Ayşe HÜR

Radikal GAZETESİ



Bookmark and Share

Bir 'Kürt Devleti' Cumhurbaşkanlığı Forsu'na girebilir mi?


08.04.2013 - Bu Yazı 6778 Kez Okundu.
Yorum : 17 - Onay Bekleyenler : 0

 Cumhurbaşkanlığı Forsu'nun birkaç istisna dışında 'yanlış tarih' üzerine inşa edildiği görülüyor. Görünüşe bakılırsa Cumhurbaşkanı Abdullah Gül de bunun farkında.

Bir 'Kürt Devleti' Cumhurbaşkanlığı Forsu'na girebilir mi?

 

Sabah yazarı Emre Aköz’ün 5 Nisan 2013 tarihli yazısında aktardığına göre, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Letonya’nın başkenti Riga’da gazetecilerle sohbet ederken, bir gazetecinin "Kürt barışı sağlanırsa Cumhurbaşkanlığı forsundaki yıldızlar ne olacak? Tarihte kurulmuş 16 Türk devletini temsil eden yıldızlar kaldırılacak mı?" şeklindeki cüretkâr sorusunu yumuşak biçimde savuşturmuş, daha sonra yanına giden Emre Aköz’ün "Efendim illa da yıldızları azaltmak gerekmez ki...Tarihte kurulmuş olan diyelim ki bir Kürt devleti, 17'nci yıldız olarak eklenemez mi?" sorusuna ise cevap vermemiş. Bu ilginç konuşmalar, bu haftaki yazımın esin kaynağı oldu. 

Mustafa Kemal, 1922 yılında Meclis’te yaptığı bir konuşmada Türk milletini Nuh’un oğlu Yafes’e kadar götürür ve “Türkler on beş yüzyıl önce Asya’nın göbeğinde muazzam devletler kurmuştur ve insanlığın her türlü yeteneği onda ortaya çıkmıştır” der. 16 Türk Devleti’ni simgeleyen 16 yıldız ile ortada 17. Türk devleti olan Türkiye Cumhuriyeti’ni simgeleyen güneş figürünü içeren Cumhurbaşkanlığı Forsu’nu bu konuşmanın yapıldığı günlerde Mustafa Kemal’in 20 yıldızlı olarak tasarladığı, 1978’de yıldız sayısının 16’ya düşürüldüğü biliniyor. 1985’ten beri de şimdiki tasarım kullanılıyor ve ‘Türklerin en büyük hasletinin devlet kurmak olduğu’ düşüncesi her fırsatta dile getiriliyor. 

Bu iddialar hakkında fikir belirtmek için önce, ‘Türk’ kime denir sorusuna cevap vermek lazım. İlk kez Çin kaynaklarında ortaya çıkan ‘Tu-kiu’, ‘Tu-Kue’, ‘Tut-kut’, ‘Tolköl’ gibi terimler 9. yüzyıldan itibaren Müslüman kaynakları tarafından ‘Türk’ (çoğulu ‘Türük’ veya ‘Türküt’) olarak çevrilmiş ve Bizans ve Arap literatürüne girmiş. Bazılarına göre bu kelimeler Moğolcada ‘miğfer’ demek olan ‘tulga’dan geliyor. Bazılarına göre ise kelime Türkçe ve ‘güçlü, güçlüler’ anlamına geliyor. 1893’te Yenisey ve Orhun Yazıtları’ndaki bazı kelimeleri ‘Türk’ olarak okuyan Danimarkalı dil bilimci Thomsen’den sonra, terim Batı literatürüne yerleşmiş. 

Gerçek şu ki, ‘Türk’ kelimesinin tam olarak hangi toplumların adı olduğunu henüz bilmiyoruz. Bazı bilim adamları Çinlilerin bütün yabancılara ‘Tu-kui’ dediğini düşünüyor. Bazıları bu terimin ortak bir atadan gelen boyların adı olduğunu ileri sürüyor. Bazıları miğferin piramit şeklinden hareketle, belli bir örgütlenme biçimine sahip toplulukların adı olduğunu söylüyor. Bazıları ortak bir dili konuşan topluluk adı olduğunu ileri sürüyor. Dolayısıyla bu tanımların herhangi birinden hareket edildiğinde Hunlar, Göktürkler, Uygurlar, Karluklar, Çiğiller, Kıpçaklar, Çuvaşlar, Tohsılar, Kırgızlar, Karahanlılar, Oğuzlar, Gagavuzlar, Sahalar, Tıvalar, Hakaslar ‘Türk’ oluyor. Ama ‘şair/düşünür’ (!) İsmet Özel gibi ‘Müslüman olmayan Türk olamaz’ diyerek Ortodoks olan Gagavuzları, Sahaları ve Çuvaşları, Budist olan Tıvaları, kimi Ortodoks kimi Şamanist olan Hakasları ‘Türk’ saymayanların sayısı da az değil. 

Bir başka tartışma da ‘devlet’ deyince anlaşılanlarla ilgili. Beylikler, emirlikler, hakanlıklar, imparatorluklar derken neyin kastedildiği pek açık değil. Açık olduğu durumlarda da bir oluşumun ne zaman başladığı, ne zaman bittiği de net değil. Kriterler net olmayınca bazıları ‘Türk’ devletlerinin sayısını 200’e çıkarır ki, bu kadar çok devlet kurmak, aynı zamanda bu kadar çok devlet batırmak demek olduğu için bunda övünecek bir yan pek yoktur. Öte yandan Cumhurbaşkanlığı Forsu’ndaki 16 devletin hangi kriterlere göre ‘Türk’ sayıldığı tam bir muamma. Neden mi? 

Forsun ilk dört sırası: Hunlar 
Forsta ‘Hun İmparatorluğu’, ‘Batı Hunları’, ‘Avrupa Hunları’ ve ‘Akhunlar’ olarak tam dört yıldızı işgal eden Hunlar, Çin kaynaklarında ‘Hiong-nu’ diye geçiyor. Hiong, Çinliler için Kuzeyli barbar kavimler anlamına geliyor. ‘Nu’ ise köle demek. Hunlar, Çin kaynaklarında yuvarlak koca kafalı, kısık gözlü, geniş burunlu, gür bıyıklı, sivri küçük sakallı, kafasının yanları tıraşlı, arkadan uzun atkuyruklu, kısa boylu, tıknaz adamlar olarak tarif ediliyor. Fizyonomiye dair bu bilgiler, bazı bilim adamlarının Hunların Proto (ön) Moğollar olduğunu düşünmelerine neden olmuş. Ama pek çok bilim adamı da, Hunların ProtoTürkler olduğunu kabul ediyor. 

M. Ö. 204 yılından M.S. 552 yılına kadar hüküm süren bu dört devletin kurucusu olan Hunların, ‘Türk’ olduğu iddiasını ülkemize taşıyan, Türk-İslam Sentezi’nin ideologlarından İbrahim Kafesoğlu’dur. Kafesoğlu iddiasını, sadece Çin kaynaklarından bize kadar gelmiş bazı Türkçe sözcüklere dayandırıyor. Ancak aynı Kafesoğlu, İslam Ansiklopedisi için yazdığı ‘Türkler’ maddesinde, Tabgaç (Kuzey Çin) Devleti’ni anlatırken, “T’ai-wu, 439’da Kansu’daki Hun devletini ortadan kaldırdı. Böylece ünlü ipek yolu güzergâhı tekrar Türk hâkimiyetine girdi” diyerek aslında kendi teorisine inanmadığını gösteriyor. Batı Hun Devleti’nin, 1983 yılında kurulan Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ne yer açmak için bir ara forstan çıkarıldığını da hatırlatalım. 

Ti-kuiler ve Göktürkler 
Forsta 5. sırada yer alan Göktürk İmparatorluğu’nun ‘Türklüğü’ hakkında bilgilerimiz ise 7. yüzyıla ait Çin kroniklerinden geliyor. Bunlara göre Göktürklerin (kaynakta Hiong-nu’lar diye geçer) atası, 439'da Tabgaç (Kuzey Çin Krallığı) katliamından kurtularak Avarlara sığınan soylu iki çocuk. Kayı ile Tokuz Oğuz adlı bu çocukların soyundan gelenlerin -ki soy adları Ashina (Asena) dır ve bu ad Fransız Türkolog Jean-Paul Roux’a göre Moğolca kökenlidir - bir demircinin yardımıyla, demirden yapılmış Ergenekon dağlarını delip, bir bozkurtun önderliğinde tüm dünyaya yayılması, ünlü Bozkurt-Ergenekon Destanı’nın temasını oluşturur. 

Ancak, bir Hiong-nu’nun (Tuman’ın oğlu Notur) halkına ‘Türk’ demesi için yaklaşık bir asır geçmesi gerekir. 552’de Avarların boyunduruğundan kurtulmak için ayaklanan ve 552'de kağanlığını ilan eden Göktürk Hakanı Bumin ve kardeşi İstemi, Avarları Karadeniz'in kuzeyine kadar sürdükten sonra, Oğuz, Töleş, Kırgız, Karluk, Türgiş ve Tatar boylarını büyük bir federasyon altında birleştirmiştir. Bu kavimlerin bir kısmının Türklüğü gayet şüpheli de olsa, Göktürklerin Türk devleti olduğu genel olarak kabul ediliyor. 

6. yıldızın temsil ettiği Avar İmparatorluğu, 562-823 (veya 565-835) yılları arasında, bugünkü Macaristan, Slovakya, Hırvatistan, Slovenya, Romanya ve Sırbistan topraklarında hüküm sürmüş. Çin kaynaklarına göre Avarlar, ‘Yuan Yuan’ veya ‘Jwen Jwen’ denilen, Moğol kökenli kavimlerin ardılları. Yine Çinlilere göre ‘Tu-kui’lerden önce’ (300 veya 315 yılından itibaren) Asya steplerine egemen olan bu kavim, 6. yüzyıl Bizans kaynaklarına göre, zaman zaman Türklerin (kaynaklarda Massageteler, Sakalar gibi adlarla anılıyorlar) toprağına gider, zaman zaman da Türklerin kölesi olan bir kavim. Aynı kaynaklara göre, Bizanslıların Eftalitler dediği Hunlarla da sürekli savaşıyorlar. Sonuç olarak, Bizans kaynaklarına göre Avarlar ne Türk, ne Hun, ne Yuan Yuan ve eğer Hunların Türklüğünden eminsek, ‘Türk’ düşmanı bir kavim. Avrupa’da kurulan Avar İmparatorluğu’nun bu gruplarla ilgisi olup olmadığı konusunda ise kesin bilgiler yok. Avarları, Çin kaynaklarındaki bazı terimlerden hareketle, Cumhurbaşkanlığı Forsu’na sokan yine İbrahim Kafesoğlu. 

Kayıp kabile Hazarlar 
Forsun 7. sırasındaki Hazar İmparatorluğu (651-983), Yahudi, Çin ve Bizans kaynaklarında farklı şekillerde ele alınırlar. Kimine göre Göktürklerin devamı, kimine göre Kafkasya’nın yerli halklarından, kimine göre Uygur, Proto- Bulgar, Sabir ve Peçenek boylarının karışımı. 8. veya 9. yüzyılda Museviliği kabul eden Hazarlar, Rus saldırıları, Tatar-Moğolların kültürel taarruzu ve bazı doğal afetler yüzünden tarihten aniden silinmişler. Macar yazar Arthur Koestler, 1976’da yayımladığı bir kitapta, Hazarların "Museviliğin kayıp 13’üncü kabilesi" olduğunu ileri sürdüğünden beri, Hazarlara ilgi hiç azalmamıştır. Ama kabul etmek gerekir ki, bu yıldız da epey sorunludur. 

On Urug-Uygurlar 
8. sıradaki Uygurlar, adlarının kökenini oluşturan ‘On urug’ (on boy) terimindeki ‘urug’ kelimesinin ‘Oğuz’ kelimesine benzemesinden dolayı resmi tarihçilerimiz tarafından ‘Türk’ kabul edilir ama bizler Türk görsek bile Uygurların kendilerinin görmediğine dair pek çok işaret var. Bunlardan en önemlisi 752-753 yıllarında Uygur Hakanı Moyun Çor tarafından dikilmiş olan, Taryat (veya Terhin) Yazıtı’ndaki şu ifadeler: “Yirmi sekiz yaşımda Yılan yılında Türk yurdunu o zaman karıştırdım ve bozguna uğrattım”, ‘Türk halkına yedinci ayın on dördünde (…) orada dövdürttüm ve mağlup ettim. Hanlarını tutsak aldım. (Ordusu) orada yok oldu. Türk halkını orada kendime tabi kıldım.” Gerçekten Moyun Çor, 744 yılında Göktürk hakimiyetine son veren hakandır. Yine 759 veya 760 tarihinde dikildiği sanılan Şine-Usu Yazıtı'nda da Moyun Çor'un diğer Türk boylarıyla yaptığı savaşlar anlatılır. Sonuç olarak Batılı kaynaklar, Uygurların Avarların devamı olduğunu düşünür. Elbette buna bizleri inandırmaları imkansızdır! 

Türk köleler, Türk tebaalar 
9. sırada yer alan Karahanlılar Devleti’nin (940-1040) kurucuları, Rus Türkolog V.V. Barthold tarafından ‘Türk’ diye nitelenir ancak yazar bu boyların kökeninin bilinmediğini söyler. 10. sıradaki Gazne Devleti’nin (963-1186) kurucusu ‘Türk’ köle Sebük Tigin’dir, tebaasının ağırlığını da Afganlar, Beluciler, Hintliler oluşturur. Devletin Türk unsurları da zamanla Farslaşmıştır. 11. sırada kurucuları Türkmen boyu Selçuk’tan gelen ama tebaası değişik halklardan olan Büyük Selçuklular (1040-1157) vardır. Ancak Büyük Selçukluların devamı olarak, Anadolu’yu ‘Türklere ebedi yurt’ yapan Rum Selçuklu Devleti’nin adı forsta yoktur. Anlaşılan adındaki ‘Rum’ ibaresi aforoz edilmesine yol açmıştır. 

12. sıradaki Harzemşahlılar (1097-1231), ‘Türk’ köle (Selçuklu Sultanı Melikşah’ın ibrikçibaşısı) tarafından kurulmuş olması dışında, Türklükle ilgili değildir. Ama diyelim ki bu özellik forsa girmek için yeterlidir, o zaman kurucusu ‘Türk’ köleler olan Hind Kölemenleri ile Tulunoğulları ya da Mısır’daki Memlûk Devleti niye listede yoktur? Yine kurucu ve yöneticileri ‘Türk’ olan, halkının çoğunluğu ise Moğol olan Tabgaç Devleti ile Türgiş Devleti neden ‘Türk’ devleti sayılmamıştır, bu da bilinmez… 

Moğol soyu 
13. sıradaki Altınordu Devleti (1236-1502), Moğol İmparatoru Cengiz’in oğlu Cudi tarafından kurulmuş olup, sadece halkının çoğunluğu ‘Türk’tür. Eğer bu nitelikler Altınordu’yu Türk devleti yapıyorsa, Samanoğulları (tebaası olan 200 bin kadar Türk’ün Müslümanlığı kabul etmesini sağlamıştır), İlhanlı Devleti, Şibanoğulları, Canoğulları, Mangıtoğulları, Buhara Krallığı ve Hive Özbek Hanlığı gibi kurucuları Türk olmayan ancak halkının çoğunluğu Türk olan devletler neden listeye alınmamıştır? 

14. sırada Moğol İmparatoru Cengiz sülalesinin damadı olan Timur’un kurduğu Büyük Timur İmparatorluğu (1368-1501) vardır. Ankara Savaşı’nda Yıldırım Beyazıt’ı bozguna uğratarak, forsun 16. yıldızını az daha tarihten sileceği için ‘gaddar bir düşman’ olarak bellediğimiz Timur, Cengiz Han'ın Büyük Moğol İmparatorluğu dörde ayrıldıktan sonra Orta Asya'da kalan Çağataylılar arasından çıkmış. Siyasi meşruiyetini Moğollardan, kültürünü Çağataylardan alan bu grupların, tarih içinde Türklüklerinin ağır bastığı kabul ediliyor. Nitekim Yıldırım’la Timur’un birbirlerini tercüman olmadan anlamaları, Yıldırım’ın yanındaki bazı Türkmen boylarının savaş sırasında Timur’un yanına geçmeleri, bunun kanıtı sayılır. Demek ki bu yıldızda bir sorun yok! 

Forsta 15. sırada yer alan Babür İmparatorluğu (1526-1858) ise, Timur’un beşinci kuşaktan torununun kurduğu ancak halkının çoğunluğu Hintli olan bir imparatorluk olarak ‘Türk devleti’ sayılmış. Yani bu yıldız da epey sorunlu. 

Buna karşılık ‘Kara Mehmet’, ‘Durmuş’ ‘Kara Yusuf’, ‘Pirbudak’ gibi Türkçe adlı hükümdarları olan Karakoyunlu Devleti ile, yine ‘Kara Yülük’, ‘Uzun Hasan’ gibi Türkçe adlı hükümdarları olan Akkoyunlu Devleti nedense forsta kendine yer bulamamış. Aynı şekilde Şamlı, Afşar, Kaçar, Tekeli, Humuslu, Ustaclu, Dulkadirlu, Varsaklar gibi Türkmen boylarının ayakta tuttuğu Safevi, Kaçar ve Afşar devletleri de Türk sayılmamış. 

Osmanlılar ve Rumilik 
16. sırada yer alan Osmanlı Devleti’ni bir ‘Türk’ boyu olduğu kabul edilen Oğuzların Kayı boyu kurmuş olmakla birlikte, devletin ‘Türk’ niteliği hep tartışılmıştır. Çünkü 13. yüzyılın başında Osmanlı Beyliği’nin kuruluşuna tanıklık ettiği anlaşılan Yunus Emre’nin dilinde Anadolu’nun adı ‘Türk’ değil, ‘Rûm ili’ dir. Zafernâme adlı eserin yazarı Nizameddin Şami, Timur’un 1402’de Yıldırım Bayezid’e karşı kazandığı zaferi ‘Rûmiyan’a ve Sultan-ı Rûm’a karşı kazanılmış bir zafer’ olarak tarif eder. 1402-1413 arasındaki Fetret Devri’nde, Osmanlı’ya başkaldıran Simavne Kadısı Şeyh Bedreddin’in namı ‘Hallac-ı Rûm’ yani ‘Rumların Hallac-ı Mansuru’ veya ‘Pertev-i Rûm’ yani ‘Rum ışığı’dır. 1399-1429 yılları arasında yaşadığı sanılan Horasan erenlerinin pirlerinden Hacı Bayram-ı Veli’nin unvanı ise ‘Şeyhü’r Rûm’dur. 
Ayrıca Osmanlı belgelerinde şu terimlere bolca rastlanır: Osmanlı ülkesi için “Memleket-i Rûm’, ‘Bûm-i Rûm’, ‘İklim-i Rûm’, ‘Diyar-ı Rûm’, ‘Rûm ili’; şairler için ‘Şuara-yı Rûm’, âlimler için ‘Ulema-yı Rûm’, dervişler için ‘Abdalan-ı Rûm’, akıncılar için ‘Gaziyan-ı Rûm’, ‘Rûm atlılar’, ‘Rûm yiğitleri’, ‘Leşker-i Rûm’; hattatlar için ‘İmâd-ı Rûm’; Türkçe için ‘Lisan-ı Rûm’; Amasya-Sivas-Tokat çevresindeki eyalet için ‘Eyalet-i Rûm’; Amasya-Sivas-Tokat çevresindeki eyalet için ‘Eyalet-i Rûm’; Mevlâna için ‘Celaleddin-i Rûmî’, Anadolu Selçukluları için ‘Rûm Selçukluları’, Mısır kanunnâmelerinde Anadolu’dan gelenler için ‘Rûmlu’; Yavuz Sultan Selim’in annesi Gülbahar Hatun için ‘Bânû-i Rûm’ ve daha nicesi... 
Bir örnek de Kürtçenin efsanevi yazarı Ehmed? Xan?’nin ünlü eseri Mem u Zin’in önsözünden: “Rum u Ereb u Ecem...” Yani, ‘Türk, Arap ve Fars’. Günümüze kadar gelmii bir Kürt atasözü de var: ‘Bext? Rom? tune ye’. Anlamı: ‘Türk’ün sözüne güvenilmez!’ 

Doğu Roma’nın mirasçısı 
Aslında bu terminolojide şaşılacak bir şey yok. Osmanlı İmparatorluğu’nda hem yöneticiler, hem halk arasında Türk olmayan çoktur. Yöneticilerin bir kısmı ve kapıkulu askerlerinin hepsi, dirlik sahiplerinin bazıları Türk-Müslüman olmayanlardan oluşur. Bir kaçı dışında, hanedanın erkekleri Türk olmayan kadınlarla evlenerek, ‘Türk kanını’ epeyce sulandırmışlardır. Buna karşılık hanedan içinde ve devlet dairelerinde Türkçe konuşulmuştur. Devletin bütün kayıtları yüzlerce yıl kesintisiz Türkçe tutulmuştur. Medreselerde Arapça okunmuş ama konuşma dili Türkçe olmuştur. Rum teriminin bu kompozisyondaki yerini ise Cemal Kafadar şöyle tarif eder: “[Osmanlılar] aynen ortaçağın Küçük Asya’daki diğer halkları gibi, [Doğu] Roma topraklarının sakinleri anlamına gelen Rûmî diye adlandırılmışlardı. Bu, temelde coğrafi bir adlandırmaydı ve esas olarak o halkların yaşadığı yeri belirliyordu; ancak, coğrafyacıların ve gezginlerin gözünden kaçmadığı üzere, merkezi İslam topraklarından bakıldığında, bir sınır bölgesi olan Rûm’un Türk-Müslüman nüfusunun, onları gerek İslam dünyasının gerekse diğer Türklerden farklı kılan kendilerine özgü ve alışılmamış yönlere sahip oldukları anlaşılıyordu. Şöyle ki, Rûmi Türk olmak, aynı zamanda İslam uygarlığının, bir yandan da yeni bir bölgede kendi yaşam biçimini oluşturan diğer yandan rakip bir dinsel-uygarlığa yönelişte siyasal egemenlik kurmak için uğraş veren yeni bir bölgesel görüntüsüne sahip olmak anlamına geliyordu.” 
‘Anayasa’dan Türklük ibaresi çıkmasın’ dilekçesine imza veren 300 kişi arasında olan İlber Ortaylı’ya göre “Biz Roma İmparatorluğu’nun varisleriyiz. Ve Müslüman da olsak, Romalıyız”dır. Halil İnalcık’a göre Osmanlı sultanları ‘Sultan-ı Rûm’dur, ‘Kayser-i Rûm’dur. 
Kısacası Osmanlı İmparatorluğu nereden baktığınıza bağlı olarak Türk de olabilir, Rumi (Romalı) da. Forsun güneşi olan Türkiye Cumhuriyeti’nin, nasıl bir ‘Türk-ulus devleti’ halinde inşa edildiğini ise bu sayfalarda birkaç yazıda anlatmıştım, bu yüzden burada tekrar etmiyorum. 

Bütün bunları bir araya getirince Cumhurbaşkanlığı Forsu’nun birkaç istisna dışında yanlış, uydurma veya muğlak tarih üzerine inşa edildiği görülüyor. İronik olarak bu uydurma tarihçeye ilk itiraz ırkçı-Türkçü Nihal Atsız’dan gelmişti. Atsız şöyle demişti: “Adama sorarlar: Elli devlet kurdun da neden hiçbirini yaşatamadın? Neden kala kala orta çapta bir Türkiye Cumhuriyetine kaldın? Zoraki tarih bilginleri tabii bu sorunun cevabını veremeyeceklerdir. Çünkü tarihî gerçek hiç de öyle değildir. 16 veya 50 devlet kurulmuş değildir. Gerçekte anayurtta bir, nihayet iki devlet kurulmuş, anayurt dışında da buna üç beş devlet daha eklenmiştir. O kadar.” 

Riga’da gazetecilere “Osmanlı İmparatorluğu da, Selçuklu İmparatorluğu da tarihte Türk devletleri olarak bilinir. Ama bu Osmanlı'nın vatandaşlarının hepsi Türk'tür diye bir şey yok. Ama tarihte bunların hepsi Türklerin önderlik ettiği devletlerdir” demesine bakılırsa Cumhurbaşkanı Gül de bunun farkında. Emre Aköz’ün önerisi de ilk başta bazılarına ‘absürd’ gelmiş olabilir ama bence öneri, forsun absürdlüğü ile uyum içinde. Dolayısıyla Cumhurbaşkanlığı Forsu bu şekliyle kalacaksa bir Kürt Devleti’nin de dahil edilmesinde mahzur yok, hatta ‘Barış Süreci’ne büyük katkı yapacağı için tavsiye bile olunur!... 

Özet Kaynakça: Coşkun Üçok, “Onaltı Türk Devleti”, Tarih ve Toplum, Ocak 1987, S. 38, s. 32-35; Jean-Paul Roux, Orta Asya, Tarih ve Uygarlık, Çeviren: Lale Arslan, Kabalcı, 2001; V.V. Barthold, Moğol İstilasına Kadar Türkistan, Hazırlayan: Hakkı Dursun Yıldız, TTK Basımevi, 1990; H.H. Howorth, “The Avars”, The Journal of the Royal Asiatic Society of Great Britain and Ireland, New Series, Vol.21, No.4, 1889, s. 721-810; C.A. Macartney, “On the Greek Sources for the History of The Turks in the Sixt Century”, Bulletin of the School of Oriental and African Studies, University of London, Vol. 11, No.2, 1944, s. 266-275; E. H. Parker, “The Origins of the Turks”, The English Historical Review, Vol. 11, No.43, 1896, s. 431-445; Talat Tekin, “Kuzey Moğolistan’da Yeni Bir Uygur Anıtı: Taryat (Terhin) Kitabesi”, Belleten, Ekim 1982, s.795-838; İbrahim Kafesoğlu, Türkler ve Medeniyet, İstanbul Yayınları, 1957; Hüseyin Namık Orkun, Eski Türk Yazıtları, TDK Yayınları, 1994; Salih Özbaran, Bir Osmanlı Kimliği, 14.-17. Yüzyıllarda Rum/Rumi Aidiyet ve İmgeleri, Kitap Yayınevi, 2004; Arthur Koestler, Onüçüncü Kabile (Hazar İmparatorluğu ve Mirası), Çeviren: Belkis Çorakçı Dışbudak, Say Yayınları, 1993, Bahaeddin Ögel, İslamiyetten Önce Türk Kültür Tarihi, TTK Basımevi, 1991.

.

Facebook Yorumları

Emlak8
8.06.2019
Çağımızın Bir (Başka) Kahramanı: Topal Osman
26.12.2017
'Fahreddin Paşa' polemiği ve Erdoğan'ın 'dikkat dağıtma' stratejisi
23.8.2015
Devletin karanlık yüzü: JİTEM
9.8.2015
Siyasi 'günah keçisi' olarak viski
2.8.2015
Resmi tarihin 'sözde' Kürt 'ayaklanmaları'
26.7.2015
'Kürt meselesi'nin 90 yıllık icmali: Tamam mı, devam mı?
12.7.2015
Bir Macar icadı: Turancılık
5.7.2015
"Ah bir ataş ver, cigaramı yakayım!"
28.6.2015
TBMM, hiç 'çok renkli' oldu mu?
21.6.2015
Takiyüddin ve kuyruklu yıldızlı 1577 ramazanı
14.6.2015
Teşkilat'ın tetikçisi: Yakup Cemil
7.6.2015
Resmi tarihin yazmadığı 1916 Ankara Yangını
31.5.2015
'Nevzuhur' Fetih Bayramı
24.5.2015
27 Mayıs'ın ardından: Yassıada, intiharlar, idamlar
17.5.2015
Şems'le Mevlana, Atatürk'le Mevlevilik ve Bektaşilik
10.5.2015
1942 Varlık Vergisi Kanunu
3.5.2015
'Ya Taksim, ya ölüm'den 'Birleşik Kıbrıs'a
26.4.2015
'23 Nisan', '24 Nisan', '25 Nisan' yıldönümü muharebeleri
19.4.2015
1905 Bomba Olayı ve 1909 Adana İğtişaşı
12.4.2015
1894-1896 Ermeni katliamları ve Osmanlı Bankası Baskını
05.04.2015
Rıza Şah'ın, Musaddık'ın, Humeyni'nin İran'ı
29.03.2015
"Kitaplarda değil türkülerde ara Yemen'i" (Bedri Rahmi Eyüboğlu)
22.03.2015
Söylence, bayram ve serhildan olarak Newroz
15.03.2015
Dağdaki Efes, Kirkidje, Kırkıca, Çirkince, Şirince
08.03.2015
Araksi Çetinyan'dan Keriman Halis'e Türkiye'nin ilk güzelleri
02.03.2015
73 yıldır kanayan yara: Struma Faciası
23.02.2015
26 Şubat 1992 günü Hocalı'da neler yaşandı?
16.02.2015
'Tanrı'nın devleti' mi, 'yeryüzü devleti' mi?
09.02.2015
Ezanın Türkçeleştirilmesi ve Bursa olayı
01.02.2015
Verba volant, scripta manent /Yazı kalır, söz uçar
25.01.2015
Atatürk'ün Suudi misafiri: Emir Faysal
18.01.2015
'Fail-i devlet': Sabahattin Ali, Musa Anter, Uğur Mumcu, Hrant Dink cinayetleri
12.01.2015
Ay'ın karanlık yüzü: Kadın 'canlı bomba'lar
28.12.2014
Reisicumhur olabilirsiniz, fakat tiyatrocu olamazsınız!
22.12.2014
Henüz ağıtı yakılmamış 1978 Maraş Katliamı
14.12.2014
Göktürkçe, Lisan-ı Türkî Lisan-ı Osmanî ve Türkçe
07.12.2014
Yeniçerilik, zorunlu ve bedelli askerlik, vicdani ret
1.12.2014
Papalık-Bizans-Osmanlı-Türkiye ilişkileri
24.11.2014
1930'lar Türkiye'sinde Dersimli kimdir?
18.11.2014
Dersim hakkında 'kuyruklu' yalanlar
10.11.2014
Kudüs, Mescid-i Aksa ve zeytin
03.11.2014
Kerbela olayı: Gerçek mi mitoloji mi?
26.10.2014
Selahaddin Eyyubi'nin Çocukları: Suriye Kürtleri
19.10.2014
1916 Sykes-Picot Anlaşması 'suçlu' mu, 'günah keçisi' mi?
12.10.2014
Kafa kesmenin kısa tarihçesi
05.10.2014
Atatürk zamanında dini bayramlar nasıl kutlanırdı?
28.09.2014
Cumhuriyet'in 'kadın projesi'nde 'türban gediği'
22.09.2014
Erkek, savaş ve tecavüz: Ayrılmaz üçlü
15.09.2014
Amerika'nın keşfi insanlık için hayırlı mı oldu?
08.09.2014
6-7 Eylül yağmasının 59. yıldönümünde Cumhuriyet'in azınlık raporu
31.08.2014
Din eğitiminin 94 yıllık serencamı
24.08.2014
Süleyman Şah Türbesi hakkında yanlış bildiklerimiz
17.08.2014
Kasapyan Bağ Evi'nden Çankaya Köşkü'ne
10.08.2014
Çankaya'nın bütün adamları (2)
09.08.2014
Çankaya'nın bütün adamları (1)
03.08.2014
İstanbul'da 'aziz', Ankara'da 'mürteci', Mısır'da 'Hıristiyan': Mehmet Akif Ersoy
27.07.2014
Su içinde olup susuz kalmak
20.07.2014
Özgeci intihar': Şehitlik
13.07.2014
İsrail'i ve Filistin'i yakan ateş
07.07.2014
Mustafa Kemal'in 'altın vuruşu': Halifeliğin ilgası
29.06.2014
Kavel, Paşabahçe ve 15-16 Haziran direnişleri
22.06.2014
Bayrak, kırmızı, hilal ve yıldız
16.06.2014
Musul'u neden ve kaça sattık?
09.06.2014
İttihat Terakki'nin ve Kazım Karabekir'in çocuk askerleri
01.06.2014
561 yıldır fethetmeye doyamadığımız İstanbul
26.05.2014
'72 milletle barışık' Alevi - Kızılbaşlar
18.05.2014
150 yıllık Çerkes Sürgünü'nün 1920-1923 dönemi
12.05.2014
80 yıllık 'Misak-ı Dinî' davası
05.05.2014
'İstiklal Savaşı'nın iki casusu: Gavûr Mümin ve Mustafa Sagir
28.04.2014
İşçi sınıfının 63 yıllık Taksim ısrarı
21.04.2014
1915'e ad ver(eme)mek: Aghed, Medz Yeghern, Soykırım
13.04.2014
Yeşilçamcı mısınız, Sinematekçi mi?
06.04.2014
MEH, MAH, MİT
30.03.2014
Tek Parti Dönemi'nin ünlü şehreminleri
23.03.2014
II. Abdülhamit'in 'muzır'la savaşı
16.03.2014
İnsanoğlunun Leviathan'a karşı savaşı
09.03.2014
Mayan Hatun, Zarife Hanım ve Mina Hanım
02.03.2014
Erbakan, Milli Görüş, 28 Şubat
24.02.2014
Stalin, Naziler ve Kırım Tatarları
16.02.2014
Kardeş katli ve Fatih Kanunnamesi
09.02.2014
Semerkand'da Ölüm'le randevumuz mu var?
03.02.2014
Hem millici, hem beynelmilelci olmak kolay mı?
27.01.2014
Bank-ı Osmanî-i Şahane'den Merkez Bankası'na
20.01.2014
Hasan Sabbah ve Haşhaşilerin çarpıtılmış tarihi
12.01.2014
İnsanoğlunun kadim hastalığı: 'Cadı avcılığı'
05.01.2014
Meğerse Suriye'de Türkmenler yaşarmış!
29.12.2013
Kâfir işi güzel icatlar: Noel ve Yılbaşı
22.12.2013
König, İmpeks, Denizbank, Satie, Refah olayları
15.12.2013
Mevlana hakkında yanlış bildiklerimiz
08.12.2013
Anayurdu kim demirağlarla ördü dört baştan?
01.12.2013
En uzun yüzyılımız: 'Asr-ı fişleme'
24.11.2013
Türklerin ve Kürtlerin 'Kürdistan'ı
17.11.2013
Seyit Rıza 'nın TBMM'ye ve MC'ye mektupları
10.11.2013
'Elinde tesbih, evinde oğlan, dudağında dua...'
03.11.2013
Medine Vesikası ve Ömer Paktı
27.10.2013
CHP'nin Yol Vergisi ve Milli Koruma Kanunu
20.10.2013
Teşkilat-ı Mahsusa'yı nasıl bilirsiniz?
13.10.2013
İslam tarihinin 'hürre' kadınları
06.10.2013
Arap elifbasından Türk alfabesine
29.09.2013
İnönü 1937'de başbakanlıktan neden uzaklaştırıldı?
22.09.2013
Öfkesiz Kürt: 'Ape' Musa Anter
15.09.2013
Ulusların kendi kaderini tayin hakkı ve Kürtler
08.09.2013
'Korkunç' İvan ve 'Muhteşem' Süleyman'dan bugüne
01.09.2013
Lysistratalar Spartalıları durdurabilir mi?
25.08.2013
Üstün ama düşman Batı
18.08.2013
Vahhabilik, Suudiler ve Mekke Şerifi
11.08.2013
Cumhuriyetin üvey evladı: Halk türküleri
05.08.2013
Kürd Federasyonu'ndan Mahabad Cumhuriyeti'ne
29.07.2013
İttihat ve Terakki'nin Kürd politikaları
22.07.2013
1915'te Kürtlerin rolü neydi?
15.07.2013
"Hele kurulsun Ermenistan, Kürtlerden tek kişi kalmaz!"
09.07.2013
Sene 1952: Kahire'de 'Kara Cumartesi'
01.07.2013
İttihatçı ve Kemalistlerin Alevi-Bektaşi politikaları
23.06.2013
Sokrates, Thoreau, Gandhi, Martin Luther King
16.06.2013
'Matbuat kâmilen meddah oldu!'
10.06.2013
Siyasi ve kültürel bir karnaval: 'Paris Mayıs 1968'
02.06.2013
Tarihin nakşedildiği anıt ağaçlar
27.05.2013
'Meyhaneye gel, kim ne riya var ne mürai...'
19.05.2013
21 Mayıs 1864: Çerkeslerin kara günü
13.05.2013
Mustafa Kemal'in İttihatçılığı ve 1915'e dair tavrı
06.05.2013
Dersim'i bombalayan Sabiha Gökçen mi, Hatun Sebilciyan mıydı?
28.04.2013
1915 Ermeni soykırımında kötüler ve iyiler
21.04.2013
Zındık muhtesipleri ve Mihna mahkemeleri
20.1.2013
1915'ten 2007'ye Ermeni yetimleri
14.04.2013
Dört halife döneminden bugüne 'İslam kardeşliği'
08.04.2013
Bir 'Kürt Devleti' Cumhurbaşkanlığı Forsu'na girebilir mi?
31.03.2013
Hem 'gâvur' hem 'güzel' İzmir!
24.03.2013
Misak-ı Milli nedir, ne değildir?
17.03.2013
Alevistan, Zazaistan ve Kürdistan
10.03.2013
Sene 1921: Koçgiri isyanı, Alişer ve Zarife
03.03.2013
Baba İlyas'la Baba İshak neden isyan etti?
24.02.2013
Yedikule Zindanı, Bekir Ağa Bölüğü ve İmralı Cezaevi
17.02.2013
Tanrı Dağları kadar Türk, Hira Dağı kadar Müslüman!
10.02.2013
Nihal Atsız, Reha Oğuz Türkkan ve Turancılar Davası
03.02.2013
Ne mutlu 'Türküm diyene' mi? Ne mutlu 'Türk olana' mı?
27.01.2013
'İdraksiz Türk'ten 'Türk Milleti'ne
23.01.2013
Kürtlere söz verildi mi?
20.01.2013
Bitarafhane'nin oluşturulması
13.01.2013
Türkiye yerine 'Anadolu Cumhuriyeti' olsaydı ne olurdu?
06.01.2013
Necip Fazıl Kısakürek'in 'öteki' portresi
30.12.2012
1930 Menemen Olayı bir Nakşibendi tertibi miydi?
23.12.2012
98 günlük 'güdümlü' muhalefet: Serbest Fırka
16.12.2012
Bir gün herkes 'özbeöz yerli' adaleti tadacaktır!
09.12.2012
Nisa taifesi ve Kadınlar Halk Fırkası
02.12.2012
FKÖ- HAMAS parantezindeki Filistin
27.11.2012
Sultan Süleyman'ı nasıl bilirsiniz?
25.11.2012
İsrail'in kuruluş, Filistin devletinin kurulamayış hikâyesi
18.11.2012
Seyit Rıza idamdan önce Atatürk'le görüştü mü?
11.11.2012
Kurtuluş Savaşı 'yedi düvel'e karşı mı verildi?
10.11.2012
Arız, Beşe, Etil, Tokuş mu yoksa Atatürk mü?
04.11.2012
Menderes ve Erdoğan'ın Jakoben belediyeciliği
28.10.2012
Cumhuriyetçiler ve Lâ Cumhuriyetçiler
21.10.2012
Lozan, Şark Islahat Planı ve Kürtçe
14.10.2012
Atatürk diplomasisinin başarı öyküsü: Hatay'ın ilhakı
07.10.2012
'Evveli Şam, ahiri Şam!'
30.09.2012
İdris-i Bitlisî:'Mevlana' mı 'iblis' mi?
23.09.2012
Parola: Halaskâr; İşaret: Fedailer; Hedef: Darbe!
16.09.2012
Haçlı seferlerinin açtığı yara mı?
09.09.2012
1922'de 'Gâvur İzmir'i kim yaktı?
02.09.2012
Anadolu'nun kapısını Türklerle Kürtler birlikte mi açtı?
27.08.2012
Malazgirt-Büyük Taarruz parantezi
17 0
ali yanar 07.08.2013 - 03:40:44
Bu bayan yazar, kendi halkına fransız kalmış bir oryantalistir.
Aynı Görüşte misiniz?
Katılıyorum   Katılmıyorum
%47,69
Onur Dinçer 14.04.2013 - 15:29:18
MNP, işine gelmeyince hemen "Türk düşmanı" damgasını yapıştırıyorsun, ayrıca hakaret etmekten de geri durmuyorsun. Sen nefretin diliyle konuşuyorsun. Ben Türk düşmanı değilim (zaten Türküm), ama sen birilerinin düşmanısın anlaşılan.
Aynı Görüşte misiniz?
Katılıyorum   Katılmıyorum
%44,39
Onur Dinçer 14.04.2013 - 15:28:48
MNP, madem bütün "Türk devletleri" forsta değil, o zaman neden hala bu forsta ısrar ediliyor? İkincisi, ulus-devlet öncesi devletler için ne kadar şu etnik grubun devleti diyebiliriz? En fazla hanedan şu etnik gruptan, resmi dil şu dil diyebiliriz. Ben gayet ilmi bir şey söylüyorum, ideolojik saiklerle konuşmuyorum. Almanya örneğine karşı Kürtler bugün Türkiye olan coğrafyanın bazı doğu kısımlarında Türklerden önce vardı dedim, sen bunu çürütemedin. Son olarak, Onur Dinçer benim gerçek adım.
Aynı Görüşte misiniz?
Katılıyorum   Katılmıyorum
%47,64
Mehmet Namım Polat 12.04.2013 - 21:51:54
Gerçeklerin acımasızlığı! Tarihte devlet kuracak teşkilatlanmayı becerememiş bir kimlik, devletüstü devlet denilebilecek devletleri teşekkül ettirmiş bir kimliğe kıskançlıkla saldırmaktan geri durmuyor. Çevrelendiğimiz bu hamaset yüklü söylem bu Türk düşmanlığı beni kaygılandırıyor. Bütün entelektüel manzara bu düşmanlığı bir besmele/başlangıç cümlesi olarak sarfetmeyi takip eden gereksiz cümleler yığınıyla oluşturulduğu günümüz Türkiye'sinde, zaman çığırından çıkmıştır! Ama Kuzguna yem değiliz!
Aynı Görüşte misiniz?
Katılıyorum   Katılmıyorum
%48,39
Mehmet Namım Polat 12.04.2013 - 21:46:06
Onur Dinçer rumuzlu şahsa cevabımdır. Sarkozy, kendisinden apardığım ifadeden ötürü anılmaya değerdir. Evet biz kediye kedi diyoruz. Bunun kedi tarafından bir hakaret olarak görülmesini de anlayışla karşılıyoruz. ;) Tıpkı günümüzdeki ve geçmişteki Türk devletlerine, Türk devleti dediğimiz gibi.
Aynı Görüşte misiniz?
Katılıyorum   Katılmıyorum
%50,28
Mehmet Namım Polat 12.04.2013 - 21:20:46
Ayşe Hür'ün ifade ettiği Cumhurbaşkanlığı forsundaki yıldızların TÜM Türk devletlerini sıraladığı sadece kendine ait bir inançtır. Nitekim Türk devletlerini sıralma ödevinin gereği bir forstaki yıldız sayısını belirlemekle yerine getirilmiş olmaz. Nitekim ancak bu inanca yaslanınca kimi devletlerin Cumhurbaşkanlığınca kimi zaman Türk sayılmadığı hükmüne varılabilir. Fakat Türk devletlerinin gerçekten Türk sayılmaması gerektiği yönlü artniyetli ve düşmanca ifadeler ve saçma sapan gerekçeleri üzüc
Aynı Görüşte misiniz?
Katılıyorum   Katılmıyorum
%50,80
Onur Dinçer 12.04.2013 - 17:20:08
Mehmet Namım Polat rumuzlu şahıs alenen bana hakaret etmiştir. Gereği neyse yapılmasını site yetkililerinden rica ediyorum.
Aynı Görüşte misiniz?
Katılıyorum   Katılmıyorum
%51,28
Düzceli 12.04.2013 - 15:38:45
Kürtler ne zaman devlet olmuşta Cumhurbaşkanlığı forsunda yıldız olmak istiyorlar. Orada yıldız olmak her ben özgürüm, ben devletim diyene nasip olmaz....
Aynı Görüşte misiniz?
Katılıyorum   Katılmıyorum
%50,85
Mehmet Namım Polat 12.04.2013 - 15:00:51
ııı. Bir devletin Türk devleti sayılmasını vatandaşlarının silme tek bir ırktan olmasına bağlarken Ayşe Hür'ün gösterdiği Türk düşmanlığını destekleyen Onur-suzer, Almanyadaki türklerin sonradan oaraya gittiğini bizimle paylaşmış bir dahi olarak aramızda bulunuyor. Kendisine sormak lazım, Kürtler mezepotamyanın dağlarına o dağlar yaratılmadan önce mi nüzul etti? Bu kadar saçma sapan ve art niyetli bir yaklaşım olamaz, sonra devam edeceğim.. Türk düşmanlığına karşı uyanık olun!
Aynı Görüşte misiniz?
Katılıyorum   Katılmıyorum
%49,13
Mehmet Namım Polat 12.04.2013 - 14:51:40
II. Ayşe Hür'ün Kürt ırkçılığına göz kırptığı ve kürtçülüğe oynadığı, bunlarıda Türk düşmanlığı için araçsallaştırdığı yalnızca yukarıdaki artniyeti açık olan yazısına bakınca dahi gözden kaçmamaktadır. Tek bir kürdü efsanevi bulurken, onun dilinden Türklere hakaret içeren sözü seçerek bizimle paylaşıyor. Bir 'efanevi'Kürte karşı onlarca Türk Devletinin Türklükten arındırma kaygısına düşerken çok gülünç bir duruma da düşüyor. Ona kalsa "Türk" bir yalan ve aslında hiç olmadı, olmayacakta.
Aynı Görüşte misiniz?
Katılıyorum   Katılmıyorum
%51,85
Mehmet Namım Polat 12.04.2013 - 14:39:05
Onur Dinçer maskeli menfur şahıs seninle muhatap olmak istemezdim ama burada gösterdiğin hamakat cevapsız bırakılmayacak ki benzer zırvaları pervasızca başkalarıda savurmasın İlkin "Türk devletleri mefhumu" yaşanılmışlık arka planına dayanmaktadır. İçeriksiz düşüncelerinin boşluğuna karşın bu, yaşanılmışlığa yaslı kavramların hakikatin işaretçileri olması - sen de bu kavramları sakıncalı buluyorsun- hakikatlerle yüzleşme sorununun gün ışığına çıkmaktadır Göktürk ismiyle müsemma bir Türk devletdr
Aynı Görüşte misiniz?
Katılıyorum   Katılmıyorum
%50,54
Onur Dinçer 12.04.2013 - 00:46:15
Türk devleti mefhumu modern devrin bir mamulüdür. Modern devre has mefhumlarla maziyi anlayamaz ve izah edemezsin. Devletlerin millet adı taşıması da modern devir öncesinde seyrek görülen bir şeydi ve taşıyanları bile ulus-devlet değildi. Ulus-devlet de modern devrin mamulü.
Aynı Görüşte misiniz?
Katılıyorum   Katılmıyorum
%49,46
Ad Soyad Giriniz... 10.04.2013 - 22:45:48
Bu kadar tarihle ilgili olup Türklere bu kadar saldırmanın tek açıklaması şüphesiz kökende yatmaz. Pragmatizm-oportunizmin insanları her zaman bir yerlere sürüklediğini tarih kaydetmiştir. Ayşe Hür bu sıralarda cari olan akıma uygun adım yürüyor olabilir. Dünyada belki beş bin kavim ve lisan vardır fakat devletler sayısı ortadadır. Devletlerin çoğusu da bir millet adına sahiptir. Cumhurbaşkanlığı forsundaki tarihi Türk devletlerin yanısıra günümüz Türk devletlerinin sayısı da kimseyi kızdırmasın
Aynı Görüşte misiniz?
Katılıyorum   Katılmıyorum
%53,85
Onur Dinçer 10.04.2013 - 10:20:50
Bir de bir Türk düşmanlığıdır tutturmuşsun. Söylenenler işine gelmeyince hemen "Türk düşmanı" damgasını yapıştır, oh ne ala! Bir kere verdiğin örnek abes. Almanya'ya Türkler daha dün gitti. Ama mesela Mervaniler denen Kürt hanedan 10. asır sonlarında, yani Selçuklular'ın Anadolu ve civarına gelişinden neredeyse 100 yıl önce Diyarbakır merkezli bir devlet kurmuşlar bile. Zaten Batman çayının doğusu ta İslam öncesi devirlerden beri Kürtlerle meskun bir bölgedir.
Aynı Görüşte misiniz?
Katılıyorum   Katılmıyorum
%51,91
Onur Dinçer 10.04.2013 - 01:10:38
Ayşe Hür hanım hiçbir milliyetçiliğe oynayacak bir insan değildir. Kendisini şahsi yazışmalarımızdan az çok tanıma fırsatı buldum. Asla milliyetçilik (hangi milliyetçilik olursa olsun) yapacak ya da herhangi bir şekilde destek verecek bir insan olmadığına ben kefilim.
Aynı Görüşte misiniz?
Katılıyorum   Katılmıyorum
%50,29
Onur Dinçer 09.04.2013 - 17:55:16
Cumhurbaşkanlığı forsundaki "Türk devletleri" mefhumunu çok arızalı ve kusurlu bulduğumdan (neye göre "Türk devleti"; hangilerini dahil edeceğiz, hangilerini dışarıda tutacağız) tamamen kaldırılmasından yanayım. Zaten günümüzde en Türk milliyetçileri dahil hiçbir isim yapmış tarihçi o mefhuma itibar etmiyor.
Aynı Görüşte misiniz?
Katılıyorum   Katılmıyorum
%50,57
mehmet Namım Polat 09.04.2013 - 16:41:17
Ayşe Hür'ün Kürtçülüğe oynayarak yaptığı Türk düşmanlığı gözden kaçmamaktadır.' Efsanevi' kürt ırkçıları kendisine alkış tutabilr. lakin ilgisi olan tarih bilimi, kendisi hakkında hükmünü verirken, Türk düşmanlığının ardındaki dehşetli duyguları not edecektir. Ölçülü olmaktan uzak duruşun altında yatan bu duygu durumu kin değilse nedir? Almanyada yaşayan türklerden ötürü devlet bir alman devleti olmaktan çıkmıyorsa, aksini söylemek düşmanlık değil de nedir? Türk devletleri daima olmuştur. olacak
Aynı Görüşte misiniz?
Katılıyorum   Katılmıyorum
%49,73
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Emlak8
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları



Emlak8

Aradığın Evi Bul. Emlak8.Net

Dijital Reklam Ajansı Serbay Interactive