Taraf gazetesinden; karanlıkların aydınlatılmasına katkı sunduğu için nefret edenler, gazeteyi destekliyor gibi görünüp siyasi ikbal peşinde koşanlar, içten içe cesur haberciliğini kıskanıp, çamur atanlar, yayın politikasını destekledikleri hâlde çekimser kalmayı tercih edenler, özetle hangi dünya görüşünden olurlarsa olsunlar herkesin bu gazeteyi, Türkiye’nin aydınlık geleceği için anlamaya çalışmalarında yarar var. Zira, bu gazetenin çıkış noktası, darbe yapıcıları ve onların destekçilerinin, AK Parti ile ortak hareket edilip adalet önünde hesap vermeleri ve sonrasında yayın hayatının bitirilmesi gibi önceden planlı bir proje değildir. Gazete, 2007 yılında yayın hayatına başlaması fikrinin uygulamaya konması öncesi Ankara temsilciliği görevi bana teklif edildiğinde, yasadışı derin devlet faaliyetlerini belirli çevrelere çıkar sağlamak amacıyla sona erdirip, ondan sonra da görevini tamamlayıp gidecek bir proje izlenimini asla vermedi. Zaten, yasadışı derin devlet faaliyetleri maalesef dipdiri, capcanlı yerinde duruyor. Bu hükümet, ara verdiği reformlarına dönmezse eğer, pusuda bekleyenler atağa geçecek.

 
 
Taraf’ı anlayabilmek için, komplo teorilerine hiç gerek yok, çıkış tarihlerinde Türkiye’deki gelişmeleri iyi okumak için çaba harcamak yeterli.
 
2001 ekonomik kriziyle birlikte Türkiye’de, aslında Pandora’nın kutusu açılmış, ne sahte bir düzen içinde yaşadığımız yüzümüze tokat gibi vurulmuştu. Ekonomik veriler sahteydi, abartılıydı. Kimisi medya patronu işadamlarının, dönemin güçlü isimleri Silahlı Kuvvetler mensubu generalleri, şirketleri ve bankalarının yönetim kurullarına alıp, yasadışı işlerini kitabına uydurmuş olduklarını öğrendik. Sonrasında AK Parti iktidara geldi, AB ipine sarıldı. 2003 yılı itibariyle olanca hızıyla askerî ve demokratik reformlara öncelik verdi. Türkiye, tarihinde ilk kez yapay olmayan bir istikrarı yakaladı. Reformlar, asker kökenli Dr. Ümit Kardaş’ın, “1940’lı yıllardan bu yana sürekli cuntalar, darbe girişimleri üreten” diye tanımladığı TSK’nın öncülüğündeki baskı düzeninin, yavaş da olsa gerilemesini sağladı.
 
 
Taraf’ın yayın hayatına başladığı yıllar, hükümetin demokratikleşme adımlarına direnen derin güçlerin, bu süreci ortadan kaldırmak için, insanın kanını donduran Dink ve misyoner cinayetleri gibi olayları, taşeronları aracılığıyla tezgâhladıkları, siyasi iradeyi sonlandırmak için muhtıralar yayınladığı yıllardır.
 
Bu açılım yılları; Türkiye’de, her kesim için acılarını, uğradıkları haksızlıkları dillendirmek için bir umut ışığı olmuş, cesaretlendirmiştir. Kimilerinin, ellerinde, imha edilmeden bin bir güçlükle kurum dışına çıkartmayı başardıkları Türkiye’yi bizzat içeriden bitirmeyi amaçlayan kaos planlarını yayımlayacak tek bir gazete bulamayınca Taraf umutları oldu. Bu birkaç iyi insan, Türkiye’ye, içeriden vurulan darbelere artık sessiz kalmak istemeyen sessiz kahramanlardı. Taraf da onların sesi oldu.
 
Biran için farz edelim ki Taraf, Türkiye’yi karanlıkta bırakmış, özgür nefes almamızı bile engellemiş derin devleti bitirme planı gibi bir misyonun parçasıydı. Peki, kötü mü oldu, bu sayede siz darbeseverler bile rahat nefes almıyor musunuz, inkâr etme yoluna gitseniz de.
 
Ve maalesef hükümet, ne zaman demokratik reformları askıya aldı, ifade özgürlüğünü ağır baskı altına almaya başladı işte o zaman Taraf, eleştiri oklarını iktidar partisine de yöneltti. Dolayısıyla Taraf, bir misyon gazetesi olmadığını, asıl derdinin demokrasiyi geliştirmek olduğunu ortaya koydu.
 
Bu hükümete ve de Türkiye’ye en büyük kötülüğü yapanlar, kısır siyasi çıkarları için yanlışlarını eleştirmeyip, örtbas edenlerdir. Hükümeti, yanlışlarını gördüğümüz ölçüde eleştirmek ülkemizin, yeniden karanlık günlere dönmesini önlemek adına bir vatandaşlık görevidir.
 
Ankara’dan bakıldığında, siyasetin ruh hâli daha iyi anlaşılır; kimilerimiz yazar, kimilerimiz, malum baskılar nedeniyle yazamaz bu ruh hâlini. Kimileri de iyi haberci olmadıkları, dolayısıyla havayı koklamaktan bihaber oldukları için yazmazlar.
 
Ama Ankara’dan elimizi vicdanımıza koyarak baktığımızda, Altan ve Çongar’ın istifalarının nedenlerinin arka planının çok hüzünlü ve can acıtıcı olduğunu, gazete sahibi Başar Arslan’ın, önceki akşam SKYTürk’e verdiği röportajdaki satır aralarında, bu hüznü ve acıyı okumanın da mümkün olduğunu düşünüyorum.
 
Onca yıl ahlaksızca ve hukuk dışı yollarla andıçlanan ben ve benim gibiler, hükümetin reformları ile nefes alır olmuş, Taraf ile daha fazla özgürlüğü tadar olmuştuk. Bizler, “Ha gayret Taraf, ha gayret hükümet, ara vermeyin demokrasinin ipine yeniden sarılın” diye, sesimiz çok duyulmasa da içimizden haykırıyoruz.
 
 
Taraf’ı anlamanın yolu Türkiye’deki değişimleri iyi okumaktan geçiyor. Anlamaya ve okumaya çalışmazsak eğer, eski karanlık günlere geri dönmemiz an meselesi.
 
 
[email protected]ronline.com
 

  • Abone ol