Baskın ORAN



Bookmark and Share

1998 Adana Mutabakatı hikâyesi


21.02.2020 - Bu Yazı 226 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 CB Erdoğan, komşu Suriye toprağına tank üstüne tank sevk etmeyi, 05.02.2020’deki parti grubu konuşmasında yine bu belgeyle açıkladı. Büyük bir özgüvenle şöyle dedi:

“Elimizde kapı gibi 1998 Adana Mutabakatı var. Gereğini yapacağız. Türkiye'ye gerektiğinde Suriye topraklarında operasyon yürütme hakkını tanıyor.”

***

Bu konunun durmadan gündeme getirilmesi sürecine geleceğim ama, önce şu olasılıkları konuşup geçelim:

1) Ya CB Erdoğan hiç kapı görmemiş (espri, espri);

2) Ya tutanak metnini görmemiş veya okumamış veya istediği gibi anlamış (dış politikadan anlamasa bile zeki bir insan olduğu için zayıf olasılık);

3) Ya bu metni kabul eden Baba Esad’ın moron olduğunu düşünüyor (Baba Esad “kafasında yedi tilki dolaşır ve kuyrukları birbirine değmez” denilen biri olduğu için, zayıf olasılık);

4) Yahut da Türkiye’nin yüzde 99,5’inin dış politikayı “İnşallah biz, en kısa zamanda Şam’a gidecek, Selahattin Eyyubi’nin kabri başında Fatiha okuyacak, Emevi Camii’nde namazımızı da kılacağız” düzeyinde bildiğini biliyor. (ki, güçlü olasılık da bu.)

***

Önce, bahsettiğim süreci görelim çünkü çok öğretici:

1) 23 Ocak 2019 günü CB Erdoğan’la Moskova'da yaptığı görüşme sonrası bu 1998 tarihli belgeyi ilk defa Putin dile getiriyor. Erdoğan da, yukarıda söylediğim özgüven henüz yok, ertesi gün Putin’e katılan bir demeç veriyor: “Bunun üzerinde ısrarla durulması gerekiyor.”

Putin’in amaçları şunlar:

a) Suriye topraklarında bir “güvenlik kuşağı” kurmaya karar vermiş ve hazırlıklarını yapmış olan Erdoğan’ın ABD’yle anlaşıp tek taraflı bir müdahalede bulunmasını önlemek;

b) Çok daha önemlisi: Bu Mutabakat (hemen aşağıda maddelerinde göreceğiz) Suriye’yle diyalog kurmayı gerektirdiği için, Ankara’yı Şam’la el sıkışmaya zorlayarak Rusya’nın “bölge simsarlığı”nı iyice tescil ettirmek.  

Erdoğan niye destekliyor? Çünkü “terörü önlemek amacıyla” Suriye’ye “güvenlik bölgesi” kurup yerleşmek için elinde hiçbir meşruluk zemini bulunmuyor. Bunun içindir ki o anda şöyle demekle yetiniyor:

“Adana Mutabakatı önemli bir konu. Türkiye bunu işlemeli. Üzerinde ısrarla durulması gerekiyor. Bunun Türkiye’nin bölgedeki ağırlığını hissettirebileceği önemli bir anlaşma olduğu kanaatindeyim.” Bakan Çavuşoğlu ise bu umut dolu temenniyi daha açık ifade ediyor: “Putin’in, ‘Türkiye müdahale edebilir’ anlamında söylediğini düşünüyorum, bu da olumlu.”   

2) Bunun ardından Erdoğan 7-8 Ekim 2019’daki Sırbistan gezisinde temenniyi tekrar ve bu sefer çok daha cesur biçimde dile getiriyor: “Buna göre, rejim tarafından PKK’ya karşı tedbir alınmayacak olursa, bizim güçlerimizin onu kovalama hakkı vardır.”

3) Türkiye’nin heyecan dolu hevesini tespit eden Putin fırsatı kaçırmıyor, Mutabakat’ın uygulanmasını kolaylaştıracağını 22 Ekim 2019 tarihinde Soçi’de ilan ediyor. Bu husus Soçi belgesine girecek ve sınırın 10 km derinliğinde dolaşacak Türk-Rus ortak devriyesi için meşrulaştırıcı zemin olarak kullanılacak. Bu devriye sünnet çocuğu dolaştırır gibi uygulanacak ve İdlib’deki Rus tutumunu protesto için Türkiye tarafından 4 Şubat’tan sonra süresiz olarak iptal edilecektir. 

4) Son olarak CB Erdoğan, 5 Şubat 2020’deki AKP grup toplantısında en yukarıda verdiğim “kapı gibi…” konuşmasını yapıyor.

***

İsterseniz artık zurnanın zırt dediği deliğe gelelim. Mutabakat’ın hikâyesine ve de metnine.

“Mutabakat” denmekte, çünkü iki taraf arasında yapılan ve parlamentolardan geçmeyen bir görüşmenin tutanağı bu. Bizim Mülkiye hocaları olarak çıkardığımız TDP ciltlerinin ikincisinde anlatılıyor (s. 563-567):

Öcalan uzun zamandır Suriye’de üslenmekte. ABD’nin K. Irak’ta bir Kürt devleti kuracağından bahsediliyor. Bu ortamda Türkiye, Suriye’ye karşı tavrını sertleştiriyor. 16 Eylül 1998’de KKK Org. Atilla Ateş Hatay’a gidip ültimatom niteliğinde bir konuşma yapıyor: “Her türlü fesatlık Suriye’den çıkmaktadır, Türkiye beklediği karşılığı alamazsa her türlü tedbiri almaya hak kazanacaktır.”

Hemen ardından, CB Demirel ve GenKur Bşk. Org. Kıvrıkoğlu el yükseltiyor ve sınıra askerî birlikler sevk ediliyor. Mısır ve İran’ın arabuluculuğu sayesinde diplomasi devreye giriyor ve Öcalan 17 Ekim’de Suriye’yi terk ediyor; sonradan Kenya’da yakalanarak Türkiye’ye getirilecektir.

19-20 Ekim’de Dışişleri Müsteşar Yrd. Uğur Ziyal ile Tümgeneral Adnan Badr Al Hassan Adana’da buluşuyorlar. Görüşme tutanağı baştan aşağı Suriye’nin taahhütlerinden ibaret. Şöyle ki:

***

1) Öcalan artık Suriye’de değildir ve kendisinin ve PKK unsurlarının dönmesine izin verilmeyecektir.

2) PKK kampları artık Suriye’de değildir ve kesinlikle olmayacaktır. Birçok PKK’lı tutuklanmış ve adalete sevk edilmiştir. Listeleri vardır ve Türk tarafına iletilmiştir.

3) Türkiye’nin güvenliğini bozmaya yönelik hiçbir faaliyete Suriye topraklarında izin verilmeyecek ve PKK’nın silah, lojistik malzeme ve parasal destek teminine ve propagandasına müsaade edilmeyecektir.

4) Suriye, PKK’nın terörist bir örgüt olduğunu kabul etmiştir ve onun tüm yan kuruluşlarının bütün faaliyetlerini yasaklamıştır.

5) Suriye, PKK’nın eğitim ve barınma amaçlı kamp ve diğer tesisler oluşturmasına ve ticari faaliyetlerine izin vermeyecektir. Örgüt mensuplarının üçüncü bir ülkeye geçişleri için Suriye’yi kullanmalarını yasaklayacaktır.

6) Suriye, terör örgütü elebaşısının ülkeye girmemesi için bütün tedbirleri alacak, sınır kapılarını bu yolda talimatlandıracaktır.

Uygulamayı kolaylaştırmak için mekanizmalar da kuruluyor: a) İki ülke arasında derhal ve doğrudan telefon hattı tesis edilecek; b) Taraflar, diğer tarafın diplomatik temsilciliklerine ikişer özel görevli atayacaklar; c) Türk tarafı tedbirleri denetleyecek bir sistem kurulmasını istiyor, Suriye tarafı da öneriyi kendi makamlarının onayına sunacağını söylüyor; ç) Lübnan’ın da onayını alarak PKK’yla mücadele üçlü çerçevede ele alınacak; d) Suriye tarafı, tutanaktaki taahhütleri uygulamak için gerekli tedbirleri alacak.

Çok açık: Tutanak baştan aşağı Suriye’nin taahhütlerinden ibaret ama, Türkiye’nin Suriye’ye girip tek yanlı harekât yapmasına ilişkin tek kelime yok.

Gizli madde de yok, zaten olsaydı CB Erdoğan (aynen üniversite diploması gibi) çoktan açıklamıştı. Bizim bütün yetkililerle de konuşup teyit ettirdim.

***

Sonraki gelişmeleri hatırlayacaksınız:

1) 10 Haziran 2000’de Hafız Esad ölünce Türkiye uygulama konusunda ciddi endişeye kapılıyor fakat yerine oğlu Beşar Esad geçince rahatlıyor. CB Sezer ilk resmî yurtdışı ziyaretini cenaze töreni için Şam’a yapıyor. Uygulanan teşvikler sonucunda Mart 1999’da iki ülkenin ticaret hacmi 700 milyon dolara ulaşmıştır.

2) Başbakan Erdoğan’la Beşar Esad 2008’de Bodrum’da ailecek tatile çıkıyorlar.

3) 1998 Adana Mutabakatı, Davutoğlu tarafından Aralık 2010’da imzalanan ve Nisan 2011’de resmen yürürlüğe konulan “Terör ve Terör Örgütlerine Karşı Ortak İşbirliği Anlaşması”yla genişletiliyor, gerektiğinde ortak operasyonlar yapılması öngörülüyor.

4) Fakat Aralık 2010’da Tunus’ta başlayan, Arap Baharı diye adlandırılan, fakat kısa zamanda İslamcı Müslüman Kardeşler hareketi olduğu anlaşılan olay Libya ve Mısır üzerinden Nisan 2011’de Suriye’ye bulaşıyor. 2013 geldiğinde Esad yönetimi ülke toprağının ancak %30-40'ını kontrol edebiliyor; yani 1998’i veya Nisan 2011 Anlaşmasını uygulaması fiilen imkansız.

5) Esad direnmeseydi, Müslüman Kardeşler Tunus’tan Suriye’ye (yani Türkiye sınırına) kadar bir Sünni İslam kuşağı kuracaktı. Bunun doğal lideri olacak Erdoğan, bu rüyayı engelleyen Esad’ı asla affetmiyor; artık o “Esed”dir.

6) Diğer yandan, Mayıs 2013’te Gezi protestoları başlıyor, Aralık’ta da 17-25 tapeleri patlak veriyor.

Gerisini anlatmaya gerek yok. 

“Türkiye'ye gerektiğinde Suriye topraklarında operasyon yürütme hakkını tanıyan kapı gibi” Adana Mutabakatı’nın makyajsız öyküsü böyle.

.

Facebook Yorumları

Emlak8
3.04.2020
Bektaşi babasının ağzından Rejim’in korona testi
27.03.2020
Tek Adam Rejimi Çin alfabesini tersinden okuyor
6.03.2020
Günümüzde Türk dış politikası: İç kapının dış mandalı
28.02.2020
Şehitler Tepesi ne taraf oluyor?
21.02.2020
1998 Adana Mutabakatı hikâyesi
14.02.2020
Emperyalizm ve Suriye politikamız
8.02.2020
Erdoğan: Suriye, Suriye toprağından çekilsin!
30.01.2020
Suçu Allah’a yükleyip kurtulmak
24.01.2020
'İster inan ister inanma': Son ayın zaytungsal haberleri
16.01.2020
Kayıp ilanı: Türk dış politikası ve T.C. Dışişleri Bakanlığı
10.01.2020
CB Erdoğan’ın Kanal İstanbul ısrarının altında ranttan başka ne var?
28.12.2019
Beladan kaçan TDP’den bela aranan EDP’ye ve Montrö’den Kanal Erdoğan’a
21.12.2019
Son ayın seçilmiş incileri - dedikodular refakatinde
13.12.2019
Almanya’ya son ihracatımız: Üniversiteden hoca attırmak
1.12.2019
Sırtını devlete dayamanın büyük cazibesi ve neticesi
23.11.2019
Bana birbirinden önemli iki şey öğreten hocamın ardından…
15.11.2019
Cumhuriyet nedir, ne değildir?
8.11.2019
'Hıristiyan imam-hatip lisesi kapalı tutulmalıdır!' paneli
2.11.2019
'Eyy Lepuvancılar!' olayı ne sonuç verecek?
26.10.2019
'Tarihten bir yaprak': Menderes’in Suriye macerası
17.10.2019
Nusaybin’in oraları kim bombalıyor?
10.10.2019
Ceren Hoca cinayetindeki AKP’li prof avukatın cemaziyülevveli
4.10.2019
Bu haberlerin hepsi doğru, ama inanmayı reddediyorum
28.09.2019
Adam gibi adam Rafi kardeşime ağıt
12.09.2019
Bir İngiliz bilimkurgu romanının alla turca çeşitlemesi
6.09.2019
Şu uluslararası hukuk bi olmasa…
25.08.2019
Çok berbat ve çok hayırlı bir musibet karşısındayız
9.08.2019
Oğlan analarına ilanen duyurulur: Fırat’ın Doğusu’na giriyoruz
29.07.2019
Bölücü ve bölücülük derken?
11.07.2019
Düzelmemek bir yana, CB Erdoğan kör kör parmağım gözüne gidiyor
5.07.2019
Bir mukayese: Kayyımlı+AKP’li belediyeler ile HDP’li+CHP’li belediyeler
28.06.2019
Olan nedir, niçin oldu, şimdi neler olmalı, olabilir
8.06.2019
S-400’leri alıp naapıcaz bilen var mı?
31.05.2019
TAY’ın son iki aylık seyir defterinden özet
24.05.2019
Yargı’nın silkinme vakti geldi ve geçiyor
17.05.2019
YSK esprileri: Bir derleme
6.05.2019
YSK ilan etmeden ben yazayım size
3.05.2019
CB Erdoğan büyünün bozulduğunu ne zaman fark edecek?
27.4.2019
'Tarihten Bir Yaprak': İsmet İnönü’ye 1959 Uşak saldırısı
20.4.2019
12 Eylül Davası’nın örtbas edildiği duruşmadan tarihe notlar
12.4.2019
Yükselen sarmalın son çemberi: 2019 seçimleri
6.4.2019
DP ile AKP, 1957 ile 2019
22.3.2019
Yazın bi kenara: Bu Kürt düşmanlığı iktidarı seçimlerde 'çikin' edecek
15.3.2019
İyi ki gitmişiz
1.3.2019
HDP hâlâ kapatılmadı mı yahu?
23.2.2019
Adana Mutabakatı'nda Suriye'ye girme hakkı diye bişey yok!
8.2.2019
Korkunç: Sadece ne söylediğinden değil, ne söylemediğinden de yargılanıyorsun artık
1.2.2019
Eşsiz kahraman Trump! Vatan sana minnettardır!
26.1.2019
Milletvekili Leyla Güven ölmeye yürürken seçim gözlemlerim
18.1.2019
Kenevir: AKP’nin seçim için nevzuhur tutamağı
4.1.2019
Türkçe rezaletlerini konuşmaya devam
29.12.2018
Erdoğan’ın zorlama alınganlıkları: Toplumdaki tahribat
21.12.2018
'Fırat’ın doğusu' derken…
15.12.2018
170 imzalı mektup
7.12.2018
İnsanı sinir eden Türkçe rezaletleri
1.12.2018
Kaçırmış olabileceğiniz Zaytungsal haberler
24.11.2018
Hukuk bırakmadınız. Lütfen artık durunuz!
17.11.2018
Yargıcın kararı tamamen hukuksuzdu. Ama yargıç haklıydı
10.11.2018
AYM-AİHM ilişkisinden tatsız kokular geliyor
3.11.2018
95 yaşındaki Cumhuriyet: Bir toparlama
19.10.2018
THY’den biletiniz varsa dikkatli olun
12.10.2018
Kürtlerimize bu denli takmanın çok önemli bir sebebi olmalı
5.10.2018
Zaytung’dan son inciler
30.9.2018
Vaziyetimizin özetidir
21.9.2018
G. Depardieu üşütmüş olabilir mi?
14.9.2018
Bir 'Beşinci Kol' remake’i olarak Cumhuriyet operasyonu
7.9.2018
Espriler diyarı Türkiye’den enstantaneler
1.9.2018
Erdoğan ve Soylu: Kim kimden korkmalı?
24.8.2018
Belediye seçimleri yaklaşırken 'Tek Hesap' ve Kürt meselesi
17.8.2018
Türk Tarih Kurumu, vah…
10.8.2018
Ağlamadan gülmeye doğru: Dışişleri, İçişleri, Milli Eğitim, hele de Maliye
4.8.2018
Türkiye’nin bağımsızlığına müdahale meselesi
27.7.2018
Cevat Abi üzerinden 12 Eylül faşizmi ile günümüzün mukayesesi
21.7.2018
131.182 kardeşime: Söke söke döneceksiniz!
13.7.2018
Baba Diyalektik: Tek Adam, R. T. Erdoğan’a karşı…
6.7.2018
AYM ne durumda?
30.6.2018
Bekri Mustafa devrinde Türkiye’nin zoru ve Tek Adam’ın sonu
22.6.2018
Oylarımı açıklıyorum
16.6.2018
Bu Zaytung derhal KHK’yle kapatılmalı ve 299’dan tutuklanmalıdır
9.6.2018
Apo kalmadı, Kandil verelim
2.6.2018
AKP ve Erdoğan’a ülkemiz büyük teşekkür borçludur
26.5.2018
Armudun sapı üzümün çöpü diyecek zaman değil!
19.5.2018
Sen kimselere böylesi bi paniklemeyi reva görme Yarabbi!
11.5.2018
Rabiacı takım kendine güveniyorsa Mandela’yı serbest bıraksın
2.5.2018
Vahim derecede önemli: CHP adayının niteliği
28.4.2018
Aday işinde hata yapılmazsa, Tek Adam parantezi nihayet kapanıyor
21.4.2018
İfade özgürlüğü gün gelir, herkese lazım olur
14.4.2018
Eğer buna ülke yönetmek deniyorsa…
7.4.2018
Emareler belirdi, büyü bozuluyor…
30.3.2018
Hem Küçük Amerika, hem Küçük Rusya
24.3.2018
Suriye fütuhatı ve uluslararası hukuk
16.3.2018
Ara bilanço: Şu anda neyin neresindeyiz?
9.3.2018
Dünya Kadınlar Gününde bunu da işittik ya…
2.3.2018
Erken seçime giderken, zina üzerine önemli bilgiler
23.2.2018
Kürt partisi kapatma el rehberi
16.2.2018
Kayyım atanmadık Ermeni Patrikhanesi kalmıştı
9.2.2018
Ne olmuş çıkardıysa harp; harbiden tuttum bu lafını Erdoğan’ın
2.2.2018
Kilis’e düşen bu roketleri kim atıyor?
26.1.2018
Bu ortamda en sağlamı futbol takılmak
19.1.2018
Yerli ve Milli Şiarımız: 'Yurtta baskı, cihanda savaş'
12.1.2018
Tanımıyorum demeyin; çok bildik biri: Roy Moore
5.1.2018
'Yunan işgalindeki Ege adalarımız' meselesi
29.12.2017
Çakma KHK’ler varken, TBMM niçin hâlâ açık?
22.12.2017
Şu anda en ıstıraplı iş vicdanlı ve ahlaklı Müslüman olmak
15.12.2017
Can simitleri: Emlakçı Trump’ın Kudüs’ü, 'Siyaset Hukukçusu' Erdoğan’ın Lozan’ı
8.12.2017
Yunanistan’ın bize verdiği ve bizim hâlâ anlamadığımız iki büyük ders
1.12.2017
Sincan F Tipi Cezaevi duruşma salonundan hazin notlar
24.11.2017
'Allah’ın Büyük Lütfu' No. 2: NATO’cunun eşekliği
17.11.2017
Erdoğan niye Atatürkçü oldu?
10.11.2017
Bizi oğlumuz Hasan evlendirmişti
3.11.2017
Ayrı dünyaların referandumları: Katalonya ve Kürdistan
27.10.2017
CHP için iyi, 'İyi Parti' için kötü haber
20.10.2017
'PKK’lidir ve FETÖ’cüdür' söylemi de olmasa AKP ne yaparmış?
14.10.2017
İngiltere’de imamların resmî nikah kıyması hakkında yararlı olabilecek bilgiler
8.10.2017
AKP’nin iktidara gelmiş olmasından ben çok memnunum
29.9.2017
Her Musul-Kerkük dendiğinde hortlayan ulusalcı yalanları teşhirimdir
23.9.2017
Mezara saldırıp resim çektirmek üzerine
16.9.2017
Dinbazın hakkından…
8.9.2017
Acı duymayan kurbandan Myanmar’a, Türkiye’de tutarlılık
1.9.2017
“İşte Cenab-ı Hakk'ın hayvanlara yerleştirdiği muhteşem sistemin ayrıntıları”
25.8.2017
Kürt Fobisi’nden Münih Sendromu’na CHP ve Türkiye
18.8.2017
Hoş geldiiin, 30’ların “tenkil” ve “temsil” politikası
11.8.2017
Bodrum’da niye gürültü (ve deprem) oluyor?
4.8.2017
Bu ağır tahriklerin sebebini bilen var mı?
28.7.2017
Lozan kutlamamız ve şehir efsanelerimiz
21.7.2017
Rezil darbenin yıldönümünde karşılaştırmalı bir muhasebe
15.7.2017
Adalet derken: Yargımızdan bir vesikalık fotoğraf
8.7.2017
Mardin nire Bodrum nire: İki “büyükşehir uygulaması”
30.6.2017
Ördek Hayri hikayesinin epey ötesindedir bu olay
23.6.2017
Kürtler üzerine bazı trajikomik deneyler
16.6.2017
Değerli ve Şahane Yalnızlık’ın son fotoğrafı
9.6.2017
'Ülkede yaşanan sürece uygun düşen' bir yargımız var
2.6.2017
Cevabını çok merak ettiğim sorulardan bazıları
27.5.2017
Demiyorlarsa zaten, onlara verdiğim emekler haram olsun
19.5.2017
Türk dış politikasını nasıl bilirdiniz?
12.5.2017
Ülkemiz yönetiminde trajikomik durum vaziyetleri
5.5.2017
O benim canım sekreterimdi
28.4.2017
CHP Nasıl Kurtulur
21.4.2017
Referandum 2017: Erdoğan için son’un başı olabilir
14.4.2017
Referandumda mazoşizm vaziyetleri
7.4.2017
En âlâsından sansür: ‘Pıstırıcı Etki’
31.3.2017
Fetocular ve Fetöcüler
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Aradığın Evi Bul. Emlak8.Net

Dijital Reklam Ajansı Serbay Interactive