Aydın Ünal

Yeni Şafak



Bookmark and Share

“Yakarsa dünyayı garipler yakar”


12.11.2018 - Bu Yazı 207 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 70’lerin sonuydu. Şehrin kenarına tutunmuşuz. Köylü değiliz, şehirli hiç değiliz. Evlerimizin kapılarını kilitlemiyoruz; duvara bir omuz atsalar girerler, içeride de çalacak bir şey bulamazlar. Hırsız bile itibar etmiyor. Yakınlardan silah sesleri geliyor; 17 yaşlarında bir delikanlı yere düşüyor. Umursamıyoruz. Televizyon yok. Seyirlik eğlencemiz açık hava sineması; bir de bombalı pankartları izliyoruz. Hayatın da kıyısındayız, ölümün de. Kızlar evlerden kaçıp mutsuz evlilikler yapıyor. Komşunun oğulları darp ve gasp suçundan hapse düşüyor. Komşu Cemal karısını dövüyor. Sınıf arkadaşım Şevket adam öldürmüş, müebbet yatıyor. Yaşamadığımız kesin, ama ölü de değiliz. Kar evin içine yağıyor, zatürree oluyor ama ölmüyoruz. Verem Hastanesi’nin çöplüğünden bulduğumuz serum lastiklerinden sapan yapıyoruz, ölmüyoruz. Mahalle çeşmesinden kükürtlü su içiyor, ölmüyoruz. “Sağcı” ve “solcu” olmadığımız için dayak yiyor, ölmüyoruz. Arabaların arkasına takılıp düşüyor, frensiz bisikletlerden yuvarlanıyor, ölmüyoruz. Trafik kazalarında, iş kazalarında, karakollarda ölmüyoruz. Kör kurşunlarla ölmüyoruz. Belki de bunun için, büyüklerimizin ellerine silah veriyor, “öldür!” diyorlar; yaşamayanların yaşamayanları öldürmesini izliyoruz. Okumayı duvar yazılarından söküyoruz. Bizi kimse sevmiyor biliyoruz. Asker bizi sevmiyor. Polis bizi hiç sevmiyor. Politika bizi umursamıyor. Devlet bizi bilmiyor. Bir Eylül sabahı, mahalleyi asker kuşatıp, evlerden gençleri yaka paça toplarken devletle tanışıyoruz; devletin de varlığımızdan haberdar olduğunu, epeydir bizi izlediğini o zaman kavrıyoruz. Ülkenin, şehrin, yoksul mahallemizin üzerine büyük sessizlik çöküyor. Konuşmazdık zaten, yine konuşmuyoruz. Belediye otobüslerinde saatlerce dışarıya bakıp sınırsız, sonsuz, prangasız hayaller kurabiliyoruz. Ayakkabı boyarken, simit satarken hayaller kuruyoruz. Atölyelerde, fabrikalarda hayallere dalıp kollarımızı çarklara kaptırıyoruz. Umuttan başka tutunacağımız dal yok; kimi zaman onu bile yitiriyoruz. Cızırtılı radyoda bize hitap etmeyen nutuklar; bir de uzak ülkelerin dillerinde yabancı mı yabancı şarkılar. İşte o günlerde tanıdık Müslüm Gürses’i… Açık hava sinemasında izlediğimiz filmlerinde aslında kendimizi izledik. Nispeten varlıklı komşularımızın pikaplarında kendi sesimizi işittik. “Allah öldürür dünyadan alır / Sen beni öldürdün dünyada bıraktın” derken, “Yaşadım mı öldüm mü” derken tam da bizi anlatıyordu. “Sevda Yüklü Kervanlar”, “İtirazım var”, “İsyankâr”, “Toprak Alsın Muradımı”, “Sevenler Anlar”, “Aldırma Gönül”, “Yeter”, “Ben İnsan Değil miyim”, “Çare Sende Allah’ım”, “Tövbeler Tövbesi”, “Yakarsa Dünyayı Garipler Yakar” derken itirazımızın, isyanımızın, feryadımızın sesi, ağıtı oluyordu. Söyleyemediklerimizi söylüyordu. İçimizdeki fırtınayı dile getiriyordu. Bizi sevmeyenler, bizim sesimizi de sevmediler. Anlamadılar, anlamak istemediler. “Benim şarkımdan ancak sevenler anlar, çekenler anlar, yaşarken her gün ölenler anlar” diyordu Müslüm Gürses; Gülhane konserindeki manzara sorulunca “yas tutuyorlar” demişti. Belki de hayata tutunmamızı sağladı Müslüm Gürses… Orhan Gencebay’la, Ferdi Tayfur’la, sonradan Ahmet Kaya ve daha nicesiyle dertlerimize teselli verdiler, belki de zamansız isyanların, talihsiz intiharların önüne geçtiler. Müslüm Gürses, 2013 yılında vefat etti. Ameliyata girmeden önceki son sözü “hayat zordu, ama güzeldi” olmuştu.

Can Ulkay’ın yönettiği, Timuçin Esen, Şahin Kendirci ve Zerrin Tekindor’un başrollerini oynadığı “Müslüm” filmini seyrederken bir kez daha hatırladım o zor günleri…

Bizi, cami, okul ve en çok da ailemizin çabası sağ salim çıkardı o umutsuzluk sarmalından. Kimileri hiç çıkamadı. Şunu da biliyoruz ki, bugün, az da olsa, o sarmalda, o umutsuzluk çukurunda, şehrin içindeki “kenarlarda-kıyılarda” yaşayanlar hâlâ var. Bizim Müslüm Gürses’imiz vardı; sesimiz oldu. Bugün de garibin-gurebanın sesi olmak bize, hepimize düşer. Zira, “yakarsa dünyayı garipler yakar”.

.

Facebook Yorumları

Kod8
10.12.2018
Kara yazı
6.12.2018
Heybetli hikmetli hâkim
29.11.2018
Magazin terörü
26.11.2018
Aday belirlemek artık kolay değil
22.11.2018
Aday çok, ya vizyon?
20.11.2018
Yerel seçim ve riskler
15.11.2018
Biz buraya nasıl geldik?
12.11.2018
“Yakarsa dünyayı garipler yakar”
8.11.2018
Dikkat, PKK dönüşüyor
1.11.2018
Tarih-resmî tarih
30.10.2018
100. yıldönümünde Mondros Mütarekesi
22.10.2018
Osmanlı’nın son savaşı
18.10.2018
Medine’de son Cuma (2)
15.10.2018
Şanlı Medine Direnişi - 1
11.10.2018
Hicaz’ı nasıl kaybettik?
8.10.2018
Yeter ki Enver gitsin!
4.10.2018
Büyük Nablus bozgunu
1.10.2018
Kara Ekim
28.9.2018
Yerel seçime doğru – 2
24.9.2018
Yerel seçime doğru – 1
20.9.2018
Hiç yazasım yok…
13.9.2018
Aman dikkat!
10.9.2018
İdlib ve Srebrenica
6.9.2018
Buhara
3.9.2018
Sarı Kosor
30.8.2018
Adalet mülkün temelidir
27.8.2018
Reformları sağlam kazığa bağlamak
23.8.2018
100 yıl önce bir Kurban Bayramı günü…
20.8.2018
Çocuk ve kurban
16.8.2018
AK Parti kongresi, seçim, ekonomi
13.8.2018
AK Parti 17 yaşında
9.8.2018
Kahrolası piyasa!
2.8.2018
Kabadayı devlet
30.7.2018
Sorundan daha büyük sorun: İnkar
26.7.2018
Evdeki büyük tehlike: Youtuberlar
23.7.2018
Siyaset davadan uzaklaşmadan…
16.7.2018
Sıkıcı bir filme dair
12.7.2018
15 Temmuz ve Hakan Fidan
9.7.2018
15 Temmuz: Hepimizin zaferi
5.7.2018
Yeni kabine, yeni MYK
28.6.2018
Seçmenin AK Parti’ye mesajı
26.6.2018
Muhalefetin kampanya hatası
21.6.2018
Vicdan terazisi
18.6.2018
24 Haziran direniştir!
14.6.2018
Hedef 1 milyon
11.6.2018
Muhalefete vaat önerileri
7.6.2018
Prompter bozulursa
4.6.2018
Rezzan el Neccar
31.5.2018
Muhalefet ve hitabet
28.5.2018
Faşizm lekesi silinmez
24.5.2018
Muhasebe
14.5.2018
Kürt meselesi ve 24 Haziran
10.5.2018
İşte böyle! Çok güzel! Devam!
7.5.2018
İnChe
3.5.2018
Doğmamış çatı adaya ağıtlar
30.4.2018
Erken zafer duygusuna dikkat
26.4.2018
Adamlık sınavı
23.4.2018
Çift pusula propagandasına dikkat
19.4.2018
Aday adaylarına tavsiyeler…
16.4.2018
İktidar ve iktisat
12.4.2018
İnsana dokunmak
9.4.2018
Hülâgû gelmeden…
5.4.2018
Fransa yeniden Suriye’de
2.4.2018
Hiçbir FETÖ’cü emniyette değil
29.3.2018
AB’nin anlamadığı…
26.3.2018
“Din Uğruna”
22.3.2018
Bu PKK’lılar neden öldü?
15.3.2018
Yüzsüzlüğün bu kadarı!
13.3.2018
Büyük cihada hoş geldiniz!
8.3.2018
Dindarlara baskı mı yapılıyor?
5.3.2018
Nerede o eski troller!
1.3.2018
‘Allı Turnam’
26.2.2018
28 Şubat ve FETÖ
22.2.2018
FETÖ tamam, ya Fetullahçılık?
19.2.2018
Şantajın hesabı sorulur
15.2.2018
HDP faşizmi çöküyor…
12.2.2018
CHP dış politikada ne söylüyor?
8.2.2018
CHP: Kaos içindeki düzen
5.2.2018
Jin, jiyan, feryat, figan
1.2.2018
PKK’nın kadınları: Jin, jiyan, tecavüz!
29.1.2018
Terörü kaynağında kurutmak
25.1.2018
Kürtler, PKK ve Afrin
22.1.2018
10 soruda Afrin harekâtı
15.1.2018
Necip Fazıl-Nihal Atsız ittifakı
4.1.2018
Vefa
28.12.2017
CHP’nin gazına gelmek…
25.12.2017
Fahreddin Paşa: Biz unuttuk Araplar unutamadı
21.12.2017
Selçuklu Towers Miraç Asansör Hicret Turizm
18.12.2017
Burj el Barajne
11.12.2017
Kudüs: Şimdi ne olacak?
7.12.2017
Korkmayın, titreyin…
4.12.2017
“Akıllı” Fetullahçılar
27.11.2017
Zarrab davasının sonuçları ne olur?
20.11.2017
PKK solu da kaybetti
13.11.2017
Ekim Devrimi: Ölmeseydi 100 yaşında olacaktı
9.11.2017
Karamsarlığa dikkat
7.11.2017
Seçim yok, ekonomi büyüyecek
2.11.2017
Seçimle gelen diktatör yoktur
30.10.2017
Narcos
26.10.2017
Bahtı kara Ankara
23.10.2017
Kavala’ya devrimsel bir dokunuş
19.10.2017
Tezgâh
12.10.2017
McDonald’s, Starbucks, Burger King ve FG
9.10.2017
Bahar temizliği başladı
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Kod8



Kod8