Çocuk feryadıyla yürütülen kampanya


1.9.2018 - Bu Yazı 700 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 İcralık çocuklar kavramsallaştırmasıyla gündeme taşınan çocukların üstün yararını gözeten yok. Anne baba da olsa, sivil toplum faaliyeti de olsa, gazetecilik örneği de olsa, yetişkinler kendi çıkarlarının peşinde.

İcra yoluyla velayet hakkına sahip olduğu çocuğunu teslim almak yönünde işlem yapan anne ve ona gitmek istemeyerek feryat eden çocuk, çocuğun yanında basın mensuplarına annesi aleyhine ithamlar seslendiren baba, son günlerin en çok konuşulan haberlerinden. İçimizi kanatan sosyal yaralardan birisi boşanmış ailelerin hukuk kararlarına uymayışı ve çocuğu diğer ebeveynle görüşme hakkından mahrum bırakışı.

Anneye velayet hakkın tanınmasına karşı çıkan bir kesim de bu acı tabloyu “icralık çocuklar” kavramıyla ve kadın aleyhine alabildiğine kullanıyor. Basın desteği de çok yüksek. Duygu sömürüsüyle kamuoyu vicdanını kanırtarak kendilerine haklılık alanı yaratmak için çocuk feryatlarını basına servis ediyorlar. Sadece ebeveynin bilgisiyle sınırlamadan, çocuğun adıyla resmiyle ve çığlıklarıyla yapılıyor haberler. Hatta içinde ulusal-yerel  görsel-yazılı pek çok medya kuruluşu toplumu ajite ederek işledi olayı. Bu arada asıl yarayı çocuk aldı ve kimse umursamadı bu tedavisi zor travmayı.

Tıpkı boşanmış ailelerin birbirlerinden çocuğu kullanarak intikam alması gibi. İcra yoluyla çocuk teslimi usulünün değişmesini isteyenler de kampanyalarında çocukları kullanmaktan çekinmiyor. Çocuk, ebeveynin elinde diğerine had bildirme aracıyken aynı çarpık zihniyetle yürütülen kampanyanın elinde ise karar vericileri etkilemek için kamuoyu yaratma aracı, gündem malzemesi.

Ne çok olay var böyle…

İcralık çocuklar kavramsallaştırmasıyla gündeme taşınan çocukların üstün yararını gözeten yok. Anne baba da olsa, sivil toplum faaliyeti de olsa, gazetecilik örneği de olsa, yetişkinler kendi çıkarlarının peşinde.

Okul çağındaki çocuk iki hafta sonra arkadaşlarıyla buluştuğunda ne tür zorluklar yaşayacak bu haberler nedeniyle kimsenin dikkat ettiği yok. Haberlerde ismiyle resmiyle, video görüntüleriyle yer alışı, kırılgan ruhuna taşıması zor bir yük daha bindirmiş oldu. Ebeveynleri arasındaki çatışmalı, gergin süreçler, çocukların duygusal gelişimini çok olumsuz etkilediği için habere konu yavrumuzun, yaşadığı sıkıntıları tahmin etmek zor değil. Topluma düşen hayatını kolaylaştıracak önlemleri almak için çocuğu öncelemek. Ama bakanlık bile olaya müdahil olacağı beyanında çocuğun kimliğini açıklamaktan çekinmemiş. Bu ne aymazlık? Bu ne iş bilmezlik?

Üstelik haber başlıklarında, TV anonslarında gerçek çarpıtılarak sunuldu genel olarak. Çünkü olayın aslı çocuğuyla kişisel ilişki kurma hakkını kullanan babanın, görüşme süresi dolduğunda velayet sahibi anneye çocuğu teslim etmeyişi. Anne, yasal hakkını icra dairesi vasıtasıyla kullanmış ve çocuğunu teslim almak istemiş. Hukuka uymayan, hak ihlali yapan erkek, basında “mağdur baba” rolüne sokuluvermiş. Ajite edici başlıklar ise “icra yoluyla çocuğu elinden alınan baba” hakkında. Yetmemiş yargı kararını çiğneyen yani bu olayda suçlu olan erkek ağzından çıkan sözler gerçeğin ta kendisiymiş gibi haber yapılarak kadın itibarsızlaştırılmak istenmiş. Çocuğunun iyiliğini düşünen bir baba, çocuğun yanında basın mensuplarına yüksek sesle annesini kötüler mi? Annesinin haysiyetiyle basın önünde oynanan çocuk, babayla geçirdiği bir ay süresinde annesi aleyhine ne denli işlenmiştir, kim bilir? Bunu yargı aşamasında psikiyatri uzmanları anlayabilir belki.

Boşanma istatistikleri yayınlanır TÜİK tarafından. Herkes feryat figan “aile bitmiş” demeçleriyle boşanmaları önlemeye çalışır. Oysa boşanmaların biçimi, sayısından daha önemli… Özellikle çocuğun yararı için medeni ilişkilerin sürdürülmesini mümkün kılacak, karşılıklı iyi niyetle boşanmaların sayısını arttıracak tedbirler üzerinde konuşmalıyız. BoşanMA komisyonunun işi bu olmalıydı mesela. Boşanmaları önlemeyi değil nizalı boşanmaları azaltmayı dert edinmeliydi.

Tartışmalı, gerilimli, huzursuz aile ortamında yaşamak çocuk için ne kadar sakıncalıysa, boşanma sonrası ebeveynin diğerine karşı çocuğu silah olarak kullanması da aynı derecede zararlı. Çocuğun yararını gözeterek kişisel ilişki kurma hakkı tanıyan hukuk, bu hakkın usulüne uygun kullanımı için de aile mahkemelerini görevlendirebilir. Yargı kararına uymayan ebeveyn, kadın da olsa erkek de olsa çocuğun yararını değil kendi kişisel hırslarını öncelediği için hukuki yaptırımlarla baskı altına alınabilir.

Ancak çocuk feryadını kendi kampanyaları için araçsallaştıranların istediği gibi icra dairesinin çocuk teslimi konusunda devreden çıkarılmasının çok sayıda mahzuru olabilir. Hukuk bu konuda icra dairelerini yetkilendirdiği için işlem hukuk kanalıyla yürütülüyor şu an. İcra memuru yanında bir pedagog veya sosyal hizmet uzmanıyla zabıt tutarak gerçekleştiriyor. Kampanyayı yürütenlerin istediği ise icra dairesine her görüşme hakkı kullanımı sırasında para yatırmaktan kurtulmak. Bakanlık görevlilerince icra dairesinin işinin üstlenilmesini talep ediyorlar. Seçimlerden önce iktidar çevrelerinden sızan bilgiler de bu yönde düzenleme yapılacağı şeklindeydi. Yargısal düzenlemeyle yürüyen bir işlemin daha hukuk by-pass edilerek, yetkinin yargıdan alınıp merkezi bürokrasiye verilmesi demek bu talep. Doğrudan velayet hakkı gibi hukuki bir konunun yargı denetiminden çıkarılması, bürokrasinin yetkisinin arttırılarak etki gücünün yükseltilmesiyle sonuçlanır. Akla bile gelmeyen pek çok sorun yaratır, zaman içinde. İlkesel tutumla hukuki konularda bürokrasinin yetkilendirilmesine yol açacak uygulamalardan kesinlikle kaçınılmalı.
Çocukları ebeveynin araç olarak kullanmasını önlemek için velayet konusundaki düzenlemelerin, periyodik sosyal görüşmeci raporları eşliğinde aile mahkemesi tarafından sıklıkla gözden geçirilmesi yerinde olacaktır.

Ebeveyne ve çocuğa psikolojik destek aile mahkemesinin yönlendirmesiyle boşanma sonrası gündeme gelmeli, eski eşler kişisel intikam duygularından uzaklaştırılıp çocuğun yararını düşünmeye odaklanmak yönünde teşvik edilip gerekirse hukuki yaptırımlarla bu yönde zorlanmalı.

İcra dairesine yatırılan paranın çocukla görüşme usulünce tamamlanıp, süresinde teslimi gerçekleştikten sonra iadesi mümkün kılınabilir, belki bu yönde bir düzenleme ihtiyacı karşılar. İcra daireleri çocuk görüşmesi için ödenen rakamı adi emanet hesabında muhasebeleştirip kolaylıkla iadesini sağlayabilir.

Her halükarda “icralık çocuklar” kampanyası yürütenlerin çocukları ajitasyon aracına dönüştürerek bir kez daha örselemesi engellenmeli.

.

Facebook Yorumları

Emlak8
29.05.2019
Açlık grevi hakkında söylenmeyenleri söyleme zamanı
23.05.2019
Müzeyyen Boylu’nun çocukları nerede?
21.05.2019
Allah kadını dövün demiyor
16.05.2019
İYİ Parti'nin sessizliği
9.05.2019
İmamoğlu kolları sıvadığında
30.04.2019
İçinde sığınma evi geçmeyen bir sığınma evi çığlığı
23.4.2019
Bodrum, Bodrum Kadın Dayanışması ve KöyBox
18.4.2019
Kışlar var baharlar içre
4.4.2019
Biraz da dertleşelim
2.4.2019
Şiddet dili out sükûnet ve güleryüz in
28.3.2019
İmama küsüp camiye gitmemezlik yapmayın
19.3.2019
Hıristiyan terörist ve Ayasofya
14.3.2019
Dindar algıda EŞcinsellik terörü(!)
26.2.2019
Uygur’un ve Kürt’ün çile kardeşliği
19.2.2019
Çift hukukluluk tehlikesi kapıda mı?
14.2.2019
Erken evlilik lobisine dinden bakış
12.2.2019
Medya hukuk siyaset kıskacında kız çocuğu
5.2.2019
Kadınsız yerellerde bağımsız kadın meclisleri
29.1.2019
Sivil toplum, demokratik yönetişim, Turan Hançerli
24.1.2019
Kadınlar belediye başkanı olmalı! Çünkü…
22.1.2019
İktidarların beden politikası ve başörtülü kadın
15.1.2019
'Belediyeleri Kadınlarla Sınamak'
10.1.2019
Birine mansıp birine cezaevi
4.1.2019
Eşcinsellere şiddeti reva gören dindarlık
27.12.2018
Boşanma, nafaka, erken evlilik aynı tezgahın ürünü
25.12.2018
Çocuk koruma yerine şiddet savunuculuğu
20.12.2018
Psikolojik şiddet politikasıyla seçime doğru
18.12.2018
Kadın beyanı karşıtlığında Dilipak aşaması
13.12.2018
Kent yaşamı için kadınlar ve hak savunucuları
11.12.2018
Fişlemenin resmileştiği ülkenin değerler eğitimi
6.12.2018
Hak verilmez teslim edilir
4.12.2018
Engel biziz
29.11.2018
‘Şehrin anası, analar’ devrini açma zamanı
27.11.2018
Sosyo-klinik arıza olarak eşitlik ve adalet karşıtlığı
22.11.2018
Kendimizi emanet edemediğimiz hukuk
20.11.2018
Basit bir ziyaret mi misyon-vizyon sorunu mu?
16.11.2018
Avrupa Ordusu, kime yarar?
15.11.2018
Yeni mücadele alanı uzlaştırmaya direnmek
13.11.2018
İktidarın kadınlara uyguladığı psikolojik şiddet
8.11.2018
Ya saymayı bilmiyorsunuz…
6.11.2018
Hanife’nin katilleri saymakla bitmez!
1.11.2018
İstihdam, ekonomik eşitlik, nafaka
30.10.2018
Yasama maratonu ve nafaka karşıtlarının ikna turları
25.10.2018
Ret edilen EYT önergesinin düşündürdükleri
23.10.2018
Hanımlar beyleri ikna edecek, marş marş!
18.10.2018
Kürtler muhtar bile mi olamayacak?
16.10.2018
İki tabut
12.10.2018
Nafakada yeni politika: Boşanmayın barışın!
9.10.2018
Nafaka çalıştayı, sistem, demokrasi
4.10.2018
Nafakayı 217 yıl sonra konuşalım!
2.10.2018
McKinsey danışmanlığı ve eril şiddet aynı aklın ürünü
25.9.2018
Çakıcı affı ya da siyasetin açmazı
23.9.2018
Aşure mesajı ne yana Alevi açılımı ne yana düşer?
19.9.2018
Siyasetin sağı solu
15.9.2018
Karma eğitim, cinsiyetçilik ve sosyo-biyoloji
12.9.2018
İnsanın primat yanı
8.9.2018
Dünya malı erkeğe ahlak kadına mülk!
5.9.2018
Devleti, otoriteyi put edinen dindarlık
1.9.2018
Çocuk feryadıyla yürütülen kampanya
29.8.2018
Nafaka 'sorun' değil, sorumluluk mecburiyeti
25.8.2018
Sektörde ve dizide taciz
22.8.2018
Gözü yaşlı bayram
4.8.2018
Keşke yürüselerdi, keşke herkes yürüse
1.8.2018
İktidarın kadın haklarıyla imtihanı
28.7.2018
Din-Devlet çatışmasında turnusol: Kadın Hakları
25.7.2018
Devşirilen Din: Milli Görüşten Ulusalcı İslama Evriliş
21.7.2018
İdeoloji ve akçeli işler
18.7.2018
Soykırımın ayak sesi: Assam yeni Arakan mı?
14.7.2018
Patronları ve eril zihniyeti koruma bakanlığı
11.7.2018
Bindiğimiz alamet gittiğimiz…
7.7.2018
Yazar onur için değilse ne için yazar?
4.7.2018
İdam, hadım, kayıplar ve deli sorula
30.6.2018
Rant ekonomisinin düsturu: Çıkınca merdiveni çek!
27.6.2018
Galip sayılır bu yolda mağlup
23.6.2018
Kadınların sandık motivasyonu
20.6.2018
Seçimden önce yardımcısını, ekibini tanıtan kazansın
16.6.2018
Nefisle imtihan sonrası şükür bayramı
13.6.2018
Vesayetin İnce ayarı
9.6.2018
Erdoğan Demirtaş'ı neden desteklemeliydi?
6.6.2018
Cumhur İttifakının seçim vaadi: FETÖ’ye, tacizciye af; Kürde inkâr
2.6.2018
İYİ Parti ve 2K sorunu
31.5.2018
HDP'de organizasyon değil ama moral, motivasyon yerinde
30.5.2018
Seçim beyannamelerinde kadın ve eşitlik -2 - CHP
23.5.2018
Kadınların alkışını sadece HDP hak ediyor
16.5.2018
Bitmeyen şarkı: Adalet arayışı ve seçim ilişki
12.5.2018
Ey siyaset! Kadın hakları tali mesele değil...
9.5.2018
Münafıktan tövbeye arka bahçe seçim yatırımları
5.5.2018
Akşener, milliyetçilik ve HDP karşıtlığı
25.4.2018
Erdoğan neden seçilmemeli?
21.4.2018
Baskın, her zaman basanın olmayabilir
18.4.2018
Nafaka, istismar, kadın düşmanlığı
14.4.2018
'Çocuk kabul edilen' cinsel istismarın fail tarafı
11.4.2018
Ceza yüz kırk yıl olsa ne!
7.4.2018
Dillerin altında ne baklalar gizli
4.4.2018
Deizm sanılan belli ki riyakar dindarlığa itiraz
31.3.2018
Beş yıl kaçana iyi hal indirimi
28.3.2018
'Ankara kriterleri'nin ilki suskun başkent
24.3.2018
Kadın düştüğü yerden kalkarken
21.3.2018
Güncellemeden önce lazım olan hukuk
18.3.2018
Güncelleme 'mihne' olmasın
14.3.2018
Babasız çocuklar diyarı
10.3.2018
New York tekstil grevinden bugüne değişenler, değişmeyenler
7.3.2018
İstismarda hukuki boşluk: Akran şiddeti ve akran deneyimi kavramları
4.3.2018
Komisyon cinsellikle istismarı karıştırıyor
24.2.2018
İstismarın istismarı: Kastrasyon ve zina
21.2.2018
Sapık değil o beyler! İçinizden biri!
14.2.2018
Cinsel şiddeti meşrulaştıran devlet
10.2.2018
İnsana kıymak gibi çocuk hevesini söndürmek
7.2.2018
CHP kurultayından çıkan sonuç: Demokrasinin taşıyıcısı hâlâ sadece HDP
3.2.2018
Bunlar suçsa ört ki ölem
31.1.2018
Acil durumda eril şiddete nasıl müdahale etmeli?
27.1.2018
'Zeytin Dalı' gerçekten memleket meselesi mi?
24.1.2018
‘Kardeşim Esad’a zeytin dalı
17.1.2018
Bir kadın seçildiğinde...
10.1.2018
Diyanete sorular
6.1.2018
Sizin 'kutsal aile'nizdi, o minicik tabutlarla defnedilen
3.1.2018
Hijap baskısı gevşerken ikna odalarıyla İran
30.12.2017
Artık ben bir sosyal vebalıyım
27.12.2017
Sorunlar torunlara havale
24.12.2017
Şeklen Ceditçi zihnen Selefî
20.12.2017
Erkek SMS ile 'boş ol' dediğinde
13.12.2017
Boş ol çirkinliği size ismet hakkı bize
2.12.2017
Bir daha ‘can’ımız yanmasın
29.11.2017
Türkiye'de 137 sığınma evi var, en az 8 bin olmalı
25.11.2017
Eril Şiddetle Mücadele Günü
22.11.2017
Fişlenme değil sevgi gerek çocuklara
18.11.2017
Eril şiddeti kutsuyorsunuz aile bahane
8.11.2017
Örümcek ağı adaletine de hayır
1.11.2017
Kadın karşıtı kardeşlik: Din, bilim ve iktidar-4
28.10.2017
Kadın karşıtı kardeşlik: Din, bilim ve iktidar - III
25.10.2017
Kadın karşıtı kardeşlik: Din, bilim ve iktidar-2
21.10.2017
Kadın karşıtı kardeşlik: Din, bilim ve iktidar - 1
18.10.2017
Kerkük yeni Halep olmasın
14.10.2017
Büyükada iddianamesi ve hukukun olağan işleyişi
11.10.2017
Müftülük nikah yetkisi kimin yararına?
7.10.2017
Acillere acil müdahale ihtiyacı
4.10.2017
Dindarın dinden çıkaran kibri
1.10.2017
Neden o, M.A.A? Ya da kimse masum değil!
27.9.2017
Kürt bağımsızlığında Kerkük düğümü
20.9.2017
Viral eğitimle sürdürülebilir insansızlık mümkün
16.9.2017
Nevin: Hiçbir şeyi gönüllü yaşamadım
13.9.2017
Bizim kahraman savcımız
9.9.2017
Siyasetin ensestle imtihanı
6.9.2017
Ensest magazin veya şöhret aracı mı?
3.9.2017
Doğu'dan yükselen çığlık
30.8.2017
Yıldırım Kemal Şehitliği
26.8.2017
Çekilsin o tuğla yıkılsın duvarlar
23.8.2017
Adını ağzınıza alın artık
19.8.2017
Ey AK Partili! Hayal ettiğin toplum bu muydu?
16.8.2017
Tecridî tedrisat
12.8.2017
Yanlış iliklenen düğme
9.8.2017
Size bu hakkı kim veriyor?
5.8.2017
Edep! Ya! Hu!
2.8.2017
Sözlü beyan eski hastalık
29.7.2017
Müftülüklere nikah yetkisi
26.7.2017
İtaat değil itizal gerek
22.7.2017
Karanlığın rengi
19.7.2017
Bitmeyen 28 Şubat yapmışlar
15.7.2017
Korku dengesi
12.7.2017
Canparemizi İlknur’umuzu bize geri verin
5.7.2017
Nuriye ve Semih 119'uncu günde
1.7.2017
Şeytanı bol olsun
24.6.2017
Ramazandan bayrama kalanlar
21.6.2017
Etik ve demokratik açıdan sivil toplum ve 'Adalet Yürüyüşü'
17.6.2017
Tecavüzcünün ekmeğine yağ sürme!
14.6.2017
Peki ya sosyal kalkınma?
7.6.2017
Kadına yönelik şiddet, dayanışma zorunluluğu ve engeller
3.6.2017
Usule ilişkin sorular
31.5.2017
Demokrasi ve kadına yönelik şiddetle mücadele
27.5.2017
Üzerinde her canın hakkı var
24.5.2017
Ve terörün kazandığı an!
17.5.2017
Savaşın haini barışın mimarı: Siyah Giyen Kadınlar
10.5.2017
Kaza değil, kader değil, cinayet bu
26.4.2017
Yine denetim ve yeni demokrasi arayışı
22.4.2017
Büyük resim ya da asıl komplo
19.4.2017
Ekmek, aş niyetine payımıza düşen çile
5.4.2017
Kerkük, çilesi bitmeyen şehir
1.4.2017
'Hayır'dan sonra yeni anayasadan önce
29.3.2017
Beş yıllığına “anahtar teslim ülke” referandumu
26.3.2017
Değişiklik paketindeki 'iyi şeyler', ne kadar iyi?
22.3.2017
Hak, Adalet ve Vicdan için 'Hayır'
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Emlak8
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları



Emlak8
Emlak8.Net