Baskın ORAN



Bookmark and Share

'Tarihten bir yaprak': Menderes’in Suriye macerası


26.10.2019 - Bu Yazı 771 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Medyada Suriye “harekâtı” üzerine haber ve yorumlardan geçilmiyor.   

“Güvenli Bölge” adı altında yerleşmeye gitmişiz sanki: Kaymakam, emniyet müdürü, jandarma komutanı tayin ediyoruz. Meydan ve cadde adlarını değiştiriyoruz. PTT şubesi açıyoruz. Okullara CB Erdoğan resimleri astırıyoruz. Son olarak, üç fakülte kurmaktayız.  

Her Allahın günü tonla yeni ve çelişkili haber. Bu durumda, bir yazı da ben attırsam ilave ne yazarım diye düşünüyorum, içinden çıkamadım. Çünkü şu “çözüm”ün çok yakında içi dışına çıkacak. Bakın daha ne Soçi’ler gelip geçecek, 120 saate daha kaç tane 150 saatler eklenecek ve olay başımıza nasıl büyük bela olmaya devam edecek.

Ve bekleyin bakın Erdoğan, “Esed”le nasıl el sıkışacak işin sonunda. Bikaç yeni haber başlığı:

***

ABD Savunma Bakanı Esper konuşuyor: “Türkiye savaş suçundan sorumlu tutulabilir”. Çünkü Türkiye’nin açıkça desteklediği ve kullandığı “Suriye Milli Ordusu” denilen cihatçı haydut sürüsü korkunç savaş suçları işliyor.

AB, Almanya’nın ağzından konuşuyor: “Güvenli Bölge uluslararası güç tarafından kontrol edilsin”. Ardından, direkt konuşuyor: “Sözde ateşkes kimseyi kandırmıyor”.

Erdoğan bildiriyor: “Maalesef İran’dan çatlak sesler geliyor”. Ardından: “Sözler tutulmadı. Atmamız gereken adımları atacağız”.

Soçi’de Erdoğan ile Putin görüşürken, Rus Dışişleri duyuruyor: “Türkiye, Suriye’nin toprak bütünlüğünü ihlal ediyor.”   

ABD Suriye Özel Temsilcisi Jeffrey Soçi’den sonra konuşuyor: "Kürtleri bu bölgeden [30 km] çıkarmayı başarmaları mümkün değil."

Bizde ise iktidar saat başlarında “Şu kadar saat kaldı!” diye uyarıyor, “sivil”lerimiz de çıplak kafaya asker selamı çakıp resim “çekiniyor”.  

Muhalefetimize gelirsek: CHP, partisi savaş tezkeresine evet dediği için il başkanlığı görevinden istifa ettiğini açıklayan Mardin İl Başkanı Ahmet Duyan’ı görevden alıyor; istifa dilekçesi Genel Merkez'e ulaşmadan. İYİP, “Teröristin üzerine yürürken yoluna kilit vuruyorlarsa sen de İncirlik'in kapısına kilit vur” diye tavsiyede bulunuyor.

***

Bu durumda ben ne yazayım? Dedim ki, bu hafta şu Suriye pisliğini hiç üstüme sıçratmadan, yakın tarihte yaşadığımız başka bir Suriye macerasını anlatayım.

Ama peşinen söyleyeyim de hayal kırıklığı yaşamayın, o macera bugünkünün aksine, Batılıların “anticlimactic” dedikleri, pek heyecan vermeyen cinsten. Onun için, asıl dikkat edilmesi gereken, o macerayı ortaya çıkaran ortam. Başlıyoruz.

***

1957’de Soğuk Savaş’ın göbeğindeyiz.

Kapitalist blokun lideri ve dünya hegemonu ABD, Ocak 57’de Eisenhower Doktrini’ni ilan edip Ortadoğu’daki varlığını vurgulamış.

Komünist blokun lideri SSCB, antiemperyalist söylemle Üçüncü Dünya’nın ilgisini çekmekte ve bu arada Suriye’ye yaklaşmakta. İki ülke Ağustos 57’de ekonomik ve teknik yardım anlaşması imzalıyor. Ardından, Suriye’de “komünist eğilimli” olduğu söylenen bir albay genelkurmay başkanı yapılıyor.

O tarihte Türkiye “seçilmiş düşman” konusunda 1930’lardaki eşkıya’dan artık komünist’e transfer etmiş vaziyette. Başbakan Menderes de “[ABD Dışişleri Bakanı] Dulles’tan daha Dullescı bir komünizm fobisi sahibi” olarak Suriye hakkında ABD’yi uyarıyor: “Sovyet peykidir!”. Ertesi yıl Genelkurmay Başkanı yapacağı Org. Rüştü Erdelhun etkisindeki TSK de “Suriye’de uğursuz Sovyet mühimmat stoku” bulunduğu kanısında. 

Fakat ABD müdahale etmeyeceğini açıklıyor. Bunun üzerine Menderes Eylül 57’de sınıra asker yığmayabaşlıyor: 2 piyade tümeni, 1 zırhlı tümene eşdeğer 33.000 kişilik motorize birlik, ardından 1 zırhlı tugay.

Tabii, Soğuk Savaş ortamında ortalık birbirine giriyor. Önce SSCB’den, ardından Suriye’den protesto. Savaş bi çıkarsa bölgesel kalmaz dünyaya yayılır, lafları. Sovyet gemileri Lazkiye’de, Altıncı Filo İzmir’de. Konu BM’de ele alınıyor.

***

1957 Suriye macerasının hikayesi bu kadarcık. Fazla enteresan bulmayacağınızı söylemiştim.

Ama çok enteresan olan başka bişey var:

Bunca uluslararası çalkantı yaratan asker yığma olayının sebebi uluslararası gerginlik değil. Çünkü hem ABD Menderes’e derhal sükunet telkin ediyor hem de ortalığı sakinleştiren bizzat SSCB. Zaten bu sebeple konu, Ekim 57’de BM gündeminden çıkarılıyor.

Asker yığmanın tek sebebi, Türkiye’nin iç politikası.  

***

1950’de iktidara gelen DP mükemmel başlıyor. Hem ekonomik hem demokratik olarak.

Ekonomi prima. Marshall Yardımı kredileriyle tarıma büyük yatırım yapılıyor. 1945’te 1.000 olan traktör sayısı 1955’te 40.000. Yapay gübre kullanımı başlıyor. Yağmurlar çok iyi gitmekte. 50’de başlayan Kore Savaşı tarım ürünleri talep ve fiyatını yükseltmiş. CHP’nin biriktirdiği 245 milyon dolarlık altın ve döviz rezervi var, dokunulmamış. Sanayi olmasa bile ticaret canlanıyor.

Sonuçta 1950-53 arasında kişi başına gelir % 28, ihracat da 1,6 kat artıyor. Ülkenin yüzde 70’ini oluşturan köylünün “cebi para görmeye” başlıyor ki, artık hep DP’ye oy verecek.

54’e kadarki dönemde demokrasi de yükselmekte. BM üyeliği sonucu 1945’te başlayan liberalleşmeye devam. Gayrimüslimlere Lozan’daki hakları nihayet verilmeye başlanmış; çok mutlular. Doğu’da meşhur “jandarma dayağı” tavsıyor. TBMM’deki “Doğulu” milletvekillerinin kulislerde seçmenleriyle Kürtçe konuştukları duyuluyor artık.

Sonuç olarak 54 seçimlerinde DP daha da büyüyor. Milletvekillerini 87 artırarak 503 yapıyor, CHP ise 38 düşerek sadece 31 çıkartabiliyor.

***

Fakat Kore Savaşı bitmiş, uluslararası piyasada tarım ürünleri bollaşmış ve ucuzlamıştır. Türkiye ise tarımsal genişleme sınırına ulaşmıştır. Yağışlar da durmuştur.

Hepsinden önemlisi, yandaş girişimcilere dayalı “Görülmemiş Kalkınma” tasarruf ve plan-programdantamamen habersiz. Merkez Bankası kefen parasını bütçeye aktarmak henüz icat edilmediği için (ayy, burası kalemimden kaçtı!) bütçe açıkları para basılarak karşılanıyor. Enflasyon 1952’de % 0,8’ken 54’te % 11’e, 56’da % 16,8’e, 57’de % 18,7’ye çıkıyor.  

ABD yardıma devam için istikrar tedbirlerini şart koşuyor. 54’te IMF enflasyonu durdurmak ve dış ödemeler açığını kapatmak için devalüasyon öneriyor. Fakat 54 seçim yılıdır; Menderes reform yapmayı reddediyor. 1956’da 2,80’den 6 TL’ye çıkarmayı reddettiği doları 1958’de 9 TL’ye çıkartmak zorunda kalacağını henüz bilmiyor.

***

Suriye Bunalımı’nın tarihi olan 1957’ye gelelim. O yıl da seçim yılı çünkü berbat giden ekonomik ve siyasal süreç yüzünden Menderes seçimi bir yıl öne almış.

Hem 54 seçim sonucunun getirdiği sarhoşluktan hem de ekonomik batağa saplanmanın getirdiği panikten, seçim sonrasında DP kendini kaybediyor. “Milliyetçi” duyguları üç ana unsur üzerine püskürtüyor: Gayrimüslimler, Kürtler, solcular başta olmak üzere tüm muhalifler.

1) Gayrimüslimler: Geçen hafta yazdım; Kıbrıs olayını kullanarak 6-7 Eylül 1955’te İstanbul, İzmir ve hatta Mardin’de Gayrimüslimlere vahşi bir pogrom düzenliyor. Pogrom, çoğunluğun devlet eliyle azınlığa saldırmasının adı.

2) Kürtler: Örneğin, Musa Anter Ağustos 59’da “Kımıl” adlı bir şiir yayınlayınca “49’lar Davası” diye anılacak bir Kürt tevkifatı (Cumhuriyet ve Ulus gazetelerinin de ortalığı velveleye vermesiyle) başlatılıyor.

3) Solcular başta, tüm muhalifler: 54 sonrasını beklemeye lüzum yok, o Soğuk Savaş havasında DP daha bismillah demeden solculara “ayrıcalık” tanımış: Ekim 1951’de meşhur “51 Tevkifatı”nı başlatıp solcuları toplatıyor.

Ama ötekiler için bikaç yıl sabretmek lazım: H. C. Yalçın, 1954’te 79 yaşındayken, Ulus’taki yazısı nedeniyle 26 ay hapse çarptırılıyor. CHP Genel Sekreteri Kasım Gülek, 1956’da Rize’de esnafı dolaşıp el sıkınca izinsiz gösteriden 6 aya mahkum oluyor. İ. İnönü’nün damadı Metin Toker, çıkardığı Akis’teki yazısından 1957’de “Ankara Hilton”da 7,5 ay ağırlanıyor. Ulucanlar Cezaevi 10. Koğuşta, yani.

Zaten, gazeteler daha basılmadan, “sakıncalı” haberler kurşun dökme sayfalardan “kazınmakta”, gazetelerin oraları beyaz çıkmakta.

DP, üniversite öğretim üyelerine de takıyor. Her zamanki gibi Mülkiye ön hedefte. Menderes’in 24.01.1956 günü “Çanlarına ot tıkamayı biliriz. Ve tıkayabilecek durumdayız” demesinden sonra fakülte dekanı Prof. Turhan Feyzioğlu alınıp “bakanlık emrine” veriliyor. Ardından da Coşkun Kırca, Şerif Mardin, Münci Kapani ve gözaltına alınmış Muammer Aksoy adlı hocalar istifa ediyorlar. Son sınıfın dersleri “yeni bir iş’ara kadar geçici olarak tatil”.

Bu arada, 6 üst düzey yargıcın emekli edilmesi, Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu’nun 13. maddesinin değiştirilerek polise “hedef gösterilmeksizin ateş açmak” yetkisinin verilmesi gibi ayrıntılar da var.

***

Ekonomi bitmiş, demokrasi paydos. Gelip çatan 27 Ekim 1957 erken seçiminde DP 79 milletvekilliği kaybederken, CHP 147 artırıyor. Bu vahim durumda DP, kurtuluşu iki girişimde görecektir:

1) Kamuoyunun dikkatini ekonomik sorunlardan uzaklaştırmak;

2) 1955’ten beri ekonomik yardımı gitgide kısan ve koşula bağlayan ABD’ye Türkiye’nin Ortadoğu’daki büyük önemini hatırlatmak.

Bu ikisini de aynı anda sağlayacak olay, halkın milliyetçilik hislerine hitap ederek Suriye’yi işgale kalkışmaktır.

Fakat birinci girişim nafiledir çünkü ekonomi düzelmemektedir, iktidar ülkedeki kutuplaşmayı en üst düzeylere taşımaktadır, muhalefet güçlenmektedir. Hele kutuplaşma korkunç: Zamanın meşhur tabiriydi, “[DP ve CHP] kahvehaneler[i] ayrıldı” denirdi.  

İkinci girişim de nafile, çünkü 4 Ekim 1957’de SSCB Sputnik’i atmıştır ve bu onun da artık kıtalararası balistik füzelere sahip olduğu anlamına gelmektedir, yani ABD artık rakipsiz değildir, hatta geriye düşmüştür. Menderes’in 180 derece dönüş yapıp Moskova’yı ziyaret tehdidi de işe yaramaz.

***

Küçükken, sesi gidip gidip gelen AGA marka radyomuza kulağımı yapıştırarak dinlediğim, galiba tarihçi Feridun Fazıl Tülbentçi hazırlıyordu, “Tarihten Bir Yaprak” programı geldi aklıma. Taklit edeyim dedim.

.

Facebook Yorumları

Emlak8
3.07.2020
Ayasofya’yı cami yapma işinde 15 Temmuz aman kaçmasın
29.06.2020
Laikliğin üç hali
21.06.2020
Zaytung Cumhuriyeti Devleti
13.06.2020
Türkiye’de ırkçılık yok ama, Yeni Irkçılık her zerremizde
6.06.2020
'Fetih' üzerine söylenenler ve düşünceler
30.05.2020
AKP için turnusol: Çav Bella olayı
22.05.2020
Battıkça saldırmanın son bir aylık tarihçesi
15.05.2020
Ölüm tehditleri ve nefret eylemleri karşısında Türk yargısı
9.05.2020
Bir soru: T.C. laik midir teokratik mi?
2.05.2020
Son yerli ve milli şovlar üzerine düşünceler
26.04.2020
Sen kendine yetersin Rejimim!
10.04.2020
Bu zihniyet varken tümümüz koronadan gitmezsek iyidir
3.04.2020
Bektaşi babasının ağzından Rejim’in korona testi
27.03.2020
Tek Adam Rejimi Çin alfabesini tersinden okuyor
6.03.2020
Günümüzde Türk dış politikası: İç kapının dış mandalı
28.02.2020
Şehitler Tepesi ne taraf oluyor?
21.02.2020
1998 Adana Mutabakatı hikâyesi
14.02.2020
Emperyalizm ve Suriye politikamız
8.02.2020
Erdoğan: Suriye, Suriye toprağından çekilsin!
30.01.2020
Suçu Allah’a yükleyip kurtulmak
24.01.2020
'İster inan ister inanma': Son ayın zaytungsal haberleri
16.01.2020
Kayıp ilanı: Türk dış politikası ve T.C. Dışişleri Bakanlığı
10.01.2020
CB Erdoğan’ın Kanal İstanbul ısrarının altında ranttan başka ne var?
28.12.2019
Beladan kaçan TDP’den bela aranan EDP’ye ve Montrö’den Kanal Erdoğan’a
21.12.2019
Son ayın seçilmiş incileri - dedikodular refakatinde
13.12.2019
Almanya’ya son ihracatımız: Üniversiteden hoca attırmak
1.12.2019
Sırtını devlete dayamanın büyük cazibesi ve neticesi
23.11.2019
Bana birbirinden önemli iki şey öğreten hocamın ardından…
15.11.2019
Cumhuriyet nedir, ne değildir?
8.11.2019
'Hıristiyan imam-hatip lisesi kapalı tutulmalıdır!' paneli
2.11.2019
'Eyy Lepuvancılar!' olayı ne sonuç verecek?
26.10.2019
'Tarihten bir yaprak': Menderes’in Suriye macerası
17.10.2019
Nusaybin’in oraları kim bombalıyor?
10.10.2019
Ceren Hoca cinayetindeki AKP’li prof avukatın cemaziyülevveli
4.10.2019
Bu haberlerin hepsi doğru, ama inanmayı reddediyorum
28.09.2019
Adam gibi adam Rafi kardeşime ağıt
12.09.2019
Bir İngiliz bilimkurgu romanının alla turca çeşitlemesi
6.09.2019
Şu uluslararası hukuk bi olmasa…
25.08.2019
Çok berbat ve çok hayırlı bir musibet karşısındayız
9.08.2019
Oğlan analarına ilanen duyurulur: Fırat’ın Doğusu’na giriyoruz
29.07.2019
Bölücü ve bölücülük derken?
11.07.2019
Düzelmemek bir yana, CB Erdoğan kör kör parmağım gözüne gidiyor
5.07.2019
Bir mukayese: Kayyımlı+AKP’li belediyeler ile HDP’li+CHP’li belediyeler
28.06.2019
Olan nedir, niçin oldu, şimdi neler olmalı, olabilir
8.06.2019
S-400’leri alıp naapıcaz bilen var mı?
31.05.2019
TAY’ın son iki aylık seyir defterinden özet
24.05.2019
Yargı’nın silkinme vakti geldi ve geçiyor
17.05.2019
YSK esprileri: Bir derleme
6.05.2019
YSK ilan etmeden ben yazayım size
3.05.2019
CB Erdoğan büyünün bozulduğunu ne zaman fark edecek?
27.4.2019
'Tarihten Bir Yaprak': İsmet İnönü’ye 1959 Uşak saldırısı
20.4.2019
12 Eylül Davası’nın örtbas edildiği duruşmadan tarihe notlar
12.4.2019
Yükselen sarmalın son çemberi: 2019 seçimleri
6.4.2019
DP ile AKP, 1957 ile 2019
22.3.2019
Yazın bi kenara: Bu Kürt düşmanlığı iktidarı seçimlerde 'çikin' edecek
15.3.2019
İyi ki gitmişiz
1.3.2019
HDP hâlâ kapatılmadı mı yahu?
23.2.2019
Adana Mutabakatı'nda Suriye'ye girme hakkı diye bişey yok!
8.2.2019
Korkunç: Sadece ne söylediğinden değil, ne söylemediğinden de yargılanıyorsun artık
1.2.2019
Eşsiz kahraman Trump! Vatan sana minnettardır!
26.1.2019
Milletvekili Leyla Güven ölmeye yürürken seçim gözlemlerim
18.1.2019
Kenevir: AKP’nin seçim için nevzuhur tutamağı
4.1.2019
Türkçe rezaletlerini konuşmaya devam
29.12.2018
Erdoğan’ın zorlama alınganlıkları: Toplumdaki tahribat
21.12.2018
'Fırat’ın doğusu' derken…
15.12.2018
170 imzalı mektup
7.12.2018
İnsanı sinir eden Türkçe rezaletleri
1.12.2018
Kaçırmış olabileceğiniz Zaytungsal haberler
24.11.2018
Hukuk bırakmadınız. Lütfen artık durunuz!
17.11.2018
Yargıcın kararı tamamen hukuksuzdu. Ama yargıç haklıydı
10.11.2018
AYM-AİHM ilişkisinden tatsız kokular geliyor
3.11.2018
95 yaşındaki Cumhuriyet: Bir toparlama
19.10.2018
THY’den biletiniz varsa dikkatli olun
12.10.2018
Kürtlerimize bu denli takmanın çok önemli bir sebebi olmalı
5.10.2018
Zaytung’dan son inciler
30.9.2018
Vaziyetimizin özetidir
21.9.2018
G. Depardieu üşütmüş olabilir mi?
14.9.2018
Bir 'Beşinci Kol' remake’i olarak Cumhuriyet operasyonu
7.9.2018
Espriler diyarı Türkiye’den enstantaneler
1.9.2018
Erdoğan ve Soylu: Kim kimden korkmalı?
24.8.2018
Belediye seçimleri yaklaşırken 'Tek Hesap' ve Kürt meselesi
17.8.2018
Türk Tarih Kurumu, vah…
10.8.2018
Ağlamadan gülmeye doğru: Dışişleri, İçişleri, Milli Eğitim, hele de Maliye
4.8.2018
Türkiye’nin bağımsızlığına müdahale meselesi
27.7.2018
Cevat Abi üzerinden 12 Eylül faşizmi ile günümüzün mukayesesi
21.7.2018
131.182 kardeşime: Söke söke döneceksiniz!
13.7.2018
Baba Diyalektik: Tek Adam, R. T. Erdoğan’a karşı…
6.7.2018
AYM ne durumda?
30.6.2018
Bekri Mustafa devrinde Türkiye’nin zoru ve Tek Adam’ın sonu
22.6.2018
Oylarımı açıklıyorum
16.6.2018
Bu Zaytung derhal KHK’yle kapatılmalı ve 299’dan tutuklanmalıdır
9.6.2018
Apo kalmadı, Kandil verelim
2.6.2018
AKP ve Erdoğan’a ülkemiz büyük teşekkür borçludur
26.5.2018
Armudun sapı üzümün çöpü diyecek zaman değil!
19.5.2018
Sen kimselere böylesi bi paniklemeyi reva görme Yarabbi!
11.5.2018
Rabiacı takım kendine güveniyorsa Mandela’yı serbest bıraksın
2.5.2018
Vahim derecede önemli: CHP adayının niteliği
28.4.2018
Aday işinde hata yapılmazsa, Tek Adam parantezi nihayet kapanıyor
21.4.2018
İfade özgürlüğü gün gelir, herkese lazım olur
14.4.2018
Eğer buna ülke yönetmek deniyorsa…
7.4.2018
Emareler belirdi, büyü bozuluyor…
30.3.2018
Hem Küçük Amerika, hem Küçük Rusya
24.3.2018
Suriye fütuhatı ve uluslararası hukuk
16.3.2018
Ara bilanço: Şu anda neyin neresindeyiz?
9.3.2018
Dünya Kadınlar Gününde bunu da işittik ya…
2.3.2018
Erken seçime giderken, zina üzerine önemli bilgiler
23.2.2018
Kürt partisi kapatma el rehberi
16.2.2018
Kayyım atanmadık Ermeni Patrikhanesi kalmıştı
9.2.2018
Ne olmuş çıkardıysa harp; harbiden tuttum bu lafını Erdoğan’ın
2.2.2018
Kilis’e düşen bu roketleri kim atıyor?
26.1.2018
Bu ortamda en sağlamı futbol takılmak
19.1.2018
Yerli ve Milli Şiarımız: 'Yurtta baskı, cihanda savaş'
12.1.2018
Tanımıyorum demeyin; çok bildik biri: Roy Moore
5.1.2018
'Yunan işgalindeki Ege adalarımız' meselesi
29.12.2017
Çakma KHK’ler varken, TBMM niçin hâlâ açık?
22.12.2017
Şu anda en ıstıraplı iş vicdanlı ve ahlaklı Müslüman olmak
15.12.2017
Can simitleri: Emlakçı Trump’ın Kudüs’ü, 'Siyaset Hukukçusu' Erdoğan’ın Lozan’ı
8.12.2017
Yunanistan’ın bize verdiği ve bizim hâlâ anlamadığımız iki büyük ders
1.12.2017
Sincan F Tipi Cezaevi duruşma salonundan hazin notlar
24.11.2017
'Allah’ın Büyük Lütfu' No. 2: NATO’cunun eşekliği
17.11.2017
Erdoğan niye Atatürkçü oldu?
10.11.2017
Bizi oğlumuz Hasan evlendirmişti
3.11.2017
Ayrı dünyaların referandumları: Katalonya ve Kürdistan
27.10.2017
CHP için iyi, 'İyi Parti' için kötü haber
20.10.2017
'PKK’lidir ve FETÖ’cüdür' söylemi de olmasa AKP ne yaparmış?
14.10.2017
İngiltere’de imamların resmî nikah kıyması hakkında yararlı olabilecek bilgiler
8.10.2017
AKP’nin iktidara gelmiş olmasından ben çok memnunum
29.9.2017
Her Musul-Kerkük dendiğinde hortlayan ulusalcı yalanları teşhirimdir
23.9.2017
Mezara saldırıp resim çektirmek üzerine
16.9.2017
Dinbazın hakkından…
8.9.2017
Acı duymayan kurbandan Myanmar’a, Türkiye’de tutarlılık
1.9.2017
“İşte Cenab-ı Hakk'ın hayvanlara yerleştirdiği muhteşem sistemin ayrıntıları”
25.8.2017
Kürt Fobisi’nden Münih Sendromu’na CHP ve Türkiye
18.8.2017
Hoş geldiiin, 30’ların “tenkil” ve “temsil” politikası
11.8.2017
Bodrum’da niye gürültü (ve deprem) oluyor?
4.8.2017
Bu ağır tahriklerin sebebini bilen var mı?
28.7.2017
Lozan kutlamamız ve şehir efsanelerimiz
21.7.2017
Rezil darbenin yıldönümünde karşılaştırmalı bir muhasebe
15.7.2017
Adalet derken: Yargımızdan bir vesikalık fotoğraf
8.7.2017
Mardin nire Bodrum nire: İki “büyükşehir uygulaması”
30.6.2017
Ördek Hayri hikayesinin epey ötesindedir bu olay
23.6.2017
Kürtler üzerine bazı trajikomik deneyler
16.6.2017
Değerli ve Şahane Yalnızlık’ın son fotoğrafı
9.6.2017
'Ülkede yaşanan sürece uygun düşen' bir yargımız var
2.6.2017
Cevabını çok merak ettiğim sorulardan bazıları
27.5.2017
Demiyorlarsa zaten, onlara verdiğim emekler haram olsun
19.5.2017
Türk dış politikasını nasıl bilirdiniz?
12.5.2017
Ülkemiz yönetiminde trajikomik durum vaziyetleri
5.5.2017
O benim canım sekreterimdi
28.4.2017
CHP Nasıl Kurtulur
21.4.2017
Referandum 2017: Erdoğan için son’un başı olabilir
14.4.2017
Referandumda mazoşizm vaziyetleri
7.4.2017
En âlâsından sansür: ‘Pıstırıcı Etki’
31.3.2017
Fetocular ve Fetöcüler
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Emlak8



Emlak8

Aradığın Evi Bul. Emlak8.Net

Dijital Reklam Ajansı Serbay Interactive