Baskın ORAN



Bookmark and Share

Rezil darbenin yıldönümünde karşılaştırmalı bir muhasebe


21.7.2017 - Bu Yazı 1136 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Muhasebe derken:

Bu darbe teşebbüsü sonucu kaç kişi sorgusuz-sualsiz işinden atılıp ailesiyle birlikte aç bırakıldı ve kimseler korkusundan bunlara kokoreççide bile iş veremiyor. Kaç kişi hapse atıldı ve şimdi de “Guantanamo” tulumuna sokulacaklar. Ekmek parası için açlık grevi yapan iki eğitimci kasları erirken niye cezaevine atılıyorlar ve yuları belli itin-uğursuzun onlarla ilgili alay ve tehdit yağdırmasına niye izin veriliyor. Savunması alınmamış insanlar mahkemelere gidemiyorlar ve AİHM’ye de gidemesinler diye özel tasarlanmış komisyonlara toslatılıyorlar. 

Bütün bunlardan bahsedecek falan değilim. Bunlar zaten okuma bilen herkesin malumu ve bu hafta ilk yılın istatistikleri de yayınlandı

***

Diyeceğimi dolandırmadan söyleyeceğim: “Allah’ın büyük lütfudur” diye karşılanan bu darbe başarılı olsaydı, Türkiye’de biz insan hakları savunucuları daha kötü durumda olur muyduk, inanın gerçekten bilmiyorum. 

Çünkü R. T. Erdoğan ile F. Gülen’i karşılaştırmanın gereği yok. Çok ve bilinen sebeplerle yok. Askerî darbe dönemlerinde yaşadığımız rezillikler ile bir yıldır süren şu “sivil” dönemde yaşamakta olduklarımızı karşılaştırmak, bak işte o bi anlam taşıyacaktır diyorum. 

Karşılaştırmak derken:

Bu konuda konuşma hakkını kendinde A’dan Z’ye bulan bir kuşaktanım da ondan diyorum. 

***

12 Mart 1971 darbesi rezilliğinde çiçeği burnunda iki yıllık asistandım. Öğrenciyken katıldığım bir gösteri yürüyüşünü bahane ederek tutup attılar Mülkiyemden. Memuriyetten ilk atılışımdı.

Ama ne çare, o zaman Türkiye’de Yargı diye bişey vardı, varmış. Hocalarım da arkamdaydı: Prof. Turan Güneşler, Prof. Yahya Zabunoğlular, Prof. Uğur Alacakaptanlar, Doç. Yüksel Ersoylar, Prof. Bahri Savcılar ilk sıralarda olmak üzere. Dava açtım ve Danıştay 5. Dairesinin oybirliği kararıyla 1972’de görevime döndüm. Doktoramı bitirdim. 

***

12 Eylül 1980 darbesi oldu. O rezillikte, YÖK yasasının yürürlüğe girdiği gün, 6 Kasım 1982’dir hiç unutmam, kadrolu yardımcı doçent olduğum halde YÖK beni “sözleşmeli” sayıp attı. Memuriyetten ikinci atılışımdır.  

Ama ne çare, o zaman Türkiye’de Yargı diye bişey vardı, varmış. Ankara 1 Numaralı İdare Mahkemesine açtığım davayı 4 Mayıs 1983'te kazandım ve YÖK kararını iptal ettirdim. 

Kararın Rektörlüğe tebliğini ve göreve çağrılmamı bekliyorum, 22 Temmuz sabahı aynı anda 2 telgraf geldi. 

Birincisi: "Üniversite ile ilişiğinizin kesilme işlemi Ankara 1 Numaralı İdare Mahkemesinin 04.05.1983 tarih ve 1983/293 numaralı kararı ile iptal edilmiştir. Göreve başlamanızı rica ederim. Dekan Prof. Dr. Necdet Serin". Telgrafın çekiliş saati: 21.50.

İkinci telgraf bundan on dakika sonra, 22.00’de çekilmiş gözüküyordu: “Ankara 1 Numaralı İdare Mahkemesi kararına uyularak görevinize başlamanız telgrafla bildirilmişse de, Ankara Sıkıyönetim Komutanlığı yazılarına uyularak 1402 sayılı Sıkıyönetim Kanununun 2301 ve 2766 sayılı kanunla değişik 2. Maddesi gereğince görevinize son verilmiştir. Bilgilerinizi rica ederim. Dekan Prof. Dr. Necdet Serin”. Memuriyetten üçüncü atılışımdır. 

Mükafaten Ankara Üniversitesi rektörü yapılacak olan Dekan Serin tazminat sorumluluğundan kendini bu on dakika sayesinde sıyırmaya çalışıyordu…

***

Galiba artık görevime dönemeyecektim çünkü 12 Eylül’ün 1402 rezilliği, attıkları hakkında “bir daha kamu hizmetinde istihdam edilmemek üzere” diyordu. Elifi elifine, bugünkü OHAL KHK’larının dediği gibi. 

Ama bugün benim gibi artık emekli olan Prof. Metin Günday, o zaman yine benim gibi doktor asistan, dedi ki: “Olağan üstü dönemlerdeki kurallar ancak o dönemde geçerlidir, dönem bitince hikaye olur”. 

Ve (şu anda OHAL’i niye durmadan uzatıyorlar onun hukuki sebebini bi yerlere kaydedesiniz diye söylüyorum), 1985’te Ankara’dan Sıkıyönetim kalkınca davayı açtık. 

Ve Ankara 6 Numaralı İdare Mahkemesi 12.11.1986 gün ve 3403/4743 sayılı kararıyla beni görevime iade etti. Bu, 1402’nin ve 12 Eylül’ün yıkılma sürecinin başıdır. 

***

Bundan sonra yıkılış bir anda tamamlanmadı tabii. Diktatörlük direndi. Rektörlük kararın yürütmesini durdurttu. Dördüncü defa yine atılmış oldum. 

Ama ne çare, o zaman Türkiye’de Yargı diye bişey vardı. Metin kardeşim Danıştay 5. Daire’ye tekrar başvurdu ve oranın 28.03.1990 gün ve 1990/651 sayılı kararıyla Mülkiyeme tekrar dönme hakkını kazandım. 

Fakat çeşitli yargı düzeylerinde 1402’likler hakkında farklı kararlar verildiği için, olay Danıştay İçtihatları Birleştirme Kuruluna gitti. İşte oradan çıkan 07.12.1989 gün ve E. 1988/6, K. 198904 sayılı karardır ki 12 Eylül’ün yıkılışının çanını çaldı. Dava açan bütün 1402’likler, dava açtıkları tarihten itibaren mali haklarını da almak suretiyle görevlerine döndüler. 

***

Bu rezillikleri başımıza saran askerî diktatörlerin yataklardaki hallerini televizyonlar yayınladı, görmüşsünüzdür. Ben burada sadece, askerî diktatörlük dönemlerinde bile Türkiye’de Yargı ve Adalet’in ortadan kalkmadığını kayda geçirmek istedim.

***

Bilmiyorum, arife daha fazla tarif gerekir mi. Bir yanda Fethullahçılar’la darbeperest subayların rezil darbe teşebbüsü, diğer yanda gittikçe sertleşen Tek Adam Rejimi. Bu ikisi arasında karşılaştırma yapmanın niye anlamsız olduğunu anlatabildim mi. 

Güneydoğu’da barış isteyen akademisyenlere “alçak”, “hain” gibi sürüyle hakaret yağdıran bir cumhurbaşkanına hakaretten dava açmağa kalktığınızda Yargı’dan “Cumhurbaşkanımızın bu sözleri kamuoyunu aydınlatmaya yöneliktir, ifade özgürlüğüdür” cevabını aldığınız bir “sivil” Rejim’le, doludizgin yaşadığım iki rezil askerî rejimi daha fazla karşılaştırmam gerekiyor mu?

Niye bir karşılaştırma yapılacaksa bunun, Yargı yani Adalet’in temel olarak hayatta kalabildiği askerî dönemler ile yaşamadığı bugünkü “sivil” rejim arasında yapılması gerektiğini daha açık, bir daha yazmalı mıyım? 

Bugüne kadarki içtihadını bi bardak suyla yutan AYM’nin, anayasaya aykırı KHK’ları denetlemekten kendini men ettiği bir Tek Adam Rejimi’nde artık “ne yazsan 1 fazla” değil mi? 

Ama daha da önemlisi, Adalet’i engellemek için ne tedbir alırsan al, artık bir kere belli bir gelişmiş düzeyine varmış bi ülkede “Korkunun Ecele Faydası Yoktur” kuralı, başını kaldıran herkesin okuyabileceği biçimde gökyüzünde sabit harflerle yazılı durmuyor mu? 

  

.

Facebook Yorumları

Emlak8
9.08.2019
Oğlan analarına ilanen duyurulur: Fırat’ın Doğusu’na giriyoruz
29.07.2019
Bölücü ve bölücülük derken?
11.07.2019
Düzelmemek bir yana, CB Erdoğan kör kör parmağım gözüne gidiyor
5.07.2019
Bir mukayese: Kayyımlı+AKP’li belediyeler ile HDP’li+CHP’li belediyeler
28.06.2019
Olan nedir, niçin oldu, şimdi neler olmalı, olabilir
8.06.2019
S-400’leri alıp naapıcaz bilen var mı?
31.05.2019
TAY’ın son iki aylık seyir defterinden özet
24.05.2019
Yargı’nın silkinme vakti geldi ve geçiyor
17.05.2019
YSK esprileri: Bir derleme
6.05.2019
YSK ilan etmeden ben yazayım size
3.05.2019
CB Erdoğan büyünün bozulduğunu ne zaman fark edecek?
27.4.2019
'Tarihten Bir Yaprak': İsmet İnönü’ye 1959 Uşak saldırısı
20.4.2019
12 Eylül Davası’nın örtbas edildiği duruşmadan tarihe notlar
12.4.2019
Yükselen sarmalın son çemberi: 2019 seçimleri
6.4.2019
DP ile AKP, 1957 ile 2019
22.3.2019
Yazın bi kenara: Bu Kürt düşmanlığı iktidarı seçimlerde 'çikin' edecek
15.3.2019
İyi ki gitmişiz
1.3.2019
HDP hâlâ kapatılmadı mı yahu?
23.2.2019
Adana Mutabakatı'nda Suriye'ye girme hakkı diye bişey yok!
8.2.2019
Korkunç: Sadece ne söylediğinden değil, ne söylemediğinden de yargılanıyorsun artık
1.2.2019
Eşsiz kahraman Trump! Vatan sana minnettardır!
26.1.2019
Milletvekili Leyla Güven ölmeye yürürken seçim gözlemlerim
18.1.2019
Kenevir: AKP’nin seçim için nevzuhur tutamağı
4.1.2019
Türkçe rezaletlerini konuşmaya devam
29.12.2018
Erdoğan’ın zorlama alınganlıkları: Toplumdaki tahribat
21.12.2018
'Fırat’ın doğusu' derken…
15.12.2018
170 imzalı mektup
7.12.2018
İnsanı sinir eden Türkçe rezaletleri
1.12.2018
Kaçırmış olabileceğiniz Zaytungsal haberler
24.11.2018
Hukuk bırakmadınız. Lütfen artık durunuz!
17.11.2018
Yargıcın kararı tamamen hukuksuzdu. Ama yargıç haklıydı
10.11.2018
AYM-AİHM ilişkisinden tatsız kokular geliyor
3.11.2018
95 yaşındaki Cumhuriyet: Bir toparlama
19.10.2018
THY’den biletiniz varsa dikkatli olun
12.10.2018
Kürtlerimize bu denli takmanın çok önemli bir sebebi olmalı
5.10.2018
Zaytung’dan son inciler
30.9.2018
Vaziyetimizin özetidir
21.9.2018
G. Depardieu üşütmüş olabilir mi?
14.9.2018
Bir 'Beşinci Kol' remake’i olarak Cumhuriyet operasyonu
7.9.2018
Espriler diyarı Türkiye’den enstantaneler
1.9.2018
Erdoğan ve Soylu: Kim kimden korkmalı?
24.8.2018
Belediye seçimleri yaklaşırken 'Tek Hesap' ve Kürt meselesi
17.8.2018
Türk Tarih Kurumu, vah…
10.8.2018
Ağlamadan gülmeye doğru: Dışişleri, İçişleri, Milli Eğitim, hele de Maliye
4.8.2018
Türkiye’nin bağımsızlığına müdahale meselesi
27.7.2018
Cevat Abi üzerinden 12 Eylül faşizmi ile günümüzün mukayesesi
21.7.2018
131.182 kardeşime: Söke söke döneceksiniz!
13.7.2018
Baba Diyalektik: Tek Adam, R. T. Erdoğan’a karşı…
6.7.2018
AYM ne durumda?
30.6.2018
Bekri Mustafa devrinde Türkiye’nin zoru ve Tek Adam’ın sonu
22.6.2018
Oylarımı açıklıyorum
16.6.2018
Bu Zaytung derhal KHK’yle kapatılmalı ve 299’dan tutuklanmalıdır
9.6.2018
Apo kalmadı, Kandil verelim
2.6.2018
AKP ve Erdoğan’a ülkemiz büyük teşekkür borçludur
26.5.2018
Armudun sapı üzümün çöpü diyecek zaman değil!
19.5.2018
Sen kimselere böylesi bi paniklemeyi reva görme Yarabbi!
11.5.2018
Rabiacı takım kendine güveniyorsa Mandela’yı serbest bıraksın
2.5.2018
Vahim derecede önemli: CHP adayının niteliği
28.4.2018
Aday işinde hata yapılmazsa, Tek Adam parantezi nihayet kapanıyor
21.4.2018
İfade özgürlüğü gün gelir, herkese lazım olur
14.4.2018
Eğer buna ülke yönetmek deniyorsa…
7.4.2018
Emareler belirdi, büyü bozuluyor…
30.3.2018
Hem Küçük Amerika, hem Küçük Rusya
24.3.2018
Suriye fütuhatı ve uluslararası hukuk
16.3.2018
Ara bilanço: Şu anda neyin neresindeyiz?
9.3.2018
Dünya Kadınlar Gününde bunu da işittik ya…
2.3.2018
Erken seçime giderken, zina üzerine önemli bilgiler
23.2.2018
Kürt partisi kapatma el rehberi
16.2.2018
Kayyım atanmadık Ermeni Patrikhanesi kalmıştı
9.2.2018
Ne olmuş çıkardıysa harp; harbiden tuttum bu lafını Erdoğan’ın
2.2.2018
Kilis’e düşen bu roketleri kim atıyor?
26.1.2018
Bu ortamda en sağlamı futbol takılmak
19.1.2018
Yerli ve Milli Şiarımız: 'Yurtta baskı, cihanda savaş'
12.1.2018
Tanımıyorum demeyin; çok bildik biri: Roy Moore
5.1.2018
'Yunan işgalindeki Ege adalarımız' meselesi
29.12.2017
Çakma KHK’ler varken, TBMM niçin hâlâ açık?
22.12.2017
Şu anda en ıstıraplı iş vicdanlı ve ahlaklı Müslüman olmak
15.12.2017
Can simitleri: Emlakçı Trump’ın Kudüs’ü, 'Siyaset Hukukçusu' Erdoğan’ın Lozan’ı
8.12.2017
Yunanistan’ın bize verdiği ve bizim hâlâ anlamadığımız iki büyük ders
1.12.2017
Sincan F Tipi Cezaevi duruşma salonundan hazin notlar
24.11.2017
'Allah’ın Büyük Lütfu' No. 2: NATO’cunun eşekliği
17.11.2017
Erdoğan niye Atatürkçü oldu?
10.11.2017
Bizi oğlumuz Hasan evlendirmişti
3.11.2017
Ayrı dünyaların referandumları: Katalonya ve Kürdistan
27.10.2017
CHP için iyi, 'İyi Parti' için kötü haber
20.10.2017
'PKK’lidir ve FETÖ’cüdür' söylemi de olmasa AKP ne yaparmış?
14.10.2017
İngiltere’de imamların resmî nikah kıyması hakkında yararlı olabilecek bilgiler
8.10.2017
AKP’nin iktidara gelmiş olmasından ben çok memnunum
29.9.2017
Her Musul-Kerkük dendiğinde hortlayan ulusalcı yalanları teşhirimdir
23.9.2017
Mezara saldırıp resim çektirmek üzerine
16.9.2017
Dinbazın hakkından…
8.9.2017
Acı duymayan kurbandan Myanmar’a, Türkiye’de tutarlılık
1.9.2017
“İşte Cenab-ı Hakk'ın hayvanlara yerleştirdiği muhteşem sistemin ayrıntıları”
25.8.2017
Kürt Fobisi’nden Münih Sendromu’na CHP ve Türkiye
18.8.2017
Hoş geldiiin, 30’ların “tenkil” ve “temsil” politikası
11.8.2017
Bodrum’da niye gürültü (ve deprem) oluyor?
4.8.2017
Bu ağır tahriklerin sebebini bilen var mı?
28.7.2017
Lozan kutlamamız ve şehir efsanelerimiz
21.7.2017
Rezil darbenin yıldönümünde karşılaştırmalı bir muhasebe
15.7.2017
Adalet derken: Yargımızdan bir vesikalık fotoğraf
8.7.2017
Mardin nire Bodrum nire: İki “büyükşehir uygulaması”
30.6.2017
Ördek Hayri hikayesinin epey ötesindedir bu olay
23.6.2017
Kürtler üzerine bazı trajikomik deneyler
16.6.2017
Değerli ve Şahane Yalnızlık’ın son fotoğrafı
9.6.2017
'Ülkede yaşanan sürece uygun düşen' bir yargımız var
2.6.2017
Cevabını çok merak ettiğim sorulardan bazıları
27.5.2017
Demiyorlarsa zaten, onlara verdiğim emekler haram olsun
19.5.2017
Türk dış politikasını nasıl bilirdiniz?
12.5.2017
Ülkemiz yönetiminde trajikomik durum vaziyetleri
5.5.2017
O benim canım sekreterimdi
28.4.2017
CHP Nasıl Kurtulur
21.4.2017
Referandum 2017: Erdoğan için son’un başı olabilir
14.4.2017
Referandumda mazoşizm vaziyetleri
7.4.2017
En âlâsından sansür: ‘Pıstırıcı Etki’
31.3.2017
Fetocular ve Fetöcüler
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Emlak8
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları



Emlak8

Aradığın Evi Bul. Emlak8.Net

Dijital Reklam Ajansı Serbay Interactive