Suriye siyasetimiz ve ülkemizdeki Suriyeliler


19.06.2019 - Bu Yazı 334 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Tutarlı. Bütüncül. Çok boyutlu. Yazılarımı düzenli izleyen değerli okurlarım dış politika için sağduyulu, uzgörülü, soğukkanlı tanımlamalarını duymaktan sanırım bıktı. Bir de böyle denemek istedim. Eski Türkiye’nin, yenisinde de olduğu gibi bölgesel siyasetteki biteviye terennümü “ulusal birlik, toprak bütünlüğü.” Belli belirsiz kımıldayan dudaklarda adeta birer Fatiha gibi. “Yurt sathında operasyona müsaade etmem.” Ama birlik, bütünlük adına komşu ülkeler Irak ve Suriye’nin topraklarına dalar, çıkarım, gerekirse yatıya da kalırım. Racon. Çünkü “eşkıya takibi”, çünkü “Hasan almaz…”, çünkü tek “oyun” biliyorum. Çatık kaşlı uluslararası hukuk dersi.

Bunun karşısında gözü her dem yaşlı bir varsayılmış sol-insancıllık: “Ama onlar ölümden kaçıyor.” “Sen de günün birinde göçmen olmak zorunda kalırsan.” Aldı sazı Cemal Süreya: “Sürgündük. Göçebeliğin elverişli yanlarını da yitirmiş gibiydik. Yanınızda göçmen olduk. Bir yerleşmişlik duygusu ki, hırkamız yazlık sinemada iliklenir.” Böyledir ya. Yalnızca İstanbul’da bir milyon Suriyeli kayıt dışı çalışıyor. Ya uzun vadede entegrasyon, ya kısa vadede Suriye’ye “paketleme.” Hangi Suriye’ye? Tabii, güncel harekat alanları Bab ve Afrin ile potansiyel harekat alanları Idlip ve Fırat’ın doğusuna.

Hani “ip büküle, büküle kaytan olur” derler. Öyle cinlikler peşindeyiz ki, bir yandan ülkemizdeki özellikle İstanbul’daki Suriyelilerden “kurtuluyoruz”, “biz yaptık, yine biz yaparız.” Diğer yandan, “aman ha, Suriyeliler iktidarımızın sigortası.” Suç oranı çok düşükmüş Suriyeliler arasında. Doğrudur, olabilir. Esasen benzer irilikte kentlerle karşılaştırıldığında İstanbul’un suç oranı, biraz da kendimizi methedelim yani, gayet düşük. Pekiyi, ülkemizdeki sayıları dört milyonu bulan Suriyelinin siyasal eğilimleri ve kültürel altyapıları konusunda bir veri var mı elde? İzlenim var, onları dinledim epey.

Süreya şöyle devam ediyor: “Güneş her sabah verilmiş bir söz gibi doğuyordu. / Gerçek neydi biliyor musunuz: Her şey.” Bütüncül ve çok boyutlu bölge siyaseti, demek ki “her şey”. Daha geçen gün Çorlu’daki cinayet gibi tren kazasında çocuklarını yitiren ana-babalar AYM önünde polis şiddetine maruz kaldı. Demek, değil ülkemizdeki Suriyelileri toplumumuza entegre etmeyi, işte her gün “dikkat kutuplaşma” diye davul çalıyoruz ya, kendi toplumsal dikişlerimiz çoktan patlamış, daha önce pek çok kez Kadri Gürsel’e atfen yer verdiğim üzere, toplumken toplama evrilme yolundayız. Bırakalım anayasal yurttaşlığı bir yana, sözün özü güruhlaşmaktayız.

Yine Süreya sözünü böyle bağlıyor: “Yüz yıl sonra bu gün yaşayan hiçbir anne, hiçbir sevgili, hiçbir bebek, hiçbir bıldırcın, hiçbir balina, hiçbir örümcek, hiçbir aslan, hiçbir ceylan, hiçbir yılan var olmayacak. Ayrı bir kardeşlik kanıtı değil mi bu? Hayat kanıtı. Birbirimizin her yönden çağdaşıyız.” Öyle mi? Öyle. Yüz küsur yıl önce kim bilir hangi Balkan ovasından üzerinde ancak bir yırtık entari, kucağında yaşayıp yaşamayacağı belirsiz bebeleriyle Edirne’den yurduna canını atmış bir ananın çocukları, torunları bugün bu cumhuriyetin onlara sağladığı olanaklarla kim bilir hangi konumlarda?

Savaş, kurtuluş ve kuruluş savaşı, iç savaş, soykırım, pogrom, nüfus mübadelesi derken iyi-kötü bir uluslaşma süreci, bir ortak anlatı ve bilinç, bir ortak gelecek kurgusu yaratabilmişiz. Yüzleşme, sağaltım bu yazının konusu değil. Ancak izin verin, bir yandan kıt kaynakların etkin kullanımı ve üzerimizden geçmek üzere olan ekonomik bunalım tsunamisi, aynı zamanda yay gibi gergin sinirler ile neredeyse bir nihai hesaplaşmayı bekleyen devasa bir güruh var. Boynuz boynuza mezbahaya gittiğini düşünenler de yok değil. Yoksa Sebastian Haffner’in “Bir Alman’ın Hikâyesi” bu denli ilgi görür müydü?

Diyeceğim o ki, ahlaki yüksek zemini bırakmamak, en iyi insanlık, en müstesna solculuk karnelerinde en yüksek notları almak, özcesi kendimizi iyi hissetmek adına bir “Suriyeliler sorunumuz” yokmuş gibi davranamayız. Bütüncül, çok boyutlu ve tutarlı bir yaklaşım geliştirmek zorundayız. İçeride toplumumuzu bir arada tutan son incecik bağları da yitirmemek, siyasal İslamcı ve milliyetçi/ulusalcılara karşı iktidar mücadelesi yürütmek, Kürt meselesinin barışçıl ve anayasal yollardan çözmek, bölgede güvenlikçi ve yayılmacı politikalara alternatifler üretmek boyutlarını dışlayarak Suriyeliler konusunu konuşamayız. Eğitim ve sağlık hizmetleri, iş güvenliği bunlar konunun yalnızca tek boyutu. Oysa konunun kendi bizatihi çok boyutlu.

Bu soruları Artı TV’de Çarşamba akşamı 21:00-22:40 arasında yayınlanan Dünya Ve Biz programımda onurlarını yaşam sancakları yapmış Barış Akademisyenleri arasında yer alan dostum Erhan Keleşoğlu’na da sorup, stüdyo konuğum eski Dışişleri Bakanlığı Müsteşarı (e.) Büyükelçi Faruk Loğoğlu’nun da değerlendirmelerini alacağım. (S-400 konusunda Arda Mevlütoğlu, KKTC ve Doğu Akdeniz konularında Mete Hatay aynı formatta keza çarşamba akşamı konuklarım olacak.)

Neden buna değindim? Çünkü düşünün ki Arapça öğrenmek için uğraşmış, Ortadoğu ülkelerinde yaşamış ve halen Suriyeli konuklara insani, yardım konusunda çalışan Keleşoğlu’nu üniversiteden atmakla “ödüllendirmişiz.” Keleşoğlu bunları cumhuriyetin ona verdiği burslarla kıt kanaat başarabilmiş. Ya “monşer” Loğoğlu? O da Çukurova’dan çıkıp önce TAL, sonra Princeton’a varan bir eğitimle gelmiş, hariciyeye girip en tepeye dek yükselmiş, görüşlerini beğenelim beğenmeyelim, bizim gibi o dönemin genç meslek memurlarına kariyeriyle “siz de yapabilirsiniz” diyerek, yol göstermiş.

Günahı ve sevabıyla, geri dönüp cumhuriyet tarihimize bakarak, “yaptık, yine yaparız” diyorsak, neden söz ettiğimizi iyi bilmeliyiz bence. Kimlerle neyi yaptık, kimlere ne yaptık? Her şeyi aynı anda yapabilir miyiz, yapmalı mıyız? Önceliklerimiz ne olmalı? Bir tarafın niyeti salih ise, karşısındaki tarafın kafasında hangi tilkiler geziyor? “Çocuklar ölmesin” diye bir pankartı taşımak en sağlamcı yaklaşım. Karşısındakiler demeyelim de, farklı düşünenler diyelim, “çocuklar ölsün” mü diyor, onu da düşünelim isterim.

Diyeceğim bilineni yinelemek: “Cehenneme giden yol iyi niyet taşlarıyla döşenir.” Açıkgöz olmayalım tamam, ama ayık olalım. Mükemmel iyinin düşmanıdır. Ülkemizdeki Suriyeliler konusu için de “doğrusu budur, uzatma, geç ardımda saf tut” denecek kadar basmakalıp çözümler yok. Mektup mektup içinde, mektup zarfın içinde bir durum var hatta. Kaldı ki, her siyasal görüşün de yek diğeri kadar değeri vardır sanırım. Yinelemem gerekirse, siyasal olan insancılı içerir, hele hele şu içinde tıkılı durduğumuz tarihsel bağlamda ülkemizdeki Suriyeliler konusu tümüyle siyasal bir konudur.

Konuya münhasıran insancıl pencereden yaklaşanların, Idlip’ten ülkemiz sınırına belki aylar içinde iki milyon Suriyeli sivilin daha “süpürülmesi” olasılığına karşı da yapacakları birkaç öneri olsa gerektir. Hepimizin günün birinde yurttaşları olduğumuz bu ülkede “yazlık sinemada hırkalarımızı ilikletecek bir yerleşmişlik” duygusuna kavuşabilmesini içtenlikle dilerim. Ben o günleri görür müyüm, ondan pek emin değilim.

.

Facebook Yorumları

Emlak8
17.10.2019
Suriye harekatının bilançosu
15.10.2019
Günü kazanmak, geleceği yitirmek
14.10.2019
Harekatın ilk kaybı CHP
7.10.2019
III. Suriye harekatının bedeli ve anlamı
2.10.2019
CHP Suriye Çalıştayı ve Diyarbakır izlenimleri
30.09.2019
Suriye'de müdahale ve barış süreci
28.09.2019
Genel Kurul
22.09.2019
Siyasal çözüm
16.09.2019
Suriye'de niyet neydi, akıbet ne oluyor?
11.09.2019
Yurttaşın devletle imtihanı
9.09.2019
Bir kıvılcım mı düşer önce?
26.08.2019
Batasuna'dan bata çıka kayyumlara
23.08.2019
Çember daralıyor, oksijen tükeniyor
11.08.2019
Güvenli bölge uzlaşısı üzerine
7.08.2019
Fırat'ın Doğusu ve Erdoğan'ın misyonu
4.08.2019
Güvenli bölge, özgüvensiz ülke
1.08.2019
Ülkemizdeki Suriyeliler ve Suriye üzerine
28.07.2019
Garib ve Köse suikastlarını anlamlandırmak
26.07.2019
Kürt meselesi için çözüm penceresi
17.07.2019
Ergin Ataman'la dış politika öğreniyoruz
15.07.2019
Daimi OHAL, daimi seferberlik, sürekli darbe
10.07.2019
Türkiye, Suriye, Barış Süreci
7.07.2019
Hangi barış süreci?
3.07.2019
Osaka'nın ardından son düzlükte S-400
26.06.2019
23 Haziran üzerine üfürizmalar
24.06.2019
Öcalan, Neçirvan, Osman, filan...
19.06.2019
Suriye siyasetimiz ve ülkemizdeki Suriyeliler
17.06.2019
Altın vuruş olarak S-400 alımı
12.06.2019
Dış politikada uçmak ve konmak üzerine
10.06.2019
B planı: Kürtlerle birlik?
5.06.2019
Futbolda ve dış politikada başarı
3.06.2019
Bankocudan dış politika kuponu
29.05.2019
Diyarbakır'da barışı konuşmak
27.05.2019
Elliden görünen...
20.05.2019
Ateş çemberinde, fay hattında Türkiye
16.05.2019
Öcalan'ın çağrısı: Onurlu barış
13.05.2019
Karadeliğin olay ufkunda Türkiye
8.05.2019
Her şey çok güzel olacak
6.05.2019
İçeride, dışarıda, ekonomide karar mevsimi
2.05.2019
Bıkkınlık veren Irak ve Kürt ezberlerimiz
29.04.2019
Devlet bunalımda, diplomasi çıkmazda
24.4.2019
Notre Dame'dan Çubuk'a
22.4.2019
Kaftancıoğlu savundu, İmamoğlu kazandı
15.4.2019
Belediyeyi kazanıp cumhuriyeti yitirmemek
10.4.2019
Mazbata'dan öteye, gidelum yali yali...
8.4.2019
Dış politika laubalilik kaldırmıyor
2.4.2019
İmamoğlu'nun nefesi, Demirtaş'ın hatırı
31.3.2019
Çokboyutlu bir Kürt çözümü önerisi*
27.3.2019
Pazar günü oy verelim
25.3.2019
Newroz piroz be?
20.3.2019
Yeni Zelanda: Din, şiddet, siyaset
18.3.2019
Yeni Zelanda, eski cehennem
10.3.2019
Cezayir: İstikrarlı hayal hakikat olabilir
6.3.2019
Dış politika ve savunma açmazları
4.3.2019
Özgürlüğün tadı
1.3.2019
Karga tulumba diplomasiyle Suriye
25.2.2019
Senin ben yapacağın dış politika analizini...
20.2.2019
Yerkürede Türkiye, Soçi, Münih ve ıslahat
18.2.2019
Suriye'den bıkanların diplomasisi
13.2.2019
İflastan konuşsak mı canım?
11.2.2019
ABD'nin Kürt siyaseti ve Türkiye
6.2.2019
Suriye'yi banttan görmek
3.2.2019
Doğan görünümlü Şahin diplomasi
30.1.2019
İşgal, mevcudiyet, meşruiyet
28.1.2019
Fırat'ın doğusunda Kuzey Irak
23.1.2019
Komşuda yeni sahneler, eski oyunlar
21.1.2019
Şol muhalafatın halları
16.1.2019
Suriye'de alacalı çözüme doğru
14.1.2019
ABD çekilir, Rusya kalır, Türkiye ne yapar?
10.1.2019
Tek kusurunuz Suriyeliler kaldı
6.1.2019
Anti-Kürt vizyon
3.1.2019
Suriye'de bir gaz, bir fren...
31.12.2018
Status quo ante bellum
27.12.2018
Suriye mi değerli, Zeki-Metin mi?
24.12.2018
Trump'tan hepimize bay bay...
20.12.2018
İrem, Ceren, Bertrand, Murat ve bizim büyük çaresizliğimiz
17.12.2018
Fırat'ın doğusuna harekat
13.12.2018
Siyasetin sonu
10.12.2018
Irak Kürdistanı'nda yeni dönem
5.12.2018
Sözün bittiği belde
3.12.2018
İsyan günlerinde G-20
29.11.2018
Kaotik dış politika
26.11.2018
Fındık, Boğazkere, soğan, Erdoğan
22.11.2018
Buralarda bitmeyen I. Dünya Savaşı
20.11.2018
Ebedi çatışma hali
17.11.2018
Arkadaşım Betül Tanbay
14.11.2018
Erdoğan'ın diplomasi oyunu
12.11.2018
Suriye'de müdahalenin takvimi ve bağlamı
7.11.2018
Barış değil kış geliyor
5.11.2018
Türkiye, Kürtler, Suriye
31.10.2018
Yetmez ama evet
29.10.2018
Kaşıkçı öldü, takkeler düştü
25.10.2018
Dış politikada hafıza
22.10.2018
İstanbul'da ölüm
18.10.2018
Kutupsuz dünyanın kuralsızlığı
15.10.2018
Papaz kaçtı, Osman kaldı
11.10.2018
Kürtler, terörle mücadele, isyan bastırma
7.10.2018
Türkiye-ABD ilişkileri zorda
4.10.2018
Bakalım neymiş şu Irak Kürdistanı?
30.9.2018
Erdoğanland
26.9.2018
Erdoğan'ın Çin modeli
23.9.2018
Idlip'te Türk-Rus mutabakatı
19.9.2018
Irak'ta ABD-İran mücadelesi
17.9.2018
Idlip, saha ve masa
12.9.2018
Tahran vodvili ve sonrası
10.9.2018
Idlip'in galat-ı meşhuru
6.9.2018
Idlip'in isimsiz şehidi
3.9.2018
Al Idlip'i ver Tel Rifat'ı
29.8.2018
Irak Türkmenleri dosyası
27.8.2018
Memleketin birinde Kürtler yaşarmış
22.8.2018
Diplomata çelebilik yaraşır
19.8.2018
Dışişleri işini yapabilmeli
15.8.2018
Akbaş'ın sol bacağı ve diplomasi
12.8.2018
Hülooğğ devrinin sonu
8.8.2018
İran yaptırımlarının anlamı
5.8.2018
Ver bankeri, al papazı
1.8.2018
Putin'le geleni Putin yolcular
29.7.2018
Brunson, İdlip ve köşeden çıkmak
25.7.2018
Trump ile Putin arasında
22.7.2018
Muhalefetten beklenen
18.7.2018
Fransa harmanı ve Hırvatistan butiği
15.7.2018
Butik Hırvatistan ile büyük Türkiye
11.7.2018
İyi geceler Türkiye'm
9.7.2018
İkinci Cumhuriyet
4.7.2018
Susun, deli konuşacak
1.7.2018
Yerel seçimler: Dün değil şimdi
27.6.2018
Başkanistana hoşgeldiniz
24.6.2018
Yasaklara uygun yazı
20.6.2018
Çıldırtmaksa maksadın
18.6.2018
Gerçek seçim, fason demokrasi
13.6.2018
Dışişlerinde reformu düşünmek
10.6.2018
Kandil, Demirtaş, seçimler
6.6.2018
Münbiç yol haritası
4.6.2018
Çavuşoğlu'nun Vaşington seferi
30.5.2018
İslamcılığın tıkanışı ve tükenişi
28.5.2018
Biraz da kalkınmasak?
23.5.2018
Irak 2003-Irak 2018
21.5.2018
Seçim kampanyaları üzerine
18.5.2018
Filistin milli dava
16.5.2018
Malezya, Ermenistan, 24 Haziran filan
14.5.2018
Kürt meselesi: Sıkıldık
9.5.2018
(250+250) + 100 = 'IRAK'?
6.5.2018
Sizi cumhurbaşkanı yaptım
2.5.2018
Seçim sürecinde yine Suriye
29.4.2018
Yok baraj-Çok aday
25.4.2018
Son düzlük için Gül-Tekin kuponu
23.4.2018
Baskın seçim ve dış politika riskleri
18.4.2018
Mariano'nun sol ayağı
15.4.2018
Facebook ve bizim seçimler
12.4.2018
Açık ve yakın tehlike
8.4.2018
Çare fotoğraf diplomasisi
5.4.2018
Paketleyen, dövüşken devlet
2.4.2018
Macron, Trump, Erdoğan
29.3.2018
Avrupa: Olmadı yar...
26.3.2018
Kürtlerle hangi ortak yarınlar?
20.3.2018
Afrin'den Diyarbakır'a
19.3.2018
Alman koalisyonu, sosyal demokrasi, geleceğimiz
16.3.2018
Giden Tillerson, gelen Pompeo
15.3.2018
Lefkoşa'da bir nefes özgürlük
12.3.2018
Bir heyula dolaşıyor
8.3.2018
Irak Kürdistanı diye bir yerde
5.3.2018
Yaşasın ölüm, kahrolsun zeka*
1.3.2018
Ateşkes ve Afrin'in fethi
26.2.2018
Kürt meselesinin dışı, içi
22.2.2018
Suriye, Türkiye, ABD
19.2.2018
Suriye: Asker, sivil, savaş
15.2.2018
Savaş karşıtlığı aymazlıktır
12.2.2018
Büyükelçinin ölümü*
9.2.2018
Suriye'de resim belirginleşiyor
8.2.2018
Suriye oyun planımız
5.2.2018
Suriye: Veriler ve öngörüler
1.2.2018
Afrin, niyet ve akıbet
23.1.2018
Afrin ve sonrası
22.1.2018
Savaşa alternatif Suriye stratejisi
178.1.2018
Afrin'e müdahale yerine etkin diplomasi
14.1.2018
Demokratik cumhuriyet, halkın başkanı
10.1.2018
Ortadoğu'da sürdürülemez çelişkiler
8.1.2018
Trump, radikal İslamcılık, bölgemiz ve biz
4.1.2018
2018-Olası yangın yerleri
27.12.2017
Cumhuriyetimizin sonu
24.12.2017
Irak Kürtleri ayaklandı
22.12.2017
Dış siyaset 2018 atlası - II
20.12.2017
Dış siyaset 2018 atlası
18.12.2017
Uçurumun kıyısında
13.12.2017
Suriye'den çekilmek zamanı
10.12.2017
Kudüs ve Lozan
7.12.2017
Ortadoğu'da kartlar yeniden...
3.12.2017
Gemiyi bırak, tersaneye gel
29.11.2017
Suriye ve Kürtler
22.11.2017
Suriye'de son durum
19.11.2017
Barış çölü, akademik çöl
15.11.2017
'Slimfit' devlet
12.11.2017
Atatürk, Kürtler, Erdoğan
8.11.2017
Riyad, Tahran, Ankara
5.11.2017
Laik, çoğulcu, katılımcı cumhuriyet
1.11.2017
Mesut Barzani'den sonra
29.10.2017
Devletin fazlası, kuralın azlığı
25.10.2017
Irak Kürdistanı'nın sonu mu?
22.10.2017
Kürtler ve Türkiye
18.10.2017
Kerkük
15.10.2017
Sorun ABD vizesinden derin
11.10.2017
Idlip: 'İyi, Kötü ve Çirkin'
8.10.2017
Mam Celal'in ardından
4.10.2017
Katalunya dersleri
1.10.2017
Ovaköy/Körava ve 'İslamcı Kemalizm'
27.9.2017
Referandumdan sonra
24.9.2017
MGK bildirisi üzerine
20.9.2017
Şok, seferberlik, savaş
13.9.2017
Cumhuriyet'in tosladığı mahkeme duvarı
6.9.2017
Menzil, Kürtler, Selefilik
3.9.2017
Irak Kürdistanı’nda referandum
30.8.2017
Mezbaha 694
28.8.2017
Diplomaside büyücü yamaklığı*
23.8.2017
Dış politikamız değişiyor mu?
20.8.2017
İki Türkiye boğazlaşır mı?
16.8.2017
Komşu Kürtlerin bağımsızlığı
13.8.2017
Gülümseyin, yarın artık yakın
8.8.2017
İkinci yeni Türkiye
6.8.2017
Muhabiriniz Yoğurtçu Parkı’ndan bildiriyor
2.8.2017
Dış politikada gelecekten geçmişe
30.7.2017
Cumhuriyet Davası izlenimleri
26.7.2017
Almanya'yla krizden Cumhuriyet'e
24.7.2017
Başkanlık yarışı nasıl kazanılır?
19.7.2017
Başkanlık yarışı kazanılabilir
9.7.2017
Büyükada casuslar yuvası
5.7.2017
Adalet Yürüyüşü
26.6.2017
Suriye/Irak: IŞİD'den sonrası
21.6.2017
Irak/Suriye: Maç sonu kavgası
18.6.2017
Irak Kürdistanı’nın bağımsızlığı
14.6.2017
Macron, TINA, OHAL - Vay vay vay...
10.6.2017
İran, Katar, SA: Kalıcı sakatlığa yol açabilecek pozisyonlar
7.6.2017
Katar, Suriye, Türkiye, vs...
31.5.2017
Kadri Gürsel hapisteyken hangi dış politika?
24.5.2017
'Geleceğe kaçış' - Bis
17.5.2017
Başlamadan biten görüşme
14.5.2017
Kendi Ermeni meselem: Cemal Azmi Bey
8.5.2017
Astana sonrası Suriye
3.5.2017
Dış siyasette anlam deryası
30.4.2017
Suriye, bize Afganistan olmasın
26.4.2017
Macron: Yeni siyasetin bir filizi
23.4.2017
Sıfırlanan ana muhalefet ve yeni siyaset
19.4.2017
Hınçla ters takla?
16.4.2017
Efsaneler, gözyaşları, hariciye...
9.4.2017
Ortadoğu için bir diplomasi kılavuzu
7.4.2017
Temiz kırık mı, direnç hattı mı?
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Emlak8
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları



Emlak8

Aradığın Evi Bul. Emlak8.Net

Dijital Reklam Ajansı Serbay Interactive