Burgos’un Gamonal mahallesinde bir haftayı aşkın süredir devam eden ve diğer kentlere de sıçrayan protestolar, ilginç bir şekilde Gezi olaylarını andırıyor. Burgos Madrid’in kuzeyinde yaklaşık 180 bin nüfuslu küçük bir kent. Ama protesto gösterileriyle Gezi Parkı gibi dünyada adını duymayan kimse kalmadı.

Aslında her şey kentin ana caddelerinden Calle Vitoria’yı genişleterek bir bulvara dönüştürme projesinin uygulamaya konulmasıyla başladı. Madrid’in Vallecas, Barcelona’nın Hospitalet semtleri gibi sanayileşme sonucu kırsal göç almış bir varoş mahallesi olan Gamanol’de bugün ciddi bir park yeri sorunu var. Eskiden işçiler ve dar gelirlilerin arabaları yokken şehir planı yapılmış olduğundan bu sorun akla gelmemiş. Bugün sorunu aşmak için mahalleli caddede iki sıra park ediyor ve ikinci sıradaki arabaları gerektiğinde itilebilsin diye vitesi boşta bırakıyor.

Caddeyi genişletme projesi, yeni bir park yeri inşasını da öngörüyor. Ancak yeni park yerleri mahallelinin altından kalkamayacağı kadar pahalı ve projeyle ayrıca dört şeritli cadde iki şeride iniyor. Mahallelinin projeye karşı çıkmasının temel nedeni bu, özetle; tıpkı Gezi’de mevcut parkı yok edeceği,  yeşile zarar vereceği düşüncesiyle Topçu Kışlası yapılmasına karşı çıkılması gibi.

Ekonomik krizin ve neden olduğu işsizliğin ağır yükünü iliklerine kadar hisseden mahalleli projenin 8.5 milyon avroluk maliyetine de işaret ediyor ve bunu kaynakları israf etmek olarak algılıyor. Bu kadar para mahalleli için harcansa daha iyi olmaz mıydı? Gençlerinin yarısı işsiz bir mahallenin sakinleri için bu sorunun yanıtı tartışmasız “elbette”.

Mahalleli ayrıca projenin sahibi iktidar partisi PP’li Belediye Başkanı Javier Lacalle’nin genelde birlikte iş yaptığı Antonio Miguel Méndez Pozo’nun bir kusuru olduğuna işaret ediyor. Méndez Pozo, bazı PP’li yerel yöneticilerle iş adamları arasındaki ihale yolsuzluğu, nam-ı diğer Gürtel davasından yargılanmış ve cezaevinde kalmış bir işadamı. Hatırlanacağı gibi, bu dava ünlü yargıç Baltasar Garzon’un meslekten 11 yıl men edilmesine yol açmıştı.

Hikâye bununla da sınırlı değil. Belediye Başkanı Lacalle, mahallelinin projeye karşı çıkması üzerine, itirazları yerel yandaş medya aracılığıyla boğmaya çalışıyor. Burgos’ta yerel medya deyince akla iki muhafazakâr gazete geliyor. Biri El Diario de Burgos  Méndez Pozo’nun gazetesi, diğeri El Correo ise başka bir yolsuzluk davasında yargılanmış olan José Luis Ulibarri’ye ait. Ulibarri’nin ayrıca hükümet yanlısı ABC gazetesiyle bağları bulunuyor. İşte tüm bu nedenlerle basit bir belediye projesi hükümet karşıtı siyasi bir projeye dönüşüyor.

Projeden vazgeçilmesine uzanan yol   

Belediye Başkanı Javier Lacalle’nin unuttuğu bir nokta vardı: İnternet ve sosyal medya. İspanya’da 15- M ya da Öfkeliler (Los indignados) hareketinde, dünyanın diğer köşelerinde, Brezilya’nın büyük kentlerinde, İstanbul’da, Ankara’da, Paris’te olduğu gibi, artık sosyal medya ile haberleşme çok daha etkin yapılıyor. Nitekim çok muhafazakâr ve koyu Katolik bilinen Burgos kentinde de protestolar bir haftayı aşkın bir süre devam etti. Bununla da kalmadı, başta başkent olmak üzere İspanya’da yaklaşık 30 kente sıçradı. Adli sicilleri temiz Gamonal’li göstericilerle, onlara hiç benzemeyen, şiddet kullanarak kamu mallarına zarar veren birçok protestocu dayanışma içine girdi. Gözaltına alınanlar, tutuklananlar, haklarında dava açılanlar oldu.

Başkan Lacalle, bütün bu olan bitene karşın Nuh dedi, Peygamber demedi. Parking ve bulvar projesinin parti programında yer aldığını, hatta ana muhalefet partisi PSOE’nin de benzeri bir projesi olduğunu, iki partinin oy toplamının yüzde 80’i bulduğunu, göstericilerin küçük bir azınlığı temsil ettiklerini söyleyip durdu. Ama o küçük azınlığın tam da projenin ana damarı olan yerde ikamet ettiklerini nedense unuttu.

Cuma (17 Ocak) sabahı Belediye Meclisi toplandığında, başta PSOE olmak üzere muhalefet projeden tümüyle vazgeçilmesini önerdiğinde Lacalle meclis çoğunluğuyla buna karşı çıktı. Mahallelinin bu güzel projeye neden karşı çıktığını bir türlü anlayamıyordu. Ancak baskılar sadece mahalleli ve muhalefetten gelmiyordu. PP yönetimi de Lacalle’yi yönetemediği bu krizi projeden vazgeçerek sonlandırmaya ikna etmek için çaba sarf ediyordu. Sonuçta kürtaj yasa tasarısı nedeniyle kamuoyu yoklamalarında ilk kez PSOE’nin altına düşen PP bu olayda zarar görüyordu.

Lacalle baskılara ancak yedi saat direnebildi. Akşam saatlerinde basın toplantısı düzenleyerek, kent barışını sağlamak için bu projeden temelli vazgeçtiğini açıkladı, tıpkı Gezi’de Topçu Kışlası projesinden vazgeçildiği gibi.

Gösterilere devam kararı   

Lacalle’nin bu açıklaması mahalleliyi sevince boğdu. Pencerelerden sevinç gösterileri yapan, sokakta birbirini kucaklayan mahalleli ilk kez yaptığı toplumsal direnişin meyvesini almıştı bir bakıma. Ancak Gezi’de de gördüğümüz gibi, projeden vazgeçilmesini yeterli görmeyenler ve diğer taleplerinin de yerine getirilmesini bekleyenler vardı.  Göstericilerin liderlerinden Enrique Alonso Velasco, “taleplerimizden ilki gerçekleşti ama gerçekleşmemiş üç talebimiz daha var. Bu talepler karşılanana kadar gösterilere devam edeceğiz” şeklinde bir açıklama yaptı.

Geri kalan taleplerden ilki Belediye Başkanı Javier Lacalle ve yardımcısının istifası, ikincisi, tüm gözaltına alınanların ve tutukluların serbest bırakılması ve nihayet gösterileri dağıtan (su sıkabilen, gözyaşı bombası atabilen) çevik kuvvetin kentten çekilmesi. Velasco’nun dün gösterilere devam açıklamasının ardından Gamonal’de gece yine protestolar vardı. Yaklaşık dört bin kişinin katıldığı kuvvetli yağmur altındaki gösteri genelde barışçıldı ama bu polise taş atılmasını ve biri polis birkaç kişinin yaralanmasını engellemedi.

Göstericilerin taleplerinden biri daha gerçekleşmişti aslında. Tutuklu mahalleli kalmamış, kefalet bedelini ödedikleri için herkes tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakılmıştı. Polisin çekilmesi de gösterilerle ilgiliydi; gösteri yapılmadığı takdirde, o gösteriyi kontrol etmekle görevli polis de olmayacaktı elbette.

Lacalle’nin istifasına gelince, kabul etmek gerekir ki bu, mahalleliyi aşan siyasi bir talep. Dolayısıyla bu talebi, mahalleliyi doğrudan ilgilendiren park yeri ve bulvar projesi gibi değerlendirmek mümkün değil. Yerel projelerde katılımcılık yani bir mahalle veya semtte gerçekleştirilecek projelerde, orada yaşayanların görüşlerini ve taleplerini dikkate almak önem taşıyor. Öyküsünü aktardığım Gamonal’deki gösterilerin, Gezi’de olduğu gibi, bu bağlamda önemli ve değerli olduğuna kuşku yok.

Buna karşılık, gösterilere şiddetin karışması, en az polisin orantısız güç kullanması kadar kabulü mümkün olmayan bir durum. Gamonel’le dayanışma amacıyla Madrid ve Barcelona gibi büyük kentlerde düzenlenen gösterilerde şiddete bulaşmış kişilerin eyleme katıldıkları görüldü. Barcelona’da düzenlenen yürüyüş sona erdikten sonra göstericilerle polis arasında çatışmalar çıktı. Özerk polis kamu malına zarar veren 600 gence müdahale etti. Aynı şekilde Madrid Puerta del Sol’deki gösterinin ardından polisle göstericiler arasında çatışmalar çıktı. Polis tarafından gözaltına alınanlar oldu.

Kısaca özetlemek gerekirse, Gamonel’de mutlu sona ulaşan bir katılımcı demokrasi örneği yaşandı, tıpkı Gezi’de olduğu gibi. Ancak Gamonal aynı zamanda dünyada, yerel taleplerle yapılan gösterilerin, katılımcılık kavramına girmeyen siyasi talepler ve şiddet eylemleri ile sarmalanarak, demokrasi etiketiyle sunulduğu bir muhalefet yönteminin bir başka örneğini oluşturuyor.  Küresel medyanın bazen Hamburg’da olduğu görmezden geldiği, bazen Gezi’de ve Brezilya’da olduğu gibi abartılı gördüğü bu muhalefet yönteminin demokrasi sınırlarını zorladığına kuşku yok.  O bakımdan bu tür protesto gösterilerinde tutum alırken, böyle bir muhalefet yöntemine destek olmamak da önem taşıyor.

  • Abone ol