Ayşe HÜR

Radikal GAZETESİ



Bookmark and Share

1915'te Kürtlerin rolü neydi?


22.07.2013 - Bu Yazı 3840 Kez Okundu.
Yorum : 2 - Onay Bekleyenler : 0

 Şaftanlı Amero ve şurekası maktullerin deerli eşyalarına el koyunca, madalya ve ödüller verileceği vaadiyle Diyarbakır'a çağrıldı ve 10 Çerkes fedai tarafından öldürüldü.

1915'te Kürtlerin rolü neydi?

 Geçen hafta 1878-1908 arasındaki Kürt-Ermeni ilişkilerine dair bazı başlıklara değinmiştim. Bu hafta bıraktığım yerden devam edeceğim. Türk milliyetçiliğinin öncü örgütü İttihat ve Terakki Cemiyeti (İTC) ile Ermeni milliyetçiliğinin öncü örgütlerinden Taşnak (diğerleri Hınçak ve Anayasal Ramgavar partileriydi) ittifakı 23 Temmuz 1908’de Abdülhamit’e ikinci kez Meşrutiyet’i ilan ettirdiğinde, özellikle Doğu vilayetlerindeki Ermeniler geçmişin yaralarının sarılacağı konusunda çok umutlanmıştı. Başlangıçta iyi şeyler oldu. 1909 Kasımı’nda II. Abdülhamit döneminin önemli örgütlenmesi olan Hamidiye Alayları’nın ünlü Kürt kumandanlarından İbrahim Paşa tutuklandı ve elinden alınan toprakları yasal sahiplerine iade edildi. Bunlar arasında Ermeniler de vardı. Aynı şekilde Kafkas muhacirlerine verilen Ermeni mülkleri de iade edildi. 1911’de Hamidiye Alayları, Hafif Aşiret Süvari Alayları adıyla yeniden örgütlendi ve Erzurum’daki Dokuzuncu Kolordu’ya bağlandı. Ancak Kürt çetelerinin baskısı azalmamıştı. Nitekim 1911-1913 arasında Taşnak Partisi defalarca İTC’ye, bu konuda önlem alınması için başvuruda bulundu. 



24 NİSAN SÜRGÜNLERİ


Birinci Dünya Savaşı’nın patlak verdiği 1914 yazında durum radikal biçimde değişti. Aralıkta Sarıkamış faciası, 1915 Martı’nda Zeytun’da (bugün Kahramanmaraş’a bağlı Süleymanlı) ve nisanda Van’da Ermenilerin isyan ettiği haberlerinin İstanbul’a ulaşması üzerine 23/24 Nisan 1915 gecesi İstanbul’daki Ermeni cemaatine yönelik son derece geniş tutuklamalar yapıldı ve ilk sürgün kafileleri Ayaş ve Çankırı’ya doğru yola çıktı. 

Tehcirin soykırıma dönüşmesi sürecinde, İTC’nin yeraltı örgütü olan Teşkilat-ı Mahsusa’nın milisleri, ordu birlikleri, kolluk kuvvetleri ve bunların yönlendirdiği eski Hamidiye Alayları, Türk, Çerkes, Laz, Gürcü, Çeçen, Arnavut, Boşnak, Kürt, Zaza, Arap vb. çeteleri, başıbozuklar ve sivil halk değişik oranlarda üzerine düşeni yaptı. Tehcirin en kanlı şekilde yürütüldüğü Doğu vilayetlerinde operasyonları Teşkilat-ı Mahsusa’dan Dr. Bahaeddin Şakir, Dr. Nazım, ‘Deli’ Halit, Diyarbakır Valisi Dr. Reşit, Erzurum Valisi Tahsin, Erzurum Emniyet Müdürü Hulusi, önce Erzincan, sonra Bitlis, Bağdat ve Musul vilayetlerinin genel valisi Mehmet Memduh, 3. Ordu Kumandanı Mahmut Kamil Paşa ve bazı Alman uzmanlar (Yarbay Stange gibi) yönlendiriyordu. 


KÜRT ALO ÇETESİ


Bu karmaşık yapılanma içinde Kürtlerin işlevini tam olarak tespit etmek zor çünkü bu konuda yapılmış bilimsel çalışma henüz yok. Elimizde sadece bazı bilgi kırıntıları var. Örneğin 24 Nisan 1915 günü İstanbul’da tutuklanıp Çankırı’ya sürülen Dr. Sevag Çilingiryan, Vahan Kehyayan, Artin Boğosyan, Taniyel Çıbukyaryan ve Onnik Mağazacıyan, İTC’nin Çankırı Kâtib-i Mesulü Cemal’in (Oğuz) azmettirdiği Kürt Alo Çetesi tarafından öldürüldü. Bu çete daha sonra, Suriye cephesinde istihdam edildi. 

Thora von Wedel ve Eva Elvers adlı iki rahibe Alman yetkililere yazdıkları raporda “Kemah Vadisi yolunda 10 Haziran [1915] günü Ermeni konvoyunun ön taraftan Kürtler, arka taraftan yarı nizami grup tarafından çapraz ateşe alındılar (…) 11 Haziran’da bu kez resmi birlikler Kürtleri cezalandırmak için gönderildi. Ancak bunun yerine birlikler tamamen savunmasız olan çok büyük bir bölümü kadın ve çocuklardan oluşan tehcir kafilesini katlettiler” diye anlatıyordu gördüklerini. Bir Hint asıllı İngiliz subayının raporuna bakılırsa, bölgenin egemenlerinden Kürt Murza Bey, Erzurum ve Erzincan’dan gelen 70 bin (?) Ermeni’nin Kemah Geçidi’nde katlinden sorumluydu. 

Leipzig’de felsefe doktorası yapmış ve Erzurum’da Almanca öğretmenliği yapan Ermeni Sarkis Manukyan 19 Haziran 1915’te doğduğu şehri 500 aileyle birlikte terk ettikten sonra yaşadıklarını şöyle anlatmıştı: “Çok geçmeden kafileden 200 erkek ayrılıp öldürüldü. Daha sonra Suruç’ta Kürt aşiret lideri Hacı Bey’in [Hacı Bedir Ağa] kardeşi Zeynel Bey’in huzurunda geri kalan tüm erkeklerin ölüm saati geldi çattı. Bütün erkekleri dar bir vadi içinde topladılar, 2.115 kişiydik. (Türk ve Kürt ağalarına hepimiz için kelle başına para verdiğimiz için bir liste yapmıştık. Bundan dolayı sayıyı kesin olarak biliyorum.) Kadınlar ve çocuklar önceden gitmişlerdi. Kürtler ve jandarmalar bize ‘Siz şimdi öleceksiniz fakat biz suçlu değiliz, bunu hükümet istiyor’ diye açıklamada bulundular. Bizi bağladılar. Çocuklarımızı ve kadınlarımızı gözettiğimizden dolayı direnmeyi denemedik. Zeynel Bey herkesi tek tek Kürtlerin ve jandarmaların önüne getirmekle ve aşağı yukarı on adım ötede idam ettirmek için kimin neyi varsa alınmasıyla meşguldü. Bıçak ve baltalarla başlar kesildi ve cesetler bir çukurun içine atıldı (…) Ali Paşa, kardeşi Nuri Bey uzaklaşmışken kendisi idamlarda bizzat hazır bulundu.” 


ŞAFTANLI AMERO ÇETESİ


Almanya’nın Musul Konsolos Muavini Holstein 11 Eylül 1915 tarihli raporunda şöyle yazmıştı: “Kürtlerden oluşan çeteler bölge yöneticilerinin izniyle Feyzi [Pirinçcizade] Bey’in emriyle Diyarbakır’dan sürülenlerin arasına katılarak ve askerlerin de iştirakiyle Cizre şehrinin tüm Hıristiyan nüfusunu katlettiler.” 

Diyarbakır Valisi Dr. Reşid, bölgesindeki katliamları yönetmek için işlediği suçlarla meşhur Kürt çete reisi Şaftanlı Amero’yu istihdam etmişti. Sözlü kaynaklara göre altışar kişilik gruplar halinde bağlanarak hayvan derisinden şişirilmiş keleklerle Dicle Nehri yoluyla Bezuan Vadisi’ne götürülen 636 Ermeni, burada Raman aşiretinin mensupları tarafından katledilmişti. 


KÜRTLERE SATILAN KAFİLELER


Diyarbakırlı bir Süryani papaz olayı biraz daha ayrıntılı anlatmıştı: “Kürtlerden oluşturulan çetelerin kuşattığı, Diyarbakır’dan gelen uzun bir kafile gördük. Onlara saldırıyor, mallarını çalıyor, aşağılıyor ve aç bırakıyorlardı. Öldürülmeden önce Müslüman olmaları için bir şans veriliyor, aksi halde hemen öldürülüyorlardı. Bu dağlar ve vahşi arazi Hıristiyanlara mezar olmuştu (…) Askerlerin esirlerini çok düşük fiyatlarla Kürtlere sattığını haber aldık (…) Bazen tüm kafileyi 1.000 liraya, bazılarını 600 ya da 500’e bırakıyorlardı. Kafiledekiler çıplak arazide ve vadilerde bırakılıyor, dağıtılıyor, elbiseleri soyulup vuruluyorlardı. Ama bu kadarla da kalınmıyor; karınları yarılıyor, bağırsakları çıkarılıyor, değerli bir şey kalmasın diye kadınların saçları, giysileri ve ayakkabıları aranıyordu. Altın dişi olanlar en talihsizleriydi. Çünkü öldürülmeden önce bu dişleri sökülüyordu. Bütün bunlar yüklü bir ganimete konmak içindi. [Diyarbakır Valisi Dr.] Reşid’le anlaşmalı olan Kürt Mustafa ve Ömer tarafından Musul’a ulaşım yolu olan Dicle Nehri’nde tümü öldürüldü. Mustafa ve Ömer, Raman Kürtleri kadın ağası Perîxanê’nin oğullarıydı. Kafilelerden elde edilen ganimetin yarı yarıya paylaşılması biçiminde Reşid’le anlaşma yaparak Dicle Nehri yoluyla keleklerle gönderilen 4 büyük kafilenin katledilmesine katıldılar.” 

17 Ağustos 1915 tarihli bir Alman raporunda ise şunlar yazılıydı: “Engizek Dağı’nın dar bir boğazından geçmekte olan bir kafile, Sarayköy’ün tanınmış Kürt ağası Hasan Ağa’nın Tapo adındaki oğlunun öncülüğünde, Akçadağlı Kürtler, Nurhaklı Kürtler, Setraklik ve Heleteli Kürtler tarafından tamamen yağmalandı...” 

Kaynakçada belirttiğim ‘Alman Belgeleri, Ermeni Soykırımı 1915-1916’ adlı kitapta özellikle Sünni Kürtlerin yaşadığı bölgelerde yaşanmış başka örnekler de var. Bu arada sadece ‘çete’ diye anılan faillerin kökenlerini tespit etmek konunun uzmanlarına kalıyor. 


DERSİMLİLER VE ‘TERTELO VİREN’


Dersim bölgesinde asırlardır Ermenilerle iç içe, yan yana yaşayan Kızılbaş Kürtler ise muhtemelen hem benzer kültürü paylaştıkları için hem de Sünni Osmanlı Devleti’nin kendilerine de Ermenilerinkine benzer bir kader biçmesinden endişe ettikleri için Ermenilerle dayanışma içinde oldu. Daha doğrusu bugün Dersimliler arasındaki yaygın kabule göre, Dersimliler, Tertelo Viren (Birinci Kırım, ikincisi 1937-1938 katliamlarıydı) dedikleri tehcir sırasında bölgeye sığınan Ermenilerden büyük bir bölümünü (bazı kaynaklara göre 20 bin kadarını) koruma altına almış veya bölgeden güvenli biçimde çıkarılmalarına yardımcı olmuşlardı. Örneğin Erzincan’da ‘Kağtaganats Xınamagalutyun’ (Göçmenleri Koruma) adında bir örgüt oluşturulmuş, Türkler ve Kürtler arasında kalmış Ermeni yetimleri ve kadınları toplanmış, bunlar o sırada Rusların işgalinde olan Erzincan’a doğru yola çıkmışlardı. Bölgeden çıkmak yerine, Kızılbaşlığı kabul etmiş görünenlerin sayısını bazı kaynaklar 100 bine kadar çıkarır. 

Sayılar tartışmalı olmakla birlikte, bu tür koruma olaylarının kaynaklarda ‘Asıl Dersim’ ya da ‘İç Dersim’ diye adlandırılan dağlık bölgede yaşandığı sanılır. Çünkü dönemin tanıklarından Hampartsum, ‘Kasparyan Çemişgezek ve Köyleri ‘(Erivan, 1969) adlı kitabında ya da Kevork Yerevanyan, ‘Çarsancak Ermenileri Tarihi’ (Beyrut, 1954) adlı kitabında Dersimin dış çeperlerine rastlayan bölgelerde Ermenilere yönelik pek çok saldırı olayını anlatır. Yer sorunu yüzünden sadece bir anlatıyı aktarmakla yetineceğim. (Daha fazlasını merak edenler kaynakçadaki Hovsep Hayreni’nin yazısına bakabilir.) Yerevanyan’a göre “1915’te bütün Çarsancak Ermenileri ölüm yolculuğuna çıkarılmıştı. Kadınlar, kızlar ve çocuklar da sürgün kafileleri içindeydi. Çarsancak’ta Ermeni soluğu kalmamıştı artık. 1916’da bağımsız Dersim’in aşiretleri Çarsancak bölgesine silahlı akın yaparlar; Mazgirt, Hozat, Peri, Pertek üzerinden Kharpert’e [Harput] kadar beylerin ganimet diye paylaştığı Ermeni mallarını ve aynı zamanda Türk mülklerini yağma ve talan ederler. Bu akın sırasında Dersimliler’in saflarında Giragos Mirakyan da vardır. Sürülen ve kırılan Ermeniler’in intikamını alma duygusuyla dolu Giragos bir zamanlar cıvıl cıvıl Ermeni nüfusuyla meskûn Peri şehrini ıssız ve insansız bulunca, bütün evleri ateşe verir.” 


KOLEKTİF SORUMLULUK


Sonuç olarak benim tarih okumama göre, 1915’in asli faili Türk milliyetçiliğinin öncü örgütü İTC ile onun etrafında örgütlenen asker-sivil Müslüman-Türk unsurlardır. Ancak bu kısa tarihçenin de gösterdiği gibi, 1514’ten itibaren merkezi devletle sıkı ittifak içinde olan Kürt unsurların en azından bir bölümü, bazen kendi inisiyatifleriyle bazen devletin yönlendirmesiyle veya zorlamasıyla fer’i (ikincil) failler olarak önemli roller üstlenmiştir. Bunda sosyolojik açıdan garipsenecek bir durum yoktur. Ve elbette o günün suçlarından bugünün Kürtleri (aynı şekilde Türkleri, Çerkesleri vb…) hiçbir şekilde sorumlu değildir. Ancak tarihte işlenmiş bir suçla ya da suçun failleriyle açık, doğrudan ya da örtük biçimde özdeşlik kurmak, dayanışmak, onları haklı görmek vb. davranışlar, görenleri ‘kolektif failler’ haline dönüştürür. Hukukun değil, sosyal bilimlerin ürettiği bir kavram olan ‘kolektif faillik’ten kurtulmak açısından devlet adamlarının, toplum liderlerinin dahil oldukları gruplar adına diledikleri ‘kolektif özürler’, ‘geçmişle/tarihle hesaplaşma’ ya da daha doğru bir terimle ‘geçmişle/tarihle barışma’ sürecinin parçası olarak ele alındığında çok önemli işlev görür. 

Nitekim Tarık Ziya Ekinci ve Naci Kutlay başta olmak üzere bazı önemli Kürt aydınları geçmiş yıllarda Kürt faillerin sorumluluğu hakkında açık yürekli konuşmalar yaptılar, yazılar yazdılar. Nokta dergisi 2007’de bu konuyu iki sayıda işledi. Son olarak DTK Eş Başkanı Ahmet Türk medya diliyle ‘ezber bozan’ bir açıklama yaptı ve şöyle dedi: “1915’lerde Ermeniler büyük acılar yaşadı. Burada Kürtlerin de payı var. Kürtler kullanıldı. (…) Hem Süryaniler, hem Ezidilerle ilgili hem de Ermenilerle ilgili dedelerimiz, babalarımız kullanıldı, bu halklara zulmetti, onların eli kanlıdır dedik (…) Biz evlatları olarak, torunları olarak özür diliyoruz.” Bu önemli açıklama da diğerleri gibi kısa süreliğine tartışıldı ve hemen unutuldu. Unutuldu çünkü Ahmet Türk açıklamasını şöyle bitirmişti: “Türkiye’nin de bu büyüklüğü göstererek Ermenilerden, Ezidi ve Süryani halkından özür dilemesi gerekiyor. Bu olaylar cumhuriyetten önce olmuşsa bu sıkıntıya ne gerek var?” 

İşte iki haftadır yazdığım yazılar, Ahmet Türk ve diğer cesur Kürt aydınlarının Türkiye’nin demokratikleşmesinde çok önemli bir işlev göreceğini düşündüğüm bu dürüst açılımlarını güncelleyerek, Türk tarafının 100 yıldır ısrarla kaçındığı, 1915 başta olmak üzere tüm tarihsel suçlarla yüzleşme sorumluluğuna ivme kazandırmayı amaçlıyor. 

Daha önemli bir konu gündemi işgal etmezse, haftaya İttihatçıların 1915 sonrası Kürt politikalarına değinmeyi düşünüyorum. Herkese iyi pazarlar… 

.

Facebook Yorumları

Emlak8
8.06.2019
Çağımızın Bir (Başka) Kahramanı: Topal Osman
26.12.2017
'Fahreddin Paşa' polemiği ve Erdoğan'ın 'dikkat dağıtma' stratejisi
23.8.2015
Devletin karanlık yüzü: JİTEM
9.8.2015
Siyasi 'günah keçisi' olarak viski
2.8.2015
Resmi tarihin 'sözde' Kürt 'ayaklanmaları'
26.7.2015
'Kürt meselesi'nin 90 yıllık icmali: Tamam mı, devam mı?
12.7.2015
Bir Macar icadı: Turancılık
5.7.2015
"Ah bir ataş ver, cigaramı yakayım!"
28.6.2015
TBMM, hiç 'çok renkli' oldu mu?
21.6.2015
Takiyüddin ve kuyruklu yıldızlı 1577 ramazanı
14.6.2015
Teşkilat'ın tetikçisi: Yakup Cemil
7.6.2015
Resmi tarihin yazmadığı 1916 Ankara Yangını
31.5.2015
'Nevzuhur' Fetih Bayramı
24.5.2015
27 Mayıs'ın ardından: Yassıada, intiharlar, idamlar
17.5.2015
Şems'le Mevlana, Atatürk'le Mevlevilik ve Bektaşilik
10.5.2015
1942 Varlık Vergisi Kanunu
3.5.2015
'Ya Taksim, ya ölüm'den 'Birleşik Kıbrıs'a
26.4.2015
'23 Nisan', '24 Nisan', '25 Nisan' yıldönümü muharebeleri
19.4.2015
1905 Bomba Olayı ve 1909 Adana İğtişaşı
12.4.2015
1894-1896 Ermeni katliamları ve Osmanlı Bankası Baskını
05.04.2015
Rıza Şah'ın, Musaddık'ın, Humeyni'nin İran'ı
29.03.2015
"Kitaplarda değil türkülerde ara Yemen'i" (Bedri Rahmi Eyüboğlu)
22.03.2015
Söylence, bayram ve serhildan olarak Newroz
15.03.2015
Dağdaki Efes, Kirkidje, Kırkıca, Çirkince, Şirince
08.03.2015
Araksi Çetinyan'dan Keriman Halis'e Türkiye'nin ilk güzelleri
02.03.2015
73 yıldır kanayan yara: Struma Faciası
23.02.2015
26 Şubat 1992 günü Hocalı'da neler yaşandı?
16.02.2015
'Tanrı'nın devleti' mi, 'yeryüzü devleti' mi?
09.02.2015
Ezanın Türkçeleştirilmesi ve Bursa olayı
01.02.2015
Verba volant, scripta manent /Yazı kalır, söz uçar
25.01.2015
Atatürk'ün Suudi misafiri: Emir Faysal
18.01.2015
'Fail-i devlet': Sabahattin Ali, Musa Anter, Uğur Mumcu, Hrant Dink cinayetleri
12.01.2015
Ay'ın karanlık yüzü: Kadın 'canlı bomba'lar
28.12.2014
Reisicumhur olabilirsiniz, fakat tiyatrocu olamazsınız!
22.12.2014
Henüz ağıtı yakılmamış 1978 Maraş Katliamı
14.12.2014
Göktürkçe, Lisan-ı Türkî Lisan-ı Osmanî ve Türkçe
07.12.2014
Yeniçerilik, zorunlu ve bedelli askerlik, vicdani ret
1.12.2014
Papalık-Bizans-Osmanlı-Türkiye ilişkileri
24.11.2014
1930'lar Türkiye'sinde Dersimli kimdir?
18.11.2014
Dersim hakkında 'kuyruklu' yalanlar
10.11.2014
Kudüs, Mescid-i Aksa ve zeytin
03.11.2014
Kerbela olayı: Gerçek mi mitoloji mi?
26.10.2014
Selahaddin Eyyubi'nin Çocukları: Suriye Kürtleri
19.10.2014
1916 Sykes-Picot Anlaşması 'suçlu' mu, 'günah keçisi' mi?
12.10.2014
Kafa kesmenin kısa tarihçesi
05.10.2014
Atatürk zamanında dini bayramlar nasıl kutlanırdı?
28.09.2014
Cumhuriyet'in 'kadın projesi'nde 'türban gediği'
22.09.2014
Erkek, savaş ve tecavüz: Ayrılmaz üçlü
15.09.2014
Amerika'nın keşfi insanlık için hayırlı mı oldu?
08.09.2014
6-7 Eylül yağmasının 59. yıldönümünde Cumhuriyet'in azınlık raporu
31.08.2014
Din eğitiminin 94 yıllık serencamı
24.08.2014
Süleyman Şah Türbesi hakkında yanlış bildiklerimiz
17.08.2014
Kasapyan Bağ Evi'nden Çankaya Köşkü'ne
10.08.2014
Çankaya'nın bütün adamları (2)
09.08.2014
Çankaya'nın bütün adamları (1)
03.08.2014
İstanbul'da 'aziz', Ankara'da 'mürteci', Mısır'da 'Hıristiyan': Mehmet Akif Ersoy
27.07.2014
Su içinde olup susuz kalmak
20.07.2014
Özgeci intihar': Şehitlik
13.07.2014
İsrail'i ve Filistin'i yakan ateş
07.07.2014
Mustafa Kemal'in 'altın vuruşu': Halifeliğin ilgası
29.06.2014
Kavel, Paşabahçe ve 15-16 Haziran direnişleri
22.06.2014
Bayrak, kırmızı, hilal ve yıldız
16.06.2014
Musul'u neden ve kaça sattık?
09.06.2014
İttihat Terakki'nin ve Kazım Karabekir'in çocuk askerleri
01.06.2014
561 yıldır fethetmeye doyamadığımız İstanbul
26.05.2014
'72 milletle barışık' Alevi - Kızılbaşlar
18.05.2014
150 yıllık Çerkes Sürgünü'nün 1920-1923 dönemi
12.05.2014
80 yıllık 'Misak-ı Dinî' davası
05.05.2014
'İstiklal Savaşı'nın iki casusu: Gavûr Mümin ve Mustafa Sagir
28.04.2014
İşçi sınıfının 63 yıllık Taksim ısrarı
21.04.2014
1915'e ad ver(eme)mek: Aghed, Medz Yeghern, Soykırım
13.04.2014
Yeşilçamcı mısınız, Sinematekçi mi?
06.04.2014
MEH, MAH, MİT
30.03.2014
Tek Parti Dönemi'nin ünlü şehreminleri
23.03.2014
II. Abdülhamit'in 'muzır'la savaşı
16.03.2014
İnsanoğlunun Leviathan'a karşı savaşı
09.03.2014
Mayan Hatun, Zarife Hanım ve Mina Hanım
02.03.2014
Erbakan, Milli Görüş, 28 Şubat
24.02.2014
Stalin, Naziler ve Kırım Tatarları
16.02.2014
Kardeş katli ve Fatih Kanunnamesi
09.02.2014
Semerkand'da Ölüm'le randevumuz mu var?
03.02.2014
Hem millici, hem beynelmilelci olmak kolay mı?
27.01.2014
Bank-ı Osmanî-i Şahane'den Merkez Bankası'na
20.01.2014
Hasan Sabbah ve Haşhaşilerin çarpıtılmış tarihi
12.01.2014
İnsanoğlunun kadim hastalığı: 'Cadı avcılığı'
05.01.2014
Meğerse Suriye'de Türkmenler yaşarmış!
29.12.2013
Kâfir işi güzel icatlar: Noel ve Yılbaşı
22.12.2013
König, İmpeks, Denizbank, Satie, Refah olayları
15.12.2013
Mevlana hakkında yanlış bildiklerimiz
08.12.2013
Anayurdu kim demirağlarla ördü dört baştan?
01.12.2013
En uzun yüzyılımız: 'Asr-ı fişleme'
24.11.2013
Türklerin ve Kürtlerin 'Kürdistan'ı
17.11.2013
Seyit Rıza 'nın TBMM'ye ve MC'ye mektupları
10.11.2013
'Elinde tesbih, evinde oğlan, dudağında dua...'
03.11.2013
Medine Vesikası ve Ömer Paktı
27.10.2013
CHP'nin Yol Vergisi ve Milli Koruma Kanunu
20.10.2013
Teşkilat-ı Mahsusa'yı nasıl bilirsiniz?
13.10.2013
İslam tarihinin 'hürre' kadınları
06.10.2013
Arap elifbasından Türk alfabesine
29.09.2013
İnönü 1937'de başbakanlıktan neden uzaklaştırıldı?
22.09.2013
Öfkesiz Kürt: 'Ape' Musa Anter
15.09.2013
Ulusların kendi kaderini tayin hakkı ve Kürtler
08.09.2013
'Korkunç' İvan ve 'Muhteşem' Süleyman'dan bugüne
01.09.2013
Lysistratalar Spartalıları durdurabilir mi?
25.08.2013
Üstün ama düşman Batı
18.08.2013
Vahhabilik, Suudiler ve Mekke Şerifi
11.08.2013
Cumhuriyetin üvey evladı: Halk türküleri
05.08.2013
Kürd Federasyonu'ndan Mahabad Cumhuriyeti'ne
29.07.2013
İttihat ve Terakki'nin Kürd politikaları
22.07.2013
1915'te Kürtlerin rolü neydi?
15.07.2013
"Hele kurulsun Ermenistan, Kürtlerden tek kişi kalmaz!"
09.07.2013
Sene 1952: Kahire'de 'Kara Cumartesi'
01.07.2013
İttihatçı ve Kemalistlerin Alevi-Bektaşi politikaları
23.06.2013
Sokrates, Thoreau, Gandhi, Martin Luther King
16.06.2013
'Matbuat kâmilen meddah oldu!'
10.06.2013
Siyasi ve kültürel bir karnaval: 'Paris Mayıs 1968'
02.06.2013
Tarihin nakşedildiği anıt ağaçlar
27.05.2013
'Meyhaneye gel, kim ne riya var ne mürai...'
19.05.2013
21 Mayıs 1864: Çerkeslerin kara günü
13.05.2013
Mustafa Kemal'in İttihatçılığı ve 1915'e dair tavrı
06.05.2013
Dersim'i bombalayan Sabiha Gökçen mi, Hatun Sebilciyan mıydı?
28.04.2013
1915 Ermeni soykırımında kötüler ve iyiler
21.04.2013
Zındık muhtesipleri ve Mihna mahkemeleri
20.1.2013
1915'ten 2007'ye Ermeni yetimleri
14.04.2013
Dört halife döneminden bugüne 'İslam kardeşliği'
08.04.2013
Bir 'Kürt Devleti' Cumhurbaşkanlığı Forsu'na girebilir mi?
31.03.2013
Hem 'gâvur' hem 'güzel' İzmir!
24.03.2013
Misak-ı Milli nedir, ne değildir?
17.03.2013
Alevistan, Zazaistan ve Kürdistan
10.03.2013
Sene 1921: Koçgiri isyanı, Alişer ve Zarife
03.03.2013
Baba İlyas'la Baba İshak neden isyan etti?
24.02.2013
Yedikule Zindanı, Bekir Ağa Bölüğü ve İmralı Cezaevi
17.02.2013
Tanrı Dağları kadar Türk, Hira Dağı kadar Müslüman!
10.02.2013
Nihal Atsız, Reha Oğuz Türkkan ve Turancılar Davası
03.02.2013
Ne mutlu 'Türküm diyene' mi? Ne mutlu 'Türk olana' mı?
27.01.2013
'İdraksiz Türk'ten 'Türk Milleti'ne
23.01.2013
Kürtlere söz verildi mi?
20.01.2013
Bitarafhane'nin oluşturulması
13.01.2013
Türkiye yerine 'Anadolu Cumhuriyeti' olsaydı ne olurdu?
06.01.2013
Necip Fazıl Kısakürek'in 'öteki' portresi
30.12.2012
1930 Menemen Olayı bir Nakşibendi tertibi miydi?
23.12.2012
98 günlük 'güdümlü' muhalefet: Serbest Fırka
16.12.2012
Bir gün herkes 'özbeöz yerli' adaleti tadacaktır!
09.12.2012
Nisa taifesi ve Kadınlar Halk Fırkası
02.12.2012
FKÖ- HAMAS parantezindeki Filistin
27.11.2012
Sultan Süleyman'ı nasıl bilirsiniz?
25.11.2012
İsrail'in kuruluş, Filistin devletinin kurulamayış hikâyesi
18.11.2012
Seyit Rıza idamdan önce Atatürk'le görüştü mü?
11.11.2012
Kurtuluş Savaşı 'yedi düvel'e karşı mı verildi?
10.11.2012
Arız, Beşe, Etil, Tokuş mu yoksa Atatürk mü?
04.11.2012
Menderes ve Erdoğan'ın Jakoben belediyeciliği
28.10.2012
Cumhuriyetçiler ve Lâ Cumhuriyetçiler
21.10.2012
Lozan, Şark Islahat Planı ve Kürtçe
14.10.2012
Atatürk diplomasisinin başarı öyküsü: Hatay'ın ilhakı
07.10.2012
'Evveli Şam, ahiri Şam!'
30.09.2012
İdris-i Bitlisî:'Mevlana' mı 'iblis' mi?
23.09.2012
Parola: Halaskâr; İşaret: Fedailer; Hedef: Darbe!
16.09.2012
Haçlı seferlerinin açtığı yara mı?
09.09.2012
1922'de 'Gâvur İzmir'i kim yaktı?
02.09.2012
Anadolu'nun kapısını Türklerle Kürtler birlikte mi açtı?
27.08.2012
Malazgirt-Büyük Taarruz parantezi
2 0
Hrac Madooglu 21.07.2013 - 09:34:38
Bu konuda yaptiginiz arastirmalar takdire deger. Turk Tarih Kurumunun inkarci, propagandaci, bilimsellikle ilgisi olmayan yalanlarina alistirilmis, beyni yikanmis milyonlarca vatandasin yazilarinizi okumasi lazim. iyi ki varsiniz. Kurtler, ittihatcilar tarafindan kullanildiklarini biliyor ve gerceklerle yuzlesebiliyor artik. Darisi Turk ve Cerkeslerin basina. Eninde sonunda Turk-Kurt-Cerkes, bugunku nesillerin bir sucu yok.
Aynı Görüşte misiniz?
Katılıyorum   Katılmıyorum
%50,43
Hrac Madooglu 21.07.2013 - 09:34:38
Bu konuda yaptiginiz arastirmalar takdire deger. Turk Tarih Kurumunun inkarci, propagandaci, bilimsellikle ilgisi olmayan yalanlarina alistirilmis, beyni yikanmis milyonlarca vatandasin yazilarinizi okumasi lazim. iyi ki varsiniz. Kurtler, ittihatcilar tarafindan kullanildiklarini biliyor ve gerceklerle yuzlesebiliyor artik. Darisi Turk ve Cerkeslerin basina. Eninde sonunda Turk-Kurt-Cerkes, bugunku nesillerin bir sucu yok.
Aynı Görüşte misiniz?
Katılıyorum   Katılmıyorum
%55,04
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Emlak8



Emlak8

Aradığın Evi Bul. Emlak8.Net

Dijital Reklam Ajansı Serbay Interactive