Ayşe HÜR

Radikal GAZETESİ



Bookmark and Share

II. Abdülhamit'in 'muzır'la savaşı


23.03.2014 - Bu Yazı 3631 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Twitter'ı yasaklama girişimi, Erdoğan'ı olası idollerinden II. Abdülhamit'e daha da mı yaklaştırdı? II. Abdülhamit'in baskı rejiminin ilk kurbanı da ifade özgürlüğü olmuştu.

Basın mensuplarına yönelik otoriter tavırları ve nihayet Twitter’ı yasaklama girişimden sonra, Başbakan Erdoğan’ı tarihten pek çok kişiye benzeten oldu ama ben Başbakan’ın idollerinden biri olduğunu sandığım II. Abdülhamit’e benziyor mu sorusuna cevap arayacağım bu hafta. O da sadece basına yönelik yaklaşımı açısından. 

Saltanatının 93. gününde ‘akıl rahatsızlığı’ nedeniyle tahttan indirilen V. Murad’ın yerine 31 Ağustos 1876 tarihinde tahta çıkarılan Aldülhamit’in ilk işlerinden biri bilindiği gibi 23 Aralık 1876’da ilk Osmanlı anayasası olan Kanun-i Esasi’yi yayımlamak ve bunun gereği olan Meclis’i açmak olmuştu. Bunlar, aslında kendisini tahta çıkaran Mithat Paşa, Namık Kemal, Krikor Odyan gibi reformistlere verdiği sözün gereğiydi. Ancak bu durum çok kısa sürdü. Çünkü savaş Osmanlı’nın aleyhine gelişiyordu ve sinirler gerilmeye başlamıştı. İlk kurban, 1870’ten itibaren Diyojen, Çıngıraklı Tatar, Hayal ve İstikbal adlı mizah gazetelerini çıkaran Rum asıllı gazeteci Teodor Kasap oldu. Gazeteci, 1876 tarihli Kanun-i Esasi’nin “Matbuat kanunlar dairesinde serbesttir” diyen 12. Maddesini hicveden karikatüründen dolayı 1877 yılının mart ayında üç yıl hapse mahkûm oldu. 

Resmi gazeteye sansür 
Ama daha gri günler yoldaydı. 20 Eylül 1877’de sıkıyönetim ilan edildi. 18 Şubat 1878’de daha bir yılını bile doldurmamış Meclis kapatıldı, Kanun-i Esasi rafa kaldırıldı, anayasa gereğince hazırlanan Matbuat Kanunu’nu yürürlüğe konulmadı. Bu tarihten itibaren basılı yapılacak her türlü yayın Dahiliye Nazırlığı bünyesindeki Matbuat Müdüriyeti’nce öndenetime tabi tutulacak, bazı sözler ve konular yasaklanacak, bu yasaklara uymayan gazeteler kapatılacak, mizah dergilerine bir daha ruhsat verilmeyecekti. Aslında savaşın neden olduğu ekonomik sorunlar halkın gazetelere ilgisini azaltmış, gazeteler ‘kaime’ denilen kâğıt paralar yüzünden dar boğaza düşüp birbiri ardına kapanmaya başlamıştı. Geriye sadece suya sabuna dokunmayan ‘tahsisat’ gazeteleri kalmıştı. Ama bu gazeteler bile vehimli padişahın gadrinden kurtulamayacaklardı. Daha ilginci, devletin resmi gazetesi olan Takvim-i Vekayi’nin bile bir dizgi hatasından dolayı 1879’da kapatılmasıydı. (Üstelik bu kapanış tam 12 yıl sürecekti.) Ardından Tercüman-ı Hakikat ve Vakit gazetelerine “edebiyata dair bir vakitten beri cereyan eden tartışmalar hadd-i marufu (bilinen, kabul edilen çizgiyi) aşmış olduğundan” ihtar verildi. İşin ilginç yanı Tercüman-ı Hakikat Abdülhamit’in sözcülüğünü yapıyordu. Aynı yıl, Türk hilafeti yerine Arap hilafetini savunan ve çoğu yurtdışında basılan Mirat, Al Nahla, Al Sada, Al Hilafa, Al Ettehad, Paiki İslam gibi yayınların ülkeye girmesi yasaklandı. Yasaklamalar, Fransızların Tunus’u, İngilizlerin Mısır’ı işgal ettiği 1881 ve 1882 yıllarında tırmanışa geçti. 

Kara Tahsin’in gizli yönetmeliği 
Sansür, 1888’de Basmahane Nizamnamesi’ne yapılan tadilatla (nizamname 1857’de çıkmıştı) iyice şiddetlendi. Nizamnameye göre sadece matbaacılar değil, kitapçılar, hurufat (harf) dökümcüleri, kitap ve süreli yayın çıkaracak olanlar, her türlü resim, tasvir, madalya, arma basıp satanlar “padişahın hakkına ve devletin yararına dokunur” yayından kaçınacaklarına dair bir taahhütname imzalamak zorundaydılar. Ayrıca sayısız kural vardı uyulması gereken. 

Bir de ‘Padişah hazretlerinin başkatibi Kara Tahsin Paşa’ imzasıyla yayımlanan gizli (belki de uydurma) bir yönetmelik vardı gazeteci ve matbaacıların başının üstünde Damokles’in Kılıcı gibi sallanan. Yönetmeliğin maddeleri (sadeleştirilmiş dille) şöyleydi: “1-Sultanın sağlığının iyiliği, hasadın bolluğu, ticaretin ve sanayinin ilerlemesi haberlerine öncelik verin. 2- Ahlak açısından maarif nazırınca onaylanmamış hiçbir dizi romanı yayımlamayın. 3- Bir sayıda bitmeyecek edebi ve ilmi yazılar yayımlamayın. “Devamı var” deyimini kullanmayın. 4- Bir makalede beyaz boşluk ya da birkaç satırlık noktalı yerler bulundurmaktan kaçının. Şüphe uyandırır. 5- Şahsiyetlerden, özellikle yöneticilerin yolsuzlukları, suçları ve hatalarından bahsetmekten kaçının. 6- Kişilerin ve grupların yönetim aleyhindeki şikâyet başvurularını yayımlamayın. 7- Her türlü tarihi ve coğrafi isimleri kullanmak yasaktır. 8- Yabancı hükümdarlara yöneltilen suikastlardan ve dışarıdaki ayaklanmalardan bahsetmek yasaktır. 9- Bu yönetmelikten gazetelerde bahsetmek de yasaktır.” 

Düşen veya düşürülen hurufat 
Ama dizgi sırasında kazara düşen (ya da bilhassa düşürülen) bir harf, padişaha yaranmak isteyen bir jurnalcinin gözüne takılınca olanlar oluyordu. Örneğin Sabah gazetenin başlığında Aldülhamit’in sıfatlarından biri olan ‘Şevketlu’ sözcüğünün v (vav) harfi düşmüş ve sözcük şöyle okunur hale gelmişti: “Şu kötü Ulu Gazi İkinci Aldülhamit Han”. Sonucu tahmin ediyorsunuzdur. İkdam’ın başlığında Aldülhamit’in tahta çıkışı için ‘mutlu gece’ anlamına gelen “leyl-i mes’ude” tamlamasının ikinci kelimesi ‘mesude’ diye basılınca tamlamanın anlamının ‘kara gece’ olmasını affetmek mümkün müydü? Servet-i Fünun dergisinde Aldülhamit’in tahta çıkışıyla ilgili bir cümlede “ve’l-istihkak” (hakkı olarak) ibaresindeki ‘l’ yani elif harfinin yeri değişince, kelime “ve la istihkak” (haksız olarak) haline gelince neyse ki gazetenin sahibi yanlışlığı zamanında fark etmiş ve sansür heyetini uyarmış, basılan nüshalar yakılmış da belki de Fizan’a sürülmekten kurtulmuştu. 

12 yıllık aradan sonra 1891 yılında yayımlanmaya başlayan ‘resmi gazete’ Takvim-i Vekayi’nin bir yıl sonra tekrar kapatılmasına da bir dizgi hatası neden olacaktı. Gazetede Aldülhamit’in 12 yaşındaki Felemenk (Hollanda) Kraliçesi’ne verdiği nişandan bahsederken ‘nişan ita’ (vermek) yerine ‘nişan hata’ yazılınca, sansürden sorumlu müsteşar azledilmiş, düzeltmenler cezalandırılmış, gazete yeniden kapatılmıştı. (Bir daha yayımlanması da ancak 1908’de mümkün olmuştu.) 

Külhanlarda yakılan kitaplar 
1889’da İttihat ve Terakki Cemiyeti’nin kurulması ve 1894-1896 arasında Türk-Kürt unsurların Ermenilere yönelik katliamlarından sonra (bu konuyu 14 Temmuz 2013 tarihli “Hele kurulsun Ermenistan, Kürtlerden tek kişi kalmaz!” başlıklı yazımda ele almıştım) Abdülhamit’in muhalefet alerjisi veya korkusu zirveye çıkınca, 1898’de “Bilumum matbaaların daima zaptiye nezareti altında bulundurulması hakkında” irade çıktı. Sansür heyetinin üyeleri arttıkça basılan kitap sayısı azaldı. ‘Tutuklu’ kitaplar hamam külhanlarında (en çok da Çemberlitaş Hamamı’nda) yakıldı. Yurtdışından gelen postaların hepsi açıldı, muzır (zararlı) görülen kelimeler dantel gibi oyularak çıkarıldı. Bazı yabancı dildeki kitaplar sayfaları koparılarak içeri alındı, bazıları bir kelimeye kurban gitti. Örneğin Termo-Dinamik adlı Fransızca kitap, başlıktaki ‘dinamik’, muhtemelen ‘dinamit’ anlaşıldığı için; İngiltere’den gelen kibrit kutularının kapakları “kan rengini andırdığı ve markası da kılıç şeklinde olduğu, üzerlerinde yazan Fransızca ‘Union ‘ sözcüğü ‘İttihat’ anlamına geldiği için” gümrükte takılmıştı. Öyle ki Nicolaides adlı Yunanlı yazarın Abdülhamit’i ve Türkleri öven ‘Doğu’nun Altın Kitabı’ adlı eseri bile, dil bilmeyen endişeli gümrük memurlarının kurbanı olmuştu. 

Sansürcülerin altın makasından yerli yazarlar da nasiplerini alıyorlardı elbette. Örneğin Halid Ziya (Uşaklıgil) Kırık Kalpler adlı romanının sansür memurlarının kırmızı kalemiyle delik deşik edildiğini gördükten sonra 1908’e kadar yazarlığa ara vermişti. Benzer şekilde Tevfik Fikret de yazamaz hale gelmişti, Aşiyan’daki evinde inzivaya çekilmişti. 

Muzır kelimeler listesi 
Lise yıllarında bellediğimiz gibi ‘burun’, ‘tepe’ ve ‘Yıldız’ kelimelerinin yasaklı olmadığını söyleyen kaynaklar varsa da Hüseyin Cahit (Yalçın), Pierre Loti’den çevirdiği İzlanda Balıkçısı’nda coğrafi bir tanım olan ‘burun’ yerine ‘karaların denizlere doğru ilerlediği yer’ dediğini anlatır. Aynı şekilde tiyatrocu Ahmet Fehmi Efendi, bir oyunda kadının gözlerinin ‘yıldız gibi parladığını’ söylediği için jurnallendiğini belirtir. 1901’de bir Fransız kumpanyasının oynamak istediği Cyrano de Bergerac oyunu, Cyrano’nun büyük bir burnu olduğu ve oyunda buna dair bir tirad olduğu için yasaklanmıştır. 

Ama, çeşitli kaynaklarda ‘muzır’ (zararlı) bulunduğu için aforoz edilen kelimelerin epey uzun bir listesi olduğunu okuyoruz. Örneğin Ali Seydi Bey ve arkadaşlarınca 1908-1914 arasında üç cilt halinde yayımlanan Resimli Kamus-u Osmanî’nin sonundaki bir listeye başka kaynaklardan yaptığım eklemelere göre, Abdülhamit döneminde şu kelimelerin kullanılması yasaktı: Adalet, arsenik, aksülmen (ikisi de zehir), anarşi, avam (halk), Ballı Baba (neden yasaklı olduğunu öğrenemedim), beynelmilel, bomba, büzürgvar (‘değerli, yüce’ anlamına geliyor ama kaba, müstehcen anlamlı ‘büzüg’ kelimesine benzediği için olsa gerek), cemiyet, cumhuriyet, Darvinizm, demokrat, diktatör, disiplin, dinamit, Ermenistan, grev, hafiye, hak, hal’ (tahttan indirmek), Hatt-ı Sünbüli (nedenini öğrenemedim), humbara (bomba), hürriyet, ihtilal, infilak, inkıraz (yıkılma), inkılap (reform), irtica (gericilik), irtiyab (kuşku), istibdat (baskı), ispirtizm (ruh çağırma), isyan, Kanun-i Esasi, klik (hizip), klerikal (kiliseye dair), konservatör (tutucu), mabad (arka), ma’bas (baldır), Meclis-i Ayan, Meclis-i Umumi, memorandum, Murad, mutlakıyet, müfteris (parçalayan), müsavat (eşitlik), nihilist (yıkıcı), obstrüksiyon (engelleme), oportünist (fırsatçı), oligarşi, Pan Cermenizm, Pan İslamizm, psikolocya (psikoloji), radikal, randevu, sansür, siyanür, siyemma (özellikle), sosyalizm, suikast, Şura-yı Devlet, Şura-yı Ümmet, tahtakurusu (‘tahtın kırılsın’ diye okunabildiği için), teevvüh (feryad etmek), vatan, veliaht, veto, zehir, zulüm… 

Aforozlu kitaplar 
Bunun dışında külliyen yasaklanan kitaplar, dergiler vardı. Örneğin Kelile ve Dimne, Gülistan, Kitab-ı Muhammediye, Tarih-i Osmani, Ebu Müslim Kıssası, Raşid Rıza’nın Fatiha Tefsiri, Kırk Hadis gibi İslami kitaplar, Mezmurlar Kitabı veya Tevrat’ın Arz-ı Mevud’un Beni İsrail’e döneceği hakkındaki bahsi gibi gayri İslami eserler, Rüya Tabirleri, Nasreddin Hoca’nın Cuha hikâyeleri gibi folklorik eserler, Abdülhak Hamit ve Namık Kemal’in bütün eserleri, İbn-i Batuta’nın ve Evliya Çelebi’nin seyahatnameleri (bu sonuncusu aslında daha önceden de yasaklıydı, hikâyesini başka zaman anlatırım) gibi son derece geniş bir yelpazede yasaklı kitap vardı. Yasaklı dergilerin sayısını tespit edemedim. Ayrıca pek çok konuda resim, fotoğraf, bilgi verme yasağı vardı. Örneğin hepsi de anarşistlerce öldürülen Fransa Cumhurbaşkanı Carnot kalp durmasından (1894), Avusturya İmparatoriçesi (Sisi lakaplı) Elisabeth (1898) göğüs darlığından, ABD Başkanı Mc Kinley şirpençeden (1901) ölmüş gibi gösterilmişti, çünkü gerçeğin bilinmesi, Abdülhamit düşmanı anarşistlere esin kaynağı olabilirdi! Girit Meselesi’nin yan etkisi olarak, Yunan Kralı ve veliahtının, Yunan ordusunun, gemilerinin resimlerinin yayımlanması düşünülemezdi elbette. Müslüman kadınların resimleri, elbette müstehcen resimler zinhar yasaktı. Ve nihayet, Abdülhamit’in ve çocuklarının resimlerinin, fotoğraflarının basılması kat’a yasaktı! 

Kısacası Aldülhamit dönemi, sansür tarihimizin nadide bir parçasıydı. Bu dönemle günümüzün benzerliklerini ve benzemezliklerini bulmak sizlere kalıyor. Ancak unutmamak gerekir ki, Aldülhamit’in 30 yıllık otoriter dönemini (33 yıl iktidarda kalmıştı ama ilk iki yılı ile son yılı görece demokratikti) takip eden İttihat ve Terakki (İTC) dönemi için de Şair Eşref şöyle demişti: “Vakt-i istibdatta söz söylemek memnu (yasak) idi/Ağlatırdı ağzını açsan hükümet mananı/Devr-i hürriyetteyiz şimdi, değişti kaide/Söyletirler evvela, sonra …….. ananı.” Gerçekten de, 9 yıllık İTC dönemi aynen Eşref’in dediği gibi olacaktı…. 

Özet Kaynakça: Ahmet İhsan Tokgöz, Matbuat Hatıralarım, Yay. Haz.: Alpay Kabacalı, İletişim, 1993; Fatmagül Demirel, II. Aldülhamit Dönemi’nde Sansür, Bağlam, 2007; Hüseyin Cahit Yalçın, Edebiyat Anıları, Yay. Haz.: Rauf Mutluay, Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, 1975; Cevdet Kudret, Aldülhamit Dönemi’nde Sansür-I, II, Milliyet, 1977; Orhan Koloğlu, “Muzır Ararken Alay Konusu Olan Rejim: II. Abdülhamit Sansürü”, Tarih ve Toplum, S. 37, Ocak 1987, s.14-18; Louis Bazin, “Osmanlı Sansürü ve Sözlük Yazarlığı: Sâmî Bey’in Kamus-i Fransevî’si”, Çev.: Server Tanilli, Tarih ve Toplum, S. 19, Temmuz 1985, s. 10-12.

II. Abdülhamit'in 'muzır'la savaşı

.

Facebook Yorumları

Emlak8
8.06.2019
Çağımızın Bir (Başka) Kahramanı: Topal Osman
26.12.2017
'Fahreddin Paşa' polemiği ve Erdoğan'ın 'dikkat dağıtma' stratejisi
23.8.2015
Devletin karanlık yüzü: JİTEM
9.8.2015
Siyasi 'günah keçisi' olarak viski
2.8.2015
Resmi tarihin 'sözde' Kürt 'ayaklanmaları'
26.7.2015
'Kürt meselesi'nin 90 yıllık icmali: Tamam mı, devam mı?
12.7.2015
Bir Macar icadı: Turancılık
5.7.2015
"Ah bir ataş ver, cigaramı yakayım!"
28.6.2015
TBMM, hiç 'çok renkli' oldu mu?
21.6.2015
Takiyüddin ve kuyruklu yıldızlı 1577 ramazanı
14.6.2015
Teşkilat'ın tetikçisi: Yakup Cemil
7.6.2015
Resmi tarihin yazmadığı 1916 Ankara Yangını
31.5.2015
'Nevzuhur' Fetih Bayramı
24.5.2015
27 Mayıs'ın ardından: Yassıada, intiharlar, idamlar
17.5.2015
Şems'le Mevlana, Atatürk'le Mevlevilik ve Bektaşilik
10.5.2015
1942 Varlık Vergisi Kanunu
3.5.2015
'Ya Taksim, ya ölüm'den 'Birleşik Kıbrıs'a
26.4.2015
'23 Nisan', '24 Nisan', '25 Nisan' yıldönümü muharebeleri
19.4.2015
1905 Bomba Olayı ve 1909 Adana İğtişaşı
12.4.2015
1894-1896 Ermeni katliamları ve Osmanlı Bankası Baskını
05.04.2015
Rıza Şah'ın, Musaddık'ın, Humeyni'nin İran'ı
29.03.2015
"Kitaplarda değil türkülerde ara Yemen'i" (Bedri Rahmi Eyüboğlu)
22.03.2015
Söylence, bayram ve serhildan olarak Newroz
15.03.2015
Dağdaki Efes, Kirkidje, Kırkıca, Çirkince, Şirince
08.03.2015
Araksi Çetinyan'dan Keriman Halis'e Türkiye'nin ilk güzelleri
02.03.2015
73 yıldır kanayan yara: Struma Faciası
23.02.2015
26 Şubat 1992 günü Hocalı'da neler yaşandı?
16.02.2015
'Tanrı'nın devleti' mi, 'yeryüzü devleti' mi?
09.02.2015
Ezanın Türkçeleştirilmesi ve Bursa olayı
01.02.2015
Verba volant, scripta manent /Yazı kalır, söz uçar
25.01.2015
Atatürk'ün Suudi misafiri: Emir Faysal
18.01.2015
'Fail-i devlet': Sabahattin Ali, Musa Anter, Uğur Mumcu, Hrant Dink cinayetleri
12.01.2015
Ay'ın karanlık yüzü: Kadın 'canlı bomba'lar
28.12.2014
Reisicumhur olabilirsiniz, fakat tiyatrocu olamazsınız!
22.12.2014
Henüz ağıtı yakılmamış 1978 Maraş Katliamı
14.12.2014
Göktürkçe, Lisan-ı Türkî Lisan-ı Osmanî ve Türkçe
07.12.2014
Yeniçerilik, zorunlu ve bedelli askerlik, vicdani ret
1.12.2014
Papalık-Bizans-Osmanlı-Türkiye ilişkileri
24.11.2014
1930'lar Türkiye'sinde Dersimli kimdir?
18.11.2014
Dersim hakkında 'kuyruklu' yalanlar
10.11.2014
Kudüs, Mescid-i Aksa ve zeytin
03.11.2014
Kerbela olayı: Gerçek mi mitoloji mi?
26.10.2014
Selahaddin Eyyubi'nin Çocukları: Suriye Kürtleri
19.10.2014
1916 Sykes-Picot Anlaşması 'suçlu' mu, 'günah keçisi' mi?
12.10.2014
Kafa kesmenin kısa tarihçesi
05.10.2014
Atatürk zamanında dini bayramlar nasıl kutlanırdı?
28.09.2014
Cumhuriyet'in 'kadın projesi'nde 'türban gediği'
22.09.2014
Erkek, savaş ve tecavüz: Ayrılmaz üçlü
15.09.2014
Amerika'nın keşfi insanlık için hayırlı mı oldu?
08.09.2014
6-7 Eylül yağmasının 59. yıldönümünde Cumhuriyet'in azınlık raporu
31.08.2014
Din eğitiminin 94 yıllık serencamı
24.08.2014
Süleyman Şah Türbesi hakkında yanlış bildiklerimiz
17.08.2014
Kasapyan Bağ Evi'nden Çankaya Köşkü'ne
10.08.2014
Çankaya'nın bütün adamları (2)
09.08.2014
Çankaya'nın bütün adamları (1)
03.08.2014
İstanbul'da 'aziz', Ankara'da 'mürteci', Mısır'da 'Hıristiyan': Mehmet Akif Ersoy
27.07.2014
Su içinde olup susuz kalmak
20.07.2014
Özgeci intihar': Şehitlik
13.07.2014
İsrail'i ve Filistin'i yakan ateş
07.07.2014
Mustafa Kemal'in 'altın vuruşu': Halifeliğin ilgası
29.06.2014
Kavel, Paşabahçe ve 15-16 Haziran direnişleri
22.06.2014
Bayrak, kırmızı, hilal ve yıldız
16.06.2014
Musul'u neden ve kaça sattık?
09.06.2014
İttihat Terakki'nin ve Kazım Karabekir'in çocuk askerleri
01.06.2014
561 yıldır fethetmeye doyamadığımız İstanbul
26.05.2014
'72 milletle barışık' Alevi - Kızılbaşlar
18.05.2014
150 yıllık Çerkes Sürgünü'nün 1920-1923 dönemi
12.05.2014
80 yıllık 'Misak-ı Dinî' davası
05.05.2014
'İstiklal Savaşı'nın iki casusu: Gavûr Mümin ve Mustafa Sagir
28.04.2014
İşçi sınıfının 63 yıllık Taksim ısrarı
21.04.2014
1915'e ad ver(eme)mek: Aghed, Medz Yeghern, Soykırım
13.04.2014
Yeşilçamcı mısınız, Sinematekçi mi?
06.04.2014
MEH, MAH, MİT
30.03.2014
Tek Parti Dönemi'nin ünlü şehreminleri
23.03.2014
II. Abdülhamit'in 'muzır'la savaşı
16.03.2014
İnsanoğlunun Leviathan'a karşı savaşı
09.03.2014
Mayan Hatun, Zarife Hanım ve Mina Hanım
02.03.2014
Erbakan, Milli Görüş, 28 Şubat
24.02.2014
Stalin, Naziler ve Kırım Tatarları
16.02.2014
Kardeş katli ve Fatih Kanunnamesi
09.02.2014
Semerkand'da Ölüm'le randevumuz mu var?
03.02.2014
Hem millici, hem beynelmilelci olmak kolay mı?
27.01.2014
Bank-ı Osmanî-i Şahane'den Merkez Bankası'na
20.01.2014
Hasan Sabbah ve Haşhaşilerin çarpıtılmış tarihi
12.01.2014
İnsanoğlunun kadim hastalığı: 'Cadı avcılığı'
05.01.2014
Meğerse Suriye'de Türkmenler yaşarmış!
29.12.2013
Kâfir işi güzel icatlar: Noel ve Yılbaşı
22.12.2013
König, İmpeks, Denizbank, Satie, Refah olayları
15.12.2013
Mevlana hakkında yanlış bildiklerimiz
08.12.2013
Anayurdu kim demirağlarla ördü dört baştan?
01.12.2013
En uzun yüzyılımız: 'Asr-ı fişleme'
24.11.2013
Türklerin ve Kürtlerin 'Kürdistan'ı
17.11.2013
Seyit Rıza 'nın TBMM'ye ve MC'ye mektupları
10.11.2013
'Elinde tesbih, evinde oğlan, dudağında dua...'
03.11.2013
Medine Vesikası ve Ömer Paktı
27.10.2013
CHP'nin Yol Vergisi ve Milli Koruma Kanunu
20.10.2013
Teşkilat-ı Mahsusa'yı nasıl bilirsiniz?
13.10.2013
İslam tarihinin 'hürre' kadınları
06.10.2013
Arap elifbasından Türk alfabesine
29.09.2013
İnönü 1937'de başbakanlıktan neden uzaklaştırıldı?
22.09.2013
Öfkesiz Kürt: 'Ape' Musa Anter
15.09.2013
Ulusların kendi kaderini tayin hakkı ve Kürtler
08.09.2013
'Korkunç' İvan ve 'Muhteşem' Süleyman'dan bugüne
01.09.2013
Lysistratalar Spartalıları durdurabilir mi?
25.08.2013
Üstün ama düşman Batı
18.08.2013
Vahhabilik, Suudiler ve Mekke Şerifi
11.08.2013
Cumhuriyetin üvey evladı: Halk türküleri
05.08.2013
Kürd Federasyonu'ndan Mahabad Cumhuriyeti'ne
29.07.2013
İttihat ve Terakki'nin Kürd politikaları
22.07.2013
1915'te Kürtlerin rolü neydi?
15.07.2013
"Hele kurulsun Ermenistan, Kürtlerden tek kişi kalmaz!"
09.07.2013
Sene 1952: Kahire'de 'Kara Cumartesi'
01.07.2013
İttihatçı ve Kemalistlerin Alevi-Bektaşi politikaları
23.06.2013
Sokrates, Thoreau, Gandhi, Martin Luther King
16.06.2013
'Matbuat kâmilen meddah oldu!'
10.06.2013
Siyasi ve kültürel bir karnaval: 'Paris Mayıs 1968'
02.06.2013
Tarihin nakşedildiği anıt ağaçlar
27.05.2013
'Meyhaneye gel, kim ne riya var ne mürai...'
19.05.2013
21 Mayıs 1864: Çerkeslerin kara günü
13.05.2013
Mustafa Kemal'in İttihatçılığı ve 1915'e dair tavrı
06.05.2013
Dersim'i bombalayan Sabiha Gökçen mi, Hatun Sebilciyan mıydı?
28.04.2013
1915 Ermeni soykırımında kötüler ve iyiler
21.04.2013
Zındık muhtesipleri ve Mihna mahkemeleri
20.1.2013
1915'ten 2007'ye Ermeni yetimleri
14.04.2013
Dört halife döneminden bugüne 'İslam kardeşliği'
08.04.2013
Bir 'Kürt Devleti' Cumhurbaşkanlığı Forsu'na girebilir mi?
31.03.2013
Hem 'gâvur' hem 'güzel' İzmir!
24.03.2013
Misak-ı Milli nedir, ne değildir?
17.03.2013
Alevistan, Zazaistan ve Kürdistan
10.03.2013
Sene 1921: Koçgiri isyanı, Alişer ve Zarife
03.03.2013
Baba İlyas'la Baba İshak neden isyan etti?
24.02.2013
Yedikule Zindanı, Bekir Ağa Bölüğü ve İmralı Cezaevi
17.02.2013
Tanrı Dağları kadar Türk, Hira Dağı kadar Müslüman!
10.02.2013
Nihal Atsız, Reha Oğuz Türkkan ve Turancılar Davası
03.02.2013
Ne mutlu 'Türküm diyene' mi? Ne mutlu 'Türk olana' mı?
27.01.2013
'İdraksiz Türk'ten 'Türk Milleti'ne
23.01.2013
Kürtlere söz verildi mi?
20.01.2013
Bitarafhane'nin oluşturulması
13.01.2013
Türkiye yerine 'Anadolu Cumhuriyeti' olsaydı ne olurdu?
06.01.2013
Necip Fazıl Kısakürek'in 'öteki' portresi
30.12.2012
1930 Menemen Olayı bir Nakşibendi tertibi miydi?
23.12.2012
98 günlük 'güdümlü' muhalefet: Serbest Fırka
16.12.2012
Bir gün herkes 'özbeöz yerli' adaleti tadacaktır!
09.12.2012
Nisa taifesi ve Kadınlar Halk Fırkası
02.12.2012
FKÖ- HAMAS parantezindeki Filistin
27.11.2012
Sultan Süleyman'ı nasıl bilirsiniz?
25.11.2012
İsrail'in kuruluş, Filistin devletinin kurulamayış hikâyesi
18.11.2012
Seyit Rıza idamdan önce Atatürk'le görüştü mü?
11.11.2012
Kurtuluş Savaşı 'yedi düvel'e karşı mı verildi?
10.11.2012
Arız, Beşe, Etil, Tokuş mu yoksa Atatürk mü?
04.11.2012
Menderes ve Erdoğan'ın Jakoben belediyeciliği
28.10.2012
Cumhuriyetçiler ve Lâ Cumhuriyetçiler
21.10.2012
Lozan, Şark Islahat Planı ve Kürtçe
14.10.2012
Atatürk diplomasisinin başarı öyküsü: Hatay'ın ilhakı
07.10.2012
'Evveli Şam, ahiri Şam!'
30.09.2012
İdris-i Bitlisî:'Mevlana' mı 'iblis' mi?
23.09.2012
Parola: Halaskâr; İşaret: Fedailer; Hedef: Darbe!
16.09.2012
Haçlı seferlerinin açtığı yara mı?
09.09.2012
1922'de 'Gâvur İzmir'i kim yaktı?
02.09.2012
Anadolu'nun kapısını Türklerle Kürtler birlikte mi açtı?
27.08.2012
Malazgirt-Büyük Taarruz parantezi
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Emlak8
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları



Emlak8

Aradığın Evi Bul. Emlak8.Net

Dijital Reklam Ajansı Serbay Interactive