Ayşe HÜR

Radikal GAZETESİ



Bookmark and Share

Mustafa Kemal'in İttihatçılığı ve 1915'e dair tavrı


13.05.2013 - Bu Yazı 5507 Kez Okundu.
Yorum : 2 - Onay Bekleyenler : 0

Mustafa Kemal, 24 Nisan 1920'de, "Birinci Dünya Savaşı'nın başlangıç safhalarından bahsetmek istemem. Zaten İtilaf Devletleri'nin bahsettikleri de geçmişe ait utanç verici işler, alçaklık" demişti.

Mustafa Kemal'in İttihatçılığı ve 1915'e dair tavrıMustafa Kemal ve Enver Derne de (1911)

 

Hep aynı konular etrafında dönmekten hoşlanmıyorum ama geçen haftaki yazım üzerine okurlardan gelen sorular ve Radikal yazarı Ömer Şahin’in ‘Atatürk, Ermenileri soran ABD’liye ne demişti?’ (27 Nisan 2013) başlıklı yazısında “Atatürk’ün bu konuda neler düşündüğü, neler söylediğine ilişkin çok fazla bilgiye sahip olduğumuz söylenemez” demesi, bu yazıyı gerekli kıldı. 
İTC üyesi olan, ancak Enver Paşa ile girdiği liderlik mücadelesini kaybettiği için arka plana itilen Mustafa Kemal’in, 1915 Ermeni soykırımına karışmadığı genel olarak kabul gören bir görüştür. Önce ‘İTC üyeliği’ kısmına açıklık getireyim. İTC ve Millî Mücadele’nin önderlerinden Ali Fethi (Okyar) kendisinin ve Mustafa Kemal’in İttihat ve Terakki Cemiyeti’ne girişini şöyle anlatır: “Benim cemiyete girişim, Manastır Kolordusu’nda vazifeli İsmail Hakkı Bey aracılığı iledir. Enver, Cemal beylerle, daha sonra Şam’daki vazifesinden Selanik’e gelen Kolağası Mustafa Kemal’in girişleri de aynı kanaldan oldu. Benim, Mustafa Kemal’in, Cemal’in ve diğer bazı arkadaşların ordu kurmay kadrosunun kilit noktalarında oluşumuz subaylar arasında cemiyetin benimsenmesine geniş ölçüde yardım etti.” 

322 No’lu İTC üyesi 
Bir başka İttihatçı Hakkı Baha’ya (Pars)göre ise Mustafa Kemal İTC’ye 29 Ekim 1907’de Hakkı Baha’nın Selanik’teki evinde yemin ederek üye olmuştu; üyelik numarası ise 322’ydi. Millî Mücadele yıllarında ve Cumhuriyet döneminde Mustafa Kemal’in en yakınlarından olan Falih Rıfkı’ya (Atay) göre de Mustafa Kemal 1909’daki İTC Kongresi’ne Bingazi (veya Trablusgarp) delegesi olarak katılmıştı. 
Kendisi de İTC üyesi olan İsmet (İnönü) Bey de Mustafa Kemal’in İTC nüfuzluları arasında Fethi Bey’le beraber ayrı bir grup teşkil ettiğini iddia eder. Şevket Süreyya Aydemir, Mustafa Kemal’in Selanik Şubesi’nin yöneticisi olduğunu; Mustafa Kemal’in Cumhurbaşkanlığı sırasında sekreteri olan, tarihçi Yusuf Hikmet (Bayur) ise daha ileri giderek Mustafa Kemal’in İTC’nin Genel Merkez üyesi olduğunu ileri sürmüştür. 
Nitekim Mustafa Kemal, Ekim 1918’de savaşın kaybedileceğinin anlaşıldığı günlerde, İTC’nin kapatılmasına karşı tedbir olarak kurulan Osmanlı Hürriyetperver Avam Fırkası’nın yayın organı olan Minber gazetesinde “Mensup olduğum İttihat ve Terakki için öylesine çirkin ve haksız bir neşriyat başlamıştı ki, bunları cevapsız bırakmak ve sükûtla karşılamak mümkün değildi...” diye yazmıştı. 1919’da Pera Palas’ta görüştüğü İngiliz istihbarat görevlisi Rahip Frew’e “Başlangıçtan çok zaman sonrasına kadar ben de bu cemiyet içinde bulundum” demişti. 15 Nisan 1923 tarihli Hâkimiyet-i Milliye gazetesinde çıkan bir mülakatında ise “Vaktiyle zaten birçoğumuz o Cemiyet’in müessisi (kurucusu) veya azasından (üyesi) bulunuyorduk” açıklamasını yapmıştı. 

Çekişme 
Bu yıllar içinde Enver ile Mustafa Kemal arasındaki gerilimin tam bir çetelesini vermeye yeterli yer olmadığı için Birinci Dünya Savaşı arefesinden itibaren durumu özetlemekle yetineceğim. 
Birinci Balkan Savaşı (1912) sırasında düşman eline geçen Edirne’nin 21 Temmuz 1913’te geri alınışı sırasında, Bahr-i Sefid (Bolayır) Kuvva-yı Mürettebe Kurmayı olan Mustafa Kemal’e, Enver’in X. Kolordusu’nu beklemesi emredildiği halde, Bolayır Kolordusu, emri dinlemeyip gece de harekâta devam etmiş ve Edirne’ye ilk olarak bu kolordunun süvari tugayı girmişti. Ama daha sonra şehre bir fatih edasıyla giren Enver ‘Edirne’yi geri aldığı için’ önce albaylığa, 14 gün sonra da tuğgeneralliğe (yani paşalığa) terfi ederken, Mustafa Kemal yakın arkadaşı Ali Fethi Bey’in yanında pasif Sofya Askerî Ataşeliğine gönderilecekti. Falih Rıfkı olay üzerine şöyle yazmıştı: “Gitmeyip de ne yapacaktı? Orduda kalsa bir türlü idi. Ordudan ayrılmak ve politikaya atılmak sonu gelmez bir sergüzeştçilik (maceracılık) olacaktı. Ne orduda kalarak Enver’le uyuşmasına ve çarpışmasına, ne de politikacı olarak İttihatçılarla uzlaşmasına ve savaşmasına imkân yoktu.” 

1915’te Çanakkale’de 
Sofya’ya gidişinden ancak dört ay sonra yarbaylığa terfi eden Mustafa Kemal Sofya’da kıyafet baloları ve ufak tefek flörtlerle gönül eğlendirmeye çalışırken, artık paşa olan Enver Ocak 1914’te Harbiye Nazırlığı’na getirilecek, bir süre sonra da Başkumandan Vekilliği yetkilerini elde edecekti. Bununla da kalmayarak Abdülmecid’in oğlu Şehzade Süleyman’ın kızı Naciye Sultan’la evlenerek saraya damat ve padişah yaveri olacaktı. Mustafa Kemal ise Vahdeddin’in kızı Sabiha Sultan’la evlenmek isteyecek, ancak Sabiha Sultan’ın gönlü kuzeni Şehzade Ömer Faruk Efendi’de olduğu için bu teklifi reddedecekti. 
Ali Fethi Bey’e göre savaşa karşı olan, ancak savaş patlayınca savaşa katılmaktan başka bir şey düşünmeyen Mustafa Kemal Şubat-Aralık 1915 arasını Çanakkale Cephesi’nde geçirdi. Ocak 1916’da Edirne’de bulunan 16. Kolordu Komutanlığı’na atanmış, bu kolordunun Diyarbakır’a kaydırılması üzerine, Mart 1916’dan itibaren Diyarbakır’da göreve devam etmiş, Şubat-Temmuz 1917 tarihleri arasında önce vekâleten sonra da asaleten Suriye’de görevlendirilmişti. 
Bu tarihlerde söz konusu coğrafyada yaşayan birinin Ermenilerin başına gelenlere şahit olmaması imkânsızdı. Ancak Harp Okulu öğrenciliğinden beri günlük tuttuğunu bildiğimiz Mustafa Kemal’in bugüne dek ATASE tarafından yayımlanan 12 defterinde Ermenilerin maruz kaldığı korkunç muameleye dair bir not yok. Mustafa Kemal bu konudaki düşüncelerini ilk kez Aralık 1917’de Şehzade Vahdettin’le birlikte gittiği Almanya’da Strasbourg şehrinin valisi Nikolaus von Dallwitz’le arasında geçen konuşmada telaffuz etmişti: 
“Alman Vali bana Ermenilerin iyi niyetli insanlar olduğunu ve Türklerin Ermenilere karşı epey kötü saldırıları olduğunu söylemeye yeltendi, çok şaşırdım. Yüksek bir valinin -ki ben misafiri idim- ve biz savaş müttefiki idik -bütün ciddiyetiyle bana geleceğin Türk yöneticisine böyle bir şeyi sorması çok garipti. Ben dedim ki evvela ben sizden şunu öğrenmek istiyorum: Siz neden Ermenilerin lehine bir düşünceye kapılıyorsunuz, tarihin bilinmeyen bir zamanında millet olduğunu iddia ederek ve bu milletin varlığını ispata kalkışanlara böylece dünyayı kandırarak Türkiye’ye zarar vererek maddi ve manevi her türlü desteği veren bir savaş müttefikinizin desteğini riske sokuyorsunuz? Anladım ki bizden pek haberi yoktu. Bu konuşmada kendimi tutamadım. Ve alaycı bir tonla konuşmaya devam ettim. Bu kadar kurban vermemize rağmen Türkiye topraklarında bir Ermeni milletinin olabileceğini düşünmesini garip buldum....” 

Batı’ya mavi boncuk 
Eylül 1919’da Sivas’ta kendisini ziyaret eden Amerikan Generali Harbord’un Mustafa Kemal’e yönelttiği ilk sorulardan biri ‘Ermeni kıtali’ hakkında ne düşündüğü olmuştu. Mustafa Kemal’in cevabı “Ermenilerin katledilip sürülmeleri(nin) hükümeti ele geçiren küçük bir komitenin eseri” olduğu, kendisinin de bunu ‘takbih ettiği’ (kınadığı, ayıpladığı) yolundaydı. Yine aynı tarihlerde, ABD Radyo gazetesine verdiği mülakatta “Hiçbir yayılma planımız yoktur (…) Ermenilere karşı yeni bir Türk vahşetinin olmayacağının garantisini veririz” diyerek uluslararası tepkiyi yumuşatma yoluna gitmişti. İstanbul’daki Ali Rıza Paşa Kabinesi adına Mustafa Kemal’e bir mektup gönderen Harbiye Nazırı Cemal (Mersinli) Paşa, İtilaf Devletleri’nin baskısıyla Mustafa Kemal’den “Harp esnasında yapılan her nevi cinayet faillerinin ceza-yi kanuniyeden kurtulamayacakları” yolunda bir açıklama yapmasını istediğinde, savaş suçlularının cezalandırılacağı sözünü vermişti. Üstelik bu cezalandırmanın kâğıt üzerinde kalmayacağını da eklemişti. 
İtilaf Devletleri’ni yatıştırmak için son hamle, 18-22 Ekim 1919’da, İstanbul adına Bahriye Nazırı Salih Paşa ve padişahın başyaveri Naci (Eldeniz) Paşa ile Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti adına Mustafa Kemal, Rauf (Orbay) ve Bekir Sami (Kunduh) paşalar tarafından imzalanan Amasya Protokolleri vesilesiyle yapıldı. Beş protokolden birincisi ve üçüncüsünde ‘Ermeni kıtali’ yüzünden aranan İttihatçıların cezalandırılması ve seçimlere katılmalarının engellenmesi konusunda anlaşma sağlanmıştı. 

Artık ‘katliam’, ‘fazahat’ kavramları kullanılmıyor


Son olarak 24 Nisan 1920’de BMM’deki konuşmasında, “Harbi Umumiye’nin (Birinci Dünya Savaşı’nın) başlangıç safhalarından bahsetmek istemem. Zaten İtilaf Devletleri’nin bahsettikleri de bittabii maziye ait fazahat (geçmişe ait utanç verici işler, alçaklık) değildir” demişti ancak bunların taktik adımlar olduğu çok kısa sürede ortaya çıktı. BMM, 8 Mayıs 1920’de ‘tehcir suçlarından dolayı tutuklu olan’ tüm sanıkların tamamının tahliyesine karar verdi. 10 Ağustos’ta Osmanlı İmparatorluğu’nun İtilaf Devletleri arasında pay edilmesini öngören Sevr Barış Antlaşması’nın imzalanması üzerine, 12 Ağustos’ta tehcir suçlamasıyla ‘vatan evlatları idam edilecek olursa’, kendisinin de yanlarında bulunan İngiliz Yarbayı Rawlinson’u ve diğer İngiliz esirleri asacağını Ahmed İzzet Paşa’ya bildirdi. 16 Ağustos’ta Heyet-i Vekile ‘tehcir vesaire’ dolayısıyla İstanbul hükümetince kurulan İdare-i Örfiye Divanı Harbi’yi lağvetti. 
21 Şubat 1921’de, Public Ledger-Philadelphia muhabirinin sorularına verdiği yazılı demecinde, Mustafa Kemal’in sözleri yorum yapılmayacak kadar açıktı: “İngiltere’nin sulh zamanında ve harp sahasından uzak olarak İrlanda’ya reva gördüğü muameleye hemen hemen kayıtsız bir şekilde bakan dünya efkârı, Ermeni ahalinin tehciri hususunda almaya mecbur kaldığımız karar için bize karşı haklı bir ithamda bulunamaz. Bize karşı yapılmış olan iftiraların aksine, tehcir edilmiş olanlar hayattadır ve bunlardan ekserisi şayet İtilaf Devletleri bizi tekrar harp etmeye zorlamasa idi evlerine dönmüş olurlardı.” 
Dikkat edileceği gibi artık ‘katliam’, ‘katliama katılanların cezalandırılması’, ‘fazahat’ gibi kavramlar kullanılmıyordu. Bu söylemin hem İTC’nin Birinci Dünya Savaşı sırasında geliştirdiği ‘öz savunma’ söylemi ile hem de bugünkü ‘resmî söylem’ ile benzerliği ortadaydı. 
Mustafa Kemal’in 16 Mart 1923’te Adana esnafıyla konuşurken söylediği şu sözler İttihatçı zihniyetin hâlâ yaşadığı konusunda şüpheye yer bırakmıyordu: “Arkadaşımız beyanatında demişlerdi ki, Adanamızı idaresi altına alan diğer unsurlar, şunlar, bunlar, Ermeniler sanat ocaklarımızı işgal etmişler ve bu memleketin sahibi gibi bir vaziyet almışlardır. Şüphesiz haksızlık ve küstahlığın bundan fazlası olamaz. Ermenilerin bu feyizli ülkede hiçbir hakkı yoktur. Memleketiniz sizindir, Türklerindir. Bu memleket tarihte Türk’tü, o halde Türk’tür ve ebediyen Türk olarak yaşıyacaktır (...) Memleket en nihayet yine sahibi aslilerinin elinde kaldı. Ermeniler vesairenin burada hiçbir hakkı yoktur. Bu bereketli yerler koyu ve öz Türk memleketidir...” 
Atlayarak sunduğum bu tarihçeye göre, Mustafa Kemal’in Ermeniler hakkında hiç de olumlu şeyler düşünmediğini söylemek mümkün. Peki o zaman, geçen yazımdaki iddialar doğruysa (ki çalışmalarına engel olunmasından endişe ettiğim için adını vermek istemediğim değerli bir gazeteci bu konudaki sorulara tatmin edici cevaplar vereceğini umduğum kitabı üzerinde çalışıyor) Hatun Sebilciyan adlı bir Ermeni yetimini evlat edinmesini nasıl açıklayacağız? Eğer o küçük kız, varlığını Hatun Sebilciyan olarak sürdürebilseydi bu soruya ‘1915’e dair tutumundan dolayı örtük bir özür dileme çabası’ diye cevap verebilirdim, ancak o yetimin Sabiha Gökçen haline dönüştürülmesi (ve elbette daha önemlisi 1923-1938 arasında Kemalistlerin özel olarak Ermeni genel olarak azınlık politikaları) iyimser yorumlar yapmamı engelliyor. 


Özet Kaynakça:
 Emel Akal, Milli Mücadele’nin Başlangıcında Mustafa Kemal, İttihat ve Terakki ve Bolşevizm, Tüstav Yayınları, 2002; Atatürk’ün TBMM Açık ve Gizli Oturumlarındaki Konuşmaları, Cilt I, Kültür Bakanlığı Yayınları, 1991; Atatürk’ün Söylev ve Demeçleri, Cilt I, TTK Basımevi, 1961; TBMM Gizli Celse Zabıtları, I-IV, Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, 1985. 


Not: Araştırmacı Selçuk Uzun, '1915’te İyiler ve Kötüler' yazımda ‘iyiler’ arasında adını saydığım Erzurum Valisi Tahsin Bey’in de ikili politikaları yüzünden ‘kötüler’ listesine dahil edilmesi gerektiğini belirtti. (Yazarın Erzurum Ermenilerinin kaderine dair bir yazısı için bkz.http://www.armenieninfo.net/selcuk-uzun/3882-selcuk-uzun-ermeni-soykirimi-1915-ve-erzurum.html) Aynı şekilde yine iyiler arasında saydığım Kastamonu Valisi Reşid Bey’in de ‘kötülerden’ olabileceğini Fuat Dündar’ın bir makalesi (http://www.academia.edu/1479369/Kastamonu_valisi_resid_pasa_bey_ermenileri_korudu_mu) vesilesiyle farkettim. Selçuk Uzun’un dediği gibi kişilerin rollerini tanımlarken daha titiz olmam gerekirdi.

 

http://www.radikal.com.tr/yazarlar/ayse_hur/mustafa_kemalin_ittihatciligi_ve_1915e_dair_tavri-1133108

.

Facebook Yorumları

Emlak8
8.06.2019
Çağımızın Bir (Başka) Kahramanı: Topal Osman
26.12.2017
'Fahreddin Paşa' polemiği ve Erdoğan'ın 'dikkat dağıtma' stratejisi
23.8.2015
Devletin karanlık yüzü: JİTEM
9.8.2015
Siyasi 'günah keçisi' olarak viski
2.8.2015
Resmi tarihin 'sözde' Kürt 'ayaklanmaları'
26.7.2015
'Kürt meselesi'nin 90 yıllık icmali: Tamam mı, devam mı?
12.7.2015
Bir Macar icadı: Turancılık
5.7.2015
"Ah bir ataş ver, cigaramı yakayım!"
28.6.2015
TBMM, hiç 'çok renkli' oldu mu?
21.6.2015
Takiyüddin ve kuyruklu yıldızlı 1577 ramazanı
14.6.2015
Teşkilat'ın tetikçisi: Yakup Cemil
7.6.2015
Resmi tarihin yazmadığı 1916 Ankara Yangını
31.5.2015
'Nevzuhur' Fetih Bayramı
24.5.2015
27 Mayıs'ın ardından: Yassıada, intiharlar, idamlar
17.5.2015
Şems'le Mevlana, Atatürk'le Mevlevilik ve Bektaşilik
10.5.2015
1942 Varlık Vergisi Kanunu
3.5.2015
'Ya Taksim, ya ölüm'den 'Birleşik Kıbrıs'a
26.4.2015
'23 Nisan', '24 Nisan', '25 Nisan' yıldönümü muharebeleri
19.4.2015
1905 Bomba Olayı ve 1909 Adana İğtişaşı
12.4.2015
1894-1896 Ermeni katliamları ve Osmanlı Bankası Baskını
05.04.2015
Rıza Şah'ın, Musaddık'ın, Humeyni'nin İran'ı
29.03.2015
"Kitaplarda değil türkülerde ara Yemen'i" (Bedri Rahmi Eyüboğlu)
22.03.2015
Söylence, bayram ve serhildan olarak Newroz
15.03.2015
Dağdaki Efes, Kirkidje, Kırkıca, Çirkince, Şirince
08.03.2015
Araksi Çetinyan'dan Keriman Halis'e Türkiye'nin ilk güzelleri
02.03.2015
73 yıldır kanayan yara: Struma Faciası
23.02.2015
26 Şubat 1992 günü Hocalı'da neler yaşandı?
16.02.2015
'Tanrı'nın devleti' mi, 'yeryüzü devleti' mi?
09.02.2015
Ezanın Türkçeleştirilmesi ve Bursa olayı
01.02.2015
Verba volant, scripta manent /Yazı kalır, söz uçar
25.01.2015
Atatürk'ün Suudi misafiri: Emir Faysal
18.01.2015
'Fail-i devlet': Sabahattin Ali, Musa Anter, Uğur Mumcu, Hrant Dink cinayetleri
12.01.2015
Ay'ın karanlık yüzü: Kadın 'canlı bomba'lar
28.12.2014
Reisicumhur olabilirsiniz, fakat tiyatrocu olamazsınız!
22.12.2014
Henüz ağıtı yakılmamış 1978 Maraş Katliamı
14.12.2014
Göktürkçe, Lisan-ı Türkî Lisan-ı Osmanî ve Türkçe
07.12.2014
Yeniçerilik, zorunlu ve bedelli askerlik, vicdani ret
1.12.2014
Papalık-Bizans-Osmanlı-Türkiye ilişkileri
24.11.2014
1930'lar Türkiye'sinde Dersimli kimdir?
18.11.2014
Dersim hakkında 'kuyruklu' yalanlar
10.11.2014
Kudüs, Mescid-i Aksa ve zeytin
03.11.2014
Kerbela olayı: Gerçek mi mitoloji mi?
26.10.2014
Selahaddin Eyyubi'nin Çocukları: Suriye Kürtleri
19.10.2014
1916 Sykes-Picot Anlaşması 'suçlu' mu, 'günah keçisi' mi?
12.10.2014
Kafa kesmenin kısa tarihçesi
05.10.2014
Atatürk zamanında dini bayramlar nasıl kutlanırdı?
28.09.2014
Cumhuriyet'in 'kadın projesi'nde 'türban gediği'
22.09.2014
Erkek, savaş ve tecavüz: Ayrılmaz üçlü
15.09.2014
Amerika'nın keşfi insanlık için hayırlı mı oldu?
08.09.2014
6-7 Eylül yağmasının 59. yıldönümünde Cumhuriyet'in azınlık raporu
31.08.2014
Din eğitiminin 94 yıllık serencamı
24.08.2014
Süleyman Şah Türbesi hakkında yanlış bildiklerimiz
17.08.2014
Kasapyan Bağ Evi'nden Çankaya Köşkü'ne
10.08.2014
Çankaya'nın bütün adamları (2)
09.08.2014
Çankaya'nın bütün adamları (1)
03.08.2014
İstanbul'da 'aziz', Ankara'da 'mürteci', Mısır'da 'Hıristiyan': Mehmet Akif Ersoy
27.07.2014
Su içinde olup susuz kalmak
20.07.2014
Özgeci intihar': Şehitlik
13.07.2014
İsrail'i ve Filistin'i yakan ateş
07.07.2014
Mustafa Kemal'in 'altın vuruşu': Halifeliğin ilgası
29.06.2014
Kavel, Paşabahçe ve 15-16 Haziran direnişleri
22.06.2014
Bayrak, kırmızı, hilal ve yıldız
16.06.2014
Musul'u neden ve kaça sattık?
09.06.2014
İttihat Terakki'nin ve Kazım Karabekir'in çocuk askerleri
01.06.2014
561 yıldır fethetmeye doyamadığımız İstanbul
26.05.2014
'72 milletle barışık' Alevi - Kızılbaşlar
18.05.2014
150 yıllık Çerkes Sürgünü'nün 1920-1923 dönemi
12.05.2014
80 yıllık 'Misak-ı Dinî' davası
05.05.2014
'İstiklal Savaşı'nın iki casusu: Gavûr Mümin ve Mustafa Sagir
28.04.2014
İşçi sınıfının 63 yıllık Taksim ısrarı
21.04.2014
1915'e ad ver(eme)mek: Aghed, Medz Yeghern, Soykırım
13.04.2014
Yeşilçamcı mısınız, Sinematekçi mi?
06.04.2014
MEH, MAH, MİT
30.03.2014
Tek Parti Dönemi'nin ünlü şehreminleri
23.03.2014
II. Abdülhamit'in 'muzır'la savaşı
16.03.2014
İnsanoğlunun Leviathan'a karşı savaşı
09.03.2014
Mayan Hatun, Zarife Hanım ve Mina Hanım
02.03.2014
Erbakan, Milli Görüş, 28 Şubat
24.02.2014
Stalin, Naziler ve Kırım Tatarları
16.02.2014
Kardeş katli ve Fatih Kanunnamesi
09.02.2014
Semerkand'da Ölüm'le randevumuz mu var?
03.02.2014
Hem millici, hem beynelmilelci olmak kolay mı?
27.01.2014
Bank-ı Osmanî-i Şahane'den Merkez Bankası'na
20.01.2014
Hasan Sabbah ve Haşhaşilerin çarpıtılmış tarihi
12.01.2014
İnsanoğlunun kadim hastalığı: 'Cadı avcılığı'
05.01.2014
Meğerse Suriye'de Türkmenler yaşarmış!
29.12.2013
Kâfir işi güzel icatlar: Noel ve Yılbaşı
22.12.2013
König, İmpeks, Denizbank, Satie, Refah olayları
15.12.2013
Mevlana hakkında yanlış bildiklerimiz
08.12.2013
Anayurdu kim demirağlarla ördü dört baştan?
01.12.2013
En uzun yüzyılımız: 'Asr-ı fişleme'
24.11.2013
Türklerin ve Kürtlerin 'Kürdistan'ı
17.11.2013
Seyit Rıza 'nın TBMM'ye ve MC'ye mektupları
10.11.2013
'Elinde tesbih, evinde oğlan, dudağında dua...'
03.11.2013
Medine Vesikası ve Ömer Paktı
27.10.2013
CHP'nin Yol Vergisi ve Milli Koruma Kanunu
20.10.2013
Teşkilat-ı Mahsusa'yı nasıl bilirsiniz?
13.10.2013
İslam tarihinin 'hürre' kadınları
06.10.2013
Arap elifbasından Türk alfabesine
29.09.2013
İnönü 1937'de başbakanlıktan neden uzaklaştırıldı?
22.09.2013
Öfkesiz Kürt: 'Ape' Musa Anter
15.09.2013
Ulusların kendi kaderini tayin hakkı ve Kürtler
08.09.2013
'Korkunç' İvan ve 'Muhteşem' Süleyman'dan bugüne
01.09.2013
Lysistratalar Spartalıları durdurabilir mi?
25.08.2013
Üstün ama düşman Batı
18.08.2013
Vahhabilik, Suudiler ve Mekke Şerifi
11.08.2013
Cumhuriyetin üvey evladı: Halk türküleri
05.08.2013
Kürd Federasyonu'ndan Mahabad Cumhuriyeti'ne
29.07.2013
İttihat ve Terakki'nin Kürd politikaları
22.07.2013
1915'te Kürtlerin rolü neydi?
15.07.2013
"Hele kurulsun Ermenistan, Kürtlerden tek kişi kalmaz!"
09.07.2013
Sene 1952: Kahire'de 'Kara Cumartesi'
01.07.2013
İttihatçı ve Kemalistlerin Alevi-Bektaşi politikaları
23.06.2013
Sokrates, Thoreau, Gandhi, Martin Luther King
16.06.2013
'Matbuat kâmilen meddah oldu!'
10.06.2013
Siyasi ve kültürel bir karnaval: 'Paris Mayıs 1968'
02.06.2013
Tarihin nakşedildiği anıt ağaçlar
27.05.2013
'Meyhaneye gel, kim ne riya var ne mürai...'
19.05.2013
21 Mayıs 1864: Çerkeslerin kara günü
13.05.2013
Mustafa Kemal'in İttihatçılığı ve 1915'e dair tavrı
06.05.2013
Dersim'i bombalayan Sabiha Gökçen mi, Hatun Sebilciyan mıydı?
28.04.2013
1915 Ermeni soykırımında kötüler ve iyiler
21.04.2013
Zındık muhtesipleri ve Mihna mahkemeleri
20.1.2013
1915'ten 2007'ye Ermeni yetimleri
14.04.2013
Dört halife döneminden bugüne 'İslam kardeşliği'
08.04.2013
Bir 'Kürt Devleti' Cumhurbaşkanlığı Forsu'na girebilir mi?
31.03.2013
Hem 'gâvur' hem 'güzel' İzmir!
24.03.2013
Misak-ı Milli nedir, ne değildir?
17.03.2013
Alevistan, Zazaistan ve Kürdistan
10.03.2013
Sene 1921: Koçgiri isyanı, Alişer ve Zarife
03.03.2013
Baba İlyas'la Baba İshak neden isyan etti?
24.02.2013
Yedikule Zindanı, Bekir Ağa Bölüğü ve İmralı Cezaevi
17.02.2013
Tanrı Dağları kadar Türk, Hira Dağı kadar Müslüman!
10.02.2013
Nihal Atsız, Reha Oğuz Türkkan ve Turancılar Davası
03.02.2013
Ne mutlu 'Türküm diyene' mi? Ne mutlu 'Türk olana' mı?
27.01.2013
'İdraksiz Türk'ten 'Türk Milleti'ne
23.01.2013
Kürtlere söz verildi mi?
20.01.2013
Bitarafhane'nin oluşturulması
13.01.2013
Türkiye yerine 'Anadolu Cumhuriyeti' olsaydı ne olurdu?
06.01.2013
Necip Fazıl Kısakürek'in 'öteki' portresi
30.12.2012
1930 Menemen Olayı bir Nakşibendi tertibi miydi?
23.12.2012
98 günlük 'güdümlü' muhalefet: Serbest Fırka
16.12.2012
Bir gün herkes 'özbeöz yerli' adaleti tadacaktır!
09.12.2012
Nisa taifesi ve Kadınlar Halk Fırkası
02.12.2012
FKÖ- HAMAS parantezindeki Filistin
27.11.2012
Sultan Süleyman'ı nasıl bilirsiniz?
25.11.2012
İsrail'in kuruluş, Filistin devletinin kurulamayış hikâyesi
18.11.2012
Seyit Rıza idamdan önce Atatürk'le görüştü mü?
11.11.2012
Kurtuluş Savaşı 'yedi düvel'e karşı mı verildi?
10.11.2012
Arız, Beşe, Etil, Tokuş mu yoksa Atatürk mü?
04.11.2012
Menderes ve Erdoğan'ın Jakoben belediyeciliği
28.10.2012
Cumhuriyetçiler ve Lâ Cumhuriyetçiler
21.10.2012
Lozan, Şark Islahat Planı ve Kürtçe
14.10.2012
Atatürk diplomasisinin başarı öyküsü: Hatay'ın ilhakı
07.10.2012
'Evveli Şam, ahiri Şam!'
30.09.2012
İdris-i Bitlisî:'Mevlana' mı 'iblis' mi?
23.09.2012
Parola: Halaskâr; İşaret: Fedailer; Hedef: Darbe!
16.09.2012
Haçlı seferlerinin açtığı yara mı?
09.09.2012
1922'de 'Gâvur İzmir'i kim yaktı?
02.09.2012
Anadolu'nun kapısını Türklerle Kürtler birlikte mi açtı?
27.08.2012
Malazgirt-Büyük Taarruz parantezi
2 0
mehemmed zaza 13.05.2013 - 05:46:31
Atatürk zazalari ve kürtleri katlettigi gibi ermenileri ve islami bir yönetim tarzini benimseyen pek cok irktan(türklerde dahil) insani katletti.o bir KATiL
Aynı Görüşte misiniz?
Katılıyorum   Katılmıyorum
%55,70
Hrac Madooglu 12.05.2013 - 09:27:27
Ataturk'un ittihat ve Terakki partisine uye olduguna ve TC Devletini irkci bir temel ustune kurduguna kusku yok fakat irkci damari olup olmadigi pek belli degil. Gercekten irkci olsa cevresinde Ermeni asilli kimseyi barindirmazdi. Dil devrimini Agop Martayan'a yaptirmazdi mesela. Discisi, terzisi, dans hocasi, imzasini cizen bile Ermeni. Toto Karaca ile yaptigi bir sohbette de Ermenileri methetmis. Kaypak bir politikaci gibi yaptigi ve soyledigi bircok sey celiskilerle, zitliklarla dolu.
Aynı Görüşte misiniz?
Katılıyorum   Katılmıyorum
%50,67
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Emlak8



Emlak8

Aradığın Evi Bul. Emlak8.Net

Dijital Reklam Ajansı Serbay Interactive