Bekir AĞIRDIR

T24.Com



Bookmark and Share

Ak Parti’nin toplum tahayyülünü çerçevelemek


11.11.2013 - Bu Yazı 1928 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 12 Eylül darbesinden 2002 yılına gelene değin ülkedeki hükümetlerin ortalama ömrü bir yıl dört ay. Dünyada ve ülkede hayatın her boyutuyla değiştiği bir dönem siyasi iktidarlarca değil teknokratlarca, var olan devletçi ve merkeziyetçi sistem ve zihniyetle yönetilmiş.

Bizim oralarda “tarlayı gene bırakmak” denir. Tarla işlenmemişse, gübrelenmemişse, doğal hayat o tarlada kendiliğinden gelişmeye başlar. Tarlayı ot bürür. Yeniden işlemeye başlamak için önce temizlemek gerekir. 2002’ye kadar ülkede siyasi açıdan da “gene bırakılmıştı”. 2000 ve 2001’deki peş peşe iki büyük ekonomik kriz hayatın siyasete ve devlete dayatmasıydı bir bakıma. Ak Parti böyle bir dönemin ardından iktidara geldi.

Köşe yazarlarına ve yorumculara bakarsanız – ki ülkenin entelektüel beslenmesi bu kişilere bırakıldığına göre yanlış da olmaz – Ak Parti’li döneme dair iki hikaye var ortada.  Birinci hikaye Ak Parti gerek ekonomik gerek siyasi açıdan devrim denilecek işler yaptı. Karşısında ise Ergenekoncular, eski statüko yanlıları, İslamafobikler, halktan kopuklar var ve şimdi bunların içinde uluslar arası güçler de var. İkinci hikayede ise Ak Parti dış güçlerin içerdeki irticacılarla kurdukları koalisyonla iktidara geldi, Cumhuriyet’ten rövanş alıyor, ülkeyi diktatörlüğe, şeriata götürüyor. Karşısında da ülkesini, Cumhuriyet’ini, Atatürk’ünü sevenler, yurtseverler var. 

İki hikaye de yanlış. Ak Parti’nin çok başarılı olduğu alanlar var, çok da başarısız olduğu. Ak Parti siyaset eliyle yönetilmemiş bir ülkede, devlet hizmetlerinde iyileştirme ve yaygınlaştırmada çok başarılı oldu. Sosyal devletin yeniden inşasında önemli başarılar elde etti. İlk iki döneminde, tarlayı genden temizlerken, eğitim-sağlık-ulaştırma ve konutlaşmada “açığı kapamak” için önemli işler yaptı. Ama aynı alanlarda “yeniyi kurmaya” sıra geldiğinde takıldı. Örneğin ilk iki döneminde TOKİ yeni konut üretiminde ne kadar başarılı idiyse, bugün kentsel dönüşüm sürecinde o denli başarısız.

Benzer biçimde teknokratlara dayalı devleti ve yönetim sistemini, vesayetçi yapıyı geriletmekte önemli mesafeler aldı ama yeniyi nasıl kuracağımıza sıra geldiğinde takıldı.

Ak Parti örgüt olarak da bir koalisyon, seçmen tabanında da. Bir kitle partisi olmanın doğal gereği de bu.

Bu denli yüksek toplumsal desteği her seçimde tabanındaki farklı dürtülerle kazandı. 2002’de önceki beceriksiz siyasetin tasfiyesi amacıyla, 2007’de ekonomideki ve kamu hizmetlerindeki başarısıyla, 2011’de başarılarının üstüne yeni anayasa vaadiyle destek buldu.

Ama toplumun önüne “yeniyi nasıl kuracağı”, “yeni anayasanın hangi esaslara oturacağı” meselesinde yeni bir vizyon koyamadı. Bu vizyon ancak fikri yenilenmekle mümkün olabilirdi. Fakat lideri adına başkanlık ihtirasına kapılmak, seçmen tabanında koalisyon olduğunu unutup yalnızca bir siyasi damara yaslanmak, dışarıdan beslenmelere kapanıp yalnızca bir siyasi damara ve şakşakçılara teslim olmak, kendi dışındakileri dikkate almamak, eleştirilerden yararlanmak yerine eleştiri sahiplerini şakşakçıları eliyle darbeci ilan etmek, toplumsal desteğinin yalnızca dindarlıktan beslendiğini sanmak, gerek iç gerek dış gücünü ve kapasitesini abartmak gibi birçok zihni ve duygusal hatalarla Ak Parti yeniyi okumak konusunda zafiyet göstermeye başladı.

Yeniyi okumakta zorlandıkça da daha emin olduğu eski vizyonuna daha çok yaslanmaya başladı. Ya da giderek bir kimlik siyasetine sıkıştı. Siyasi kutuplaşmayı körüklerken bir yandan toplumsal desteğini hep yukarıda tuttu belki ama paradoksal biçimde de giderek kimlik siyasetine hapsoldu.

Ak Parti gelen üç seçim öncesinde vizyonunu yenilemek zorunda. Doğal olarak da bu gerilim parti örgütünde ve kadrolarda da tartışılıyor. Her ne kadar parti dışına az yansıyor olsa da bu tartışmaların parti içinde de yürütülüyor olması son derece doğal.

“Biz muhafazakar demokrasi dediğimiz zaman bazı köşe yazarlarının siyasi literatürde geçmişten bugüne böyle bir ifade yoktur, böyle bir tespit yoktur dediklerini bizler yaptığımız organizasyonlardan çok iyi biliriz. Yok Montesquieu böyle dememiş, yok Jean Jacques Rousseau böyle dememiş. Bizde Montesquieu’nun, ne de Jean Jacques Rousseau’nun ortaya çıkardığı bir parti değiliz, biz bu işin hafızasını da kendimiz oluşturduk.” [1]

Bu sözler parti içi toplantıda Recep Tayyip Erdoğan’a ait. Ama ister bu hafızayı oluşturma olarak bakalım istersek de yeni vizyonu aramak olarak, bazı gelişmeleri tam da bu zeminde görmek gerekiyor. Bülent Arınç’ın çıkışını yalnızca kişisel kırgınlıktan öte anlamlı yapan da bu tartışmalar aslında. Yoksa mesele ne Arınç’ın darbecilere geçmesi ne de Ak Parti’nin bölünüyor olması.

Daha geniş perspektiften bakınca son birkaç haftanın tartışmaları da aynı zeminin tartışmaları. Demokratikleşme paketinin ertesi günü Hüseyin Çelik’in dekolte çıkışı, öğrenci evleri tartışması ve benzeri tartışmalarda Recep Tayyip Erdoğan da partinin siyasal İslam geleneğinden gelen kanadı da gerçekte bir şey yapıyor: KONDA ekibinden Erman Bakırcı’nın kavramsallaştırmasıyla söylersek, “partinin yeni vizyonu çerçeveleniyor.” Partinin demokrasi anlayışının, toplum tahayyülünün sınırları belirleniyor. Partinin “dindar bir toplum tahayyülü” daha belirgin hale getiriliyor.  

Bu durumda da bu tartışmaların gündelik ve parti temelli siyasetin şehvetinden ve sınırlarından çıkararak gerçekten daha uzun boylu yürütmek gerekiyor. Özellikle de Ak Parti’nin toplumsal desteğini yeniden anlamlandırması, seçmeninin beklenti ve taleplerinin de tüm bir ülkenin ihtiyaç ve taleplerinin bu çerçeveler içinde mi olduğunu yeniden düşünmesi gerekiyor.

 

.

Facebook Yorumları

Emlak8
13.4.2019
MHP’nin siyasetteki özgül ağırlığı daha da artacak
11.4.2019
Partisini sorgulayan AK Parti seçmeninin gittiği adres MHP oldu
10.4.2019
İktidar bloku seçmeni rahatsız ve partilerini sorgulamaya başladı
9.4.2019
İktidar bloku seçmeni İstanbul'u kaybettiğini kabullendi
21.4.2018
Küresel ara buzul dönem
19.4.2018
Kentlileşmiş, dönüşmüş toplum
18.4.2018
Kimliklere sıkışmış ve kutuplaşmış siyasi zeminde bir Türkiye fotoğrafı: En büyük parti gri alandakiler!
1.5.2017
Referandumun ardından Türkiye’yi yeniden düşünmek
29.4.2017
Anayasa değişikliği karmaşık sorunlara ne kadar çözüm üretecek?
28.4.2017
Referandumda sonuç ile tabloyu belirleyen küresel ve yerel dinamikler
27.4.2017
Referandumda sonucu ve tabloyu neler belirledi?
21.8.2015
Seçmeni bütünlemeye bıraktılar
2.6.2015
Uçağın burnu düzelmiyor ama ya sonrası…
10.5.2015
Kampanyaların ilk çeyreği geçilirken
26.4.2015
AKP'nin çekirdek oyunda çözülme başladı
12.4.2015
Seçimin sonucunu neden HDP ve MHP belirleyecek?
9.4.2015
Listeler aritmetiği değiştirecek nitelikte değil, sonucu MHP ve HDP belirleyecek
03.04.2015
Kabul edin, hiçbiriniz terör belasını konuşmuyorsunuz
24.03.2015
Cumhurbaşkanı, toplumu başkanlık sistemine razı etmek için gerilime yol veriyor
21.03.2015
Kutuplaşma verilerinde neler değişti, seçmenin yüzde 35'i ne yapacak?
16.03.2015
Araştırmalarda ilk kez AK Parti karşıtlarının oranı AK Parti yandaşlarını geçti!
05.02.2015
Başkanlık sistemi üzerine
29.01.2015
HDP ve baraj
09.01.2015
Fanatizm ve lümpenleşme yayılınca
25.12.2014
Trenin raydan çıkmasına engel olanlar
22.12.2014
Diyanet, kadınlar ve Aleviler
19.12.2014
Hangi tarafta duracağız?
11.12.2014
Mesele gerçekten Osmanlıca mı?
04.12.2014
Yine, yeniden seçim barajı
20.11.2014
Süreci sürdürmek zorunluluğunu üreten toplumsal dinamikler
06.11.2014
Kaybedilen her gün Çözüm Süreci'nde zorlukları çoğaltıyor
30.10.2014
Cumhuriyet, kalkınma ve maden kazaları
23.10.2014
Kürtler parça parça da olsa devletleşecek
11.10.2014
Şiddet pornosu mu şizofreni mi?
03.10.2014
Cumhurbaşkanı'nın konuşmasının kodları
21.07.2014
Cumhurbaşkanlığı seçimi sonrası senaryolar
15.07.2014
Cumhurbaşkanlığı seçimi için olasılıklar
07.07.2014
Paradigmalar bir daha değişiyor
1.07.2014
Seçim rallisinde 2. etaba girilirken Erdoğan ve Ak Parti için senaryolar
18.06.2014
Çatı aday bulundu. Şimdi ne olacak?
16.06.2014
IŞİD'in iç politikaya etkileri
19.05.2014
Ölüm kuyularından çalışmaya razı olmak
12.05.2014
Olağanüstülüğü nasıl aşacağız?
14.04.2014
Kostümlü provadan sonrası
05.04.2014
Verili durum: Türkçülük, Kürtçülük, İslamcılık ve laikçilik
04.04.2014
30 Mart sonuçları, Cumhurbaşkanlığı seçimi için nasıl okunmalı?
03.04.2014
Hangi parti hedefine hangi ölçüde ulaştı?
27.03.2014
7 maddede 30 Mart'ta sandıktan çıkacak sonuçları okuma rehberi
17.03.2014
Siyaset tarzı olarak linç kültürü yaygınlaşırken
10.03.2014
Yabancılaşıyoruz, yabancılaşıyorlar
05.03.2014
Seçmen değil insan (3)
04.03.2014
Seçmen değil insan - 2
03.03.2014
Seçmen değil insan - 1
10.02.2014
İlişki ve diyalog zeminleri bir bir yok olurken
27.01.2014
Süreç yaratıcı yıkıma dönüşür mü?
21.01.2014
Cevaplar bu değil
13.01.2014
Kriz yeni bir devlet aklında mutabakat üretiyor
31.12.2013
Herkes giderek inandırıcılığını yitiriyor
23.12.2013
Yolsuzluk operasyonu seçmen tavrına nasıl yansır, oyları ne etkiler
16.12.2013
Yerelleşme ve katılımı önleyen zihinsel ve duygulsal engeller neler?
14.12.2013
Sivil toplumda demokratikleşmeye öneri
09.12.2013
Seçmen hangi dürtülerle tercihini belirleyecek?
02.12.2013
AKP-Cemaat gerilimi neyi ima ediyor, Erdoğan ne yapmaya çalışıyor?
25.11.2013
Komisyon çalışmayınca anayasa ihtiyacı kalktı mı?
18.11.2013
Cumartesi Diyarbakır’da ne oldu?
11.11.2013
Ak Parti’nin toplum tahayyülünü çerçevelemek
04.11.2013
Türkiyelileşirken yerelleşmek
28.10.2013
Esas çılgın proje ne olurdu?
21.10.2013
Yerel yönetim mi dediniz?
14.10.2013
Ak Parti’nin paradoksu
05.10.2013
Seçim sistemine dair öneriler ne anlama geliyor? (3)
04.10.2013
Seçim sistemine dair öneriler ne anlama geliyor? (2)
03.10.2013
Seçim sistemine dair öneriler ne anlama geliyor? (1)
01.10.2013
Demokratikleşme ve Ceylan ve Tahribat ve Nazar
29.09.2013
Birden çok Türkiye paketi beklerken
23.09.2013
Sahaya inen binlerce taraftar bize ne söylüyor?
20.09.2013
Kederin beş evresi
13.09.2013
Süreç ne olursa olsun sürer
12.09.2013
AKP, Habur krizinde neden yalnız kaldı?
11.09.2013
Kürt sorununa çözüm sürecinin neresindeyiz?
09.09.2013
Yerelliğin olmadığı yerel seçim
03.09.2013
Yerel seçimde İstanbul
26.08.2013
Uzun ve sıcak bir kış
09.07.2013
Y Kuşağı mı yeni hayatın yeni insanları mı?
04.07.2013
Toplum nasıl müdahale edecek?
01.07.2013
Hayatı dar alanlara sıkıştıranlar
21.06.2013
Ak Parti neden yönetemedi?
20.06.2013
Gezi Parkı direnişinin siyasal ve toplumsal sonuçları (2)
18.06.2013
Gezi direnişinin sonuçları: Artık 'yeni' AK Parti'nin tekelinde değil
16.06.2013
Önerim parkın boşaltılmasıdır
15.06.2013
Gezi Parkı hakkında hâlâ anlaşılamayanlar
08.06.2013
Rest çekmek mi, diz çökmek mi, yoksa bir an durup düşünmek mi?
07.06.2013
Gezi Parkı direnişi dipte neleri değiştiriyor
03.06.2013
Gezi Parkı direnişinden çıkan beş ders
30.05.2013
Devletin dindar bir nesil yetiştirme görevi var mı?
20.05.2013
Ekonomideki büyüme hane gelirlerine nasıl yansıdı?
15.05.2013
Çevre bilinci olmayan cahil toplum (mu?)
13.05.2013
Nükleer enerjiyi referanduma götürsek…
06.05.2013
Sürecin riski karşısındakiler değil yanındakiler
02.05.2013
Burada bir şeyler oluyor
29.04.2013
Birileri değil hepimiz inşa edeceğiz barışı
25.04.2013
Seçim sistemi ve siyasi rekabet
22.04.2013
Seçim sistemi ve baraj
18.04.2013
Değerler mi, tabular mı
7.04.2013
Karamsarlık kalıcı olabilir mi
15.04.2013
Kardeşlik değil eşitlik ve adalet
11.04.2013
Kavramlar bozuldu
08.04.2013
Karamsarlık kalıcı olabilir mi
08.04.2013
Çatışmacı kültürde şiddet
01.04.2013
Süreç düz bir hatta ilerlemez
28.03.2013
Yol, yordam bulmak
25.03.2013
Doğrular, yanlışlar, bilerek yanlışlar
21.03.2013
Bir köprü ayağı mı olsaydım ah, barış yolunun üstünde...
18.03.2013
Oltayla balina avlamak
14.03.2013
Geçiş dönemi (mi)
11.03.2013
Asıl, barışmak cesaret istiyor
07.03.2013
Sivil toplum sahneye
04.03.2013
Ya benimsin ya kara toprağın
28.02.2013
Güven, dil ve muhataplık üzerine
25.02.2013
Lümpenleşme
21.02.2013
Jüri
18.02.2013
Özgürlük mü, güvenlik mi
14.02.2013
Kadına şiddet
11.02.2013
Kadın meselesi
07.02.2013
Aile, çocuklar, hayaller
04.02.2013
Kentler, metropoller
31.01.2013
Barışa katkı nasıl olabilir
28.01.2013
Duvarlar ardında sivil siyaset
24.01.2013
Değerler ve hayat pratikleri
21.01.2013
İki ayrı hayat
17.01.2013
Aykırı sorular
14.01.2013
Çok anahtarlı kapı
10.01.2013
Psikolojik ambargolar
07.01.2013
Barışı inşa etmek
03.01.2013
Gelecek kaygısı
31.12.2012
Yıl biterken
27.12.2012
Bela
24.12.2012
Diyet
20.12.2012
Sade vatandaş gözünde Ergenekon
17.12.2012
Şoven zihniyet ve silikozis
10.12.2012
Partilerin oylarını değerler mi, beklentiler mi belirliyor?
29.11.2012
Bir araştırma üzerine 4: Kimlik siyasetleri parti tabanlarına dayanmıyor
28.11.2012
Bir araştırma üzerine 3: Çelişki mi ikircikli değişim mi?
27.11.2012
Bir araştırma üzerine 2: Her soyutlama gerçeklikten bir miktar kaybetmektir
26.11.2012
Bir araştırma üzerine 1: Yine, yeniden medya üzerine
19.11.2012
Endişeleri korku politikalarına çevirmek
12.11.2012
Ölüm üzerinden politika
05.11.2012
Gri alanlar
29.10.2012
Toplumun ağrı eşiği düştü
22.10.2012
Yönetimde kademelenme
15.10.2012
Gücün ihtiyacına göre değil hayatın ihtiyacına göre yönetim
11.10.2012
Diyarbakır Emniyet Müdürü ne demiş oldu?
08.10.2012
Türkiye'nin insanlarını bir İsveçli'den bu denli farklı yapan ne?
01.10.2012
Münazara, münakaşa ve müzakere
24.09.2012
Yol bulmak
17.09.2012
Kayıp hedefli oyun
10.09.2012
İhtiyaç akıl mı?
03.09.2012
Siyasetin yönetemediği Türkiye
27.08.2012
Kürt meselesinde yeni viraj
30.07.2012
CHP’nin kritik eşikleri
12.07.2012
Dünün çözümü bugün sorunun ta kendisi
03.07.2012
Zihni sorunlar duygusal soruna dönüşünce
26.06.2012
Kürt meselesi ve yeni çözüm zemini
22.06.2012
Ya kedi odada değilse!
19.06.2012
Türkiye’de 6 milyon çocuğun anadili Kürtçe!
13.06.2012
Kürtler'de hayat tarzları ve siyasi tercih
13.06.2012
Uludere Kürtler'in oy tercihini değiştirdi mi?
05.06.2012
Kürtaj tartışmaları üzerine
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Emlak8
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları



Emlak8

Aradığın Evi Bul. Emlak8.Net

Dijital Reklam Ajansı Serbay Interactive