Saniye İçinde Yönlendiriliceksiniz


Besim F. Dellaloğlu

Gazete Duvar



Bookmark and Share

Aydının sosyolojisi 2


14.08.2020 - Bu Yazı 515 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

  Önce münevver sonra aydın kavramlarının Türkçede entelektüelin karşılığı olarak ortaya çıktığını belirtmiştim geçen haftaki yazımda. Ancak tarihsel tecrübeye bakıldığında münevver de, aydın da çok ender olarak entelektüel olabildi. Bu acı gerçek, insanların dirayetsizliğinin değil, tarihsel, toplumsal koşulların bir sonucuydu daha çok. Ama dilimizde olan aydın kavramı hâlâ bu tarihsel gerçeklikten oldukça uzak gözüküyor. Bunun temel nedeni benim bakış açıma göre Türkiye’nin öncelikle bir modernleşme toplumu olmasıdır. Batı’daki modernlik inşasının arkasında sınıflar vardır. Hatta çok daha somut bir biçimde ifade edersek, bugün Batı dediğimiz, modernlik dediğimiz, hatta medeniyet dediğimiz çerçeveler büyük ölçüde burjuvazi diye bir sınıfın hikâyesidir öncelikle. Türkiye gibi modernleşme toplumları ise modernliği öncelikle bir eksiklik, yokluk olarak keşfetmiştir. Kendisinde olmayan olarak. Üstelik bu bilinç öncelikle devlette ve onun yakın çevresinden ortaya çıkan bir bilinçtir. En azından başlangıcında toplumsal derinlikte çok fazla karşılığı olan bir bilinç değildir.

Bir zamanlar çok yaygın olan ama artık aynı sıklıkla kullanmadığımız bir terim vardı: Asker-sivil bürokrasi. Osmanlı-Türkiye tecrübesinde bu zümre uzun süre toplumsal değişimin ana aktörü olarak rol aldı. Aslında bunlar benim son iki yazımda daha ayrıntılı bir biçimde ele almaya çalıştığım münevver/aydın kategorisiydi. Bunların çok büyük bir bölümü modernleşme projesinin mekteplerinde okumuş çocuklardı. Bu tecrübe içinde örneğin özellikle askeri okullar önemli bir yer tutuyordu. Bu memleketin ilk doktorları, ilk mühendisleri, ilk ressamları genellikle askerdiler. Kurucularının genelde asker olmaları Cumhuriyet’in bir Kurtuluş Savaşı sonrasında kurulmasından kaynaklanmıyordu sadece. Ülkenin en iyi eğitimli insanları askeri okullardan mezundu.

İşte bu toplumsal zümre uzun dönem modernleşme sürecinin taşıyıcısı oldu. Bir anlamda Batı’da bir sınıf olarak burjuvazinin oynadığı rolü üstlendi neredeyse. Uzun lafın kısası münevver/aydın kategorisine Türkçede bu kadar büyük anlamlar yüklenmesinin arkasında böylesi bir tarihsel eksiklik fikri vardır. Münevver/aydın kategorisi işte bu sosyolojik eksikliği ikame etmiştir Türkiye’de. Aydının zaman zaman kendini sınıf sanması bundandır.

Osmanlı tecrübesinde önce Genç Osmanlılar ve ardından da Jön Türkler bu anlamda ilk aydın profilleriydi. Bunların ortak özelliği Osmanlı geleneğindeki ulemadan farklı olarak medreselerden değil modernleşme projesinin yeni mekteplerinden yetişmeleriydi. Bu yazının konusu değil belki ama bugün Türkiye’de çok yaygın olarak yaşanan Kültür Savaşları’nın temellerini aslında on dokuzuncu yüzyılda aramak çok abartılı olmaz.

Cumhuriyet’in kurulmasıyla birlikte yeni aydın profili Cumhuriyetçi/Kemalist aydın formu oldu. Cumhuriyet’in ideallerini Anadolu’nun en ücra köşelerine kadar taşıyan öğretmen imgesi, örneğin Çalıkuşu’nun Feride’si, yeni aydın tipi olarak ortaya çıktı.

1960’lardan itibaren ise Marksist/solcu aydın profili öne çıktı. Aslında bu yeni aydın profili bir anlamda Cumhuriyetçi/Kemalist aydın profiliyle de ilişkiliydi. Örneğin 1930’ların Kadro Hareketi, Cumhuriyetçi ve solcu profilin ilk bir araya gelme tecrübesini temsil ediyordu. 1960’ların Yön Hareketi ise aynı sentezin bir başka örneği oluyordu. İlkinde belki Cumhuriyetçi, ikincisinde solcu doz biraz daha öndeydi.

1980’lerden sonra ise İslamcı aydın profili daha belirgin olmaya başladı. Bir yandan 12 Eylül’ün solcu genç aydınları harcaması, diğer yandan Cumhuriyet’in filtrelerini bir şekilde baypas eden muhafazakâr ailelerin çocuklarının büyük kentlerin eğitim kurumlarına erişim sağlamasıyla İslamcı okuryazarlık ciddi bir biçimde yaygınlaştı.

Bunları Osmanlı-Türkiye tecrübesinin ana akım aydın kuşakları olarak da okuyabiliriz aslında. Ancak hangi aydın profilinin öne çıkacağını bu tecrübede genellikle kültürel kamusal alan değil siyasetin ihtiyaçları belirledi. Yani daha önce ifade ettiğim aydın işlevi daha önce saydığım donanımlarla siyasi beklentiler arasındaki ilişkiyi kurma becerisiyle ilgiliydi her zaman.

Bu aydın profilleri ve kuşakları arasında siyasal iktidara en uzak olan solcu aydın profiliydi. Ancak solcu aydın da siyaseten pek iktidar görmemesine rağmen, kültürel alanda hâlâ kolay kolay yıkılamayan bir hegemonya tesis etti. Türkiye’de özellikle solcular yazar, şair, sinemacı vb. olmayana aydın demiyorlar. Bunun kendi içinde bir mantığı da yok değil: Çünkü solcular bu alanlarda daha güçlü! Oysa özellikle de Türkiye’nin tarihsel tecrübesine baktığımızda aydın çok daha “orta kademe” bir profil. Yani Avrupai anlamda bir entelektüel değil.

Ancak artık dünyada da en azından daha önceki dönemlerde olduğu kadar büyük entelektüeller çıkmıyor. Zaman değişiyor. Artık Aydınlanma Çağı’nda değil, sosyal medya çağındayız. Post-truth çağı da diyorlar. Artık herkes “on beş dakikalığa”na da olsa “aydın”. Twitter’da bir hesabı olan herkes potansiyel olarak bir “yazar”. Artık herkesin kendine göre bir izler kitlesi var. Ama az, ama çok! Bu ülkede yaklaşık sekiz milyon üniversite öğrencisi var. Dolayısıyla bazı kavramları on sekizinci veya on dokuzuncu yüzyıldaki anlamlarıyla kullanamayız artık.

Belki de bu nedenle epey bir zamandır “aydın” yerine “okuryazar” kavramını kullanıyorum. Bunun kültürel kamusal alanla bağlantısını daha iyi ifade edebilmek için çoğu zaman “okuryazarlık” gibi bir kavrama da sık sık başvuruyorum. Bunun temel nedeni, kavramı biraz da o yüceltilmiş, mitleştirilmiş halinden arındırmak. Daha nötr, realist ve materyalist bir analiz yapabilme imkanına erişmek. Özellikle son iki yazımla sanırım şunu demek istiyorum: Artık toplumsal değişimi aydın üzerinden yönetme çağında değiliz. Çok daha geniş bir kamusallık üretmeden, toplumdaki sosyolojik çoğulluğun temsilinin sağlanması mümkün değil. Aydının abartılması aslında sosyolojik temellerin, örneğin sınıfın öne çıkmamış olması gerçeğine karşı bir ikameydi sadece.

.

Facebook Yorumları

Emlak8
7.03.2021
Türkiye'de yükseköğretimin soykütüğü
27.02.2021
Akademik ve üniversiter disiplinler
19.02.2021
Üniversite ile akademi aynı kurum değildir
4.02.2021
Proje dedektörlüğünün sosyolojisi
29.01.2021
Vasatlığın sosyolojisi
23.01.2021
Nizamiye üniversitesi
15.01.2021
Rektörlüğün dayanılmaz hafifliği
8.01.2021
Ne kadar ekmek o kadar köfte!
24.12.2020
Sepetten ayağa topun teorisi*
17.12.2020
Oyunun teorisi
10.12.2020
Politik simya
3.12.2020
Bir başkadır Meryem’in başörtüsü
26.11.2020
Bir başkadır sınıfın simyası
5.11.2020
Post-Türkiye: Değişimin ve sürekliliğin sosyolojisi
20.09.2020
Bir 12 Eylül muhasebesi
29.08.2020
Eleştirilerin sosyolojisi
20.08.2020
Entelektüelin sosyolojisi
14.08.2020
Aydının sosyolojisi 2
7.08.2020
Aydının sosyolojisi 1
25.07.2020
'Liberal aydının krizi' yazısını neden yazmadım!
18.07.2020
Post-Türkiye: Değişimin ve sürekliliğin sosyolojisi
9.07.2020
Kuşak sosyolojisi
2.07.2020
Hayaletlerin sosyolojisi
29.06.2020
Şerif Mardin ve Nilüfer Göle
19.06.2020
Hamurun sosyolojisi
12.06.2020
Sağcı aydının krizi
5.06.2020
Solcu aydının krizi
29.05.2020
Özgü(n)lük fetişizmi
22.05.2020
'Yerli sosyoloji' söyleminin sosyolojisi
15.05.2020
Hödüklüğün sosyolojisi
8.05.2020
Mahallenin sosyolojisi
1.05.2020
Okuryazarlığın sosyolojisi
26.04.2020
Bakarken düşünmek, düşünürken bakmak
17.04.2020
big little lies
10.04.2020
Sosyolojik nazar
2.04.2020
Delirmiş mi bu insanlar?
19.03.2020
Örgütlü düşüncesizlik
4.03.2020
Sistem fetişizmi
27.02.2020
Galatasaray'ın yeni oyunu
20.02.2020
Sanat eleştirisinin sırtındaki küfe
13.02.2020
Türkiye'de futbol hakemleri neden oportünist?
6.02.2020
Futbol hakkında yazabilir miyim?
23.01.2020
Mezarsız yazarı okuyamamak
16.01.2020
Bourdieu 'Sosyoloji bir dövüş sporudur' derken galiba haklıymış!
10.01.2020
Nasıl oluyor da bu işler böyle olabiliyor?
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Emlak8



Emlak8

Aradığın Evi Bul. Emlak8.Net

Dijital Reklam Ajansı Serbay Interactive