Baskın ORAN



Bookmark and Share

Aday işinde hata yapılmazsa, Tek Adam parantezi nihayet kapanıyor


28.4.2018 - Bu Yazı 903 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Bu hafta, geçen haftaki “İfade Özgürlüğü Gün Gelir, Herkese Lazım Olur yazısında sözünü ettiğim “matufiyet” ve “ifade özgürlüğü” kavramlarına Erdoğan’ın bir davada daha sığındığını yazacaktım. Zira sizin o yazıyı okuduğunuz 20 Nisan Cuma günü, açtığım yeni hakaret davasının ilk duruşması vardı. Ankara 21. Asliye Hukuk yargıcı, “matufiyet yoktur” (yani, isim zikredilmediği için bu sözlerin kime edildiği belirsizdir) diyerek davayı reddetti.

Böylece ben ve arkadaşlarım, aynen 1.128 akademisyene hakaret davasında olduğu gibi, demokrasi adına büyük bir zafer daha kazanmış olduk. Çünkü Erdoğan bu ikinci davada da hakaretlerinin, adları tam liste halinde basında çıkmış olan akademisyen ve sanatçılara yönelik olduğunu inkar etti ve bu kere de ifade özgürlüğüne sığındı.  

Tabii, “matufiyet yoktur” diyen sayın yargıca da sormak lazımdı: “Sayın Cumhurbaşkanı bu adı sanı belli 170 kişiye etmediyse bunca hakareti, kime etti; Marslılara mı?”

Ve şunu ilave etmek lazımdı: “Bu ret kararınız, Sayın Cumhurbaşkanının muhalefet eden herkese hakaretler yağdırmaya devamını garantileyecek; bunu hiç düşündünüz mü?”

Ama karar verilmiş, ne işe yarayacaktı, bu bir. Türk mahkemelerinde yargıçlar prensip edinmişlerdir; insanları konuşturmazlar, sadece azarlarlar, bu da iki.

Şimdi, kendisinin avukatına 2.000 lira ödemem gerekiyor. Ama helal-ü hoş olsun, afiyet bal olsun, bu inkar ve sığınmayı yaşamak milyarlarca milyarlara değdi…

Bunları yazacaktım. Fakat “baskın seçim” savaşında olup bitenler o kadar önemli hale geldi ki, o konudaki düşüncelerimi yazmak istiyorum.

***

Gelelim bugünkü konumuza.

Her şeyden önce, CHP’yi kutluyorum. Adalet Yürüyüşü asıl gitmesi gereken yere yani Edirne’ye ulaşmadığı ve arkası da gelmediği için söylüyorum, CHP kedi olduğundan beri ilk defa bir fare tuttu. İlk defa ürkek ürkek nal toplamak yerine, oyun kurdu.

Bu oyun da son derece akıllı bir eylem. Yoksa İyi Parti’nin alacağı oylar AKP-MHP koalisyonuna gidecekti ve Türkiye papazı iyice bulacaktı. Kimin aklına geldiyse, tebrik ederim.

Eylemin “Cumhur İttifakı” planlarını fena halde bozduğunu görmek için, M. Ünal, B. Bozdağ, N. Zeybekçi ve D. Bahçeli gibilerinin çığlıklarına gitmeye lüzum yok. Erdoğan’ın, tam İyi Parti konuşacakken TBMM’deki locasını terk edip, “son başbakan” B. Yıldırım ile D. Bahçeli’yi de yanına alarak çıkıp gitmesi yeter.

O da yetmezse, Özgür Özel için resepsiyonda, “Aşağıda olsam ağzının payını verirdim” ve sanki YSK’yi etkileyen benim babammış gibi, “YSK kararını Cumartesi günü verse bu 15'ler olmazdı” demesi yeter. O da yetmezse, sanki “yeni rejim”de parlamento bırakmışmış gibi, “Parlamentomuzun bu duruma düşmesi felaket” demesi fazlasıyla kafidir.

***

Yalnız, aralarında neler konuşulduğunu bilemediğim için CHP’yi ihtiyaten uyarmak istiyorum:

1) Umarım, bu eylem Adalet Yürüyüşü’ne benzemez. Devamı gelir.

2) Umarım, seçim güvenliğini gerçekten garantili biçimde sağlayacak önlemler alınmıştır. Bu, işin “olmazsa olmazı”dır. Ölmüş fakat öldüğü nüfusa yansımamış olan 2,5 milyon kişinin yerine oy verdirileceğine ilişkin haberler ve yorumlar başladı. Buna Ülkücü Yeniçağ gazetesi de dahil.

Bizzat kendimden bir örnek vereyim: İktidara yol gösterir gibi olmasın ama, benim ninem Şükriye 1964’te yüz yaşını geçmişken vefat etti, ama şu anda e-devlet’te canlı gözüküyor. Avukat babamın bunu nüfusa bildirmemiş olması tek kelimeyle ola-nak-sız.  

Ne geldi aklınıza? Hey gidi Baba Gogol! Sen bu tür sahtekarlığı daha 1842’de “Ölü Canlar” romanında yazmıştın:

Günlerden bigün bi kasabaya Çiçikov diye ağzı iyi laf yapan birisi gelir. Derdi, ölmüş ama nüfusta hâlâ yaşıyor gözüken serflerin (yani feodal düzenin yarı-köle köylülerinin) evraklarını toprak sahiplerinden satın almaktır. Uyanık Çiçikov kısa zamanda zengin olmanın yolunu bulmuştur: Devlet, serf adedine göre para ve kredi vermektedir.

***

3) Devam edelim. Umarım, herkesten oy alabilecek demokrat bir aday seçmesi beklenen CHP, 15 milletvekilini yollarken, İyi Parti’yi ciddi bir protokolle bağlamıştır:

Her şeyden önce, Erdoğan’ın yerine hiç ihtiyacımız olmayan ikinci (ve bir küçük) Erdoğan gelmesini baştan önlemek için her adayın derhal programını, yani seçildiği takdirde ne yapacağını ilan etmesi istenmelidirki herkes kimi seçtiğini bilsin ve sapıttığı takdirde üzerine gidebilsin. Yani her aday önceden açıklamalıdır:

“Ben, önce, yapılan korkunç haksızlıkları gidereceğim. OHAL KHK’lerinin Anayasa’yı yüzde yüz ihlal etmekte olan hükümlerini iptal ettireceğim. 15 Temmuz darbe maskaralığına fiilen karışmışlar dışındaki insanları derhal tahliye ve görevlerine iade ettireceğim, öncelikle de hapse atılmış parlamenterleri ve gazetecileri çıkartacağım.”

“Ben, bütün bunların simgesi olarak, kendimden başlayacağım ve AkSaray’ı derhal ihtiyacı olan kamu kurumlarına tahsis ederek Çankaya Köşkü’ne döneceğim.”

“Ben, bunlardan sonra, derhal yeni bir anayasa çalışması başlatıp, kendimi, Tek Adam’ın enkaza dönüştürdüğü hukuk devletinin kurulmasına, parlamenter sistemin ve partisiz cumhurbaşkanının tarafsız hakem haline getirilmesine, barajın %3’e indirilmesine, Siyasi Partiler Kanunu’nun değiştirilerek parti-içi demokrasinin sağlanmasına adayacağım. Tarafsız ve bağımsız Yargı’ya saygınlığının iadesi ve işe HSK’den başlanması ise en büyük eserim olacaktır.”

***

4) Umarım, Erdoğan’ın istismar etmesine yol açmayacak biçimde HDP’yi ittifaka dahil etmek kararlaştırılmıştır. Burada umarım diyorum, çünkü İyi Parti’den bu konuda pis kokular gelmekte. Oysa:

a) Kürtlerin demokratik ve parlamenter faaliyetini engellemek, bu yurttaşları silaha sarılmaya teşvik etmektir. Mehmet Ağar bile “Dağda silah yerine ovada siyaset” diyerek daha Ekim 2006’da uyarmıştır. Kürtlerin dışlanması halinde ülke asla istikrara kavuşamaz.

b) Kürt oyları olmadan muhalefet seçim kazanamaz. Üstelik “Selocan” Demirtaş had safhada sevimli ve popüler bir kişidir.

***

5) Çatı adayı konusunda, Mülkiye’den attıkları anayasa hocası Murat Sevinç arkadaşımla aynı fikirdeyim. Erdoğan’ın Allah’tan isteyebileceği tek şey ilk turda ortak adaydır, çatı adayıdır; hele de Kılıçdaroğlu olursa. A. Gül kabul ederse, Erdoğan yine ilk turda kazanabilir çünkü Gül’e birçok CHP’li oy vermeyebilir. Zaten çatı adayında mutabakat fiilen imkansızdır, kimse kendininkinden vazgeçmez, boşu boşuna kavga çıkar.

***

Özet ve Sonuç: Adaylardan taahhüt alındıktan sonra, birinci turda herkes kendi adayını çıkarmalı ve içini soğutmalıdır. Zaten böyle yapılırsa (hele de Saadet’in adayı Abdullah Gül olursa) muhafazakar oylar her tarafa dağılacak, adayların her biri Erdoğan’dan ısırıp bir parça koparacak, yüzde 50’yi bulamamasına yol açacak, iş ikinci tura kalacaktır. İkinci turda iş basittir…   

.

Facebook Yorumları

Emlak8
11.07.2019
Düzelmemek bir yana, CB Erdoğan kör kör parmağım gözüne gidiyor
5.07.2019
Bir mukayese: Kayyımlı+AKP’li belediyeler ile HDP’li+CHP’li belediyeler
28.06.2019
Olan nedir, niçin oldu, şimdi neler olmalı, olabilir
8.06.2019
S-400’leri alıp naapıcaz bilen var mı?
31.05.2019
TAY’ın son iki aylık seyir defterinden özet
24.05.2019
Yargı’nın silkinme vakti geldi ve geçiyor
17.05.2019
YSK esprileri: Bir derleme
6.05.2019
YSK ilan etmeden ben yazayım size
3.05.2019
CB Erdoğan büyünün bozulduğunu ne zaman fark edecek?
27.4.2019
'Tarihten Bir Yaprak': İsmet İnönü’ye 1959 Uşak saldırısı
20.4.2019
12 Eylül Davası’nın örtbas edildiği duruşmadan tarihe notlar
12.4.2019
Yükselen sarmalın son çemberi: 2019 seçimleri
6.4.2019
DP ile AKP, 1957 ile 2019
22.3.2019
Yazın bi kenara: Bu Kürt düşmanlığı iktidarı seçimlerde 'çikin' edecek
15.3.2019
İyi ki gitmişiz
1.3.2019
HDP hâlâ kapatılmadı mı yahu?
23.2.2019
Adana Mutabakatı'nda Suriye'ye girme hakkı diye bişey yok!
8.2.2019
Korkunç: Sadece ne söylediğinden değil, ne söylemediğinden de yargılanıyorsun artık
1.2.2019
Eşsiz kahraman Trump! Vatan sana minnettardır!
26.1.2019
Milletvekili Leyla Güven ölmeye yürürken seçim gözlemlerim
18.1.2019
Kenevir: AKP’nin seçim için nevzuhur tutamağı
4.1.2019
Türkçe rezaletlerini konuşmaya devam
29.12.2018
Erdoğan’ın zorlama alınganlıkları: Toplumdaki tahribat
21.12.2018
'Fırat’ın doğusu' derken…
15.12.2018
170 imzalı mektup
7.12.2018
İnsanı sinir eden Türkçe rezaletleri
1.12.2018
Kaçırmış olabileceğiniz Zaytungsal haberler
24.11.2018
Hukuk bırakmadınız. Lütfen artık durunuz!
17.11.2018
Yargıcın kararı tamamen hukuksuzdu. Ama yargıç haklıydı
10.11.2018
AYM-AİHM ilişkisinden tatsız kokular geliyor
3.11.2018
95 yaşındaki Cumhuriyet: Bir toparlama
19.10.2018
THY’den biletiniz varsa dikkatli olun
12.10.2018
Kürtlerimize bu denli takmanın çok önemli bir sebebi olmalı
5.10.2018
Zaytung’dan son inciler
30.9.2018
Vaziyetimizin özetidir
21.9.2018
G. Depardieu üşütmüş olabilir mi?
14.9.2018
Bir 'Beşinci Kol' remake’i olarak Cumhuriyet operasyonu
7.9.2018
Espriler diyarı Türkiye’den enstantaneler
1.9.2018
Erdoğan ve Soylu: Kim kimden korkmalı?
24.8.2018
Belediye seçimleri yaklaşırken 'Tek Hesap' ve Kürt meselesi
17.8.2018
Türk Tarih Kurumu, vah…
10.8.2018
Ağlamadan gülmeye doğru: Dışişleri, İçişleri, Milli Eğitim, hele de Maliye
4.8.2018
Türkiye’nin bağımsızlığına müdahale meselesi
27.7.2018
Cevat Abi üzerinden 12 Eylül faşizmi ile günümüzün mukayesesi
21.7.2018
131.182 kardeşime: Söke söke döneceksiniz!
13.7.2018
Baba Diyalektik: Tek Adam, R. T. Erdoğan’a karşı…
6.7.2018
AYM ne durumda?
30.6.2018
Bekri Mustafa devrinde Türkiye’nin zoru ve Tek Adam’ın sonu
22.6.2018
Oylarımı açıklıyorum
16.6.2018
Bu Zaytung derhal KHK’yle kapatılmalı ve 299’dan tutuklanmalıdır
9.6.2018
Apo kalmadı, Kandil verelim
2.6.2018
AKP ve Erdoğan’a ülkemiz büyük teşekkür borçludur
26.5.2018
Armudun sapı üzümün çöpü diyecek zaman değil!
19.5.2018
Sen kimselere böylesi bi paniklemeyi reva görme Yarabbi!
11.5.2018
Rabiacı takım kendine güveniyorsa Mandela’yı serbest bıraksın
2.5.2018
Vahim derecede önemli: CHP adayının niteliği
28.4.2018
Aday işinde hata yapılmazsa, Tek Adam parantezi nihayet kapanıyor
21.4.2018
İfade özgürlüğü gün gelir, herkese lazım olur
14.4.2018
Eğer buna ülke yönetmek deniyorsa…
7.4.2018
Emareler belirdi, büyü bozuluyor…
30.3.2018
Hem Küçük Amerika, hem Küçük Rusya
24.3.2018
Suriye fütuhatı ve uluslararası hukuk
16.3.2018
Ara bilanço: Şu anda neyin neresindeyiz?
9.3.2018
Dünya Kadınlar Gününde bunu da işittik ya…
2.3.2018
Erken seçime giderken, zina üzerine önemli bilgiler
23.2.2018
Kürt partisi kapatma el rehberi
16.2.2018
Kayyım atanmadık Ermeni Patrikhanesi kalmıştı
9.2.2018
Ne olmuş çıkardıysa harp; harbiden tuttum bu lafını Erdoğan’ın
2.2.2018
Kilis’e düşen bu roketleri kim atıyor?
26.1.2018
Bu ortamda en sağlamı futbol takılmak
19.1.2018
Yerli ve Milli Şiarımız: 'Yurtta baskı, cihanda savaş'
12.1.2018
Tanımıyorum demeyin; çok bildik biri: Roy Moore
5.1.2018
'Yunan işgalindeki Ege adalarımız' meselesi
29.12.2017
Çakma KHK’ler varken, TBMM niçin hâlâ açık?
22.12.2017
Şu anda en ıstıraplı iş vicdanlı ve ahlaklı Müslüman olmak
15.12.2017
Can simitleri: Emlakçı Trump’ın Kudüs’ü, 'Siyaset Hukukçusu' Erdoğan’ın Lozan’ı
8.12.2017
Yunanistan’ın bize verdiği ve bizim hâlâ anlamadığımız iki büyük ders
1.12.2017
Sincan F Tipi Cezaevi duruşma salonundan hazin notlar
24.11.2017
'Allah’ın Büyük Lütfu' No. 2: NATO’cunun eşekliği
17.11.2017
Erdoğan niye Atatürkçü oldu?
10.11.2017
Bizi oğlumuz Hasan evlendirmişti
3.11.2017
Ayrı dünyaların referandumları: Katalonya ve Kürdistan
27.10.2017
CHP için iyi, 'İyi Parti' için kötü haber
20.10.2017
'PKK’lidir ve FETÖ’cüdür' söylemi de olmasa AKP ne yaparmış?
14.10.2017
İngiltere’de imamların resmî nikah kıyması hakkında yararlı olabilecek bilgiler
8.10.2017
AKP’nin iktidara gelmiş olmasından ben çok memnunum
29.9.2017
Her Musul-Kerkük dendiğinde hortlayan ulusalcı yalanları teşhirimdir
23.9.2017
Mezara saldırıp resim çektirmek üzerine
16.9.2017
Dinbazın hakkından…
8.9.2017
Acı duymayan kurbandan Myanmar’a, Türkiye’de tutarlılık
1.9.2017
“İşte Cenab-ı Hakk'ın hayvanlara yerleştirdiği muhteşem sistemin ayrıntıları”
25.8.2017
Kürt Fobisi’nden Münih Sendromu’na CHP ve Türkiye
18.8.2017
Hoş geldiiin, 30’ların “tenkil” ve “temsil” politikası
11.8.2017
Bodrum’da niye gürültü (ve deprem) oluyor?
4.8.2017
Bu ağır tahriklerin sebebini bilen var mı?
28.7.2017
Lozan kutlamamız ve şehir efsanelerimiz
21.7.2017
Rezil darbenin yıldönümünde karşılaştırmalı bir muhasebe
15.7.2017
Adalet derken: Yargımızdan bir vesikalık fotoğraf
8.7.2017
Mardin nire Bodrum nire: İki “büyükşehir uygulaması”
30.6.2017
Ördek Hayri hikayesinin epey ötesindedir bu olay
23.6.2017
Kürtler üzerine bazı trajikomik deneyler
16.6.2017
Değerli ve Şahane Yalnızlık’ın son fotoğrafı
9.6.2017
'Ülkede yaşanan sürece uygun düşen' bir yargımız var
2.6.2017
Cevabını çok merak ettiğim sorulardan bazıları
27.5.2017
Demiyorlarsa zaten, onlara verdiğim emekler haram olsun
19.5.2017
Türk dış politikasını nasıl bilirdiniz?
12.5.2017
Ülkemiz yönetiminde trajikomik durum vaziyetleri
5.5.2017
O benim canım sekreterimdi
28.4.2017
CHP Nasıl Kurtulur
21.4.2017
Referandum 2017: Erdoğan için son’un başı olabilir
14.4.2017
Referandumda mazoşizm vaziyetleri
7.4.2017
En âlâsından sansür: ‘Pıstırıcı Etki’
31.3.2017
Fetocular ve Fetöcüler
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Emlak8



Emlak8

Aradığın Evi Bul. Emlak8.Net

Dijital Reklam Ajansı Serbay Interactive