Aydın Ünal

Yeni Şafak



Bookmark and Share

Çocuk ve kurban


20.8.2018 - Bu Yazı 265 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Kurban Bayramı yaklaşınca rahmetli babamı bir telaş alırdı. Önce ortakları bulur, sonra hayvan pazarına gider, uzun uzun araştırır, kıran kırana pazarlık yapar ve kurbanlığı satın alırdı. Kurbanlık evimize genelde arefe günleri gelir, bir geceyi gecekondumuzun yanındaki kömürlükte geçirirdi. Babam, çalmasınlar diye o gece uyumazdı. Biz de hayvanın gönlünü hoş etmek için önüne yem, su taşır, yaklaşabildiğimiz kadar yaklaşıp okşamaya çalışırdık.

Babamdaki telaşa sabaha doğru büyük de bir kaygı eklenirdi. Hayvanı bağlamak, yatırmak, kesmek başlı başına bir meseleydi. Burnundan solurdu babam, ama bayram olduğu için kimseyi de kırmazdı. Bayram namazının ardından telaş ve kaygı doruk noktasına ulaşırdı. Ortaklar evlerinden bıçaklarıyla, satırlarıyla, masatlarıyla, ipleriyle, kap kacaklarıyla gelir; derince bir kuyu kazılırdı. En son, kalabalığı yararak, kurbanlık hayvan getirilirdi. O anda biz çocuklar için şenlik doruk noktasına ulaşırdı. Büyükler çok ciddi olurlardı. Ellerinde bıçaklarla, gergin yüzleriyle çok korkunç görünürlerdi. Biz ise, birazdan başlayacak koşuşturmanın nasıl seyredeceğini merakla beklerdik. Her kafadan bir ses çıkardı. Herkes talimat verir, yol gösterir, öneride bulunurdu. “Şuradan tut, oradan bağla, burada dur, çocuklar çekilin, hayvana eziyet etmeyin, yavaş, çabuk, hep birlikte, ha gayret” derken hayvan yıkılır, kalabalık üzerine çökerdi.

Sonra kurbanlık direnmeyi bırakırdı… Pes ettiği için değil, nereye gittiğini anladığı için uysallaşırdı. Bıçağa değil, Yaradanına teslim olduğunu hissettirirdi.

Biz çocuklar, Hz. İbrahim’den bu yana devam eden, insanoğlunun bu en kadim ibadetini izlemek için yerlerimizi alırdık. Teşrik tekbirleri eşliğinde, o koca bıçak, o koca hayvanın boğazıyla buluşur, alemi bir sessizlik sarar, sadece kıpkızıl kanın fışkırması duyulurdu.

O muhteşem manzarayı izlerken, ne çocuk ruhumuz incinir, ne korkar, ne ürkerdik. “Travma” gibi süslü, modern kavramların olmadığı zamanlardı. Annelerimizin anlattığı İbrahim-İsmail hadisesi gözlerimizin önünde canlanırdı. O tarifsiz manzaraya şahit olduğumuz için kalbimize merhamet dolardı. O bıçağın boğaza değdiğini, o kanın fışkırdığını, o canın çıktığını gördüğümüz için hayatın, ölümün, teslimiyetin, cömertliğin, fedakarlığın, ama en çok da merhametin manasını, kıymetini anlardık. Dünyanın bütün mazlumlarını anlardık o anda; ölen çocukların acısını hissederdik, yavrusunu yitiren annenin, babanın yürek halini kuşanırdık. Zulme ve şirke direnişin, itirazın ve isyanın peygamberi Hz. İbrahim’in Rabbine itaatini; Hacer’in biricik oğlu İsmail’in babasına ve Rabbine uysallıkla teslimiyetini kavrardık.

Kurbanın kanı toprağa fışkırırken, biz küçücük çocuklar, tam da o anda, büyür, olgunlaşırdık. Bir kurban Rabbine yaklaşırken, biz de küçük yüreklerimizde büyük yolculuklara çıkardık.

Kurban canını teslim ettiğinde, babamın üzerindeki o büyük yük kalkıverirdi. Bıçak, onun da ağzını açardı. İki rekat namaz kılar, çayını içer, sigarasını yakar, gülmeye, güldürmeye başlardı.

Her iş bitip, ortalık temizlenip, misafirler evlerine çekilince, kurbanın başka bir güzel çehresi ortaya çıkardı. İnternet ve telefon yoktu ama mahallede kimlerin kurban kesmediği bilgisi anında her komşuya ulaşırdı. Annem, içi et dolu tabakları elimize tutuşturur, evleri tarif eder, “çabuk gelin” diye bizi gönderirdi. Hiç tanımadığımız insanların kapılarını çalar, tabağı uzatırdık. Kendimizi tanıtmaya gerek yoktu. Etin kimden geldiğinin bilinmesine ihtiyaç yoktu. Ev sahibinin yüzündeki bayram havasını görmek, bizim için de, bizi gönderen anne-babalarımız için de yeterliydi.

O günler, Kudüs’ü kurtarmanın, Afrika’daki açı doyurmanın, uzak Asya’daki mazlumun elinden tutmanın, önce mahalledeki komşuya ulaşmayla mümkün olacağına inanılan günlerdi. O günler, zekatın, sadakanın ve kurbanın ayrı ayrı ibadetler olduğu günlerdi. O günler güzel günlerdi.

Yarın Kurban Bayramı… Mümkünse kurban kesin, mümkünse kurbanınızı kendiniz kesin, en azından başında durun. 7-8 yaşındaki çocuklarınızın, o muhteşem, o kadim, o İbrahimi ibadeti seyretmelerini, o bıçağı, o kanı, o canın çıkışını izlemelerini sağlayın. Çocukların o manzarayı seyredip, merhametli birer Müslüman olmalarını temin edin. Hayvanları sevip insanlardan nefret eden değil; bir hayvanın kurban edilişini izleyip, hayvana ve en çok da insana merhamet duyan çocuklar yetiştirin.

Kurban Bayramımız kutlu, mübarek olsun. Bayram inşallah bayram gibi olsun. Kurbanlarınız Hak katında makbul olsun. Arafat’ta “Lebbeyk” diyerek yakaran kardeşlerimizin haccı mebrur olsun.

Rabbim, hesabın görüleceği o günde bizi bağışla! Annemizi, babamızı bağışla! Bütün Mü’minleri bağışla! Amin.

.

Facebook Yorumları

Kod8
20.11.2018
Yerel seçim ve riskler
15.11.2018
Biz buraya nasıl geldik?
12.11.2018
“Yakarsa dünyayı garipler yakar”
8.11.2018
Dikkat, PKK dönüşüyor
1.11.2018
Tarih-resmî tarih
30.10.2018
100. yıldönümünde Mondros Mütarekesi
22.10.2018
Osmanlı’nın son savaşı
18.10.2018
Medine’de son Cuma (2)
15.10.2018
Şanlı Medine Direnişi - 1
11.10.2018
Hicaz’ı nasıl kaybettik?
8.10.2018
Yeter ki Enver gitsin!
4.10.2018
Büyük Nablus bozgunu
1.10.2018
Kara Ekim
28.9.2018
Yerel seçime doğru – 2
24.9.2018
Yerel seçime doğru – 1
20.9.2018
Hiç yazasım yok…
13.9.2018
Aman dikkat!
10.9.2018
İdlib ve Srebrenica
6.9.2018
Buhara
3.9.2018
Sarı Kosor
30.8.2018
Adalet mülkün temelidir
27.8.2018
Reformları sağlam kazığa bağlamak
23.8.2018
100 yıl önce bir Kurban Bayramı günü…
20.8.2018
Çocuk ve kurban
16.8.2018
AK Parti kongresi, seçim, ekonomi
13.8.2018
AK Parti 17 yaşında
9.8.2018
Kahrolası piyasa!
2.8.2018
Kabadayı devlet
30.7.2018
Sorundan daha büyük sorun: İnkar
26.7.2018
Evdeki büyük tehlike: Youtuberlar
23.7.2018
Siyaset davadan uzaklaşmadan…
16.7.2018
Sıkıcı bir filme dair
12.7.2018
15 Temmuz ve Hakan Fidan
9.7.2018
15 Temmuz: Hepimizin zaferi
5.7.2018
Yeni kabine, yeni MYK
28.6.2018
Seçmenin AK Parti’ye mesajı
26.6.2018
Muhalefetin kampanya hatası
21.6.2018
Vicdan terazisi
18.6.2018
24 Haziran direniştir!
14.6.2018
Hedef 1 milyon
11.6.2018
Muhalefete vaat önerileri
7.6.2018
Prompter bozulursa
4.6.2018
Rezzan el Neccar
31.5.2018
Muhalefet ve hitabet
28.5.2018
Faşizm lekesi silinmez
24.5.2018
Muhasebe
14.5.2018
Kürt meselesi ve 24 Haziran
10.5.2018
İşte böyle! Çok güzel! Devam!
7.5.2018
İnChe
3.5.2018
Doğmamış çatı adaya ağıtlar
30.4.2018
Erken zafer duygusuna dikkat
26.4.2018
Adamlık sınavı
23.4.2018
Çift pusula propagandasına dikkat
19.4.2018
Aday adaylarına tavsiyeler…
16.4.2018
İktidar ve iktisat
12.4.2018
İnsana dokunmak
9.4.2018
Hülâgû gelmeden…
5.4.2018
Fransa yeniden Suriye’de
2.4.2018
Hiçbir FETÖ’cü emniyette değil
29.3.2018
AB’nin anlamadığı…
26.3.2018
“Din Uğruna”
22.3.2018
Bu PKK’lılar neden öldü?
15.3.2018
Yüzsüzlüğün bu kadarı!
13.3.2018
Büyük cihada hoş geldiniz!
8.3.2018
Dindarlara baskı mı yapılıyor?
5.3.2018
Nerede o eski troller!
1.3.2018
‘Allı Turnam’
26.2.2018
28 Şubat ve FETÖ
22.2.2018
FETÖ tamam, ya Fetullahçılık?
19.2.2018
Şantajın hesabı sorulur
15.2.2018
HDP faşizmi çöküyor…
12.2.2018
CHP dış politikada ne söylüyor?
8.2.2018
CHP: Kaos içindeki düzen
5.2.2018
Jin, jiyan, feryat, figan
1.2.2018
PKK’nın kadınları: Jin, jiyan, tecavüz!
29.1.2018
Terörü kaynağında kurutmak
25.1.2018
Kürtler, PKK ve Afrin
22.1.2018
10 soruda Afrin harekâtı
15.1.2018
Necip Fazıl-Nihal Atsız ittifakı
4.1.2018
Vefa
28.12.2017
CHP’nin gazına gelmek…
25.12.2017
Fahreddin Paşa: Biz unuttuk Araplar unutamadı
21.12.2017
Selçuklu Towers Miraç Asansör Hicret Turizm
18.12.2017
Burj el Barajne
11.12.2017
Kudüs: Şimdi ne olacak?
7.12.2017
Korkmayın, titreyin…
4.12.2017
“Akıllı” Fetullahçılar
27.11.2017
Zarrab davasının sonuçları ne olur?
20.11.2017
PKK solu da kaybetti
13.11.2017
Ekim Devrimi: Ölmeseydi 100 yaşında olacaktı
9.11.2017
Karamsarlığa dikkat
7.11.2017
Seçim yok, ekonomi büyüyecek
2.11.2017
Seçimle gelen diktatör yoktur
30.10.2017
Narcos
26.10.2017
Bahtı kara Ankara
23.10.2017
Kavala’ya devrimsel bir dokunuş
19.10.2017
Tezgâh
12.10.2017
McDonald’s, Starbucks, Burger King ve FG
9.10.2017
Bahar temizliği başladı
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Kod8
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları



Kod8