Bekir AĞIRDIR

T24.Com



Bookmark and Share

Dünün çözümü bugün sorunun ta kendisi


12.07.2012 - Bu Yazı 3555 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 20. Yüzyılın ikinci yarısından itibaren sanayileşmeye de paralel olarak Anadolu içindeki büyük göç başladı. Kırlardan kentlere doğru hareketlilik her yıl bir önceki yıldan daha hızlı olarak da hala devam ediyor.

Sanayiye iş gücü olarak gelmeye başlayanlara kentler, kent yönetimleri ve devlet, temel sorunlara çözüm modelleri sunmadan iç göç hayatın akışına bırakıldı. Başlangıçta en önemli sorun barınmaydı. Ne yönetim ne de kent insanları, ağırlıklı olarak feodal toplum ilişkilerinden çıkıp gelmiş, eğitimsiz, kentli değerler ve yaşam pratikleriyle ilk kez karşılaşan bu yeni insanları içine almaya gönüllü davrandı. Ama bir yandan da onların emeğine, kol gücüne ihtiyaç vardı. Onlar da barınma sorunlarını “gecekondu” ile çözmeye başladılar.

 

Yeni kentlilerin ilk çözümü olarak gecekondu

 

Daha başından kentleri ve göçü projelendirmek, arsa üretimini organize etmek, planlı mahalleler kurmak gibi politikalar üretilmedi. Tapu sahipliği ve kalite düşünmeksizin öncelikle kente tutunmaya çalışan bu insanların kendiliğinden ürettiği çözüm, giderek sorun haline dönüştü. Yerleşik kentliler ise kentin sorunlarının, asayişten ulaşıma, hemen hepsinin gecekondulardan ürediği gibi bir efsaneye inanmayı daha kolay ve işine gelir buldu. 1950-70 yılları arası yeni kentlilerin eski kentlilere rağmen kendi ürettikleri barınma çözümüydü gecekondulaşma.

Kentlere ilk gelen kuşak yerleşikleştikçe, sanayileşmenin tempo artırışına iç göç de tempo artırarak ayak uydurdu. Barınma ihtiyacı da artarak devam etti elbette. İlk 20 yıl kamu arazileri işgal edilerek gecekondular yapılmıştı. 70’lerden sonra kamu yönetimi ve siyaset kent planları, arsa üretimi ve tahsisi gibi kalıcı politikalar üretmedi. Bunun yerine ara ara gecekondulara af çıkarırken (ki çoğu seçim vaatlerine denk düşer) kendi arazilerini korumayı tercih etti.

 

Gecekondulardan yap-satçı müteahhitler eliyle apartmanlaşmaya

 

Yeni gelenlerin barınma ihtiyacını yine gecekondular ve ilk gelen gecekonducu kuşak üretti. Hayatın içinden üretilen yeni çözüm, ilk gecekonduların “yap-satçı müteahhitler” eliyle apartmanlara dönüştürülmesiydi. İlk kuşak yap-satçı müteahhitler de yine kendi içlerinden çıkmıştı, ilk kuşak göçerler ve hala tam olarak kentli değerleri ve yaşam pratiklerini benimsememiş olanlar. Kendi taşralı değerleriyle kentli değerleri, kendi yaşam pratikleriyle kentli pratikleri kendilerince sentezlemiş olanlardı.

1970-2000 yılları arasının yeni kentlilerinin barınma problemlerine ve hatta kentleşme süreçlerine dahil olabilmek için ürettikleri çözüm yap-satçı müteahhitlerin apartmanları oldu. Yerel yönetimler de devlet de hala bir vizyon geliştirmemekte, strateji planları ve programları hazırlamak gerektiğini anlamamakta kararlıydı ve yeni kentliler bir kez daha kendi çözümlerini üretmişlerdi.

Ama bu çözüm de sosyolojik ömrünü doldurdu ve giderek kendisi sorun haline dönüştü. Kayıt dışı ekonominin lokomotiflerinden birisi olma rolüyle, teknik ve estetik kalite sorunlarıyla,  hem yana doğru hem yukarıya doğru acımasız mekan kullanımı ihtirasıyla, kent planı olmayan coğrafyalarda gelecekte de plana izin vermeyecek aç gözlü büyümesiyle yap-satçı müteahhitler yoluyla yürüyen apartmanlaşmanın giderek kendisi soruna dönüşmüştü artık.

 

Yap-satçı  müteahhit apartmanlarından TOKİ mahallerine

 

İç göç sürerken, kentlere yeni gelenler eskisi kadar kolay iş de bulamıyorlardı artık. Sanayi de nitelik değiştirmeye başlamış, yeni sanayi ve gelişmekte olan hizmet sektörü daha nitelikli emek istiyordu. Yeni gelenler sanayinin ve hizmet sektörünün emek ihtiyacını karşılamak için değil, kendi umutlarının peşine düşmüşlerdi. Göç de nitelik değiştirmişti. Kentler de nitelik değiştirmişti.

Kentleşme, konut ve barınma sorunu ise yalnızca metropollerin değil, neredeyse Anadolu’nun tüm kentlerinin sorunu haline dönüşmüştü. Yap-satçı müteahhitler üzerinden apartmanlaşma sürecinin içinde çözümlerden birisi olarak düşünülmüş ve kurulmuş TOKİ, problemin yeni evresinde, yeni bir iktidar ve yeni bir anlayışla devreye girdi. TOKİ dokuz yılda 485 bin konut üretmeyi başardı. Nitelikten çok ekonomikliğin ve çabukluğun ağırlıklı ihtiyaç olduğu bir evrede bir çözüm de oldu.

Bir kamu kurumu olarak TOKİ’nin görevi, ekonomik gücü düşük yurttaşların barınma derdini çözmekti. Ne lüks konut yapmak, ne lüks konut yapan şirketlerle kar ortaklığı yapmak TOKİ’nin işi olmamalıydı. Hele kentlere, topluma ve hayata yön vermeye kalkışmak TOKİ’nin hiç mi hiç işi değildi.

2009 Yılından itibaren TOKİ’de kadim zihni sorunların duygusal sorunlara dönüşmesi, sorunun ve çözümünün dinamikleriyle değişiyor olmasının ıskalanması gibi hatalara esir oldu. Ak Parti devleti dönüştürmek için çıktığı yolda kendisi de devletleşirken, devletçi zihniyetin zirvelerinden birisi sayılacak TOKİ’nin kendisi çözüm olmaktan çıkıp, sorun haline dönüşmüştü artık.

 

Kimliksiz mahalleler, kimliksiz kentler

 

TOKİ sayesinde tam da Cumhuriyet projesinin tek tipli, kimliksiz toplum tasavvuruna uygun, tek tipli, kimliksiz mahalleler ve kentler üretiyor artık. Bugün TOKİ’nin yaptıklarına bakılınca Nevşehir’in bir mahallesiyle Ankara’nın bir mahallesi veya İstanbul’un bir mahallesi arasında estetik ve düzen olarak bile bir fark yok.. Üstelik TOKİ yaptıkları veya yapamadıkları için ne hesap veriyor ne de eleştirilebiliyor. Hatta çoğu uygulamasında yargıya bile gidebilmek olanağı yok. TOKİ’ye zihniyetiyle, projeleriyle baktığımızda devletin hala nasıl bir toplum tasavvurunda olduğu görülüyor.

Buna karşılık ise hayat ve toplum başka bir yerde. Ülkenin ekonomik olarak geldiği seviyede, toplumun sosyolojik olarak geldiği noktada konut yalnızca barınma, başımızın üstünde bir çatı olmaktan çıktı. Konut aynı zamanda hayat tarzımız, kimliğimiz, içinde bulunduğu sokakla, mahalleyle, kentle beraber bir hayat, bir aidiyet demek artık.

Ne Ak Parti ne de TOKİ değişen bu hayatın farkında. Onlar yeni bir versiyonla yeniden devletçi zihniyete ve kurallara teslim olarak, kendi kurallarını yeniden üreterek ve çoğaltarak 2012 Türkiye’sinde hayatı hala kurgulayabileceklerini sanıyorlar. 

Özetlediğimiz altmış yıllık bu sürecin ekonomisi, devlet eliyle rant üretimi ve dağıtımı gibi boyutlardan analizi, siyasetin, akademik dünyanın, aydınların başarısı-başarısızlığı, doğruları-yanlışları üzerinden siyasi okuması, göç-kentleşme-modernleşme üzerinden sosyolojik okuması ise ayrı meseleler elbette. 

.

Facebook Yorumları

Emlak8
13.4.2019
MHP’nin siyasetteki özgül ağırlığı daha da artacak
11.4.2019
Partisini sorgulayan AK Parti seçmeninin gittiği adres MHP oldu
10.4.2019
İktidar bloku seçmeni rahatsız ve partilerini sorgulamaya başladı
9.4.2019
İktidar bloku seçmeni İstanbul'u kaybettiğini kabullendi
21.4.2018
Küresel ara buzul dönem
19.4.2018
Kentlileşmiş, dönüşmüş toplum
18.4.2018
Kimliklere sıkışmış ve kutuplaşmış siyasi zeminde bir Türkiye fotoğrafı: En büyük parti gri alandakiler!
1.5.2017
Referandumun ardından Türkiye’yi yeniden düşünmek
29.4.2017
Anayasa değişikliği karmaşık sorunlara ne kadar çözüm üretecek?
28.4.2017
Referandumda sonuç ile tabloyu belirleyen küresel ve yerel dinamikler
27.4.2017
Referandumda sonucu ve tabloyu neler belirledi?
21.8.2015
Seçmeni bütünlemeye bıraktılar
2.6.2015
Uçağın burnu düzelmiyor ama ya sonrası…
10.5.2015
Kampanyaların ilk çeyreği geçilirken
26.4.2015
AKP'nin çekirdek oyunda çözülme başladı
12.4.2015
Seçimin sonucunu neden HDP ve MHP belirleyecek?
9.4.2015
Listeler aritmetiği değiştirecek nitelikte değil, sonucu MHP ve HDP belirleyecek
03.04.2015
Kabul edin, hiçbiriniz terör belasını konuşmuyorsunuz
24.03.2015
Cumhurbaşkanı, toplumu başkanlık sistemine razı etmek için gerilime yol veriyor
21.03.2015
Kutuplaşma verilerinde neler değişti, seçmenin yüzde 35'i ne yapacak?
16.03.2015
Araştırmalarda ilk kez AK Parti karşıtlarının oranı AK Parti yandaşlarını geçti!
05.02.2015
Başkanlık sistemi üzerine
29.01.2015
HDP ve baraj
09.01.2015
Fanatizm ve lümpenleşme yayılınca
25.12.2014
Trenin raydan çıkmasına engel olanlar
22.12.2014
Diyanet, kadınlar ve Aleviler
19.12.2014
Hangi tarafta duracağız?
11.12.2014
Mesele gerçekten Osmanlıca mı?
04.12.2014
Yine, yeniden seçim barajı
20.11.2014
Süreci sürdürmek zorunluluğunu üreten toplumsal dinamikler
06.11.2014
Kaybedilen her gün Çözüm Süreci'nde zorlukları çoğaltıyor
30.10.2014
Cumhuriyet, kalkınma ve maden kazaları
23.10.2014
Kürtler parça parça da olsa devletleşecek
11.10.2014
Şiddet pornosu mu şizofreni mi?
03.10.2014
Cumhurbaşkanı'nın konuşmasının kodları
21.07.2014
Cumhurbaşkanlığı seçimi sonrası senaryolar
15.07.2014
Cumhurbaşkanlığı seçimi için olasılıklar
07.07.2014
Paradigmalar bir daha değişiyor
1.07.2014
Seçim rallisinde 2. etaba girilirken Erdoğan ve Ak Parti için senaryolar
18.06.2014
Çatı aday bulundu. Şimdi ne olacak?
16.06.2014
IŞİD'in iç politikaya etkileri
19.05.2014
Ölüm kuyularından çalışmaya razı olmak
12.05.2014
Olağanüstülüğü nasıl aşacağız?
14.04.2014
Kostümlü provadan sonrası
05.04.2014
Verili durum: Türkçülük, Kürtçülük, İslamcılık ve laikçilik
04.04.2014
30 Mart sonuçları, Cumhurbaşkanlığı seçimi için nasıl okunmalı?
03.04.2014
Hangi parti hedefine hangi ölçüde ulaştı?
27.03.2014
7 maddede 30 Mart'ta sandıktan çıkacak sonuçları okuma rehberi
17.03.2014
Siyaset tarzı olarak linç kültürü yaygınlaşırken
10.03.2014
Yabancılaşıyoruz, yabancılaşıyorlar
05.03.2014
Seçmen değil insan (3)
04.03.2014
Seçmen değil insan - 2
03.03.2014
Seçmen değil insan - 1
10.02.2014
İlişki ve diyalog zeminleri bir bir yok olurken
27.01.2014
Süreç yaratıcı yıkıma dönüşür mü?
21.01.2014
Cevaplar bu değil
13.01.2014
Kriz yeni bir devlet aklında mutabakat üretiyor
31.12.2013
Herkes giderek inandırıcılığını yitiriyor
23.12.2013
Yolsuzluk operasyonu seçmen tavrına nasıl yansır, oyları ne etkiler
16.12.2013
Yerelleşme ve katılımı önleyen zihinsel ve duygulsal engeller neler?
14.12.2013
Sivil toplumda demokratikleşmeye öneri
09.12.2013
Seçmen hangi dürtülerle tercihini belirleyecek?
02.12.2013
AKP-Cemaat gerilimi neyi ima ediyor, Erdoğan ne yapmaya çalışıyor?
25.11.2013
Komisyon çalışmayınca anayasa ihtiyacı kalktı mı?
18.11.2013
Cumartesi Diyarbakır’da ne oldu?
11.11.2013
Ak Parti’nin toplum tahayyülünü çerçevelemek
04.11.2013
Türkiyelileşirken yerelleşmek
28.10.2013
Esas çılgın proje ne olurdu?
21.10.2013
Yerel yönetim mi dediniz?
14.10.2013
Ak Parti’nin paradoksu
05.10.2013
Seçim sistemine dair öneriler ne anlama geliyor? (3)
04.10.2013
Seçim sistemine dair öneriler ne anlama geliyor? (2)
03.10.2013
Seçim sistemine dair öneriler ne anlama geliyor? (1)
01.10.2013
Demokratikleşme ve Ceylan ve Tahribat ve Nazar
29.09.2013
Birden çok Türkiye paketi beklerken
23.09.2013
Sahaya inen binlerce taraftar bize ne söylüyor?
20.09.2013
Kederin beş evresi
13.09.2013
Süreç ne olursa olsun sürer
12.09.2013
AKP, Habur krizinde neden yalnız kaldı?
11.09.2013
Kürt sorununa çözüm sürecinin neresindeyiz?
09.09.2013
Yerelliğin olmadığı yerel seçim
03.09.2013
Yerel seçimde İstanbul
26.08.2013
Uzun ve sıcak bir kış
09.07.2013
Y Kuşağı mı yeni hayatın yeni insanları mı?
04.07.2013
Toplum nasıl müdahale edecek?
01.07.2013
Hayatı dar alanlara sıkıştıranlar
21.06.2013
Ak Parti neden yönetemedi?
20.06.2013
Gezi Parkı direnişinin siyasal ve toplumsal sonuçları (2)
18.06.2013
Gezi direnişinin sonuçları: Artık 'yeni' AK Parti'nin tekelinde değil
16.06.2013
Önerim parkın boşaltılmasıdır
15.06.2013
Gezi Parkı hakkında hâlâ anlaşılamayanlar
08.06.2013
Rest çekmek mi, diz çökmek mi, yoksa bir an durup düşünmek mi?
07.06.2013
Gezi Parkı direnişi dipte neleri değiştiriyor
03.06.2013
Gezi Parkı direnişinden çıkan beş ders
30.05.2013
Devletin dindar bir nesil yetiştirme görevi var mı?
20.05.2013
Ekonomideki büyüme hane gelirlerine nasıl yansıdı?
15.05.2013
Çevre bilinci olmayan cahil toplum (mu?)
13.05.2013
Nükleer enerjiyi referanduma götürsek…
06.05.2013
Sürecin riski karşısındakiler değil yanındakiler
02.05.2013
Burada bir şeyler oluyor
29.04.2013
Birileri değil hepimiz inşa edeceğiz barışı
25.04.2013
Seçim sistemi ve siyasi rekabet
22.04.2013
Seçim sistemi ve baraj
18.04.2013
Değerler mi, tabular mı
7.04.2013
Karamsarlık kalıcı olabilir mi
15.04.2013
Kardeşlik değil eşitlik ve adalet
11.04.2013
Kavramlar bozuldu
08.04.2013
Karamsarlık kalıcı olabilir mi
08.04.2013
Çatışmacı kültürde şiddet
01.04.2013
Süreç düz bir hatta ilerlemez
28.03.2013
Yol, yordam bulmak
25.03.2013
Doğrular, yanlışlar, bilerek yanlışlar
21.03.2013
Bir köprü ayağı mı olsaydım ah, barış yolunun üstünde...
18.03.2013
Oltayla balina avlamak
14.03.2013
Geçiş dönemi (mi)
11.03.2013
Asıl, barışmak cesaret istiyor
07.03.2013
Sivil toplum sahneye
04.03.2013
Ya benimsin ya kara toprağın
28.02.2013
Güven, dil ve muhataplık üzerine
25.02.2013
Lümpenleşme
21.02.2013
Jüri
18.02.2013
Özgürlük mü, güvenlik mi
14.02.2013
Kadına şiddet
11.02.2013
Kadın meselesi
07.02.2013
Aile, çocuklar, hayaller
04.02.2013
Kentler, metropoller
31.01.2013
Barışa katkı nasıl olabilir
28.01.2013
Duvarlar ardında sivil siyaset
24.01.2013
Değerler ve hayat pratikleri
21.01.2013
İki ayrı hayat
17.01.2013
Aykırı sorular
14.01.2013
Çok anahtarlı kapı
10.01.2013
Psikolojik ambargolar
07.01.2013
Barışı inşa etmek
03.01.2013
Gelecek kaygısı
31.12.2012
Yıl biterken
27.12.2012
Bela
24.12.2012
Diyet
20.12.2012
Sade vatandaş gözünde Ergenekon
17.12.2012
Şoven zihniyet ve silikozis
10.12.2012
Partilerin oylarını değerler mi, beklentiler mi belirliyor?
29.11.2012
Bir araştırma üzerine 4: Kimlik siyasetleri parti tabanlarına dayanmıyor
28.11.2012
Bir araştırma üzerine 3: Çelişki mi ikircikli değişim mi?
27.11.2012
Bir araştırma üzerine 2: Her soyutlama gerçeklikten bir miktar kaybetmektir
26.11.2012
Bir araştırma üzerine 1: Yine, yeniden medya üzerine
19.11.2012
Endişeleri korku politikalarına çevirmek
12.11.2012
Ölüm üzerinden politika
05.11.2012
Gri alanlar
29.10.2012
Toplumun ağrı eşiği düştü
22.10.2012
Yönetimde kademelenme
15.10.2012
Gücün ihtiyacına göre değil hayatın ihtiyacına göre yönetim
11.10.2012
Diyarbakır Emniyet Müdürü ne demiş oldu?
08.10.2012
Türkiye'nin insanlarını bir İsveçli'den bu denli farklı yapan ne?
01.10.2012
Münazara, münakaşa ve müzakere
24.09.2012
Yol bulmak
17.09.2012
Kayıp hedefli oyun
10.09.2012
İhtiyaç akıl mı?
03.09.2012
Siyasetin yönetemediği Türkiye
27.08.2012
Kürt meselesinde yeni viraj
30.07.2012
CHP’nin kritik eşikleri
12.07.2012
Dünün çözümü bugün sorunun ta kendisi
03.07.2012
Zihni sorunlar duygusal soruna dönüşünce
26.06.2012
Kürt meselesi ve yeni çözüm zemini
22.06.2012
Ya kedi odada değilse!
19.06.2012
Türkiye’de 6 milyon çocuğun anadili Kürtçe!
13.06.2012
Kürtler'de hayat tarzları ve siyasi tercih
13.06.2012
Uludere Kürtler'in oy tercihini değiştirdi mi?
05.06.2012
Kürtaj tartışmaları üzerine
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Emlak8
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları



Emlak8

Aradığın Evi Bul. Emlak8.Net

Dijital Reklam Ajansı Serbay Interactive