Ayşe HÜR

Radikal GAZETESİ



Bookmark and Share

Mayan Hatun, Zarife Hanım ve Mina Hanım


09.03.2014 - Bu Yazı 3911 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

Mayan Hatun, Zarife Hanım ve Mina Hanım

 BDP'nin kadın adaylarına destek vermek için bu haftaki yazımı tarihe siyasi mücadeleleriyle geçmiş Kürt kadınlarına ayırdım.

Dün, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’ydü. Kadının toplum yaşamındaki, ailedeki yeri üzerine yazılar okuduk, konuşmalar dinledik. Kadının siyasi yaşamdaki yeri ise malumumuz. Halen 550 üyeli TBMM’de 78 kadın milletvekili var. Oransal olarak % 14,2’ye tekabül ediyor. Bunlardan 45’i AKP’den, 19’u CHP’den, 11’i ise BDP destekli ‘Bağımsız’ olarak seçilmiş. Yerel yönetimlerdeki kadın oranları daha da vahim. Belediye başkanı oranı % 0,88, belediye meclisi üyesi oranı % 4,2, il genel meclisi üyesi oranı % 3,25. 

Yerel seçimlere üç hafta kaldı. Kaç kadın adayın seçilebilir yerlerden aday gösterildiğini bilmiyorum. Ancak 144 seçim bölgesinde ‘fermuar sistemi’ uygulayan BDP’nin bu konuda örnek bir tutum takındığını biliyorum. Fermuar sistemine göre liste yukarıdan aşağı doğru, bir kadın, bir erkek şeklinde sıralanıyor. Böylece listelerde kadın-erkek oranı birbirine eşit oluyor. Hatta bazı yerlerde kadın adayların sayısı erkekleri geçiyormuş. Kadın adayları kadınlar, erkek adayları ise erkekler belirliyormuş. 

Sadece gazetelerde birbirinden şık yerel giysileriyle çekilmiş fotoğraflarından tanıdığım, hepsinin de birbirinden değerli, saygın kişiler olduğunu tahmin ettiğim bu kadın adaylara destek vermek için bugüne dek somut hiçbir şey yapmamanın mahcubiyeti içinde, bu haftaki yazımı, tarihe siyasi mücadeleleriyle geçmiş Kürt kadınlarına ayırdım. Ancak hem haklarında yeterli bilgiye ulaşamadığımdan hem de sayfanın boyutları elvermediğinden birkaç portreden oluşan bir kolajdan fazlasını sunamıyorum sizlere. Yazıya geçmeden, 9 Ocak 2013 günü Paris’te katledilen Sakine Cansız, Fidan Doğan ve Leyla Söylemez cinayetinin BDP Eş Genel Başkanı Gültan Kışanak’ın iddia ettiği gibi “paralel yapı ile AKP’nin birlikte tezgâhladığı” bir cinayet olup olmadığının bir an önce açığa çıkarılması için ilgili tüm taraflara çağrımı tekrarlamak istiyorum. 

Kürt Kadınları Teâli Cemiyeti 
Önce örgütlü mücadelenin öncü kuruluşunu analım. Kürt Kadınları Teâli Cemiyeti 1919 yılında İstanbul’da kurulmuştu. Cemiyet, mezhep farkı gözetmeksizin tüm kadınları üyeliğe kabul edeceğini ilan etmişti. Nizamnamesine bakılırsa Cemiyet Kürt kadınlığının medeni bir bakış açısına kavuşturulmasını ve ilerlemesini sağlamak, Kürt aile hayatında kurumsal ve toplumsal düzenlemeler yapmak, 1915 Ermeni Kırımı nedeniyle sefil hale gelen Kürt yetim ve dullarına yardımlarda bulunarak onları sefaletten kurtarmak amaçlarını güdüyordu. Cemiyet bunun için, gazete, dergi, kitap ve risaleler yayımlayacak, her yerde kütüphane ve tartışma salonları açıp konferanslar ve dersler düzenleyecekti. 

Cemiyet’in ilk eylemi, Sultanahmet Meydanı’nda bir Mevlid-i Şerif okutmak olmuştu. 21 Haziran 1919’da gerçekleşen bu olayın sonunda irticalen bir konuşma yapan cemiyet başkanı Encam Yalmuki Hanım (günümüz diliyle) şöyle demişti: “Hanımefendiler, biz Kürtler, çeşitli kavimleri kardeşleştiren İslamiyetin ortaya çıkışından, yani asırlardan beri Türk milletinin en sadık bir seveni, en güçlü dostu, en coşkulu bir kardeşiyiz. Bugün bütün milletlerin alın yazıları başka şekiller aldığı ve herkese bir hak verildiği bir zamanda bizler de kendimizin hakkını istiyoruz, çünkü ortada milyonlarla Kürt var ve büyük bir Kürdistan var. Mukaddes amaçlar uğrunda en ziyade çalışmak isteyenlere ve milletlerine olan sevgilerini göstermiş oldukları fedakârlıklarla ispat edenlere cümlemiz tüm varlığımızla teşekkür borçluyuz. Cemiyetin açılış törenine koşarak gelen muhterem hanımlarımız ve kardeşlerimiz her şekilde destek olacaklarını, Kürtlüğün yükselmesi için ne yapılması lazımsa tereddütsüz yapacaklarına Kürt sözü verdiler. Öteden beri ‘Kürt sözünden dönmez’ cümlesi bir atasözü olmuştu. Ben kanaatlerim ile iman ederek söylüyorum ki Kürt her şeye söz vermez ama verdiği zaman da sözünden dönmez…” 

Encam Yalmuki Hanım hakkında bilgiye ulaşamadım. Muhtemelen Kürtçe ve Türkçe olarak yayımlanan Jîn dergisinde yazıları yayımlanan Aziz Yalmuki Bey’in eşiydi. Daha sonra aynı yılın Kurban Bayramı’nın ikinci gününde Şişli Etfal Hastanesi’nde altı koğuş dolusu çocuğu parasız sünnet ettiren cemiyet faaliyetlerini ancak üç ay daha devam ettirebildi. Neden kapandığını bilmiyoruz ama 1928 yılında Tiflis’te yayımlanan Zarya Vastoka gazetesinin 297. sayısında yayımlanan ve muhtemelen eşi Dilara Hanım, cemiyetin İstanbul’daki faaliyetlerine katılmış olan Kamil Bedirhan tarafından kaleme alınmış olan makalede ‘Konstantinopolis milliyetçilerinin hilekârlıkları ve soruşturmaları yüzünden’ kapatıldı deniyordu. 

Ezidilerin Mayan Hatun’u 
İlk kişisel portremiz ise Ezidi Mayan Hatun’a ait. Önce biraz arka plan bilgisi: Resmi tarihin ısrarla ‘Yezidilik’ dediği ama kendi adlandırmalarıyla Ezidilikten ilk söz eden yazılı kaynak 1597’de yazılmış olan Kürtlerin kroniği olan Şerefname. Kitaptan Ezidilerin tüm Mezopotamya’ya kan kusturan Moğolların şerrinden Aksak Timur’un ölümüyle (1405) kurtuldukları, Safevi-Osmanlı çatışmasından kazançlı çıkarak Yavuz Sultan Selim döneminden yani 16. yüzyıldan itibaren Hakkâri ve Diyarbakır’dan Musul ve Halep’e kadar uzanan bölgede bir çeşit otonomi içinde yaşadıkları anlaşılmakta. 

Ezidiler, aynen Kızılbaşlar, Zeydiler, Şiiler, Şabaklar, Nusayriler gibi ‘millet’ statüsü kazanamamışlarsa da ‘zındık’, ‘mülhid’ diye de adlandırılmamışlar ama Osmanlı tarihi boyunca devletin gözünde hep şüpheli gruplar olarak görülmüşlerdi. Ezidiler, en zor anlarından birini II. Abdülhamid’in İslamlaştırılma politikaları yüzünden yaşadılar. Bu tarihler aynı zamanda Protestan misyonerler tarafından Hıristiyanlığa davet edildikleri yıllardı. 1892 sonbaharında Ömer Vehbi Paşa komutasındaki Osmanlı orduları Musul’daki Sincar Dağları civarındaki Ezidilere acımasız bir saldırıya geçti. Ezidiler, 1893’te eski statülerini tekrar elde ettilerse de 1915-16 Ermeni Kırımı’ndan sonra zararlarını bir daha kapatamadılar. 

Ezidi toplumlarında, dini ve dünyevi otoriteyi temsil eden mirlerin erkeklerden seçildiği biliniyor. Bunun tek istisnası, 1913-1957 yılları arasında tam 44 yıl fiilen mirlik yapmış olan Mayan (ya da Meyan) Hatun. 1874 yılında bir mir ailesinin kızı olarak dünyaya gelen Mayan Hatun 18 yaşında dönemin mirinin kardeşi Ali Bey’le evlenmişti. O yıl, Ömer Vehbi Paşa aracılığıyla devletin Ezidileri ya İslamiyet’i ya da ölümü seçme tercihiyle bıraktığı yıldı. Ali Bey, İslam’a geçmeyi kabul etmeyince, Sivas’a sürülmüş, Mayan Hatun muhtemelen üzüntüden ardı ardına düşük yapmıştı. Hayatta sadece oğlu Said kalmıştı. Üç yıl sonra Britanya yetkililerinin araya girmesi üzerine sürgünden Irak-Suriye sınırındaki Sincar bölgesine dönen Ali Bey 1913’te evinde bilinmeyen bir nedenle öldürüldü. Bazı kaynaklara göre bu ölümde o gece evde misafir olan Müslüman Doski Aşireti’nin reisi Safer Ağa ile gönül ilişkisi olduğu iddia edilen Mayan Hatun’un da parmağı vardı. Bu tarihten itibaren, mirlik görevini oğlu Said’in vasisi sıfatıyla Mayan Hatun yürüttü. Eğer hakkındaki iddia doğru olsaydı, bu görevi üstlenmesi mümkün olmazdı çünkü Ezidiler için kadının namusu toplumun namusu demekti. Ayrıca tek aday da değildi, kardeşi İsmail Bey mirlik için hazırdı. Sonuç olarak Mayan Hatun toplumu tarafından bu göreve layık görüldü. 

Mayan Hatun’un nasıl bir mirlik yapacağına dair ilk ipucu, Ali Bey’in ölümünden sorumlu olduğu düşünülen bir ailenin iki kız çocuğu dışındaki altı üyesini kurşuna dizdirmesi ve cesetlerin başına eğilerek her kurbanın ılık kanını parmağıyla dokunarak yalamasıydı. Said yetişkin olduktan, hatta Said’in ölümünden sonra onun oğlunun mirlik hakkı elde etmesinden sonra da Mayan Hatun görevi bırakmadı, böylece 30 Haziran 1957’de ölünceye kadar 44 yıl mirlik yaptı. Bu yıllar içinde neler olmadı ki… Osmanlı İmparatorluğu Birinci Dünya Savaşı’na girdi. Savaşın, en önemli cephelerinden biri Ezidilerin ülkesinde kuruldu. Ardından Ortadoğu’da yeni haritalar çizildi, Ezidi ülkesi Fransızlarla İngilizler arasında gidip geldi. Ezidilerin yurdu Sincar dağlarında iki Ezidi isyanı yaşandı. Bütün bunları atlatan ve İkinci Dünya Savaşı yıllarında toplumunu başarı ile yöneten ve bölünmekten koruyan Mayan Hatun hakkında o yıllarda yapılan bir betimleme şöyleydi: “Bilge, zeki ve uzak görüşlüdür. Halkı kendisinden korkar ve saygı duyar. Halkı üzerindeki gücü öylesine etkiliydi ki hiç kimse ona karşı gelmeye cesaret edemez. Yanında herkes ona korkuyla karışık hayranlık duyar, ortalıkta görünmediği zaman herkes sinirli olur. Kibirli, gururlu ve kendini beğenmiş biridir ama onunla buluşulduğunda karakterinin azameti ve soyluluğu açıkça belli olur. Son derece kötümserdir, kimseye güvenmez (…) en iyisini yaptığını düşünen Mayan Hatun bağışlayan, mahrum bırakan, ödüllendiren, esirgeyen, izin veren ve yasaklayan etkin bir yöneticidir.” 

Koçgirili Zarife Hanım İkinci portremiz, hikayesini 10 Mart 2013 tarihli Radikal’de anlattığım 1921 tarihli Koçgiri İsyanı’nın (isyan olup olmadığı net değil ama böyle adlandırmak âdet olmuş) liderlerinden Alişer Bey’in karısı Zarife Hanım. Dönemin tanıklarından Veteriner Nuri Dersimi, Zarife’nin uzun boylu, iriyarı, tipik Kürt fizyonomisine (?) sahip, erkek gibi cesur bir Kürt kızı olduğunu söyledikten sonra devam eder: “O (Zarife) aslan ki kendi döneminde okuma-yazma bilen, hem siyasi hem de askeri bir Kürt kadınıydı. Çok sefer Alişer bir şey yapmadan önce onun düşüncesini sorar, fikrini alırdı. Ona sormadan karar vermezdi. Zarife savaşçıydı. Çok sayıda bayan da onunla birlikte savaştılar. Onlar da silahlıydılar. Çarpışmalar başlamadan önce silahlı eğitim aldılar, yaptılar.” 

Seyit Rıza’nın sofrasına oturabilen tek kadının Zarife olduğu söylenirdi. Birbirine çok bağlı olan ve birbirini ‘Heval’, ‘Hevale’ (yoldaş) diye çağıran çiftin çocukları olmamıştı. I. Dersim Harekâtı’nın şiddetlendiği günlerde, Nuri Dersimi Halep’e giderken, Dersim lideri Seyit Rıza’nın önerisiyle Sovyetler Birliği’ne sığınmaya karar veren Alişer Bey ve Zarife Hanım Tujik Dağı’nda bir mağaraya gizlenmişti. Seyit Rıza’nın devletle işbirliği yapan adamlarından Zeynel ve dört arkadaşı 9 Temmuz 1937 günü güya çifti ziyaret ettiler. Çift tuzağa düşürüldüklerini anlayınca silahla karşı koydu ama sonunda yenik düştüler. Zeynel ve Rayber, çiftin kesik başlarını ve Alişir’e ait kitap, yazı ve şiir tomarını ve değerli eşyalarını bölgenin genel valisi Abdullah Alpdoğan Paşa’ya teslim ettiler, ödüllerini aldılar. Çiftin kesik başlarının fotoğrafını çeken Albay Nazmi Sevgen’e göre, çiftin başsız bedenleri gömülmeyip çürümeye terk edilmişti ancak yerel kaynaklar bu iddiayı reddediyorlar ve cesetlerin cinayetin gerçekleştiği Palaxine mağarasının yakınına gömüldüğünü söylüyorlar. 

Kemal Bilbaşar, 1966’da yayımladığı Cemo ve Memo adlı romanlarının kahramanlarını muhtemelen Alişer ile Zarife’den esinlenmişti. 

Mahabad’lı Mina Hanım 
Üçüncü portremiz, çok daha mütevazı ölçekte siyasi mücadele hikâyesinin kahramanı olan Mina Hanım’a dair. 4 Ağustos 2013 tarihli Radikal’de hikâyesini anlattığım kısa süreli İran’daki Mahabad Kürt Cumhuriyeti’nin lideri Kadı Muhammed’in eşi Mina Hanım, 1908 yılında Doğu Kürdistan’da (İran Kürdistanı) dünyaya gelmişti. Eşinin de desteğiyle, Mart 1946’da ‘Yekiti Afretani Jinen Kürdistan’ı (Kürt Kadın Birliği) kurarak başkanlık etmişti. Kurdistan Press’in 28 Ocak 1987 tarihli 10. sayısında kendisiyle yapılmış bir röportajdan konumuzla ilgili bazı cümleleri aktarmak istiyorum: “…Mahabad Cumhuriyet’i ilan edildiği gün Kürt milleti, bütün aşiretler Mahabad Çarçıra meydanında toplandılar. Mahabad, böylesi bir coşkuya ve önemli olaya ilk defa sahne oluyordu (…) Rahmetli çok ileri görüşlü bir insandı. Mesela, beni sadece karısı olarak evde oturan, misafirleri karşılayan birisi olarak görmek istemiyordu. Bütün Kürt kadınlarının sosyal ve siyasal hayata katılması için çok çaba sarfediyordu….“ 

Özgür Gündem’den Sarya Gözüoğlu’nun 5 Mart 2014 tarihli yazısından öğrendiğime göre Mahabad Kürt Cumhuriyeti’nin İran ordusu tarafından yıkılmasından ve Qazi Muhammed idam edildikten sonra, aile İran rejiminin hedefi olmasına rağmen Mina Hanım, Mahabad’dan kaçmamış ve mücadelesine devam etmişti. Sürgündeki kızları İffet Qazi, İsveç’te İran gizli servislerinin işi olduğu sanılan bombalı saldırı sonucu 1988’de katledildi. 1993 yılında, 85 yaşında olmasına rağmen tutuklanan ve işkenceye uğrayan Mina Hanım, 1998 yılında Mahabad’da dünyaya gözlerini yumdu. 

Yazımızı Qazi Muhammed ile Mina Hanım’ın evlatlarından Süheyla Hanım’ın bence çok anlamlı bir anısı ile bitirelim: “Babam bana bir keresinde ‘Kızım sana milletin nedir?’ diye sorduklarında ‘Benim kadınlığımdır cevabını ver’ demişti…” 

Özet Kaynakça: Yavuz Selim Karakışla, ‘Kürt Kadınları Teâli Cemiyeti (1919)’, Toplumsal Tarih Dergisi, Mart 2003, S.111, s. 14-23; Rohat Alakom, ‘Araştırmalarda Fazla Adı Geçmeyen Bir Kuruluş: Kürt Kadınları Teali Cemiyeti’, Tarih ve Toplum, Mart 1998, S.171, s. 36-40; John Guest, Yezidiliğin Tarihi, Avesta 2001; Roger Lescot, Yezidiler/Din Tarih ve Toplumsal Hayat, Cebel, Sincar ve Suriye Yezidileri, Avesta Yayınları, 2001; Nazmi Sevgen, Tarih Dünyası dergisi, S. 9, 15 Ağustos 1950; Evin Aydar Çiçek, Koçkiri Ulusal Kurtuluş Hareketi, APEC Yayınları, Stockholm 1999; Mehmet Bayrak, Osmanlı’da Kürt Kadını, Özge Yayınları, 2007, Nuri Dersimi, Kürdistan Tarihinde Dersim, Halep, 1952. 

Editörün notu: Geçen hafta bu sayfada yayımlanan Erdoğan-Erbakan 
fotoğrafı Uğur Günyüz’e aittir.

.

Facebook Yorumları

Emlak8
8.06.2019
Çağımızın Bir (Başka) Kahramanı: Topal Osman
26.12.2017
'Fahreddin Paşa' polemiği ve Erdoğan'ın 'dikkat dağıtma' stratejisi
23.8.2015
Devletin karanlık yüzü: JİTEM
9.8.2015
Siyasi 'günah keçisi' olarak viski
2.8.2015
Resmi tarihin 'sözde' Kürt 'ayaklanmaları'
26.7.2015
'Kürt meselesi'nin 90 yıllık icmali: Tamam mı, devam mı?
12.7.2015
Bir Macar icadı: Turancılık
5.7.2015
"Ah bir ataş ver, cigaramı yakayım!"
28.6.2015
TBMM, hiç 'çok renkli' oldu mu?
21.6.2015
Takiyüddin ve kuyruklu yıldızlı 1577 ramazanı
14.6.2015
Teşkilat'ın tetikçisi: Yakup Cemil
7.6.2015
Resmi tarihin yazmadığı 1916 Ankara Yangını
31.5.2015
'Nevzuhur' Fetih Bayramı
24.5.2015
27 Mayıs'ın ardından: Yassıada, intiharlar, idamlar
17.5.2015
Şems'le Mevlana, Atatürk'le Mevlevilik ve Bektaşilik
10.5.2015
1942 Varlık Vergisi Kanunu
3.5.2015
'Ya Taksim, ya ölüm'den 'Birleşik Kıbrıs'a
26.4.2015
'23 Nisan', '24 Nisan', '25 Nisan' yıldönümü muharebeleri
19.4.2015
1905 Bomba Olayı ve 1909 Adana İğtişaşı
12.4.2015
1894-1896 Ermeni katliamları ve Osmanlı Bankası Baskını
05.04.2015
Rıza Şah'ın, Musaddık'ın, Humeyni'nin İran'ı
29.03.2015
"Kitaplarda değil türkülerde ara Yemen'i" (Bedri Rahmi Eyüboğlu)
22.03.2015
Söylence, bayram ve serhildan olarak Newroz
15.03.2015
Dağdaki Efes, Kirkidje, Kırkıca, Çirkince, Şirince
08.03.2015
Araksi Çetinyan'dan Keriman Halis'e Türkiye'nin ilk güzelleri
02.03.2015
73 yıldır kanayan yara: Struma Faciası
23.02.2015
26 Şubat 1992 günü Hocalı'da neler yaşandı?
16.02.2015
'Tanrı'nın devleti' mi, 'yeryüzü devleti' mi?
09.02.2015
Ezanın Türkçeleştirilmesi ve Bursa olayı
01.02.2015
Verba volant, scripta manent /Yazı kalır, söz uçar
25.01.2015
Atatürk'ün Suudi misafiri: Emir Faysal
18.01.2015
'Fail-i devlet': Sabahattin Ali, Musa Anter, Uğur Mumcu, Hrant Dink cinayetleri
12.01.2015
Ay'ın karanlık yüzü: Kadın 'canlı bomba'lar
28.12.2014
Reisicumhur olabilirsiniz, fakat tiyatrocu olamazsınız!
22.12.2014
Henüz ağıtı yakılmamış 1978 Maraş Katliamı
14.12.2014
Göktürkçe, Lisan-ı Türkî Lisan-ı Osmanî ve Türkçe
07.12.2014
Yeniçerilik, zorunlu ve bedelli askerlik, vicdani ret
1.12.2014
Papalık-Bizans-Osmanlı-Türkiye ilişkileri
24.11.2014
1930'lar Türkiye'sinde Dersimli kimdir?
18.11.2014
Dersim hakkında 'kuyruklu' yalanlar
10.11.2014
Kudüs, Mescid-i Aksa ve zeytin
03.11.2014
Kerbela olayı: Gerçek mi mitoloji mi?
26.10.2014
Selahaddin Eyyubi'nin Çocukları: Suriye Kürtleri
19.10.2014
1916 Sykes-Picot Anlaşması 'suçlu' mu, 'günah keçisi' mi?
12.10.2014
Kafa kesmenin kısa tarihçesi
05.10.2014
Atatürk zamanında dini bayramlar nasıl kutlanırdı?
28.09.2014
Cumhuriyet'in 'kadın projesi'nde 'türban gediği'
22.09.2014
Erkek, savaş ve tecavüz: Ayrılmaz üçlü
15.09.2014
Amerika'nın keşfi insanlık için hayırlı mı oldu?
08.09.2014
6-7 Eylül yağmasının 59. yıldönümünde Cumhuriyet'in azınlık raporu
31.08.2014
Din eğitiminin 94 yıllık serencamı
24.08.2014
Süleyman Şah Türbesi hakkında yanlış bildiklerimiz
17.08.2014
Kasapyan Bağ Evi'nden Çankaya Köşkü'ne
10.08.2014
Çankaya'nın bütün adamları (2)
09.08.2014
Çankaya'nın bütün adamları (1)
03.08.2014
İstanbul'da 'aziz', Ankara'da 'mürteci', Mısır'da 'Hıristiyan': Mehmet Akif Ersoy
27.07.2014
Su içinde olup susuz kalmak
20.07.2014
Özgeci intihar': Şehitlik
13.07.2014
İsrail'i ve Filistin'i yakan ateş
07.07.2014
Mustafa Kemal'in 'altın vuruşu': Halifeliğin ilgası
29.06.2014
Kavel, Paşabahçe ve 15-16 Haziran direnişleri
22.06.2014
Bayrak, kırmızı, hilal ve yıldız
16.06.2014
Musul'u neden ve kaça sattık?
09.06.2014
İttihat Terakki'nin ve Kazım Karabekir'in çocuk askerleri
01.06.2014
561 yıldır fethetmeye doyamadığımız İstanbul
26.05.2014
'72 milletle barışık' Alevi - Kızılbaşlar
18.05.2014
150 yıllık Çerkes Sürgünü'nün 1920-1923 dönemi
12.05.2014
80 yıllık 'Misak-ı Dinî' davası
05.05.2014
'İstiklal Savaşı'nın iki casusu: Gavûr Mümin ve Mustafa Sagir
28.04.2014
İşçi sınıfının 63 yıllık Taksim ısrarı
21.04.2014
1915'e ad ver(eme)mek: Aghed, Medz Yeghern, Soykırım
13.04.2014
Yeşilçamcı mısınız, Sinematekçi mi?
06.04.2014
MEH, MAH, MİT
30.03.2014
Tek Parti Dönemi'nin ünlü şehreminleri
23.03.2014
II. Abdülhamit'in 'muzır'la savaşı
16.03.2014
İnsanoğlunun Leviathan'a karşı savaşı
09.03.2014
Mayan Hatun, Zarife Hanım ve Mina Hanım
02.03.2014
Erbakan, Milli Görüş, 28 Şubat
24.02.2014
Stalin, Naziler ve Kırım Tatarları
16.02.2014
Kardeş katli ve Fatih Kanunnamesi
09.02.2014
Semerkand'da Ölüm'le randevumuz mu var?
03.02.2014
Hem millici, hem beynelmilelci olmak kolay mı?
27.01.2014
Bank-ı Osmanî-i Şahane'den Merkez Bankası'na
20.01.2014
Hasan Sabbah ve Haşhaşilerin çarpıtılmış tarihi
12.01.2014
İnsanoğlunun kadim hastalığı: 'Cadı avcılığı'
05.01.2014
Meğerse Suriye'de Türkmenler yaşarmış!
29.12.2013
Kâfir işi güzel icatlar: Noel ve Yılbaşı
22.12.2013
König, İmpeks, Denizbank, Satie, Refah olayları
15.12.2013
Mevlana hakkında yanlış bildiklerimiz
08.12.2013
Anayurdu kim demirağlarla ördü dört baştan?
01.12.2013
En uzun yüzyılımız: 'Asr-ı fişleme'
24.11.2013
Türklerin ve Kürtlerin 'Kürdistan'ı
17.11.2013
Seyit Rıza 'nın TBMM'ye ve MC'ye mektupları
10.11.2013
'Elinde tesbih, evinde oğlan, dudağında dua...'
03.11.2013
Medine Vesikası ve Ömer Paktı
27.10.2013
CHP'nin Yol Vergisi ve Milli Koruma Kanunu
20.10.2013
Teşkilat-ı Mahsusa'yı nasıl bilirsiniz?
13.10.2013
İslam tarihinin 'hürre' kadınları
06.10.2013
Arap elifbasından Türk alfabesine
29.09.2013
İnönü 1937'de başbakanlıktan neden uzaklaştırıldı?
22.09.2013
Öfkesiz Kürt: 'Ape' Musa Anter
15.09.2013
Ulusların kendi kaderini tayin hakkı ve Kürtler
08.09.2013
'Korkunç' İvan ve 'Muhteşem' Süleyman'dan bugüne
01.09.2013
Lysistratalar Spartalıları durdurabilir mi?
25.08.2013
Üstün ama düşman Batı
18.08.2013
Vahhabilik, Suudiler ve Mekke Şerifi
11.08.2013
Cumhuriyetin üvey evladı: Halk türküleri
05.08.2013
Kürd Federasyonu'ndan Mahabad Cumhuriyeti'ne
29.07.2013
İttihat ve Terakki'nin Kürd politikaları
22.07.2013
1915'te Kürtlerin rolü neydi?
15.07.2013
"Hele kurulsun Ermenistan, Kürtlerden tek kişi kalmaz!"
09.07.2013
Sene 1952: Kahire'de 'Kara Cumartesi'
01.07.2013
İttihatçı ve Kemalistlerin Alevi-Bektaşi politikaları
23.06.2013
Sokrates, Thoreau, Gandhi, Martin Luther King
16.06.2013
'Matbuat kâmilen meddah oldu!'
10.06.2013
Siyasi ve kültürel bir karnaval: 'Paris Mayıs 1968'
02.06.2013
Tarihin nakşedildiği anıt ağaçlar
27.05.2013
'Meyhaneye gel, kim ne riya var ne mürai...'
19.05.2013
21 Mayıs 1864: Çerkeslerin kara günü
13.05.2013
Mustafa Kemal'in İttihatçılığı ve 1915'e dair tavrı
06.05.2013
Dersim'i bombalayan Sabiha Gökçen mi, Hatun Sebilciyan mıydı?
28.04.2013
1915 Ermeni soykırımında kötüler ve iyiler
21.04.2013
Zındık muhtesipleri ve Mihna mahkemeleri
20.1.2013
1915'ten 2007'ye Ermeni yetimleri
14.04.2013
Dört halife döneminden bugüne 'İslam kardeşliği'
08.04.2013
Bir 'Kürt Devleti' Cumhurbaşkanlığı Forsu'na girebilir mi?
31.03.2013
Hem 'gâvur' hem 'güzel' İzmir!
24.03.2013
Misak-ı Milli nedir, ne değildir?
17.03.2013
Alevistan, Zazaistan ve Kürdistan
10.03.2013
Sene 1921: Koçgiri isyanı, Alişer ve Zarife
03.03.2013
Baba İlyas'la Baba İshak neden isyan etti?
24.02.2013
Yedikule Zindanı, Bekir Ağa Bölüğü ve İmralı Cezaevi
17.02.2013
Tanrı Dağları kadar Türk, Hira Dağı kadar Müslüman!
10.02.2013
Nihal Atsız, Reha Oğuz Türkkan ve Turancılar Davası
03.02.2013
Ne mutlu 'Türküm diyene' mi? Ne mutlu 'Türk olana' mı?
27.01.2013
'İdraksiz Türk'ten 'Türk Milleti'ne
23.01.2013
Kürtlere söz verildi mi?
20.01.2013
Bitarafhane'nin oluşturulması
13.01.2013
Türkiye yerine 'Anadolu Cumhuriyeti' olsaydı ne olurdu?
06.01.2013
Necip Fazıl Kısakürek'in 'öteki' portresi
30.12.2012
1930 Menemen Olayı bir Nakşibendi tertibi miydi?
23.12.2012
98 günlük 'güdümlü' muhalefet: Serbest Fırka
16.12.2012
Bir gün herkes 'özbeöz yerli' adaleti tadacaktır!
09.12.2012
Nisa taifesi ve Kadınlar Halk Fırkası
02.12.2012
FKÖ- HAMAS parantezindeki Filistin
27.11.2012
Sultan Süleyman'ı nasıl bilirsiniz?
25.11.2012
İsrail'in kuruluş, Filistin devletinin kurulamayış hikâyesi
18.11.2012
Seyit Rıza idamdan önce Atatürk'le görüştü mü?
11.11.2012
Kurtuluş Savaşı 'yedi düvel'e karşı mı verildi?
10.11.2012
Arız, Beşe, Etil, Tokuş mu yoksa Atatürk mü?
04.11.2012
Menderes ve Erdoğan'ın Jakoben belediyeciliği
28.10.2012
Cumhuriyetçiler ve Lâ Cumhuriyetçiler
21.10.2012
Lozan, Şark Islahat Planı ve Kürtçe
14.10.2012
Atatürk diplomasisinin başarı öyküsü: Hatay'ın ilhakı
07.10.2012
'Evveli Şam, ahiri Şam!'
30.09.2012
İdris-i Bitlisî:'Mevlana' mı 'iblis' mi?
23.09.2012
Parola: Halaskâr; İşaret: Fedailer; Hedef: Darbe!
16.09.2012
Haçlı seferlerinin açtığı yara mı?
09.09.2012
1922'de 'Gâvur İzmir'i kim yaktı?
02.09.2012
Anadolu'nun kapısını Türklerle Kürtler birlikte mi açtı?
27.08.2012
Malazgirt-Büyük Taarruz parantezi
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Emlak8
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları



Emlak8

Aradığın Evi Bul. Emlak8.Net

Dijital Reklam Ajansı Serbay Interactive