Soykırımın ayak sesi: Assam yeni Arakan mı?


18.7.2018 - Bu Yazı 306 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Bangladeş, “daha da yoksullaşırız” gerekçesiyle bağımsızlık karşıtı tavır alan Cemaati İslami liderlerini idam ettiği bu günlerde dünyanın en yoksul ülkelerinden biri. Bangladeş-Pakistan iç savaşına müdahale edip, Pakistan ordusunu yenerek Bangladeş’e bağımsızlığını hediye eden Hindistan ise bu kez ırkçı politikayla Bangladeş’in karşısında.

Bengal Körfezinde insani dram sona ermek şöyle dursun yeni krizlerle yükselmekte. Körfez kıyısında yer alan Arakan (Rohingya/Rachine) eyaleti, ırkçı vahşetin adresi olmuştu. Bitmedi o kıyım. Hâlâ Bangladeş mülteci kamplarına ulaşmaya çalışıyor kaçabilen Arakanlılar. Dünyanın en yoksul ülkelerinden Bangladeş ve kamplarda hayatını sürdürmeye çalışanlar dünyanın yardımına muhtaç. Rohingyalı Müslümanların vatandaş sayılmamasıyla sistematize edilmişti soykırım, 21 Ekim 2012’de Sittwe katliamı yaşanırken orada olan gazeteci-yazar İbrahim Sedivani, eyalet başkenti çevresindeki katliamın, polisler ve Budist rahipler tarafından ortaklaşa gerçekleştirildiğini söyler.

Rohingyaların, BM tarafından “dünyanın en mazlum halkı” olarak nitelenmesine yol açan zulmü Sedivani, “yenidünyada beş yüzyıl önce yaşanmış Kızılderili soykırımına” benzetir. Son yıllarda Bengal Körfezinde bir başka yönetim aynı politikayı uygulamaya başladı. Kopya kimliksizleştirme politikası benzer soykırıma yol açabilir. Bu kez adres Hindistan ve Assam Eyalet Yönetimi…

Bengal Körfezi

Assam (Asom) yaklaşık üçte biri Müslüman olan 32 milyon nüfuslu bir eyalet. Hindistan’ın kuzey doğusunda yer alan Assam eyaleti Bangladeş’i, kuzey ve doğusundan çevrelemiş halde. Assam Eyaletinin güneyinde ise Arakanlı Müslümanlara yaşam hakkı tanımayan Myanmar devleti yer alıyor. Birmanya, Burma ve son olarak Myanmar ismiyle anılan ülke, Budistlerin yönetimi ele geçirmesinden itibaren etnik ve dini soykırımı sistematik biçimde sürdürmüştü. Irkçılığın gerekçesine dönüşmüştü bu ülkede Budizm. Hindistan’ın Assam eyaletinde ise Hindu ırkçılığın iktidara gelmesiyle başladı Müslümanlara yönelik baskı politikası.

Yönetim, vatandaşlar ön listesi yayınlanmadan önce eyalete kırk binden fazla polis memuru ve paramiliter sevk ettiğini açıkladı. Gerekçe 1971’den önce ailesinin Assam eyaletinde yaşadığına dair resmi belge sunma şartı. 1971’den önce Assam’da yaşadığını belgeleyemeyen, yaklaşık yedi milyon Müslüman, vatandaş statüsünü kaybedecek. İnşa edilen toplama kampı ve yakınlarında askeri birliklerin konuşlandırıldığı ise basına yansıyan bilgilerden. Kimliksiz, vatansız bırakılacak insanlar, eyaleti terk etmeye zorlanacak. Yakında gündeme yeni bir toplu göç faciası düşmek üzerek. Göç etmeyenler içinse hayati tehlike, soykırım ihtimali söz konusu. Ya da toplama kamplarına sürülmek.

“Hindistan: Müslümanları Silmekten Vaz Geç!” sloganıyla sosyal medya imza kampanyası, soykırımı başlamadan önlemek için tehlikeye dikkat çekiyor. “Yanlış dili konuştukları ve yanlış Tanrıya ibadet ettikleri için” Irkçı Hindu iktidarının soykırım başlatma tehlikesine dikkat çekiliyor. Vatandaşlık ana listesinden silme politikasını durdurması isteniyor, Hindistan ve Assam eyalet yöneticilerinden. BM genel sekreteri, Assam Eyaletindeki Müslümanlara verdiği sözü tutmaya, Dünya liderleri, hükümetleri Hindistan’a bu konuda baskı yapmaya çağrılıyor.

Daha önce böyle bir belge sunmaları hiç gerekmediği için resmi evrak sunabilecek durumda olmayan eşlerin birbirlerinden çocuklarından koparılması muhtemel politikanın durdurulması için bütün ülkeler harekete geçmeli. Hukukçular, Hindistan yüksek yargısı dur demeli bu ırkçı politikaya. Fakat bu sorun uzun geçmişe sahip olduğu halde ülke iç hukuku bertaraf edemediğine göre evrensel insan hakları hukuku çerçevesinde çözülmesi için hak savunucularının devreye girmeli. Çünkü sorun eski ve çok katmanlı. Üstelik etnik ve dini boyutları olduğu kadar ekonomik gerekçelere de dayanıyor. Bu karmaşık sorun öbeği ancak insan hakları hukuku ölçütleriyle aşılabilir.

Hindistan vatandaşlık listesinin güncellenmesi uzun yıllardır süren bir çalışma. Assam eyaletince kriter olarak getirilen 1971 tarihi ise Bangladeş’in bağımsızlık ilanıyla ilişkili. Bangladeş, Pakistan’a karşı bağımsızlık mücadelesi verirken yaşanan iç savaş sürecinde pek çok Müslüman ve Hindu, Assam’a göç etmişti. Takip eden yıllarda yoksulluk ve işsizlik yüzenden Bangladeş’ten göçler devam etti. 1980’lerde de Assam’da göçmen karşıtı eylemlerde çıkan çatışmalarda pek çok kişi ölmüştü. Çatışmalara ve toplumsal tepkilere rağmen göç sürmüş, 2016 yılında eyalet yönetimine seçilen Hindu milliyetçi parti seçmene, göçmenleri sınır dışı etme sözü vermişti. Günümüzde ise Hindistan ve Assam yöneticileri mevcut vatandaşlık politikasından vazgeçirilemediği takdirde göçün tersine dönmesi kaçınılmaz görünüyor.

Bangladeş, “daha da yoksullaşırız” gerekçesiyle bağımsızlık karşıtı tavır alan Cemaati İslami liderlerini idam ettiği bu günlerde dünyanın en yoksul ülkelerinden biri. Bangladeş-Pakistan iç savaşına müdahale edip, Pakistan ordusunu yenerek Bangladeş’e bağımsızlığını hediye eden Hindistan ise bu kez ırkçı politikayla Bangladeş’in karşısında. Bir yandan Keşmir’deki Müslümanlara uyguladığı baskılar yüzünden Pakistan’la sorun yaşarken diğer yandan Assam krizi yüzünden Bangladeş sınırında yeni sorun yaratmaktan çekinmiyor. Hint Müslümanları, bağımsızlıklarının bedelini, aynı yıllarda İngiliz sömürge yönetiminden kurtulmuş olan Hindistan’a daha kaç nesil boyu ödeyecek acaba? Bağımsızlıklarına düşkün Müslümanlar, halklarını mutlu etmeye de aynı derecede niyet ettikleri zaman mı? Adaletle hükmedecek yönetim sistemleri kurabildikleri zaman mı? Peki ya dünya yine seyredecek mi bir insani dramı daha?

Bugünkü sorunların arka planı ne olursa olsun dünya, göz göre göre gelen bu faciayı önlemek için harekete geçecek mi?

.

Facebook Yorumları

Kod8
13.12.2018
Kent yaşamı için kadınlar ve hak savunucuları
11.12.2018
Fişlemenin resmileştiği ülkenin değerler eğitimi
6.12.2018
Hak verilmez teslim edilir
4.12.2018
Engel biziz
29.11.2018
‘Şehrin anası, analar’ devrini açma zamanı
27.11.2018
Sosyo-klinik arıza olarak eşitlik ve adalet karşıtlığı
22.11.2018
Kendimizi emanet edemediğimiz hukuk
20.11.2018
Basit bir ziyaret mi misyon-vizyon sorunu mu?
16.11.2018
Avrupa Ordusu, kime yarar?
15.11.2018
Yeni mücadele alanı uzlaştırmaya direnmek
13.11.2018
İktidarın kadınlara uyguladığı psikolojik şiddet
8.11.2018
Ya saymayı bilmiyorsunuz…
6.11.2018
Hanife’nin katilleri saymakla bitmez!
1.11.2018
İstihdam, ekonomik eşitlik, nafaka
30.10.2018
Yasama maratonu ve nafaka karşıtlarının ikna turları
25.10.2018
Ret edilen EYT önergesinin düşündürdükleri
23.10.2018
Hanımlar beyleri ikna edecek, marş marş!
18.10.2018
Kürtler muhtar bile mi olamayacak?
16.10.2018
İki tabut
12.10.2018
Nafakada yeni politika: Boşanmayın barışın!
9.10.2018
Nafaka çalıştayı, sistem, demokrasi
4.10.2018
Nafakayı 217 yıl sonra konuşalım!
2.10.2018
McKinsey danışmanlığı ve eril şiddet aynı aklın ürünü
25.9.2018
Çakıcı affı ya da siyasetin açmazı
23.9.2018
Aşure mesajı ne yana Alevi açılımı ne yana düşer?
19.9.2018
Siyasetin sağı solu
15.9.2018
Karma eğitim, cinsiyetçilik ve sosyo-biyoloji
12.9.2018
İnsanın primat yanı
8.9.2018
Dünya malı erkeğe ahlak kadına mülk!
5.9.2018
Devleti, otoriteyi put edinen dindarlık
1.9.2018
Çocuk feryadıyla yürütülen kampanya
29.8.2018
Nafaka 'sorun' değil, sorumluluk mecburiyeti
25.8.2018
Sektörde ve dizide taciz
22.8.2018
Gözü yaşlı bayram
4.8.2018
Keşke yürüselerdi, keşke herkes yürüse
1.8.2018
İktidarın kadın haklarıyla imtihanı
28.7.2018
Din-Devlet çatışmasında turnusol: Kadın Hakları
25.7.2018
Devşirilen Din: Milli Görüşten Ulusalcı İslama Evriliş
21.7.2018
İdeoloji ve akçeli işler
18.7.2018
Soykırımın ayak sesi: Assam yeni Arakan mı?
14.7.2018
Patronları ve eril zihniyeti koruma bakanlığı
11.7.2018
Bindiğimiz alamet gittiğimiz…
7.7.2018
Yazar onur için değilse ne için yazar?
4.7.2018
İdam, hadım, kayıplar ve deli sorula
30.6.2018
Rant ekonomisinin düsturu: Çıkınca merdiveni çek!
27.6.2018
Galip sayılır bu yolda mağlup
23.6.2018
Kadınların sandık motivasyonu
20.6.2018
Seçimden önce yardımcısını, ekibini tanıtan kazansın
16.6.2018
Nefisle imtihan sonrası şükür bayramı
13.6.2018
Vesayetin İnce ayarı
9.6.2018
Erdoğan Demirtaş'ı neden desteklemeliydi?
6.6.2018
Cumhur İttifakının seçim vaadi: FETÖ’ye, tacizciye af; Kürde inkâr
2.6.2018
İYİ Parti ve 2K sorunu
31.5.2018
HDP'de organizasyon değil ama moral, motivasyon yerinde
30.5.2018
Seçim beyannamelerinde kadın ve eşitlik -2 - CHP
23.5.2018
Kadınların alkışını sadece HDP hak ediyor
16.5.2018
Bitmeyen şarkı: Adalet arayışı ve seçim ilişki
12.5.2018
Ey siyaset! Kadın hakları tali mesele değil...
9.5.2018
Münafıktan tövbeye arka bahçe seçim yatırımları
5.5.2018
Akşener, milliyetçilik ve HDP karşıtlığı
25.4.2018
Erdoğan neden seçilmemeli?
21.4.2018
Baskın, her zaman basanın olmayabilir
18.4.2018
Nafaka, istismar, kadın düşmanlığı
14.4.2018
'Çocuk kabul edilen' cinsel istismarın fail tarafı
11.4.2018
Ceza yüz kırk yıl olsa ne!
7.4.2018
Dillerin altında ne baklalar gizli
4.4.2018
Deizm sanılan belli ki riyakar dindarlığa itiraz
31.3.2018
Beş yıl kaçana iyi hal indirimi
28.3.2018
'Ankara kriterleri'nin ilki suskun başkent
24.3.2018
Kadın düştüğü yerden kalkarken
21.3.2018
Güncellemeden önce lazım olan hukuk
18.3.2018
Güncelleme 'mihne' olmasın
14.3.2018
Babasız çocuklar diyarı
10.3.2018
New York tekstil grevinden bugüne değişenler, değişmeyenler
7.3.2018
İstismarda hukuki boşluk: Akran şiddeti ve akran deneyimi kavramları
4.3.2018
Komisyon cinsellikle istismarı karıştırıyor
24.2.2018
İstismarın istismarı: Kastrasyon ve zina
21.2.2018
Sapık değil o beyler! İçinizden biri!
14.2.2018
Cinsel şiddeti meşrulaştıran devlet
10.2.2018
İnsana kıymak gibi çocuk hevesini söndürmek
7.2.2018
CHP kurultayından çıkan sonuç: Demokrasinin taşıyıcısı hâlâ sadece HDP
3.2.2018
Bunlar suçsa ört ki ölem
31.1.2018
Acil durumda eril şiddete nasıl müdahale etmeli?
27.1.2018
'Zeytin Dalı' gerçekten memleket meselesi mi?
24.1.2018
‘Kardeşim Esad’a zeytin dalı
17.1.2018
Bir kadın seçildiğinde...
10.1.2018
Diyanete sorular
6.1.2018
Sizin 'kutsal aile'nizdi, o minicik tabutlarla defnedilen
3.1.2018
Hijap baskısı gevşerken ikna odalarıyla İran
30.12.2017
Artık ben bir sosyal vebalıyım
27.12.2017
Sorunlar torunlara havale
24.12.2017
Şeklen Ceditçi zihnen Selefî
20.12.2017
Erkek SMS ile 'boş ol' dediğinde
13.12.2017
Boş ol çirkinliği size ismet hakkı bize
2.12.2017
Bir daha ‘can’ımız yanmasın
29.11.2017
Türkiye'de 137 sığınma evi var, en az 8 bin olmalı
25.11.2017
Eril Şiddetle Mücadele Günü
22.11.2017
Fişlenme değil sevgi gerek çocuklara
18.11.2017
Eril şiddeti kutsuyorsunuz aile bahane
8.11.2017
Örümcek ağı adaletine de hayır
1.11.2017
Kadın karşıtı kardeşlik: Din, bilim ve iktidar-4
28.10.2017
Kadın karşıtı kardeşlik: Din, bilim ve iktidar - III
25.10.2017
Kadın karşıtı kardeşlik: Din, bilim ve iktidar-2
21.10.2017
Kadın karşıtı kardeşlik: Din, bilim ve iktidar - 1
18.10.2017
Kerkük yeni Halep olmasın
14.10.2017
Büyükada iddianamesi ve hukukun olağan işleyişi
11.10.2017
Müftülük nikah yetkisi kimin yararına?
7.10.2017
Acillere acil müdahale ihtiyacı
4.10.2017
Dindarın dinden çıkaran kibri
1.10.2017
Neden o, M.A.A? Ya da kimse masum değil!
27.9.2017
Kürt bağımsızlığında Kerkük düğümü
20.9.2017
Viral eğitimle sürdürülebilir insansızlık mümkün
16.9.2017
Nevin: Hiçbir şeyi gönüllü yaşamadım
13.9.2017
Bizim kahraman savcımız
9.9.2017
Siyasetin ensestle imtihanı
6.9.2017
Ensest magazin veya şöhret aracı mı?
3.9.2017
Doğu'dan yükselen çığlık
30.8.2017
Yıldırım Kemal Şehitliği
26.8.2017
Çekilsin o tuğla yıkılsın duvarlar
23.8.2017
Adını ağzınıza alın artık
19.8.2017
Ey AK Partili! Hayal ettiğin toplum bu muydu?
16.8.2017
Tecridî tedrisat
12.8.2017
Yanlış iliklenen düğme
9.8.2017
Size bu hakkı kim veriyor?
5.8.2017
Edep! Ya! Hu!
2.8.2017
Sözlü beyan eski hastalık
29.7.2017
Müftülüklere nikah yetkisi
26.7.2017
İtaat değil itizal gerek
22.7.2017
Karanlığın rengi
19.7.2017
Bitmeyen 28 Şubat yapmışlar
15.7.2017
Korku dengesi
12.7.2017
Canparemizi İlknur’umuzu bize geri verin
5.7.2017
Nuriye ve Semih 119'uncu günde
1.7.2017
Şeytanı bol olsun
24.6.2017
Ramazandan bayrama kalanlar
21.6.2017
Etik ve demokratik açıdan sivil toplum ve 'Adalet Yürüyüşü'
17.6.2017
Tecavüzcünün ekmeğine yağ sürme!
14.6.2017
Peki ya sosyal kalkınma?
7.6.2017
Kadına yönelik şiddet, dayanışma zorunluluğu ve engeller
3.6.2017
Usule ilişkin sorular
31.5.2017
Demokrasi ve kadına yönelik şiddetle mücadele
27.5.2017
Üzerinde her canın hakkı var
24.5.2017
Ve terörün kazandığı an!
17.5.2017
Savaşın haini barışın mimarı: Siyah Giyen Kadınlar
10.5.2017
Kaza değil, kader değil, cinayet bu
26.4.2017
Yine denetim ve yeni demokrasi arayışı
22.4.2017
Büyük resim ya da asıl komplo
19.4.2017
Ekmek, aş niyetine payımıza düşen çile
5.4.2017
Kerkük, çilesi bitmeyen şehir
1.4.2017
'Hayır'dan sonra yeni anayasadan önce
29.3.2017
Beş yıllığına “anahtar teslim ülke” referandumu
26.3.2017
Değişiklik paketindeki 'iyi şeyler', ne kadar iyi?
22.3.2017
Hak, Adalet ve Vicdan için 'Hayır'
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Kod8
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları



Kod8