Aydın Ünal

Yeni Şafak



Bookmark and Share

Yeter ki Enver gitsin!


8.10.2018 - Bu Yazı 237 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 100 yıl önce, tam da bu günlerde, Osmanlı, Yıldırım Orduları Grubu Nablus’tan başlayarak Halep’e kadar hızla geri çekilmişti. Osmanlı Ordusu Nablus’u, Şeria’yı, Amman, Dera, Beyrut, Hama, Humus, Şam’ı boşaltırken, İngiliz ordusu ve onlarla işbirliği yapan Şerif Hüseyin kuvvetleri bu kentleri işgal ediyordu.

13 Ekim 1918’de Genelkurmay Başkanı Enver Paşa Halep’te Mustafa Kemal komutasındaki 7. Ordu’ya bir emir göndermiş, “vatanın bir karış toprağını bile bırakmamak için ordunun fedakârlık göstermesi şeref ve namus gereğidir” demişti. 7. Ordu Halep’te de durmadı; Toroslar’a kadar geri çekildi.

Filistin hezimeti, dönemin ordu komutanları üzerinde uzunca bir süre kara leke olarak kaldı. Mustafa Kemal, Suphi Nur’un hatıratına aldığı, İleri Gazetesi’nde yayınlanan ve muhatabı belli olmayan 7 Ekim 1918 tarihli bir telgrafta kendisini savunuyordu: “Enver Paşa gibi bir ahmak olmasaydı… şaşkın tavuk gibi öteye beriye iltica eden Cevad Paşa bulunmasaydı, hiçbir askeri harekatı takdir edemeyen bir 4. Ordu kumandanı (Cemal Paşa) bulunmasaydı ve… hiçbir etkisi ve nüfuzu kalmayan Grup Karargahı (Liman von Sanders) olmasa idi, böylesine bir hezimet ve rezalet meydana gelmezdi.”

Suphi Nur, hatıratında, bu telgrafı naklettikten ve Mustafa Kemal’i istihza ile haklı bulduktan sonra “Keşke Miralay İsmet’in (İnönü) savaştan firar ettiğini de belirtseydi” der. Suphi Nur, Yunanlıların İzmir yenilgisi ile Filistin bozgunu mukayese edildiğinde Yunan komutanların askerlerinden ayrılmayıp teslim olduklarını, Yıldırım Orduları kumandanları Mustafa Kemal, Cevad, Cemal, Refet, İsmet, Ali Fuat Paşaların ise kıtalarını teslim edip kendilerinin teslim olmadığını, Liman von Sanders’in komutanlarından daha babayiğit davrandığını yazar.

Filistin hezimetinin ve rezaletinin nedeni açıktır: Dönemin neredeyse tüm Osmanlı askeri ve sivil bürokrasisi çürümüşlük, kokuşmuşluk içindedir. Anadolu’nun yoksul Mehmetleri 5 ayrı cephede kahramanca can verirken, İstanbul’da kıran kırana koltuk, rütbe, paye, makam kavgası verilmektedir. Liyakat diye bir kavram kalmamış, ilişkiler, irtibatlar, akrabalıklar, nüfuz, iltimas öne çıkmıştır. Asker savaşlardan, halk yoksulluktan kırılırken, memleket yanarken, İstanbul, ihtiras, ayak kaydırma, intikam, kumpas, komplo, entrikalar içinde, koltuk, paye, rütbe, makam uğruna vatanı adeta çarçur etmektedir. O kadar ki, mütarekeden, koca çınarın çöküşünden, hatta İstanbul’un işgalinden sonra dahi bu çekişmeler bitmemiştir.

Filistin hezimeti de bu çürümüşlüğün eseridir.

Mustafa Kemal’e, Medine’yi tahliye etmesi için Hicaz Seferi Kuvvetler Komutanlığı görevi verilir; ama o, “Medine’yi terk eden kumandan” unvanı üzerine yapışmasın diye görevi reddeder. 7. Ordu Kumandanlığı’na atanır ama oradan da, Kudüs’ün hiçbir direniş olmadan düşüşüne yol açacak şekilde istifa eder. İstanbul’da Şehzade Vahdettin’le iyi ilişkiler kurar, onunla Almanya’ya gider, Avusturya’da kaplıcalarda kalır. Vahdettin’in padişah olmasıyla birlikte, bakan olmak arzusuyla İstanbul’a gelir. Hayalleri nihayet gerçekleşecektir: “Enveristan” dönemi kapanacak, artık “Kemalistan” dönemi başlayacaktır. Umduğu gibi olmaz. Yeniden 7. Ordu Kumandanlığı’na atanır. Nablus’a giderken gönülsüzdür. “Sana gününü göstereceğim Enver!” hissiyatıyla, öfkeyle, intikam duygusuyla ordunun başına geçer. Sadece iki hafta içinde Nablus’tan Halep’e kadar geri çekilir. Çekilirken de hem kendi ordusu, hem diğer ordular ağır kayıp verirler.

Enver Paşa’nın “vatanın bir karış toprağını dahi bırakmamak şeref ve namus gereğidir” emri artık havada kalmıştır. Zira bu emir, Halep’e kadar çekilmiş ve daha da çekilecek Mustafa Kemal’e ulaştığında, zaten “Enver de gününü görmüştür!” Kabine istifa etmiş, “Enveristan” dönemi tamamen kapanmıştır.

1913 yılında “Edirne’ye Enver gireceğine Bulgar girsin” sözüyle somutlaşan ve Osmanlı idarecilerinin artık nasıl bir gözü dönmüşlük, nasıl bir aymazlık içinde olduğunu gösteren hal, Filistin hezimetinin yegane sebebidir: Filistin, Suriye, Lübnan, Irak, Makedonya, Kudüs, Şam, Bağdat, Beyrut, Halep ve daha nice şehir kaybedilmiştir. Nihayetinde Enver gitmiştir ya, bu toprakların, bu şehirlerin hiçbir önemi, değeri yoktur!

Esasen, bu çürümüşlük ta 1683’te, Viyana kuşatması sırasında başlamış, çöküşün ilk adımı Viyana önlerinde atılmıştır. Merzifonlu Kara Mustafa Paşa, Viyana önlerinde, Kırım Hanı Giray’ı bir mecliste aşağılamış, Giray Han da kuşatmayı kırmaya gelen Leh askerlerine dokunmamış, “Sen bu Osmanlı’nın bize itdüği cevri bilmezsin. Bu düşmanın kovalanması benim için hiçbir şeydir ve bu işin dinimize ihanet olduğunu da bilirim. Ama isterim ki onlar kaç paralık adam olduklarını görsünler. Tatar’ın kıymetini anlasınlar” dediği rivayet edilmiştir.

Avni Paşa hatıratında naklediyor: “(Mustafa Kemal Paşa) nihayet Adana’dan şimşek hızıyla özel bir tren ile İstanbul’a hareket etmişti. Bu tren Konya’dan geçerken, Konya civarında Çumra İstasyonu’nda aynı trene ben de katıldım ve birlikte İstanbul’a geldim. Mustafa Kemal Paşa adeta Harbiye Nazırı sıfatıyla İstanbul’a geliyor idi. Maltepe’ye vardığımızda satın alınan bir gazeteden İzzet Paşa kabinesinin düştüğünü ve Tevfik Paşa kabinesiyle Harbiye Nezareti’ne Abdullah Paşa’nın tayinini okuduğu zaman, pek çok sıkıldığını saklayamadı.”

100 yıl önce, Enver’in gitmesi uğruna Filistin, Suriye, Lübnan kaybedilmişti; “Enverland” benzeri bir ülke hayali ise biraz daha vakit alacaktı…

.

Facebook Yorumları

Kod8
17.12.2018
Yeni bir Gezi olur mu?
10.12.2018
Kara yazı
6.12.2018
Heybetli hikmetli hâkim
29.11.2018
Magazin terörü
26.11.2018
Aday belirlemek artık kolay değil
22.11.2018
Aday çok, ya vizyon?
20.11.2018
Yerel seçim ve riskler
15.11.2018
Biz buraya nasıl geldik?
12.11.2018
“Yakarsa dünyayı garipler yakar”
8.11.2018
Dikkat, PKK dönüşüyor
1.11.2018
Tarih-resmî tarih
30.10.2018
100. yıldönümünde Mondros Mütarekesi
22.10.2018
Osmanlı’nın son savaşı
18.10.2018
Medine’de son Cuma (2)
15.10.2018
Şanlı Medine Direnişi - 1
11.10.2018
Hicaz’ı nasıl kaybettik?
8.10.2018
Yeter ki Enver gitsin!
4.10.2018
Büyük Nablus bozgunu
1.10.2018
Kara Ekim
28.9.2018
Yerel seçime doğru – 2
24.9.2018
Yerel seçime doğru – 1
20.9.2018
Hiç yazasım yok…
13.9.2018
Aman dikkat!
10.9.2018
İdlib ve Srebrenica
6.9.2018
Buhara
3.9.2018
Sarı Kosor
30.8.2018
Adalet mülkün temelidir
27.8.2018
Reformları sağlam kazığa bağlamak
23.8.2018
100 yıl önce bir Kurban Bayramı günü…
20.8.2018
Çocuk ve kurban
16.8.2018
AK Parti kongresi, seçim, ekonomi
13.8.2018
AK Parti 17 yaşında
9.8.2018
Kahrolası piyasa!
2.8.2018
Kabadayı devlet
30.7.2018
Sorundan daha büyük sorun: İnkar
26.7.2018
Evdeki büyük tehlike: Youtuberlar
23.7.2018
Siyaset davadan uzaklaşmadan…
16.7.2018
Sıkıcı bir filme dair
12.7.2018
15 Temmuz ve Hakan Fidan
9.7.2018
15 Temmuz: Hepimizin zaferi
5.7.2018
Yeni kabine, yeni MYK
28.6.2018
Seçmenin AK Parti’ye mesajı
26.6.2018
Muhalefetin kampanya hatası
21.6.2018
Vicdan terazisi
18.6.2018
24 Haziran direniştir!
14.6.2018
Hedef 1 milyon
11.6.2018
Muhalefete vaat önerileri
7.6.2018
Prompter bozulursa
4.6.2018
Rezzan el Neccar
31.5.2018
Muhalefet ve hitabet
28.5.2018
Faşizm lekesi silinmez
24.5.2018
Muhasebe
14.5.2018
Kürt meselesi ve 24 Haziran
10.5.2018
İşte böyle! Çok güzel! Devam!
7.5.2018
İnChe
3.5.2018
Doğmamış çatı adaya ağıtlar
30.4.2018
Erken zafer duygusuna dikkat
26.4.2018
Adamlık sınavı
23.4.2018
Çift pusula propagandasına dikkat
19.4.2018
Aday adaylarına tavsiyeler…
16.4.2018
İktidar ve iktisat
12.4.2018
İnsana dokunmak
9.4.2018
Hülâgû gelmeden…
5.4.2018
Fransa yeniden Suriye’de
2.4.2018
Hiçbir FETÖ’cü emniyette değil
29.3.2018
AB’nin anlamadığı…
26.3.2018
“Din Uğruna”
22.3.2018
Bu PKK’lılar neden öldü?
15.3.2018
Yüzsüzlüğün bu kadarı!
13.3.2018
Büyük cihada hoş geldiniz!
8.3.2018
Dindarlara baskı mı yapılıyor?
5.3.2018
Nerede o eski troller!
1.3.2018
‘Allı Turnam’
26.2.2018
28 Şubat ve FETÖ
22.2.2018
FETÖ tamam, ya Fetullahçılık?
19.2.2018
Şantajın hesabı sorulur
15.2.2018
HDP faşizmi çöküyor…
12.2.2018
CHP dış politikada ne söylüyor?
8.2.2018
CHP: Kaos içindeki düzen
5.2.2018
Jin, jiyan, feryat, figan
1.2.2018
PKK’nın kadınları: Jin, jiyan, tecavüz!
29.1.2018
Terörü kaynağında kurutmak
25.1.2018
Kürtler, PKK ve Afrin
22.1.2018
10 soruda Afrin harekâtı
15.1.2018
Necip Fazıl-Nihal Atsız ittifakı
4.1.2018
Vefa
28.12.2017
CHP’nin gazına gelmek…
25.12.2017
Fahreddin Paşa: Biz unuttuk Araplar unutamadı
21.12.2017
Selçuklu Towers Miraç Asansör Hicret Turizm
18.12.2017
Burj el Barajne
11.12.2017
Kudüs: Şimdi ne olacak?
7.12.2017
Korkmayın, titreyin…
4.12.2017
“Akıllı” Fetullahçılar
27.11.2017
Zarrab davasının sonuçları ne olur?
20.11.2017
PKK solu da kaybetti
13.11.2017
Ekim Devrimi: Ölmeseydi 100 yaşında olacaktı
9.11.2017
Karamsarlığa dikkat
7.11.2017
Seçim yok, ekonomi büyüyecek
2.11.2017
Seçimle gelen diktatör yoktur
30.10.2017
Narcos
26.10.2017
Bahtı kara Ankara
23.10.2017
Kavala’ya devrimsel bir dokunuş
19.10.2017
Tezgâh
12.10.2017
McDonald’s, Starbucks, Burger King ve FG
9.10.2017
Bahar temizliği başladı
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Kod8
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları



Kod8