Sapık değil o beyler! İçinizden biri!


21.2.2018 - Bu Yazı 903 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Tüm siyasal aktörlerin saldırgan için en ağır cezayı istediği ortamda, kimyasal hadımın ilk akla gelen önlem olması, siyasetçinin cinsel istismar suçuna yanlış teşhis koyduğunun göstergesi. Bir kere hukuken kastrasyon, en ağır ceza değil sadece suçluyu salıverme bahanesi. Ama siyasetin yargıya gol atması lazım ya fırsat bu fırsat deyip yargı tarafından yürütmesi durdurulmuş olan bu yönetmeliği yeniden canlandırmaya yöneldiler. İstismarın istismarı…

Sapıklıkmış! İlkin sapık demekten, sapıklık demekten utanın! Sapıklık diyerek kendinizden uzağa atmaya çalıştığınız o eril şiddet faili siz değilseniz yanınızda, yakınınızda olan bir diğeri.
Kadın olsun erkek olsun şiddet uygulayanı özellikle cinsel şiddet failini, sapık yaftasıyla anmanın yarattığı kafa konforu aşikar. Bir diğerine sapık dediğinde kişi kendisini, kadınsa kocasını, kardeşini, oğlunu bir anda steril alana ışınlamış oluyor. Zihinler berraklaşıyor adeta suçlu, karanlık tarafta kalınca. Ve karanlıkta görülmez kılınıyor suçlu.

Ancak bunu söyleyenlerin dahi içten içe bildiği gibi hakikat farklı. Birinin tacizcisi, diğerinin dedesi, babası, kocası, kardeşi, arkadaşı, komşusu… Sapık yerine suçlu denmeli. Kurnazca kendisi için steril alanlar, saygın konumlar yaratan suçlular. Şeytana uyma değil şeytana pabucunu ters giydiren nitelikli suç, her taciz ve tecavüz.

Bilindiği gibi dünyanın her yerinde nice öğretmen, din adamı, vaiz, tüccar, iş-güç meslek sahibi, ünlü-ünsüz, zengin-fakir, Doğulu-Batılı, inançlı-inançsız kişi cinsel şiddet faili. Cinsel suçlar, coğrafya, kültür, din, refah düzeyi ayrımı tanımıyor. Patriyarkanın şişirdiği erkek egosunun, kışkırtılmış erkeklik biçimiyle kadını sadece cinsel obje olarak görmesi, erkeklik algısını cinsel haz üzerine kurmayı normalleştiren zihniyet, şiddet üretiyor. Kız ve oğlan çocukları da aynı. Kendisini haz zincirinin en tepesinde konumlayan çarpık erkeklik algısı, içinizden birini suçluya dönüştüren…

Kadın, çocuk, engelli hatta hayvan ayrımı yapmadan hangisini kendisinden daha güçsüz, savunmasız görürse haz nesnesi olarak kabul ediyor ve kendi hakkı sanıyor, tacizi, tecavüzü. Sırf muktedir olduğu için cinsel saldırı ile iktidarını kuruyor, kurbanı üzerinde. Erk-ek isimlendirmesinin aynı algıyla var olduğunu, erkekteki cinsel gücün de iktidar kelimesiyle tanımlandığını hatırlamak bile suçlunun zihniyet olduğunu görmeye yeter. Şiddet tüm biçimleriyle eşitsiz güç ilişkisinden beslenen başlı başına bir iktidar aracı. Yani hiç kimse “çocuğun cinsel istismarı siyaset dışı, siyaset üstü” gibi cümleler kurmasın çünkü eril şiddet, siyasetin dibi. Tüm biçimleriyle eril şiddet, seçili, politik eylemler bütünü. Mücadele de politik alanda, politika üreterek yapılmalı.

Kız çocuklarıyla oğlan çocuklarını özgür, eşit bireyler olarak yetiştirmeyen eğitim sistemi evet her seferinde yeniden üretiyor bu çarpık erkekliği. Ancak okulda öğrenilen toplumsal ve siyasal düzlemde karşılık bulduğu takdirde kalıcı davranışa dönüşür. Okulda, askerde toplumsal cinsiyet eşitliği seminerleri verilmesine rağmen zihniyet dönüşümü yaratmıyor ve seçili davranış olarak eril şiddet günden güne tırmanıyor. Çünkü gündelik yaşamda edinilen bilgiyi davranışa dönüştürme fırsatı verecek pratikler yok. Her işin başı eğitim demeyi alışkanlık haline getirmişiz ezbere. Başı eğitim olan işin siyaset zemininde şekillenip, toplumsal düzlemde yaşam pratiklerine dönüştürülerek tamamlanması gerekir ki o eğitim kalıcı hale gelsin. Eril şiddeti besleyen zihniyetin de şiddetle mücadele için eşitlik olgusunun kurulması için de bu üçlü formülasyon şart. Yargı ancak şüphesiz cebren, aykırıları hizaya sokmak, aşırılıkları törpülemek, suçluları toplumdan ayıklamak için var. Biz ise eril şiddet söz konusu olduğunda eğitimin yanı sıra siyasal, sosyal pratikleri bir kenara bırakıp yargıyı, tek, terbiye aracı olarak kullanmaya kalkışıyoruz. Sonuçsuz kalıyor elbette..,
Tekil örnekler üzerinden infiale kapılarak atılan nutuklarla politika üretilmiş olmuyor. Adana’da yaşanan son olayda olduğu gibi çocuğun cinsel istismarı suçu, siyaseten istismar edilmiş oluyor. Nitekim hemen komisyon kuruldu. Altı bakanlıktan oluşan komisyon kurulur kurulmaz ilk tedbir(?) olarak kastrasyon (kimyasal hadım) yönetmeliğini yeniden canlandırma fikri ortaya atıldı. Tüm siyasal aktörlerin saldırgan için en ağır cezayı istediği ortamda, kimyasal hadımın ilk akla gelen önlem olması, siyasetçinin cinsel istismar suçuna yanlış teşhis koyduğunun göstergesi. Bir kere hukuken kastrasyon, en ağır ceza değil sadece suçluyu salıverme bahanesi. Ama siyasetin yargıya gol atması lazım ya fırsat bu fırsat deyip yargı tarafından yürütmesi durdurulmuş olan bu yönetmeliği yeniden canlandırmaya yöneldiler. İstismarın istismarı…

Üstelik şiddetin kaynağı olarak yukarıda belirttiğim erkeklik algısını pekiştiren yöntemlerden, hadım işlemi. Şiddet üreten zihniyetin dönüştürülmesine değil sürdürülmesine hizmet ediyor. Çarpık erkeklik algısını eşitlik anlayışıyla dönüştürebilirsiniz. Ama suçlunun cinsel gücünü zayıflatan yöntemle erk-eklik ve şiddet arasındaki doğru orantıyı sürdürmüş ve o çarpık algıyı yeniden kurmuş oluyorsunuz. Başka bir deyişle kimyasal hadım, cinsel şiddeti önlemenin değil tam tersine sürdürülebilir kılmanın aracı.

Siyaset gerçekten samimi olsa cinsel şiddeti öven, meşru gösteren hatta “delikanlılık” bağlamında kışkırtan kişilerden İhsan Şenocak göreve iade edilmezdi. Nurettin Yıldız gibi 6 yaşında çocukla evlenilebileceğini söyleyen kişilerin kanaat önderi kisvesine bürünmesi önlenirdi. İktidara yakın Ensar Vakfı yurtlarında yaşanan cinsel suçlar, kamuoyundan saklanmaya çalışılmazdı. Ercan Harmancı gibi kız çocuklarına karşı öğretmenlerin erk-ekliğini kışkırtmaya yönelen bir kişi, kitabı Ensar Vakfı’nca yayınlanarak teşvik edilmezdi.

Cinsel şiddet her toplumun sorunu ancak insan haklarının geliştiği toplumlarda var olan şiddet gözlerden gizlenmeye çalışılmıyor. Şiddeti kendi kişisel iktidarı için araç olarak kullanan kişiler de ne kadar ünlü olursa olsun yargılanmaktan kurtulamıyor. Ama daha önemlisi cinsel şiddetle mücadelenin en etkin yöntemi olarak sosyal dışlama gerçekleşiyor. Harvey Weinstein örneğinde olduğu gibi kendi kurduğu şirketle ilişiğinin kesilmesine varan toplumsal dışlama, eşinin boşanmasından başlayarak gerçekleşebiliyor. Bizim ülkemizde ise erkeklerin kız çocuklarımıza gözle, sözle cinsel şiddet uygulamasını teşvik eden İhsan Şenocak’ın maaşını vergilerimizle ödemeye biz halk olarak mahkum ediliyoruz. Kurulan komisyonlarda cinsel saldırı eylemini suç olmaktan çıkarıp hastalıkmış gibi gösterecek, tedavi adlı yönetmeliği canlandırma kararıyla işe başlanıyor. Yargılama, cezalandırma, teşhir, dışlama gerekirken…

.

Facebook Yorumları

Emlak8
23.08.2019
Terör bahanesiyle kolektif ceza
13.08.2019
Kutsadığınız aile hangisi?
11.07.2019
Ümmet kim? Parçalanan ne?
2.07.2019
Neden kavram ataerki cinayeti olarak değişmeli?
25.06.2019
İstanbul’un seçiminde dindar kadınların rolü
18.06.2019
Beka tutmadıysa FETÖ ithamı cepte
29.05.2019
Açlık grevi hakkında söylenmeyenleri söyleme zamanı
23.05.2019
Müzeyyen Boylu’nun çocukları nerede?
21.05.2019
Allah kadını dövün demiyor
16.05.2019
İYİ Parti'nin sessizliği
9.05.2019
İmamoğlu kolları sıvadığında
30.04.2019
İçinde sığınma evi geçmeyen bir sığınma evi çığlığı
23.4.2019
Bodrum, Bodrum Kadın Dayanışması ve KöyBox
18.4.2019
Kışlar var baharlar içre
4.4.2019
Biraz da dertleşelim
2.4.2019
Şiddet dili out sükûnet ve güleryüz in
28.3.2019
İmama küsüp camiye gitmemezlik yapmayın
19.3.2019
Hıristiyan terörist ve Ayasofya
14.3.2019
Dindar algıda EŞcinsellik terörü(!)
26.2.2019
Uygur’un ve Kürt’ün çile kardeşliği
19.2.2019
Çift hukukluluk tehlikesi kapıda mı?
14.2.2019
Erken evlilik lobisine dinden bakış
12.2.2019
Medya hukuk siyaset kıskacında kız çocuğu
5.2.2019
Kadınsız yerellerde bağımsız kadın meclisleri
29.1.2019
Sivil toplum, demokratik yönetişim, Turan Hançerli
24.1.2019
Kadınlar belediye başkanı olmalı! Çünkü…
22.1.2019
İktidarların beden politikası ve başörtülü kadın
15.1.2019
'Belediyeleri Kadınlarla Sınamak'
10.1.2019
Birine mansıp birine cezaevi
4.1.2019
Eşcinsellere şiddeti reva gören dindarlık
27.12.2018
Boşanma, nafaka, erken evlilik aynı tezgahın ürünü
25.12.2018
Çocuk koruma yerine şiddet savunuculuğu
20.12.2018
Psikolojik şiddet politikasıyla seçime doğru
18.12.2018
Kadın beyanı karşıtlığında Dilipak aşaması
13.12.2018
Kent yaşamı için kadınlar ve hak savunucuları
11.12.2018
Fişlemenin resmileştiği ülkenin değerler eğitimi
6.12.2018
Hak verilmez teslim edilir
4.12.2018
Engel biziz
29.11.2018
‘Şehrin anası, analar’ devrini açma zamanı
27.11.2018
Sosyo-klinik arıza olarak eşitlik ve adalet karşıtlığı
22.11.2018
Kendimizi emanet edemediğimiz hukuk
20.11.2018
Basit bir ziyaret mi misyon-vizyon sorunu mu?
16.11.2018
Avrupa Ordusu, kime yarar?
15.11.2018
Yeni mücadele alanı uzlaştırmaya direnmek
13.11.2018
İktidarın kadınlara uyguladığı psikolojik şiddet
8.11.2018
Ya saymayı bilmiyorsunuz…
6.11.2018
Hanife’nin katilleri saymakla bitmez!
1.11.2018
İstihdam, ekonomik eşitlik, nafaka
30.10.2018
Yasama maratonu ve nafaka karşıtlarının ikna turları
25.10.2018
Ret edilen EYT önergesinin düşündürdükleri
23.10.2018
Hanımlar beyleri ikna edecek, marş marş!
18.10.2018
Kürtler muhtar bile mi olamayacak?
16.10.2018
İki tabut
12.10.2018
Nafakada yeni politika: Boşanmayın barışın!
9.10.2018
Nafaka çalıştayı, sistem, demokrasi
4.10.2018
Nafakayı 217 yıl sonra konuşalım!
2.10.2018
McKinsey danışmanlığı ve eril şiddet aynı aklın ürünü
25.9.2018
Çakıcı affı ya da siyasetin açmazı
23.9.2018
Aşure mesajı ne yana Alevi açılımı ne yana düşer?
19.9.2018
Siyasetin sağı solu
15.9.2018
Karma eğitim, cinsiyetçilik ve sosyo-biyoloji
12.9.2018
İnsanın primat yanı
8.9.2018
Dünya malı erkeğe ahlak kadına mülk!
5.9.2018
Devleti, otoriteyi put edinen dindarlık
1.9.2018
Çocuk feryadıyla yürütülen kampanya
29.8.2018
Nafaka 'sorun' değil, sorumluluk mecburiyeti
25.8.2018
Sektörde ve dizide taciz
22.8.2018
Gözü yaşlı bayram
4.8.2018
Keşke yürüselerdi, keşke herkes yürüse
1.8.2018
İktidarın kadın haklarıyla imtihanı
28.7.2018
Din-Devlet çatışmasında turnusol: Kadın Hakları
25.7.2018
Devşirilen Din: Milli Görüşten Ulusalcı İslama Evriliş
21.7.2018
İdeoloji ve akçeli işler
18.7.2018
Soykırımın ayak sesi: Assam yeni Arakan mı?
14.7.2018
Patronları ve eril zihniyeti koruma bakanlığı
11.7.2018
Bindiğimiz alamet gittiğimiz…
7.7.2018
Yazar onur için değilse ne için yazar?
4.7.2018
İdam, hadım, kayıplar ve deli sorula
30.6.2018
Rant ekonomisinin düsturu: Çıkınca merdiveni çek!
27.6.2018
Galip sayılır bu yolda mağlup
23.6.2018
Kadınların sandık motivasyonu
20.6.2018
Seçimden önce yardımcısını, ekibini tanıtan kazansın
16.6.2018
Nefisle imtihan sonrası şükür bayramı
13.6.2018
Vesayetin İnce ayarı
9.6.2018
Erdoğan Demirtaş'ı neden desteklemeliydi?
6.6.2018
Cumhur İttifakının seçim vaadi: FETÖ’ye, tacizciye af; Kürde inkâr
2.6.2018
İYİ Parti ve 2K sorunu
31.5.2018
HDP'de organizasyon değil ama moral, motivasyon yerinde
30.5.2018
Seçim beyannamelerinde kadın ve eşitlik -2 - CHP
23.5.2018
Kadınların alkışını sadece HDP hak ediyor
16.5.2018
Bitmeyen şarkı: Adalet arayışı ve seçim ilişki
12.5.2018
Ey siyaset! Kadın hakları tali mesele değil...
9.5.2018
Münafıktan tövbeye arka bahçe seçim yatırımları
5.5.2018
Akşener, milliyetçilik ve HDP karşıtlığı
25.4.2018
Erdoğan neden seçilmemeli?
21.4.2018
Baskın, her zaman basanın olmayabilir
18.4.2018
Nafaka, istismar, kadın düşmanlığı
14.4.2018
'Çocuk kabul edilen' cinsel istismarın fail tarafı
11.4.2018
Ceza yüz kırk yıl olsa ne!
7.4.2018
Dillerin altında ne baklalar gizli
4.4.2018
Deizm sanılan belli ki riyakar dindarlığa itiraz
31.3.2018
Beş yıl kaçana iyi hal indirimi
28.3.2018
'Ankara kriterleri'nin ilki suskun başkent
24.3.2018
Kadın düştüğü yerden kalkarken
21.3.2018
Güncellemeden önce lazım olan hukuk
18.3.2018
Güncelleme 'mihne' olmasın
14.3.2018
Babasız çocuklar diyarı
10.3.2018
New York tekstil grevinden bugüne değişenler, değişmeyenler
7.3.2018
İstismarda hukuki boşluk: Akran şiddeti ve akran deneyimi kavramları
4.3.2018
Komisyon cinsellikle istismarı karıştırıyor
24.2.2018
İstismarın istismarı: Kastrasyon ve zina
21.2.2018
Sapık değil o beyler! İçinizden biri!
14.2.2018
Cinsel şiddeti meşrulaştıran devlet
10.2.2018
İnsana kıymak gibi çocuk hevesini söndürmek
7.2.2018
CHP kurultayından çıkan sonuç: Demokrasinin taşıyıcısı hâlâ sadece HDP
3.2.2018
Bunlar suçsa ört ki ölem
31.1.2018
Acil durumda eril şiddete nasıl müdahale etmeli?
27.1.2018
'Zeytin Dalı' gerçekten memleket meselesi mi?
24.1.2018
‘Kardeşim Esad’a zeytin dalı
17.1.2018
Bir kadın seçildiğinde...
10.1.2018
Diyanete sorular
6.1.2018
Sizin 'kutsal aile'nizdi, o minicik tabutlarla defnedilen
3.1.2018
Hijap baskısı gevşerken ikna odalarıyla İran
30.12.2017
Artık ben bir sosyal vebalıyım
27.12.2017
Sorunlar torunlara havale
24.12.2017
Şeklen Ceditçi zihnen Selefî
20.12.2017
Erkek SMS ile 'boş ol' dediğinde
13.12.2017
Boş ol çirkinliği size ismet hakkı bize
2.12.2017
Bir daha ‘can’ımız yanmasın
29.11.2017
Türkiye'de 137 sığınma evi var, en az 8 bin olmalı
25.11.2017
Eril Şiddetle Mücadele Günü
22.11.2017
Fişlenme değil sevgi gerek çocuklara
18.11.2017
Eril şiddeti kutsuyorsunuz aile bahane
8.11.2017
Örümcek ağı adaletine de hayır
1.11.2017
Kadın karşıtı kardeşlik: Din, bilim ve iktidar-4
28.10.2017
Kadın karşıtı kardeşlik: Din, bilim ve iktidar - III
25.10.2017
Kadın karşıtı kardeşlik: Din, bilim ve iktidar-2
21.10.2017
Kadın karşıtı kardeşlik: Din, bilim ve iktidar - 1
18.10.2017
Kerkük yeni Halep olmasın
14.10.2017
Büyükada iddianamesi ve hukukun olağan işleyişi
11.10.2017
Müftülük nikah yetkisi kimin yararına?
7.10.2017
Acillere acil müdahale ihtiyacı
4.10.2017
Dindarın dinden çıkaran kibri
1.10.2017
Neden o, M.A.A? Ya da kimse masum değil!
27.9.2017
Kürt bağımsızlığında Kerkük düğümü
20.9.2017
Viral eğitimle sürdürülebilir insansızlık mümkün
16.9.2017
Nevin: Hiçbir şeyi gönüllü yaşamadım
13.9.2017
Bizim kahraman savcımız
9.9.2017
Siyasetin ensestle imtihanı
6.9.2017
Ensest magazin veya şöhret aracı mı?
3.9.2017
Doğu'dan yükselen çığlık
30.8.2017
Yıldırım Kemal Şehitliği
26.8.2017
Çekilsin o tuğla yıkılsın duvarlar
23.8.2017
Adını ağzınıza alın artık
19.8.2017
Ey AK Partili! Hayal ettiğin toplum bu muydu?
16.8.2017
Tecridî tedrisat
12.8.2017
Yanlış iliklenen düğme
9.8.2017
Size bu hakkı kim veriyor?
5.8.2017
Edep! Ya! Hu!
2.8.2017
Sözlü beyan eski hastalık
29.7.2017
Müftülüklere nikah yetkisi
26.7.2017
İtaat değil itizal gerek
22.7.2017
Karanlığın rengi
19.7.2017
Bitmeyen 28 Şubat yapmışlar
15.7.2017
Korku dengesi
12.7.2017
Canparemizi İlknur’umuzu bize geri verin
5.7.2017
Nuriye ve Semih 119'uncu günde
1.7.2017
Şeytanı bol olsun
24.6.2017
Ramazandan bayrama kalanlar
21.6.2017
Etik ve demokratik açıdan sivil toplum ve 'Adalet Yürüyüşü'
17.6.2017
Tecavüzcünün ekmeğine yağ sürme!
14.6.2017
Peki ya sosyal kalkınma?
7.6.2017
Kadına yönelik şiddet, dayanışma zorunluluğu ve engeller
3.6.2017
Usule ilişkin sorular
31.5.2017
Demokrasi ve kadına yönelik şiddetle mücadele
27.5.2017
Üzerinde her canın hakkı var
24.5.2017
Ve terörün kazandığı an!
17.5.2017
Savaşın haini barışın mimarı: Siyah Giyen Kadınlar
10.5.2017
Kaza değil, kader değil, cinayet bu
26.4.2017
Yine denetim ve yeni demokrasi arayışı
22.4.2017
Büyük resim ya da asıl komplo
19.4.2017
Ekmek, aş niyetine payımıza düşen çile
5.4.2017
Kerkük, çilesi bitmeyen şehir
1.4.2017
'Hayır'dan sonra yeni anayasadan önce
29.3.2017
Beş yıllığına “anahtar teslim ülke” referandumu
26.3.2017
Değişiklik paketindeki 'iyi şeyler', ne kadar iyi?
22.3.2017
Hak, Adalet ve Vicdan için 'Hayır'
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Emlak8
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları



Emlak8

Aradığın Evi Bul. Emlak8.Net

Dijital Reklam Ajansı Serbay Interactive