Aydın Ünal

Yeni Şafak



Bookmark and Share

CHP dış politikada ne söylüyor?


12.2.2018 - Bu Yazı 575 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Türkiye’nin mevcut dış politikası karşısında CHP’nin duruşu ve söylemi hepimizi çileden çıkarıyor. Nasıl çıkarmasın ki? Türkiye’ye husumet besleyen kim varsa, CHP onun yanında saf tutuyor. Türkiye’nin bulunduğu coğrafyada daha güçlü ve daha etkin bir aktör olma çabası, İran’dan Irak’a, Suriye’den Mısır’a, Suudi Arabistan’dan İsrail’e, Yunanistan’dan Almanya’ya, Fransa’dan ABD’ye kadar birçok ülkeyi tedirgin ediyor. Hepsiyle birlikte CHP de tedirgin oluyor.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, CHP’nin dış politika anlayışını “ülkeyi ‘sizi AK Parti’den kurtaracağız’ iddiasıyla düşman işgal etse, ellerinde çiçeklerle karşılarlar” ifadesiyle özetlemişti. Önceki gün MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli de CHP’nin dış politika anlayışını “bunlar eski Mısır’da yaşasalar Hz. Musa’ya karşı Firavun’la birleşirlerdi. Bunlar Kerbela’da olsalar Yezid’in yanında saf tutarlardı” diyerek eleştirdi.

Elimizde sayısız örnek var: 15 yıllık AK Parti iktidarında ortaya çıkan uluslararası gerilimlerde CHP’nin nerede durduğuna bakın, birkaç istisna dışında hemen tamamında “AK Parti ya da Recep Tayyip Erdoğan karşıtlığı” görüntüsü altında Türkiye’nin karşısında konumlandığını görürsünüz. CHP, Suriye meselesinde Esed’in, Mısır meselesinde Sisi’nin, Filistin meselesinde İsrail’in, AB ile yaşanan gerilimlerde AB’nin, FETÖ ve PKK meselesinde ABD’nin yanında taraf tutmuştur. Bölgesel meselelerde Tahran’ın, Bağdat’ın, Riyad, Şam, Kahire, Tel-Aviv, Atina, Brüksel, Vaşington ve diğerlerinin söylemiyle CHP’nin söylemi bire bir örtüşmüştür.

CHP’nin dış politikadaki duruşu ve dili anlık tepkilerden oluşmuyor; sadece AK Parti ve Erdoğan karşıtlığına da dayanmıyor. CHP, aslında, tarihi bir arkaplana yaslanarak, belli bir gelenek çerçevesinde ve son derece istikrarlı biçimde uluslararası politika ve dil üretiyor.

CHP, dış politikasını Lozan, daha doğrusu “Lozan Travması” çerçevesinde belirliyor ve bu çerçeveden dışarıya da hiç çıkmıyor.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Yunanistan ziyareti esnasında başlayan Lozan tartışmasında CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu “Lozan namustur” demişti. Son kurultay konuşmasında da Kılıçdaroğlu “Lozan onurumuzdur” ifadesini kullandı.

1923 Temmuz’unda Lozan imzalanmasa, İngilizler İstanbul’dan çekilmez, Cumhuriyet ilan edilemezdi. Şükrü Hanioğlu Hoca’nın ifadesiyle, Lozan imzalanmasa, Sevr masadan kalkmazdı. Türkiye’nin Lozan’ı imzalamaktan başka seçeneği neredeyse yoktu. Sorun şu ki, Lozan görüşmelerine daha tecrübeli, daha uyanık, daha akıllı ve öngörüsü olan temsilciler gönderilebilir, Musul gibi, Ege Adaları gibi sorunlar da çözüme kavuşturulabilirdi.

Sonuçta Lozan, 1. Dünya Savaşı’nda yenilmiş bir ülke olan Türkiye’nin “kerhen” imzaladığı, İzzetbegoviç’in Dayton Antlaşması’nı tanımladığı gibi “acı ilaç” olarak içtiği bir antlaşmaydı. Lozan, Türkiye’ye, “sen şurada, şu sınırlar içinde uslu uslu oturacaksın. Hiçbir şeye karışmayacaksın. Başını kaldırmayacaksın. Ne yaparsak yapalım, sesini çıkarmayacaksın. Uslu çocuk olmazsan cezalandırırız” diyordu.

CHP’nin dış politikası, hatta çoğu zaman iç politikası işte bu korkunun, bu travmanın üzerinde şekillendi.

Türkiye, Lozan’da biçilen dar elbiseyi her zorladığında darbeyle “rayına oturtuldu”; CHP de bu darbelerin her zaman hazırlayıcısı ve destekleyicisi oldu.

CHP’nin bugün dış politikada durduğu yer ve kullandığı dil, 94 yıldır olduğu gibi, Lozan korkusu, Lozan travması ve bunun doğurduğu kompleksten kaynaklanıyor. CHP, Lozan’ı koruma hassasiyetiyle, Türkiye’nin aleyhine her meselede Türkiye’nin hasımlarıyla aynı safta yer alıyor.

CHP’nin öncelikle Lozan’ın kerhen imzalandığını hatırlaması, Lozan’a “namus” diyerek, “onurumuzdur” diyerek celladına olan abartılı aşkından vazgeçmesi gerekiyor.

İkincisi; Lozan’ın koyduğu fiziki sınırlar bir yana, psikolojik sınırların artık mutlaka sorgulanması gerektiğini CHP de anlamalı. Artan nüfusu ve büyüyen ekonomisiyle, tarihi birikimi ve devlet geleneğiyle, Türkiye’nin daha uzun süre Lozan’ın psikolojik bariyerlerine hapsedilemeyeceğini CHP de artık görmeli.

Üçüncüsü ve en önemlisi, Lozan’a sadakatle bağlı kalmak, hatta abartıp “namus, onur” demek Türkiye’nin geleceğini garanti altına almıyor. Cellada aşık olmak kurbanı infazdan kurtarmıyor. 94 yıl önce Lozan’la sınır çizenlerin, yarın bu sınırı Türkiye aleyhine daraltmayacaklarını kim garanti edebilir?

CHP, dış politika üretirken artık Lozan korkusundan, travmasından ve kompleksinden kurtulmalı. Lozan korkusunun ecele faydası olmaz. Lozan’ın psikolojik esaretinden onur duyarak toprağın üzerinde şerefsizce yaşamaktansa, toprağın altında şerefiyle yatmak evladır.

“Korkaklar zafer anıtı dikemezler”… Bununla kalsa iyi: Korku ile ihanet arasındaki çizgi pek incedir.

.

Facebook Yorumları

Kod8
20.9.2018
Hiç yazasım yok…
13.9.2018
Aman dikkat!
10.9.2018
İdlib ve Srebrenica
6.9.2018
Buhara
3.9.2018
Sarı Kosor
30.8.2018
Adalet mülkün temelidir
27.8.2018
Reformları sağlam kazığa bağlamak
23.8.2018
100 yıl önce bir Kurban Bayramı günü…
20.8.2018
Çocuk ve kurban
16.8.2018
AK Parti kongresi, seçim, ekonomi
13.8.2018
AK Parti 17 yaşında
9.8.2018
Kahrolası piyasa!
2.8.2018
Kabadayı devlet
30.7.2018
Sorundan daha büyük sorun: İnkar
26.7.2018
Evdeki büyük tehlike: Youtuberlar
23.7.2018
Siyaset davadan uzaklaşmadan…
16.7.2018
Sıkıcı bir filme dair
12.7.2018
15 Temmuz ve Hakan Fidan
9.7.2018
15 Temmuz: Hepimizin zaferi
5.7.2018
Yeni kabine, yeni MYK
28.6.2018
Seçmenin AK Parti’ye mesajı
26.6.2018
Muhalefetin kampanya hatası
21.6.2018
Vicdan terazisi
18.6.2018
24 Haziran direniştir!
14.6.2018
Hedef 1 milyon
11.6.2018
Muhalefete vaat önerileri
7.6.2018
Prompter bozulursa
4.6.2018
Rezzan el Neccar
31.5.2018
Muhalefet ve hitabet
28.5.2018
Faşizm lekesi silinmez
24.5.2018
Muhasebe
14.5.2018
Kürt meselesi ve 24 Haziran
10.5.2018
İşte böyle! Çok güzel! Devam!
7.5.2018
İnChe
3.5.2018
Doğmamış çatı adaya ağıtlar
30.4.2018
Erken zafer duygusuna dikkat
26.4.2018
Adamlık sınavı
23.4.2018
Çift pusula propagandasına dikkat
19.4.2018
Aday adaylarına tavsiyeler…
16.4.2018
İktidar ve iktisat
12.4.2018
İnsana dokunmak
9.4.2018
Hülâgû gelmeden…
5.4.2018
Fransa yeniden Suriye’de
2.4.2018
Hiçbir FETÖ’cü emniyette değil
29.3.2018
AB’nin anlamadığı…
26.3.2018
“Din Uğruna”
22.3.2018
Bu PKK’lılar neden öldü?
15.3.2018
Yüzsüzlüğün bu kadarı!
13.3.2018
Büyük cihada hoş geldiniz!
8.3.2018
Dindarlara baskı mı yapılıyor?
5.3.2018
Nerede o eski troller!
1.3.2018
‘Allı Turnam’
26.2.2018
28 Şubat ve FETÖ
22.2.2018
FETÖ tamam, ya Fetullahçılık?
19.2.2018
Şantajın hesabı sorulur
15.2.2018
HDP faşizmi çöküyor…
12.2.2018
CHP dış politikada ne söylüyor?
8.2.2018
CHP: Kaos içindeki düzen
5.2.2018
Jin, jiyan, feryat, figan
1.2.2018
PKK’nın kadınları: Jin, jiyan, tecavüz!
29.1.2018
Terörü kaynağında kurutmak
25.1.2018
Kürtler, PKK ve Afrin
22.1.2018
10 soruda Afrin harekâtı
15.1.2018
Necip Fazıl-Nihal Atsız ittifakı
4.1.2018
Vefa
28.12.2017
CHP’nin gazına gelmek…
25.12.2017
Fahreddin Paşa: Biz unuttuk Araplar unutamadı
21.12.2017
Selçuklu Towers Miraç Asansör Hicret Turizm
18.12.2017
Burj el Barajne
11.12.2017
Kudüs: Şimdi ne olacak?
7.12.2017
Korkmayın, titreyin…
4.12.2017
“Akıllı” Fetullahçılar
27.11.2017
Zarrab davasının sonuçları ne olur?
20.11.2017
PKK solu da kaybetti
13.11.2017
Ekim Devrimi: Ölmeseydi 100 yaşında olacaktı
9.11.2017
Karamsarlığa dikkat
7.11.2017
Seçim yok, ekonomi büyüyecek
2.11.2017
Seçimle gelen diktatör yoktur
30.10.2017
Narcos
26.10.2017
Bahtı kara Ankara
23.10.2017
Kavala’ya devrimsel bir dokunuş
19.10.2017
Tezgâh
12.10.2017
McDonald’s, Starbucks, Burger King ve FG
9.10.2017
Bahar temizliği başladı
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Kod8
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları



Kod8