İstanbul’un seçiminde dindar kadınların rolü


25.06.2019 - Bu Yazı 151 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Oy akışkanlığıyla siyaset, biraz da bileşik kaplar teorisine benzer zaten. Ülkemiz şartlarında akışkanlık da özellikle sağ seçmenin tercih değiştirmesiyle yaşanır. Yakın tarih şöyle yüzeyden hatırlandığında bile 1950’den bu yana siyasetin aktörlerini sağ seçmenin belirlediği görülür. Görülür ama sağ seçmenin siyasi tercihini değiştiren etkenlerin neler olduğuna dair yorumlar farklılaşır. Farklı yorum ya da muhtelif rivayetler arasında ekonomik şartlar baskın çıkar genellikle. Değişim arzusunun anası, seçmenin cebi, mutfağı olarak görülür ki hiç mi hiç katılmıyorum. Ekonomide bir alarm belirdiği vakit aslında sağ seçmen “dereyi geçerken at değiştirilmez” sözü uyarınca ekonomik dar boğaz aşılana kadar iktidar değişikliğinden uzak durma eğilimine girer. Sabreder. Ayırt edici vasfı sabrıdır, sağ seçmenin.

Ekonomik sorunlar henüz sağ seçmenin sabır taşını çatlatacak düzeye ulaşmış değil. Dolayısıyla bugün Ekrem İmamoğlu’na dokuz puanlık farkla kazandıran dinamikler arasında önemli bir unsur saymamız kaçınılmaz olan sağ seçmenin tercihinde başka etkenlerin yer aldığı açık. 2002’de AKP’yi iktidara taşıyan demokrasi arayışı, bugün Ekrem İmamoğlu’nun şahsında tecelli ederek onu İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı’na taşıdı. Geçmiş Beylikdüzü tecrübesine duyulan güven ve demokrasi, hak, hukuk, adalet söylemi üzerine kurulu kampanyasındaki inandırıcı üslubuyla samimi bulunuşu onun 31 Mart’ta öne geçmesini sağlamıştı. 23 Haziran’a kadar yaşananlarla farkı dokuz puana yükselten ise AKP ve Cumhur İttifakı’nın içine düştüğü kibir çukuruydu. Seçmenin aklıyla alay eden iddialarla seçimlerin yenilenmesi yönünde yargıya yapılan baskılar, sandığa dokuz puan fark olarak yansıdı. Son yıllarda sergilenen anti demokratik yönetim ve yapılan haksızlıklar muhafazakar seçmene “biraz daha sabredelim, düzelir, düzeltirler belki” dedirtiyordu. Kendisine verilen bu şansı idrak edemedi iktidar. Hâlâ mazlum rolü oynamaya cüret eden mütekebbir muktedirin, son yılların kötü yönetimini olumsuz anlamda taçlandıran seçim kampanyasıyla layığını bulduğu söylenebilir.

Garip olan içinden geldikleri muhafazakar kitlenin siyasi şantaja eyvallahı olmadığını, muktedirin işaretinin tersini yapma eğilimini unutmuş olmaları. İktidar, muktedirleri bu denli değiştirdiğinde seçmen onları oylarıyla düzeltir. İstanbul’un seçiminden ders alarak düzelirlerse ne âlâ. Binali Yıldırım’ın, hemen 19:15’de kameraların karşısına geçerek seçim sonucunu ilk ilan eden kişi olması ve rakibini tebrik ediş olgunluğu, bu yönde bir ihtimalin varlığını düşündürdü ilk anda. Ancak, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın sosyal medya üzerinden yaptığı ilk açıklamalar, köprülerin altından akan suların idrakinde olmadığını düşündürür nitelikte. Gerçi İmamoğlu dokuz puan farkla sadece Belediye Başkanlığını değil aynı zamanda Cumhurbaşkanının ağzından, ismini kazanmayı da başarmıştı ama demokrasi ve hukuk namına hiçbir şeyin değişmeyeceği de anlaşılıyordu, ilk mesajlardan. AKP tabanının son yıllarda “Tayyip Bey’in kendisi iyi çevresi kötü” şeklinde dile getirdiği reis korumacı hüküm de bu mesajlardan sonra yerle yeksan olmak üzere kanaatimce.

Sağ seçmenin demokratikleşme arzusuna uyumlu yönetim sergileme ihtimali kalmadığı anlaşılan iktidara karşı en yakın genel seçime kadar sabredileceği ortada. Bu süreyi iktidarın nasıl kullanacağına bağlı olarak siyasetin baskın aktörleri belki değişir ama kesin olan şu ki belirleyici yine demokrasi, hukuk ve temel haklar, hak ihlalleri olacak. Gezi Davası’nın nasıl sonuçlanacağı, yargıya siyasi müdahalenin baskın olup olmamasına dair haberlerin ayyuka çıkışı önemli etkenlerden olacak kuşkusuz. Daha önemlisi Kürt politikası ve eşitlikçi, demokratik çözümle barışa doğru adımların atılıp atılmayacağı olacak. Özellikle iktidarın HDP’yi terörize etme gayretinin sonlanması, meşru siyasi parti olarak mesela Meclis televizyonunda grup toplantılarının, TRT’de haberlerinin yayınlanması, seçim sonucunu doğru değerlendirdiklerini düşündürebilir. Fakat ilk mesajın verdiği ipucuyla somutlaşan Cumhur İttifakı’ndaki çatlak, bu adımlara izin vermeyebilir.

Demokrasinin diğer bir taşıyıcısı bugün kadınlar. Kadın haklarına yönelik tehditlerin, sağ seçmenin de kabul edemeyeceği seviyeye çıkmasıyla İstanbul’un seçimi arasındaki ilişkiyi kurmak gerekir. Özellikle Nafaka Hakkı Kadın Platformu’nun son günlerde başlattığı imza kampanyası, seçim gündeminden azade kadınların kendi gündemi peşinde koşması sanılanın aksine seçim sürecini oldukça güçlü şekilde etkiledi. Sağ seçmenin kanaat önderleri arasında yer alan tanınmış kadınların da ilk yüz imzacı arasında yer alışı, imza verenlerin bu gidişe dur deme zamanı geldiği, düşüncesine sahip olduklarını gösterdi. Aynı zamanda bu isimlerin kanaatlerini benimseyen kitlenin de artık yeter demek yönündeki refleksini harekete geçirdi sanıyorum. Yandaş medyanın hışmından korumak üzere isimleri öne çıkarılmayan etkili, camiada söz ve fikir sahibi kadınların varlığı, Nafaka Hakkına Dokunma imza kampanyasına, kadın hakları konusunda titiz dindarların desteğini mümkün kıldı.

Kadınların gündemi, demokratik ve hak temelli taleplerle yürüdüğünden ve seçim kampanyalarından tamamen uzak duruşuna rağmen eş zamanlı yürüyüşü, buradaki konunun gerçek bir sorun olduğunu seçmene gösterdi. İçinde ilahiyatçılardan sanatçılara, yazarlardan ressamlara, hukukçulardan mühendislere ve akademisyenlere kadar geniş yelpazede yüz tanınmış kadının imzasıyla başlayan kampanya sürüyor. İlk yirmi dört saatte dört bin imzayı ve on günde on bin imzayı açmış olan kampanya sürüyor. Kampanya hızının artarak devamı önümüzdeki sürecin yönünü belirleyen etkenlerden olacak. Ülkedeki demokrasi talebinin yükselişi, kadın kazanımlarına daha güçlü sahip çıkmayla ilişkili bence…

Hep umut ve tahmin ediyordum, İstanbul’un tercihi İmamoğlu’ndan yana tecelli ederse iktidarın, nafaka başta olmak üzere kadın karşıtı düzenlemelere yönelemeyeceğini. Son kampanyada dindar, muhafazakar çevrelerce güvenilir bulunan, tanınmış kadınların da yer alması, geniş kesimlerin imza verişini kolaylaştırmıştı. Şimdi bu ivmenin güçlenerek devamıyla tahminlerimin gerçekleşmesini çok daha yüksek bir ihtimal olarak görüyorum. Sağ seçmen nezdinde sağduyusu, vicdanı ve hakkaniyetiyle tanınan özgür düşünce ve eleştirel bakışa sahip kadınların desteği, kampanyanın büyümesinde etkili olduğu gibi İstanbul’un seçimde de düşünce ve ifade hürriyetine, kadın haklarına inanmış kadınların oy tercihi ve çevrelerinde etki gücü önemli rol oynamıştır. Şu halde kampanyanın güçlü bir şekilde devamı ve kadınların ortak sesinin yükselişi önümüzdeki sürecin belirleyeni olacak demektir.

https://nafakahakkinadokunma.com/


Berrin Sönmez kimdir?

Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi mezunu. Aynı üniversitede araştırma görevlisi olarak akademiye geçti. Osmanlı Devleti’nin 1. Dünya Savaşı’na giriş süreci üzerine yüksek lisans tezi yazdı. Halkevi ve kültürel dönüşüm konulu doktora tezini yarıda bırakarak akademiden ayrılıp öğretmenlik yaptı. Daha sonra tekrar akademiye dönerek okutman ve öğretim görevlisi unvanlarıyla lisans ve ön lisans programlarında inkılap tarihi ve kültür tarihi dersleri verdi. 28 Şubat sürecindeki akademik tasfiye ile üniversiteden uzaklaştırıldı. Dönemin keyfi idaresi ve idareye tam bağımlı yargısı, akademik kadroları “rektörün takdir yetkisine” bırakarak tasfiyeleri gerçekleştirdiği ve hak arama yolları yargı kararıyla tıkandığı için açıktan emekli oldu. Sırasıyla Maliye Bakanlığı, Ankara Üniversitesi, Milli Eğitim Bakanlığı ve Afyon Kocatepe Üniversitesi’nde ortalama dört-beş yıl demir atarak çalışma hayatını tamamladı. Kadın, çocuk, insan hakları, demokrasi ve barış savunucusu, feminist-aktivist Berrin Sönmez’in çeşitli dergilerde makale ve denemeleri yayınlanmıştır.

.

Facebook Yorumları

Emlak8
11.07.2019
Ümmet kim? Parçalanan ne?
2.07.2019
Neden kavram ataerki cinayeti olarak değişmeli?
25.06.2019
İstanbul’un seçiminde dindar kadınların rolü
18.06.2019
Beka tutmadıysa FETÖ ithamı cepte
29.05.2019
Açlık grevi hakkında söylenmeyenleri söyleme zamanı
23.05.2019
Müzeyyen Boylu’nun çocukları nerede?
21.05.2019
Allah kadını dövün demiyor
16.05.2019
İYİ Parti'nin sessizliği
9.05.2019
İmamoğlu kolları sıvadığında
30.04.2019
İçinde sığınma evi geçmeyen bir sığınma evi çığlığı
23.4.2019
Bodrum, Bodrum Kadın Dayanışması ve KöyBox
18.4.2019
Kışlar var baharlar içre
4.4.2019
Biraz da dertleşelim
2.4.2019
Şiddet dili out sükûnet ve güleryüz in
28.3.2019
İmama küsüp camiye gitmemezlik yapmayın
19.3.2019
Hıristiyan terörist ve Ayasofya
14.3.2019
Dindar algıda EŞcinsellik terörü(!)
26.2.2019
Uygur’un ve Kürt’ün çile kardeşliği
19.2.2019
Çift hukukluluk tehlikesi kapıda mı?
14.2.2019
Erken evlilik lobisine dinden bakış
12.2.2019
Medya hukuk siyaset kıskacında kız çocuğu
5.2.2019
Kadınsız yerellerde bağımsız kadın meclisleri
29.1.2019
Sivil toplum, demokratik yönetişim, Turan Hançerli
24.1.2019
Kadınlar belediye başkanı olmalı! Çünkü…
22.1.2019
İktidarların beden politikası ve başörtülü kadın
15.1.2019
'Belediyeleri Kadınlarla Sınamak'
10.1.2019
Birine mansıp birine cezaevi
4.1.2019
Eşcinsellere şiddeti reva gören dindarlık
27.12.2018
Boşanma, nafaka, erken evlilik aynı tezgahın ürünü
25.12.2018
Çocuk koruma yerine şiddet savunuculuğu
20.12.2018
Psikolojik şiddet politikasıyla seçime doğru
18.12.2018
Kadın beyanı karşıtlığında Dilipak aşaması
13.12.2018
Kent yaşamı için kadınlar ve hak savunucuları
11.12.2018
Fişlemenin resmileştiği ülkenin değerler eğitimi
6.12.2018
Hak verilmez teslim edilir
4.12.2018
Engel biziz
29.11.2018
‘Şehrin anası, analar’ devrini açma zamanı
27.11.2018
Sosyo-klinik arıza olarak eşitlik ve adalet karşıtlığı
22.11.2018
Kendimizi emanet edemediğimiz hukuk
20.11.2018
Basit bir ziyaret mi misyon-vizyon sorunu mu?
16.11.2018
Avrupa Ordusu, kime yarar?
15.11.2018
Yeni mücadele alanı uzlaştırmaya direnmek
13.11.2018
İktidarın kadınlara uyguladığı psikolojik şiddet
8.11.2018
Ya saymayı bilmiyorsunuz…
6.11.2018
Hanife’nin katilleri saymakla bitmez!
1.11.2018
İstihdam, ekonomik eşitlik, nafaka
30.10.2018
Yasama maratonu ve nafaka karşıtlarının ikna turları
25.10.2018
Ret edilen EYT önergesinin düşündürdükleri
23.10.2018
Hanımlar beyleri ikna edecek, marş marş!
18.10.2018
Kürtler muhtar bile mi olamayacak?
16.10.2018
İki tabut
12.10.2018
Nafakada yeni politika: Boşanmayın barışın!
9.10.2018
Nafaka çalıştayı, sistem, demokrasi
4.10.2018
Nafakayı 217 yıl sonra konuşalım!
2.10.2018
McKinsey danışmanlığı ve eril şiddet aynı aklın ürünü
25.9.2018
Çakıcı affı ya da siyasetin açmazı
23.9.2018
Aşure mesajı ne yana Alevi açılımı ne yana düşer?
19.9.2018
Siyasetin sağı solu
15.9.2018
Karma eğitim, cinsiyetçilik ve sosyo-biyoloji
12.9.2018
İnsanın primat yanı
8.9.2018
Dünya malı erkeğe ahlak kadına mülk!
5.9.2018
Devleti, otoriteyi put edinen dindarlık
1.9.2018
Çocuk feryadıyla yürütülen kampanya
29.8.2018
Nafaka 'sorun' değil, sorumluluk mecburiyeti
25.8.2018
Sektörde ve dizide taciz
22.8.2018
Gözü yaşlı bayram
4.8.2018
Keşke yürüselerdi, keşke herkes yürüse
1.8.2018
İktidarın kadın haklarıyla imtihanı
28.7.2018
Din-Devlet çatışmasında turnusol: Kadın Hakları
25.7.2018
Devşirilen Din: Milli Görüşten Ulusalcı İslama Evriliş
21.7.2018
İdeoloji ve akçeli işler
18.7.2018
Soykırımın ayak sesi: Assam yeni Arakan mı?
14.7.2018
Patronları ve eril zihniyeti koruma bakanlığı
11.7.2018
Bindiğimiz alamet gittiğimiz…
7.7.2018
Yazar onur için değilse ne için yazar?
4.7.2018
İdam, hadım, kayıplar ve deli sorula
30.6.2018
Rant ekonomisinin düsturu: Çıkınca merdiveni çek!
27.6.2018
Galip sayılır bu yolda mağlup
23.6.2018
Kadınların sandık motivasyonu
20.6.2018
Seçimden önce yardımcısını, ekibini tanıtan kazansın
16.6.2018
Nefisle imtihan sonrası şükür bayramı
13.6.2018
Vesayetin İnce ayarı
9.6.2018
Erdoğan Demirtaş'ı neden desteklemeliydi?
6.6.2018
Cumhur İttifakının seçim vaadi: FETÖ’ye, tacizciye af; Kürde inkâr
2.6.2018
İYİ Parti ve 2K sorunu
31.5.2018
HDP'de organizasyon değil ama moral, motivasyon yerinde
30.5.2018
Seçim beyannamelerinde kadın ve eşitlik -2 - CHP
23.5.2018
Kadınların alkışını sadece HDP hak ediyor
16.5.2018
Bitmeyen şarkı: Adalet arayışı ve seçim ilişki
12.5.2018
Ey siyaset! Kadın hakları tali mesele değil...
9.5.2018
Münafıktan tövbeye arka bahçe seçim yatırımları
5.5.2018
Akşener, milliyetçilik ve HDP karşıtlığı
25.4.2018
Erdoğan neden seçilmemeli?
21.4.2018
Baskın, her zaman basanın olmayabilir
18.4.2018
Nafaka, istismar, kadın düşmanlığı
14.4.2018
'Çocuk kabul edilen' cinsel istismarın fail tarafı
11.4.2018
Ceza yüz kırk yıl olsa ne!
7.4.2018
Dillerin altında ne baklalar gizli
4.4.2018
Deizm sanılan belli ki riyakar dindarlığa itiraz
31.3.2018
Beş yıl kaçana iyi hal indirimi
28.3.2018
'Ankara kriterleri'nin ilki suskun başkent
24.3.2018
Kadın düştüğü yerden kalkarken
21.3.2018
Güncellemeden önce lazım olan hukuk
18.3.2018
Güncelleme 'mihne' olmasın
14.3.2018
Babasız çocuklar diyarı
10.3.2018
New York tekstil grevinden bugüne değişenler, değişmeyenler
7.3.2018
İstismarda hukuki boşluk: Akran şiddeti ve akran deneyimi kavramları
4.3.2018
Komisyon cinsellikle istismarı karıştırıyor
24.2.2018
İstismarın istismarı: Kastrasyon ve zina
21.2.2018
Sapık değil o beyler! İçinizden biri!
14.2.2018
Cinsel şiddeti meşrulaştıran devlet
10.2.2018
İnsana kıymak gibi çocuk hevesini söndürmek
7.2.2018
CHP kurultayından çıkan sonuç: Demokrasinin taşıyıcısı hâlâ sadece HDP
3.2.2018
Bunlar suçsa ört ki ölem
31.1.2018
Acil durumda eril şiddete nasıl müdahale etmeli?
27.1.2018
'Zeytin Dalı' gerçekten memleket meselesi mi?
24.1.2018
‘Kardeşim Esad’a zeytin dalı
17.1.2018
Bir kadın seçildiğinde...
10.1.2018
Diyanete sorular
6.1.2018
Sizin 'kutsal aile'nizdi, o minicik tabutlarla defnedilen
3.1.2018
Hijap baskısı gevşerken ikna odalarıyla İran
30.12.2017
Artık ben bir sosyal vebalıyım
27.12.2017
Sorunlar torunlara havale
24.12.2017
Şeklen Ceditçi zihnen Selefî
20.12.2017
Erkek SMS ile 'boş ol' dediğinde
13.12.2017
Boş ol çirkinliği size ismet hakkı bize
2.12.2017
Bir daha ‘can’ımız yanmasın
29.11.2017
Türkiye'de 137 sığınma evi var, en az 8 bin olmalı
25.11.2017
Eril Şiddetle Mücadele Günü
22.11.2017
Fişlenme değil sevgi gerek çocuklara
18.11.2017
Eril şiddeti kutsuyorsunuz aile bahane
8.11.2017
Örümcek ağı adaletine de hayır
1.11.2017
Kadın karşıtı kardeşlik: Din, bilim ve iktidar-4
28.10.2017
Kadın karşıtı kardeşlik: Din, bilim ve iktidar - III
25.10.2017
Kadın karşıtı kardeşlik: Din, bilim ve iktidar-2
21.10.2017
Kadın karşıtı kardeşlik: Din, bilim ve iktidar - 1
18.10.2017
Kerkük yeni Halep olmasın
14.10.2017
Büyükada iddianamesi ve hukukun olağan işleyişi
11.10.2017
Müftülük nikah yetkisi kimin yararına?
7.10.2017
Acillere acil müdahale ihtiyacı
4.10.2017
Dindarın dinden çıkaran kibri
1.10.2017
Neden o, M.A.A? Ya da kimse masum değil!
27.9.2017
Kürt bağımsızlığında Kerkük düğümü
20.9.2017
Viral eğitimle sürdürülebilir insansızlık mümkün
16.9.2017
Nevin: Hiçbir şeyi gönüllü yaşamadım
13.9.2017
Bizim kahraman savcımız
9.9.2017
Siyasetin ensestle imtihanı
6.9.2017
Ensest magazin veya şöhret aracı mı?
3.9.2017
Doğu'dan yükselen çığlık
30.8.2017
Yıldırım Kemal Şehitliği
26.8.2017
Çekilsin o tuğla yıkılsın duvarlar
23.8.2017
Adını ağzınıza alın artık
19.8.2017
Ey AK Partili! Hayal ettiğin toplum bu muydu?
16.8.2017
Tecridî tedrisat
12.8.2017
Yanlış iliklenen düğme
9.8.2017
Size bu hakkı kim veriyor?
5.8.2017
Edep! Ya! Hu!
2.8.2017
Sözlü beyan eski hastalık
29.7.2017
Müftülüklere nikah yetkisi
26.7.2017
İtaat değil itizal gerek
22.7.2017
Karanlığın rengi
19.7.2017
Bitmeyen 28 Şubat yapmışlar
15.7.2017
Korku dengesi
12.7.2017
Canparemizi İlknur’umuzu bize geri verin
5.7.2017
Nuriye ve Semih 119'uncu günde
1.7.2017
Şeytanı bol olsun
24.6.2017
Ramazandan bayrama kalanlar
21.6.2017
Etik ve demokratik açıdan sivil toplum ve 'Adalet Yürüyüşü'
17.6.2017
Tecavüzcünün ekmeğine yağ sürme!
14.6.2017
Peki ya sosyal kalkınma?
7.6.2017
Kadına yönelik şiddet, dayanışma zorunluluğu ve engeller
3.6.2017
Usule ilişkin sorular
31.5.2017
Demokrasi ve kadına yönelik şiddetle mücadele
27.5.2017
Üzerinde her canın hakkı var
24.5.2017
Ve terörün kazandığı an!
17.5.2017
Savaşın haini barışın mimarı: Siyah Giyen Kadınlar
10.5.2017
Kaza değil, kader değil, cinayet bu
26.4.2017
Yine denetim ve yeni demokrasi arayışı
22.4.2017
Büyük resim ya da asıl komplo
19.4.2017
Ekmek, aş niyetine payımıza düşen çile
5.4.2017
Kerkük, çilesi bitmeyen şehir
1.4.2017
'Hayır'dan sonra yeni anayasadan önce
29.3.2017
Beş yıllığına “anahtar teslim ülke” referandumu
26.3.2017
Değişiklik paketindeki 'iyi şeyler', ne kadar iyi?
22.3.2017
Hak, Adalet ve Vicdan için 'Hayır'
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Emlak8



Emlak8

Aradığın Evi Bul. Emlak8.Net

Dijital Reklam Ajansı Serbay Interactive