Baskın ORAN



Bookmark and Share

Tek Adam Rejimi Çin alfabesini tersinden okuyor


27.03.2020 - Bu Yazı 520 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

  Yaygın biçimde bilinir: Çin’de kullanılan resim yazısında (ideogram) “felaket” ve “fırsat” kavramları aynı sembolle yazılırmış.

Tek Adam Rejimi, mevcut durumu fırsat diye okuyup, kendi kendini kapattığı zindanlardan kendini tahliye edeceğine, kaçınılmaz bir felaket biçiminde okumaya başladı. Çok büyük bir muhalefet dalgasıyla karşılaşmazsa, bu yolda devam edeceğe de benziyor maalesef.

“Kendi kendini kapattığı zindanlar”dan kasıt; 4’ü dipsiz uçurum, diğerleri kör kuyu niteliğinde püsküllü belalar.

İlk dördünden başlayalım; öncelik sırası gözetmeden yazıyorum:

***

1) Rejim asla itiraf etmiyordu ama, sorgusuz sualsiz işinden attığı yüzbinlerce KHK’li ve onların milyonları bulan aileleri rezaletini ne yapacağını bilemez bir haldeydi.

Salgında sağlık personeli yetersizliği bahanesinden başlayarak bu rezillikten kendini (ve ülkeyi) kurtarması büyük fırsat olacaktı.

Bu konuda olanaklar da belirmişti. Mesela Sağlık Bakanı F. Koca, KHK’li doktorların pandemi hastanelerinde çalışmasına izin verileceğini açıklamış, KHK’li Doç. Dr. Mustafa Ulaşlı’ya ilk davet yapılmıştı.

Mesela AYM, geçtiğimiz Pazartesi ufak ama önemli bir yardım eli uzattı: OHAL’de görevinden atılıp geri dönenlerin başka bir yere değil, aynı makama getirilmesi gerektiğine karar verdi.

Mesela epey ürkek politikacılarımızdan A. Davutoğlu, “KHK ile ihraç edilen ve hakkında cezai bir işlem yapılamayan sağlık çalışanlarının ve bilim insanlarının göreve çağrılmasını” önerdi. Herhalde, protestolarını 160 haftadır atıldığı işyerinin önünde sektirmeden sürdüren Mahmut Konuk kardeşim gibilerinden bahsediyor olmalı.  

Ama Rejim bu fırsatı fena halde harcadı. Ülkeye (ve kendine) yazık etti.

Çin alfabesini ters okuma inadı yüzünden.

***

2) Rejim asla itiraf etmiyordu ama, sırf dinci ve milliyetçi kamuoyunu “şehitlerimizin kanı yerde kalmayacak!” diye diye azdırdığı Suriye savaşı konusunda, özellikle İdlib rezaletinden ve Moskova zirvesi fiyaskosundan sonra erkekliğine leke sürdürmemekle birlikte “aşağısı sakal yukarısı bıyık” vaziyetlerindeydi.

İç savaş içinde kıvranan Suriye’deki sağlık koşullarını bahane ederek, en azından İdlib’de bal gibi rehin kalmış olan, sürekli şehit veren (ve vermeye devam etmesi maalesef Allah’ın emri gözüken) “gözlem noktaları”nı (ve ana kuzularını) geri getirip o dipsiz uçurumdan kendini (ve ülkeyi) kurtarabilirdi. En müfrit AKP-MHP’liler bile “kaçtı” demezdi.

Üstelik, şehit haberlerinin vak’a-i adiye haline gelmek yüzünden gazetelerde tırnak kadar yer almaya başladığı durumda aynen sınırdaki vaziyet tekrarlanmaktaydı: Ortak devriye yapacağız diye oyalayan Rusya, devriye işini bu sefer ta başından kısa kesmeye başlamıştı.  

Ama Rejim bu fırsatı da bozuk para gibi harcadı. Ülkeye (ve kendine) yazık etti.

Çin alfabesini ters okuma inadı yüzünden.

***

3) Rejim sürekli “terör” kelimesinin arkasına saklanıyor ve itiraf etmiyordu ama, 2013’teki Kürt Açılımı’nın AKP-MHP oylarını düşürmesi üzerine Kürtlere inanılmaz bir sertlikle girişmişti.

Bir kere, Bakan Soylu, (üstelik, mültecileri silah olarak cepheye sürme taktiği artık iflas etmişken) nasıl Yunan sınırına otobüslerle taşınan zavallı mültecilere gündelik çetele tutmuşsa, şimdi de “Dağlarda 700 terörist kaldı”, “Yurt içinde 500’ün çok az üzerinde terörist kaldı”, “Dağda 500 terörist kaldı” diye aylık çetele tutmakta. Yani kaç Kürt gencinin öldürüldüğünü periyodik olarak anons etmekte.

İkincisi, inadım inat burnum iki kanat ilkesi gereği, bikaç gün önce 4’ünü gözaltına aldığı 8 HDP’li belediye başkanının yerine yine kayyımlar getirdi.

Sağdan say soldan say, nüfusumuzun 15-20 milyonu Kürt; yaklaşık her 4 veya en az 5 yurttaştan 1’i eder.

Bunlar arasında PKK’li olmayan, hatta PKK’den hiç hoşlanmayanların bulunduğu doğru. Ama bu “şu kadar kaldı, bitiriyoruz inşallah” anonslarından yüreği burkulmayan tek bir Kürt’ün bulunmadığı da doğru. Kaldı ki, Kürtleri gerçek kardeşi sayan “insan” insanların sanıldığından fazla olduğu da bir gerçek.

Ama Rejim, “birlik beraberlik” diyerek ve Nevroz’u da bahane ederek HDP’nin çağrılarına biraz el uzatsa, bu dipsiz uçurumdan kendini (ve ülkeyi) kurtarabilirdi.

Ama bu fırsatı da çok kötü harcadı. Ülkeye (ve kendine) yazık etti.

Çin alfabesini ters okuma inadı yüzünden.

***

4) Cezaevleri. İnsanlara evden çıkmayı yasaklıyoruz. “Kalabalığa karışmayın” diyoruz. AVM’leri kapatıyoruz. Restoranları, berberleri kapatıyoruz. Maçları iptal ediyoruz.

Oysa cezaevlerinde 1 yatakta 2 kişi koyun koyuna yatar; bilmem annatabildim mi. Bunun ne demek olduğunu annnatabildim mi? Sadece, ranzalar bitişik düzen olduğu için, üst ranzaların uç kısmında yatan mahkum aşağı düşmesin diye tek yatırılır; “Ayı” Mete abimi (Prof. Tunçay) öyle yatırmışlardı.

Askerî darbe dönemlerinde de benzer durum vardı ama şu anda tahammül ötesine geçmiş vaziyette. Öyle ki, adi suçlarda (yani iktidardan ürkmedikleri dosyalarda) yargıçlar artık tutuksuz yargılıyor, sırf doluluk daha da artmasın diye.

Bu arada adalet bakanı sürekli tekrarlıyor: “Cezaevlerinde testi pozitif çıkan kimse yok.” Oysa cezaevlerinden gelen haberler farklı. Alınan tedbir: cezaevlerinde telefon hakkı haftada ikiye çıktı.

Bekleyin o zaman; cezaevlerinde zincirleme ölümler başlayınca bakın neler olacak ülkeye (ve iktidara). Toplu felaket dönemlerinde olanlar ikisine birden olur çünkü.

Rezaletin asıl vahim tarafı, Tek Adam Rejimi’nin bu konuda da ayrımcılık ve bölücülük yapıyor oluşu: İktidarın TBMM’ye getirdiği taslağa göre uyuşturucu ticareti yapanlar dışarı çıkacak, düşünce suçluları “terörist” kavramına sokulduğu için içerde yatacak.

Diğer yandan, infaz paketi taslağında uyuşturucu ve cinsel suçlar infaz indirimi kapsamına alınırken, terör ve örgütlü suçlarda 3/4, kasten öldürmede 2/3 olan infaz oranı korunuyor. İktidarın savunması: “Bu sadece bir taslak!”

Bekleyin şimdi, sırf iktidarı eleştirmekten terörist kavramına sokulanlardan tek bir kişi bile ölürse, hele de Selahattin Demirtaş veya Osman Kavala, yandı gülüm keten helva, hem ülke hem de bu “iktidar” denilenler için.

***

Bu devedişi gibi dört konudan sonra geçelim diğerlerine.

Baştan söyleyeyim, tüm medeni devletlerin 2,5 aydır günde 15.000 test yaptığı bir dünyada henüz toplam olarak 15.000 test yapamadı Türkiye. Çünkü parrra kazanmak için ABD’ye 500.000 adet test satmışız! Böyle bir Türkiye’de aşağıda anlatacaklarım, Tek Adam Rejimi’nin korona belasından yararlanarak, onu fırsat sayarak yaptığı şeyler:

1) CB ve AKP Genel Başkanı Erdoğan Corona için 100 milyar TL ayrıldığını açıkladı. İhale süreci bugün yani 26 Mart’ta başlatılması planlanan Kanal İstanbul’un üç ay önceki maliyetinin kaç para olduğunu kendisine hatırlatan var mı acaba? 145 milyar TL!

Bu para tahsisi işini ayrı bir yazıda ele almak lazım; burada şunu söylemekle yetineyim:

Açıklanan tedbirler demeti, çok zayıf da olsa, patronları kurtarmaya yönelik; işçileri değil. Derhal ama derhal, işverenlere sağlanacak avantajların (kiralara yardım, vs.) yanı sıra, patronların işçi çıkartmalarını ve “ücretsiz izne çıkarma”larını kesin yasaklamak lazım. Yoksa, Tek Adam Yönetimi, oy deposu olan düşük gelirlilerden oy yerine başka şeyi alacak, söyleyeyim.

Çünkü şu anda fakirin payına düşen 3 şey var: kolonya, maske, dua.

Kaldı ki, insanların tam can derdine düştüğü bir dönemde iktidarımız, bi yandan D. Bahçeli “Gün, eleştiri veya açık arama günü değildir!” derken, bi yandan da salgını fırsat bilerek koruma altındaki doğal alanları imara açıyor. “Fırsat”tan anladığı bu, işte.

***

2) Tek Adam Yönetimi, insanların dinî ve milli hislerini “şehit” kavramı üzerinden tahrik etmeye programlı bir strateji üzerine kurulu.

Böyle bir durumun sürdürülmesi im-kân-sız. Korona felaketini fırsat bilerek bu gidişi durdurması lazım. İlk defa yaşıyoruz, iktidar kendi “derin taban”ıyla yani Radikal Siyasi İslam’la ters düştü. Camilere kilit vuruldu, kapıların arkasına bi de dolap çekilerek. Bundan sonra Tek Adam Rejimi’nin böyle bir tabana mecburiyetten kurtulması lazım çünkü “iktidar olmak” bunu emrediyor.

***

3) Tek Adam Yönetimi en önemli idare yöntemi olan baskı ve sansürden, fırsat bu fırsat, vazgeçmek zorunda. Çünkü bu devirde herhangi bir rejimin bunu sürdürmesi hayal bile edilemez.

Düşünün ki, eski KKK Orgeneral Aytaç Yalman’ın koronadan öldüğünü, ölenlerin sayısını her gece yarısı açıklayan sağlık bakanından değil, medyadan öğrendik.

Bir kara kuvvetleri komutanının koronadan ölümü saklanıyorsa, cenazesi gizlice gömülüyorsa, daha kaç kişinin ölümü saklanıyor acaba. Herhangi bi iktidar 1 tek kere yalan söyler veya en azından gerçekleri saklarsa artık kimseleri inandıramaz; ki bu ilk ve tek filan değil.

Çin, koronayı ilk haber veren doktordan özür diliyor, bizde kapalı eğitim toplantısında konuşan kadın doktor, kim bilir neyle tehdit ettiler, özür dilemek zorunda kalıyor.

Burada keselim isterseniz. Yazacak şey çok, ama yazı fazla uzadı, okunması zorlaşır.

Not: Rejim derken, insan hammaddemizi ihmal ettik. Yâ Hû, geçen gün arkamızdaki apartmana giren kişinin kucağında onlarca paket tuvalet kağıdı vardı. Üstelik bu sadece bizde değil, “medeni” ülkelerde de aynı.

Düşünmekten kendinizi alamıyorsunuz: Acaba, bu insanların kaçar adet tahliye kanalı var ve bu tahliye kanallarını her gün kaçar kere kullanıyorlar? Ah be Aziz Abi (Nesin), hiç sadece % 60 denir mi be!

Aaah, eskiden olsa böyle durumlara düşmezdik. “Taharet bezi” diye bişey vardı. Bütün aile bireylerinin baş harflerinin üzerine işlendiği, ayrı bir kazanda kaynatılan…

Çin alfabesini doğru okuyabilsek buraya dönüş yapıp ileriye sıçramaz mıydık!

.

Facebook Yorumları

Emlak8
3.07.2020
Ayasofya’yı cami yapma işinde 15 Temmuz aman kaçmasın
29.06.2020
Laikliğin üç hali
21.06.2020
Zaytung Cumhuriyeti Devleti
13.06.2020
Türkiye’de ırkçılık yok ama, Yeni Irkçılık her zerremizde
6.06.2020
'Fetih' üzerine söylenenler ve düşünceler
30.05.2020
AKP için turnusol: Çav Bella olayı
22.05.2020
Battıkça saldırmanın son bir aylık tarihçesi
15.05.2020
Ölüm tehditleri ve nefret eylemleri karşısında Türk yargısı
9.05.2020
Bir soru: T.C. laik midir teokratik mi?
2.05.2020
Son yerli ve milli şovlar üzerine düşünceler
26.04.2020
Sen kendine yetersin Rejimim!
10.04.2020
Bu zihniyet varken tümümüz koronadan gitmezsek iyidir
3.04.2020
Bektaşi babasının ağzından Rejim’in korona testi
27.03.2020
Tek Adam Rejimi Çin alfabesini tersinden okuyor
6.03.2020
Günümüzde Türk dış politikası: İç kapının dış mandalı
28.02.2020
Şehitler Tepesi ne taraf oluyor?
21.02.2020
1998 Adana Mutabakatı hikâyesi
14.02.2020
Emperyalizm ve Suriye politikamız
8.02.2020
Erdoğan: Suriye, Suriye toprağından çekilsin!
30.01.2020
Suçu Allah’a yükleyip kurtulmak
24.01.2020
'İster inan ister inanma': Son ayın zaytungsal haberleri
16.01.2020
Kayıp ilanı: Türk dış politikası ve T.C. Dışişleri Bakanlığı
10.01.2020
CB Erdoğan’ın Kanal İstanbul ısrarının altında ranttan başka ne var?
28.12.2019
Beladan kaçan TDP’den bela aranan EDP’ye ve Montrö’den Kanal Erdoğan’a
21.12.2019
Son ayın seçilmiş incileri - dedikodular refakatinde
13.12.2019
Almanya’ya son ihracatımız: Üniversiteden hoca attırmak
1.12.2019
Sırtını devlete dayamanın büyük cazibesi ve neticesi
23.11.2019
Bana birbirinden önemli iki şey öğreten hocamın ardından…
15.11.2019
Cumhuriyet nedir, ne değildir?
8.11.2019
'Hıristiyan imam-hatip lisesi kapalı tutulmalıdır!' paneli
2.11.2019
'Eyy Lepuvancılar!' olayı ne sonuç verecek?
26.10.2019
'Tarihten bir yaprak': Menderes’in Suriye macerası
17.10.2019
Nusaybin’in oraları kim bombalıyor?
10.10.2019
Ceren Hoca cinayetindeki AKP’li prof avukatın cemaziyülevveli
4.10.2019
Bu haberlerin hepsi doğru, ama inanmayı reddediyorum
28.09.2019
Adam gibi adam Rafi kardeşime ağıt
12.09.2019
Bir İngiliz bilimkurgu romanının alla turca çeşitlemesi
6.09.2019
Şu uluslararası hukuk bi olmasa…
25.08.2019
Çok berbat ve çok hayırlı bir musibet karşısındayız
9.08.2019
Oğlan analarına ilanen duyurulur: Fırat’ın Doğusu’na giriyoruz
29.07.2019
Bölücü ve bölücülük derken?
11.07.2019
Düzelmemek bir yana, CB Erdoğan kör kör parmağım gözüne gidiyor
5.07.2019
Bir mukayese: Kayyımlı+AKP’li belediyeler ile HDP’li+CHP’li belediyeler
28.06.2019
Olan nedir, niçin oldu, şimdi neler olmalı, olabilir
8.06.2019
S-400’leri alıp naapıcaz bilen var mı?
31.05.2019
TAY’ın son iki aylık seyir defterinden özet
24.05.2019
Yargı’nın silkinme vakti geldi ve geçiyor
17.05.2019
YSK esprileri: Bir derleme
6.05.2019
YSK ilan etmeden ben yazayım size
3.05.2019
CB Erdoğan büyünün bozulduğunu ne zaman fark edecek?
27.4.2019
'Tarihten Bir Yaprak': İsmet İnönü’ye 1959 Uşak saldırısı
20.4.2019
12 Eylül Davası’nın örtbas edildiği duruşmadan tarihe notlar
12.4.2019
Yükselen sarmalın son çemberi: 2019 seçimleri
6.4.2019
DP ile AKP, 1957 ile 2019
22.3.2019
Yazın bi kenara: Bu Kürt düşmanlığı iktidarı seçimlerde 'çikin' edecek
15.3.2019
İyi ki gitmişiz
1.3.2019
HDP hâlâ kapatılmadı mı yahu?
23.2.2019
Adana Mutabakatı'nda Suriye'ye girme hakkı diye bişey yok!
8.2.2019
Korkunç: Sadece ne söylediğinden değil, ne söylemediğinden de yargılanıyorsun artık
1.2.2019
Eşsiz kahraman Trump! Vatan sana minnettardır!
26.1.2019
Milletvekili Leyla Güven ölmeye yürürken seçim gözlemlerim
18.1.2019
Kenevir: AKP’nin seçim için nevzuhur tutamağı
4.1.2019
Türkçe rezaletlerini konuşmaya devam
29.12.2018
Erdoğan’ın zorlama alınganlıkları: Toplumdaki tahribat
21.12.2018
'Fırat’ın doğusu' derken…
15.12.2018
170 imzalı mektup
7.12.2018
İnsanı sinir eden Türkçe rezaletleri
1.12.2018
Kaçırmış olabileceğiniz Zaytungsal haberler
24.11.2018
Hukuk bırakmadınız. Lütfen artık durunuz!
17.11.2018
Yargıcın kararı tamamen hukuksuzdu. Ama yargıç haklıydı
10.11.2018
AYM-AİHM ilişkisinden tatsız kokular geliyor
3.11.2018
95 yaşındaki Cumhuriyet: Bir toparlama
19.10.2018
THY’den biletiniz varsa dikkatli olun
12.10.2018
Kürtlerimize bu denli takmanın çok önemli bir sebebi olmalı
5.10.2018
Zaytung’dan son inciler
30.9.2018
Vaziyetimizin özetidir
21.9.2018
G. Depardieu üşütmüş olabilir mi?
14.9.2018
Bir 'Beşinci Kol' remake’i olarak Cumhuriyet operasyonu
7.9.2018
Espriler diyarı Türkiye’den enstantaneler
1.9.2018
Erdoğan ve Soylu: Kim kimden korkmalı?
24.8.2018
Belediye seçimleri yaklaşırken 'Tek Hesap' ve Kürt meselesi
17.8.2018
Türk Tarih Kurumu, vah…
10.8.2018
Ağlamadan gülmeye doğru: Dışişleri, İçişleri, Milli Eğitim, hele de Maliye
4.8.2018
Türkiye’nin bağımsızlığına müdahale meselesi
27.7.2018
Cevat Abi üzerinden 12 Eylül faşizmi ile günümüzün mukayesesi
21.7.2018
131.182 kardeşime: Söke söke döneceksiniz!
13.7.2018
Baba Diyalektik: Tek Adam, R. T. Erdoğan’a karşı…
6.7.2018
AYM ne durumda?
30.6.2018
Bekri Mustafa devrinde Türkiye’nin zoru ve Tek Adam’ın sonu
22.6.2018
Oylarımı açıklıyorum
16.6.2018
Bu Zaytung derhal KHK’yle kapatılmalı ve 299’dan tutuklanmalıdır
9.6.2018
Apo kalmadı, Kandil verelim
2.6.2018
AKP ve Erdoğan’a ülkemiz büyük teşekkür borçludur
26.5.2018
Armudun sapı üzümün çöpü diyecek zaman değil!
19.5.2018
Sen kimselere böylesi bi paniklemeyi reva görme Yarabbi!
11.5.2018
Rabiacı takım kendine güveniyorsa Mandela’yı serbest bıraksın
2.5.2018
Vahim derecede önemli: CHP adayının niteliği
28.4.2018
Aday işinde hata yapılmazsa, Tek Adam parantezi nihayet kapanıyor
21.4.2018
İfade özgürlüğü gün gelir, herkese lazım olur
14.4.2018
Eğer buna ülke yönetmek deniyorsa…
7.4.2018
Emareler belirdi, büyü bozuluyor…
30.3.2018
Hem Küçük Amerika, hem Küçük Rusya
24.3.2018
Suriye fütuhatı ve uluslararası hukuk
16.3.2018
Ara bilanço: Şu anda neyin neresindeyiz?
9.3.2018
Dünya Kadınlar Gününde bunu da işittik ya…
2.3.2018
Erken seçime giderken, zina üzerine önemli bilgiler
23.2.2018
Kürt partisi kapatma el rehberi
16.2.2018
Kayyım atanmadık Ermeni Patrikhanesi kalmıştı
9.2.2018
Ne olmuş çıkardıysa harp; harbiden tuttum bu lafını Erdoğan’ın
2.2.2018
Kilis’e düşen bu roketleri kim atıyor?
26.1.2018
Bu ortamda en sağlamı futbol takılmak
19.1.2018
Yerli ve Milli Şiarımız: 'Yurtta baskı, cihanda savaş'
12.1.2018
Tanımıyorum demeyin; çok bildik biri: Roy Moore
5.1.2018
'Yunan işgalindeki Ege adalarımız' meselesi
29.12.2017
Çakma KHK’ler varken, TBMM niçin hâlâ açık?
22.12.2017
Şu anda en ıstıraplı iş vicdanlı ve ahlaklı Müslüman olmak
15.12.2017
Can simitleri: Emlakçı Trump’ın Kudüs’ü, 'Siyaset Hukukçusu' Erdoğan’ın Lozan’ı
8.12.2017
Yunanistan’ın bize verdiği ve bizim hâlâ anlamadığımız iki büyük ders
1.12.2017
Sincan F Tipi Cezaevi duruşma salonundan hazin notlar
24.11.2017
'Allah’ın Büyük Lütfu' No. 2: NATO’cunun eşekliği
17.11.2017
Erdoğan niye Atatürkçü oldu?
10.11.2017
Bizi oğlumuz Hasan evlendirmişti
3.11.2017
Ayrı dünyaların referandumları: Katalonya ve Kürdistan
27.10.2017
CHP için iyi, 'İyi Parti' için kötü haber
20.10.2017
'PKK’lidir ve FETÖ’cüdür' söylemi de olmasa AKP ne yaparmış?
14.10.2017
İngiltere’de imamların resmî nikah kıyması hakkında yararlı olabilecek bilgiler
8.10.2017
AKP’nin iktidara gelmiş olmasından ben çok memnunum
29.9.2017
Her Musul-Kerkük dendiğinde hortlayan ulusalcı yalanları teşhirimdir
23.9.2017
Mezara saldırıp resim çektirmek üzerine
16.9.2017
Dinbazın hakkından…
8.9.2017
Acı duymayan kurbandan Myanmar’a, Türkiye’de tutarlılık
1.9.2017
“İşte Cenab-ı Hakk'ın hayvanlara yerleştirdiği muhteşem sistemin ayrıntıları”
25.8.2017
Kürt Fobisi’nden Münih Sendromu’na CHP ve Türkiye
18.8.2017
Hoş geldiiin, 30’ların “tenkil” ve “temsil” politikası
11.8.2017
Bodrum’da niye gürültü (ve deprem) oluyor?
4.8.2017
Bu ağır tahriklerin sebebini bilen var mı?
28.7.2017
Lozan kutlamamız ve şehir efsanelerimiz
21.7.2017
Rezil darbenin yıldönümünde karşılaştırmalı bir muhasebe
15.7.2017
Adalet derken: Yargımızdan bir vesikalık fotoğraf
8.7.2017
Mardin nire Bodrum nire: İki “büyükşehir uygulaması”
30.6.2017
Ördek Hayri hikayesinin epey ötesindedir bu olay
23.6.2017
Kürtler üzerine bazı trajikomik deneyler
16.6.2017
Değerli ve Şahane Yalnızlık’ın son fotoğrafı
9.6.2017
'Ülkede yaşanan sürece uygun düşen' bir yargımız var
2.6.2017
Cevabını çok merak ettiğim sorulardan bazıları
27.5.2017
Demiyorlarsa zaten, onlara verdiğim emekler haram olsun
19.5.2017
Türk dış politikasını nasıl bilirdiniz?
12.5.2017
Ülkemiz yönetiminde trajikomik durum vaziyetleri
5.5.2017
O benim canım sekreterimdi
28.4.2017
CHP Nasıl Kurtulur
21.4.2017
Referandum 2017: Erdoğan için son’un başı olabilir
14.4.2017
Referandumda mazoşizm vaziyetleri
7.4.2017
En âlâsından sansür: ‘Pıstırıcı Etki’
31.3.2017
Fetocular ve Fetöcüler
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Emlak8



Emlak8

Aradığın Evi Bul. Emlak8.Net

Dijital Reklam Ajansı Serbay Interactive