Aydın Ünal

Yeni Şafak



Bookmark and Share

100. yıldönümünde Mondros Mütarekesi


30.10.2018 - Bu Yazı 155 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

1. Dünya Savaşı 1914 yılında başladı. Osmanlı Devleti’nin taraf olmaktan, bu savaşa girmekten başka seçeneği yoktu. Irak ve Hicaz’daki petrol Batılı devletlerin iştahını kabartıyordu. İstanbul merkezli hilafet Müslümanları bir arada tutuyordu. Filistin topraklarında bir Yahudi devleti kurulması için çalışmalar hızlanmıştı. Yunanistan, Ermenistan topraklarımızda hak iddia ediyordu. Haçlılar, bin yıldır yeniliyor, Müslümanlar karşısında zafer kazanmak için yanıp tutuşuyorlardı…

1. Cihan Harbi, bu ve buna benzer birçok emeli gerçekleştirmek arzusundaki Batı için büyük fırsattı. Daha savaş başlamadan Osmanlı toprakları paylaşılmıştı. Osmanlı sınırları içinde ulusçuluk fitnesi ateşlenmişti. İstanbul, art arda yaşanan badirelerin de etkisiyle, devlet adamlarının ve komutanların, memleketi düşünmekten ziyade kendi ikbal ve koltukları için kavga ettiği bir arenaya dönüşmüştü.

Batı’nın iştahı, Osmanlı’nın vurdumduymazlığı ve ihanet bir araya gelince, yenilgi kaçınılmazdı.

3 kıtaya hükmeden, sınırları İran sınırından Atlas Okyanusu’na, Hint Okyanusu’ndan Karadeniz’e uzanan Osmanlı Cihan Devleti, 1. Dünya Savaşı’nın son günlerinde artık Anadolu’ya sıkışmıştı. Düşman Musul’a, İskenderun’a kadar gelmişti; İstanbul’a girmesi an meselesiydi.

100 yıl önce, tam da bugün, 30 Ekim 1918’de, Limni Adası’nın Mondros Limanı’na demirlemiş Agamemnon Gemisi’nde, Osmanlı heyeti ile İngilizler arasında ateşkes imzalandı.

Ateşkes metni İngiliz, Fransız ve İtalyanlar tarafından çok önceden hazırlanmıştı. Üzerinde iyi çalışılmıştı. Mondros Mütarekesi savaşı bitirecek ama işgali, paylaşımı sona erdirmeyecekti. Osmanlı heyeti ise hem tecrübesiz, hem de hazırlıksızdı. Birkaç cılız itirazın sağladığı küçük değişikliklerle mütareke metni kabul edildi ve imzalandı.

25 maddeden oluşan Mondros Mütarekesi, Osmanlı devletini ve milleti esir ediyordu. Mezopotamya, Kilikya, Suriye gibi sınırları tam belli olmayan coğrafi kavramlarla; “önemli stratejik noktalar”, “Müttefiklerin güvenliğinin tehlikeye düşmesi durumunda”, “karışıklık çıkması durumunda” gibi müphem ifadelerle Osmanlı topraklarında her türlü tasarrufa kapı aralanıyordu.

Mütarekenin 1. Maddesi adeta Çanakkale’nin intikamıydı: Boğazlar düşman gemilerine açılacaktı.

5. Madde, Osmanlı Ordusu’nun terhis edilmesi şartını koşuyordu.

7. Madde ölüm fermanıydı: Düşmana, istediği stratejik noktayı işgal hakkı veriyordu.

24. Madde neredeyse Osmanlı topraklarında bir Ermeni devletinin ilanıydı.

Diğer maddelerde de, bir devletin egemenliğine ait ne varsa, telsiz-telefon görüşmeleri dahil, madenler, tren yolları dahil, el konuluyordu. Mütarekeden hemen sonra, antlaşmaya aykırı olarak, Musul, İskenderun işgal edilecek, İstanbul’a asker çıkarılacaktı.

Mondros Mütarekesi, bir ateşkes antlaşması değil, bir idam fermanıydı. İnfaz sonradan gelecekti. İnfaz, önce Sevr ile, ardından Lozan ile yapılacaktı. Saltanatın ve hilafetin kaldırılması bile infaz sürecini bitirmeyecekti.

Osmanlı Cihan Devleti’nin “resmi” olarak ne zaman yıkıldığına dair ihtilaf var: Kimileri 1 Kasım 1922’de saltanatın kaldırılmasıyla bitti diyor, kimileri Lozan’da, kimileri Cumhuriyet’in ilanıyla bitti diyor. “Hiç bitmedi, Osmanlı hiç yıkılmadı” diyen de var.

Resmi tarih bir yana, Osmanlı Cihan Devleti, “fiilen”, 30 Ekim 1918’de, Mondros Mütarekesi’ni imzaladığı gün yere yığıldı. 1299’da Söğüt’te filiz veren koca çınar, 619 yıl sonra, Mondros’ta devrildi.

Mondros bir devrin sonunu getirdiği kadar yeni başlangıçlara da kapı açtı. İngiliz, Fransız ve İtalyanların, Irak, Suriye, Lübnan, Arabistan, Yemen, Ürdün gibi örneklerde olduğu gibi, işgal ettikleri topraklarda uzun süre kalma niyetleri yoktu; işgal ettikleri ülkeleri “kontrol altına” alıp gideceklerdi. Osmanlı ordularının hepsi, Suriye ve Filistin’de olduğu gibi, kendi komutanları tarafından perişan edilmemişti. Örneğin, Kazım Karabekir’in birlikleri doğuda; Ali İhsan Paşa’nın 6. Ordusu güneyde ayaktaydı ve teslim olmamışlardı. Kurtuluş Savaşı’nda bu ordularla Yunan Ordusu’na karşı verilen savaş zaferle sonuçlanınca, İngilizler haritada son rötuşları yapıp çekilmeye karar verdiler. Lozan imzalandı, İngilizler İstanbul’dan gitti, Cumhuriyet ilan edildi.

Mondros’un üzerinden bugün itibariyle tam 100 yıl geçti. Babalarımıza da, bize de, çocuklarımıza da, tarihin 19 Mayıs 1919’da başladığı öğretildi ve öğretiliyor. Oysa Mondros’u anlamadan, öncesi ve sonrasını anlamadan ne Milli Mücadele, ne Cumhuriyet anlaşılabilir. Mondros’la başlayan süreci anlamadan, ne Türkiye’nin sistemi, ne siyaseti, ne iktisadı, ne dış politikası, ne eğitimi, ne de kültürü anlaşılabilir.

Mondros’u anlamadan, üzerimize karabasan gibi çöken Lozan anlaşılamaz. Mondros’u anlamadan, 27 Mayıs anlaşılamaz, 15 Temmuz anlaşılamaz. Mondros’u anlamadan, ne Filistin meselesi, ne Irak ve Suriye meselesi, ne Kürt meselesi, ve hatta ne de Kaşıkçı cinayeti anlaşılamaz.

1. Cihan Harbi sonunda Türkiye’nin de, bölge ülkelerinin de ayaklarına prangalar takıldı. Menderes bu prangadan şikayet ettiği için idam edildi. Recep Tayyip Erdoğan, bu prangayı sorguladığı için, bu prangayı kırmaya hamle ettiği için bu kadar saldırıya maruz kalıyor.

Mondros, coğrafyamıza takılan pranganın ilk halkasıdır. İlk halkayı öncesi ve sonrasıyla cesaretle sorgulamadan o pranga kırılamaz.

.

Facebook Yorumları

Kod8
10.12.2018
Kara yazı
6.12.2018
Heybetli hikmetli hâkim
29.11.2018
Magazin terörü
26.11.2018
Aday belirlemek artık kolay değil
22.11.2018
Aday çok, ya vizyon?
20.11.2018
Yerel seçim ve riskler
15.11.2018
Biz buraya nasıl geldik?
12.11.2018
“Yakarsa dünyayı garipler yakar”
8.11.2018
Dikkat, PKK dönüşüyor
1.11.2018
Tarih-resmî tarih
30.10.2018
100. yıldönümünde Mondros Mütarekesi
22.10.2018
Osmanlı’nın son savaşı
18.10.2018
Medine’de son Cuma (2)
15.10.2018
Şanlı Medine Direnişi - 1
11.10.2018
Hicaz’ı nasıl kaybettik?
8.10.2018
Yeter ki Enver gitsin!
4.10.2018
Büyük Nablus bozgunu
1.10.2018
Kara Ekim
28.9.2018
Yerel seçime doğru – 2
24.9.2018
Yerel seçime doğru – 1
20.9.2018
Hiç yazasım yok…
13.9.2018
Aman dikkat!
10.9.2018
İdlib ve Srebrenica
6.9.2018
Buhara
3.9.2018
Sarı Kosor
30.8.2018
Adalet mülkün temelidir
27.8.2018
Reformları sağlam kazığa bağlamak
23.8.2018
100 yıl önce bir Kurban Bayramı günü…
20.8.2018
Çocuk ve kurban
16.8.2018
AK Parti kongresi, seçim, ekonomi
13.8.2018
AK Parti 17 yaşında
9.8.2018
Kahrolası piyasa!
2.8.2018
Kabadayı devlet
30.7.2018
Sorundan daha büyük sorun: İnkar
26.7.2018
Evdeki büyük tehlike: Youtuberlar
23.7.2018
Siyaset davadan uzaklaşmadan…
16.7.2018
Sıkıcı bir filme dair
12.7.2018
15 Temmuz ve Hakan Fidan
9.7.2018
15 Temmuz: Hepimizin zaferi
5.7.2018
Yeni kabine, yeni MYK
28.6.2018
Seçmenin AK Parti’ye mesajı
26.6.2018
Muhalefetin kampanya hatası
21.6.2018
Vicdan terazisi
18.6.2018
24 Haziran direniştir!
14.6.2018
Hedef 1 milyon
11.6.2018
Muhalefete vaat önerileri
7.6.2018
Prompter bozulursa
4.6.2018
Rezzan el Neccar
31.5.2018
Muhalefet ve hitabet
28.5.2018
Faşizm lekesi silinmez
24.5.2018
Muhasebe
14.5.2018
Kürt meselesi ve 24 Haziran
10.5.2018
İşte böyle! Çok güzel! Devam!
7.5.2018
İnChe
3.5.2018
Doğmamış çatı adaya ağıtlar
30.4.2018
Erken zafer duygusuna dikkat
26.4.2018
Adamlık sınavı
23.4.2018
Çift pusula propagandasına dikkat
19.4.2018
Aday adaylarına tavsiyeler…
16.4.2018
İktidar ve iktisat
12.4.2018
İnsana dokunmak
9.4.2018
Hülâgû gelmeden…
5.4.2018
Fransa yeniden Suriye’de
2.4.2018
Hiçbir FETÖ’cü emniyette değil
29.3.2018
AB’nin anlamadığı…
26.3.2018
“Din Uğruna”
22.3.2018
Bu PKK’lılar neden öldü?
15.3.2018
Yüzsüzlüğün bu kadarı!
13.3.2018
Büyük cihada hoş geldiniz!
8.3.2018
Dindarlara baskı mı yapılıyor?
5.3.2018
Nerede o eski troller!
1.3.2018
‘Allı Turnam’
26.2.2018
28 Şubat ve FETÖ
22.2.2018
FETÖ tamam, ya Fetullahçılık?
19.2.2018
Şantajın hesabı sorulur
15.2.2018
HDP faşizmi çöküyor…
12.2.2018
CHP dış politikada ne söylüyor?
8.2.2018
CHP: Kaos içindeki düzen
5.2.2018
Jin, jiyan, feryat, figan
1.2.2018
PKK’nın kadınları: Jin, jiyan, tecavüz!
29.1.2018
Terörü kaynağında kurutmak
25.1.2018
Kürtler, PKK ve Afrin
22.1.2018
10 soruda Afrin harekâtı
15.1.2018
Necip Fazıl-Nihal Atsız ittifakı
4.1.2018
Vefa
28.12.2017
CHP’nin gazına gelmek…
25.12.2017
Fahreddin Paşa: Biz unuttuk Araplar unutamadı
21.12.2017
Selçuklu Towers Miraç Asansör Hicret Turizm
18.12.2017
Burj el Barajne
11.12.2017
Kudüs: Şimdi ne olacak?
7.12.2017
Korkmayın, titreyin…
4.12.2017
“Akıllı” Fetullahçılar
27.11.2017
Zarrab davasının sonuçları ne olur?
20.11.2017
PKK solu da kaybetti
13.11.2017
Ekim Devrimi: Ölmeseydi 100 yaşında olacaktı
9.11.2017
Karamsarlığa dikkat
7.11.2017
Seçim yok, ekonomi büyüyecek
2.11.2017
Seçimle gelen diktatör yoktur
30.10.2017
Narcos
26.10.2017
Bahtı kara Ankara
23.10.2017
Kavala’ya devrimsel bir dokunuş
19.10.2017
Tezgâh
12.10.2017
McDonald’s, Starbucks, Burger King ve FG
9.10.2017
Bahar temizliği başladı
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Kod8
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları



Kod8