Baskın ORAN



Bookmark and Share

O benim canım sekreterimdi


5.5.2017 - Bu Yazı 1493 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 “Kanlı 1 Mayıs” (1977) olarak tarihe geçen olay günü belediye otobüslerini işçilere parasız tahsisten DİSK davası sanığı olarak 12 Eylül’ün sıkıyönetim kanununca tutuklanıp Selimiye’ye yatırılmış, 27 ay sonra tahliye edilmişti ancak.

Tam 40 yıl sonra yine bir 1 Mayıs günü, beş gün önce yani, bu sefer bir tabiat kanununca tutuklanıp Yalova Taşköprü’ye yatırıldı.

Artık tahliye edilmemecesine bu defa.

***

Tanışmamız ve dostluğumuz 90’ların başındadır ama, benim yanıma sekreter girişi Haziran 2011’dedir. Sabah sabah haber veriyor:“Sen nasıl duymadın! Ben sana artık sekreterlik yapayım bari!

Olay, polis panzerine tırmanmak isteyen Halkevleri mensubu bir kadın için Erdoğan’ın Konya mitinginde “Kız mıdır kadın mıdır bilemem!” lafını etmesi. Bu alabildiğine ayıp laf, yaşı icabı ahlaki bakımdan muhafazakar olan Ahmet Abi’yi özel biçimde kızdırmış. Zaten biraz “rahat” yazsam benim de ağzıma biber sürüyor, gerekirse Feyhan’la da koalisyon yaparak.

Mesela, R. T. Erdoğan’ın Yazılmamış Anıları için bana bir haber geçmiş:“Patron, yargıçlar ABD cumhurbaşkanı karşısında ayağa kalkmamış! Bence bizim Padişah anılarında ABD demokrasisini yerin dibine sokar. Ne dersin? Zam falan istemiyorum, benden olsun. - Cömert Sekreter.

Ahmet Abi’sini kıracak değil ya, “Hayalet Yazar” hemen döşeniyor:

“Terbiyesiz herifler. Amerika'da terbiye yok ki! Bunlar Allah (c.c.) bilir Başkan'ın önünde ayak ayaküstüne atıyor, hatta ayaklarını masaya dayıyorlardır. Ne terbiye varsa bizde, Şark'ta var. Tabii, bir ihtimal daha var, o da bu Amerikan yargıçlarının toplu olarak altlarına yapmış olmaları".

Hemen son cümleye takılıyor: “Patronum, bence o altını kirletmeyi hiç açmasan? Padişah oturan yargıçlara sövsün saysın yeter. ‘Olmaz olsun öyle kuvvetler ayrılığı!’ ‘Başkandan kuvvetli kuvvet mi olurmuş?’ ‘Bunlar paralel işi!’ vs, vs. desen? – İmza: Saygılı Sekreter

“Senden mizah yazarı olmaz Sekreter!” deyişim üzerine savunmaya geçiyor:

Akıllıca mizahtan keyif alırım Patron. Dünkü Hürriyet’te Binali’nin dilenciye ‘Patron yok sonra gel’ demesi beni keyiflendirmişti. Dün birisi AOÇ’de, ”Burada bir hayvanat bahçesi varmış, nerededir?” diye sormuş, cumhurbaşkanına hakaretten tutuklamışlar. Herhalde bilirsin ama tam yerine oturduğu için yazacağım bir komiser hikâyesi vardır. Onu hatırlattı. Hani adamın biri kalabalık içinde ‘Böyle hükümetin de anasını avradını…’ diye küfretmiş. Zabıtlar tutulmuş, şahitler dinlenmiş. Adam karakolda, ‘Ben o sözleri bizim hükümet için değil Brezilya hükümeti için söyledim’ demiş. Komiser de ‘Bana bak, ben 12 yıllık komiserim, hangi hükümete sinkaf edileceğini iyi bilirim!’ demiş. - Bilgiç Sekreter

***

Ertesi gün yazıyorum: “Ağabey, yarın çıkacak yazıda bu komiser fıkrasını mis gibi kullanmıştım, ama avukatım 301'e girebileceğini söyledi, içim yana yana çıkardım. Memlekete bak abi!” Cevap:

Aman kardeşim, avukatın bin yaşasın! Sen geveze sekreterinin dolmuşuna gelip başına ‘adalet’ gelseydi, yazık olurdu. Bu hikâyeyi ben çocukluğumda duymuştum. Demek ki 85 yıldır yerimizde saymışız. - Mütevekkil Sekreter

“Bi girseydim içeriye senin yüzünden, bi girseydim Sekreter, benden çekeceğin vardı!” diyorum, cevap:“Yok öyle yağma… Milyonları sen ceple sonra işi bana yaptır. Yemezler… Nasıl Patron, vokabüler, jargon… Ellerinden öperim. - Haddini bilen Sekreter

***

Bi ara Kremlin resimleri yollamıştım, diyor ki: “Baskıncığım, bana Rus Çarı olmam teklif edilirse olumlu cevap verme eğilimindeyim. Uygun mudur? Yoksa sen de o maksatla mı yolladın bunu bana?

Yakalamışım fırsatı: “Ağabey, senin içinde Erdoğan olmak var. Hadi gel, bu yaşta o kadar uzun seyahat işi çıkarma, Ankara'da bi Külliye verelim, idare et.”

Vallahi Baskıncığım, Kremlin’in içinin dekorasyonunu gördükten sonra külliye mülliye beni tatmin etmez. Aklıma koydum bir kere. Hevesimi kırma. - Çılgın Sekreter”.

“Ağabey, seni itidale davet ederim. Ben seni olgun sanırdım. Gel, inat etme, Külliye'ye razı ol. Hem de, yan ürün olarak bizi bu adamdan kurtarmış olursun. Vatanî vazifedir! Çok istiyorsan, Külliye'ye geçtikten sonra 185 milyon dolarlık uçağına binersin, Kremlin'e bi gider gelirsin günübirliğine.”

Cevabı bir demet hüzün:“Baskıncığım madem gevezelik ediyoruz, sana bir şey söyleyeyim: O Külliyenin yapıldığı yerin [AOÇ] benim için özel bir önemi vardır. Orası Reha’nın bana evet dediği yerdir. Ne alaka diyeceksin. Haklısın, ne yapayım ki alakalı alakasız her şey bana onu hatırlatıyor. Böyle bir mail yazacağımı hiç düşünmezdim. Şeytana mı uydum ne! – Ahmet

***

İki gün yazmazsa, işten atmakla tehdit ediyorum. Nispet yapmaya kalkıyor: Benden çıkıp Mehmet Metiner’e sekreter olacak! Tam nokta atışı! Git de gör, diyorum. Hemen yelkenleri suya indiriyor:

Baskıncığım, bugün T24’teki yazını çok, çok beğendim. Artık Metiner’e gitmem söz konusu değil. Ben bu yazıyı yazan patronun sekreteriyim.” Ve arkasından da, ülkenin berbat gidişinin kendisini nasıl yıprattığını önce Nazım’dan sonra Bedri Rahmi’den okuyor: “Baskıncığım, kardeşim, ‘Hava kurşun gibi ağır’ + ‘Bugün efkarlıyım açmasın güller’ – Ahmet

***

Zaman geliyor, Ahmet Abi’nin haberleri aksamaya başlıyor. Patron olarak hemen çemkiriyorum: “Memleketi boşver, beni niye boşluyorsun?”

Ben seni boşlar mıyım Patron? Öyle rast geldi demek ki. Yine de bildiri imzalamak görevimi aksatmıyorum. Aslında kendimden şikâyetçiyim. Sağlık konusunda çakılıp kaldığım yerden memnun değilim; alışmaya çalışıyorum. Herkes yaşıma göre ne kadar iyi olduğumu söylüyor, bense yeterli bulmuyorum. Şımarıklık elbette. Salı günü Amerika’daki torunum bebeğiyle gelecek. Torunumun çocuğunu göreceğim. Seni boş verdim sanma. Ellerinden öperim. – Ahmet”.

İletilerinden birinde “93’lük Sekreter” imzasını kullanınca duramıyorum: “93'ünü seveyim abim benim! Ben senin yaşında senin yarın kadar fizik ve zihnî kapasiteye sahip olayım, vallahi ve billahi hacca giderim!”

***

Bilgisayarımda çok daha ilginç yüzlerce ve yüzlerce eposta var gözümün içine bakan, ama Reha Abla’nın yazdığı gibi Ne Söylersen Bir Eksik. Fazla olan şu ki, canım sekreterimin sağlığı iyiye gitmiyor artık:

Üstelik ben bu günlerde daha da çok çaptan düştüm. Günü uyumakla değilse de, dalgın dalgın yatmakla geçiriyorum. Kendimi tam tanıyamaz haldeyim. Bu yazdıklarım seni üzmesin. Kendime gelince de, bazı kişilere sövüp teselli arıyor, vatana borcumu öyle ödemeye çalışıyorum. Anlayacağın gibi memleket meselelerini halletmekte seni biraz yalnız bırakacağım. - Halsiz Sekreter”.

Ama yaş-hastalık falan bahane, halsizliğinin sebebi şu söylediğindedir: “Tayyip 17-25 Aralıktan beri tüm adalet makinasını avucunun içinde tutmak ve tüm iç-dış politikayı buna göre planlanmak ve uygulamak zorundadır.”(Şunu da burada ilave edeyim ki Ahmet Abi’min bu ifadesi, avukatımın tavsiyesi üzerine bugün tarafımca törpülenmiştir).

***

Hastaneye yatıp yatıp çıkıyor. Ameliyat oluyor, bir daha oluyor. O haliyle ısrar ediyor Taşköprü’ye gelmemiz için; sanki gerekliymiş gibi yine oltanın ucuna lakerda ve “ayran” takarak. Gidiyoruz tabii ama bu sefer yatıya kalmıyoruz çünkü paralıyor kendini, biz varken yatmıyor.

Gün geliyor, haberlerini sadece sevgili kızı Nurhan’dan almaya başlıyorum.

Gerçi zaman zaman bizlere bi umut ışığı yakıyor çünkü 11 Nisan’da Nurhan’dan peynir helvası ve paskalya çöreği istemiştir.

Fakat Nurhan 15 Nisan’da yazıyor: “Biz yine hastaneye döndük abim. Ambülansla sandığa gitmesine bu şartlarda izin vermiyorlar.”

17 Nisan: “Dün yine yoğun bakıma kaldırdık. Kargocu senin Yazılmamış Anılar’ı odaya getirmeden hemen önce. Referandum böyle olunca gün boyu nasıl olacak bilmem.”

28 Nisan: “Bu sabah kağıt kalem istedi, ‘Yaşamak istemiyorum’ diye yazdı.”

30 Nisan: “Kendisini dış dünyaya kapattı. Solunum cihazına bağlı olarak tepkisiz öyle duruyor. Tansiyonu çok düşük olduğu için uyku ilacı gibi rahatlatıcı bişeyler de verilemiyor.”

Ve 1 Mayıs Pazartesi son haber:“Artık kalbi atmıyor abim…”

Perde.

.

Facebook Yorumları

Emlak8
12.09.2019
Bir İngiliz bilimkurgu romanının alla turca çeşitlemesi
6.09.2019
Şu uluslararası hukuk bi olmasa…
25.08.2019
Çok berbat ve çok hayırlı bir musibet karşısındayız
9.08.2019
Oğlan analarına ilanen duyurulur: Fırat’ın Doğusu’na giriyoruz
29.07.2019
Bölücü ve bölücülük derken?
11.07.2019
Düzelmemek bir yana, CB Erdoğan kör kör parmağım gözüne gidiyor
5.07.2019
Bir mukayese: Kayyımlı+AKP’li belediyeler ile HDP’li+CHP’li belediyeler
28.06.2019
Olan nedir, niçin oldu, şimdi neler olmalı, olabilir
8.06.2019
S-400’leri alıp naapıcaz bilen var mı?
31.05.2019
TAY’ın son iki aylık seyir defterinden özet
24.05.2019
Yargı’nın silkinme vakti geldi ve geçiyor
17.05.2019
YSK esprileri: Bir derleme
6.05.2019
YSK ilan etmeden ben yazayım size
3.05.2019
CB Erdoğan büyünün bozulduğunu ne zaman fark edecek?
27.4.2019
'Tarihten Bir Yaprak': İsmet İnönü’ye 1959 Uşak saldırısı
20.4.2019
12 Eylül Davası’nın örtbas edildiği duruşmadan tarihe notlar
12.4.2019
Yükselen sarmalın son çemberi: 2019 seçimleri
6.4.2019
DP ile AKP, 1957 ile 2019
22.3.2019
Yazın bi kenara: Bu Kürt düşmanlığı iktidarı seçimlerde 'çikin' edecek
15.3.2019
İyi ki gitmişiz
1.3.2019
HDP hâlâ kapatılmadı mı yahu?
23.2.2019
Adana Mutabakatı'nda Suriye'ye girme hakkı diye bişey yok!
8.2.2019
Korkunç: Sadece ne söylediğinden değil, ne söylemediğinden de yargılanıyorsun artık
1.2.2019
Eşsiz kahraman Trump! Vatan sana minnettardır!
26.1.2019
Milletvekili Leyla Güven ölmeye yürürken seçim gözlemlerim
18.1.2019
Kenevir: AKP’nin seçim için nevzuhur tutamağı
4.1.2019
Türkçe rezaletlerini konuşmaya devam
29.12.2018
Erdoğan’ın zorlama alınganlıkları: Toplumdaki tahribat
21.12.2018
'Fırat’ın doğusu' derken…
15.12.2018
170 imzalı mektup
7.12.2018
İnsanı sinir eden Türkçe rezaletleri
1.12.2018
Kaçırmış olabileceğiniz Zaytungsal haberler
24.11.2018
Hukuk bırakmadınız. Lütfen artık durunuz!
17.11.2018
Yargıcın kararı tamamen hukuksuzdu. Ama yargıç haklıydı
10.11.2018
AYM-AİHM ilişkisinden tatsız kokular geliyor
3.11.2018
95 yaşındaki Cumhuriyet: Bir toparlama
19.10.2018
THY’den biletiniz varsa dikkatli olun
12.10.2018
Kürtlerimize bu denli takmanın çok önemli bir sebebi olmalı
5.10.2018
Zaytung’dan son inciler
30.9.2018
Vaziyetimizin özetidir
21.9.2018
G. Depardieu üşütmüş olabilir mi?
14.9.2018
Bir 'Beşinci Kol' remake’i olarak Cumhuriyet operasyonu
7.9.2018
Espriler diyarı Türkiye’den enstantaneler
1.9.2018
Erdoğan ve Soylu: Kim kimden korkmalı?
24.8.2018
Belediye seçimleri yaklaşırken 'Tek Hesap' ve Kürt meselesi
17.8.2018
Türk Tarih Kurumu, vah…
10.8.2018
Ağlamadan gülmeye doğru: Dışişleri, İçişleri, Milli Eğitim, hele de Maliye
4.8.2018
Türkiye’nin bağımsızlığına müdahale meselesi
27.7.2018
Cevat Abi üzerinden 12 Eylül faşizmi ile günümüzün mukayesesi
21.7.2018
131.182 kardeşime: Söke söke döneceksiniz!
13.7.2018
Baba Diyalektik: Tek Adam, R. T. Erdoğan’a karşı…
6.7.2018
AYM ne durumda?
30.6.2018
Bekri Mustafa devrinde Türkiye’nin zoru ve Tek Adam’ın sonu
22.6.2018
Oylarımı açıklıyorum
16.6.2018
Bu Zaytung derhal KHK’yle kapatılmalı ve 299’dan tutuklanmalıdır
9.6.2018
Apo kalmadı, Kandil verelim
2.6.2018
AKP ve Erdoğan’a ülkemiz büyük teşekkür borçludur
26.5.2018
Armudun sapı üzümün çöpü diyecek zaman değil!
19.5.2018
Sen kimselere böylesi bi paniklemeyi reva görme Yarabbi!
11.5.2018
Rabiacı takım kendine güveniyorsa Mandela’yı serbest bıraksın
2.5.2018
Vahim derecede önemli: CHP adayının niteliği
28.4.2018
Aday işinde hata yapılmazsa, Tek Adam parantezi nihayet kapanıyor
21.4.2018
İfade özgürlüğü gün gelir, herkese lazım olur
14.4.2018
Eğer buna ülke yönetmek deniyorsa…
7.4.2018
Emareler belirdi, büyü bozuluyor…
30.3.2018
Hem Küçük Amerika, hem Küçük Rusya
24.3.2018
Suriye fütuhatı ve uluslararası hukuk
16.3.2018
Ara bilanço: Şu anda neyin neresindeyiz?
9.3.2018
Dünya Kadınlar Gününde bunu da işittik ya…
2.3.2018
Erken seçime giderken, zina üzerine önemli bilgiler
23.2.2018
Kürt partisi kapatma el rehberi
16.2.2018
Kayyım atanmadık Ermeni Patrikhanesi kalmıştı
9.2.2018
Ne olmuş çıkardıysa harp; harbiden tuttum bu lafını Erdoğan’ın
2.2.2018
Kilis’e düşen bu roketleri kim atıyor?
26.1.2018
Bu ortamda en sağlamı futbol takılmak
19.1.2018
Yerli ve Milli Şiarımız: 'Yurtta baskı, cihanda savaş'
12.1.2018
Tanımıyorum demeyin; çok bildik biri: Roy Moore
5.1.2018
'Yunan işgalindeki Ege adalarımız' meselesi
29.12.2017
Çakma KHK’ler varken, TBMM niçin hâlâ açık?
22.12.2017
Şu anda en ıstıraplı iş vicdanlı ve ahlaklı Müslüman olmak
15.12.2017
Can simitleri: Emlakçı Trump’ın Kudüs’ü, 'Siyaset Hukukçusu' Erdoğan’ın Lozan’ı
8.12.2017
Yunanistan’ın bize verdiği ve bizim hâlâ anlamadığımız iki büyük ders
1.12.2017
Sincan F Tipi Cezaevi duruşma salonundan hazin notlar
24.11.2017
'Allah’ın Büyük Lütfu' No. 2: NATO’cunun eşekliği
17.11.2017
Erdoğan niye Atatürkçü oldu?
10.11.2017
Bizi oğlumuz Hasan evlendirmişti
3.11.2017
Ayrı dünyaların referandumları: Katalonya ve Kürdistan
27.10.2017
CHP için iyi, 'İyi Parti' için kötü haber
20.10.2017
'PKK’lidir ve FETÖ’cüdür' söylemi de olmasa AKP ne yaparmış?
14.10.2017
İngiltere’de imamların resmî nikah kıyması hakkında yararlı olabilecek bilgiler
8.10.2017
AKP’nin iktidara gelmiş olmasından ben çok memnunum
29.9.2017
Her Musul-Kerkük dendiğinde hortlayan ulusalcı yalanları teşhirimdir
23.9.2017
Mezara saldırıp resim çektirmek üzerine
16.9.2017
Dinbazın hakkından…
8.9.2017
Acı duymayan kurbandan Myanmar’a, Türkiye’de tutarlılık
1.9.2017
“İşte Cenab-ı Hakk'ın hayvanlara yerleştirdiği muhteşem sistemin ayrıntıları”
25.8.2017
Kürt Fobisi’nden Münih Sendromu’na CHP ve Türkiye
18.8.2017
Hoş geldiiin, 30’ların “tenkil” ve “temsil” politikası
11.8.2017
Bodrum’da niye gürültü (ve deprem) oluyor?
4.8.2017
Bu ağır tahriklerin sebebini bilen var mı?
28.7.2017
Lozan kutlamamız ve şehir efsanelerimiz
21.7.2017
Rezil darbenin yıldönümünde karşılaştırmalı bir muhasebe
15.7.2017
Adalet derken: Yargımızdan bir vesikalık fotoğraf
8.7.2017
Mardin nire Bodrum nire: İki “büyükşehir uygulaması”
30.6.2017
Ördek Hayri hikayesinin epey ötesindedir bu olay
23.6.2017
Kürtler üzerine bazı trajikomik deneyler
16.6.2017
Değerli ve Şahane Yalnızlık’ın son fotoğrafı
9.6.2017
'Ülkede yaşanan sürece uygun düşen' bir yargımız var
2.6.2017
Cevabını çok merak ettiğim sorulardan bazıları
27.5.2017
Demiyorlarsa zaten, onlara verdiğim emekler haram olsun
19.5.2017
Türk dış politikasını nasıl bilirdiniz?
12.5.2017
Ülkemiz yönetiminde trajikomik durum vaziyetleri
5.5.2017
O benim canım sekreterimdi
28.4.2017
CHP Nasıl Kurtulur
21.4.2017
Referandum 2017: Erdoğan için son’un başı olabilir
14.4.2017
Referandumda mazoşizm vaziyetleri
7.4.2017
En âlâsından sansür: ‘Pıstırıcı Etki’
31.3.2017
Fetocular ve Fetöcüler
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Emlak8
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları



Emlak8

Aradığın Evi Bul. Emlak8.Net

Dijital Reklam Ajansı Serbay Interactive