dış politika laubalilik kaldırmıyor
2.4.2019
İmamoğlu'nun nefesi, Demirtaş'ın hatırı
31.3.2019
Çokboyutlu bir Kürt çözümü önerisi*
27.3.2019
Pazar günü oy verelim
25.3.2019
Newroz piroz be?
20.3.2019
Yeni Zelanda: Din, şiddet, siyaset
18.3.2019
Yeni Zelanda, eski cehennem
10.3.2019
Cezayir: İstikrarlı hayal hakikat olabilir
6.3.2019
Dış politika ve savunma açmazları
4.3.2019
Özgürlüğün tadı
1.3.2019
Karga tulumba diplomasiyle Suriye
25.2.2019
Senin ben yapacağın dış politika analizini...
20.2.2019
Yerkürede Türkiye, Soçi, Münih ve ıslahat
18.2.2019
Suriye'den bıkanların diplomasisi
13.2.2019
İflastan konuşsak mı canım?
11.2.2019
ABD'nin Kürt siyaseti ve Türkiye
6.2.2019
Suriye'yi banttan görmek
3.2.2019
Doğan görünümlü Şahin diplomasi
30.1.2019
İşgal, mevcudiyet, meşruiyet
28.1.2019
Fırat'ın doğusunda Kuzey Irak
23.1.2019
Komşuda yeni sahneler, eski oyunlar
21.1.2019
Şol muhalafatın halları
16.1.2019
Suriye'de alacalı çözüme doğru
14.1.2019
ABD çekilir, Rusya kalır, Türkiye ne yapar?
10.1.2019
Tek kusurunuz Suriyeliler kaldı
6.1.2019
Anti-Kürt vizyon
3.1.2019
Suriye'de bir gaz, bir fren...
31.12.2018
Status quo ante bellum
27.12.2018
Suriye mi değerli, Zeki-Metin mi?
24.12.2018
Trump'tan hepimize bay bay...
20.12.2018
İrem, Ceren, Bertrand, Murat ve bizim büyük çaresizliğimiz
17.12.2018
Fırat'ın doğusuna harekat
13.12.2018
Siyasetin sonu
10.12.2018
Irak Kürdistanı'nda yeni dönem
5.12.2018
Sözün bittiği belde
3.12.2018
İsyan günlerinde G-20
29.11.2018
Kaotik dış politika
26.11.2018
Fındık, Boğazkere, soğan, Erdoğan
22.11.2018
Buralarda bitmeyen I. Dünya Savaşı
20.11.2018
Ebedi çatışma hali
17.11.2018
Arkadaşım Betül Tanbay
14.11.2018
Erdoğan'ın diplomasi oyunu
12.11.2018
Suriye'de müdahalenin takvimi ve bağlamı
7.11.2018
Barış değil kış geliyor
5.11.2018
Türkiye, Kürtler, Suriye
31.10.2018
Yetmez ama evet
29.10.2018
Kaşıkçı öldü, takkeler düştü
25.10.2018
Dış politikada hafıza
22.10.2018
İstanbul'da ölüm
18.10.2018
Kutupsuz dünyanın kuralsızlığı
15.10.2018
Papaz kaçtı, Osman kaldı
11.10.2018
Kürtler, terörle mücadele, isyan bastırma
7.10.2018
Türkiye-ABD ilişkileri zorda
4.10.2018
Bakalım neymiş şu Irak Kürdistanı?
30.9.2018
Erdoğanland
26.9.2018
Erdoğan'ın Çin modeli
23.9.2018
Idlip'te Türk-Rus mutabakatı
19.9.2018
Irak'ta ABD-İran mücadelesi
17.9.2018
Idlip, saha ve masa
12.9.2018
Tahran vodvili ve sonrası
10.9.2018
Idlip'in galat-ı meşhuru
6.9.2018
Idlip'in isimsiz şehidi
3.9.2018
Al Idlip'i ver Tel Rifat'ı
29.8.2018
Irak Türkmenleri dosyası
27.8.2018
Memleketin birinde Kürtler yaşarmış
22.8.2018
Diplomata çelebilik yaraşır
19.8.2018
Dışişleri işini yapabilmeli
15.8.2018
Akbaş'ın sol bacağı ve diplomasi
12.8.2018
Hülooğğ devrinin sonu
8.8.2018
İran yaptırımlarının anlamı
5.8.2018
Ver bankeri, al papazı
1.8.2018
Putin'le geleni Putin yolcular
29.7.2018
Brunson, İdlip ve köşeden çıkmak
25.7.2018
Trump ile Putin arasında
22.7.2018
Muhalefetten beklenen
18.7.2018
Fransa harmanı ve Hırvatistan butiği
15.7.2018
Butik Hırvatistan ile büyük Türkiye
11.7.2018
İyi geceler Türkiye'm
9.7.2018
İkinci Cumhuriyet
4.7.2018
Susun, deli konuşacak
1.7.2018
Yerel seçimler: Dün değil şimdi
27.6.2018
Başkanistana hoşgeldiniz
24.6.2018
Yasaklara uygun yazı
20.6.2018
Çıldırtmaksa maksadın
18.6.2018
Gerçek seçim, fason demokrasi
13.6.2018
Dışişlerinde reformu düşünmek
10.6.2018
Kandil, Demirtaş, seçimler
6.6.2018
Münbiç yol haritası
4.6.2018
Çavuşoğlu'nun Vaşington seferi
30.5.2018
İslamcılığın tıkanışı ve tükenişi
28.5.2018
Biraz da kalkınmasak?
23.5.2018
Irak 2003-Irak 2018
21.5.2018
Seçim kampanyaları üzerine
18.5.2018
Filistin milli dava
16.5.2018
Malezya, Ermenistan, 24 Haziran filan
14.5.2018
Kürt meselesi: Sıkıldık
9.5.2018
(250+250) + 100 = 'IRAK'?
6.5.2018
Sizi cumhurbaşkanı yaptım
2.5.2018
Seçim sürecinde yine Suriye
29.4.2018
Yok baraj-Çok aday
25.4.2018
Son düzlük için Gül-Tekin kuponu
23.4.2018
Baskın seçim ve dış politika riskleri
18.4.2018
Mariano'nun sol ayağı
15.4.2018
Facebook ve bizim seçimler
12.4.2018
Açık ve yakın tehlike
8.4.2018
Çare fotoğraf diplomasisi
5.4.2018
Paketleyen, dövüşken devlet
2.4.2018
Macron, Trump, Erdoğan
29.3.2018
Avrupa: Olmadı yar...
26.3.2018
Kürtlerle hangi ortak yarınlar?
20.3.2018
Afrin'den Diyarbakır'a
19.3.2018
Alman koalisyonu, sosyal demokrasi, geleceğimiz
16.3.2018
Giden Tillerson, gelen Pompeo
15.3.2018
Lefkoşa'da bir nefes özgürlük
12.3.2018
Bir heyula dolaşıyor
8.3.2018
Irak Kürdistanı diye bir yerde
5.3.2018
Yaşasın ölüm, kahrolsun zeka*
1.3.2018
Ateşkes ve Afrin'in fethi
26.2.2018
Kürt meselesinin dışı, içi
22.2.2018
Suriye, Türkiye, ABD
19.2.2018
Suriye: Asker, sivil, savaş
15.2.2018
Savaş karşıtlığı aymazlıktır
12.2.2018
Büyükelçinin ölümü*
9.2.2018
Suriye'de resim belirginleşiyor
8.2.2018
Suriye oyun planımız
5.2.2018
Suriye: Veriler ve öngörüler
1.2.2018
Afrin, niyet ve akıbet
23.1.2018
Afrin ve sonrası
22.1.2018
Savaşa alternatif Suriye stratejisi
178.1.2018
Afrin'e müdahale yerine etkin diplomasi
14.1.2018
Demokratik cumhuriyet, halkın başkanı
10.1.2018
Ortadoğu'da sürdürülemez çelişkiler
8.1.2018
Trump, radikal İslamcılık, bölgemiz ve biz
4.1.2018
2018-Olası yangın yerleri
27.12.2017
Cumhuriyetimizin sonu
24.12.2017
Irak Kürtleri ayaklandı
22.12.2017
Dış siyaset 2018 atlası - II
20.12.2017
Dış siyaset 2018 atlası
18.12.2017
Uçurumun kıyısında
13.12.2017
Suriye'den çekilmek zamanı
10.12.2017
Kudüs ve Lozan
7.12.2017
Ortadoğu'da kartlar yeniden...
3.12.2017
Gemiyi bırak, tersaneye gel
29.11.2017
Suriye ve Kürtler
22.11.2017
Suriye'de son durum
19.11.2017
Barış çölü, akademik çöl
15.11.2017
'Slimfit' devlet
12.11.2017
Atatürk, Kürtler, Erdoğan
8.11.2017
Riyad, Tahran, Ankara
5.11.2017
Laik, çoğulcu, katılımcı cumhuriyet
1.11.2017
Mesut Barzani'den sonra
29.10.2017
Devletin fazlası, kuralın azlığı
25.10.2017
Irak Kürdistanı'nın sonu mu?
22.10.2017
Kürtler ve Türkiye
18.10.2017
Kerkük
15.10.2017
Sorun ABD vizesinden derin
11.10.2017
Idlip: 'İyi, Kötü ve Çirkin'
8.10.2017
Mam Celal'in ardından
4.10.2017
Katalunya dersleri
1.10.2017
Ovaköy/Körava ve 'İslamcı Kemalizm'
27.9.2017
Referandumdan sonra
24.9.2017
MGK bildirisi üzerine
20.9.2017
Şok, seferberlik, savaş
13.9.2017
Cumhuriyet'in tosladığı mahkeme duvarı
6.9.2017
Menzil, Kürtler, Selefilik
3.9.2017
Irak Kürdistanı’nda referandum
30.8.2017
Mezbaha 694
28.8.2017
Diplomaside büyücü yamaklığı*
23.8.2017
Dış politikamız değişiyor mu?
20.8.2017
İki Türkiye boğazlaşır mı?
16.8.2017
Komşu Kürtlerin bağımsızlığı
13.8.2017
Gülümseyin, yarın artık yakın
8.8.2017
İkinci yeni Türkiye
6.8.2017
Muhabiriniz Yoğurtçu Parkı’ndan bildiriyor
2.8.2017
Dış politikada gelecekten geçmişe
30.7.2017
Cumhuriyet Davası izlenimleri
26.7.2017
Almanya'yla krizden Cumhuriyet'e
24.7.2017
Başkanlık yarışı nasıl kazanılır?
19.7.2017
Başkanlık yarışı kazanılabilir
9.7.2017
Büyükada casuslar yuvası
5.7.2017
Adalet Yürüyüşü
26.6.2017
Suriye/Irak: IŞİD'den sonrası
21.6.2017
Irak/Suriye: Maç sonu kavgası
18.6.2017
Irak Kürdistanı’nın bağımsızlığı
14.6.2017
Macron, TINA, OHAL - Vay vay vay...
10.6.2017
İran, Katar, SA: Kalıcı sakatlığa yol açabilecek pozisyonlar
7.6.2017
Katar, Suriye, Türkiye, vs...
31.5.2017
Kadri Gürsel hapisteyken hangi dış politika?
24.5.2017
'Geleceğe kaçış' - Bis
17.5.2017
Başlamadan biten görüşme
14.5.2017
Kendi Ermeni meselem: Cemal Azmi Bey
8.5.2017
Astana sonrası Suriye
3.5.2017
Dış siyasette anlam deryası
30.4.2017
Suriye, bize Afganistan olmasın
26.4.2017
Macron: Yeni siyasetin bir filizi
23.4.2017
Sıfırlanan ana muhalefet ve yeni siyaset
19.4.2017
Hınçla ters takla?
16.4.2017
Efsaneler, gözyaşları, hariciye...
9.4.2017
Ortadoğu için bir diplomasi kılavuzu
7.4.2017
Temiz kırık mı, direnç hattı mı?
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Emlak8
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları



Emlak8

Aradığın Evi Bul. Emlak8.Net

Dijital Reklam Ajansı Serbay Interactive