Aydın Ünal

Yeni Şafak



Bookmark and Share

Selçuklu Towers Miraç Asansör Hicret Turizm


21.12.2017 - Bu Yazı 551 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Şehrin ortasında yükselen, “rezidans, ofis ve AVM’den” müteşekkil gökdelenin en tepesinde kocaman '1071' yazıyor… Pazarlama sloganı ise “1071: Tarih yeniden yazılıyor…”

3-5 kilometre ötede, şehrin bir başka köşesinde göğü delen 3 ucube kulenin ismi ise 'Selçuklu Kuleleri.' Her bir kulenin ayrıca ismi var: Alparslan Kulesi, Ertuğrul Kulesi, Kılıçaslan Kulesi…

Selçuklu’nun başkentinin, hatta Anadolu’nun en yüksek, 42 katlı gökdeleninin ismi ise, 'Selçuklu Tower.' Altındaki alışveriş merkezinin ismi de 'Kule Site…'

Mekanı cennet olsun, Büyük Selçuklu Devleti Sultanı Alparslan, 1071 tarihinin, kendi adının, o yüce devletinin isminin, hiçbir kimliği olmayan, kişiliksiz taş yığınlarında pazarlama ya da istismar aracı olarak kullanılacağını bilseydi, Malazgirt Zaferi’nden sonra herhalde oturur ağlardı.

İsfahan’dan Tebriz’e, Konya’dan Kahire’ye kadar, bugün bile ayakta duran kümbetler, camiler, köprüler, kervansaraylar, medreseler inşa etmiş bir medeniyetin evlatları olarak, en dokunulmaz kavramlarımızın en sefil yapılarda harcıâlem kullanılması bizi de ağlatsa gerekmez mi?

Hazreti Peygamber’in Mirac’a yükselmesinden güya akıl yürüterek, ürettiği asansörlere 'Miraç' markasını vermek, emlakçı yazıhanesine 'Cennet Arsa Ofisi' ya da 'Abdurrahman b. Avf Emlak' tabelasını asmak, neresinden bakarsanız keskin bir pazarlama ve girişim zekasının göstergesidir. O zeka, kapitalizmin istismar mantığı içinde pek parlak görünse de, 'kanaat' ve 'edeb' ile yoğrulmuş köklü bir medeniyet serüveni içinde hiç şık durmuyor.

Hicret Turizm, Burak Havayolları, İsra Tur, Maslak 1453, Ottoman (Osmanlı) Palace, Tevhid Kebap gibi isimler sizi de acı bir tebessüme sevketmiyor mu?

Tesettürden moda çıkaran; tesettürü, ruhuna tamamen ters biçimde tüketimin aracı haline getiren, daha çok tüketilsin diye de tesettürü daha çok açıp saçan, örtüden cazibe üreten 'Tekbir', 'Tevhid', 'Setre' gibi kavramları tüketimin iştihasına sunan vicdansızları hiç kuşkusuz kapitalizm ayakta alkışlayacaktır…  Ye tükenen edep?

Mevlana Celaleddin’in talihsizliğine ne demeli? Belh şehrinde doğup, 2 bin kilometre ötedeki Konya’ya gelen, ciltler dolusu eser yazan, hem eserleri, hem de adına nasb edilen tarikatı ile 800 yıl ayakta kalabilen Mevlana’nın, kebap ve etli ekmek restoranlarının tabelalarına yakıştırılması; bir mütefekkirin, her köşe başında açılmış ucuz lokantalara hürmetsizce marka yapılması, tarihe ve medeniyete karşı hoyratlık değil mi?

Bırakınız 8 asır evvelini, 1 yıl evveline, 15 Temmuz’un henüz taptaze hatırasına bile hürmette kusur ediliyor…

 
15 Temmuz kahramanımız, şehidimiz, Ömer Halisdemir’in isminin, 'konforlu yaşam alanı: Şehit Ömer Halisdemir Sitesi' gibi bir pazarlama saygısızlığına alet edilmesi vicdanları kanatmaz mı?

'15 Temmuz Milli İrade Otoparkı' ya da '15 Temmuz Şehitler Köprüsü Takı Seti' gibi pazarlama taktikleri hiç kuşkusuz çok ucuz. Ancak, 15 Temmuz’u tüketmeye ve 15 Temmuz’u tüketim malzemesi yapmaya dönük sayısız ve son derece kalitesiz fırsatçılığa da artık bir son verilmesi gerekmiyor mu?

Çevremizi kuşatan yabancı dildeki isimlerden, markalardan, tabelalardan şikayet ediyorduk; ifrattan kaçarken, tefritin tehdidiyle karşılaştık.

Cesur siyaset, hiç şüphesiz, Türkiye’nin ufuklarını genişletti, toplumun tarihiyle kucaklaşmasını, kendisini yeniden keşfetmesini sağladı. Filmlerle, dizilerle, yayınlarla, cesur tartışmalarla, derneklerin, vakıfların gayretleriyle dinî, millî, tarihî kavramlar umut verici biçimde yeniden yaygınlaştı.

Cesur siyaset, aynı zamanda ekonomiyi de büyüttü.

Kapitalizm karşısında, sınırsız tüketme, sınırsız harcama, ilkesiz ticaret ve değer tanımayan pazarlama karşısında bocalama yaşar olduk. Din, tarih, kültür ve hatta 'edep' ile 'kanaati' dahi tüketimin nesnesi yapabilecek bir tehditle, bir yeni hal ile tanışıyoruz.

Bize ait kavramlar, bize ait olmayan yapılarda eğreti duruyor.

Dinî, millî, tarihî kavramlarımız, müteahhitlerin, 'ceo'ların, pazarlamacıların malzemesi olmamalı… Kavramlarımız finans-kapitalin çarkları arasında öğütülmemeli.

'Selçuklu' ile 'towers', 'Alparslan' ile 'rezidans', 'Miraç' ile 'asansör', '15 Temmuz' ile 'konfor' yan yana olmuyor, biri diğerini tamlamıyor, birbirlerine hiç yakışmıyor. Zaten yakışsaydı, ne Selçuklu, ne Alparslan, ne de bir millet, bir devlet olurdu…

Tarihini, kültürünü, inanç değerlerini tüketimin malzemesi yaparak tüketen milletler, hiç yolu yok, tükenirler…

.

Facebook Yorumları

Kod8
20.9.2018
Hiç yazasım yok…
13.9.2018
Aman dikkat!
10.9.2018
İdlib ve Srebrenica
6.9.2018
Buhara
3.9.2018
Sarı Kosor
30.8.2018
Adalet mülkün temelidir
27.8.2018
Reformları sağlam kazığa bağlamak
23.8.2018
100 yıl önce bir Kurban Bayramı günü…
20.8.2018
Çocuk ve kurban
16.8.2018
AK Parti kongresi, seçim, ekonomi
13.8.2018
AK Parti 17 yaşında
9.8.2018
Kahrolası piyasa!
2.8.2018
Kabadayı devlet
30.7.2018
Sorundan daha büyük sorun: İnkar
26.7.2018
Evdeki büyük tehlike: Youtuberlar
23.7.2018
Siyaset davadan uzaklaşmadan…
16.7.2018
Sıkıcı bir filme dair
12.7.2018
15 Temmuz ve Hakan Fidan
9.7.2018
15 Temmuz: Hepimizin zaferi
5.7.2018
Yeni kabine, yeni MYK
28.6.2018
Seçmenin AK Parti’ye mesajı
26.6.2018
Muhalefetin kampanya hatası
21.6.2018
Vicdan terazisi
18.6.2018
24 Haziran direniştir!
14.6.2018
Hedef 1 milyon
11.6.2018
Muhalefete vaat önerileri
7.6.2018
Prompter bozulursa
4.6.2018
Rezzan el Neccar
31.5.2018
Muhalefet ve hitabet
28.5.2018
Faşizm lekesi silinmez
24.5.2018
Muhasebe
14.5.2018
Kürt meselesi ve 24 Haziran
10.5.2018
İşte böyle! Çok güzel! Devam!
7.5.2018
İnChe
3.5.2018
Doğmamış çatı adaya ağıtlar
30.4.2018
Erken zafer duygusuna dikkat
26.4.2018
Adamlık sınavı
23.4.2018
Çift pusula propagandasına dikkat
19.4.2018
Aday adaylarına tavsiyeler…
16.4.2018
İktidar ve iktisat
12.4.2018
İnsana dokunmak
9.4.2018
Hülâgû gelmeden…
5.4.2018
Fransa yeniden Suriye’de
2.4.2018
Hiçbir FETÖ’cü emniyette değil
29.3.2018
AB’nin anlamadığı…
26.3.2018
“Din Uğruna”
22.3.2018
Bu PKK’lılar neden öldü?
15.3.2018
Yüzsüzlüğün bu kadarı!
13.3.2018
Büyük cihada hoş geldiniz!
8.3.2018
Dindarlara baskı mı yapılıyor?
5.3.2018
Nerede o eski troller!
1.3.2018
‘Allı Turnam’
26.2.2018
28 Şubat ve FETÖ
22.2.2018
FETÖ tamam, ya Fetullahçılık?
19.2.2018
Şantajın hesabı sorulur
15.2.2018
HDP faşizmi çöküyor…
12.2.2018
CHP dış politikada ne söylüyor?
8.2.2018
CHP: Kaos içindeki düzen
5.2.2018
Jin, jiyan, feryat, figan
1.2.2018
PKK’nın kadınları: Jin, jiyan, tecavüz!
29.1.2018
Terörü kaynağında kurutmak
25.1.2018
Kürtler, PKK ve Afrin
22.1.2018
10 soruda Afrin harekâtı
15.1.2018
Necip Fazıl-Nihal Atsız ittifakı
4.1.2018
Vefa
28.12.2017
CHP’nin gazına gelmek…
25.12.2017
Fahreddin Paşa: Biz unuttuk Araplar unutamadı
21.12.2017
Selçuklu Towers Miraç Asansör Hicret Turizm
18.12.2017
Burj el Barajne
11.12.2017
Kudüs: Şimdi ne olacak?
7.12.2017
Korkmayın, titreyin…
4.12.2017
“Akıllı” Fetullahçılar
27.11.2017
Zarrab davasının sonuçları ne olur?
20.11.2017
PKK solu da kaybetti
13.11.2017
Ekim Devrimi: Ölmeseydi 100 yaşında olacaktı
9.11.2017
Karamsarlığa dikkat
7.11.2017
Seçim yok, ekonomi büyüyecek
2.11.2017
Seçimle gelen diktatör yoktur
30.10.2017
Narcos
26.10.2017
Bahtı kara Ankara
23.10.2017
Kavala’ya devrimsel bir dokunuş
19.10.2017
Tezgâh
12.10.2017
McDonald’s, Starbucks, Burger King ve FG
9.10.2017
Bahar temizliği başladı
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Kod8
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları



Kod8